üye ol Üye Girişi Söyle Sözünü Anasayfa Yukari Çik
Bilgi Paylaştıkça Büyür

Denizli İli Tarihi – Turistik Yerleri ve Doğal Güzellikleri

İlimiz turizm açısından ülke genelinde önemli bir yere sahiptir. Bunda UNESCO tarafından Dünya Miras Listesine alınan Pamukkale ile biokarbonat, sülfat, kalsiyum,sodyum, magnezyum ve karbondioksit içeren 35 C’ civarında sıcak suları sağlık turizmi açısından önemli bir merkez olan Karahayıt ve Kızılleğen Bölgesinin etkisi büyüktür. İlimizi ziyaret eden yerli ve yabancı turist sayısı her geçen gün artmaktadır. 2003 yılı sonu itibariyle İlimizi 1.730.000 yerli ve yabancı turist ziyaret etmiştir.

Sanayi sektöründen sonra en gelişmiş sektör olan Turizmde turistik tesis sayısı arttırılarak konuklara daha iyi hizmet verilmeye çalışılmaktadır.

İlimizde 245 oda ve 498 yatak kapasiteli 8 yatırım belgeli tesis, 3.560 oda ve 7.216 yatak kapasiteli 171 belediye belgeli tesis ile 2.305 oda ve 4.626 yatak kapasiteli 24 turizm belgeli tesis olmak üzere toplam 213 tesis, 12.340 yatak kapasitesiyle turizm sektöründe faaliyet göstermektedir. İlimizde  toplam 24 adet seyahat acentası bulunmaktadır.  İlimizin tanıtımı ve gelen turistlere kolaylık amacıyla “Tatil Danışma Servisi” kurulmuş , “İnanç Turizmi” kitapçığı bastırılarak yurtiçi ve yurt dışı teşkilatlara gönderilmiştir. Doğanın beyaz gelinliği Pamukkale’nin İngilizce ve Türkçe olarak sanal alemde tanıtımı WEB. Sitesinde yayınlanmaya başlamıştır.

İlimizin tanıtımı ve gelen turistlere kolaylık amacıyla “Tatil Danışma Servisi” ile “İnanç Turizmi” kitapçığı bastırılarak Yurt içi ve Yurt dışı teşkilatlarına gönderilmiştir. İlimizin İngilizce ve Türkçe olarak tanıtımı için (www.pamukkale.gov.tr) WEB. Sitesi yayınlanmaya başlamıştır.

GEZİ VE MESİRE YERLERİ

Denizli’de geniş alanlar kaplayan mesire yerlerinin çoğu ormanlık  kesimlerde gol kıyılarında yoğunlaşmıştır.

ÇAMLIK MERKEZ

Denizli il merkezine 3 km. mesafede, günübirlik gezilmeye uygun bir  biçimde düzenlenmiş, olan Çamlık Orman İçi Dinlenme Yeri’nin denizden yüksekliği 400 m. olup 30 hektarlık bir kızılçam ormanı içindedir.  1977 yılında düzenlenen alanda 150 kişilik kir gazinosu, büfe, 300 araç kapasiteli otopark, 3 çocuk oyun alanı, 16 çeşme, 4 wc, yağmur barınağı, ankesörlü telefon ve 3.km uzunluğunda koşu parkuru bulunmaktadır. Dinlenme yerinin bati kesiminde yaklaşık 2 hadlik bir alanda Arboretum çalışmaları başlatılmıştır. Sahanın bitki örtüsü kızılçam, yalancı akasya piramidal, dallı servi ve Akçaağaç gibi türlerdir.   Pamukkale Üniversitesi Kampüsü’ne bitişik onan Çamlık Orman İçi  Dinlenme Yeri’nin en önemli özelliğinden biri de gece de piknik yapılabilmesidir. Girişin ücretli olduğu piknik yerinin Çamlık ve  Kinikli olmak üzere 2 giriş kapısı vardır.   Park içinde Milli Park Yönetim Binası, 50 kişilik orman söndürme grubu  ve Orman Ana Tamirhane Müdürlüğü bulunmaktadır.

SÜLEYMANLI

Kestane Deresi’ne 8 km. Buldan’a 12 km. Denizli’ye 58 km. uzaklıktaki Süleymanlı Yaylası’ndadır. Tamamen sazlarla kaplı ve 45 ha. genişliğindeki 1150 m. rakımlı ayni adli golün etrafını çeviren 53 hadlik karacam ormanı içindedir. Yaban ördekleri bakımından avcılık yapmaya uygundur.  Göçmen kuşların uğrak yeri olan golde beyaz ve kara leylek türleri görülmektedir. Tesiste 2 çeşme ve 10 piknik ocağı bulunmakta olup,  hafta sonları 500 kişiye yakın ziyaretçi gelmektedir. Her yıl Haziran  ayinin ilk haftasında yapılmakta olan Kir ve Kar Senlikleri’ne 3-4 bin kişi katılmaktadır. Golde fidanlıklar ve seralar için tohum alınmakta, sazlardan da hasır yapımında kullanılmaktadır. Kamp kurmak için oldukça elverişli olan yörede, koy tüzel kişilere ait 6 oda, 18 yatak kapasiteli bir otel ve  lokanta bulunmaktadır.

ÇAKIROLUK

Kızılcabölük Kasabası sınırları içinde bulunan Çakıroluk Mevkii 1715 m. yüksekliği ile Denizli il merkezini seyretme olanağı olan en yüksek noktadır. Telefon Radyolink Sistemi ile Orman İdaresi Tesisleri, havzanın içinde uzunluğu 300 metreye ulasan bir mağara bulunmakta, turistik günübirlik amaçlı tesis bulunmamaktadır. Yolu yaz kış açıktır.

DEĞİRMENDE ALABALIK

Çal ilçesindedir. Menderes vadisi ilginç güzellikler sunmaktadır. Büyük Menderes’in Değirmenderesi Mevkii’nde “Hacı Isa Un Değirmeni” olarak bilinen ve 10 yıl öncesine kadar su Değirmeni olarak çalıştırılan yerde değirmen kaldırılarak çok iyi bir düzenleme ile piknik-mesire yeri haline getirilmiş ve bir isletme açılmıştır. Alabalık ve tandırın tadına varmak isteyenler için ideal bir yerdir.

CANKURTARAN

Vali çeşmesi adi ile anılan Cankurtaran Orman İçi Dinlenme Yeri, denizli Acıpayam yolu üzerinde, Denizli’ye 20 km. mesafededir. Honaz Dağı Milli Park sınırları içindedir. Deniz’den 1400 m. yükseklikte, 100 hadlik bir alanı kaplayan ve soğuk suları ile unlu bu alanın yıllık kapasitesi 400.000 kişidir. Burada kir kahvesi, bungalov, seyir tesisi, futbol sahası, 100 adet  masa-bank, 4 çeşme ve 3 wc bulunmaktadır. Ulaşım asfalt yolla sağlanmaktadır. Ziyaret kapasitesi günlük 500 kişidir.

KARCI DERESİ

Bakarcı Beldesi sınırları içinde 1978 yılında tesis edilmiş olan 10 ha. genişliğindeki orman içi dinlenme yeri Karcı Dağı’ndan kaynaklanan İsrail Dere boyunca uzanmaktadır. Kar suları ile beslenen akarsu yazın hiç kurumamaktadır ve suyu içilebilir niteliktedir. Dinlenme yerinde hakim ağaç turu kızılçam, karacam ve dere içlerinde çınardır. Girişin ücretsiz olduğu piknik yerinin yolu Barutçular Koyu içinde oldukça bozuk ve dardır.

KEFELE YAYLASI

Yatağan Beldesi’ne 5 km. mesafede, Yatağan ile Honaz’ın bazı köylerini birbirine bağlayan asfalt yol üzerinde bulunan 1100 rakımlı bu yayla  kızılçam, karacam ve ardıç ağaçları ile kaplıdır. Yatağan Belediyesi’nce yaptırılmış olan büfe, wc, futbol sahası, 5 adet çeşme ve at koşu pisti bulunmaktadır. Her yılın 5-6 Ağustos tarihlerinde Yatağan Belediyesi’nce Bıçak Festivali düzenlenmektedir.   Bunlar dışında Acıpayam ilçesinde ilçeye 40 km. uzaklıkta Kabacım; Babadağ ilçesinde, ilçeye 5 km. uzaklıkta Tas delen yaylası; Bekirli ilçesinde, ilçeye 15 km uzaklıkta Topuklu yaylası ve 23 km.  uzaklıkta Kartal Golü; Buldan ilçesinde, ilçeye 1 km. uzaklıkta Cayır Deresi, 2,5 km uzaklıkta Büyük Vakıf, Küçük Vakıf ve Kepsel; 3 km uzaklıkta Baştatlı yaylası, Çivril ilçesinde, ilçeye 35 km. uzaklıkta Sığır Kuyruğu;  Kale ilçesinde, ilçeye 3 km. uzaklıkta Kalas ve Tavas ilçesinde,  ilçeye 3 km uzaklıkta Bağlık mesire yerleri bulunmaktadır.

GÖLLER

KARTAL GÖLÜ

1903 m. yükseklikte bir çöküntü GÖLÜ olan kartal Golü’nün çevresi karacam ormanları ile kaplıdır. Tabiatı koruma alanı ve yaban keçisi av koruma alanı olarak koruma altına alınmıştır

Ağustos ayında yöre halkı ve Muğla ili ilçelerinden gelenler  tarafından gol kenarında senlikler düzenlenmektedir. Türkiye’nin en yaslı Karacam Ormanı buradadır. Ağaçların yasları 850 ve 1300 yıl  arasında değişmektedir.

IŞIKLI GÖLÜ

Çivril ilçesinin 10 km. doğusunda Çivril-Dinar yolu üzerindedir.  Büyük Menderes Akarsuyu’nun ikinci Büyük kaynağı olan Akgöz Deresi’nin çıktığı yörede dereden yakalanan balık ve ıstakoz, hemen kaynak basındaki lokantada pişirilmektedir.  Gol kenarında Kabe ve lokanta turu tesisler bulunmaktadır. Ana kaynaklardan biri üzerinde Işıklı Belediyesi’ne ait bir tesis vardır.  Dinar yolu üzerinde Bey dilli Köyü’nde gol kıyısında kir kahvesi, Gümüşsu’da ise alabalık gol ürünleri bulunan tesisler vardır.

ESEN GÖLETİ

Beyağaç ilce merkezine 8 km. uzaklıkta bulunan baraj gol eti ve çevresi 1995 yılında orman içi dinlenme yeri statüsüne alınmıştır. Toplam alanı 231.50 ha.dır. 850 m. yükseklikte yer alan gol etin su yüzeyi 75 ha olup sportif olta balıkçılığı yapılmaktadır.

Gölette aynalı sazan üretilmiştir. Su sporları potansiyeli yüksektir. çevresi kızılcam ormanları ile kafidir. Alanda herhangi bir tesis bulunmamaktadır. Giriş ücretsiz, ziyaretçi kapasitesi günlük 500 kişidir.

MAĞARALAR

İlimiz sınırları içinde Mağara Turizmine elverişli mağaralar şunlardır;

Kaklık Mağarası:

Denizli-Afyon-Ankara ve Denizli Karayolu üzerinde, Denizli İl Merkezine 30 Km. mesafede, Pamukkale’ye 45 km. mesafede Uluslararası Çardak Havaalanı yol güzergahında bulunan anatur güzergahına 2 km. mesafede, Honaz İlçesi Kaklık Kasabasındadır.
Mağara, damlataşı, sarkıtlar ve dikitlerde süslü olup, Pamukkale’de bulunan travertenlere benzer traverten basamakları ile eşine rastlanmaz güzelliktedir. Mağara içerisinde bol miktarda termal su bulunmaktadır.Berrak, renksiz ve kükürt kokulu olan bu su varlığı bazı cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir.

