Karadelikler

karadeliklerdeki bilgi kaybı sorunsalına farklı açılardan bakmaktadır. Peki, nedir bu sorunsal? Fizikteki bilgi korunumunu duymuşsunuzdur. Hawking, karadeliklerin bilgi korunumunu ihlal ettiğini belirtiyor ama bunu yaparken de fizik bilgimizin doğruluğunu alt üst etmektedir. Susskind ise buna karşı çıkarak fiziken bunun imkânsız olduğunu söylüyor. Buna göre Susskind, bilgi her ne kadar tahrip edilse bile bir araya getirilebilineceği söylüyor ama bu sefer de beraberinde karadelik savaşı denen bir savaşı da başlatmış oluyordu. Bunu ise bir savaş olarak değil de evren anlayışımızın zafer kazanması olarak algılayabiliriz. Susskind bu savaşta ilhamını şu olaylardan almaktadır: Örneğin lavaboda suya mors kodunda mürekkep damlaları damlattığımızda bu damlaların lavaboda her ne kadar yayılsa bile bir araya getirilebilineceğini söylüyor. Ama Stephen Hawking’e göre bu mürekkep damlaları ve de su, lavabodaki geçerden akıp gidecektir. Gerçek evrende ise karadeliğin yanına gittiğimizi ve de karadeliğe düştüğümüzü düşünelim; ya sonsuza kadar bu karadelikte düşeceğiz ya da karadeliğin en dibine kadar ilerleyip ezilip atomlarımıza ayrışacağız. İşte bunu şu an bilemiyoruz. Bu paradoksa ise Susskind şöyle bir çözüm bulmuştur: Örneğin Sicim teorisine göre parçacıklar gördüğümüz parçacıklardan daha çoktur. Buna göre de bu durumda bir uçak pervanesine uç uca eklenen mikroskobik uçak pervaneleri düşünülebilinir. Ama her eklenen parça bu durumda öncekinden daha hızlı hareket edecektir. Bu da göründüğünden çok daha büyük boyutta bir uçak pervanesinin bize izlenimini verecektir. Buna göre de biz, karadeliğe düşerken görüntümüz olay ufkunu dolduracak ama olay ufkunun en altında ise, durum daha değişik bir hal alacaktır. Örneğin burada karadeliğin en dibine çekilerek en dibinde ise biz, atomlarımıza ayrışacağız. Susskind ise buna ” Holografik Evren ” ismini vermiştir. Ama bu beraberinde başka sorunsalları da getiriyor. Örneğin Holografik Evren modeline göre nesnenin karadeliğin merkezindeki 3 boyutlu hali, olay ufkunda 2 boyutlu olarak temsil ediliyor. Bunu ise daha teknik bir anlatımla anlatacak olursak: Karadeliğe düşen bir nesne hem karadeliğin olay ufkundaki yanar dönen hologramda hem de karadeliğin merkez kütlesinde iz bırakmaktadır. Karadelikte olay ufkundan Hawking ışınımı emdiğinde, içine düşen nesne de bu ışınıma bağlanıyor. Böylelikle de bilgi kaybı sorunsalı ortadan kalkmış oluyordu. Yani Hawking’de bu nedenle karadelik savaşını kaybetmiş oluyordu. Nitekim de öyle olmuştur. 2004’de Dublin’deki bilimsel bir konferansta Hawking yenilgisini kabullenmiştir. Ama bu yenilgi, beraberinde önemli bazı şeylerin de doğmasına neden oluyordu. Örneğin bu teorinin sadece karadeliklere özgü olmadığı; hatta bütün evrene de uygulanma özelliği bulunuyordu. Bu ise bizim gerçeklik anlayışımızı sonsuza kadar değiştirecekti. Örneğin bizim görüntümüz bu teoriye göre evren’in köşelerinde bir yerlerde 2 boyutlu olarak saklanabiliyor olabilir! Yani evrende gerçekliğin 2 adet yorumu bulunmaktadır. Bu ise şimdi fizikçilerin çözmesi gereken başka bir sorunun varlığını da ortaya çıkarıyor. Çünkü bilgi 2 boyutlu olarak saklanabiliyorsa neden 3 boyuta ihtiyaç var? İşte bu soruyu yaratan ve keskinleştiren şeyler ” Karadelikler ”dir. Karadelikler ise mekânın kavramının olmadığı yerler. Örneğin bana mekân nedir diye sorduklarında şu an düşünüyorum diye cevaplıyorum. Çünkü şu an mekânı bilemiyoruz. Karadelikler ise bir asırdır neredeyse fiziğin gözbebeği. Ayrıca Karadelikleri Paralel Evrenlere geçiş kapısı, Zamanda yolculuk ve de Dünyayı yutabilecek canavarlar olarak düşündük. Bu ise ilerde gerçek olacak mı bilemiyoruz ama karadeliklerin bizi etkilediği kesin. Belki de biz, bir karadeliğin içinde de yaşıyor olabiliriz! Bunu ise hiçbir zaman bilemeyeceğiz; ama şu bir gerçek ki, şu an karadeliklerin merkezinde ne olduğu ve de karadeliklerden geçip gitmek mümkün olabilir mi sorularını yanıtlayamıyoruz? Bunu bilebilmek için ise elimizde kütle çekiminin kuantum kuramı ( kütle çekimini açıklayan genel görelilik ile, atomaltı düzeyde etki yapan öteki üç temel doğa kuvveti olan elektromanyetizma, şiddetli ve zayıf çekirdek kuvvetlerini açıklayan ve de bu sayede kuantum mekaniğini birleştireceği düşünülen kuram) hazır olması gerekiyor. Sonuç olarak Karadelikler; Yanar dönen hologramlara sahip, Yüzeyleri ise gizemli evrenimizin bir köşesine yansıdığını anlatıyor.

Saygılarımla,,

Sait Saatcigil

İlgi Alanı: Teorik Fizik, Teknoloji

Lakap: Fiziğin Şahı

İletişim: ssaatcigil@mynet.com



Benzer Yazılar

Yorum Ekle