üye ol Üye Girişi Söyle Sözünü Anasayfa Yukari Çik
Bilgi Paylaştıkça Büyür

KAMU TERCİHİ TEORİSİ VE ANAYASAL İKTİSAT

Kamu Tercihi (Public Choice), kısaca “Politika Biliminin Ekonomik Analizi” olarak tanımlanabilir. Kamu tercihi, politik süreçte alınan karar ve uygulamaları iktisat biliminin kullandığı araç, metot ve varsayımlara dayalı olarak açıklayan bir disiplindir. Bir başka ifadeyle; Kamu Tercihi, siyaset biliminin temel konularını iktisat biliminin araçları ve teknikleri yardımıyla analiz etmektedir. Kamu tercihi teorisi; Politikanın Ekonomi Teorisi, Yeni Politik İktisat, Kollektif Karar Alma Teorisi gibi adlar ile de anılmaktadır. Bu teorinin gelişiminde önemli rol oynayan ve bu alandaki çalışmalarından dolayı 1986 Nobel İktisat Ödülü’nü alan James M. Buchanan söz konusu teoriyi şöyle tanımlamaktadır:

“Kamu tercihi teorisi, esas olarak ekonomi teorisinde oldukça ayrıntılı analizler için geliştirilmiş araç ve metotları almakta ve bunları politik sürece ve kamu sektörüne uygulamaktadır. Kamu tercihi, siyasal karar alma sürecinde rol alan kimselerin; örneğin, seçmenlerin, politikacıların ve bürokratların davranışlarını gözlemlediğimiz veya gözlemleyeceğimiz sonuçların bileşimi ile ilişkilendirmeye çalışmaktadır.” (Aktan, 1990: 38).

Teorik temelleri 18. yüzyılın başlarına kadar uzanmakla birlikte Kamu Tercihi Teorisi aslında gelişimi itibariyle yeni bir disiplindir. 18. ve 19. yüzyıllarda bazı matematikçiler (Condorcet, Borda, Laplace ve Lewis Caroll) siyasal karar alma sürecinde oylama mekanizmasının matematiksel analizi ile ilgilendiler. Bu matematikçilerin çalışmaları 1950′li yılların başlarında Arrow ve Black’ın iki önemli çalışması ile tekrar gün ışığına çıkarılmıştır.

Kenneth Arrow’un Sosyal Seçim ve Bireysel Değerler (Social Choice and Individual Values, 1951) ve Duncan Black’ın Komiteler ve Seçimler Teorisi (The Theory of Committees and Elections, 1958) adlı eserleri modern kamu tercihi teorisinin gelişiminde yeni ufuklar açabilecek çalışmaların esaslarını teşkil etmiştir. Daha sonra, Anthony Downs, 1957′de Demokrasinin Ekonomi Teorisi (An Economic Theory of Democracy) ve Mancur Olson 1965′de Kollektif Faaliyetin Mantığı (Ther Logic of Collective Action) adlı önemli eserlerini yayımlamışlardır.

Anthony Downs

Bunların dışında kamu tercihi alanında en önemli eser 1962 yılında James M. Buchanan ve Gordon Tullock tarafından yazılan ve Oybirliğinin Hesabı (The Calculus of Consent) başlığını taşıyan eser olmuştur. Fakat diğer bilim adamlarından farklı olarak James M. Buchanan ve Gordon Tullock meslek yaşamları boyunca sürekli olarak kamu tercihi teorisi üzerinde çalışmışlardır. Özellikle Buchanan bu alanda liderlik görevini üstlenmiştir.

Buchanan ve Tullock

Amerikalı iktisatçı J. M. Buchanan ilk olarak 1957 yılı başlarında G. Warren Nutter ile birlikte Virginia Üniversitesi’nde Thomas Jefferson Politik İktisat Araştırma Merkezi’ni (Thomas Jefferson Center for Studies in Political Economy) oluşturmuştur. Bu merkez, kamu tercihi teorisinin temellerinin oluşmasında ve yeşermesinde önemli rol oynamıştır. Daha sonra, Buchanan, Gordon Tullock ve Charles Goetz ile birlikte 1963 yılında Virginia Politeknik Enstitüsü ve Devlet Üniversitesi adını taşıyan Üniversiteye bağlı bir birim olarak Kamu Tercihi Araştırma Merkezi (Center for Study of Public Choice)’ ni kurmuştur. Buchanan ve diğer kamu tercihi iktisatçıları (Gordon Tullock, Geoffrey Brennan, Robert D. Tollison ve diğerleri) uzun yıllar Virginia Eyaleti’nin Blacksburg kasabasındaki bu araştırma merkezinde çalışmalarını sürdürmüşlerdir. 1982 yılında ise Merkez, çalışanları ile birlikte Virginia Eyaleti’ndeki bir başka üniversiteye (George Mason Üniversitesi) taşınmıştır. Virginia Politik İktisat Okulu olarak anılan bu Merkez, günümüzde dünyadaki en önemli ekonomi araştırma merkezlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Her yıl dünyanın çeşitli ülkelerinden bilim adamları, araştırmacılar ve lisans üstü eğitim yapan öğrenciler merkezi ziyaret etmektedir (Bkz: Buchanan, 1986, Mueller, 1985, Breit, 1985).