Alacain Mağarası: Acıpayam ilçesi Alacain Örenyeri, İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından I. derece Arkeolojik Sit Alanı olarak kabul edilmiştir

Aslanini Mağarası: Acıpayam ilçesi Dodurgalar kasabasının Karadağ mevkiindedir.


Dodurgalar Keloğlan Mağarası:

Gelişmiş batı ülkeleri ve ABD.’de XVIII. Yüzyılın ortalarından beri değerlendirilen mağaralar, yurdumuzda da 1970′den sonra başta turizm olmak üzere çeşitli ekonomik amaçlarla kullanılmaya başlanmıştır. Dodurgalar Keloğlan İni Mağarası, Denizli’ye 60 Km. mesafedeki Acıpayam İlçesinin 18 Km. doğusundaki Dodurgalar Kasabasının 3 Km. batısındaki Mallı dağın doğu yamacında yer alır.Denizli-Antalya Karayolunun bu mağaranın hemen yakınından geçmesi ziyaretçi potansiyelini artırmaktadır. Toplam uzunluğu 145 m olup yatay olarak gelişmiş geçit konumlu fosil bir mağaradır. Mağaranın içinde bol miktardaki sarkıt, dikit,sütun, makarna sarkıtı ve örtü damlataş ormanına döndürmüştür.

Teresuyu Mağarası: Çivril İlçesi Akdağ’ın 1600-1700 metre seviyelerindedir. Takriben uzunluğu 15X10 metre boyunda, damla damla su akmaktadır. Sarkıt ve dikitler mevcuttur.

Akkale Mağarası: Çivril ilçesi Homa kasabası Akkale mevkii’ndedir. Mağara 40 metre uzunluğundadır. Su damlacıkları oluşmaktadır.

Merdivenli Kuyu Mağarası:
Çal ilçesi Belevi köyü Büyük Malda mevkii’ndedir. 

İncirpınar Mağarası: Babadağ ilçesi İncirpınar köyü Köprü mevkii’ndedir. 

Köy Çukuru Mağarası: Tavas ilçesi Kozlar köyü civarındadır.

Öğle Kayası Mağarası: Tavas ilçesi Pınarlar kasabası civarındadır. Mağaranın iç genişliği 15 metre kadardır. Derinliği bilinmemektedir. 

Karabey İni Mağarası: Güney ilçesi sınırları içinde Büyük Menderes nehri kenarındadır. 

Çakıroluk Mağarası: Tavas ilçesi Kızılcabölük Kasabası civarındadır.

Eski Kale Mağaraları:
Kale ilçesi Eski Kale mevkiindedir. Eskiden yerleşim birimi olarak kullanılmış çok sayıda mağara bulunmaktadır. Bu mağaraların antik dönemlerde yapıldığı ve yerleşim birimi olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. Bu mağaraların içinde yerleşim yeri olan Eski Kale’nin tüm altını dolaşan mağaraların bulunduğu söylenmektedir.

Kapuz Mağarası:
Çameli ilçesi, Gürsu köyü, Karagöz yaylası-Karkın dağındadır. İkiye ayrılmış dik uçurum arasından geçilen mağara görülmeye değer yerlerdendir.


PLATOLAR

Kale ilçesinde Karayanla. Çameli Yaylası, merkez ilçede Bağbaşı ve Uzunpınar Yaylaları, Tavas’ta Yorgan ve Saçman Yaylaları, Acıpayam’da Eseler yaylası, Buldan’ın Sazak dağı üzerinde Süleymaniye yaylası, Çivril üzerinde Akdağ-Homa Yaylası, Çal ilçesi Beşparmak Dağı’nda Kuyucuk yaylası yerilir.

YUKARI ERİKLİ-AŞAĞI ERİKLİ YAYLASI: Honaz ilcesine 10 km uzaklıktadır. Yolu topraktır, konaklama ve altyapı tesisleri yoktur. Etrafı tamamen cam ağaçları ile kaplı geniş düz arazide, Denizli ilinin  bütünü ve Honaz ilçesinden Pamukkale’ye kadar olan kısmi tamamen görünür.  Kaynak suları vardır.

LALE BAĞLARI YAYLASI: Honaz ilcesine 3km. uzaklıktadır. Yolu topraktır. Konaklama ve alt yapı tesisleri yoktur. Etrafı cam ormanı ile kaplıdır.

GÜNDOĞMUŞ YAYLASI: Honaz ilcesine uzaklığı 5 km.dir. Yolu topraktır. Konaklama ve alt yapı tesisleri yoktur. Çevresi cam ormanları ile kaplıdır.

SÜLEYMANLI YAYLASI: Buldan ilcesine uzaklığı 8 km.dir. Yolu asfalttır. Konaklama ve alt yapı hizmetleri ile alış-veriş imkanları vardır. yayla geniş ve düz bir alandadır. İçi sazlıkla kaplı bir golü vardır. Cam ormanı ile çevrilidir.

TAS DELEN YAYLASI: Babadağ ilcesine uzaklığı 5 km.dir. Yolu stabilizedir. Konaklama ve alt yapı hizmeti yoktur. Yayla engebeli arazide olup, cam kestane, ceviz ve benzeri ağaçlarla kaplıdır. Kaynak suları çoktur. Manzarası güzel. güvenli bir yerdir. yer yer turist çadırlarına rastlanır.

YATAĞAN YAYLASI: Serinhisar ilcesine uzaklığı 12 km.dir. Yolu asfalttır. Konaklama ve alt yapı  hizmetleri yoktur. Suyu bol, ormanlarla kaplı, hafif engebeli bir yayladır. Yatağan Bıçak Festivali’nin bir bolumu burada yapılmaktadır.

TOPUKLU YAYLASI: Beyağaç ilcesine 15 km. uzaklıktadır. Yolu stabilizedir. Konaklama ve altyapı  tesisleri yoktur. Engebeli bir araziye sahiptir. yaylanın 10 km. kuzeyinde  1903m yükseklikteki Kartal Golü çevresinde 1200 yıllık  “Anıt Ormanları”  görülmeye değer yerler arasındadır.

ŞELALELER

GÜNEY ŞELALESİ

Güney Şelalesi, Denizli ili, Güney ilçesi, Cinlere Koyu sınırları içinde yer almaktadır.   Güney ilçesinin yaklaşık 4 km. güneyinden gecen Menderes Nehri’nin kenarındadır.   Şelale doğal güzelliği bakımından görülmeye değer yerlerdendir. 

SAKIZCILAR ASMA ALTI ŞELALESİ

Çal ilcesine bağlı Sakızcılar Köyü’nde yer alan Şelale essiz bir tabi güzellik sergilemektedir.

Ağlayan Kaya  olarak bilinen Şelale  30 m. yükseklikten dökülmektedir.   Yeşille suyun birleştiği şelalenin dibinde alabalık yetiştirilmektedir.   “Hocanın Yeri” olarak bilinen  yer ilce halkı tarafından çok sevilen bir piknik yeridir.

YERALTI SULARI VE KAYNAKLARI

Yüzey sularının yer altına sızarak tabakalar arasındaki boşluklarda ya da geçirimsiz tabaka üstündeki geçirimli tabakada birikmesine yer Alpu suyu denir.  Sızma olayı sonucu yer altında depolanan bu suların yer yüzüne kendiliğinden  çıktığı yerlere ise kaynak denir. Kaynak suları kisin ilik, yazın soğuk olurlar.   Vali Çeşmesi (Cankurtaran), Kocapınar (Honaz) Değirmenönü (Yeşilköy).  Kestane Deresi ( Buldan, Gümüşsü, Işıklı), Gürpınar (Çivril), Güney Suyu   Akgöz Pınarı (Işıklı), Göz adini taşıyan sular (Honaz), Kırkpınar (Kara hisar-Tavas)   Daha 1960-1970 yılları arasında il merkezinde akmakta olan, Yenimahalle semtinde Akpınar (Eğitim Fak.Batisi), Benli Pınarı (Eğitim Fak.doğusu), Mutassıp Pınarı  (Kıbrıs Şehitleri Cad.) ayrıca Kuşpınar, Başpınar (Askeri Gazinonun kuzeybatısı),  Fındıksuyu (Camlık-Atış Poligonu arası), Kozpınar (Zeytin koy batisi) gibi kaynakların büyük bolumu kent içme suyu şebekesine alinmiş, bazıları az da olsa akışlarını sürdürmekte, piknik yeri olarak faydanılmaktadır. Bazı kaynak suları üzerinde de  kültür balıkçılığı amacıyla tesisler kurulmuştur.

CAMİİLER

ÇİVRİL DEDE KÖY CAMİİ

Çivril Emirhisar yolu kenarında ve kasabaya yaklaşık 300 m. uzaklıkta bulunan camiinin tarihini verecek herhangi bir kitabeye rastlanılmamış olmakla beraber, plan ve malzeme özelliklerinden 13.yüzyıl  Beylikler Devri’ne ait olduğu anlaşılmaktadır.

Camii tek mekanlı kubbeli  bir plan göstermektedir.  Yapı malzemesi olarak  Roma Dönemi’ne ait devşirme malzemenin de bolca kullanıldığı camiinin içinde süsleme olarak  buğun görülebilen sadece  kubbe kemerlerindeki  palet dizileridir.

Camiinin kuzey-doğu kösesinde bulunan minarenin külah kısmi buğun mevcut değildir. Gövdesinde de oldukça büyük çatlaklar oluşmuştur. Türbe ise camiinin yaklaşık 5m. uzağında tek mekanlı bir yapıdır. İçinde kime ait olduğu bilinmeyen 4 adet mezar bulunmaktadır. Bu Yapı topluluğu gerek 13.yüzyıl Beylikler Devri mimarisini, gerekse bünyesindeki devşirme malzemeler ile iki farklı kültürü yansıtması bakımından önemlidir.

ACIPAYAM YADIR CAMİİ

Cami, giriş kapısı üzerinde bulunan kitabesine göre. Hacı Ömer Efendi adında bir zat tarafından 1801 yılında yaptırılmıştır.    Derinlemesine dikdörtgen olan camii, altısı müstakil on adet ahşap  sütun ile mihrap aksında uç sahana ayrılmıştır. Camii mimari ve süsleme özellikleri ile 13.yüzyıl Selçuklu, ağaç direkli camiilerini hatırlatmaktadır. Süslemesi bakımından oldukça zengin ve değişik bir durum gösteren camiinin duvarları içeride, uç sıra panolar halinde resimlerle süslenmiştir.    Yer yer perspektifin denendiği bu resimlerde minyatür üslubu ağırlığını hissettirmektedir. Resimlerin panolar halinde duvar yüzeylerine çizilişlerinde gösterişten kaçınıldığı ve daha ferahlatıcı bir atmosfer yaratılmaya çalışıldığı gözlenmektedir. Bu resimlerde özellikle camii, natürmort, bitki ve ağaç motiflerine yer verilmiştir. Ayrıca camiinin tavanı da çıtalarla küçük karelere ayrılmış ve bu kareler, belirli aralıklarla serpiştirilmiş bitki motifleriyle süslenmiştir

ÇİVRİL SAFRAN CAMİİ

Çivril ilcesine 5 km. uzaklıkta bulunan cami, giriş kapısı üzerindeki kitabesine göre “Ömer Ağa” adında bir kişi tarafından 1882 yılında yaptırılmıştır. İki mekanlı camiinin ibadet mekanı derinlemesine uç sahana ayrılmıştır.

dikdörtgen planlı son cemaat yeri ile birlikte dış cepheleri bakımından oldukça sade bir mimari üslup göstermektedir. Dıştaki bu sade görünümüne karşılık ibadet mekanı ve son cemaat yeri duvarlarında oldukça zengin bir süsleme dikkati çekmektedir.

