İstanbul Tarihi Yerleri Listesi

Bahçekapı’dadır. Yapımına I. Abdulhamid döneminde 1775/1776’da başlanmıştır. Medrese dershanesi mescit olarak kullanılmıştır. Ticaret Borsası olan medreseyi, 1781’de Mimar Mehmet Tahir Ağa yapmıştır. İki katlı, avlu çevresinde dizili revaklı odalardan oluşan, klasik üslupta bir yapıdır. Köşesinde iki katlı, çapraz tonoz örtülü kitaplık bulunmaktadır. Avludaki mermer şadırvan barok üsluptadır. Mimar Mehmet Tahir Ağa’nın 1789’da yaptığı Hamidiye Türbesi, köşeleri yuvarlatılmış kare mekân biçimindedir. Üstü kubbeli olup, girişi revaklıdır. Pencere ve kapıları sedef kakmalıdır. Burada I. Abdulhamid, IV. Murat ve şehzadeler gömülüdür. Mehmet Tahir Ağa’nın baş mimarlığı sırasında yapılan sebil, iki yanı çeşmeli, kubbeyle örtülü bir yapıdır.

Küçük Efendi Külliyesi

Yedikule’de cami, kitaplık, çeşmeden oluşan küçük bir yapı topluluğudur. Çeşmedeki yazıta göre 1825’te Şeyh Muhammed Abdürreşid yaptırmıştır. Caminin oval ana mekânı, on ahşap sütuna oturan ahşap bir kubbeyle örtülüdür. Kitaplık, cami duvarına bitişik, iki bölümlü bir yapıdır. Sokak üzerinde içbükey ve dışbükey kıvrımlı barok çeşme, 1957 yangınından sonra kötü bir onarım geçirmiştir.

Türbeler

I. Mustafa ve İbrahim Türbesi

Ayasofya Camii giriş kapısının sağındaki kubbeli, yalın yapıdır. Bir süre Bizanslıların vaftiz yapısı ve caminin yağhanesi olarak kullanılmıştır. İçeride 15 sanduka bulunmaktadır.

Barbaros Türbesi

Beşiktaş Meydanı’nda Barbaros Anıtı’nın karşısındadır. 1541’de Mimar Sinan yapmıştır. Sekiz köşeli, önü revaklı, kubbeli, yalın bir yapıdır. Yapının içi renkli bezemelidir. Üstteki alçı pencereler vitraylıdır. Bahçesindeki 25 gömütte yakınları gömülüdür.

Hüsrev Paşa Türbesi

Fatih’tedir. 1545’te Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Klasik üslupta, kesme taştan, sekiz köşeli bir yapıdır. Köşelerde ince, yuvarlak sütunlar yer alır. Yüksek kasnağa oturan kubbe ile örtülüdür. Pencereler işlemelidir. İçinde, Kanuni’nin sadrazamlarından Hüsrev Paşa’nın sandukası bulunmaktadır.

Sokullu Mehmet Paşa Türbesi

Eyüp’tedir. 1574’te Mimar Sinan yapmıştır. Çok köşeli, köşeleri ince sütunlu, kubbeli bir yapıdır. Sivri kemerli pencereler alçı kafeslidir. Türbede 17 sanduka bulunmaktadır.

II. Selim Türbesi

Ayasofya Camii mezarlığındadır. Buradaki türbelerin en eskisidir. 1577’de Mimar Sinan yapmıştır. Ak mermerden sekiz köşeli yapının girişi ve duvarları değişik renkte çinilerle kaplıdır. Giriş, dört sütunlu, küçük kubbeli ve saçaklıdır. Ana mekânı örten büyük kubbe, 8 mermer sütuna oturmaktadır. Türbe mimarisinin seçkin örneklerinden olup, içinde 42 sanduka bulunmaktadır.

Nişancı Mehmet Paşa Türbesi

Atikali’de caminin solundadır. Sekiz köşeli, kubbeli yapının 1592 tarihli yazıtı vardır. Burada, Nişancı Mehmet Paşa ve oğlu gömülüdür.

