Garip Gerçekler

garip gerçeklerEl Şeklindeki BuzHırsızYumurta YağmuruZalim Bir Şaka ÖrneğiTesadüfün Böylesi Bilim Adamının İntiharıİkizlerKral ve 21 SayısıKral ve LokantacıAynı İsimli Katiller ve Baba-OğulÇöpçatan Şişe ve Bir EvlilikGezgin ŞişelerŞampiyon Şişe Amerika Başkanları’nın İlginç ÖlümleriDrakulaFilmler mi, Yönetmen mi Uğursuz?Gelinin Uğursuzu Garip 7 Rakamı Kumarhane Batıran Adam

El Şeklindeki Buz :

Bin dokuz yüz yetmiş dokuz yılının soğuk bir kış sabahında bayan Carol Alspaugh, mutfakta kahvaltı hazırlamakla meşgul iken, aniden korkuyla irkildi. Pencere pervazından kocaman bir buz parçası sarkıyordu, işin en korkunç olan tarafı ise, bu buz parçası bir insan eli biçiminde, hem de sakat bir insan eli biçimdeydi. Bu, çok garip, garip olduğu kadar da şaşkınlık verici bir olaydı, zira bayan Carol’ın ablası o gün elinden ameliyat olacaktı. Bayan Carol’a göre yoksa, bu, göklerden gelen bir işaret miydi? Bunun manası birkaç saat sonra ortaya çıktı, ablası ameliyat olamamıştı. Nedeni ise kadın aynı gün kolundan yaralanmıştı. Çünkü kadının koluna bir buz parçası saplanmıştı…

Yukarı

Hırsız :

Evrenin bu, kozmik şakacı gücünün, insanlarla oynadığı oyunlar öylesine değişiktir ki, mesela, İngiltere’de Kazaları Önleme Derneği’nin başına gelenler çok enteresandır. Dernek bin dokuz yüz altmış sekiz de bir sergi düzenler ve serginin düzenlendiği bina paldır küldür çöker.Yorkshire’lı mağaza hırsızının başına gelenler de çok enteresandır. Adamcağız bir süper markete girer, tam sanatını icra etmeye başlar iken, sekiz çift el yakasına yapışır. Aslında o süper markette mağaza dedektiflerinin yıllık toplantısı yok muymuş!! Böylesi rastlantılar sıkıntıdan patlayan kozmik şakacının işi olabilir.

Yukarı

Yumurta Yağmuru :

Yine İngiltere’den bir garip örnek daha; Bin dokuz yüz yetmiş dört yılı sonlarında Berkshire bölgesindeki bir okula gökten yumurta yağdı. Masmavi, bulutsuz bir gökten aniden yumurtalar düşmeye başladı. Bu yağmur birkaç gün sürdü arabalar, damlar, okul bahçesi, hep yumurta içinde kaldı. Yöre halkının yakıştırması hazırdı : UFO’lar! Fakat bu UFO, uçan daireler değil; Bilinmeyen Uçan Omletlermanasına geliyordu. Bölge havacılık dairesine soruldu, uçan omletlerden haberleri yoktu. Ancak işin enteresan tarafı bu okulun ismi İngilizce’de folluğu hazırla manasına gelen Keep Hatch’ti. Kısacası, gökten yumurtalar folluğa düşmüştü. Kozmik Şakacının yeni bir oyunu. Gökten, insanın başına bir çok şey yağmıştır. Amerikalı ünlü gariplikleruzmanı Charles Hoy Fort bu konuda çok kapsamlı araştırmalar yaptı ve enteresan yağmurlar listesi şunlardan oluştu :

Balık yağmuru

– Kurbağa Yağmuru

– Mühür Yağmurları

– Bunların en enteresan ve ürkütücü olanı ise, şüphesiz ki insan etiparçalarının yağmur halinde gökten yağmasıydı…

Yukarı

Zalim Bir Şaka Örneği :

New York Herald gazetesinin yirmi altı Kasım bin dokuz yüz on bir tarihli nüshasında korkunç bir cinayet haberi yer alıyordu. Sir Edmundbury Godfrey, vahşi bir şekilde öldürülmüştü, cinayetin işlendiği bölgenin ismi Greenberry Hill, yani Yeşil Böğürtlen Tepesi idi. Daha sonra cinayeti işleyen kişiler yakalandı ve asıldılar. Soyadlarını öğrenmek ister misiniz? Green, Berry ve Hill. Yani Greenberry Hill’de bu korkunç cinayetleri işleyenler Bay Green, Bay Berry ve Bay Hill. Herhalde Evren’in kozmik şakacısı, burada korkunç bir kelime oyunu yapıyordu!