Duvarların yüzeyleri sathi sivri kemerlerle belirtilerek, bu kemerlerin içlerine değişik kompozisyonlar yerleştirilmiştir. Stilize bitkisel motifler, cami motifi ve meyve motifleri görülebilen resim örneklerindendir.   18. ve 19.yüzyıl Osmanlı mimarisinde ve özellikle Anadolu’da moda haline gelen duvarları resimli camilerden ilimizde ayakta kalabilen bir kaç örnekten birisidir.

KABI PAZARI CAMİİ

Çal ilcesine bağlı Süller kasabası yolu üzerinde şapçılar (Kocaköy) Koyu’nun alt kısmında yol üzerinde eski adıyla Kayı Pazarı olarak bilinen yerde bir minare vardır. camii tamamen yok olmuştur. Selçuklu mimari tarzında yapılan minarenin tepesi yoktur. kalan kısmi sağlamdır. Bu alanda bölgenin Türk hakimiyetine geçmesinden sonra kayı boyundan gelen Türkler pazar kurmaya başlamışlardır.

CEVHER PASA CAMİİ Kale ilçesi yerleşim yerindedir.

BELENARDIC CAMİİ: Akkor ilçesinde olan bu camii Osmanlılar dönemine aittir.

MURAT CAMİİ: Osmanlılar Devri’nde 2.Murat tarafından yaptırılmıştır. harap halindeki camii Honaz ilçesindedir.

DEDEKOY CAMİİ: Selçuklular zamanda yapılmış, yıkık bir tarihi  eserdir. Baklan ilçesindedir.

BOĞAZİÇİ CAMİİ: Selçuklular döneminde yapılan bu camii Baklan  ilçesi Boğaziçi Kasabası’ndadır.

SEKÇUKLU CAMİİ: Selçuklular dönemine ait olan bu camii Kale  ilçesi Hırka Köyü’ndedir.

SERHAN HAS-SAFRAN CAMİİ: Çivril ilçesindedir.Selçuklu’lar  zamanında yapılmıştır. Bu sanat eseri hala kullanılmaktadır.

ÇARŞILAR

KALE İÇİ

Denizli merkezinde gezilebilecek yerlerden biri de Kale içi adi ile anılan en eski çarsıdır. Yaklaşık 800 metre uzunluğunda ve 1 m. kalınlığında sur  duvarı ile çevrilidir. Surların yapılış tarihinin Türklerin Anadolu’ya gelişlerinden önce, Bizans Devri’nde var olduğu bilinmektedir. Kaleiçindeki yerleşimin,  buraya 5 km. uzaklıktaki laodikeia’nın terk edilmesinden sonra 11.yüzyılda başladığı bilinmektedir. Kale içi ilk kez Selçuklular zamanında Ladik Beyliği, daha sonra Germiyan, İnaçoğulları Beyliği ve Osmanlı İmparatorluğu donemi ile Cumhuriyet döneminde mülkiyetlerin oluşması dar sokakları ve kurulan pazarları ile önemli bir çarsı merkezi haline geldiği görülmektedir.

100 YIL ONCE DENİZLİ ÇARŞISI

228 yıl önce bir yer sarsıntısı geçiren Denizli Kasabası kentin bağ ve bahçelerine çekilmiş, çarsı şimdiki kentten 1-2 km. uzakta kalmıştır.  Denizli Çarşısı etrafı 8-10 m. yüksekliginde ve 1 m. enliğinde duvarla çevrili  ve 5 kapılı 30.000 donum kadar alan içinde 600 dükkan ve mağaza bulunan yüksek bir yerdedir. Çarşı’nın kale duvarları Selçuklular tarafından yapılmıştır. İçinde 7 çeşme ve 2 şadırvan, 6 apteshane, 4-5 yerde yangın su depoları vardır. Suları yine Selçuk Türkleri tarafından yapılmış olan Kurşunlu camii altındaki kaynaktan gelmektedir. Trenle Goncalı’dan Denizli’ye gelirken Çarşı’dan başka bir yer görünmez. İçindeki iki cami ve minareleri çarşının en yüksek yerinde olduğundan önce göze çarpar. Biri büyük pazardır. Perşembe büyük pazar, pazartesi küçük pazar kurulan Denizli çarşısı çok kalabalık olur. Haftanın büyük pazarında alış veriş buna göredir. Eskiden kadınlar pazar içine giremezdi. Kasaba içinde Delikliçınarda da dükkan ve mağazalar her turlu satıcılar varsa da çarşıdaki alış verişe uymazdı.  Koca karılar yeni doğan çocuklara Allah nasibini beş kapı içinden versin diye dua ederlerdi. beş kapının adları şunlardır:Bayram Yeri Kapısı, Küçükkapı, Demirciler Kapısı, Gökboyacılar Kapısı, Dörtceşme Kapısı, Yenikapı.

çarşının yer yer adları vardır:

1) Bayram Yeri
2) Kestane Pazarı
3) Çerez Pazarı
4) Zahire Pazarı
5) Bahçıvan Pazarı
6) Turna Yıkığı
7) Saman Pazarı
8) Demirciler

9) Bakırcılar
10) Yoğurt Pazarı
11) şadırvan Başı
12) Tabak Pazarı
13) Arasta
14) kadınlar Pazarı
15) Hayvan Pazarı
16) Hasır Pazarı

HANLAR

AKMAN Denizli – Afyon karayolunun7. kilometresinde bulunan han ayni adi  taşıyan koyun hemen girişinde, yolun sonunda yer almaktadır.  Anadolu Selcuklular’ın batıdaki son kervansaraylarından olan AKMAN, sultan hanları semasına uymakla beraber oldukça küçük bir handır.

Hanin iki kitabesi bulunmaktadır. kapalı olan kişim 1253 (H.651) yılında avlu 1254 (H.652) de tamamlanmıştır. Yaptıran, Vali Seyfettin Karasundur Bin Abdullah’dır. Kitabede Özettin Keykavus II’nin adi geçmektedir.   Simetrik bir plan göstermeyen kervansaray acık ve kapalı bölümlerden oluşmaktadır. Toplam 1100 m2′lik bir alan üzerine oturmakta olup kare bir avlu ve derinlemesine dikdörtgen bir holden oluşmaktadır.  kapalı mekan derinlemesine iki paye ile uç şahına ayrılmıştır.  Ortada bulunan şahin yan sahanlardan daha geniş ve yüksek tutulmuştur. Üst kişim tonoz ile örtülmüştür. Sivri kemerli Nis biçiminde porteli basık kemerli giriş kapısı ile oldukça sade bir görünüşe sahiptir.

Kapalı mekanın simetrik düzenlenmesine karsın avluda asimetrik bir plan karsımıza çıkmaktadır. Avlu girişinin sağ tarafındaki bolümde iki katli mekanlar, bir eyvan ve iki kapalı birim yer lamsına rağmen diğer tarafta revamlar ve kapalı mekana bitişik kösede tonozlu iki mekan  yer almaktadır.

Hanin avlu porteli geometrik ve plastik süslemeleri ile oldukça görkemlidir.  Portalda görülen en görkemli özellik ise Konya-Karatan Han’la rekabet edecek derecede figürlü süslemelere sahip  olmasıdır. Geyik, sfenks, kus, kartal,aslan, ejder vb. hayvan figürleri, gamalı hac motiflerinin aralarına yerleştirilmiş oldukça girift bir süsleme oluşturulmuştur.    Handa malzeme olarak kesme tas kullanılmıştır.

kapalı kısmin cephelerinde avlunun doğu cephesinde ince isçilik göstermeyen keme tas kullanılmıştır. Ancak avlunun güney ve bati cephesi orijinal düzgün mermer kaplamadır. yapının içinde ve dışta devşirme tas malzeme yoğun olarak göze çarpmaktadır.

ÇARDAKHAN

Denizli – Afyon karayolunun solunda, denizli ile Çardak ilce merkezinin içinde bulunan bu han, porteli üzerindeki yedi satir kitabesine göre, Alaeddin Keykubat zamanında onun azadeli kölesi ve emirlerinden Esededdin Ayaz Bin Abdullah tarafından yaptırılmıştır. 1230 (H. 627) yılı ramazan ayında bitirilmiş ve kitabesine göre “Ricat” olarak yapılmıştır.   doğu - bati doğrultusunda inşa edilen han, oldukça geniş kare avlusu ve altı bölümlü, beş şahından oluşan holü ile sultan hanlarının sadeleşmiş bir benzerini oluşturmaktadır. kapalı mekan doğu – bati ekseninde dikdörtgen planlıdır. Derinlemesine dört sıra halinde ve her bir sırada beser paye kullanılması ile beş şahin oluşturulmuştur. Kapı aksında bulunan orta şahin yan sahanlardan daha geniş tutulmuş, bu şahin tonozu da diğer şahin tonozlarından yüksektir.

Holün süsleme unsurlarını orta şahındaki paye baslıklarının üzerindeki kabartmalar oluşturmaktadır. devşirme olan bu süslemeler de boğa bası, çift balık ve insan bası motifleri görülür.   Avluya ait bedel duvarlarından çok azı ayakta kalmıştır. Burada olması gereken eyvan ve giriş porteline ait herhangi bir iz kalmamıştır. Holün geometrik motiflerden oluşan, bordürlerle çevrili beden duvarlarından dışarıya doğru çıkıntı yapan porteli ise sade bir kompozisyon oluşturmaktadır. Kitabenin her iki yanında birer aslan figürü yer almakta olup bu kompozisyon tipine Selçuklu hanlarında çok rastlamaktayız. Poratl bordüründe kenarı kırık sekizgenlerin kesişmesinden ortaya çıkan dörtlü düğüm motifleri yer valim. han muntazam kesme taslardan yapılmış olup, istinat kuleleri ile desteklenmiştir.   Han, Dinar ilcesine bağlı olduğu dönemlerde “HARABAT” ismiyle anılmakta ve Kurtuluş Savası sırasında zahire ambarı olarak kullanıldığını kaynaklardan öğrenmekteyiz.

KAPLICALAR

PAMUKKALE KAPLICASI:


Denizli’ye 20 km. uzaklıkta, eski Hierapolis kentinin bulunduğu alandadır. Kars tik alanlardan çıkan suların bünyesindeki kireç çözeltisi buharlaşma  ve sudaki karbondioksitin ayrışması sonucu çökelerek genellikle beyaz  renkte ve pamuk balyalarını andıran kalker tüfleri Pamuk kale  travertenlerini oluşturmuştur.

Kaplıca suları kalp, Mar sertliği, tansiyon,romatizma, deri, göz, raşitizm, felç, sinir ve damar hastalıkları, ilik içildiğinde spazmlı midesele iyi gelmektedir. İdrar sokturucudur. Böbrek kum ver taslarında, idrar yolu iltihaplarında etkilidir. Damar iltihapları ve reyon hastalığının tedavisinde yararlıdır.

KARAHAYIT KAPLICALARI:


Pamukkale’nin 5 km. kuzeyinde Karahayıt Kasabası’ndadır. Suyunun sıcaklığı Pamukkale’nin sularından daha fazla (42o,50o,56o), serbest karbondioksit oranı daha az, radyoaktivitesi yüksektir.     Kalp, damar sertliği, yüksek tansiyon, romatizma, siyatik,deri ve sinir hastalıklarından bazılarına, limbo, uyuz, sivilce, kasıntı vb. hastalıklarda şifalıdır.

GOLEMEZLI ÇAMUR KAPLICASI:


Denizli merkeze yakın idari olarak Akkor ilcesine bağlı Gölemezli’de, termal olarak Pamuk kale sistemine uygun, sıcaklıkları 35o C ile 50o C arasında dört kaynak halindedir. Birisinde ÇAMUR banyosu yapılır. Deri hastalıkları tedavisinde etkilidir.