III. Murat Türbesi

Ayasofya Camii’nin mezarlığındadır. Mimar Davud Ağa, 1595’te yapmıştır. Mermer, altı köşeli yapının önünde dört sütunlu revak vardır. İçi İznik çinileriyle süslüdür. Kapısı sedef kakmalıdır. Duvarlarını yazılar dolanmaktadır. Türbede III. Murat’ın sandukasıyla birlikte 54 sanduka vardır.

Sinan Paşa Türbesi

Beyazıt Meydanı yakınında, Yahya Kemal Müzesi karşısındadır. Mimar Davud Ağa, 1596’da Sadrazam Koca Sinan Paşa için yapmıştır. Dıştan on altı, içten sekiz köşeli, kubbeli, taştan bir yapıdır. Önünde, 1594 tarihli sebili vardır.

Şehzadeler Türbesi

16. yüzyıl sonunda yapılmıştır. Ayasofya Camii mezarlığındaki en küçük türbedir. Kesme taştan, sekiz köşeli yapıdır. Burada III. Murat’ın çocukları gömülüdür.

Siyavuş Paşa Türbesi

Eyüp’te, Sokullu Türbesi karşısındadır. 1602’de Sadrazam Siyavuş Paşa için yaptırılmıştır. Dıştan on altı, içten sekiz köşeli yapının, iç duvarları renkli çinilerle kaplıdır. Kubbesi 8 ayağa oturmaktadır. Üst pencereler vitraylıdır. Caddeye bakan yüzünde Şair Hâkimi’nin dizelerinden oluşan yazıtı vardır.

III. Mehmet Türbesi

Ayasofya Camii mezarlığındadır. I. Ahmet, 1608’de babası III. Mehmet için Mimar Dalgıç Ahmet Ağa’ya yaptırmıştır. Sekiz köşeli, kubbeli, klasik üslupta bir yapıdır. İçi yazılı ve çiçekli çinilerle süslüdür. Türbenin her yüzünde üç dizide iki pencere bulunmaktadır. Burada III. Mehmet’in sandukasıyla birlikte 26 sanduka vardır.

Güzelce Ali Paşa Türbesi

Beşiktaş’ta Yahya Efendi Türbesi”nin yanındadır. Dört köşeli, kâgir, kubbeli yapıda 6 mermer işlemeli sanduka bulunmaktadır. Güzelce Ali Paşa’nın sandukasının 1620 tarihli yazıtı vardır.

Emir Buhari Türbesi

Fatih’tedir. 1779 tarihli mermer yazıtında, türbeyi Darüssaade Ağası Cevher Ağa’nın yaptırdığı yazılıdır. Kesme taştan, kubbeli bir yapıdır.

Karaca Ahmet Türbesi

Üsküdar’da Karacaahmet Mezarlığı’ndadır. Dört köşeli, kiremit örtülü yapının kapısında 1866 tarihli onarım yazıtı yer almıştır. İçinde Hacı Bektaşi Veli’nin müritlerinden Karaca Ahmet’in (14. yüzyıl) pirinç parmaklıklı sandukası vardır. Sandukanın önünde 1803 tarihli yazıt bulunmaktadır.

II. Mahmut Türbesi

Divanyolu’ndadır. Abdülmecit, 1840’ta babası II. Mahmut için yaptırmıştır. Mimarı Karabet Balyan’dır. Ampir üslupta yapı, ak mermer kaplıdır. Basamaklarla çıkılan türbe, sekiz köşelidir; kubbesi kabartma çelenk ve çiçeklerle süslüdür. Yapıyı, içten Hattat Mehmet Haşim’in yapıtı, mermer yazıt dolanmaktadır. İçerde 11 sanduka bulunmaktadır. II. Mahmut, Abdülaziz, II. Abdülhamit ve yakınları burada gömülüdür.

Sümbül Efendi Türbesi

Koca Mustafa Paşa Camii’nin önündeki mezarlıktadır. 19. yüzyıl ortalarında yaptırılmıştır. Odalardan birinde Serasker Rıza Paşa’nın, öbüründe Sümbül Efendi’nin sandukası bulunmaktadır.