Yukarı

Tesadüfün Böylesi  :

Detroit’te bir bebek on dördüncü kattan, Joseph Figlock adlı bir adamın üstüne düşer, ancak ikisine de bir şey olmaz ve kurtulurlar. Rastlantı bu ya, aynı adam bir yıl sonra, aynı kaldırımdan yürürken aynı bebek yine on dördüncü kattan onun üstüne düşer ve bebekle adam yine kurtulurlar. Tabi bu tip tesadüfler her zaman mutlu sonla bitmiyor. Bermuda’da iki kardeş, tam bir yıl ara ile, aynı yolcuyu taşıyan, aynı şoförün kullandığı, aynı taksinin altında kalarak öldüler.Diğer taraftan, ömürleri bir trajediden ibaret olan insanlar, hatta böyle aileler vardır. Ünlü Kennedy’lerin başına gelenler buna bir örnektir. Bu korkunç trajedilerin şeytan işi olduğu söylenip durmuştur yıllar boyu. Normal ötesi olaylarla ilgilenen birçok ciddi araştırmacının vardığı ortak bir görüş var: Kozmik şakacı her çağda, kendisinden ne bekleniyorsa, o kılığa giriyor. Örneğin Ortaçağ’da karşımıza ya şeytan çıkar, ya da cinler padişahı! Modern çağımızda ise ruh çağırma seanslarında gelen ruhların varlığı söz konusu.

Yukarı

Bilim Adamının İntiharı :

Çok saygın ve değerli bir bilim adamı olan James Mac Donald, bir uçan daireyi dünyaya inerken görmüştü, bunu bilim kongresinde anlatmaya karar verdi. Gördüğü şey doğru olduğu için korkulacak bir şey yoktu, fakat hesapları umduğu gibi gitmedi, kongrede bir meslektaşıyla bir konuda ters düşme talihsizliği yaşadı. Bu onun sonunu hazırlamıştı sanki! Meslektaşlarından biri onu fena köşeye kıstırmıştı, onlara göre bir uçan daire gördüğünü söyleyen kişiye inanılmazdı, böyle kişinin bilim adamlığı tartışılırdı. Konferansa katılan diğer bilim adamları da bu duruma gülüp, alaya aldılar Mac Donald’ı. O güne kadar tamamen normal kabul edilen bu saygıdeğer bilim adamı da, evine gidip kendini vurarak intihar eder.İnsanları her zaman gülünç durumlara da sokan kozmik şakacı, bazen de müthiş zamanlama oyunları yapar. Şimdi şu meydana gelen olaylara bir göz atalım:

-Özellikle balıklarla alakalı incelemeler yapan bir bilim adamının başına,Missisipi’de gökten balık yağdı…

-Yanık ölümleri konusunda uzman olan Dr. W.M. Krogman, tatil yaparken,bir gece bir bayanın kendi kendine tutuşup yanmasına şahit oldu…

-2 Nisan 1973 gecesi, İngiltere’ nin Manchester kentinde dolaşmaya çıkan bir meteoroloji uzmanının başına gökten kocaman bir buz parçası düştü…

Şimdi karar vermek sırası sizde. Dünyamızda çok kesin fizik yasaları olduğu kesin ama, aynı dünya aklın yasalarına uygun olmaktan ne kadar uzak. Yerçekimi var, evet, ancak, levitasyon durumu, bu yasaya açıkça meydan okuyor. Böylesi olaylarla karşılaşınca, evrenin büyük şakacısına inanmamak elde mi?

