üye ol Üye Girişi Söyle Sözünü Anasayfa Yukari Çik
Bilgi Paylaştıkça Büyür

Mürefte – Şarköy – Tekirdağ

Mürefte, İstanbul’dan 227 kilometre uzakta Tekirdağ ili Şarköy ilçesine bağlı bir beldedir. En büyük özelliği üzüm bağları ve şarap sahili tabir edilen bölgesidir. Türkiye’nin şarap üretiminin %30′u burada yapılıyor. Mürefte’ye İstanbul’dan gitmek için TEM Otoyolunu kullanıp, Kınalı çıkışından Tekirdağ yönüne devam etmek gerekiyor. Tekirdağ’dan sonra Karıştıran sapağından Şarköy istikametine doğru gidiyorsunuz. Yolculuk İstanbul’dan yaklaşık 3,5 saat sürüyor.Mürefte civarında 5′i büyük 30 civarında şarap tesisi vardır.Türkiye’deki ilk şarap müzesi Müreftedir.Sahilinde küçük bir meydanı, uzun bir iskelesi ve balık lokantaları,birkaç banka ATM si bir ilköğretim bir lise ve bir sağlık ocağı bulunur.Sağlık Ocağı Belde merkezi ve bağlı dokuz köye hizmet vermektedir.

Yazlık bir belde olduğundan yazın nüfus sayısında artış yaşanmaktadır.Daha çok İstanbul ve çevresinden insanların rağbet ettiği,modern yerleşimi ile beğenilen Mürefte’nin denizi derin ve temizdir.Yaz kış yeşil kalan zeytin ağaçları ve masmavi denizi Mürefteyi maviyle yeşilin böyle uyumlu buluştuğu ender yerlerden biri yapmaktadır.Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü Müreftede,ılıman iklim koşullarından ötürü genellikle zeytin üretimi ve üzüm üretimi gerçekleştirilmektedir.Buna ek olarak Müreftenin köylerinde son zamanlarda kiraz üretimide ağırlık kazanmıştır.

Mürefte Tarihi

Cumhuriyet Yılları

Mürefte Cumhuriyetin ilanından sonra Tekirdağ iline bağlı ilçe merkezi olup nüfusun fazlalığını Rumların teşkil ettiği kozmopolit bir bölge olarak karşımıza çıkmaktadır.1920 yıllarında 1000 Rum,200 Türk ve 3 Hane Ermeni Yaşamaktaydı.1926 yılında hiç ekalliyet kalmamış olup 1936 Montrö antlaşması ile de tamamen bölgeden ayrılmıştır.1925 yılında Şarköy Gelibolu Sancağından Tekirdağ vilayetine dahil edilince Şarköy veya Müreftenin Kaza olma durumu çok ilginçtir.Çünkü bu tarihte Mürefte ilçe merkeziydi,T.B.M.M. mürefte’yi ilçe merkezi olarak kabul ettiğine dahil telgrafın mürefteye gelmesi üzerine eşraftan KARA ALİ ve ENVER AĞANIN birlikte hazırladıkları bir demet lahana ve pırasayı allayıp pullayıp üzerine ‘MÜREFTE ALDI KAZAYI,ŞARKÖY ALDI PIRASAYI ’şeklinde taciz edici şekilde Şarköy göndermişlerdi.Şarköyün o tarihte ileri gelenlerinden BULGURLU AHMET ve MEHMET AĞALARDA bu durumu hazmedemeyip bu çirkin olayı Ankara hükümetine iletmiştir.T.B.M.M de yeniden oylama yapmış ve zamanın Kırklareli Milletvekili Merhum Şevket Kaltak kıran desteğiyle ilçe merkezliği Mürefteden alınmış Şarköy’e verilmiştir o tarihten itibaren Mürefte Şarköye bağlı Bucak merkezidir.1946 yılında Behçet Mutuk’un çabaları neticesi Mürefte’de yeniden belediye teşkilatı kurulmuştur.

Bugünkü Mürefte’nin bu hale gelmesinin esas mimarları Kazım Dirik Paşa ile 1936 yılında bucak müdürü olan merhum Kemal Karol bey dir.Müreftenin şehircilik planı Kazım Dirik Paşa tarafından bizzat yaptırılmıştır olup şehir içersindeki tüm yollar doksanar derece ile kesiştirilmiştir.

