üye ol Üye Girişi Söyle Sözünü Anasayfa Yukari Çik
Bilgi Paylaştıkça Büyür

Adana İli Kültürel Detaylar

Adana İli Kültürel Detayları

Dil

Dil (Lehçeler, ağız-şive, sözcük hazinesi, gün, hafta, ay adları)

Geniş bir alana ve yoğun bir nüfusa sahip olan ilde tek bir ağızın varlığından söz etmek mümkün değildir. Merkezden hayli uzak ilçelerin ağızlarının farklı özellikler teşiyacağı kesindir. İdari açıdan Adana’ya bağlı bulunan ancak komşu illere daha yakın olan bu yerleşim merkezlerinin ağızları komşu il ağızlarından izler taşımaktadır.

Adana ağızlarınnda özellikle Pozantı Tufanbeyli Feke ağızları yaygın biçimde kullanılmaktadır.

Sözcükler ses bilgisi özellikleri
Örnekler :

Ünlülerle Ünsüzlerle
Gece – Ver-geç Domuz – Donuz
Cahil – Cahal Kuzu – Guzu
Kıymetli – Gıymatlı Kölge – Gölge
Otobüs – Otobos Koyun – Goyun
Gazete – Gazata Tatlı – Datlı
Zerdali – Zerdeli Sabah – Zabah
Karpuz – Garpız Köfte – Köhte
Çamur – Çamır Kibrit – Girbit

Söz dağarcığı:Adana ağızları geniş bir söz dağarcığına sahiptir.Söz varlığı incelendiğinde eski türkçe ve eskiAnadolu Türkçesi döneminde kullanılan, ancak bugün yazı dilinde kullanılmayan bazı kelimelerin, farklı şekil ve anlamlarda da olsa, Adana ağızlarında kullanılmakta olduğu görülür. Bu kelimelerin bazıları şunlardır.

Bayaktan , Bayahtan : “Az önce, Demin”
Böbü, Böğü: “Zehirli ve büyük örümcek”
Balcan “Patlıcan”
Bider “Tohum”
Banadura “Domates”
Dıhıl “Gir”
Dulda “Sığınılacak kuytu emin yer”
Gındırık “Aralık”
Kele “Ayol”

Aşık-Tekke Edebiyatı

Çukurova’da halk edebiyatı ve aşıklar geleneği yüzyıllardan beri sürmektedir. Bu konu ile ilgili yapılan araştırmalarda birçok masal, efsane, fıkra, ağıt vb. derlenmiştir.Bunlardan en iyi korunanı aşıklık geleneğidir. Adana’da aşıklar, sazlı (telden), sazsız (dilden) olmak üzere iki guruba ayrılır. Karacaoğlan, Dadadloğlu aşıkların en ünlülerindendir. Bunların dışında yörede; Aşık Yusuf, Deli Boran, Feymani, Osman Eyyubi, Aşık Abdullah, Gündeşlioğlu, İlbeyoğlu, Kırmızı Osman, Kul Halil, Kul Seydi İçgözoğlu, Aşık Karalı, Hacı Karakılçık, Abdulvahap Kocaman, Aşık Fidani, Aşık Ömer, Aşık Ali, Aşık Hüseyin, Değrtiçek ve İnce Arap gibi birçok aşık yetişmiştir. Kadın Halk Şairleri de bulunmaktadır. Bunların en ünlüleri; Durdu, Nazlı Gelin, Sinem Kız, Hasibe Hatun, Hasibe Ramazanoğlu’dur.

TÜRKÜ
Aşağıdan iskan emri geliyor,
Bezirganlar koçyiğide gülüyor,
Kitabın dediği günler oluyor,
Yoksa devir döndü, ahir zaman mı?Dadaloğlum der ki: Gördüm düşümde
Yiğide ad veriler onbeşinde
Alışkın tüfekle dağlar başında,
Azrailden başkasından aman mı!
DADALOĞLU

TÜRKÜ
Gök yüzünde tüten olsam
Yeryüzünde biten olsam,
Al benekli keden olsam,
Yar boynuna sarsa beni

Yar kolunda burma olsam,
Yedikleri hurma olsam,
Alçım alçım sürme olsam:
Yar kaşına sürse beni.