ÇİZMELİ (YENİCE) KAPLICASI:


Buldan İlçesi’ne 16 km. uzaklıktaki Yenice kent sınırları içindedir. Tripolim antik kenti kalıntıları arasından gidilir. sıcaklığı 35o TC’dir. Bileşiminde hidrokarbonat, sülfat, sodyum, kalsiyum iyonları bulunur. Radyo aktivesi yüksektir. Romatizma, kalp, damar sertliği, deri hemoroit hastalıklarının tedavisinde faydalanılmaktadır.

BABACIK (KABAAGAC) KAPLICASI:


Tekke koy kaplıcasına 3 km. uzaklıktadır. Kükürtlü iki kaynaktan çıkar. Birisinin sıcaklığı 43o C, diğerinin sıcaklığı 62o TC’dir. Karbondioksit bakımından zengindir

SARAYKÖY - TEKKE KOY ILICASI:


ilce merkezine uzaklığı 20 km. olup, Tekke koy yakınlarındadır. Suyunun sıcaklığı 80o C dır. Roma İmparatorluğu döneminden kalma hamamı, havuzu ve soyunma yerleri vardır.     Romatizma, deri, kadın hastalıkları ve idrar yolu hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Tekke koy kaplıcasına 500 m. uzaklıkta İnaltı hamamı vardır. Bir mağaradan çıkar. Suyu kükürtlüdür.

KAVAK BASI ILICASI:


Pamukkale’ye 4 km. uzaklıktadır. Suyunun sıcaklığı 30o C dır. Deri hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır.

KIZILDERE ILICASI:


Sarayköy’e 11 km. uzaklıkta, kızıl renkli kayalardan çıkar. suları sodyum karbonatlı ve sodyum sülfatlıdır. Su sıcaklıkları 63o,65o,88oC’dir. suları yorgunluğa ve romatizmaya iyi gelmektedir

ORTAKÇI ILICASI:


SARAYKÖY yakınında ikisi sıcak, birisi soğuk uç kaynaktan çıkar ve sularının sıcaklığı 47o,50oC’dir. İçme ve banyo suyu olarak kullanılır. Romatizma ve sindirim hastalıklarına iyi gelmektedir.

BULDAN MADEN SUYU:


Buldan’a 2 km. uzakta 2 ayrı çeşmeden akmaktadır. soğuk ve sıcak olarak dakikada 25 litre su çıkar. Suyun sıcaklık derecesi 19o C dır. Denizden yüksekliği 600 m. olan maden suyu, sindirim sistemi ve karaciğer işlevleri üzerinde olumlu etkiye sahiptir.

MÜZELER

ATATÜRK VE ETNOGRAFYA MÜZESİ

Denizli’nin merkezi Uçancıbaşı Mahallesi’nde bulunan ve buğun müze olarak kullanılan binanın yapım tarihi ile ilgili kesin bir belge yoktur. Ancak 19.yüzyıl sonlarında Rum asilli ve sonradan Türk tabiiyetine gecen Kilon Vandazoflus tarafından yaptırıldığı halk bilgilerinden anlaşılmaktadır. Yapı iki katli olarak inşa edilmiş olup, her iki katta  da ortaya sofaya acılan odalardan oluşmaktadır. Üst katin boydan  boya uzanan sofası giriş cephesinde ve bu cepheyi hareketlendiren çıkma bir balkona açılır. Arka cephe ise; iki kat boyunca yükselen ve sonradan ilave edildiği anlaşılan bolüme açılmaktadır.

İnşaat tekniği olarak: Ana duvarları kagir, ara duvarları ise ahşap karkas seklinde yapılmıştır. Binaya giriş on ve arka cephede bulunan ve ayni özelliklere sahip çift kanatlı ahşap kapılar ile sağlanmaktadır. Pencereler dikdörtgen seklinde ve basık kemerlidir. Sürgülü çerçeveli pencereler, dıştan iki yana açılan kepenklerle korunmuştur. Üst örtü kırma çatı olup Marsilya tipi kiremit ile örtülüdür. Zemin kat duvarlarının Üst kenarlarındaki alcı silmeler ile Üst kat tabanının taşıyan ahşap direklerin üzerlerini örten yivli ve meander bezemeli silme baslıklı dekoratif köse peylerinden başka süsleme bulunmamaktadır.   binanın Üst katında etnografik nitelikteki kültür varlıkları sergilenmektedir.   Ayrıca Atatürk’ün Denizli’ye geldiğinde, kaldıkları odada, gardırop, pirinç baslıklı karyola, divan ve barok stili bir çalışma masası teshir edilmektedir. Odalardan bir tanesinde temsili olarak bir Denizli evi sergilenmektedir.

HIERAPOLIS ARKEOLOJİ MÜZESİ

Hierapolis Kenti’nin en büyük yapılarından biri olan Roma Hamamı, 1984 yılından bu yana Hierapolis Arkeoloji Müzesi olarak hizmet vermektedir.   Müzede Hierapolis kazılarından çıkan eserlerin yanında Laodikeia, Colossae, Tripolis, Attuda gibi Lycos (Çürüksü) vadisi kentlerinden gelen eserler de bulunmaktadır.

Ayrıca Tunç Cağı’nın en güzel örneklerini veren Beycesultan Höyüğü’nden elde edilen eserler müzenin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Caria, Pisidya ve Lidya bölgelerindeki bazı yerleşimlerden ortaya çıkarılan eserler Hierapolis Müzesi’nde toplanmış ve sergilenmektedir.    Hierapolis Hamamı’nın bölümlerinden olan 3 kapalı mekan ile doğu bitişiğindeki kütüphane ve gymnasium olarak bilinen acık mekanlar müze teshir alanları olarak düzenlenmiştir.    Küçük ve büyük bir çok eserin sergilendiği bu mekanlar; A Salonu, B Salonu ve C Salonu olmak üzere 3 kapalı mekandan oluşmaktadır. acık teshirde sergilenen eserler ise daha çok mermer ve tas eserlerdir.    A SALONU Bu salon,Hierapolis ve Laodikeia kazılarından çıkan eserlerden oluşmaktadır. Lahitler, heykeller, mezar taşları, mimari sütun paye  başlıkları ve yazıtlarından ibarettir.

Grek ve Helenistik orijinallerine bağlı olarak yapılmış Roma Dönemi’ne ait bu eserler içinde Tyche, Dionysos, Pan, Asklepios, Isis Rahibesi, Demeter heykelleri bulunmaktadır.

Yöreye özgü geleneğin diğer bir örneği pismiş toprak lahit olup donemin güzel örneğini temsil etmektedir.

Mezar taşları ise yöreye ait geleneği simgeleyen aile mezarları ile  ilgili örnekleri oluşturmaktadır.

Üzerinde kitabesi bulunan Maximillian’ın Lahdi ile Laodikeia kentinde ortaya çıkan ve müzenin en güzel eserlerinden biri olan Sidemara tipi lahit, bir şehir meclisi üyesine (Arhon’a) aittir.

B SALONU Bu salonda MO.4.binden beri birçok uygarlığa damgasını vuran küçük buluntular sergilenmektedir. Belirli bir kronolojiye göre sergilenen bu  eserler Denizli ve çevresindeki birçok arkeolojik yerleşimlerden elde edilen eserlerden oluşmaktadır. Bu salonda donemi itibariyle eski uygarlığın güzel örneklerini veren Beycesultan Höyüğü kazısından çıkarılmış olan eserler  ayrı bir önem taşımaktadır.

İngiliz Arkeoloji Enstitusu’nun1952-1957 yılları arasında yaptığı kazı sonunda elde edilen bu eserler idoller, pismiş toprak testi ve tören (libasyon) kapları ve tas eserleridir. özellikle MO.4 binden bu yana en güzel örnekleri vermektedir.   Salonun diğer bölümlerinde ise Frig, Helenistik, Roma, Bizans dönemlerine  ait, pismiş toprak kandiller, adakkapları, cam kaplar, kolyeler, madeni takılar (yüzük, küpe, bilezik vb) sergilenmektedir.

Ayrıca Kronolojik bir sıraya göre sergilenmiş olan sikkeler bu salonun  önemli eserlerini oluşturmaktadır. sikkenin ilk darpedildiği MO.6.yüzyıldan  bu yana, Helenistik, Roma, Bizans ve Selçuklu ile Osmanlı dönemlerine ait altın, gümüş ve bronz sikke örneklerini bu salonda görmek mümkündür.   C SALONU Hierapolis Tiyatrosu’nun sahne binasının fasadını süsleyen eserlerin bir çoğu restore edilerek müzenin bu salonunda teshir edilmiştir.

Sahne kabartmalarının bir kısmi yerinde (Insitu) olup bir kısmının ise mulajları alınarak sahne binasındaki yerine kopyaları konulmuştur. Bu salonda yeralan eserler; Apollon ile Artemis’e ait mitolojik kabartmalar, Dionysos’un eğlence alayları ve Roma İmparatoru Septimus Severus’un taç giyme törenine ait kabartmalar,

Persephone’nin Hades tarafından yeraltına kaçırılması, Apollon, Leto, Artemis, Hades ile ilgili heykeller, sfenksler, Attalos ve Eumenes’in büst heykelleri ile mimari kabartma örnekleri yer almaktadır.

Ayrıca kentin tanrıçasının (Hierapolis’in) taç giyme töreni ve tiyatro ile ilgili meclis kararlarını belirten yazıtlar önemli eserlerdir.  

TÜRBELER

BEYCESULTAN TÜRBESİ

Çivril ilce merkezine 6 km. uzaklıkta, ilçenin güney batısında Melhuz Kocayama Köyleri arasında, yüksekliği 20 m. olan höyük üzerindedir.

Türbe binası tamamen Selçuklu mimarisi tarzında oldukça bakımsız, harap olmak üzeredir. sekizgen bir plan üzerine yapılmış, doğu yönünde yüksek olmayan bir kapısı güney yönünde bir adet penceresi vardır.I.Hacim Sultan Hacı Bektaşi veli menkibinde, onun halifelerinden birisi olarak geçer.

Hacim Sultan vilayet namesinde “Pakce Sultan” olarak bahsedilir. Yörenin bilgin ve olgun kişisi olup, yöresinde ziraatla uğraşmıştır. Kaynaklarda  Selçuklu Beyi olduğunda kayıtlıdır.

HÜSAMETTİN BEY TÜRBESİ

Baklan ilçesinin Tekke Mahallesi’nde bulunan Türbe, Selçuklu mimari tarzında, mermer kaplamalı, duvarları kesme tastan yapılmış, kubbeli üzeri kemerli,  4 pencereli sanat değeri yüksek bir türbedir.

İçinde 4 adete mezar vardır.  Bu mezarların birinin Hüsamettin Bey’e, birinin Hüsamettin Bey’indin esine, diğer iki mezarın da akrabalarına ait olduğu sanılmaktadır. Mermer giriş  kapısının üzerinde bir kitabe bulunmaktadır. Ayrıca kapı pervazlarının üzerinde de Arapça, Farsça ve Osmanlıca karışık  yazılar bulunmaktadır.  Bu yazıların tercümesi tam  olarak yapılmamıştır.

MAHMUT GAZİ TÜRBESİ

Mahmut Gazi çardak-Baklan ve Çal bölgesinin fethini gerçekleştirmiş  Anadolu Selçuklu Beylerinden biridir. fetihlerden sonra Çal ilçesinin kendi adıyla anılan Mahmut Gazi Koyu’nu kurmuş ve burada vefat etmiş biridir. mezarı koyun içinde mezarlıktadır. mezarın üzerine büyük kubbeli bir  Türbe yapılmıştır.   Selçuklu mimarisi tarzında yapılan türbenin sanat değeri yüksektir. Küçük bir tepecik üzerine inşa edilmiş olan Türbe kare bir yapıdır. üzerinde büyük bir kubbesi ve tek penceresi vardır. giriş kafisi bir avlu içindedir. İçinde bir kitabe vardır, bol miktarda tulula kullanılmıştır.