Lale Devri

Lale devrinde ‘KÜÇÜK İSTANBUL’ OLARAK adlandırılan ve Lale devrinin tüm ihtişamını yaşayan bu bölge,büyük Lale ve Gül bahçelerinin bulunduğu,her türlü eğlence aleminin yapıldığı,büyük bir ticaret merkezi olarak,tarihin içinde erimiş bulunan Mürefte,Eriklice,Tepe köy ve Hoş köy.

650 yıllık taş kalıntılarının bulunduğu,anforaların denizden çıkartılarak evlerde testi olarak kullanıldığı,Manastır ve Kiliselerinden, tarihi eserlerin bulunulduğu; saklı kalmış bir Mürefte.

Yukarıda Cami’n in karşısında bulunan hamam,halen Müreftelilere zengin bir yaşlının hovarda oğluna baktığı gibi bakmakta,ve tarihi değeri olan büyük bakır kazanını adeta yalvararak geri istemektedir.Bu hamamın karşısında rumlardan kalma ve şarap deposu olarak kullanılan halen faal yapının köşesindeki demir kapının üzerinde hicri 1299 yazısı tarihi binanın yaşını ortaya koymaktadır.sahip leri tarafından kullanılmayan bu binagördükleri depremleri,yangını ve hovardaca kullanıldığını Müreftelilere haykırmaktaydı.Bu binanın ikinci katında bulunan deniz manzaralı oda tavanında adeta Leonardo Da Vinci nin fırçasından çıkmış gibi bugün değeri ölçülemeyecek şekilde renk armonisiaks eden,mitolojik bir resim mevcuttur.

1910 lu yıllara kadar Kirazlı sırtlarında bir yerdeğirmeninin bulunduğu yine aynı yıllarda Lisenin yanındaki yolun SARRAFLAR Çarşısı olarak kullanıldığı gizemli ve hayranlık duyulacak Mürefte..Bir çok sarnıçlı Rum evleri vardır.

Gezilecek Yerler

Üzüm Cenneti
Trakya’nın Marmara kıyılarını dolaşarak Tekirdağ’dan giriyor, Yeniköy, Uçmakdere, Hoşköy üzerinden Mürefte’ye geliyor Şarköy’den çıkarak Keşan Tekirdağ yoluna bağlanıyoruz.

