üye ol Üye Girişi Söyle Sözünü Anasayfa Yukari Çik
Bilgi Paylaştıkça Büyür

görme engelliler – ödev

GÖRME ENGELLİLER

Pek çok görevi yerine getirebilme, normal görmeye bağlıdır ve bunun için görme becerisi kullanılır. E?itimsel olarak, dünyadaki pek çok ilginç şey sunulan yazılı ve görsel materyaller aracılığı ile öğrenilir.  Çevre ile ilgili olarak, bir yerden başka bir yere gidildişi görsel işaretlere dayandırılarak fark edilir. Sosyal olarak , insanların yüzüne ve beden diline bakılarak davranışlarımızın uygun olup olmadı?ına karar vermede görsel ipuçları yardımc? olur. insanlar arkadağlarını, işini, oynayacaşı spor dalın? görsel bilgileri ile seçer. Bu nedenle, görmede bozulma olduğunda her birey sahip olduğu görme kalıntısı miktarına bağlı olarak öğrenme yöntemlerinde değişiklikler yapmak, sosyalizasyon, eğlence ve meslek seçiminde kaybolan bilgiyi tamamlamaya yardımc? olacak mantıki ve anlamlı yolları bulmak zorundadır.

A. TANIM VE SINIFLANDIRMA

Amerika Birleğik Devletleri Medeni Yasasında görme özürü, düzeltmeyle ile birlikte çocuğun eğitimsel performansınI olumsuz yönde etkileyen bir görme kusuru şeklinde tanımlanmıştır. Yasaya göre bu terim hem kısmen gören hem de tamamen görmeyen  çocukları kapsamaktadır.

Dünya da yasal olarak kullanılan tıbbi tanıma göre; Gözlük ya  da lensle yapılan tüm düzeltmelerle birlikte  20 / 200 feet*(ayak)’lik ya da  ondan daha az görme keskinlişine sahip olan ya da görme açıs? yirmi dereceyi a?mayan kişilere görme özürlü denilmektedir. Bunun anlamı görme yetersizliği olan kişinin 6 metreden görebildişini, normal görme gücüne sahip kişi 60 metreden görebilmektedir. Görme açısının dar olmasının anlamı ise normal görme keskinlişine sahip olmasına rağmen görmesi sadece merkezdekilerle sınırlı olan çevrede yer alan nesneleri göremeyendir. (Normal gören bir insanda bu açı 180°’dir).

Yasal tanıma göre az gören ise tüm düzeltmelerle birlikte görme keskinlişi 20 / 70 ve 20 / 200 arasına dü?en kişilere denilmektedir. Bunun anlamı ise, normal gören kişinin 21 metreden gördüşünü, az gören 6 metreden görebilmektedir.

I. Özel Ê?itim Konseyi çalışmalarında da görme özürlüler, hiç görmeyenler ve az görenler şeklinde sınıflandırılmıştır. Yapılan tanımlara göre ‘’görme özürlü bütün düzeltmelere rağmen iki gözle görme keskinlişi 1 / 10′ dan ve görü? açıs? 20 dereceden a?aşı olan, eğitim ve öğretim çalışmalarında görme gücünden yararlanmasına imkan olmayan kişidir”. ‘’Az gören ise bütün düzeltmelere rağmen iki gözle görmesi 1 / 10 ile 3 / 10 arasında ve özel bir takım araç ve yöntemler kullanmadan eğitim, öğretim çalışmalarında görme gücünden yararlanması mümkün olmayan ‘’ şeklinde tanımlanmıştır.

Ayrıca, Amerikan Özürlü Bireylerin Eğitimi Yasası’nda (IDEA) yer alan eğitsel tanıma göre; görme yetersizliği, tüm düzeltmelere rağmen  çocuğun görmesindeki bozukluşun eğitim performansınI olumsuz yönde etkilemesidir. Bu tanım az gören ve hiç görmeyen tüm çocukları kapsamaktadır.

XEROPHTHALMIA NED?R ?

Xerophthalmia, genellikle  dört ya?ın altında olan çocuklarda görülen ve uzun süre ‘A’ vitamin noksanlı?ından ileri gelen konjunktival bir göz hastalığıdır.

Bu hastalı?a tutulanlar akıam karanlığından itibaren göremezler.Buna halk dilinde ( tavuk karası ) denir.

Gözler parlak ????a karşı hassas hale gelir.

TRAHOM BELİRTİLERİ

Çocuşun gözlerinde 1-2 ay süre ile sulu kırmızı lık görülür.Bu devrede trahomun teğhisi zordur.Çocukların çoğu bu devrede hastalığı tamamen atlatırlar, bazıları ise ikinci devreye geçerler.İkinci devrede çocuğun gözünün üst kapakları yukarı doğru ters döner.Gözde bir çok küçük kan damarları ve aynı zamanda follicles adı verilen pembemsi, gri ?işlikler görülür.Kornanın kenarı, hafif gri renktedir ve küçük kan damarları bu gri rengin ilerisinde ve kornea içine doğru yayılır.Birkaç yıl sonra follicles bir iz bırakarak yavaş yavaş kaybolur ama pannus kalır.Bu olay birkaç yıl sonra olur.Bu süre içinde muhtemel olarak çocuk yetişkin bir adam olur ve pannus yavaş yavaş kaybolur ama gözünün kornea tabaks? gri renkte ve lekeli kaldığı için normal olarak görmez.Göz kapakları deforme olduğu için gözünü normal olarak kapatamaz.Göz yaşları damla damla dökülür, yara izi ve göz kapaklarındaki deformasyon kirpikleri içe doğru çevirir ve onlarda korneayı tırmala, tahriş eder.Gözkapakları artık gözü koruyamaz olur ve bakterilerinin etkilemesiyle gözde daha çok konjunktiviteye sebebiyet verilmiş olur, bu da gözün görmezlişini  daha çok arttırır.

B. NEDENLER

Görme bozukluşunun en yaygın nedeni kalıtımdır. Ülkemizde en sık görülen nedeni akraba evlilikleri sonucu meydan gelen kalıtımsal görme bozukluklarıdır. Bunun sonucu olarak üç – dört çocuŞu görme özürlü olan aileler bulunmaktadır.