ER DİNLENDİ TÜRBESİ

Çal ilçesi, Mahmut Gazi Koyu’nun batısında dağın eteğinde koyun hemen bitimindedir. Bu mezarın bölgenin fethi sırasında şehit düsen bir Selçuklu askerinin mezarı olma ihtimali yüksektir. Köylüler ise bunun başka  taraftan gelerek burada vefat eden bir ere ait olduğu o nedenle de  Erginlendi denildiğini söylemektedirler. Ancak belirtilen gibi fetihler sırasında  bu yerde savaşlar olmuş burada şehit düsen birine ait olma ihtimali daha yüksektir. mezarın üzerinde ahşap bir Türbe vardır.

AHMET DEDE TÜRBESİ

Çal ilçesinin, Akken Kasabası’nda kare bir yapı üzerinde büyük bir kubbeye sahiptir. Anlatılanlara göre Ahmet Dede;nine vefatından naaşı paylaşılamamış  ve bunu üzerine uç tane tabut hazırlanmıştır. Tabutun biri Akkent’e getirilerek buraya defnedilmiştir. Adak, yağmur duası, kısmet açma, rüya ve niyaz amaçlarıyla bir çok ziyaretçisi vardır.

YEDİLER TÜRBESİ

Denizli’nin merkezinde büyük Mezarlık yolunda il badi Mahallesi’ne giden  yol üzerindedir. Bir çatı altındaki İnanç Beylerine ait yedi mezardan ibarettir. türbenin duvarlarındaki mermer levhada  “Denizli Hakimleri Ali Bey ve Ahvadından 7 zat bu türbede yatmaktadır” ibaresi yazılıdır. Bu açıklamaya göre mezarların Ali Bey, Tufan Pasa, Sucaattin Bey, Issak Bey ve arkadaşlarının olduğu tahmin edilmektedir.

ABDI BEY SULTAN TÜRBESİ

Acıpayam-Yatağan Kasabası’nda bir Selçuklu Prensinin türbesidir.

HABIB-ACEM TÜRBESİ

Çivril ilçesindedir.

SEVER GAZI TÜRBESİ

Merkez ilçeye gali Yeşilköy yakınındadır. türbenin 1210 yılında Denizli’nin fethi sırasında, Mehmet Gazi ile şehit olan Severgazi’ye ait olduğu bilinmektedir.

MEHMET GAZI TÜRBESİ

1210 yılında Denizli’nin fethi sırasında şehit olan  uç Beyi Mehmet Gaziye aittir.Merkezdeki  büyük Mezarlık’tadır.

ÜÇLER TÜRBESİ

Merkezde Leylekler Kavşağı diye anılan semttedir.  türbenin İnançoğullarının ileri gelenlerine ait olduğu bilinmektedir. Takmaman harap haldedir.

FATMA HANIM (YILDIZ) TÜRBESİ

Haclı Savaşları’nda Denizli ve çevresini koruyan, Yıldız Bey’in kızı Fatma Yıldız’a aittir. Türk Jandark’ı diye anılan Fatma Yıldız Hanim Türbesi büyük Mezarlık’tadır. Türbe mermerden yapılmıştır.

AHİ SINAN TÜRBESİ

Denizli’de Ahiliğin kurucusu Ahi Sinan’a aittir. Türbe Yeni sanayi Sitesi’nin dere Tekke tarafına giden yol üzerindedir.

YATAĞAN BABA TÜRBESİ

Acıpayam İlçesinin YATAĞAN Kasabası’ndadır. Muhtemelen 14.yüzyıl yapısıdır. YATAĞAN Baba adli kumandanın mezarı bu türbededir.

ANTİK KENTLER

PAMUKKALE

Denizli ilinin 18 km. kuzeyinde yer alan Hierapolis antik kentinin arkeoloji literaturunde “Holy City” yani Kutsal Kent olarak adlandırılması, kentte bilinen birçok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanmaktadır

Kentin hangi eski coğrafi bölgede yer aldığı tartışılır. Hierapolis, coğrafi konumu ile kendisini çevreleyen tarihi bölgeler arasında yer almaktadır. Aziz Paulos, kentin Frigya yakınında, güney batıda ve Karia sınırına yakın olduğundan bahseder. Ayrıca Colossae kentinin de kuzey batısında  olduğunu söyler. Strabon ile Ptolemaeus ise verdikleri bilgilerde, Karia Bölgesi’ne sinir olan Laodikeia ve Tripolis kentlerine yakınlığı ile  Hierapolis’in de Frigya Kenti olduğunu ileri sürerler.

Bizanslı Stephanus ise kentin Lidya ile Frigya Bölgeleri arasında zengin sıcak su kaynakları ile tanındığından söz eder. Antik kaynaklarda, kentin Hellenistik dönem öncesi adi ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır. Hierapolis olarak adlandırılmadan önce kentte bir yaşamın varolduğunu Magna Mater

(Ana Tanrıça) kültüründen dolayı biliyoruz.   Kentin kurulusu hakkındaki bilgilerimizin kistli olmasına karşın; Bergama Kralları’ndan II.Eumenes tarafından M.O.II.yüzyılda kurulduğu ve Bergama’nın efsanevi kurucusu Telephos’un karisi Hiera’dan dolayı Hierapolis adini aldığı bilinmektedir.    Hierapolis, Roma Imparatoru Tiberius dönemindeki (MS 17) büyük depreme değin, Helenistik kentleşme ilkelerine bağlı kalarak özgün dokusunu sürdürmüştür.  Deprem kuşağı üzerinde bulunan kent, Tiberius donemi depreminden  büyük zarar görmüş ve yenilenmiştir. Üst üste  yaşadığı depremlerden sonra kent, tüm Helenistik niteliğini kaybetmiş,  tipik bir Roma kenti görünümünü almıştır. Hierapolis Roma Dönemi’nden sonra Bizans Döneminde’de çok önemli bir merkez olmuştur. MS.IV.yüzyıldan itibaren hıristiyanlık merkezi olması, MS. sonra 80  yıllarında Hz.İsa’nın havarilerinden olan Aziz Philip’in burada öldürülmesi nedeniyledir. Hierapolis XII.yüzyıl sonlarına doğru Türklerin eline geçer.  Daha sonra tekrar Bizanslılar tarafından geri alınır. XIII.yüzyıldan sonra  kentin iskan gördüğüne ilişkin herhangi bir bilgi yoktur.

TRIPOLIS

TARİHİ Denizli il merkezinin 40 km. kuzeyindedir. Buldan ilçesi Yenice kent Kasabası’nın doğusunda, Büyük menderes Nehri ile kasaba arasındaki yamaçlar üzerinde kurulmuştur. Batıya acılan Büyük Menderes Ovası ile hem Ege kıyılarına, hem de İç Anadolu ve Akdeniz’e bağlanmaktadır. Kent güneyindeki Çürüksü Vadisi’nde kurulmuş olan çağdaş laodikeia’ya 30 km., Hieropolis’e ise 20 km. uzaklıktadır.

Tripolis, Lidya bölgesi şehirleri içinde, Kahya ve Frigoya Bölgeleri’ne ulaşımı sağlayan sinir, ticaret ve tarım merkezlerinden birisidir. Kuruluş biçimi ve şehircilik anlayışı ile yörenin, en zengin kentlerindendir. Tripolisin Lidyalılar zamanında kurulduğu tahmin edilmektedir. Lidya, Pers ve Helenistik dönemlere ait tarihi bilgiler henüz yoktur. Bu devirlerle ilgili kalıntılara da rastlanamamaktadır.   

Kentin kalıntıları üslup yönünden Roma ve Bizans Donemi karakteri taşımaktadır. Anıtsal yapıların en iyi örnekleri MS.1, 2 ve 3. yüzyıllarda yapılmışlardır. Plinius’a göre, şehrin bir diğer adi Apollonia’dır. Sikkelerinde Tanrıca Lego’nun, Letoia Phthia oyunlarının ve Menderes Nehri’nin isimleri vardır. Tripolis ve çevresi tarih içinde bir çok deprem ve savaşlara sahne olmuştur. MS.325 yılında Nikel Meclisi’nde hazır bulunan Lidya piskoposları listesinde Tripolisin adinin geçmesi piskoposluk düzeyinde bir şehir olduğunu göstermektedir.

TRIPOLIS’İN YAPILARI

TİYATRO

Kent merkezindedir.  Grek Tiyatrosu seklinde araziye uygun olarak Roma inşa tarzında yapılmıştır.  tüm bölümleri harap durumundadır. yaklaşık  10.000 kişi alabilecek kapasitedir.

HAMAM

Tiyatronun yaklaşık 200 m. batısında yer almaktadır. Sur duvarları dışında bulunmaktadır. Dış duvarları kısmen ayaktadır. Tonoz ve kemerli iç kısımlar yıkılmıştır. bölümleri ise tespit edilebilmektedir. Kalın duvarlarında büyük nişler mevcuttur.

SEHİR BİNASI

Hamamain yaklaşık 150 m. güneyindedir. Sadece temelleri kalmıştır.

KALE VE SURLAR

Tripolis Geç Roma ve Bizans döneminde sur ve kale ile çevrilmiştir. Eğimli arazide kurulan kentin surları yer yer burçlarla, gözetleme kuleleri ve kalın duvarlarla desteklenmiştir.    Tiyatroya bitişik devam eden sur, kentin kuzeyindeki en yüksek tepede kule ile birleşir.   Kule, hem savunmaya hem de gelecek düşman tehlikesini gözetlemeye yöneliktir.

NEKROPOL

Surun, doğu ve güney yamaçlarındadır. Burada Kaya mezarları, podyumlu  mezarlar ve lahitler görülmektedir.

EUMENIA

Antik kent, Çivril – Dinar karayolu üzerindeki Işıklı Kasabası’nın bulunduğu alandadır.

kent Bergama Kralı I.Eumenes adına kurulmuştur.  Işıklı Kasabası’nın güney doğusunda bulunan su kaynağı yakınlarında antik doneme ait izler görülmektedir.

Buğun “Sari baba Tepesi”olarak adlandırılan dağlık bölgenin  üzerindeki düzlük, özellikle Bizans döneminde kale olarak  kullanılmıştır. Bu tepenin yamaçları ise Eumenia’nın nekropoludur.

ATTUDA

Attuda (Hisarköy) Denizli ili, Sarayköy ilçesi sınırları içerisinde ve ilçenin yaklaşık 17 km. güney batısında yer almaktadır.Antik donemde caria ve Phrigia arasında bir sinir kentidir.  Çürüksü Vadisi’nde bulunan Tripolis ve Laodiceia’yi Aphrodisias’a bağlayan en kısa yol Attuda’dan gedmektedir. Kentin ilk kurulusu hakkında kesin bir bilgi bulunmamasına rağmen Lykos Vadi’sinde  kurulan kentlerle çağdaş olduğu ve Helenistik donemde  kurulmuş olduğu tahmin edilmektedir.

Lykos Vadisi’ndeki kentler ile Aphrodisias arasındaki ticari,  ekonomik ve sanatsal iletişimleri kurmada önemli bir rol oynamıştır.   doğu ve batısından gelen iki derenin çevrelediği yüksekçe bir tepe üzerinde kurulan kentin, daha çok savunmaya önem verdiği ve  ulaşım yolunu kontrolü altında tuttuğu görülmektedir.

