Yıldızların Güç Kaynakları

YorumlarYazar BilgisiBenzer Yazılar

Bir an için kütleçekiminin GüneÅŸ’in tek güç kaynağı olduÄŸunu düşünelim. OluÅŸum sürecindeki ilkel GüneÅŸ’in dağınık yıldızlararası gaz bulutu halinden baÅŸlayarak çökmesi sırasında merkezdeki sıkışma arttıkça sıcaklık da artar. GüneÅŸ’in sahip olduÄŸu toplam kütle çekimi enerjisi E=GM-/R olarak gösterilebilir. Burada G Newton’un kütle çekim sabiti, M GüneÅŸ’in kütlesi, R ise yarıçapıdır. M=2x 1033 gram ve R=7xlOH) cm alınırsa GüneÅŸ’in sahip olduÄŸu toplam kütleçekimi enerjisi 4xl048 erg olarak bulunur.

L ile gösterilen GüneÅŸ’in ışıma gücü -yani enerjisini yayma hızı- ise saniyede 4xl033 erg civarındadır. Dolayısıyla gücünü yalnızca kütleçekimi enerjisinden alsaydı, GüneÅŸ’in E/L oranından hesaplanabilecek yaÅŸam süresinin yaklaşık 30 milyon yıl olması gerekirdi. Bu ise GüneÅŸ sistemindeki en eski kayaların yaşı olan beÅŸ milyar yıldan çok daha kısa bir süredir. Bu çok açık çeliÅŸkinin çözümü, nükleer enerjidedir.

Modern simya olarak adlandırabileceÄŸimiz nükleer füzyon yoluyla elementlerin birbirine dönüşmesi yıldızlara gücünü veren enerji kaynağıdır. Evrende en bol bulunan element olan hidrojen, GüneÅŸ’in merkezindeki yoÄŸun sıcaklık ve basınç altında yavaÅŸ yavaÅŸ helyuma dönüşmektedir. Bir helyum atomunun kütlesi, dört hidrojen atomunun toplam kütlesinden yüzde 0.7 daha küçüktür. Bu kütle farkı hemen hemen saf enerji biçiminde gamma ışınları, nötrino, pozitron ve bu parçacıkların kinetik enerjileri olarak ortaya çıkar. GüneÅŸ’in merkezinde serbest kalan bu radyoaktif enerji yüzeye yaklaşırken yumuÅŸar ve GüneÅŸ atmosferini terkederken hemen hemen tümüyle zararsız sarı ışığa dönüşür. Bununla birlikte, yıldızların nükleer yakıtları eninde sonunda tükenir.

GüneÅŸimizin yaÅŸam süresini hesaplayabilmek amacıyla, tüm çekirdeÄŸini (ki bu, kütlesinin yaklaşık olarak %10′udur) nükleer yakıt olarak kullanabileceÄŸini varsayalım. Einstein’ın meÅŸhur formülüne göre, ilke olarak madde, gram başına c2 erg enerjiye dönüştürülebilir. Burada c ışık hızıdır. Bu mantık, ancak madde-karşı madde yokolması sırasında saÄŸlanabilecek yüzde yüz dönüşüm verimliliÄŸi varsaymaktadır. Yıldızlarda ise kesinlikle karşı-madde bulunmaz. Yıldızların enerji kaynağı, verimliliÄŸi yalnızca yüzde 0.7 olan nükleer füzyondur.

Bu da yıldızların enerji deposunun, eÄŸer tümüyle helyuma dönüşebilirse, çekirdeklerinin kütlesinin yüzde 0.7′si kadar olduÄŸu anlamına gelir. Nükleer reaksiyonların oluÅŸabileceÄŸi ölçüde sıcak olan GüneÅŸ’in çekirdeÄŸi, toplam kütlesinin onda biri kadardır. Bu nedenle de GüneÅŸ’in enerji deposunun 0.0007 Mc2 olduÄŸu söylenebilir. Burada 0.1 MQ =2×1032 gram, çekirdeÄŸin kütlesi olup, eÅŸdeÄŸer enerjiyi hesaplayabilmek için bu sayıyı 0.007c2 ile çarpıyoruz. Bu hesap bize GüneÅŸ’in enerji deposunun 1.4×1051 erg olduÄŸunu söylüyor. Bu yakıl, saniyede 4xl033 erg oranında tüketildiÄŸinde yaklaşık 10 milyar yıl yetecek ölçüde çoktur. Buradan da GüneÅŸ’in, hidrojen yakıtının henüz, yalnızca yansını tüketmiÅŸ olduÄŸu sonucuna varıyoruz.