Gülüstü Sultan Türbesi

Fatih Camii’nin mezarlığındadır. Abdülmecit, 19. yüzyıl ortalarında karısı Gülüstü Sultan için yaptırmıştır. Yuvarlak, kubbeli bir yapıdır. Kubbesi kalem işleriyle süslüdür. Türbede 9 sanduka bulanmaktadır.

Merkez Efendi Türbesi

Merkez Efendi Mezarlığı’nın arkasındadır. Dört köşeli türbenin cami yönündeki kubbeli odasında, Merkez Efendi’nin sedef kakmalı parmaklıkla çevrili sandukası bulunmaktadır. Bitişiğindeki odada da yakınlarının 12 sandukası vardır. 19. yüzyıl ortasına tarihlenen kubbedeki yazı, Hattat Şevket Vahdeti’nindir. Türbenin yanındaki tek minareli küçük camiyi, Yavuz’un kızı Şah Sultan 1514’te yaptırmış, 1837’de II. Mahmut onartmıştır.

Abdülmecit Türbesi

Sultanselim’de, Sultan Selim Külliyesi’nin hazinesindedir. 1861’de Mimar Karabet Balyan’a yaptırılmıştır. Sekiz köşeli, basık kubbeli, yalın bir yapıdır. İçinde Abdülmecit’e ait sanduka bulunmaktadır.

Fuat Paşa Türbesi

Sultanahmet’te Fuat Paşa Camii’nin yanındadır. 1869’da Keçecizade Fuat Paşa için yaptırılmıştır. Sekiz köşeli, kubbeli, duvarları işlemeli, güzel bir yapıdır. İçinde üç sanduka bulunmaktadır.

Zeynep Kamil Türbesi

Zeynep Kamil Hastanesi’nin ön bahçesindedir. 1876’da yaptırılmıştır. Tek kubbeli, sekiz köşeli, alt bölümü mermer bir yapıdır. Burada Sadrazam Yusuf Kamil Paşa, Prenses Zeynep Kamil ve Kavalalı Mehmet Ali Paşa gömülüdür.

Gazi Osman Paşa Türbesi

Fatih Camii haziresindedir. 20. yüzyıl başında, Mimar Kemalettin’e yaptırılmıştır. Dört köşeli, kubbeli, mermer yapının içi süslemesizdir. Burada yalnızca Gazi Osman Paşa’nın sandukası bulunmaktadır.

II. Mehmet Türbesi

Eyüpsultan’dadır. V. Mehmet Reşad 1910’da Mimar Kemalettin’e yaptırmıştır. Yazıları Hattat Ömer Vasfi’nin, çini süslemeleri Kütahyalı Hafız Emin’indir. Sekiz köşeli türbeye mermer basamaklarla çıkılmaktadır. Kubbe içi yıldız motiflidir, duvarlar renkli çini kaplıdır.

Cevat Paşa Türbesi

Fatih’te Emir Buhari Sokağı’ndadır. 20. yüzyıl başında, Sadrazam Cevat Paşa için Mimar Kemalettin’e yaptırılmıştır. Kesme taştan, dört köşeli, sivri kubbeli, yalın bir yapıdır.

Köşkler

Sepetçiler Köşkü

Tarihi yarımadanın deniz tarafında sıralanan bir dizi köşk, Topkapı Sarayı’na aitti. Bu köşkler içinde ayakta kalan Sepetçiler Köşkü, saray muhafızı bostancıların Sepetçiler Bölüğü tarafından yapıldığı için bu adla anılır. Mimarı Davut Ağa’dır. Günümüzde Uluslararası Basın Merkezi olarak kullanılmaktadır.

Florya Atatürk Deniz Köşkü

Atatürk’ün buraya olan ilgisiyle önem kazanan Florya giderek yazlık dinlenme merkezine dönüşmüştür. Atatürk için İstanbul Belediyesi tarafından 1935 yılında Mimar Seyfi Arkan’a projelendirilen köşk, yazlık bir konut olarak yapılmış ve aynı yıl 14 Ağustos tarihinde kullanıma açılmıştır.