Görme bozukluşuna neden olan dişer etmenler ise şunlardır;

Zarar Görme, Enfeksiyonlar, Göze Yabanc? Maddenin Zarar Vermesi ve Beslenme Yetersizlikleri:

Bu durumlar, gözü bozmaz ancak görme problemlerine sebep olurlar. Örneğin, Doğum öncesinde sinir sisteminin zarar görmesi göre bozukluŞuyla ilgili değildir, ancak görme sinirinin etkilenmesi görme bozukluşuna sebep olabilir.Her nasıl olursa olsun gözün zarar görmesi görme bozukluşuna yol açabilir.Tümörler türüne göre organı etkileyebilmektedir.Genellikle gözde kötü bir tümör üç yağından önce oluşmakta ve her iki gözü de etkilemektedir.Beslenme yetersizliklerinin değişik tipleri görme özürlülüşüne neden olabilmektedir.Özellikle a vitamini eksiklişinin görme bozukluşuna neden olduğu belirtilmektedir.Hamilelik sırasında göze yabancı bir maddenin zarar vermesi özellikle hamilelişin ilk üç ayında bebekte görme bozukluşuna yol açmakta ve bozukluşun gittikçe artmasından da sorumlu olmaktadır.?eker hastalığı gibi sistemik hastalıklar tutarsız bir şekilde tedavi edilir ya da edilmez ise görme bozukluşuna ya da görme özürlülüşüne yol açabilmektedir.Viral enfeksiyonların bir çoğu görme problemlerine neden olmaktadır.Hamilelişin ilk üç ayında kızamıkçık hastalı?ına yakalanan annelerin bebeklerinin görmesi, bu virüsten etkilenmektedir.Cinsel yollarla bulaşan enfeksiyonlar örneğin; A?DS virüsü, bel soğukluğu gibi hastalıklar anneden çocu?a geçmekte ve görme bozukluşuna neden olabilmektedir.Ancak eğer hemen müdahale edilip tedavi edilirse hasar önlenebilmektedir.Pirematür retinopati de hafif derecede görme bozukluşundan , görme özürlülüşüne kadar çeşitli görme sorunlarına neden olabilmektedir.Pirematüre doğan bebeklerin ya?atılmak amacıyla fazla oksijene maruz kalması sonucu ortaya çıkmaktadır.

C. ÖZELLİKLERİ

Görme bozukluŞu olan bireylerin özelliklerini belirleme dikkatli bir şekilde yapılmalıdır.Çünkü sınırlı görmelerine göre uyum ve reaksiyonları çocuktan çocu?a farklılık göstermektedir.Görme bozukluŞu olan çocukların pek çok özelliği gören çocuklara benzerken onlardan farklı özellikleri de bulunmaktadır.

Motor Gelişim:

Görme bozukluŞu olan çocukların motor gelişim ve Doğu?tan sahip oldukları motor becerileri, gören çocuklardan farklılık göstermemektedir.Bununla beraber, görme bozukluŞu olan çocuk, bozukluşunun derecesine bağlı olarak keğif becerilerini faaliyete geçiremeyebilir.Örneğin, normal gören bir bebek beğ aylık iken bir oyunca?a uzanırken etkili bir görmesi olmayan görme özürlü bir bebek 10-11. aya kadar oyunca?a uzanamamaktadır.aşırı koruyucu çevrenin kısıtlamaları ve görsel taklidi davranışların eksiklişi bazı motor becerilerin gelişimini geciktirebilmektedir. ( School, 1990; Lewis, 1992; Culatta ve Tompkins, 1999).

Dil Gelişimi:

Görme bozukluŞu olan çocukların dil yetenekleri, dilin büyük bir bölümünün gelişimine ve kazanılmış dile dikkatle bakılırsa farklılık göstermemektedir.Bu çocukların çevresiyle etkileşim eksiklişine bağlı olarak dil deneyimlerinde eksik uyarı ve bozukluşun yüzünden rahatsızlık duymaları küçük farklılıklara ortaya koymaktadır.

Görme bozukluŞu olan çocuklar, sözel anlatıma dü?kündürler.Doğrudan bilgi sahibi olmadan kelimeleri kullanmaya eğilimlidirler.( Culatta ve Topmkins, 1999 ). Bazen uygun olmayan şekilde çok soru sormakta, o andaki olayla hiç ilgisi olmayan dayanaksız ifadeler kullanabilmektedirler (Özsoy ve ark, 1989).Brieland, görme özürlü ve gören çocukları dil gelişimleri açısından kıyaslayan çeşitli araştırmaların sonuçları Şu şekilde özetlemektedir:

1-      Görme özürlülerde, ses değişkenlişi daha az görülmektedir.Monoton sesle konuşma eğilimi göstermektedir.

2-      Görme özürlülerde, ses perdeleme yetersizliği daha belirgindir.

3-      Görme özürlüler, görenlerden daha yüksek sesle konuşmaktadırlar.

4-      Görme özürlülerin konuşma hız?,görenlere oranla daha düşük olmaktadır.

5-      Görme özürlüler  jest ve vücut hareketlerini anlatımda kullanmada açık bir yetersizlik göstermektedirler.

6-      Görme özürlüler ses üretiminde dudak hareketlerini daha az kullanmaktadırlar         ( Akt. Güven ve Darıca, 1994 ).

Zihinsel Gelişim:

Görme bozukluŞu olan çocukların zekası gören yaşıtlarından önemli bir farklılık göstermemektedir.Bu çocuklarda dil gelişimi,bilişsel ya da kavram gelişimi birbirini sarmış durumdadır.Bazı kavramları görmeden tamamen anlamak mümkün olmamaktadır.A??rlık, uzaklık ya da mum yanan bir odanın atmosferi görülerek anlaşılan temel kavramlara birkaç örnektir.Görme bozukluŞu olan çocuklar bu kavramları somutla?tırmaya çalışmaktadırlar.Bu sırada ise yaşıtlarına göre kaybetmekte geri kalmaktadırlar.Bu tip öğrenme zorlukları ise sık sık akademik performanslarına yans?maktadırlar ( School, 1990; Pueschel ve ark. 1995, Culatta ve Tompkins, 1999).

Görme bozukluŞu olan çocuklarda kavramların gelişimi yaşıtlarıyla benzer görünmekle birlikte, yöntem sık sık farklıla?maktadır.Yaşıtlarının tipik olarak ilk iki yılda sahip olduğu duyu-motor deneyimlerin çoşundan görme bozukluŞu olan çocuk yoksundur.Bu durum çocuğun dil gelişimini etkilemekte midirı Sorusu akla gelmektedir.Çocuşun dili ise sonuçta bilişsel gelişimini sınırlamaktadır ( Lewis, 1992 ).

Sosyal Gelişim:

insanları birbirleriyle iletiğim kurmalarında en önemli etmen göz kontaşıdır.Gören insanlar arasında bir çok sosyal değişimler yüzlerindeki ifadeler ile düzenlenmektedir.Örneğin, gülümseme, kağ çatma, esneme, kahkaha gibi.Bu mimikler ile insanların tepkilerini alg?layabilmekteyiz.

Görme bozukluŞu olan çocuğun bireysel hayatında onu özellikle rahatsız eden devreler bulunmaktadır.Çocuk belirli bir dönemde gördükten sonra görmesini kaybetmişse,bu özellikle çocukluşunun son devrelerinde oluştu ise çocuk bir çok problem ve korkular yaşayabilir.Bu durum, çocukta bir daha okuyamama ve insanları hiçbir zaman görmeme korkusu oluşturmaktadır.Ailenin destek ve ilgisi ile bu zorlukların üstesinden gelinebilir ve çocuk zamanla duyularını kullanılarak çevre ile nasıl uyumlu yaşayabileceğini öğrenebilir.İlk ümitsizliğin üstesinden gelmeyi başarırsa, görmeden yaşama uyum sağlayabilir ve insanlar, nesneler ve yerler hakkındaki bilgilerinden faydalanabilir.

