Karadelikler

bu süpernova yıldızları patlamaktan ziyade kendi üzerlerine çöküyor ve de sessiz sedasız Annova da denen bir karadeliği oluşturuyorlar. Bu ise bilinmedik çok daha yeni bir yapı türü. Örneğin bu sessiz sedasız oluşan karadelikler, Dünyanın yakınında herhangi bir yerde bulunabilir. Bu da Dünya için çok büyük bir tehlike arz ediyor. Bilim adamları uzayda süpernova sonucu oluşan karadeliklerin çok yüksek oranda olduğunu belirtirken, çok küçük bir miktarda da Annova sonucu oluşan karadeliklerin olabileceğini belirtiyorlar. Ama bu yapıları şu an gözlemleyemediklerini de sözlerine ekliyorlar. Çünkü bir karadelik bizim 10 km yakınımızda ya da ışık yılları ötemizde de olsa hiçbir zaman onu göremeyiz. Örneğin bilim adamları galaksilerin merkezlerindeki dev karadelikleri incelerken iki ayrı yönlü ve de değişik renkte ışıklar keşfettiler. Bu ışıkların ise mavi ve de kırmızı renkte olduğu belirlendi. Yani uzaklaşıp yakınlaşırken rengin değişmesi gibi de düşünebiliriz bunu. Buradaki dev karadelikleri ise, etraflarındaki gaz kütlesinin ısınarak etrafa çeşitli dalga boylarında elektromanyetik dalgalar atılması sayesinde bulmuşlar. Hatta 90 adet dev karadeliği analiz ettiklerinde de bu karadeliklerin içerisinde 1/3 oranında iki karadeliğin bu şekilde çevresinde dönerek etrafa ışıklar yaydıklarını belirtiyorlar. Bu ise bizde şöyle bir izlenim bırakıyor: Örneğin iki galaksi birbirine çarpıştığında içindeki karadelikleri de birbirine çarpıştırabilir mi? Bu olayın üzerine giden bilim adamları ise şöyle bir şey hayal ettiler: Örneğin küçük karadeliğin büyük karadeliğin çevresinde, aynı atomun çevresinde dönen elektronlar gibi döndüğü düşünülmüş. Bu olayın bilgisayarlardaki simülasyonlardaki görüntüsü ise şöyledir: Küçük karadeliğin büyük karadelik çevresindeki yörüngesi bir lotus çiçeğine çok benzemektedir. Ayrıca devamlı yapılan yörüngesel simülasyonlarda da bunun, lotus çiçeğini çok andırdığı belirtiliyor. Örneğin bu benzetim bizi şöyle bir yargıya götürüyor: Karadelikler gibi makroskobik cisimlerin küçüklerin dünyasıyla nasıl tıpa tıp benzerlikler gösterebilir? Ayrıca bu bahsettiğim olay bilim dünyasında büyük şaşkınlıklar yaratmıştır. Örneğin bir insanı alıp klonladığımızda bile kopyalarımız tıpa tıp birbirine benzemez. Ama bu, karadelikler söz konusu olduğunda geçerli olmadığı sonucuna götürüyor bizi. Çünkü karadelikler yapı taşlarına çok bağımlı olduğundan bilinen her şeyden çok farklıdır. Sorun teşkil eden bu paradigmayı ise 5 yıl içinde Amerika’daki ”Ligo” adındaki Lazer Girişimli Kütle Çekim Dalgası Gözlemevinin çözeceği düşünülüyor. Abd’nin Louisiana ve Washington eyaletlerinde kurulu iki merkezden oluşan, 365 milyon dolar maliyetli LIGO’daki aygıtlar, uzay-zamandaki küçük genleşme ve büzülmeleri( bir protonun çapının binde biri ölçeğindeki çarpılmalar) ölçerek Dünyamızdan geçen kütle çekim dalgalarını belirlemek üzere tasarlanmış bulunuyor. Bu ise şöyle olacaktır: Örneğin iki karadeliğin birbiri etrafında dönmesi, Einstein’ın İzafiyet Teorisine göre etrafa dalgalar yayılmasına neden olacaktır. Ayrıca bunun simülasyonunu da yapan bilim adamları, bu dalgaların bir ses dalgasına çok benzediğini belirtiyorlar. Örneğin bu simülasyonda küçük karadelik büyük karadeliğe çarptığında ”pırr” diye bir ses çıkıyormuş. Eğer bu dalgalar Ligo tarafından bulunacak olursa, karadeliklerin birbiri etrafında dönüşünün örneğin küçük karadeliğin büyük karadeliğin etrafında dönüşünün yukarıda belirttiğim üzere aynı atomun etrafındaki elektronların dönüşü şeklinde mi olduğu bilinebilecektir. Ayrıca kütle çekim dalgaları, karadeliklerin son derece hassas haritalarını, uzay-zamanın haritalarını bize verecek. Bu haritalar da söz konusu nesnelerin genel görelilikte betimlendiği gibi karadelikler olup olmadıklarını kuşkuya yer bırakmayacak