Karacaoğlan! Uşak olsam,
Yar beline kuşak olsam,
Bir atlastan döşek olsam:
Yar altına serse beni…
KARACAOĞLAN

TÜRKÜ
Bu dünyanın ötesini
Bulan var ise söylesin
Kaç yıl olmuş kurulalı
Bilen var ise söylesin

Her şeyi bilen yaradan
Alır bizleri buradan
Gidip de öbür dünyadan
Gelen var ise söylesin

Bu dünyada hoş gezersin
Bazı canından bezersin
Ölüp kendi cenazesin
Kılan var ise söylesin

Aşık Hacı’m demiş bunu
Bu dünyanın gelir sonu
Kendi alın yazısını
Silen var ise söylesin
Aşık Hacı KARAKILÇIK

TÜRKÜ
İki bülbül geldi, tüyü yeşilden,
Kepezini alamadım, başından.
Yayılırken ayrı düşmüş eşinden,
Ötsem garip, garip varsam tutulmaz.Gündeşlioğlum yaylalara çıkasın,
Deste deste mor sümbüller biçesin,
Mevlam kanat vere, bile uçasın,
Bir kuş için diyar diyar uçasın.
GÜNDEŞLİOĞLU

KOŞMA
Arzulayıp seni görmeğe geldim,
Yüzünde evvelki nurun kalmamış,
Evvel uğrun uğrun işmar ederdin,
Şimdi söylemeye dilim kalmamış

Böyle olduğunu bilsem gelmezdim,
Öğüt versen ol öğüdden almazdım,
Bahçem mamur deyi gelip girmezdi
Senin yol olmadık yerin kalmamış.

Boran’ın der; Geldim ise giderim,
Bağıban değilim, bağı’n ederim!
Varır bir fidana hizmet ederim,
Dökülmüş yaprağın gülün kalmamış.
DELİBORAN

TÜRKÜ
Fırladı semaya aşkın serçesi
Bir türlü engine inmek bilmiyor
Serçe ile uçtu aklım parçası
Gelip de serime konmak bilmiyor

Yarı özledim gerekten değil
Bu aşkı çektiğim meraktan değil
Yüzümün güldüğü yürekten değil
Gözlerimin yaşı dinmek bilmiyor

Un oldum sevdanın değirmeninde
Ezildim eledim piştim sonunda
Yakıcı bir atış kaynar kanımda
Yanar dağlar gibi sönmek bilmiyor

Eyyubi kalmadı direncim özüm
Dediğim çalmıyor üç telli sazım
İrademe bile geçmiyor sözüm
Gönül arzusundan dönmek bilmiyor
Aşık Eyyubi

Kalıplaşmış Sözler

Atasözleri

Dostunu yolculukta öğren
Ulular köpnü olsa basıp geçme
Akılsız iti yol kocatır.
Kapını sıkı tut komşunu hırsız etme.
Dosta Çayır, Düşmana Çadır göster.
Suyun Çağlamasından, İnsanın söylemesinden kork.
İnsan okumayla adam olmaz
Göç geri dönünce, Kötü eşek kervan başı olur.
Kelin canı kekil ister.
El- Etek öpmeyle el aşınmaz.
Bıçak sapını yontmaz
Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.
Adamın sırtına vurmuşlar da arkam demiş.
Terazi var tartı var, her işin bir vakti var.
Güz güneşinde kızım bahar güneşinde gelinim yansın.
Çayırda inek, Düğünde kız beğenilmez.
Deyimler

Kuru derede sele gitmek
Melefe gibi olmak
Gadasını aldığım
Bozlaklar ıhtırak
Bambığım
Havsalası almamak
Tahtası noksan
Cılk çıkmak
Sırma saçlı badem gözlü
Bıldırın bideri
Bire babam, bire anam
Gözü pörtlemek
Cibilliyeti bozuk
Pel, pel bakmak

Bilmeceler

İdris gider içi yok, çörek yapar tuzu yok. /Arı peteği.
Sarı tavuk dalda yatar dal kırılır yerde yatar./ Ayva
Dam başında dan bağlı, Gittim baktım gene bağlı./ loğ taşı
Kolu var ayağı yok karnı var canı yok./Ceket
İnsar yapar yapısını, kulu açar kapısını./İçli köfte