Görme bozukluŞu olan çocuklar genellikle 5 yağından itibaren yatılı okullarda eğitilmektedir.Bu rahatsız edici olabilmektedir, çünkü bu  yağlardaki çocuklar ailelerinden çok az ayrılmışlardır ve aileleriyle aralarında aşırı dü?künlük olan çocuklarda travmatik problemler oluşabilmektedir.

Bir çok gören çocuk büyüdüşünde neler yapacağından bahsederken görme bozukluŞu olan çocukların bu konuda fikirleri yoktur, bazıları ise büyüdüklerinde görmeyi istemektedirler.5 yağ civarındaki çocuklar kendilerinin yapamadığı şeyleri başkalarının yaptığın? ve farklı olduklarını hissetmektedirler.Bu insanların çoğu çocuktan daha büyüktür veya anne, babasıdır.Görme bozukluŞu olan çocuk da büyüyünce onlar gibi görebileceğini ve dişerlerinin yapabildişi her şeyi yapabileceğini düşünmektedir.

Görme bozukluŞu olan çocuk erişkinlişe yaklaştıkça uyum problemleri artabilmektedir.ÇocukluŞu süresince bazı insanların bayan bazılarının ise erkek olduğunu anlamış olsa da bu ayrımın nereden kaynaklandığı konusunda bir fikri bulunmamaktadır.Cinsiyet yönünden uyanmaya başlayan görme bozukluŞu olan erişkin, insanların vücuduna dokunma konusunda sınırlamalar olduğunu da karşı?k düşüncelere itmektedir.

Bazı görme bozukluŞu olan çocuklar dişerlerinden daha kolay ve başarılı bir şekilde durumlarına uyum sağlayabilmektedir.Bunda yakın çevre ve çocuğun görme özürünün başlama ve gelişme zamanı önem kazanmaktadır.Az gören bir çocuk çevresine karşı daha çok ilgi gösterebilmekte, ailesiyle görsel kontaklar ve bazı görsel mimikler kullanma yoluyla ilişki kurabilmektedir.Bu durum ise ailesini büyük oranda cesaretlendirebilmekte ve çocukta ilişkilerinde başarıyı arttırmaktadır.

Çocuşun durumuna uyum sağlamasında ailenin çocuğun görme özürünü kabul etmesi, çocuğun verdişi sinyalleri doğru yorumlaması ve aile içindeki uyumda önemli rol oynamaktadır ( Lewis, 1992; Mc Coy, 1995; Temel ve ark., 1995; Culatta ve Tompkins, 1999 )

D.EĞİTİMLERİ

Tanılama ve Değerlendirme:

Bebeklik ve erken çocukluk döneminde, ebeveynler ve çocuk doktorları görme bozukluŞu olan çocuktan ilk şüphelenenlerdir.Eğer çocuk, göz hareketlerinin koordinasyonunda güçlük çekiyorsa, elindeki nesneyi görmek için yüzüne çok yana?tırıyorsa, zayıf bir el-göz koordinasyonuna sahipse, bir göz doktoru tarafından testlere tabi tutulmalıdır.

Görme bozukluŞu tanısının konabilmesi için görme keskinlişinin ve görme fonksiyonlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.Görme keskinlişi çoğu zaman Snellen Kartının kullanılmasıyla ölçülmektedir.Snellen Kartı sekiz sıra E den oluşmaktadır.Her bir sırada birden fazla E harfi olup kolları değişik yönlere bakacak şekilde yerleğtirilmiştir.Görme keskinlişi ölçülen kişiden E’lerin kollarının hangi yöne baktı?ın? söylemesi istenmektedir.Kart ya da ???klı pano 20 ayak ( 6,04m ) uza?a yerleğtirilmek suretiyle test edilmektedir.Sekiz sıradan her biri 4,5,6,9,12,15,21 ve 30,60 metre uzaklığı ifade etmektedir.

Snellen kartı görme bozukluşunun ölçülmesinde sınırlı kalmaktadır.Belli bir uzaklıktaki görme keskinlişini ölçmektedir.Ayrıca görme keskinlişi ve görme yeterlilişi aynı beceriler değildir.

Görme fonksiyonlarının değerlendirilmesinde ise görme kapasitesi, görsel dikkat, görme yeterlilişi gibi faktörlere ilişkin kriterlerin değerlendirmeye alınması gerekmektedir.

Çok küçük bebeklerdeki gelişimsel gecikmeyi saptama, testlerle çok zor olmaktadır.Eğer çocuğun görmesi ile ilgili bir şüphe varsa hissedilen görme potansiyelinin tetkiki yoluna gidilmektedir.Bu yöntemde göz uyarılmakta ve elektroensefalograf ( EEG ) ya da beyin akımı testi ile beynin cevapları kayıt edilmektedir.Ba?ın arkasındaki özel bir bölge üzerine yerleğtirilen elektrod beynin görme merkezindeki elektriksel aktiviteyi kaydetmektedir.Cevap örnekleri daha sonra normal gören bir çocukla karşılaştırılmaktadır ( Pueschel ve ark., 1995; Vulatta ve Tompkins, 1999 ).

Görme bozukluşunun tam olarak tanılanması Şu basamakları içermektedir ( Culatta ve Tompkins, 1999; Turnbull ve ark., 1999 ).

1-      Görme hakkındaki ebeveynlerin ilgi ve meraklı ( gözlemleri 9

2-      Görme keskinlişini ölçen testin başarı düzeyi

3-      Bozukluşun göz doktoru tarafından tespiti

4-      Görme bozukluşunu ölçen gözlükçü ve az görenler alanında uzman kişinin bozukluşun düzeltilebilmesi konusundaki tespiti.

5-      Az görmenin fonksiyonel değerlendirilmesi.

6-      Oryantasyon uzmanın? değerlendirilmesi.

7-      Okul psikoloŞu tarafından zeka testlerinin uygulanması.

Tüm bu tanılama, çalışmalarından sonra çocuğun

  • Kavram gelişimi ve akademik beceriler
  • Konuşma beceriler
  • Duyu motor beceriler
  • Sosyal duygusal beceriler
  • Oryantasyon ve hareket becerileri
  • Günlük yaşam becerileri
  • Meslek ve meslek kabilinde beceriler

Alanlarındaki değerlendirme sonuçlarına göre gereksinimlerinin belirlenmesi ve eğitim programının hazırlanması grekmektedir ( Culatta ve Tompkins, 1999; Turnbull ve ark., 1999 ).Ayrıca yapılan eğitimsel değerlendirme ile birlikte bozukluşunun nedenleri de göz önünde tutularak eğitim programı hazırlanmalıdır.Çünkü bazı durumlarda özel donatım ve değişikliklere gereksinim duyulabilmektedir ( Culatta ve Tompkins, 1999 ).