Tekirdağ çıkışı sola dönerek başladığımız yolculuğumuzda yazlıklar ve halk plajları ile kaplı Barbaros, Kumbağ gibi sahil kentlerini arkamızda bırakıp sık ve farklı yeşil tonlara sahip orman dokusu içindeki asfalt orman yolundan hep solu takip ederek ilerliyor ve ilk köy olan Yeniköy’e geliyorsunuz. Oldukça tenha köy çarçabuk bitiyor karşınıza Marmara adası ve komşu adaların silueti çıkıyor. Bulunduğunuz nokta adalara yüksekten bakma zevki verirken Ganos Dağlarının dikkat gerektiren geçişi başlıyor. Zemin tozlu toprak, hava rüzgârlı alabildiğince temiz, manzara muhteşem, ufuk açık. 30-40 km sini bile çok önceden görerek gidebiliyorsunuz. Yavaş seyir daha güvenli yolculuk yapmanızı sağlıyor. Bitirdiğiniz yola dönüp baktığınızda onca nasıl geldiğinizi nerelerden geçtiğinize siz de şaşırıyorsunuz. Mevsim baharsa bir de hava net ise kokulu katırtırnakları, sarı gelincikler, papatyalar, kırmızı, mor pembe çiçekler, kuş cıvıltıları, alabildiğine yalnızlık, bir o kadar da özgürlük Uçmakdere görünüyor uzaklarda. Vadi arasına kurulu köy girişinde tüm heybeti ile ulu bir çınar yanından geçiyor, köyün içine giriyorsunuz. Köyün plajlı, kamp sahalı sahili püfür püfür eserken, yerliler Marmara’nın en temiz denizi buradadır. Nedeni ise fazla yerleşim yoktur buralarda 60 kadar yazlık var hepsi fosseptik çukurlu denize atık olmaz, Denizimiz derindir dibi karışmaz suyu berraktır diye ilave ediyorlar. Biraz da soğuk dağlardan gelen tatlı su kaynakları karışıyor dipten. Bakınca siz de hak veriyorsunuz. Küçük çaplı balıkçılık yapılıyor, levrek ve yavrusu ispenda, işkine, karagöz, kefal, çıkıyor. Köy içinde küçük bir meydan yanı başı kahve, ahşap köy evleri bir köy bakkalı içinde kırlangıç kuşları uçuyor abajura konuyor. Onlara çatalkuyruk da deniyor. Her yıl yavru yapmaya Uçmakdere’ye geliyor Haziran başında gidiyorlar. Köy halkı tütün, üzüm işi ile uğraşıyor son yıllarda enginar da ekmeye başlamışlar. Üzüme kalite veren toprak, güneş, rüzgâr sebzeleri de leziz kılıyor. Köylüler “Albenisi yoktur, pazara götür beğenip almazlar, alan olursa bir daha seni bırakmaz, biraz bakım olsa bizi kimse geçemez lezzet yarışında” diyorlar. Uçmakdere sahili şiir yazdıracak kadar ilham dolu, esin kaynağı. Topu topu bir büfe, bir duş wç li kamp alanı, mütevazı bir köfteci hepsi hepsi bu. Bol ve dinlenmiş taze hava, köylülerin yetiştirdiği leziz sebzeler, karpuzlar, koca bir şarap fabrikasını da unutmamak gerek ama sahilde öyle bir çınar var ki altında oturulan, saygı duymak geliyor içinizden. Platanus orientalis (Doğu Çınarı) anıt niteliği Trakya Üniversitesi çakmış tabelayı ağaca. Köyde 10 anıt çınar daha var beşi tescilli. Uçmakdere’nin yolu, kış gelir kapanır türden di. Karayolları çalışa çalışa yol açmış, açtığı yolu genişletmiş, dağın son kalan 500 metrelik bölümünü ise matkapla deliyor içine dinamit koyup indirecek aşağı. Yukardan taş düşer mi endişesi kalmayacak.
Geliyoruz Hoşköy’e

Hoşköy
Çok uzaklardan göz kırpar, selamlar gibi, yanına gidince daha da çok seviyor insan, martı gibi beyaz narin gövdesi ile denizcilerin, dostu Hoşköy Hora Feneri karşılıyor sizi. 1876 Fransız yapımı fener 96 kristalden meydana geliyor. Kendi ekseni etrafında 360 derece dönerek görev yapıyor. Bölgenin ikinci büyük feneri olma özelliğine sahip etrafı da çok güzel çiçek yapıyor. Yanına çıkan patikadan geçerek gelince, ufuk hattına bakarken kendinizi bir nebze olsun kaptan sanabiliyorsunuz. Sahil boyunca yolun kara tarafı iki katlı yazlıklar sıralanıyor. Yürüyüşe çıkanlar, balık tutanlar, çiçekli bakımlı bahçeler, nostaljik bir hava veren klip çekmeye müsait karikatür gibi görünüşe sahip balık dalyanları arasından Mürefte görünüyor.