Dualar Beddualar
Gergef üstünde kullar
Allı yeşilli çullar
Kavuşsun hasret çeken
Dua edin komşularEvinin ambarına
Mum diktim şamdanına
Ya Rab kavuştur bizi
Bir kurban bayramına

Karanfilin saksıda
Bir yar sevdim Aksu’da
Mevlam bizi kavuştur
Akşam ile yatsıda

Atlas yorganın yüzü
Ayırdı felek bizi
Ayıran felek olsun
Kavuştur Mevlam bizi

Yanan ışığın sönsün
Baharın kışa dönsün
Bize beddua edenler
Bedduanız başa dönsünKara kara kazanlar
Kara yazı yazanlar
Cennet yüzü görmesin
Aramızı bozanlar

Elmayı dalda koyan
Gözümüzü yolda koyan
Cennet yüzü görmesin
Aramızı bozanlar

Gönlüme yar olasın
Evime gül olasın
Başkasını seversen
Benden beter olasın

Kahveyi pişir dursun
Koy fincana durunsun
Bizi böyle edenler
Sol böğründen vurulsun

Gidiyorum işte gör
Beni ancak düşte gör
Değerimi bilmedin
Bir kötüye düşte gör

Destanlar

Talihsiz kızın destanı:

Keşli’de bir genç kızla bir delikanlı birbirlerini severler, nişanlanırlar. Bir gün oğlan kuyudan su içerken düşer ölür. Bunu duyan kız çılgına döner. Bir daha evlenmemeye kırmızı verir. Yıllar sonra ailesinin ısrarı ile evlendirilir. Çoluk çocuğa kavuşur. Fakat kızın talihsizliği sürer. Bu sefer de kocası amansız bir hastalığı tutulur ölür. Bu olay üzerine Keşli köyünden Mustafa Sarı şu destanı söyler;

Emir Allah’tandır başın sağolsun
Ağlayıp gözyaşını sildinmi bacım?
Baharın yazların kışın sağolsun .
Dünyada eğlenip güldünmü bacım?

Gönlünü vermeşti, kuyuda kaldı.
Koca bir ömrünü acıya saldı
Sonra Hasan ile gönlünü aldı.
O nu da toprağa saldınmı bacım?

Kötüler ne bilsin insan hasını.
Kala bir ömür çekse yasını.
Koca bir köyün jandarmasını
Harput yakasında gördünmü bacım?

Kader bizim için ağını geriyor
Hasan’ımız bana acı veriyor,
Cenabı Peygamber ümmetim diyor
Allah’tan sabırlar aldınmı bacım

Hayatın Dönüm Noktaları

Doğum, Ölüm, ve sünnetle İlgili Gelenek ve Görenekler : Yeni doğan çocuğun yanına yeni doğum yapan başka bir anne giremez. Yeni doğan bebek yedinci, yirminci ve kırkıncı günü merasimle yıkanır. Çocuğun suyuna kırk adet taş, ayna para, yeşillik konur, başından aşağı dökülür.

Ölümünde ise ölü meydanda iken ölünün bohçası ortaya konur, ağıtçı adını verdiğimiz (genellikle kadınlar olur) kişi ağıdını söylemeye başlar. Ölü evinde 40 gün ışık söndürülmeden yanar. Cenaze dönüşü ev süpürülmez, cenazenin üzerine bıçak konur (metalin konulması cesedin şişmesini önlemek içindir), ölünün çenesi temiz bir tülbentle bağlanır. Ölünün 3, 7, 40 ve 52 yemekleri yapılarak mevlüt okunur.

Erkek çocuğunu sünnet ederken tutan kişiye kirve denir. Kirve olmakla iki aile birbirine akraba sayılır. Kirve bir nevi çocuğun manevi babası sayılır.

Evlenme: Erkek anneleri oğlu için beğendiği kızı, akraba, komşu gibi yakınları (genellikle kadınlardır) ile görmeye gider. Buna görücü denir. Beğenilen kız erkeğin ailesi ve yakınları ile istenmeye gidilir. Kız ailesi tarafından verilirse “Ağız Tadı” yenir (tatlı, baklava, şeker sucuğu, lokum ve şerbet olur).