E?itimsel değerlendirmede eğitimciler, gözlemleri, ebeveyn, öğrenci görü?melerini ve resmi olmayan testleri kullanmaktadır.Bu sürecin tamamlanmasından sonra bozukluŞu olan çocu?a ve tasarlananların işbirlişi içerisinde planlı yürütülebilmesi için aileye yardım süreci başlamaktadır.Görme bozukluşunun hareket etme gereksinimleri bulunmaktadır.Ayrıca az gören çocukların görme deneyimlerini kullanarak bilgi edinme becerilerini öğrenmeleri gerekmektedir ( Culatta ve Tompkins, 1999 ).Bu nedenle görme bozukluŞu olan çocukların eğitim programında, aşağıdaki alanlarda düzenlemer yer almalıdır:

  • Okuma – yazma – dinlenme
  • Görmenin kullanımı ( az görenler için )
  • Oryantasyon ve hareket eğitimi
  • Günlük yaşam becerileri.

Görme BozukluŞu Olan Ö?rencilerin Potansiyel Gereksinimleri:

Kavram Gelişimi ve Akademik Beceriler:

  • Görmenin maksimum kullanımı
  • Kavramların gelişimi
  • Ö?renme tarzın? tespit etme
  • Akademik destek
  • Dinlenme becerileri
  • Organizasyon ve çalışma becerileri
  • Harita, grafik, tablo okuma
  • Referans materyalleri kullanma

Konuşma Becerileri:

  • El yazıs?
  • Yasal imzanın gelişimi
  • Braille yazıc?sının kullanımı.
  • Yazı tableti ve kalemini kullanma.
  • Kelime proseslerini kullanma.
  • Uyarlanmış donatımı kullanma.
  • Not alma becerileri

Sosyal / Duygusal Beceriler:

  • Kendinin bilgisi
  • Cinsiyet bilgisi
  • Görme bozukluşunun bilgisi
  • Dişerlerinin bilgisi
  • Birbirlerini etkileme becerilerinin gelişimi
  • Sosyal becerilerin gelişimi
  • Yaratıcılık ve boş vakit becerileri
  • Kendini koruma becerileri

Duyu / Motor Beceriler:

  • Kaba motor becerilerin gelişimi
  • ınce motor becerilerin gelişimi
  • El, kol, bacakların dayanma gücü ve kuvvetinin gelişimi
  • Ayak altı ve dokunma yapısının tanılanması
  • Devin duyumsal esasları tanılama
  • Koklamaya ait esasları tanılama

Oryantasyon ve Hareket Becerileri:

  • Vücut imajının gelişimi
  • Somut çevresel kavramların gelişimi
  • Uzaysal kavramların gelişimi
  • Yön kavramlarının gelişimi
  • Trafik ve trafik kontrolünü anlama
  • ?zleme teknikleri
  • Gören rehber teknikleri
  • Oryantasyon ve gezinti için görmenin kullanımı
  • Uzun baston kullanımı
  • Çeğitli çevrelerde başımsız hareket
  • Sosyal etkileşim becerileri

Günlük YaŞam Becerileri:

  • Kişisel temizlik
  • Yemek yeme
  • Giyinme
  • Giysilerin bakımı
  • Yiyecek hazırlama
  • Ev temizlişi
  • Basit ev tamirleri
  • Parayı tanıma ve yönetme
  • Bilgi ve telefon kullanımı
  • Yazı masası araçlarının kullanımı
  • Zaman ve takvim aktiviteleri
  • Sorunlarını çözebilecekleri yerleri bilme ve kullanma

Mesleki beceriler :

  • Oyun ve çalışma arasındaki ilişkiyi bilme
  • Çalışmanın önemini anlama
  • Belirli bir işte çalışanların özelliklerini bilme
  • Görme bozukluŞu olan bireylerin sıklıkla yapmakta olduğu işlerin farkında olma
  • ?? yerinde kazanılan beceriler
  • ?lgilenilen iş çeşidi hakkında kapsamlı bilgi
  • Çalışma deneyimi

Okuma-yazma-dinleme:

Programda öğrenme için gerekli olan okuma,yazma ve dinleme becerilerine verilen önem değişmeye başlamıştır. Arkadağlık ve yaşıtlarıyla ilişkinin gelişimi yani sosyal ilişkiler daha fazla önem kazanmaktadır. Oryantasyon ve hareket becerileri ön planda olan konu durumundadır. Okuma ve yazma becerileri geleneksel olarak yazı büyüklüğünü değiştirmenin bazı bileğimleri ve braille şeklinde sunulmaktadır.

Braille, okumanın özel tipleri yani kodlar, özel kısaltmalar, sayılar, kelimeler, simge ve harflerin kabartma noktalarla ifade edildişi bir kodlama sistemidir.Bu sistem 1829 yılında kendisi görme engelli olan Louis Braille tarafından geliştirilmiştir.Görme bozukluŞu olan çocuklar için Braille eğitimi genellikle ana okulu döneminde başlamaktadır.Ayrıca görme bozukluŞu olan bireylerin Braille ile hızlı okuyabilmesi için ( 1 ) dokunma hissinin ayırıcılığı ( 2 ) parmak beceriklilişi ( 3 ) el ve parmak hareketleri ( 4 ) hafif dokunma ( 5 ) sayfa çevirme konularında eğitime tabi tutulması gerekmektedir.Braille ile yazmak için yazı tabletinin arasına kağıt uygun şekilde sıkıştırılmakta ve yazı tableti arasındaki kaşıdın üzerine kodlar özel kalemine gereksinim duyulmaktadır.Metalden  yapılmış olan yazı tabletinin arasına kağıt uygun şekilde sıkıştırılmakta ve yazı tableti arasındaki kaşıdın üzerine kodlar özel kalemi ile delinmektedir.Yazı tableti ve Braille daktilosu altı nokta ( Braille ) yazmak için kullanılmaktadır.Daktilo altı tu?tan oluşmaktadır ve kağıt üzerine kodları Braille noktaları şeklinde kabartmaktadır.Braille ile yazma ve yazılanı normal yazıya çevirmek için mikro bilgisayarlar da geliştirilmiştir.Ancak günümüzde dünyada Braille kullanımı geçmişteki kadar popüler değildir.

Değişen büyüklüklerde yazma, okuma-yazma becerisinin gelişmesinde dişer bir alternatiftir.

Yazma ve okuma ile ilgili bu sistemlerin tümünün avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır.Görme bozukluŞu olan bireyin gereksinimlerine göre bunların uygun olan bir veya bir kaçı bir arada kullanılabilmektedir.

Görme bozukluŞu olan öğrenciler görmeden kaçırdıkları bilgiyi karşılamak için dinleme ve dokunma gibi becerilerine güvenmek durumundadırlar.Dinleme becerisi için ise otomatik olarak gelişmemektedir.Bunun için Smith, dinleme becerisini 5′e ayırmıştır ve görme bozukluŞu olan bireylerin bu becerilere sahip olması gerektişini belirtmiştir.

1.Dikkatli Dinleme: Dinleyicinin konuşmanın kaynaşı ya da biçimi üzerinde odakla?ması ile oluşmaktadır.Örneğin telefon kullanımında kişi dikkatli dinlemeye gereksinim duymaktadır.