GüneÅŸ’in çekirdeÄŸinde sürüp giden nükleer reaksiyonların sonuçlarından biri de nötrino adı verilen zayıf etkileÅŸimli parçacıkların üretilmesidir. Bütün termonükleer reaktörler nötrino üretirler. Nötrinolar bu reaksiyonların kaçınılamaz ürünleridir. GüneÅŸ’in enerjisini nükleer füzyonla açıklayan teori, nötrinoların GüneÅŸ’in merkezinde çok büyük miktarlarda üretildiÄŸini öngörür. Çevresiyle etkileÅŸimi son derece zayıf olan bu parçacıklar ışık hızıyla hareket eder ve GüneÅŸ’in yüzeyinden doÄŸrudan doÄŸruya dışarıya kaçarlar.

GüneÅŸ’ten kaynaklanan nötrinolar Güney Dakota’da yeryüzünün yaklaşık iki kilometre altında bulunan Homestake altın madeninde yaklaşık 300 000 litre karbon tetraklorür (GG14) sıvısının gözlendiÄŸi büyük ve önemli bir deney sistemi sayesinde algılanabiliyor. Yeraltı madeni, kozmik ışınların giriÅŸimini önlemek üzere özel olarak seçilmiÅŸtir. Normal klor izotopu bir nötrino soÄŸurarak radyoaktif bir argon izotopuna dönüşür: CI37 + Nötrino -> Ar37 + Elektron.

Her iki ayda bir karbon tetraklorür sıvısı boÅŸaltılmakta, filtre edilmekte ve çok küçük miktarlarda da olsa radyoaktif argon içerip içermediÄŸi büyük bir titizlikle araÅŸtırılmaktadır. GüneÅŸ kaynaklı nötrinoların soÄŸurulması nedeniyle her gün bir tane radyoaktif argon oluÅŸacağı öngörülmektedir. İki aylık inceleme sonucunda genellikle birkaç tane argon atomuna rastlanmakta, bu yolla da GüneÅŸ’te nötrino üretildiÄŸi kanıtlanmakladır. Bununla birlikte, deney sonucunda saplanan nötrinolar, teorik olarak öngörülen parçacıkların üçte biri kadardır. Ya GüneÅŸ’in içindeki sıcaklıkla ilgili teorilerimiz, tam doÄŸru deÄŸil, ya da nötrinolara iliÅŸkin yeni fizik keÅŸfedilmeyi bekliyor.

GüneÅŸ’in merkezinde üretilen nötrinoların gerçekten algılanabiliyor olması son derece ÅŸaşırtıcı bir sonuçtur. Dünyamızdan yüz elli milyon kilometre uzakta çalışan ve GüneÅŸ’e enerjisini saÄŸlayan nükleer reaktörün kesin kanıtıdır. Bununla birlikte, yaklaşık 20 yıldan bu yana devam eden klor deneyi, yalnızca GüneÅŸ’ten kaynaklanan çok yüksek enerjili nötrinolara karşı duyarlıdır. Her tür enerjiye sahip GüneÅŸ nötrinolarını algılayabilecek deneyler de yoldadır.

Bunlardan ikisinde (İtalya ve Rusya’da olanlar) bir nötrino galyum atomuna çarptığında ortaya çıkan germanyum izotopunun radyoaktif çekirdeÄŸini inceleyebilmek amacıyla detektör sıvısı olarak galyum kullanılmaktadır. Japonya’da hazırlanan bir üçüncü deneyde sudan saçılan nötrinoların neden olduÄŸu hızlı elektronların saçtığı ışık algılanmaktadır. Tüm bu deneyler GüneÅŸ kaynaklı nötrinoları saymakta ve kozmik ışınlar tarafından üretilen fazladan nötrinolardan korunmak amacıyla bir dağın altında veya yerin yaklaşık bir kilometre altındaki maden ocaklarında konumlandırılmaktadır.


Yazar Hakkında

admin

admin

Hakkında: sonsuzluÄŸun huzurunda bir an
Kimlik kartı

Bir Cevap Yaz

İsim (gerekli)

E-mail (gerekli)
Web Site

bu yorum benim, kurallara uygun. Lütfen göndermeden önce kutuyu işaretleyin. Teşekkürler.