Antik kaynaklarda, Attuda’da Men kültürü olduğu, bu tanrıya ait tapınak yapılarak tapınıldığı, tapınak içinde at üzerinde Tanrı Men’e  ait heykel olduğu yazılmaktadır. Ayrıca, Zeus, Apollon, Dionysos  ve Asklepios heykelleri ile Artemis Anaitis kültürünün de Attuda’da bulunduğunu antik kaynaklar zikreder. Men Karau ve Men Kybele’ye ayrı bir önem verildiğinden bahsedilmektedir.   Antik kentte imparatorluk öncesi ve sonrasında sikke basılmıştır. Sikkelerin bir yüzünde, Attuda yazısı, diğer yüzde ise tanrılar ve yöneticilerin portreleri yer almaktadır.   Günümüzde antik kentin bulunduğu alanda Hisarköy yer aldığından yüzeyde herhangi bir kalıntı görmek mümkün değildir. Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait bazı eserler kurulan müze  deposunda teshir edilmektedir.

TABAE

Denizli-Muğla karayolunun 78.kilometresinde bulunan Tabae,  doğal bir kale görünümündedir.

Tabae, Büyük İskender’den sonra Anadolu’da kurulan kent devletlerindendir. Tabae, Helenistik Donemden günümüze kadar kesintisiz bir yerleşime sahne olmuştur.

Antik donemde kendi adına sikke bastırmıştır. Sikkeler önceleri gümüş daha sonra bronz olarak basılmıştır.    Roma Hamamı ve Osmanlı Dönemi’ne ait Cevher pasa Camii, günümüze kadar gelen kalıntılardır.

SEBASTOPOLIS

Sebastopolis, Denizli ili Tavas İlçesi’nin 19 km. güneyinde bulunan Kızılca Kasabası’nın 2 km. doğusunda yer almaktadır.   Antik kentin ilk kurulusu bilinmemekle beraber yüzeydeki kaliontilar Roma ve Bizans dönemlerine aittir.   Kalıntıları Höyük Tepesi, stadyum ve nekrapoldur.

SALA

Denizli ili, Güney ilçesindedir. Şimdiki Güney ilce merkezinin kuzeyindeki düzlükler üzerinde kurulduğu tahmin edilmektedir.   Ancak günümüzde hiç bir kalıntıya rastlanmamıştır.

LAODIKEIA’NIN TARİHİ

Denizli ilinin 6 km. kuzeyinde yer alan antik laodikeia kenti coğrafi  bakımdan çok uygun bir noktada ve Lykos Irmağı’nın güneyinde kurulmuştur. Kentin antik kaynaklarda daha çok “Lykos’un kıyısındaki laodikeia” seklinde geçmektedir.   Tarihçi Plinius’a göre laodikeia, önceleri Diospolis “Zeus Şehri”, daha sonraları da Rhoas adini taşıyan bir koyun yıkıntıları üzerine inşa edilmiştir.

Diospolis adi, buradaki Zeus kültürüne verilen önemin bir simgesidir. Rhoas adi ise, yerli Anadolu dillerinden birine ait olabilir. Dioger antik kaynaklara göre ise, kent MÖ. 263-261 yılları arasında I.Antiokhos’un karisi  Laodike’nin adi verilmiştir.   Laodikeia’nin ilk sakinleri hakkındaki araştırmalar, şehirde var olan yerli nüfusa yunanlı ve Yahudilerin eklendiğini ve kentin kozmopolit bir kişilik kazandığını göstermektedir. Bu nüfus çeşitliliği ise şehrin ticari  öneminden dolayıdır.

Bazı yazıtlar bize, kentin Helenistik donemdeki durumu hakkında bilgiler vermektedir. Seleukos III.un öldürülüşünden sonra Bati Anadolu’yu işgal eden Achaios, kendisini kral ilan etmiştir. MÖ.188 yılında imzalanan Apameia Barısı’nda ise Romalılar bu kenti Bergama Krallığı’na bırakmışlardır. Ayrıca Strabon MÖ.88-85 yılları arasındaki Mithridates Savaşları’nda kentin büyük tahribata uğradığını yazmaktadır.   laodikeia, MÖ.1.yüzyılda, Anadolu’nun en önemli ve en unlu kentlerinden biridir. Şehirdeki büyük sanat eserleri bu doneme ait olduğu gibi, yine bu yüzyılda burada düzenlenen Gladyatör döğüşleri şehre ayrı bir önem kazandırmıştır.

Romalılar Laodikeia’ya özel bir önem vermişlerdir. Unlu  devlet adamı ve hatip Cicero, MÖ.50 yılında buraya gelmiş ve kentin Bazı hukuki sorunları ile uğraşmıştır. Yine bu tarihlerde Romalılar, Laodikeia’yi Kibara (horcum) Conventus’unun merkezi yapmışlardır. Roma İmparatoru Hadrianus, MOR.129 yılında Şehri ziyaret etmiş ve buradan Roma’ya mektuplar yazmıştır.   Kent ile Roma arasındaki ilişkilerin ne kadar iyi olduğunu gösteren diğer bir kanıtta, MS.90-146 yılları arasında bu kentte yasadığı bilinen unlu Zenon ailesinin sahip olduğu mevki, servet ve imtiyazlardır. Nitekim bu aileden olan Polemon adında biri, Antonius tarafından Lykaonia, Kilikia ve Pontus’a yönetici olarak atanmıştır.   İmparator Caracalla devrinde Laodikeia’da bir seri kaliteli sikkenin basıldığını görmekteyiz. şehrin Neokoros unvanının ilk kez Caracalla  devri sikkeleri üzerinde görülmesi, bu unvanının kente imparator tarafından verilmiş olabileceğini göstermektedir. Caracalla, MS.215 yıllarında  Anadolu’ya gelmiş, Bergama’da bir tapınak inşa ettirmiş ve Bazı kentlere imtiyazlar dağıtmıştır. Antik devirde, laodikeia halkının da katkıları ile  şehirde çok sayıda anıtsal yapının yapıldığı bilinmektedir. Laodikeia’nin gelişmişliği, coğrafi konumu ile olduğu kadar toprağının verimliliği ve  buradaki yun ve kumaş ticaretinin yoğunluğu ile açıklanmaktadır. laodikeia çobanları, yünleri parlaklık ve yumuşaklık bakımından büyük bir un kazanan bir koyun turu yetiştirmekteydiler. şehir sadece yun üretmekle kalmıyor, bunun yanısıra dokuma sanayici de geliştiriyordu.

Bu kentte imal edilen tunica’lar o kadar büyük bir un kazanmışlardı ki bu giysilere verilen Trimitia adından dolayı kent bu adla anılır olmuştur. Kent kazanmış olduğu bu ticari önem sonucu, büyük bir bankacılık merkezi haline gelmiştir.   yazıtlar ve sikkeler, Laodikeia’nin dini hayati hakkında da bilgiler vermektedir. İmparatorluk devrine ait çok sayıdaki sikke üzerinde görülen Zeus Laodikos figürü bu kentte Zeus kültürüne verilen önemin göstergesidir. Laodikeia’nin geç devirlerine ilişkin bilgilerimiz çok sinirlidir.

Bir kaç metin bize, hıristiyanlığın başlangıç devirlerinde Laodikeia’nin durumu hakkında Bazı ipuçları veriyor. diğer yerlerde olduğu gibi burada da hıristiyanlık, önce  yahuydu toplumunu etkilemiştir. Nitekim Küçük Asia’nın 7 unlu kilisesinden birinin bu kentte bulunması hıristiyanlığın burada ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Antik devirde Goncalı ve Eski hisar Köyleri yakınlarında kurulmuş olan laodikeia kentinin hangi nedenle tümüyle terk edildigini bilmiyoruz. Ancak, büyük depremlerin bunda rol oynadığını tahmin etmek  güç değildir. MS.194 yılında meydana gelen çok büyük bir deprem Şehri  yerle bir etmiştir.

ANITSAL CESME

Kentin ana caddesi ile ara caddesi köşesinde yer almaktadır. İki cepheli olarak yapılmıştır. Nişleri mevcuttur. Bizans döneminde onarım görmüştür

STADYUM VE GIMNAZYUM

Şehrin güney-batısında, doğu bati doğrultusunda uzanmaktadır. Stadyum ek yapıları ile gimnazyum bir bütünlük teşkil edecek şekilde yapılmıştır. M.M.79 yıllarında yapılan stadyum uzunluğu  350m. genişliği 60m.dır   Amfiteatr seklinde yapılmış olan yapının 24 oturma basamak sırası bulunmaktadır.Büyük bolumu tahrip olmuştur. M.M 2.yüzyılda yapılan gimnazyum Proconsul Gargilius Antioius tarafından inşa ettirilerek imparator Hadrianus ve esi Sabina’ya ithaf edildiğinde dair  yazıt bulunmuştur.

ZEUS TAPINAĞI

Antik Laodikeia kentinin sütunlu caddesizinin doğu kesiminde,  küçük tiyatro ile Nymphaeum arasında bulunmaktadır. Fakat sadece süslenme elemanlarının parçaları görülebilmektedir.

KİLİSE

sütunlu caddenin güneyinde caddeye bitişik olarak inşa edilmiştir. Sadece taşıyıcı bölümlerin bir kısmi ayakta kalmıştır. Ana girişi batıdadır. Orta bölümünde dördü kemerli, dördü düz olmak üzere sekiz adet paye kullanılmıştır.

TİYATRO

BÜYÜK TİYATRO

Antik şehrin kuzey-doğu tarafında, Grek tiyatrosu tipinde araziye  uygun olarak Roma inşaa tarzında yapılmıştır.   Scene’si tamamen yıkılmış olup, cavea ve orkestrası oldukça sağlam durumdadır. Yaklaşık 20.000 kişi alabilecek büyüklüktedir.

KÜÇÜK TİYATRO

büyük tiyatronun 300m kadar kuzey-batısında yer almaktadır. Grek tiyatrosu tipinde araziye uygun olarak Roma tarzında inşaa edilmiştir.Secene’si tamamen yıkılmış olup cavea ve orkestrasında  da bozulmalar mevcuttur.yaklaşık 15.000 kişi alabilecek büyüklüktedir.

MECLİS BİNASI

Kentin güney batısındadır. Dikdörtgen yapılı olan anıtsal yapı, doğu-bati istikametinde uzanmaktadır.   Ana giriş doğu cephesindedir.Bina girişten ita beren dört bölümlü olarak kemer ve tonoz sistemi ile yapılmıştır.
Yapının üst kısımları tamamen, taşıyıcı unsurları ise kısmen yıkılmış ve tahrip olmuştur.

COLOSSAE

Denizli ilinin 25 km. doğusunda, Honaz ilçesinin 2 km.  kuzeyinde yer almaktadır.    Denizli-Ankara karayolunun 16′inci kilometresinde bulunan  Organize Sanayi Bölgesi’nden, Honaz’a giden karayolu  Colossae Kenti’nin içinden gedmektedir.

Antik kent, Honaz (Cadmos) Dağı’nın kuzeyinde  Aksu Çayı’nın kenarına kurulmuştur.  Antik cağdan beri kullanılan güney sark yolu üzerindedir.  büyük Frigya içinde bulunan en önemli merkezlerindendir. Ksenephon’a göre Frigyanin 6 büyük şehrinden biridir.       Pers egemenliğinde de parlak çağlarını yasamıştır. MO. 2.yüzyıldan  itibaren Hierapolis ve Laodikeia’nin kurulması ile önemini yitirmiştir. MS. 1.yüzyıl başlarında Laodikeia ile birlikte yüncülük ve dokumacılıkta  çok gelişmiştir. MS. 1.yüzyılda Neron döneminde meydana gelen  depremle harap olmuştur. Geç Roma döneminde Hierapolis ve  Laodikeia’ya göçler nedeni ile koy hüviyetine bürünmüştür. MS. 692-787 yıllarında şimdiki Honaz ilce merkezinin bulunduğu yerde Chonae adıyla kurulan kent nedeni ile tamamen terk edilmiştir.  Chonae kentinde St.Micheal kilisesinin bulunduğunu eski  kaynaklardan öğrenmekteyiz.   Ancak su anda hiçbir kalıntısı yoktur. Yukarıda tepe üzerinde ise  Osmanlı dönemine ait kale kalıntısı mevcuttur. Colosae antik kentinin kalıntılarına, Akropol olan, höyük tepesi ile çevresindeki arazilerde rastlanmaktadır.   Höyüğün kuzeyindeki bölgede kayaya oyulmuş oda ve ev tipi  mezarlar bulunmaktadır.