2.Çözümsel Dinleme: Dinleyici sadece dinlemez, alinan bilgiyi yorumlama ya da analiz için hazırlamaya da gereksinim duymaktadır.Örneğin, çocu?a okuduğu hikayedeki karakterin hikayede yer alma amacı sorulduşunda, sadece hikayeyi değil yazarın amacını da yorumlamaktadır.

3.Takdirkar Dinleme: Sadece zevk almak için dinlemektir.

4.Marjinal Dinleme: Sadece asıl aktiviteyi değil arka plandaki aktiviteyi de dikkatli bir şekilde dinlemektir.Örneğin, konuşma sırasında restoranda arka planda çalan müzişi hissetmek gibi.

5.Seçici dinleme: Sadece bir durum üzerine odaklaşıp dişerlerini önemsemektedir.Örneğin, müzik yayını olan bir asansörde görme özürlü kişinin her katta yapılan anonsları dinlemesi gibi.

Dinleme becerileri,görme bozuklukları olan çocukların programının gereksinim duyulan önemli bir parçasıdır.Çocuşun çeşitli durumlarda dinleme tiplerini anlaması, öğretmenin ise gereksinim duyulan dinleme becerileri ile ilgili olarak yapılandırılmış öğrenme deneyimleri sunması gerekmektedir ( Olson, 1982; Mangold, 1982; Olson, 1992, Culatta ve Tompkins, 1999; Turnbull ve ark., 1999 ).

Görmenin Kullanımı:

Görmenin kullanımı, kişinin mevcut görme kalıntısın? kullanmasın? öğretmeyi tanımlamaktadır.Bu durum göz hareketlerinin kontrolü, görme duyusuna ait uyarıc?ya dikkat, görülen çevreye adaptasyon ve bilgi işlemleri gibi becerilerin uygulamalarını içermektedir.E?itim olmadan az gören bir çocuk gördüklerinden bir anlam çıkarmamaktadır.bu nedenle az görenlerin programında görme kalıntısından yararlanmanın öğretimi mutlaka yer almalıdır.Ayrıca, kabartılmış altı noktayla ve büyütülmüş harflerle okuma hız? düşüktür.Buna karşılık konuşan kitaplar aracılığı ile okuma hız? ve böylece öğretimin etkinlişi artmaktadır ( Olson, 1992 )

Oryantasyon ve Başımsız Hareket Eğitimi:

Oryantasyon ve hareket becerileri; başımsız olma, kavram gelişimi, sosyalizasyon ve çeşitli öğrenme yöntemlerini etkilemekte ve görme bozukluŞu olan bireylerin çevrelerinde hareketine fırsat vermektedir.Görme bozukluŞu olan  bir kişi, içinde bulunduğu çevrede nerede olduğunu ve bu çevrede emniyetli olarak nasıl hareket edeceğini bilmelidir.Hareket özgürlüşünün iki boyutu vardır.Bunlardan birisi zihinsel oryante olma dişeri ise başımsız harekettir.Oryante olma görme yetersizliği olan kişinin çevresini ve bu çevreyle kendisinin ilişkisini anlamasıdır.Başımsız hareket iseözel teknikleri, görme kalıntısın? ve geri kalan duyuları kullanarak bir yerden dişer bir yere gidebilme becerisini içermektedir ( Özsoy ve ark., 1989; Culatta ve Tompkins, 1999 ).

Maksimum derecede görme kalıntısın? kullanarak hareketi tayin etmede 4 yardımc? araç kullanılmaktadır ( Olson, 1992; İleri, 1998; Culatta ve Tompkins, 1999; Turnbull ve ark., 1999 )

1.Uzun baston ( Beyaz baston )

2.Rehber köpek

3.Gören rehber insan

4.Elektronik cihazlar.

Uzun baston, 19944′te Richard Hoover tarafından geliştirilmiştir.Başımsız dola?mada en çok kullanılan araçtır.Uzun beyaz baston yürürken zemine hafifçe dokundurularak sürüklenir.Kullanılan kişi, zeminin pürüzlülüşü, delikler, merdivenler ve dişer engeller hakkında dokunma ve yankı aracılığıyla bilgi edinerek harekete geçmektedir.Baston, bataryası olmaması yada hareketin başarısızlıkla sonuçlanmaması yönleriyle güvenilirdir.Geleneksel yaklaşıma göre baston kullanımı öğretmek için okul yaşları beklenilmekteydi, ancak Şu anda pek çok görü?, çocuğun yürümede başımsız hale geleceği zamana kadar bu eğitimin tamamlanması gerektişi yönündedir.

Rehber köpek genellikle okul çaşı çocukları için tavsiye edilmemektedir.Köpeğin büyüklüğü,hızlı yürüme adımları ve bakımı genç insanları olumsuz yönde etkilemektedir.Kişinin ilave bir özürü yok ise 16 yağından önce genellikle kullanımı önerilmemektedir.Bununla beraber bastonla yürümeye göre muhtemel tehlikelere karşı hızlı tepki verme imkanı sağlamaktadır.

Gören rehber, harekette önemli bir özgürlük imkanı vermektedir.Ancak, rehbere bağlı olma pek çok açıdan pratik olmamaktadır.Rehberle ilişki iki şekilde kurulmaktadır ( İleri, 1998 )

a)      Dokunma ile ilişki kurma

b)      Ses ve sinyalle ilişki kurma

Dokunarak ilişki kurmanın oryantasyon ve hareket becerilerinin gelişimini gerilettişi ya da engel olduğu belirtilmektedir.

Okul öncesi dönemde görme bozukluŞu olan çocuklar için başımsız hareket tanımı aşağıdaki alanları içermektedir ( Pogrund ve ark., 1996 ):

1-      Kas gelişimi ( büyük ve küçük kas )

2-      Kavram gelişimi ( alansal ve çevresel )

3-      Çevresel farkındalık

4-      Toplumsal farkındalık

5-      Aile ve dişer okul personeliyle birlikte çalışma

6-      Formal yönelim becerileri

a)      Görmeyi içeren, duyusal beceri gelişimi

b)      Beden algısı

c)      Sırayı saptama ve sürdürme yöntemleri

d)     Sistematik arama örüntüleri

e)      Ölçme ( zaman, uzaklık, büyüklük v.b. )

7-      Formal başımsız hareket becerileri

a)      Gören rehber becerileri

b)      Korunma teknikleri

c)      Baston becerileri ( içeride ve dışarıda )

Oryantasyon ve başımsız hareketi Doğumda başlayan bir süreç olarak düşünmek gerekmektedir.Oryantasyonubaşımsızlı?a götüren basamaklar; kişinin kendi bedenini ve onun nasıl hareket ettişini, yakın çevreden bedenin nasıl farklıla?tı?ın?, bedeni dışındaki dünyayı ve alan hareket ilişkilerini anlamalıdır.Başımsız hareket için ise basamaklar; tepkilerin gelişimi ve bütünleğmesi, kişinin bedeni üzerindeki kontrolünün gelişimi ve oryantasyonu kapsamaktadır.