Yukarı

İkizler :

Lewis ailesinin bin dokuz yüz otuz dokuz yılında ikiz erkek çocukları oldu. Ailenin durumu, bu, iki çocuğun bakımına yetecek kadar parlak olmadığından, ikizlerden birini evlatlık vermek zorunda kalırlar. Ayrılan iki kardeş ancak aradan 40 yıl geçtikten sonra bir araya gelebildiler. Ve bir araya geldikleri gün de gariplikler ortaya dökülmeye başladı.İki kardeşe de James adı verilmişti, ikisi de eğitimlerini avukat olarak tamamlamışlardı. İkisi de, mekanik aletlere ve halıcılığa meraklıydılar hem de ustalık derecesinde. İkisi de evlenmişlerdi ve ikisinin eşlerinin adı da Linda idi ve de birer oğulları olmuş, ikisi de adlarını James Allan koymuşlardı. Her iki James Allan da ikişer kez evlenmişler ve ikisinin de ikinci eşlerinin adları  Betty idi. Sıkı durun; ikisinin de köpeği vardı ve isimleri Toy’du. Ve ikisi de her yaz Florida, ST Petersburg’da tatil yapıyorlardı. Bu olaya inanmayanlar, Digest dergisinin, bin dokuz yüz seksen yılı Ocak sayısını okuyabilirler.

Yukarı

Kral ve 21 Sayısı :

Fransız Devrimi’ nin bahtsız kralı on altıncı Louis, daha çocukluk çağlarında garip bir yabancı adam tarafından ziyaret edilir. Adam, bu genç kral adayını uyarmak istemektedir. Ona, yirmi bir sayısının kendisi için tehlikeli olacağını ve ömür boyu onu korumak için her ayın yirmi biri’nde onun yanında olmak istediğini söylemektedir. Fakat Louis, adamdan hoşlanmaz ve onu saraydan dışarı attırır. Adam son anda, karga-tulumba götürülürken “Yirmi bir sayısı seni öldürecek” diye haykırır. Aradan uzun yıllar geçer ve devrim patlar. Kral ve Kraliçe kaçarlar iken Varennes Ormanı’nda yakalanırlar, tarih yirmi bir Haziran bin yedi yüz doksan iki… Devrim Konseyi yirmi bir Eylül’de krallığı lağvedip, cumhuriyeti ilan etti ve Yirmi bir Ocak bin yedi yüz doksan üç’te ise Kral on altıncı Louis giyotinle idam edildi. Ne dersiniz, idam edilirken o garip adamı düşünmüş müdür acaba?

Yukarı

Kral ve Lokantacı :

İtalyan Kralı Birinci Umberto, bin dokuz yüz yılının yirmi sekiz Temmuzu’nda bir ödül töreni için Milano’ya giderken, dinlenmek ve bir şeyler yemek için küçük bir kır lokantasının önünde mola verir. Lokanta sahibi Kralı karşılamak için koşar ve o anda herkes şok geçirir, zira lokanta sahibi krala ikiz kardeşi kadar, şaşılacak derecede benzemektedir. Üstelik onun da adı Umberto’dur. Her ikisi de on dört mart bin sekiz yüz kırk dört’te aynı kasabada doğmuşlar, her ikisi de yirmi iki Nisan bin sekiz yüz altmış sekiz’de evlenmişler ve her ikisinin de karılarının adı Margherita, her ikisinin de birer oğlu var ve isimleri de Vittorio imiş. Kral Umberto’nun taç giyip, krallık koltuğuna oturduğu gün, diğer Umberto’da lokantasının açılışını yapmış. Bin sekiz yüz altmış altı’da savaşta Kralın albay rütbesiyle orduya katıldığı gün, lokantacı olan Umberto askere alınmış, çavuş olduğu gün ise, Kral Alay Komutanlığına yükselmiş.Daha sonra bu iki Umberto dost olurlar. Kral Umberto, tüm bu olaylardan çok etkilenerek, bunun önemli bir şey olduğunu belirtir ve ayrılırken lokantacı ikizine tekrar görüşelim der.Ve ertesi gün yardımcıları, meclise gitmeye hazırlanan Kral’a kötü bir haber getirirler, lokantacı Umberto, silahla şaka yapan bir arkadaşının  kaza kurşunuyla hayata veda etmiştir. Çok üzülen Kral, cenazeye katılacağını söyler ve sarayın merdivenlerinden inerken, üç el silah sesi duyulur. Suikastçının ilk kurşunu boşa gitmiştir ancak, diğer ikisi Kral’ın göğsüne saplanarak, yaşamını yitirmesine neden olur. Bu olayı kim, nasıl açıklayabilir, söyleyebilir misiniz?