açıklıkta ortaya koyacak. Ama şuna eminiz ki, karadeliklerle ilgili modelimiz Einstein’ın Genel Görelilik yasalarına dayanan sağlam bir öngörü. Başka bir şey olmaları ise son derece uzak bir olasılık; ama işin heyecanlı yanı da bu değil mi? Daha önce hiç yanılmadık değil, geçmişte de çok büyük sürprizlerle karşılaştığımız oldu. Ayrıca bu kütle çekim dalgaları Dünya ülkeleri tarafından da araştırılıyor. Örneğin Avustralya. Avustralya’da da böyle bir lazer girişimölçer cihazı vardır. Karadeliklerin araştırılması ise bir başka devrime de neden olmuştur. Örneğin bu devrimi başlatan ise Hawking’tir. Hawking 1974 yılında çok büyük şeylerle çok küçük şeylerin birleşmesine (Genel Görelilikle Kuantum Mekaniği) ön ayak olduğunda kendi adıyla da anılacak olan Hawking Işınımı denen bir ışınımın karadelikten yayıldığını keşfetmiştir. Ama bu birleştirme çalışmalarının daha önce de yapıldığını biliyoruz. Örneğin Paul Dirac, Kuantum Mekaniğiyle Genel Göreceliliği birleştirmeye çalışmış; ama evrenin çapı Ay’a kadar ulaşmadığında bundan vazgeçmiştir. Hawking’in birleştirme çalışmaları ise daha tutarlı olup, bize bazı kanunların yıkılması gerektiğini göstermiştir. Örneğin uzay bilindiği üzere boş değildir ve de parçacık ve antiparçacıklar bir anda ortaya çıkıp, daha sonra da büyük bir hızla birbirleriyle çarpışarak kaybolmaktadırlar. Bu parçacıklara ise aynı zamanda sanal parçacıklar da denilmektedir. Böylelikle de evren, kendisini dengelemektedir. Bunu ise boşluğu tersleyerek yapar. Ama bu işlem bir an’da olmaktadır. Hawking ışınımı da bu parçacıklardan birinin karadeliğe düşerken diğer eşinin karadelikten dışarıya çıkmasıyla oluşmaktadır. Örneğin bu alışverişte karadeliğe bir parçacık girerken karadelikten 2 parçacık çıkmaktadır. Bu da karadeliğin kütle kaybetmesine neden olmaktadır. Bu ise daha sonra karadeliğin çok zayıf ışık yaymasını ve de sanıldığının aksine siyah olmamasına neden olmaktadır. Ama karadelikler çok uzakta olduğu için bu ışınımın görülmesi çok zor; hatta imkânsızdır. İsrail’in Teknikon laboratuvarlarında çalışan bir bilim adamı ise, bunun yapılabileceğini belirtiyor. Örneğin laboratuvarında oluşturduğu bir karadelik, sanılanın aksine her şeyi içine çekmiyor ve de zararsızdır. Örneğin bu karadeliğin sadece sesi içine çektiği ve de iletişimsel bir karadelik olduğu belirtiliyor. Hatta bu iletişimsel karadeliğin 100.000 atom genişliğinde olduğu da belirtiliyor. Buna göre de Hawking Işınımı şöyle bulunacaktır: Örneğin -237 dereceye kadar ısısı düşürülen çok az rubidyum atomunda çok enteresan bir şey keşfediliyor. Bu sıcaklıkta rubidyum atomları hareket ederken oluşan ses dalgaları, bu atomlardan daha hızlı hareket ederek arkada bu rubidyum atomlarının kalmasına neden oluyor. Ama işin ilginç yanı da burada; örneğin burada karadelik benzeri bir yapı oluşarak bütün sesleri içine çekiyor, dışarıya ise sadece Hawking ışınımı şeklinde iki tane ses dalgası çıkmaktadır. Belirtilen bu olay ise Kuantum mekaniğine göre bir anda vuku bulması gerekmektedir. Kuantum mekaniği, karadeliklerde işlediğine göre ve de burada da aynı fizik kanunları yer aldığına göre bunun da geçerli bir deney olduğu düşünülüyor. Bu ışınım bir taraftan araştırıla dursun, biz de fiziği ta temellerinden sarsacak olan bir soruyu yanıtlamaya çalışalım. Kısacası bu soru, ” bilgi acaba karadelikte kaybolur mu ?” sorusudur. 5 harften oluşan ve de tüm bir evrene hakim olan bu soru, bence evren anlayışımızı tamamiyle değiştirecek olan dev bir adımdır. Leonard Susskind’i herhalde duymuşsunuzdur! Susskind kendini, karadelikte bilgi kaybolur mu sorusuna verdiği cevapla tanıttı ve de bizlere de böylelikle bambaşka dünyaların kapısını açmış oldu. Örneğin Susskind geçmişteki su tesisatçısı kimliğiyle karadeliklerle tesisatçılığı aynı kefeye koyarak,



Benzer Yazılar

Yorum Ekle