Kız evi oğlan evine eşya ve para listesi verir. Liste ağırsa araya hatırı sayılan kişiler konularak hafifletilir. Bazı yörelerde başlık parası halen alınmaktadır. Daha önce anlaştıkları takılar elbiseler alınarak nişan yapılır. Düğün genellikle buğday ve pamuk hasadı sonu yapılır. İki dini bayram arası düğün yapılmaz. Düğüne çağrılacak kişilere ufak hediyeler; (Havlu,örtü, mendil, Çorap vs.) verilerek davet edilir. Bu hediyelere okuntu denir. Düğünden bir gün önce kına yakılır. Düğün günü bayrak evin dam direğine bağlanır, bayrak sereninin üst ucuna bir soğan dikilir.

Eskiden köy yerlerinde genellikle gelin ata bindirilerek götürülürdü. Evine atla getirilen gelin inmez, damat babası eline hediye verir (tarla, bahçe, inek) öyle indirilir. Gelin kapı önüne konan su testini tekme vurup devirir, su üstünden geçer, yağlı ballı denilen yaprak arasındaki tatlıyı kapıya yapıştırır (mutluluk ve soy sürme amacıyla), kaynananın oklavası altından (kaynanaya saygı ve sevgi olması amacıyla) geçer, odasına geçincede sandığını açar seymenlere, yengelere (gelinin etrafında dönen kadınlar), ergen gençlere hediyeler verir. Dualar okunur.

Askerlik: Adana’da gençleri askere uğurlamak önemli bir olaydır. Askere gidecek olan delikanlı askere gitmeden 10,15 gün önce bütün işlerden el çektirilir. Delikanlı bu süre dinlenir, gezer, eğlenir. Tüm tertipler son günlerinde birbirlerini evlerine davet ederek ziyafet çekerler. Davetlilere çerez ikram edilir, çalıp oynanır. Ailesinin maddi durumu iyi olanlar ise davar kesip mevlit okuturlar. Askere gidecek olan delikanlı askere gitmeden önce bütün akrabalarını ve yakın dostlarını ziyarete gider. Akrabaları ve yakın dostları genci yemeğe davet eder. Bu yemeği veda yemeği şeklinde düzenlerler. Ziyaret ettiği akrabalar askere uğurlama sırasında belli bir miktar para verirler. Bu paranın miktarı önemli değildir. Önemli olan verilmesidir. Bu bir gelenektir.

Askere gidecek gencin askere gitmesine birkaç gün kala sağ serçe parmağına kına yakılır. Halk kültüründe kına yakılması yaygındır. İnanışa göre koçlara yakılan kına; Allah’a kurban etmek için; Kızların saçlarına, gelinin ellerine yakılan kına; kocasına kurban etmek için; askere gidecek gencin eline yakılan kına; vatana kurban etmek içindir. Kınada davul zurna ile akraba, yakın dostlar ve köyün gençleri eğlenirler.

Halk Bilgisi

Halk Hekimliği:
Kırık Çıkık: Yörükler kırık çıkık konusunda çok deneyimlidirler. Kırılan veya çıkan yeri doğrultarak, düzeltilen kemiği kamış veya tahta çıtayla bağlayıp üzerine sabun ve yumurtanın beyazı ile hazırlanmış bir tür macunu alçı gibi sürerler.

Zatürre – Sancı: Koyun derisine Koyun iç yağının balla karıştırılması ile elde edilen sıvı ağrıyan yere bağlanır.

Kurşun yarası: Kurşun, sıcak katranın yaranın üzerine sürülmesi ile çıkartılır. Katran yaranın mikrop kapmaması için sürülür.

Sancı – Sızı: Tere otu, ayvadan ve yarbun gibi çeşitli otların dövülmesi ile hazırlanan macun sızlayan yere sürülür.

Doğum Ağrısı: Koyun ve keçi kesilip derisi sıcak olarak hastanın karnına sarılır. Kekik yağı şekere iki damla damlatılır, şeker yenir.

Göz Ağrısı: Çakır dikeninin çiçeği ezilir Lohusa kadının sütüyle karıştırılıp göze damlatılır.

Verem:
Verem tedavisi için çam ve katran ağaçlarının sulu kabukları yenir.

Taş düşürme:
Binbaşı otu kaynatılarak suyu içilir.

