Karadelikler

Bu ışınımı da biz, Fermi uzay teleskobuyla gözlemliyebiliyoruz. Ama belirtilenlere göre galaksimizin ortasındaki bizim karadeliğimizin bulunduğu bölgeden etrafa yalnızca düşük enerjili radyo dalgaları çıkıyormuş. Ama bir karadelik nasıl görüntülenebilinirdi; hatta bunun o zamanlarda imkânsız olduğu bile söyleniyordu. 25 yıl önce Reinhard Genzel adındaki bir bilim adamı, bize uzun dalga boylarının bunu yapabileceğini gösterdi. Örneğin kızılötesi dalga boyu gibi de düşünebiliriz bunu. 1992’den bu yana da Genzel ve Max Planck Enstitüsünden araştırmacılar, Şili’deki Atakama çölünde bulunan kurak ve su buharından uzak yerde bu karadeliğin dolaylı etkilerini gözlemliyorlar. Atakama çölünün bu nedenle kullanılması ise Atmosferdeki su buharının kötü etkisidir ve de bu su buharı bilindiği üzere kızılötesi dalga boylarını geçirmemektedir. Ayrıca bunu optik teleskoplarla da yapamayız. Çünkü atmosferdeki dolaylı etkiler bunun yapılmasını çok zorlaştırmaktadır. Peki, şu an Samanyolu galaksisinin ortasındaki bu devasa karadeliğin dolaylı etkilerini nasıl gözlemliyebiliyoruz? Bunu şu an muhteşem bir teknolojiyi içinde barındıran uyarlamalı optik sayesinde yapıyoruz. Uyarlamalı optik adındaki bu teknoloji atmosferdeki bu kötü etkiyi pasifize ederek çok daha net çözünürlüklü görüntüler elde edebilmemize imkân sağladı. Örneğin görüntülenen bu devasa karadeliğin yerçekimi öyle güçlü ki, yakınındaki Sr2 adındaki yıldızı saatte 17 milyon km hızla çevresinde döndürebilmektedir. Bunu ise ancak 4 milyon Güneş kütleli devasa bir karadelik yapabilir. Bunu ise kısaca şöyle açıklayabilirim: Örneğin Güneşin bir an bile ışık yaymadığını ama kütlesinin orada olduğunu düşünelim. İşte o zaman bile Dünyanın yine aynı yörüngede döndüğü görülebilinir. Bu yöntemi karadeliklere uyarladığımızda ise yine belli yörüngelerde dönen yıldızlara sahip olacağız. Buna göre de karadeliğe en yakın olan bir yıldızın yukarıda belirttiğim hızlarla dönmesi ancak bir karadeliğin mevcudiyetiyle olabilecektir. Ama şu an karadeliklerin neden galaksilerin merkezlerinde yer aldıklarını bilemiyoruz. Bilim adamları bu soruyu ise şöyle cevaplıyorlar: Galaksilerin oluşmasının ve de evrimleşmesinin temelinde belki de karadelikler olabilir; hatta karadeliklerin sanılanın aksine Dünyadaki yaşamın oluşmasında da büyük etkileri vardır diyebiliriz. Bunun için de bilim adamları uzayda, karadelikler tarafından kızartılmış göktaşlarını arıyorlar. Göktaşları bilindiği üzere çok parlak gök cisimleridir. Ama buradaki mantık şöyle işlemektedir: Karadelikler tarafından sıkıştırılan gazlar çok fazla ısınır. Bu ısı ise etraftaki göktaşlarını yakarak toza çevirmektedir. Bu tozlar ise daha sonra karadeliklerin etrafında toplanarak şu an bildiğimiz galaksileri oluşturmuş olabilir! Ama bunun için çok daha fazla deneysel veriye ihtiyacımız var. Tabii ki bunun için de uzaya kızılötesi bandında bakmamız gerekmekte. Örneğin NGST(Next Generation Space Telescope) teleskobu bunun için dizayn edilmiş olup, bu alanda büyük işler yapması düşünülüyor. Bu nedenle de Hubble’ın yerini ileriki yıllarda alarak; çünkü Hubble sadece görünür dalga boyunda gözlem yapabiliyor, bize de böylelikle bu büyük soruların çoğunun cevabını verecek. Kısacası bu teleskop sayesinde, galaksilerin nasıl oluştuğu ve de ortasında var olan karadeliklerin neden buralarda yer aldıkları bilinebilecektir. Çünkü şu an işler gerçekten çok karmaşık bir hal aldı. Nedenine gelecek olursak; Yaptığımız gözlemler sonucunda uzayda sadece dev galaksilerin merkezlerinde karadeliklerin olmadığı aksine bütün irili ufaklı galaksilerin merkezlerinde de karadeliklerin yer aldığı görülüyor. Bu ise bizi, şöyle bir yargıya götürüyor: Galaksilerin oluşumunda karadelikler etkin rol oynamış olabilir mi? Eğer bu sorunun yanıtı evetse, o zaman galaksilerin oluşumunu ve evrimleşmesini karadeliklerle birleştirmemiz gerekmekte. Çünkü gördük ki, Kuasarlardan çıkan yüksek enerjili ışınımında etrafındaki galaksilere büyük bir etkisi var. Örneğin bu ışınım dev galaksilere çarparak onların çok büyümelerini engelliyor. Karadeliklerle ilgili diğer bir sorunsal da, en yukarıda kısaca belirttiğim karadeliklerin sadece yıldız patlamalarıyla mı oluştuğudur? Şu an bunu bilemiyoruz. Çünkü bilim adamları en dikkate değer simülasyonlarda bile devasa yıldızları, bilgisayarlarda patlattıklarında patlamaktan ziyade sessiz sedasız kendi üzerlerine çöktüklerini gördüler. Bu simülasyonların, örneğin karadelik veya süpernova simülasyonlarının çok zor olduğunu sizlere bildirmek istiyorum. Çünkü süpernova yıldızlarındaki yerçekimi kuvveti için izafiyet, süpernova patlama sonrasındaki gazlar için akışkanlar dinamiği ve de bu süpernova yıldızlarının iç dinamiğiyle ilgili de parçacık fiziğine ihtiyaç vardır. Bu proje ise Dünyada bir ilk olma özelliğini taşımaktadır. Çünkü bu patlamayı bilgisayarlarda patlattıklarında çok enteresan bir şey keşfettiler. Örneğin



Benzer Yazılar

Yorum Ekle