Oryantasyon ve başımsız hareketi kazandırmaya yönelik hazırlanan programın amacı güvenli, yerli ve becerikli hareketlerle başımsız gezip dola?madır.Bu programlamanın iki önemli alanı ise beden imgesi ve alan ilişkileridir.Beden imgesi, başımsız hareket ve kavram gelişiminin temeli olarak kabul edilmektedir.Beden imgesi görme bozukluŞu olan çocuklara aşağıdaki altı düzeyde kazandırılmaktadır ( Pogrund ve ark., 1996 ).

1. Dokunuşun farkında olma, bedenin bütünüyle hareket: Bebek dokunulduğu, taş,ındığı ve yerine konduğu ilk aylar süresince bedeninin düzenini anlamaya başlar.Bebek masaj? ve banyo yapma bu konuyu desteklemektedir

2. Hareket yoluyla beden bölümlerinin farkında olma: Çocuk beden bölümlerini hareket ettirerek baştan aşaşıya bedeninin nasıl olduğunu anlamaya başlar.

3. Beden bölümlerinin tanınması: Çocuklar beden bölümlerini tanımayı, bu bölümlerin hareket ettirilmesini sağlayan etkinlikler yoluyla öğrenirler.Beden bölümlerinin isimlendirilmesi ve g?dıklama oyunlarının oynanması görme bozukluŞu olan bebeği güdüleyebilir.

4. Beden düzlemlerinin belirlenmesi: Beden düzlemini belirleme, kişinin kendi bedenini baştan aşaşıya, yandan yana, önden arkaya bakış açısından anlamasın? içerir.Ancak beden düzlemlerini isimlendirmeyi içermeyebilir.?apkalar, ayakkabılar, eldivenler giymek y da bir sırt kaşıyıc?sına sahip olmak destekleyici etkinliklerdir.

5. Beden bölümleri ve düzlemlerinin ilişkisinin anlaşılması: Bu düzeydeki çocuk bedenini soldan sağa, önden arkaya ve yukarıdan aşaşıya doğru hayali olarak bölebilen bir düzlem olduğunu anlar.Bu düzenleme sürecinin gelişim sırası büyüklük ve mekan anlayışı, iki yanlılı?ın gelişimi, ortak yanlılı?ın gelişimi ( kol çiftiyle ilgili ) ve beden yarılarının farklılığıdır.Başımsız hareket becerilerinin bir çoğu bu evrede öğretilebilir.Çünkü kendisinin nesneyle ilişkilerini ve alan ilişkilerini anlama bu evrede gerçekleşmektedir.

6. Nesnelerle ve alan ilişkilerinde kendini tanıma: Küçük çocuklar bu evrede daha çok sebep-sonuç ilişkisini kavramaya başlarlar.Çevrelerindeki tanıdık nesneleri hareket ettirmeye başlayabilirler, istedikleri yerlere, kişilere ya da nesnelere ulaşmak için belli yollar kullanabilirler.aşır derecede görme bozukluŞu olan çocuğun, bu tür becerileri gerçekleştirebilmesi başlangıçta bir miktar ipucu ya da fiziksel yardımla olabilmektedir.

Günlük YaŞam Becerileri:

Günlük yaşam becerileri tüm görme bozukluŞu olan çocukların müfredat programında önemli bir yere sahiptir ( Haselkorn – Bogom ve Benton, 19892, Tobin, 1990 ). Gören bir çocuk yemek yeme, banyo yapma, giyinme, tuvalet ihtiyacın? giderme gibi pek çok beceriyi kendi kendisine ya da başkalarını gözleyerek öğrenmektir.Görme bozukluŞu olan çocuklar ise bu becerileri öğrenmede özel yardıma gereksinim duymaktadırlar.Bu konuda öğretmen ve ebeveynlerin sık işbirlişi içerisinde olması gerekmektedir.Çünkü bu becerilere hem evde hem de okulda gereksinim duyulmaktadır ( Olson, 1992; Culatta ve Tompkins, 1999).

Görme bozukluŞu olan çocukların özellikleri ve gereksinimlerine göre farklı eğitim uygulamaları yapılmaktadır.bu uygulamalar, genellikle gören çocukların devam ettişi okullara devam eden çocuğun rehber veya gezici öğretmenle desteklenmesi, kaynak oda, çocuğun normal okulda kendi kendine keğfetmesine yardımc? olacak özel olarak yapılandırılmış uzman bir öğretmeni olan sınıf, görme bozukluŞu olanların devam ettişi yatılı ve gündüzlü okullar şeklindedir.Ülkemizde görme özürlüler için Milli E?itim Bakanlığı bünyesinde Adana, Ankara, Çanakkale, Gaziantep, İstanbul, ?zmir, Kahramanmaraş, Kocasinan ( Kayseri ), Selçuklu ( Konya ), Nişde ve tokat da gündüzlü ve yatılı ilköğretim okulu ve Ankara’da AkŞam Sanat Okulu bulunmaktadır.Bunlara ek olarak; Milli E?itim Bakanlığı Özel E?itim Rehberlik ve Danı?ma Hizmetleri Genel Müdürlüşü verilerine göre, 1999 – 2000 öğretim yılında Türkiye genelinde 339 öğrenci ( Okul Öncesi: 2, İlköğretim: 247, Orta öğretim: 90 ) kaynaştırma yoluyla eğitim görmüştür.

Görme bozukluŞu olan bir öğrencinin başarılı bir şekilde kaynaştırılabilmesi için Şu noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir ( McCoy, 1995 ):

1.      Sın?f öğretmeni aile ve öğrencinin işbirlişi

2.      Pozitif tutumlar, kabullenme ve normal karşılama

3.      Yaşıtlarıyla iletiğimi ilerletici sosyal beceriler

4.      Akademik başarı

5.      Gören öğretmenin yeterlilişi.

Görme bozukluŞu olan çocuklar için uygun çevre düzenlemesi, donatım ve hazırlanmış eğitim programının yeterlilişi ve etkililişi; öğrenmeyi kolaylaştırıc? faktörlerdir.Bu nedenle aşağıdaki noktaları göz önüne alarak hazırlanmış bir eğitim programının değeri artmaktadır ( McCoy, 1995):

1.          Çocu?a sınıf ortamın? tanıtma: Sın?fta görme bozukluŞu olan çocuk sınırlı bir şekilde çevresini görür.ÖĞretmen çocu?a sınıf? gezdirmeli sınıfın her yerini ve tüm materyali dokunarak tanımasına fırsat vermelidir.

2.             Ö?renmeyi sağlayıc? sunum: Sözel talimatların açıklığı ve ses tonu az gören veya hiç görmeyen çocuklar için çok önemlidir.Çocuşun bekleneni bilebilmesi için sözel uyarıya gereksinimi olmaktadır.Örneğin; bir derse başlanırken ‘hazır mIsınız?’ ‘dinleyin’ gibi ifadelerle işaret verilmelidir.E?itimsel amaç, yeni dersin başında mutlaka açıkça ifade edilmeli ve dersin sonunda tekrarlanmalıdır.

3.             Sesin nitelişini yumuşatma: ÖĞretmen kendi sesini teypten dinlemeli ve analiz etmelidir.Sinirli ya da ho?a gitmeyen bir ses görme bozukluŞu olan öğrencinin dinlemeyi durdurmasına neden olabilir.Yüksek bir ses ya da monoton bir ses ile çocuğun dinleme gereksinimi arasındaki ilişki mutlaka dikkate alınmalıdır.

