Çanakkale Gezisi

çanakkale

Çanakkale, Asya ve Avrupa kıtalarını birbirinden ayıran ve kendi adını taşıyan Boğaz’ın iki yanına kurulmuş, binlerce yıllık bir tarihe, benzersiz bir coğrafyaya  sahiptir. Barındırdığı efsaneler ve mitolojideki önemiyle bir dünya kentidir.

Doğu ve güneydoğusunda Balıkkesir, batısında Ege Denizi, kuzeybatısında Edirne, kuzeyinde Tekirdağ ve Marmara Denizi ile çevrilmiştir.

İlçeleri : Merkez, Ayvacık, Bayramiç , Biga, Bozcaada, Çan, Eceabat , Ezine, Gelibolu, Gökçeada, Lapseki, Küçükkuyu, Yenice .

Şehir, Çanakkale Boğazı’nın en dar yerinde kurulmuştur. M.Ö.3200 yılından bu yana yerleşimin olduğu kent, dünyanın en eski iki destanına (İlyada ve Odiessa)  ev sahipliği yapmıştır.

Eski çağlarda HELLESPONTOS ve DARDANEL olarak anılan kent, Osmanlı İmparatorluğu zamanında “Kalla-i Sultaniye” olarak söylenmiştir. Çanakkale Merkez  İiçesi ilk olarak Osmanlı’lar tarafından kurulmuştur. 1462 Yılında, Fatih Sultan Mehmet, bu günkü  Çimenlik Kalesi’ni inşa etmiş ve çevresinde bir Osmanlı yerleşimi oluşmuş, burası Kalla-i Sultani adını almıştır. Çimenlik zaman içinde “Çanak Kale” adıyla söylenmeye başlamış ve bu isim şehrin genel adı olarak kalmıştır.

Çanakkale ilinin hem Ege’de hem Marmara bölgesinde  toprakları bulunuyor. 671 Kilometrelik kıyı şeridiyle, Muğla’dan sonra en uzun kıyıya sahip olan kent Çanakkale’dir. Çanakkale Boğazı,  65 km. (35 mil) uzunluğundadır. Genişliği 1 km ile 6 km (0.75 – 4 mil) arasında değişir. Ortalama derinliği 100 metre (328 ft.) civarındadır.

ÇANAKKALE TARİHİ
Aslında, Biga Yarımadası’nda ki yaşam günümüzden 6 bin yıl öncesine, kalkolitik çağa kadar gitmektedir. Yapılan araştırmalar, yöredeki en  eski yerleşimlerin Kumtepe’de kurulmuş olduğunu gösteriyor.  Kumkale’nin M.Ö. 4000’de, Truva ( Troya ) nın ise M.Ö. 3500-3000’de kurulduğu sanılmaktadır. Ama, Çanakkale’nin bilinen asıl tarihi Truva ile başlar. Dünyanın her yerinde de okunur ve  bilinir.  M.Ö. 3. ve 2. bin yıllarda zamanın en parlak kültür merkezi durumundadır.
Daha sonra bu önemli topraklar üzerine Aiolialılar M.Ö. 8. yy’da yerleştiler. Eolya olarak adlandırılan yörede birçok ticaret kolonisi kurdular. M.Ö. 7. yy’da Lidyalıların, M.Ö. 6. yy’da Perslerin denetimine girdi. Asya seferine çıkan Büyük İskender Pers ordusunu yöredeki Kocabaş Çayı kenarında tarihi Granikos Çarpışması olarak geçen savaşta yenince Eolya Makedonya’lıların eline geçti. M.Ö. 2. yy’da Bergama ( Pergamon ) Krallığının egemenliğine girdi.

http://4.bp.blogspot.com/__KxmfXWIVDY/RqdPtmS0utI/AAAAAAAAA2k/QkKbKlqFKvk/s400/Truva.jpg