HERAKLIA SALBACE

Kent, denizli ili, Tavas ilçesinin 10 km. kuzey batısında bulunan  Vakıf Köyü sınırları içindedir. Yerleşim daha çok kuzeydeki sur ile  çevrili bölgede yoğunluk kazanmaktadır. Heracleia Salbace, antik coğrafyada belirtilen Caria ile Phrigya bölgelerini ayıran Babadağ (Salbace) sıra dağlarının güneyindeki bugünkü Tavas Ovası’na  bakan eteklerinde yer almaktadır. Caria Kenti olarak bilinir. Heracleia ile Aphrodisias’i küçük Tmelos’a (Kırkpınar) Çayı doğal sınır olarak ayırmaktadır. Her iki kentindeNehir Tanrısı Tmelos’tur. Heracleia; batısında Aphrodisias, güneyinde Apollonia ve Tabae, güney doğusunda SebastopolisveKidrama ile yakın ve çağdaş kentler durumundadır.   Kentin ilk kurulusu hakkında antik kaynaklarda herhangibirbilgiye rastlanmamaktadır. önemli yapıları; şehri çevreleyen Roma donemi stadyumudur.

STADYUM Antik kenti çevreleyen sur ile bugünkü Vakıf Köyü’nün arasındadır.  doğu bati yönünde olan stadyuma ait, yamaçlarda bazı basamaklar görülmektedir. Bati kısmındaki basamaklar ise tamamen tahrip olmuştur.     HERACLEIA HIERONU Heracleia Salbace antik kentinin yaklaşık 4 km. doğusunda, bugünkü Tavas-Kızılcabölük Kasabası’nın 1 km. kuzey doğusunda, Ören Sırtı ve Kocapınar Mevkii diye adlandırılan yerdedir. Salbacos (Babadağ) dağı’nın sırtında yer alan Hieron dikdörtgen prizma seklindedir.

Dört tarafını plakalardan oluşan kabartmalar çevirir. Kabartmalarda; Artemis, Apollon, Pan, Dionysos ve Herakles ile ilgili mitolojik sahneler işlenmiştir.

APOLLONIA SALBACE

Apollonia antik kenti ve Medet Höyüğü, Denizli ili, Tavas ilçesinin  7 km. batısında düz bir ova üzerinde kurulan Medet Koyu yerleşim alanı  içinde yer almaktadır.   Tavas Ovası’nın en verimli arazileri üzerinde kurulan Apollonia; Batıda Tabam yolu ve Camia bölgesine, güneyde Sebastopolis yolu ile Frigoya bölgesine  ulaşımı bulunan antik kentlerden birisidir.   Apollonia antik kentinin kurulusu hakkında kesin belgeler bulunmamakla birlikte, höyük buluntuları incelendiği zaman, ilk yerleşimin Tunç Cağları’na kadar uzandığı ve kesintisiz olarak devam ettiği görülmektedir.   Kent Apollonia adini Helenistik Donemde aldığı, en görkemli dönemini Roma Cağı’nda yaşadığı anlaşılmaktadır. Koy camimsinin bulunduğu avlu içinde Hadrian Dönemi’ne ait Apollon Tapınağı’nın temelleri ve yazıtlar vardır. Kentin MÖ.1.yüzyıl ve MS.1.yüzyıllar arasında kendi adına sikke bastırdığı  ve sikkeler üzerinde tanrısal motiflerin yer aldığını görmekteyiz.

APOLLON LERMENOS TAPINAĞI

Bahadanlar Köyü’ne 4 km. uzaklıktadır. Menderes Vadisi’ne uzanan tepenin ortasında bulunan tapınak dikdörtgen planlıdır. Yapının temelleri Helenistik,  üst bölümleri ise Roma Dönemi’ne aittir.     Tapınağın güneyinde görülen bir sıra sütun kaidesinden peripteros planlı  olduğu anlaşılmaktadır. Tapınağın batısında bulunan portikonun bir bolumu ayaktadır. Bahadanlar Koyu Camii’nde bulunan yazıttan portikonun Domitian Dönemi’nde Apollon Lermenos Tapınağı köleleri tarafından yapıldığı  ve Apollon’a ithaf edildiği anlaşılmaktadır.   Hieron’da bulunan heykel kaidelerindeki yazıtlardan buranın  çok önemli bir kültür merkezi olduğu anlaşılmaktadır.  kültür Apollon Lermenos “cifte balta” kültüdür.

Tapınağın güneyinde görülen bir sıra sütun kaidesinden peripteros planlı  olduğu anlaşılmaktadır. Tapınağın batısında bulunan portikonun bir bolumu ayaktadır. Bahadanlar Koyu Camii’nde bulunan yazıttan portikonun Domitian Dönemi’nde Apollon Lermenos Tapınağı köleleri tarafından yapıldığı  ve Apollon’a ithaf edildiği anlaşılmaktadır.   Hieron’da bulunan heykel kaidelerindeki yazıtlardan buranın  çok önemli bir kültür merkezi olduğu anlaşılmaktadır.  kültür Apollon Lermenos “cifte balta” kültüdür.

DIONYSOPOLIS

Denizli’nin Çal ilçesinin yaklaşık 8 km. kuzey batısında bulunan  Ortaköy Kasabası yakınındaki Dionysopolis kenti, Suriye Krallığı “Selevkoslar” döneminde kurulmuş olup, daha sonra Bergama Krallığı egemenliğine girmiştir.

TRAPEZOPOLIS

Trapezopolis, Denizli ili Babadağ ilçesi, Bekirler Koyu,  Bolumuzu Mevkii’nde bulunmaktadır.   Antik kentin kuzeyden güneye doğru uzanan düzlük üzerine, arazinin  coğrafi yapısına göre kurulduğu anlaşılmaktadır.    Kalıntılar tamamen toprak altında olup, yüzeyde bazı yapı kalıntıları izlenebilmektedir.    Yüzeydeki Kalıntılar Roma ve Bizans donemi özellikleri göstermektedir.

GELENEKSEL EL SANATLARI VE EL İŞLEMELERİ

Denizli’nin Tavas, Acıpayam, Çameli, Güney ve Çal ilçelerinin kırsal alandaki yerleşme ünitelerinde el sanatları çalışmaları yapılmaktadır.  Özellikle ev hanımları ve genç kızların çeşitli renkte ince ipliklerle; tığ, iğne, mekik gibi araçlar kullanarak yaptıkları “oyalar” sürdürülmekte bu zarif ve geleneksel el isleri günden güne rağbet görmektedir.   il merkezi ve köylerinde başörtüsü (burgu), bohça, sofra takımları, yastık kılıfları, karyola etekleri, perdeler, sandık örtüleri, masa örtüleri, bohçalar üzerine islenen çeşitli motifler genç kızlarımız tarafından günümüzde de yapılmaktadır.

Tavas yöresinde tel kırma denilen teknikle yapılan örtüler eski özelliğini  yitirmişse de devam etmektedir.

ayrıca yapılan diğer el sanatları ise şunlardır:

DOKUMACILIK

DERİCİLİK

TESTİ VE BARDAK

URGANCILIK

BAKIRCILIK

BIÇAKÇILIK

BAKIRCILIK

Bakir isletmeciliği geleneksel el sanatlarından olup, Denizli  merkezindeki Kaleiçi’nde yüzyıllardan beri varlığını sürdürmektedir.  Burada birçok sofra takımı, çanaklar, iliştirler, kasık, kepçe, kevgir,  sini, leğen, yemek tencereleri, kazanlar, ibrik vb. mutfak eşyaları imal edilmektedir. Günümüzde bu sanatı sürdürenlerin şayisi  oldukça azdır.

Bakırdan yapılan mutfak malzemelerinin yerine çelik, alüminyum, porselen, çinko ve plastik gibi maddelerden yapılan daha ucuz ve kullanışlı kalkacaklar almıştır. Günümüzde bu sanatı devam ettiren ustalar çoğunlukla turistik olan bakırdan yapılan sus eşyacılığına yönelmişlerdir.

BIÇAKÇILIK

Serinhisar ilçesinin yatağan Kasabası’nda, Yatağan Babai’nin yadigarı  olan demircilik sanatı, koyun kurulduğu tarihten beri devam etmektedir. 

Buna bağlı olarak bıçakçılık sanatı gelişmiş olup, bıçak, çakı, tahra,  balta, makas kırklık, saban demiri ve pala gibi is aletleri günümüzde de yapılmaktadır. Ülkenin her yerine gönderilerek, Yatağan insaninin maden sanatındaki yaratıcılığı ve tarihten beri süregelen ata sanatı tanıtılmaktadır.   Yatağan adıyla özdeşlenen palalar, literatüre “Yatağan” olarak girmiştir. XIII.yüzyılın baslarında Osman Gazı’nın askerleri de, kendi sanatkarları tarafından imal edilerek, erleri tarafından kılıç yerine kullanılmış, büyük bıçaklar, Türkiye’nin her yerinde Yatağan palası adini taşımaktadır.

DENİZLİ HOROZU

Her horoz kendi kümesinde öter
Denizli Horozu ise her yerde öter  

“Tanrıya şukur, burada her şeyim var. hayatımda yalnız bir şey eksik:  Horoz sesi..” diyordu New York’ta yasayan Denizlikli zengin bir is adamı. bahsettiği horoz Denizli Horozuydu. Horoz özlemini kelimelere dökerken modern dünyanın bir gerçeğini de dile getiriyordu.

“Ben bir şafak vakti Denizli’de horoz sesleri arasında doğmuşum…  Sonra da yıllarca ayni güzel sesle uyandım… Her sabah muntazam kurulmuş bir saat gibi öten horozumun sesiyle yataktan fırlıyordum. Simdi sana bir şey söyliyeyim mi?.. 21 yıldır burada horoz sesi işitmiyorum… Modern şehirciliğin ilk alıp götürdüğü şey, altın sesinden  çok daha tatlı olan horoz sesi…  Uygar hayat kentte, evvela horozun sesini kesiyor…”  

Denizli’nin sembolü olan “Denizli Horozu”, renk ve vücut yapısı itibariyle ahenkli uzun ve güzel ötüşleriyle, ilimize en uzak yörelere kadar isim yapmış yerli bir ırkimizdir. Bazılarına göre Osmanlı İmparatorluğu zamanında Arnavutluk’tan İstanbul’a getirilen uzun ötüşlü  Berat Horozlarının Denizli’ye getirilmesi ve Denizli’deki yerli tavuklarla melezleşmesinden oluştuğu söylenmekte ise de bu doğru değildir.

Zira renk ve vücut yapısı bakımından aralarında hiç bir benzerlik yoktur. Denizli Horozu bu bölgedeki insanların eskiden beri uzun ötüşlü horozlara gösterdikleri özen sonucu kendiliğinden oluşmuş bir ırktır.

Denizli Horozu’nun gözleri siyah ve sürmelidir. bacakları koyu gri veya mor, ibik balta ibik seklinde, kulakçık kırmızı veya kırmızı üzerinde beyaz benekli genel renk, siyah kirli beyaz ortaklasa karışım halindedir. Bazen kanat tüyleri üzerinde kahverengi renkler bulunur. Al horozlarda ise siyah-kırmızı ortaklasa karışım halindedir. Canlı ağırlık ortalama 3-3.5 kg. civarındadır.