4.             Özel donatımlar için sınıf? düzenleme: Görme bozukluŞu olan pek çok çocuk Braille daktilosu, bilgisayar ya da ses kayıt cihaz? kullanmaktadır.Bu materyallere yer ayrılması gerekmektedir.Ayrıca bilgisayar ya da ses kayıt cihaz? için kulaklık kullanılabilir.Daktilonun altına konan lastik parçası sesini yumuşatabilir.

5.             Takviye fırsatlar sağlama: Gören bir çocuk sınıfta kendisine yardımc? olacak kendi kendine öğrenme deneyimleri kazanır.Okulda ‘cadde’ kelimesini öğrenebilir.Evine giderken afişlerde ya da cadde levhaları üzerinde tekrar bu kelimeyi görebilir.Görme bozukluŞu olan bir çocukta bu durum tam tersinedir.Bu çocuğun kendi kendine öğrenme aracılığıyla düzenlenmiş öğrenmeyi takviye şans? sınırlıdır.Bu sorun sunulan kavramın çeşitli durumlarıyla ilgili çeşitli deneyimlerin çocu?a sağlanması ile çözümlenebilir.

6.             Başımsızlı?a teğvik: Görme bozukluŞu olan çocuklarda da tüm çocuklarda olduğu gibi temel amaç kendi kendine yetmesidir.Bu  nedenle çocuklara bunun için fırsatlar verilmelidir.Bunun için ise ilk adım olarak başımsız yürüyebilme konusunda yardımc? olunabilir.

Beden Eğitimi:

Görmesi zedelenmiş okul çağındaki çocuklar için beden eğitimi programı aşağıdaki etmenlerden dolayı önemli olmaktadır:

a)      Ana, baba ve öğretmenler çocuŞu aşırı korumaktadırlar.

b)      Gören çocuklarla oyunlarda yarı?maya girmemektedir.

c)      Çevrelerinde duyusal uyaranlar yetersizdir.

d)        Kabartılmış altı noktayı ya da yazılı materyali okurken yorgunluşun yarattığı aşırı gerginlik içinde bulunmaktadırlar.

Bu etmenlerden dolayı görme yetersizliği olan çocukların beden eğitimi derslerinden muaf tutulması yerine beden eğitimi ders programı ve öğretim sürecinde uyarlama yapılarak katılımları sağlanmalıdır.

Ö?rencinin Yeteneğine Uygun ÖĞretim Yapmak:

Görme engelli öğrencinin derse katılımın? sağlamak ya da aktivitelerde bazı değişiklikler yapması gerekir.

1- Çeğitli aktiviteleri görme engelli öğrencilerin katılabilecekleri ?ekle getirme:

ü      Dans

ü      Fiziksel uygunluk aktiviteleri

ü      Halat çekme

ü      İkili bisiklete binme

ü      Yüzme ve güreğ

ü      Bowling ve okçuluk

ü      Su kayaşı

2- Kinestetik ipucu sağlamak için aktivitelerde değişiklik yapma:

Bilgiyi işleme süreci, kinestetik ipuçları sağlayarak kolaylaştırabilir.

ü        Bir motor beceriyi öğretirken çocuğun vücudunu doğru pozisyona getirmek için fiziksel yardım kullanın.

ü        Çocuklara atlama kartvil ve yuvarlanma hareketleri öğretirken beden parçalarının ilişkisini hissedebilmeleri için hareket edebilir eklemleri olan oyuncak bir model kullanın.

ü        Yürürken ve aktivitelerde gören öğrencilerle görme engelli arkadağlarına nasıl rehberlik edeceklerini öğretin.

ü        Oyun alanlarını belirtmek için farklı yüzeyler kullanılabilir.

3- İşitsel ipucu sağlama:

ü      Beyzbol için geniş bir levhaya zıplayarak çarpan büyük bir top ya da zilli top kullanın.

ü      Kaledeki a?a ziller yerleğtirin.

ü      Kesin tanımlar, tarifler kullanarak geri bildirimler verin.

ü      Çocuşun hareketini başlatmak ya da durdurmak için ?slık ya da sözel ipucu kullanın.

ü      Ö?rencinin mekan ve derinlik anlaması için işitsel ipuçları kullanın.

ü      Motivasyonu ve gev?emeyi sağlamak için sık sık müzik kullanın.

4-Görsel ipuçları destekleme:

ü        Ders araç gereçlerinin zeminle olan kontrasın? arttırmak için gerekli bantlar kullanın.

ü        Spor salonunu parlak renkli ???klarla aydınlatın.

ü        Zeminle kontrast içinde olan kale, parlak renkli toplar, minderler ve alan işaretleyin. ( Gallahue 1996 )

5- Destek sistemi geliştirmek: Görme engelli bir öğrenci gören akranları ile beden eğitimi dersine katıldışında destek sistemi gerekli olabilir.

ü        Görme engelli öğrenciye kinestetik ve işitsel ipucu sağlaması için gören bir öğrenci görevlendirin.

ü        Tüm aktiviteler eğli sistem kullanın ( Gallahue 1996 )

OYUNLAR

Oyun oynama, okul öncesi çocuğunun en önemli bir faaliyetidir.Çocuşun çevresini keğfetmesi için oyunun özel bir yeri vardır.Oyun oynarken çocuk okul ve sonraki hayatı için büyük önemi olan, bilgi ve beceriler kazanır.Oyunda çocuk, öğrenim ve sosyal iletiğim için önemli olan tutum ve davranışlar geliştirir.Bireyin gelişimini tespit eden, dolayıs?yla oyundur denilebilir.Oyunların önemi gören çocuklar için neyse, görmeyen çocuklar için de odur.Anne ve babaların görmeyen çocuklarının oyun oynamalarına yardımda bulunmaları çok önemlidir.Çünkü görmeyen çocukların oyunlarda başımsız hareket edip edemedikleri her zaman ve daha iyi gözlenebilir. Gören çocuk, dişer çocukların veya büyüklerin yaptıklarını görerek taklit ederken, görmeyen çocuk göze dayanan bir uyarı almadığı için görerek taklit edemez.Dolayıs?yla görmeyen çocuğun anne ve babası oyunların onlar için çok önemli olduğunu  fark etmelidirler, eğer çocuk oyun oynamayı doğru olarak öğrenirse görmemesine rağmen normal bir gelişim gösterecektir.

Çocuk Oyunda:

üDoğru hareket etmeyi,

üDuyumlarını kullanmayı,

üBirçok eğya ve materyali ayırt etmeyi,

üDili pratik olarak kullanmayı,

üDişer insanlarla temas etmeyi,

üBaşımsız olmayı öğrenir.

Eğer görmeyen bir çocuk oyun oynamıyorsa gelişmesi kendi ya?ındaki gören çocukların çok gerisinde kalır.İşte bu nedenle okula devamda hazırlıklı olmak için okulun önemi büyüktür.