Yara:
Kurutulmuş kantron oto zeytinyağı ile karıştırılıp merhem haline gerilerek açık yaralara sürülür. Yanmış kav külü sürülür.

Mide:
Kurutulmuş kantron otu çay gibi demlenip içilir.

Şeker hastalığı:
Yavşan otu çiçeği çay gibi demlenip içilir.

Karın Ağrısı:
Bir soğan soyulur. İçine tütün, katran, ardıç çekirdeği ezilerek konur, toprağa gömülür. Gerektiğinde topraktan çıkarılarak ilaç olarak kullanılır.

Sarılık:
Sarılık ağacının suyu kaynatılarak içilir.

Güneş Çarpması:
Hayvan derisine sığır tersi konur. Hasta bu deriye sarılır.


Halk Veterinerliği:

Hayvan zehirlenmesi: Nar ekşisi, şap, toprak, sarımsaklı yoğurt karıştırılıp hayvanın ağzından verilir. Karnına katran sürülür.
Hayvanların ezik ve çürükleri: Ezik yerlere katran sürülür.
Hayvanların kan tutması: Keçi ve koyunları kan tuttuğunda kulağı kesilir.

İnanışlar

Kumru, Güvercin ve kırlangıç gibi kuşların vurulması günah sayılır. Ziyarete, yatırlara ve ağaçlara dilek için bez ve saç bağlanır. Kaybolan eşya için kol okunur. Kol büzülürse kaybın bulunacağına inanılır, buna da kol karşılamak denir. Nazara çok inanılır. Bazılarının ışıklı bir göze sahip olduğuna, bu insanların kötü bir niyetle baktıklarında nazar değdiğine inanılır. Özellikle nazar değmesin diye karaçalı, dardağan, kördikenden süs yapılarak mavi boncukla birlikte hayvanların boynuna takılır.Ayrıca deve boncuğu ve gök boncuk, hayvanlara ve çocuklara takılır.

Yeni gelin aileye huzursuzluk getirmesin diye ayağının altı hafifçe yakılır.

Öğleden sonra bereket kaçmaması için süt, yoğurt ve damızlık verilmez.

Oyun-Spor
Seyirlik Oyunlar

Pembe Nine oyunu, Kına gecesi oyunu, Alaydan malaydan oyunu, Karşılama oyunu, Kartal Oyunu, Serçe oyunu, Yaş oyunu, Bacadan çıkma oyunu, Yumurta oyunu, Sevme isteme oyunu, Nazlanma oyunu, Kuburo oyunu, Hüsoyla Hasso ve Sinsin oyunu, Kız kaçırma oyunu, Tilki oyunu,

Spor

Karaisalı Kılzıldağ Yaylası karakucak güreşleri her yıl 30 Ağustus’da kutlanır.
Mini Futbol Turnuvası Her yıl 21 Mayıs – 16 Haziran tarihleri arasında Yüreğir Belediyesi tarafından düzenlenir.
Halk Oyunları: (Yöresel halk oyunları, tarihçeleri, oynanış nedenleri, giysiler vb.)

Adana İlinin geleneksel halk dansı halaydır. Davul zurna, eşliğinde genel olarak üçlü tekrarlanan figürlerle oynanır. Diğer halk oyunları ağırtma, çifte telli, Adanalı, hoş bilezik, orke, şirvanı, gelgel, acem kız oyunu, Sinsin, Cirit (At ile oynanır), Mantufar (Hıdırellezde oynanır.)

Giyim, Geleneksel Sanatlar

Kırsal kesimde erkek ve kadın giyiminde “şalvar” ön plandadır. Kadın giyiminde şalvarla birlikte “güdük” olarak adlandırılan uzun kollu, yakasız, önden yırtmaçlı bir bluz, başa takılan kenarları oyalı, renkli desenli “yağlık” denilen yazmalar ve ayağa giyilen “yemeni” veya “lastik pabuçlar” yer almaktadır.

Erkek giyiminde ise şalvarla birlikte bedene giyilen “mintan” ve başa takılan “kasket” görülür.

Kadın Giysileri:

Başlık: Fes, taç, yazma, tülbent, genç kız başlığı, gelin başlığı, evli kadın başlığı, kalıplı fes, kefiyeler, gazi, Mahmudiye, Dul kadın başlığı, İhtiyar kadın başlığı
Giysi: üçetek dolama, fistan, cepken, yelek (güdük), şalvar, don, gömlak, kuşak, kolçak, yemeni, çorap.