Denizli Horozları renklerine, vücut yapılarına ve ibik şekillerine göre  3′e ayrılır. renklerine göre  Demirkır, Pamuk kir, Kınalı, Al, Siyah ve Kürklü  olmak üzere 6 tipe ayrılırlar.  Vücut yapılarına göre  Yüksek boyun, Sulun, ve Küpeli olmak üzere 3 tipi vardır. I bık şekillerine göre ise  Geniş ibik ve Dar ibik  olmak üzere 2 tipi vardır.    Denizli Horozu’nun sesi, tonuna ve netliğine göre de sınıflandırılır. Ses tonuna göre ince, davudi, kalın ses olmak üzere 3′e ayrılır. Davudi ses,  ince sesle kalın ses arasında ve kalın sese yaklaşan tek bir sestir.  Niteliğine göre net ses, hüzünlü ses, cırtlak ses, dalgalı ses (alaycı ses) olmak üzere 4′e ayrılır. 

Denizli Horozları’nın ötüşleri bütün kabiliyetin ortaya konulmasıyla yapılır. Ötüşleri, ötüş anındaki vücut pozisyonuna göre Aslan Ötüş, Kurt Ötüşü, Yiğit Ötüşü, Pus Ötüşü olmak üzere 4′e ayrılır.   İyi bir Denizli Horozu’nda görünüş canlı; bacaklar, boyun uzun ve kuvvetli; göğüs geniş ve derin; kuyruk dik basa doğru meyilli olmalıdır. tavukça da  ayni özellikler aranır. Denizli Horozları’nın birinci yılda ötüş uzunlukları  20-25 sn. olmaktadır.   Tarım il Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Denizli ırki üretim birimince yetiştirilen Denizli Horozları genel olarak 100 baslık bir suru halinde elde tutulmaktadır. Damızlık horozlar seçildikten sonra kalanlar; Mart, Nisan ayından itibaren yurdun çeşitli yerlerinden gelen taleplere göre satılmakta, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran aylarında civciv satışı yapılmaktadır.

DERİCİLİK

Denizli yöresinde dericilik sanatı da dokumacılık kadar eskidir. Bu uğraş Türkmen Boyları’nın, Denizli yörelerine yerleşmesinden sonra daha da  değer kazanmıştır.  

Dericilik genellikle bol akarsu olan yerlerde yapılırdı. Bunlar arasında  merkezi Honaz, Yeşilyuva ve Buldan ilcesine bağlı Nar lidere Koyu, tabakçılık ve çizme yapımında gelişmişti. Osmanlı döneminde de önemini koruyan bu sanat, ayakkabıcılık, çizme, cilt, silah aksesuarı ve saraçlık olarak gelişmişti. Hayvan koşumları ve eğerleri, deri ve köseleden üretilmekteydi. Elvan deri olarak nitelendirilen deri örnekleri arasında siyah, kırmızı ve sari renkler unluydu. Yakın bir zamana kadar bu renk derilerden kadınlara, genç kız ve gelinlere Hitit tipinde burnu kalkık, pullu ve islemeli zarif terlikler yapılırdı.  

Yeşilyuva geçmişte olduğu gibi günümüzde de önemli bir dericilik  merkezidir. XIV.yüzyılda kasabanın alt eteklerine değin akan ve kentin ortasından gecen İlhan ve Macar dereleri boyunca, yüzlerce tabakhane kurulmuştur. Bu tabakhanelerde islenmiş olan kösele, sahtiyan ve meşin  gibi deri ürünler Konya, Antalya, Girit, Rodos, Muğla ve İzmir’e gönderilmekteydi. Günümüzde de yöre insani geçimini çoğunlukla ayakkabıcılıktan sağlar ve hemen her evin küçük bir ayakkabı imalathanesi bulunur. Daha önceleri elle dikilen ayakkabılar, günümüzde teknolojik gelişmeyle birlikte yerini makinalara bırakmıştır.

Geçmişte bir ayakkabının her aşamasını kendileri yapan ustalar buğun sadece belirli bir parçasını yapmaktadır. Böylece ayakkabıların belirli bölümleri üzerinde ustalaşma olmaktadır. Bu durum daha seri ve istenilen niteliğe yol açmıştır. Bu  aşamalar saya kesimi, saya traşçılığı ve saya dikimidir. Yeşilyuva günümüzde Türkiye’nin kösele ihtiyacının %80′ini karşılamaktadır. Ayakkabıcılık, ayakkabı kesme, taban yapıştırması, freze, fora, boyama, ayrı ayrı isler haline gelmiştir. Bu mesleğe bağlı olarak semercilik,  saraçlık meslekleri de yaygındır.

DOKUMACILIK

Denizli’de dokumacılığın kökeni antik Didemlere dayanır. Bu temel uğraş Çürüksü ve Büyük Menderes Vadileri’nin Türkler tarafından iskan edilmesinden sonra da gelişerek devam etmiştir. Dokumacılığı genellikle kadınlar yapmaktadır. Çürüksü Ovası’nda yetiştirilen kaliteli pamuklar,  iplik haline getirilir. Ceviz yaprağı, soğan kabuğu, palamut, sumak, mazi birçok ot ve köklerden edilen boyalarla renklendirilmekte, yörede beslenen uzun ve ince tüylü bir koyun cinsinden elde edilen yünlerden de zarif yünlü kumaşlar dokunurdu. Her iki türdeki iplik elyafının iyi nitelikli olusu ve kuvvetlice girilmesi, kumasın kaliteli ve uzun sure dayanmasını sağlıyordu.

Bu kumaşlar yapıldıkları kentin  adi ile anılır, yurtiçi ve yurt dişi pazarlara da ihraç edilirdi. İbni batuta’ya göre burada esi benzeri olmayan altın islemeli pamuklu elbiseler dokunurdu.

Osman Gazı’nın kişisel eşyaları arasından, denizli tülbentleri,  saray kadınları için iç çamaşırlık ince beyaz bezler, bayraklık kırmızı kumaşlar, şalvar çıkmıştır.   Issak Fakir, XIV.yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı Sultani I.Murat’a ve germiyanoğlu Süleyman Şah’ın kızının Yıldırım Beyazıt ile evlenmesi nedeniyle, Denizli’den alemli ak bezler alındığını söylemektedir. XIII.yüzyılda Denizli’yi ziyaret eden Evliya Celebi de, Akdag’ın beyaz pamuk bezinin, Acem ve Musul bezinden daha ince olduğunu yazmaktadır.   XIV.yüzyılın baslarına değin Denizli’de dokumacılık gerçek bir sanat niteliği taşımaktaydı. Bu donemde bölgedeki bez gereksinimini, tamamıyla  yöredeki üreticiler karşılıyordu. 

Denizli’ye ilk yabancı dokuma 1872′de girdi. Japon ürünlerinin yerli ürünle rekabeti 1920′lerin sonlarına değin surdu.

1914′ten önce Denizli dokumaları renk ve desenleri ile ustun nitelikte ürünlerdi. Her bölgenin unlu dokumaları olduğu gibi, kimi ustaların kendi adlarıyla bilinen ürünleri de bulunuyordu. I.Dünya Savası sırasında dokumacılık sanatı epeyce durmuştur. savaştan sonra da eski canlılığına kavuşamamıştır.

El dokumacılığı bu donemde yaygın biçimde evlerde ve atölyelerde yapılmaktaydı.  1927′de dokuma tezgahı  olmayan ev yok gibiydi. 423dokuma atölyesi vardı.

Denizli merkezi dışında, Buldan, Sarayköy, Babadağ, Tavas, Kızılcabölük  ve Kale’de koklu, gelişmiş bir dokumacılık bulunmaktadır. Özellikle Babadağ, Kadıköy dokumalarıyla, Buldan ise beziyle Anadolu’da un salmıştır. Dokumacılığın büyük çoğunluğunu yatak çarşafları ve alacalar oluşturur. basmacılık ve kuşakçılık en gelişmiş tekstil dallarından biriydi. Ayrıca kimi köylerde yünden “Kil car” denilen şalvarlık dokunurdu.

Serinhisar’da yünden menevrek, kil car, çakşırlık, kara kuzu yününden şalvarlık dokunurdu. Bekirli ve Çal’ın Orta koy Köyü’nde ak bez ve alaca  bezler imal edilmiştir. Burgu, bohça, perde, yastık kılıfı islemeleri Buldan ve diğer bazı köylerde üretilmiştir.   Güney ilçesi Ezilen ile Çal’ın Sualler Kasabası’nda hali ve kilim dokumacılığı gelişmiştir. Hali, kilim, heybe, torba, çul,  çuval seccade gibi kaba dokuma sanayi ürünlerinin tarihi de çok eskilere dayanmaktadır.  Halıcılık Yatağan, Bozkurt, ve  Çal ilçelerinde gelişmiş bir sanattır. Sualler Kasabası’da kilimleri ile unludur.

Acıpayam’ın Yeşilyuva Kasabası’nda 1960′dan önceki yıllarda yolluk, kilim, heybe ve torba dokuyan basit tezgahlar bulunmaktadır. Bu ilkel tezgahlarda kasabanın ihtiyacı karşılanırdı. Bu dokumalardaki ipler evlerde eğrilir ve boyanırdı. Buğun kasaba yun ip boyama ustaları vardır. ve eski yöntemle ipleri boyamaktadırlar. kadınlar da kilim ve yolluk dokumaktadırlar.

TESTİ VE BARDAK YAPIMCILIĞI

Testi, toprak bardak, küp, saksı Serinhisar ilçesinde çok eski yıllardan  beri devam eden bir sanat dalıdır.      Yörenin kırmızı toprağı, bardak yapımcılığına uygun olduğu için, bu sanat dalı  ilçede gelişme göstermiştir.    Testi ve bardak yapımcılığı çok uzun ve zahmetli bir is olduğundan,  yeni yetişenler bu mesleğe ilgi göstermemektedirler.

URGANCILIK

Serinhisar ilçesinde urgancılık ata mesleklerinden biri olup,  varlığını günümüzde de sürdürmektedir.

Bu isi genellikle kadınlar yapmaktadır.  Erkeklerde üretilen urganların pazarlama isleriyle uğraşmaktadır.

Yazar Hakkında

Hakkında: yüreğinin hissetmediği her yer uzaktır iletişim: sukristali.com{et}gmail.com
Kimlik kartı

15 Cevaplar - “Denizli İli Tarihi – Turistik Yerleri ve Doğal Güzellikleri”

  1. çok güzel ve yararlı bir site teşekkürler

  2. Qercekten de coq guzel bir site 100 aldım.Sınıfta da bu odev sayesinde 1. oldum!Çok çok teşekkur ederim

  3. ya bu konunun slaytını yapan varsa lütfen paylaşsın esmer_melek69@hotmail.com adresinden yada bana ulaşsın lütfen…

  4. süper performans ödevinden 100 ldım :) :) :) =)

  5. gerçekten çok teşekkürler çok güzel bir site :)

  6. gerçekten çok tş ederim çok güzel bir site

  7. çok süper bayıldım

  8. bunda yazım hataları var ama süper bir site

  9. süperrr ben çok beğendim bu siteyi 100 üzerinden 10000 aldınız

  10. bence çok uzun açıklamayı özetlersek daha iyi olur.

  11. aradığımız herşey burada gerçeqten süpeeeeeeer :)) gösterdiiniz emeq için teşeqqürLer :*

  12. biraz uzun ama saolun

  13. çok güzel resimleri var…şelaleyi çok beğendim:*

  14. çok teşekkürler her aradığımı buldum saolun

  15. çok teşekkürler her aradığımı buldum

Bir Cevap Yaz

kendi isteğimle kurallara uygun yazıyorum. (Lütfen yandaki kutuyu işaretleyin.)

Otomatik robotlara karşı soru.