Ulu Önder, 1936 yılının Haziran ve Temmuz aylarında uzunca bir süre burada kalmış, siyasal ve bilimsel toplantılar için köşkü özellikle kullanmış, aralarında İngiliz Kralı VIII. Edward ve Madam Simpson’un da bulunduğu kimi önemli konukları burada ağırlamıştır.

Aynalı Kavak Yazlık Köşkü

Haliç kıyısında bulunan, günümüzde Aynalı Kavak Kasrı adıyla tanınan yapı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde “Aynalı Kavak Sarayı” ya da “Tersane Sarayı” olarak bilinen yapılar grubundan günümüze ulaşabilen tek örnektir. İstanbul’u tanıtan tarihsel kaynaklardan, yörenin Bizans döneminde de imparatorlara ait bir dinlenme yeri olduğu anlaşılmaktadır. Haliç kıyılarından Okmeydanı ve Kasımpaşa sırtlarına doğru gelişen ve bu büyük bağ ve koruya; İstanbul’un Fethi’nden sonra, Fatih Sultan Mehmet’ten başlayarak padişahlar da ilgi göstermiş ve Osmanlı İmparatorluk Tersanesi’nin Kasımpaşa’da kurulup gelişmeye başlamasıyla birlikte yöreye “Tersane Has Bahçesi” adı verilmiştir.

Saraylar

Dolmabahçe Sarayı

http://www.istanbulkulturturizm.gov.tr/resim/1-227869/dolmabahce.jpg

Dolmabahçe’de, İnönü Stadyumu’nun karşısında bulunan alanda yer almaktadır. Binanın deniz kenarındaki alanının toprakla doldurularak bahçe haline getirilmesi nedeniyle Dolmabahçe olarak adlandırılmıştır. Sultan II. Mahmut döneminde, bu alanda ahşaptan bir saray yaptırılmış, bu saray Sultan Abdülmecit döneminde yıktırılarak yerine, Avrupa saraylarının anıtsal boyutlarında günümüzdeki mermer saray yaptırılmıştır. Binanın mimarları Karabet ve oğlu Nikogos Balyan’dır. 1856 yılında imparatorluk ikametgâhı olarak hizmete açılan sarayda, 19 Mart 1877’de ilk Meclis-i Mebusan (Millet Meclisi) açılmıştır. İstanbul’a ziyarete gelen birçok önemli kişi ve devlet konukları, bu sarayda ağırlanmıştır. 1927 yılından sonra Atatürk’ün bu sarayda sık sık kaldığı ve harf devrimi çalışmalarını bu sarayda yaptığı bilinmektedir. Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, bu sarayın haremlik kısmında, denize bakan 71 no’lu odada vefat etmiştir.

Binada değişik dönemlerin mimari üslup öğelerinin kullanılması, zamanın beğenisini sergilemektedir. Bina selamlık, haremlik ve veliaht dairelerinden oluşmaktadır. Binanın uzunluğu 284 m’ye ulaşmaktadır. Ana bölümleri 1660 m.²’lik geniş bir alana kurulan yapının rıhtımı 600 m. uzunluğundadır. Bina içerisinde bulunan zengin avizeler, mobilyalar, tablolar ve süslemeler ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.

Çırağan Sarayı

http://www.istanbulkulturturizm.gov.tr/resim/1-227870/ciragan.jpg

Beşiktaş kıyısında, Yıldız Parkı’nın karşısındaki alanda kuruludur. Osmanlı Sultanı Abdülaziz döneminde (1830-1876) Mimar Karabet’in oğlu Serkis Balyan tarafından inşa edilmiştir. Bir dönem için imparatorluk ikametgâhı olarak kullanılan yapı, 1909-1910 yılları arasında Meclis-i Mebusan (Millet Meclisi) olarak kullanılmıştır. 20 Ocak 1910 tarihinde önemli bir yangın geçirerek tahrip olan yapı, 1920-1922 yılları arasında bir Fransız İstihkâm Taburu’na tahsis edilmiştir. Yakın dönemde restore edilen yapı, günümüzde turistik tesis olarak kullanılmaktadır.