Mürefte

Kuruluşu M.Ö.2000 yıllarına dayanan Mürefte adını “Binbir çiçek” anlamına gelen Miryefton’dan almış. Toprağın bereketi beldeye bu ismi vermiş. Bölgede Doluca Tepesi denilen yerde bulunan volkanik dağdan çıkan lavlar toprak kalitesini artırmış tamamıyla humus olan toprak sayesinde üzüm bağlarını Dünya standartlarına çıkarmış. Şarköy’e 13 km mesafede yer alan şirin belde denizi, beyaz şarabı, üzümü, balığı, karidesi ve Rumlardan kalan kalıntıları ile ünlenmiş. Şenliklerle kutlanan şarap festivallerde çeşitli etkinlikler bölgeye olan cazibeyi de artırıyor. Kehribar renkli üzüm taneleri ve bu üzümlerden yapılan şaraplar etrafa mutluluk saçıyor. Yapıncak, Cinsaut, (Şenso), Semillon, Gamay, Karalahana, Alphonse, Kardinal, Çavuş, Mucat, Hafızali her biri ayrı tadıyla Mürefte bağlarında yetiştiriliyor. Mürefte sahili kafe ve restoranlar, çay bahçeleri eski ve ünlü şarap imalathanelerinin yeni açılan şarap tadım bahçeleri, terasları, mahzenleri ile devam ediyor. “Kutman” ve “Sevilen” Şarapçılık, gibi birçok firma orijinallerine sadık kalarak ön cephesi ve içi yenilenmiş tertemiz şarap imalathanelerinde en kaliteli şaraplar konuklar tarafından tadılırken, imalatın yapıldığı tanklar, dekoratif ahşap fıçılar, üretim safhaları da görülebiliyor. Misafirler tadım sırasında satış elemanları tarafından şarap anlatımları ve broşürlerle bilgilendiriliyor.
Şarap tadını damak zevkine yakın bulanlar, Sevilen Şarapçılığın çeşitlerinden olan Gabernet Sauvignon, Gabernet Sauvignon&Merlot, Boğazkere&Öküzgözü, Kalecik Karası, Merlot, Ghardonnay, Turkuaz, Majestik, Kara Salkım Gamay, Kara Salkım Cinsault, Kara Salkım Papazkarası, Şehrazat, Altıntepe, Sevilen Tatlı, Rose, Pırlanta, Tokay gibi şarapları bulabiliyorlar.
Demir Kayan
Tel no: 0(282)528 71 81 – 528 70 03

Mürefte, 9 Ağustos 1912 yılında yaşamış olduğu deprem nedeniyle çok katlı binalar yerine daha az katlı binalar yapılmış, eski binalarda koruma altına alınmış.
Mürefte çıkışında yer alan Eriklilice piknik yapmaya, deniz üzerinde taş zıplatmaya, müsait yosun kokulu, esintili sahilinde dalyanıyla dikkat çekiyor. Tekirdağ Keşan yoluna yakınlığı nedeniyle daha fazla rağbet gören gelişip kalabalıklaşan son durağımız ise Şarköy.

Şarköy
1354 yılında Gazi Süleyman Paşa tarafından fethedilen ve “Şehirköy” olarak adlandırılan Şarköy, yazlıkçıların, emeklilerin ve gençlerin sahil kafelerinde, çay bahçelerinde oturup dinlendikleri, bisiklet turlarına katılıp liman çevresinde koyu sohbetlere daldıkları birbirlerini tanıyan yerleşik nüfusuyla balığın, temiz havanın, denizin tadına doyasıya varılan bir başka tatil beldesi. Sürücüsüne zevk veren pastoral manzaralı, yumuşak dönemeçlerle süslü yolu, motor sürücüleri için de uygun bir güzergâh olarak dikkat çekiyor. Tekirdağ yoluna çıktıktan sonra İstanbul’a 180 km yolunuz kalıyor. Otoyol gişelerinde kente giriş için beklemez iseniz iki saatte anakent’tesiniz. Ondan daha az sürede Çanakkale veya Edirne’desiniz. Şarköy’de solunuz Marmara, sağınız Saroz Denizi. Karpuz+rakı Tekirdağ’dan, beyaz peynir Edirne, sardalye Gelibolu, şaraplar Mürefte kısacası temiz hava bol gıda. İnsan daha ne ister ki?

Yazar Hakkında

Hakkında: yüreğinin hissetmediği her yer uzaktır iletişim: sukristali.com{et}gmail.com
Kimlik kartı

Bir Cevap - “Mürefte – Şarköy – Tekirdağ”

  1. …Ben şarköy u gezmek ve kumsallarından yararlanmak istiyorum,yalnız benım için meshur olmayan şeyleri sizler meshur dıye sunmussunuz:Tekirdağ şarabı gibi…Bu gibi “herkesçe bilinen şeyler”ifadesini daha yerinde kullanmanızı rica ederim..Benım tekırdağ sarabını bilmıyor /bilmek de istemem,olmam önemli bir kayıp değil..O halde anlatırken daha güzel ve herkes için anlam ifade eden ortak kavramları kullanı nız..selamlar

Bir Cevap Yaz

kendi isteğimle kurallara uygun yazıyorum. (Lütfen yandaki kutuyu işaretleyin.)

Otomatik robotlara karşı soru.