Yukarı

Aynı İsimli Katiller ve Baba-Oğul :

Baron Rodemire de Tarazone’nin babası Claude Volbonne tarafından tabancayla vurularak öldürülür. Buraya kadar enteresan bir durum yok, fakat aradan tam yirmi yıl sonra, aynı yerde ve aynı adda bir şahıs tarafından Baron da öldürülür. Yer Fransa’nın Tarazone kasabası, tarih bin sekiz yüz yetmiş iki. Üstelik her iki katilin de birbirleriyle bir bağlantıları yok, akraba değiller ve de ayrı ayrı kentlerden Marsilya’ ya gelmişlerdi.

Yukarı

Çöpçatan Şişe ve Bir Evlilik :

Genç bir denizci olan İsveçli Ake, bin dokuz yüz elli altı yılında açık denizlerde seyrederken, bir şişenin içine herhangi bir kızdan kendisine yazmasını istediği bir yazı koydu ve şişeyi denize bıraktı. Şişeyi, yine bir denizci olan adamın biri buldu ve şaka niyetiyle kızı Paolina’ya verdi. Ancak bu şakayı sürdürmeye kararlı olan Paolina, genç denizciye bir not gönderdi ve bu mektuplaşma giderek samimi bir hal aldı. Genç denizci Ake, Sicilya’yı ilk ziyaretinden sonra da evlendiler.

Yukarı

Gezgin Şişeler :

Camın nasıl kırılabilir bir madde olduğunu hepimiz biliriz. Fakat, ağzı iyice kapatılmış bir şişe, denize karşı dünyanın en dayanıklı cismidir. Yeter ki içine su kaçmasın. Kent kıyılarında batan bir gemiden kalan on sekiz adet eski içki şişesi, battığı tarihten yani bin yedi yüz dört yılından tam iki yüz elli sene sonra, bin dokuz yüz elli dört yılında bulunmuştur. Bulunduklarında hepsi de yenilerinden farksız bir haldeydiler. Ancak diğer şişelerin kat ettiği yolu düşünmek bile korkunç! Diğer şişelerden ikisi Brezilya kıyılarında, bir diğeri de Nikaragua sahilinde bulundular. Onlar da diğer on sekiz şişe gibi yenilerinden farksızdı.

Yukarı

Şampiyon Şişe :

Bugüne kadar tutulan kayıtlara göre, en uzun yo yapan “The Flying Dutchman” adlı şişedir. Alman bir kaşifin, bin dokuz yüz yirmi dokuz yılında Güney Hint Okyanusu’ndan denize bıraktığı, içine bu şişeyi bulanın yerlerini bildirdikten sonra tekrar denize atmalarını istediği bir not bıraktı. Şişe, ilk kez Güney Amerika sahillerinde bulundu ve birkaç kez tekrar denize atıldı ve de karşı tarafa rapor edildi. Sonraları Atlantik okyanusu’na varan şişe yine Hint Okyanusu’nda ki denize bırakıldığı yeri geçerek en son bin dokuz yüz otuz beş yılında Avustralya’nın kuzey kıyılarında bir kez daha denize bırakıldı. Bu maceracı şişe, iki bin dört yüz kırk yedi günde tam on altı bin deniz mili yol yapmıştı.

Yukarı

Amerika Başkanları’nın İlginç Ölümleri :

Amerika tarihine damgasını vurmuş olan iki başkan Lincoln ve J.F. Kennedy, birbirlerinden yüz yıl arayla başkanlık yaptılar. Ölümlerinden sonra yerlerini alan yardımcılarının ikisinin de adları Johnson’du, A. Johnson bin sekiz yüz sekiz’de, L. Johnson ise 1908’de doğmuşlardı. Lincoln’ü vuran Booth ve Kennedy’yi vuran Oswald güneyliydiler ve mahkemeye çıkarılmadan vuruldular. İkisi de cinayetlerini bir tiyatro binasında işlediler ve daha sonra bir ahıra kaçtılar. Suikastın olacağı gün Lincoln korumalarından birine “Benim canımı almak isteyen bir adam var, başaracağından da kuşkum yok. Olacağı varsa önüne geçilmez.” demişti; Kennedy ise suikast günü eşine ve yardımcısına “Biri beni bir tüfekle pencereden vurmak isterse, kimse onu durduramaz.Bu yüzden niçin kendimi üzeyim.” demişti.Her ikisi de insan haklarını savunmalarıyla tarih sayfalarında yerlerini aldılar,  ikisi de bir Cuma günü, kafalarının arkasından vuruldular ve eşleri de yanlarındaydı. Lincoln’ün vurulduğu yer Ford Tiyatrosu idi, Kennedy ise, Ford tarafından yapılan bir arabada yaşamını yitirdi. Son tesadüf ise ve Kennedy’nin sekreterinin adının Evelyn Lincoln  olması ve başkana Dallas’a gitmemesini söylemesiydi. Lincoln’ün sekreterinin adı da aynıydı.