Yıldız Sarayı

Beşiktaş’ta, Yıldız Camii’nin karşısındaki alanda yer almaktadır. 19 yüzyılın ikinci yarısında Sultan Abdülaziz döneminde Mimar Sarkis Balyan’a yaptırılmıştır. Tıpkı Topkapı Sarayı’nda olduğu gibi çeşitli köşklerin bir kombinasyonudur. Sultan Abdülaziz, bu yapıyı uzun bir zaman dinlenme sarayı olarak kullanmıştır. 1898 yılında Alman İmparatoru II. Wilhelm adına sarayda şölenler verildiği ve Şale Köşkü’nün kendilerine tahsis edildiği bilinmektedir. Uzun bir dönem için devlet konuklarının ağırlanması amacıyla kullanılan saray, günümüzde önemli konferans, konser ve kokteyllere sahne olmaktadır.

Beylerbeyi Sarayı

Boğaziçi’nin Asya yakasında, Kuzguncuk ve Çengelköy arasında kurulu bulunan Saray 1865 yılında Sultan Abdülaziz döneminde yaptırılmıştır. Saray tamamen mermerden ve Bakırköy’den getirtilmiş küfeki taşlardan inşa edilmiştir. Gerek dış görünüşü gerekse iç bölümü oldukça süslüdür. Fransız barok mimarisinden ilham alınmıştır. Bodrumuyla beraber 3 katlı olup, 23 oda ve 6 salondan oluşmaktadır. Harem ve selamlık dairelerinin cepheleri denize bakar. Birçok yabancı konuğu ağırlanması için kullanılan sarayda, Rus Çarı II. Nikola ve İngiltere Kralı VIII. Edward gibi ünlü isimler kalmışlardır. Sultan Abdülhamit’in son günlerini bu sarayda geçirdiği bilinmektedir.

Hidiv Kasrı

Yapı, boğazın Asya yakasında, Kanlıca ve Çubuklu arasında, dik bir yamaç üzerinde bulunmaktadır. Hidiv Kasrı, Mısır’ın son hidivi olan Abbas Hilmi Paşa’nın ikametgâhı olarak planlanmıştır. 1906 yılında mermer bir yapı olarak inşa edilmiş ve Paşa’nın ailesi, 1937 yılında buranın İstanbul Belediyesi’ne devrine kadar ikamet etmiştir. 1984 yılında restore edilen binanın bölümleri restoran, pastane ve otel odaları halinde düzenlenmiştir.

Küçüksu Kasrı

Yapı, boğazın Asya yakasında, Anadoluhisarı ve Kandilli arasında bulunmaktadır. Küçüksu Kasrı, ilk kez Sultan I. Mahmut döneminde, 1749 yılında inşa edilmiştir. Daha sonraları Sultan III. Selim ve II. Ahmet dönemlerinde restore edilen yapı, Sultan Abdülaziz döneminde yeni bir görünüme kavuşmuştur. Küçük ve zarif bir sanat eseri olarak inşa edilen kasrın hemen arkasında Sultan III. Selim’e ait bir çeşme bulunmaktadır. 1861 yılında, VIII. Edward İstanbul’u ziyaret ettiğinde, Sultan Abdülaziz, kendisinin onuruna burada bir öğle yemeği vermiştir. Küçüksu Kasrı, Cumhuriyet döneminde de bir süre devlet konukevi olarak kullanılmış ve günümüzde müze-saray işlevi kazanmıştır.

Ihlamur Kasırları

Beşiktaş, Yıldız ve Nişantaşı arasında kalan Ihlamur Vadisi’nin 18. yüzyılda mesire yeri olduğu, padişaha ait bir Hasbahçeye dönüştürüldüğü, I. Abdülhamit ve III. Selim dönemlerinde de ilgi çektiği bilinmektedir. Sultan Abdülmecit döneminde yeni yapılaşma hareketi dâhilinde bu alanda Ihlamur Kasırlarının yapımına başlanmıştır.