M.Ö. 1. yy’da Roma topraklarına katılan Eolya, Troya Kentinin de yer aldığı Biga Yarımadası’nın batı kesimine “Troas” denildi. Buradaki önemli yerleşimlerden birisi olan Aleksandreia Troas, Roma döneminde serbest liman ve zengin bir ticaret merkezi durumundaydı. Helles Pontus’un (Çanakkale Boğazı) girişine yakın olması sebebiyle Ege ile Anadolu arasındaki ticaret yollarının  merkezi haline gelmişti. M.S.135 yılında Herodes Atticus, Asya eyaletinin valisi iken Aleksandreia Troas’da oturuyormuş. Roma İmparatoru Hadrianus’un da yakın arkadaşı olan vali, burada büyük bir imar hareketinde bulunmuş. Bu gün burada halkın “Bal Saray” olarak adlandırdığı muazzam bir harabe bulunuyor. Bu harabe, bu vali tarafından yaptırılan  Roma hamamı ve gymnasionundan geriye kalanlardır.. Daha sonra, yöre M.S. 2. yy’da Trakya’dan gelen Gotların saldırılarına uğramış. Boğaz stratejik açıdan  daha da büyük önem kazanmıştır. Gelibolu Yarımadası 5.yy’ın ortalarında Hunların, 6. yy ortalarında da Uygurların saldırısına uğramış. 7. ve 8. yy’da Konstantinopolisi ( İstanbul ) ele geçirmek için birkaç kez boğazdan geçen Araplar Sestos’a kadar gelmişler.. 14.yy başlarında Gelibolu kesiminde Katonlar egemen olurken, Anadolu kesimide Karesioğulları’nın eline geçmiş. Bu yy’ın ilk yarısında Karesioğullarından Demirhan Bey, ardından Aydınoğullarından Umur Bey yöreyi alma girişiminde bulunmuşlar. 1367 Yılında, Orhan Bey liderliğindeki Osmanlıl’ar Gelibolu’yu ele geçirmişler.

Osmanlı İmparatorluğu boyunca da kentin stratejik önemi devam etti. Özellikle 1800’lü yıllar, refah açısından kentin tavan yaptığı bir dönemi kapsar. Bu zenginlik tamamen deniz ticaretinden kaynaklanır. Şehirde bir çok konsolosluk vardır. Hemen hepsi de Kordon Boyu’nda sıralanmışlardır. Kentte, zengin Yahudi, Ermeni ve Rum mahalleleri bulunur. Kentin bu döneminden günümüze gelebilmiş eserlere halen rastlayabiliyoruz. Ama, 1912 yılında başlayan Balkan Savaşı ve ardından gelen Birinci Dünya Savaşı sırasında, Çanakkale bir kan ve ateş çemberine döner. Bir askeri yığınak ve savaş alanı haline gelir. Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atılmasına sebep olan Çanakkale Zaferi sonrasında yeni baştan inşa edilir ama eski güzel günlerin izleri bir hayli azalır. Fakat Çanakkale, hem kuşatılmış bir halkın küllerinden doğmasının sembolüdür hem de mitolojik zenginliğin merkezi olarak bir dünya kentidir.

Görülebilecek Yerler

http://www.lykostatil.com/CANAKKALE/canakkale.jpg

Nara  Kalesi: Anadolu Yakasındadır..Boğaz savunmasını takviye etmek üzere, yapımına III. Selim, zamanında başlanmış,  II. Mahmut zamanında bitirilmiştir.

http://www.sehirlersavasi.com/ilce-resimleri/resimler/10103356www_resimcity_com_canakkale_resimleri_6.jpg

Kumkale Kalesi: Boğazın girişinde Anadolu yakasında bulunmaktadır. IV. Murat zamanında yapılmıştır.

http://3.bp.blogspot.com/-I8pywG_qAos/TeTNQ7XkYJI/AAAAAAAAASc/101vdw4JgCQ/s1600/kilitbahir+kalesi.jpg

Kilitbahir Kalesi: Çimenlik kalesinin karşısında Rumeli yakasında bulunmaktadır. 1463 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilmiştir. Kültür Bakanlığı’nın kullanımındadır.

http://www.denizmuzeleri.tsk.tr/cdmk/kafkas/my_documents/my_pictures/samples/CDMCIMENLIK1.jpg