Yukarı

Drakula :

Bin dokuz yüz doksan bir yılında bir gece Drakula filminin İngiltere’de galası yapılacaktı fakat, filmin başlamasına çok az bir zaman kalmasına rağmen makaralar hala galanın yapılacağı sinemaya ulaşmamıştı. Daha sonra film makaralarını getiren arabanın yolda bir kaza yaptığı ve bundan dolayı da geç kalındığı öğrenildi. Filmleri getiren araba “Ulusal Kan Nakli Servisi” nin ambulansı ile çarpışmıştı.

Yukarı

Filmler mi, Yönetmen mi Uğursuz? :

İrwin Allen, sinema dünyasının önde gelen yönetmenlerinden biridir.Hele bu sayacağımız üç filmi hemen herkes tarafından bilinir. Bir transatlantiğin batışını konu alan “Poseidon Adventure” bir gökdelen yangını faciasını işleyen “Towering Inferno” ve bir volkan patlamasını anlatan “When Time Run Out”.  Bu üç filmden ilkinin çekimleri sırasında Queen Elizabeth Transatlantiği alabora oldu, ikinci filmin galası yapılırken Brezilya da üç gökdelen yandı, sonuncu da ise St. Helen Volkanı patladı. Bu yönetmen iyi ki kıyametle ilgili bir film yapmıyor!

Yukarı

Gelinin Uğursuzu :

İtalya Turin’de Prenses Maria Del Pozzo, Dük Aosta ile bin sekiz yüz altmış yedi yılının otuz Mayıs’ında evlendiler. Nikah izleyen günlerde ise şu olaylar meydana geldi :

-Prensesin terzisi odasında kendisini asmış olarak bulundu…

– Saray baş kapıcısı boğazını keserek yaşamına son verdi…

– Nikah töreni hazırlıklarından sorumlu albay, güneş çarpması sonucu öldü…

– Çift balayına çıkarken, balayı trenine yol veren görevli, trenin altında kalarak yaşamını yitirdi…

– Sarayın başyaveri attan düşüp öldü…

– Muhafız Alayının en kıdemli kişisi kendini vurdu…

– Daha sonra, yani bu altı ölümden, tam altı ay sonra Dük ve Prenses boşandılar.

Yukarı

Garip Yedi Rakamı :

Arthur Koestler, dünyaca ünlü bir yazardır. Bakın bu yazar yaşamına giren yedi’leri nasıl değerlendiriyor:

“Yılın yedinci ayının, yedinci gününde doğdum, haftanın yedinci günüydü ve yüzyılın yedinci yılıydı… Yedi çocuklu bir ailede dünyaya geldim, annem yedinci kardeşti ve benim yedi kardeşim vardı ve ben yedinci çocuktum… Yirmi yedinci doğum günümde, hayatımda ilk olarak bir at yarışına gittim ve oynadım…

Programa baktığımda, yedinci yarışın koşulacağını gördüm, at sayısı ise yediydi… Yedi numaralı atın adı yedinci Gök’tü, handikapı ise yediydi, yedide bir bahis açılmıştı ve ben bu ata yedi şiling yatırdım ve at yedinci geldi.”

Yukarı

Kumarhane Batıran Adam :

Dünya kumar tarihi bin sekiz yüz doksan bir yılında çok ilginç bir olayla sarsıldı. Monte Carlo Kumarhanesi’nde bir adam üç kez kasayı iflas ettirdi. Bilinen ve tanınan bir sima değildi ve daha önce buraya hiç gelmemişti. Kumar stili hiçbir sisteme dayanmıyordu ve sadece üç oyun oynadı. Şişman, orta boylu ve İngiliz’di. Rulette ilk iki turda kırmızı ve siyaha devamlı olarak oynadı ve hep kazandı, üçüncü turda daima beş sayısına oynadı ve otuz beş’e bir olasılıkla beş kez üst üste kazandı. Adamın verdiği isim sahteydi ve İngiltere’ de verdiği adreste bulunamadı ve kimse de onu bir daha görmedi.



Benzer Yazılar

Yorum Ekle