Erkek Giysileri:
Başlık: Börk, Fes, Terlik, Gömlek, Şalvar, Yelek, Kuşak, Yemeni, Çorap, Aksesuar.

Süslenme, Aksesuarlar: Bilezik, Kemer, Yüzükler ve küpeler, içek ve tozaklar.

Geleneksel El sanatları ve Hediyelik Eşya:Önceleri bölgede çok yaygın ve gelişmiş olan el sanatları 20. yy.da teknolojinin gelişmesiyle eski önemini kaybetmeye başlamıştır. Köy ve ilçe merkezlerinde dokumacılık, küçük el sanatları ile uğraşanlar bulunmaktadır. Bunların başlıcaları, halı, kilim, çul, çuval, heybe, torba,savan, çorap, vb. Ayrıca sandık, dolap, ekmek tahtası, oklava gibi tahta işlerine de Pozantı, Aladağ, Karaisalı ilçelerinde rastlanır.

Müzik Kültürü

Adana ve İlçelerinde kırık havalardan ziyade uzun havalar rağbet görür.

Kozan ve İmamoğlu yöresinde bozlakların harman olduğu yer olarak bilinir. Daha çok Karacaoğlan (Türkmen) ve Dadaloğlu (Afşar Bozlağı) havaları okunur. Feke,

Saimbeyli ve Tufanbeyli yöresinde daha çok Kayseri ve Orta Anadolu havalarının etkisi görülür.

Karaisalı, Aladağ, Pozantı’da kırık havalar, Topuk havası veya Henk havası bilinir.

Topuk Havaları ezginin hareketli ve oynak olduğunu, Henk Havası ise genelde kadınların düğünlerde leğençe çalarak söyledikleri ezgi olarak bilinir. Yeşillim ve Gide Gide Bir Söğüde Dayandım en yaygın olanıdır.

Ceyhan, Yumurtalık, Karataş İlçelerinde bozlak, kırık ve uzun havalar yaygındır.

Adana Merkezinde ise göçlerden dolayı kozmopolit bir kültürün oluşmasını sağlamıştır. Bu nedenle yöre türkülerinin merkezi haline gelmiştir. Ayrıca ağıtlar önemli bir yer tutar, savaş, kıtlık, yokluk, ayrılan sevgililer için söylenir.

“Ne Karaymış Şu Alnımın Yazısı”, “Karabahtım Kem Talihim”, “Şu Dünyada Üç Nesneden Korkarım”, “Yalandır Şu Dünyanın Ötesi”, “Yalan” ve “Ala Geyik Gibi Boyun Sallarsın” önemli halk türküleridir.

Yiyecek-İçecek (Gastronomi)

Yöre Mutfağı (Gastronomi)

Adana yöresinin zengin bir mutfağı bulunmaktadır. Mutfağın bu kadar zengin olmasının nedeni çeşitli kültürlerin etkisinde kalmasıdır. Adana yemeklerinin en büyük özelliği un, bulgur, et ve çeşitli baharatların kullanılmasıdır. Aynı zamanda süt, yoğurt, peynir ve çökelek de bol miktarda kullanılmaktadır. Adana kebabı çok ünlüdür. Bunun yanında bol yeşillik, ezme, salata yenir ve mevsimine göre ayran veya yöreye özgü şalgam suyu içilir. Kesme ya da hamur çorbası, yüzük çorbası, düğün çorbası, sebze yemeklerinden süllüm, mercimekli ıspanak başı, kabak çintmesi, bulgur yemeklerinden ekşili topalak, sarmısaklı köfte, içli köfte, sakatat dolması, kebaplardan Adana kebabı, içeceklerden şalgam veya meyan kökü, tatlılardan karakuş tatlısı, taş kadayıfı ve halka tatlısı Adana mutfağının özgün yemeklerindendir.


Sıkma

Şalgam Suyu

Yazar Hakkında

Hakkında: Kavi"!"
Kimlik kartı

Bir Cevap Yaz

kendi isteğimle kurallara uygun yazıyorum. (Lütfen yandaki kutuyu işaretleyin.)

Otomatik robotlara karşı soru.