Görme Engelli Çocuklar İçin İki Aktivite Örneği:

Bu oyunda çocuklar ikişerli gruplara ayrılır.İkili gruplar birbirlerinden ayrılmamaları için tek ayaklarından birbirlerine iple başlanırlar.İçi ip dolu kasadan topları alarak 25 metre uzaktaki boş kasaya doldururlar.boş kasayı topla dolduruncaya kadar oyun devam eder.Her iki kasanın olduğu yerde de birer gören yetişkin hazır bulunur.Çocuklara izleyecekleri yönle ilgili sesle, alk??la ya da düdük gibi ses çıkaran bir araçla işitsel uyarıc? sunulur.

Kalın bir ip yerde düz, eğri, daire, kare gibi çeşitli formlara sokulur.Çocuklar ipi ayakları ile izleyerek oluşturulmuş Şekilleri tamamlar.Tamamladıkları Şekillerin isimlerini bulurlar.

E . Önleme ve Erken Tanının Önemi

Görme Yetersizliğinin Önlenmesi:

Görme yersizliğinin önlenmesi görme sisteminde yetersizliği ortaya çıkartan zedelenme durumlarının önlenmesini gerektirmektedir.Görme yetersizliğine yol açan zedelenmelerin hastalılar ve kazalar sonucu olduğu dikkati çekmektedir.

Zedelenmelere yol açan hastalıkların önlenmesi ise sağlık hizmetlerinin yaygınla?tırılmasın? ve hastalıklara yol açan durumlara ilişkin köklü önlemlerin alınmasın? gerektirmektedir.Zedelenmelere yol açan kazalarla ilgili olarak, insan sağlı?ına zararlı, özellikle görme sistemine zararlı olabilecek madde ve durumlara ilişkin açıklamaların yapılası ve bunların dikkatli kullanımı gerekmektedir.

Görme Engellinin Önlenmesi:

Görme engellinin önlenmesiyle, düzeltilemeyen görme yetersizliklerinden sonra, onların özüre dönüşmesini engellemek için alınacak önlemler kastedilmektedir, bu ise eğitim olmaktadır.Bu önlemler, görme yetersizliğini erken tanılamayı, erken eğitime almayı ve her düzeyde görme yetersizliği olan kişilerin gereksinimlerine uygun bireyselleğtirilmiş eğitim sağlamayı kapsamaktadır.Görüldüşü gibi görme yetersizliğinin önlenmesi tıbbi özellik gösterirken  görme engelinin önlenmesi eğitimsel bir özellik göstermektedir.

Üniversitede Okuyan Görme Engelli Ö?rencilerin Karı?la?tığı Problemler ve Çözüm Yolları:

Üniversite gençlişinin öğrenim ya?antıları boyunca, üniversite yerleğkelerinde birçok zorlukla karşılaştığı bilinmektedir. Bireyi sosyal olgunlu?a hazırlayan gençlik döneminde karşılaşacaşı sorunların en aza indirgenmesi büyük önem taşımaktadır. Birey, böylelikle biyolojik ve sosyal gelişimini en iyi şekilde tamamlayabilecektir. Toplum, üniversite bitirmiş bir bireyden çok şeyler beklemektedir. Belirli bir eğitimle, toplum bilgileri, sanat, dil bilgileriyle donanmış bir gençlik için, gençlik enerjisinin iyi yönlendirilmesi iyi eğitim verilmesi gerekmektedir. ?yi bir eğitim verilmiş olarak yetiştirilmiş gençlişin kalkınma sürecine katılımın? sağlama amacı, sadece gençlik sorunlarını çözme girişimi olarak değil, aynı zamanda yaşam koşullarını iyileğtirme için toplumun öteki gruplarıyla enerji ve çabalarını bütünleğtirme girişimi olarak düşünülebilir.

Genci yeterlilişe ve mükemmellişe doğru götürmede becerilerin, büyük önem taşıdı?ın? görmekteyiz. Çünkü becerili bir insan hedeflerini etkili olarak başarmaktadır. Beceriler pratik, bilişsel, sosyal olmak üzere gruplandırılmakta. Burada eğitimin amacı da bu becerileri en üst düzeye çıkarmaktır. Üniversite gençlişi arasındaki görme özürlü öğrencilerin biyolojik psiko-sosyal gereksinimleri görenlerden farklı değildir. Bu nedenle eğitim amaçlarında bir farklılık beklenmemelidir.
Görme engelli üniversite öğrencilerinin çevrelerini genişletmede, ya?antılarını zenginleğtirmede, teknoloji ürünü araç gereçlerin akılc? bir biçimde planlanıp uygulamaya konması önemli bir adım olacaktır. Çünkü görme engelli öğrenciler görme gücünün sağlayacaşı alg?lardan yoksun kaldıkları için çevrelerinden dokunma, işitme, koklama gibi duyumları izleme yoluyla elde etmektedirler. Birey bütün yaratma gücü ve yetenekleriyle toplumun bölünmez bir bütünü olduğundan bu gücü, toplum yararına yöneltmek kullanmak ve verimli k?lmak görevi de toplumun kurumlarına aittir. Görme engelli yüksek öğrenim gençlişinin var olan gizil güçlerini program dığı etkinliklerle değerlendirmek, onların sosyal becerilerini geliştirmek, üniversite ya?antılarında karşılaşacakları sorunları en aza indirmekte üniversitelere büyük görevler düşmektedir.

Bu yazının amacı ise, genelde görme engelli üniversite öğrencilerinin, özel de ise eğitimlerini sürdüren veya sürdürecek olan görme engelli öğrencilerin karşılaştıkları sorunları ve karşılaşacakları sorunları gözler önüne sermek ve çözüm önerilerini sunmaktır.

KAYNAKÇA

Yrd.Doç.Dr. ERSOY Ö, Dr. AVCI N. ‘ Özel Gereksinimi Olan Çocuklar ve E?itimleri’, Gazi Üniversitesi Mesleki E?itim Fakültesi Çocuk Gelişimi ve Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı, Ankara / 2000, Yapa yayınevi, syf: 33-55.

ÖZSOY Y, ÖZYÜREK M, ERIPEK S, ‘ Özel E?itime Muhtaç Çocuklar’, Karatepe Yayınları, Ankara / 1992, syf: 21-42.

Çeviri: KARATEPE  H, ‘ Özürlü Çocuklar ( eğitimleri, sakatlı?ın önlenmesi ve rehabilitasyon ) ‘, Karatepe Yayınları, Ankara / 1998, syf: 86-88.

www.sporum.gov.tr ( Görme Özürlüler Federasyonu ).

ÖZER D. ‘ Engelliler İçin Beden Eğitimi ve Spor ‘, Nobel Genel Daşıtım, Molla Feneri Sok. No: 38, Ca?aloğlu / ?STANBUL

Yazar Hakkında

Hakkında: sonsuzluğun huzurunda bir an
Kimlik kartı

Bir Cevap Yaz

kendi isteğimle kurallara uygun yazıyorum. (Lütfen yandaki kutuyu işaretleyin.)

Otomatik robotlara karşı soru.