Yüksek çevre duvarlarının sınırlandığı ağaçlık bir alan içindeki iki yapı Nikogos Balyan tarafından yapılmıştır. Yapıldıkları 1849-1855 yıllarından bu yana kimi zaman Nüzhetiye, kimi zaman da Ihlamur Kasırları adıyla anıla gelmiştir.

Törenler için düşünülen ve kullanılan Merasim Köşkü, ön cephesindeki dönemin beğenisini yansıtan barok çizgiler taşıyan merdiveni, ilginç ve hareketli kabartmalarıyla çarpıcı bir mimarlık örneğidir. Osmanlı sanatında 19. yüzyılda tercih edilen motifler ve kalem işleri kullanılmış, Avrupa’nın çeşitli üsluplarındaki mobilyalar ve döşeme öğeleriyle belirli bir bütünlük sağlanmıştır.

Maiyet Köşkü ise daha küçük ve daha sade bir mimariye sahiptir.

Cumhuriyetin kuruluşundan sonra 1966 yılında TBMM Milli Saraylar bünyesine katılan Ihlamur Kasırlarının Merasim Köşkü bir Müze-Saray olarak ziyarete açıktır.

Maslak Kasırları

Levent ve Ayazağa semtlerini birbirine bağlayan ana yolun sağında bulunan Maslak Kasırları’nın yer aldığı çevrede ilk yapılaşmaların, Sultan II. Mahmut döneminde başladığı ve bu bölgenin Sultan II. Abdülhamit’in veliahtlığı sırasında sultanlara ait bir av ve dinlenme yeri olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Bu yıllarda tarih sahnesine çıkan ve bölgeye özel bir konum kazandıran Maslak Kasırları’nın ne zaman ve kim tarafından yaptırıldıkları tam olarak saptanamamakla birlikte, büyük bir bölümü Sultan Abdülaziz dönemine (1861-1876) tarihlenmektedir. 170.000 m.²’lik orman arazisinin ortasında, yeşilin tüm tonlarını barındıran bir koruluğun içinde yer alan Maslak Kasırları’ndan günümüze; Kasr-ı Hümayun, Mabeyn-i Hümayun ve Limonoğlu, Çadır ve Köşk Paşalar Dairesi gelebilmiştir.

Boğaziçi’nin Karadeniz’e açıldığı noktayı çok iyi görebilen bir konumda, çevrelerindeki yeşil örtüyle bütünleşen bu yapılar, 19. yüzyıl sonları Osmanlı mimarlığı ve süslemeciliğinin seçkin örneklerini oluşturmaktadır. Sultan II. Abdülhamit’in çalışma ve yatak odalarının bulunduğu Kasr-ı Hümayun, bu sultanın Osmanlı tahtına çağrılmasına tanık olmuştur ve bu yönüyle Osmanlı tarihi açısından özel bir önem taşımaktadır. Günümüzde Kasr-ı Hümayun, eldeki belge, anı ve eski fotoğrafların ışığında onarılarak bir müze-saray olarak geziye açılmış durumdadır.

Mabeyn-i Hümayun ve ona bağlantılı Limonluk ile Çadır Köşk ve bahçesi de aynı biçimde ele alınarak onarılmış ve ziyaretçilerin oturup dinlenebilecekleri birer kafeterya kimliğine kavuşturulmuşlardır.

Aynalıkavak Kasrı

Aynalı Kavak Yazlık Köşkü 18 inci yüzyılda yapılmış ve daha sonra çeşitli sultanlar tarafından restore ettirilmiştir. 1718’de takılan, bir kısmı Venediklilerden hediye aynaları nedeniyle bu ismi aldığı sanılmaktadır. Haliç üzerindeki saray, geleneksel Türk mimarisinin en güzel örneklerinden biridir



Benzer Yazılar

Yorum Ekle