Çimenlik Kalesi (Çanak Kale  – Kala-i Sultaniye) :

Osmanlı İmparatorluğu’nda Çanakkale’nin ilk kurulduğu yerdir. 1462 Yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa edilmiştir. Çanak Kale ismi, Kala- i Sultaniye olarak söylenmeye başlanmış,  zaman içinde de bu Çimenlik Kalesi’ne dönüştürülmüştür. Piri Reis ünlü Kitab-ı Bahriyesi’ni burada tamamladığını yazar. Günümüzde Deniz Müzesi’nin bir bölümünü ihtiva etmektedir. Kare planlı bir iç ve bir dış kaleden meydana gelmiştir. Kalenin girişinde bulunan antik bir mermer koltukta, Fatih’in oturarak askerlerine hitap ettiği söylenir. III.Selim zamanında kalenin deniz tarafındaki suru yıktırılarak, o günün teknoloji koşullarına uygun olan top platformları ve cephanelikler yerleştirilmiştir. Çanakkale savaşları sırasında da burada bulunan 4 adet topla savunma yapılmıştır. 18 Mart 1915 günü özellikle de İngiliz gemisi Quen Elizabeth tarafından kale yoğun saldırılara maruz kalarak büyük hasara uğramıştır.  Kale dış duvarları 100×150 metre ölçülerinde ve 11 metre yüksekliğindedir.

Mecidiye  Kalesi : Sadece güney yöndeki dairesel kemerli iki taç kapısı ayakta kalan kale, 1839-1861 tarihleri arasında Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılmış. 1882 Yılında bir onarımdan geçirilmiş. İl merkezinde, Nara caddesi üzerinde kıyıda bulunuyor. Planı hakkında çok fazla bilgi bulunmuyor ama eski sur duvarlarının yerinde tabyalar olduğu düşünülüyor.

Saat  Kulesi: Kent merkezindedir. 1897 yılında, İtalyan fahri konsolosluğu da yapan Emilie Vitalis isimli tüccar tarafından 10.000 altın verilerek şehre su getirilmesi istenmiş, buradan artan parayla da saat kulesi inşa edilmiştir denilir. Ama saat kulesinde bulunan çeşme kitabesinde farklı bir bilgi bulunuyor.  Kitabeye göre; II.Abdülhamit’in tahta çıkışının 20.yılı şerefine 1876 yılında bir çok kentte yaptırılan saat kulelerinden birisi de Çanakkale’de yapılmıştır. Padişahın emri ile mutasarrıf Cemil Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kitabede bu anlatılarak padişaha methiyeler ve dualar edilir. Saat kulesinde bir çeşme olduğu, saati bulunduğu ve bunun bir rasathane görevi yaptığı, üstelik üstünde bulunan yıldırımsavarla yıldırım felaketinden de koruduğu belirtilir. 1313 tarihli kitabe Recep Yesari tarafından yazılmıştır. Saat kulesinin önceleri kemerli olan çan kulesi 1912 yılındaki depremde yıkılmış olduğundan 1920 yılında bu gün görünen şekilde yeniden yapılmıştır. Saat Kulesi, Ayvalık (Sarımsaklı taşı)taşından yapılmış olup, dört cephesinde de birer adet saat bulunmaktadır. Kare planlı, aşağıdan yukarıya doğru incelen bir görüntüye sahiptir. Gövdesi dikdörtgen silmelerle beşe bölünmüştür. En üstte çanın asıldığı çokgen gövdeli kubbeli köşk yer alır. Onun altında dört yönde yuvarlak kadranlı saatler bulunur. Kule ilk yapıldığında dört katlıymış. Beşinci kat sonradan ilve edilmiş. Önceleri 3.katta bulunan saatler, daha sonra 4.kata taşınmışlar ama 3.kattaki saat izleri dikkatlice bakıldığında halen görülmektedir. Çeşmenin mermer kurnası ve ayna taşı vardır.

Okumaya bir sonraki sayfadan devam edebilirsiniz.



Benzer Yazılar

Yorum Ekle