Virginia Politik İktisat Okulu akademik düzeyde çalışmalarını önce 1966 yılında editörlüğünü Gordon Tullock’ un yaptığı Piyasa – Dışı Karar Alma Üzerine Çalışmalar (Papers in Non Market Decision Making) başlığını taşıyan dergi kanalıyla sürdürdü. Daha sonra dergi 1968 yılında isim değiştirmiş ve Kamu Tercihi (Public Choice) adıyla yayımlanmaya devam etmiştir. Bu dergi halen aylık olarak yayımlanmaya devam etmektedir. Kamu Tercihi Araştırma Merkezi 1990 yılından bu yana ayrıca Anayasal Politik İktisat (Constitutional Politic Economy) adını taşıyan bir başka dergi de yayınlamaktadır. Günümüzde Kamu Tercihi anavatanı Amerika’nın sınırlarını aşmış, Asya ve Avrupa’da saygın bir iktisadi düşünce olarak varlığını sürdürmektedir. Kamu tercihi teorisinin gelişimi ile birlikte 1980′li yılların başlarında adına “anayasal iktisat” ya da “anayasal politik iktisat” denilen yeni bir disiplin daha doğmuştur.

Aralarında Geoffrey Brennan, Richard Wagner, Robert D. Tollison, Viktor J. Vanberg, Charles Rowley, Roger Congleton gibi isimlerin yeraldığı bir çok bilim adamı kamu tercihi ve anayasal politik iktisadın gelişimine önemli katkılarda bulunmuşlardır ve bu katkılarını hala sürdürmektedirler.

Tollison, Rowley ve Vanberg

Temel İlkeleri

Kamu Tercihi Teorisi, kamu ekonomisinde karar alma mekanizmasının analizini yaparken başlıca şu ilke ve/veya varsayımlardan yola çıkmaktadır.

Metodolojik Bireyselcilik (Metodological Individualism): Toplumda bütün ekonomik ve sosyal kararlar birey tercihlerine göre belirlenir. Kamu kurumları, kamu teşebbüsleri, kısaca devleti oluşturan organların kararları temelde birey tercihlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Kamu tercihi teorisi, politikanın ekonomik analizini yaparken bu ilkeden hareketle kamu ekonomisinde alınan kararların özel ekonomide olduğu gibi tamamen birey tercihlerine dayalı olarak gerçekleştiğini varsayar. J. M. Buchanan bu varsayımı şu şekilde açıklamaktadır:

“Kamu tercihi teorisi, ekonomi teorisi gibi metodolojik olarak bireycidir. Temel birimler; partiler, devletler veya uluslar gibi organik birimler değil; seçimde bulunan, çeşitli eylem ve davranış motiflerine sahip olan kişilerdir. Bu açıklama çerçevesinde kamu tercihi esasen “Politikanın Bir Bireyci Teorisi” adını almaktadır.” (Aktan, 1990, 39).

Rasyonalite ve “Maximand” İlkesi: Kamu tercihi teorisine göre; bireyler, rasyonel ve tutarlı tercihlere sahiptirler. Birey, kamu ekonomisinde karar alma sürecinde, özel ekonomideki (piyasa ekonomisindeki) davranış motivasyonunun bir benzerini rasyonel seçimler yaparak gösterir. Bireyler, rasyonel olmaları sonucu faydalarını maksimize edecek tercihlerde bulunurlar. Kısaca, özel ekonomide olduğu gibi kamu ekonomisinde de “Homo Economicus” yani “özel çıkar maksimizasyonu” ilkesi geçerlidir. Bu açıdan, kamu tercihi teorisi, kamu ekonomisinde temel amacın “kamu çıkarı” veya “toplumsal çıkarı” maksimize etmek olduğu düşüncesini reddeder.

Özel ekonomide tüketici “fayda maksimizasyonu”, üretici de “kar maksimizasyonu” peşinde koşar. Kamu ekonomisinde karar alma sürecinde seçmenler kendilerine en fazla ekonomik hizmeti sunacak olan siyasal parti için oylamada bulunurken, siyasal partiler de kendilerine en çok oyu kazandıracak ve böylece yeniden seçilmeyi garanti edecek ekonomik programı sunmaya özen gösterirler. Yani, politik karar alma sürecinde, seçmenler kamusal mallardan sağlanacak “fayda” yı, politikacılar da “politik karları” nı maksimum düzeye çıkarmaya gayret ederler. Politik sahnede rol alan “bürokratlar” ise “bütçe maksimizasyonu” nu sağlayarak, büronun hacmini genişletmek ve bu suretle maaş ve diğer yan gelirlerini, prestijlerini ve siyasal iktidara bilgi sunmadaki tekelci konumlarını sürdürmeye çalışırlar.Baskı ve çıkar grupları da karar almada lobicilik yaparak kararların kendi lehlerine olacak şekilde çıkması için çaba gösterirler. Bir diğer deyişle; baskı grupları, siyasal iktidarı ve bürokrasiyi çeşitli yollardan etkileyerek çıkar sağlamaya ya da kamu tercihi literatüründe yer alan terminoloji ile ifade edecek olursak, “rant kollama” (rent seeking) ya çaba gösterirler.

Kısacası, özel tercihlerde olduğu gibi, toplumsal tercihlerde de “özel çıkar” aksiyomu geçerlidir. Kamu tercihi literatüründe bu “homo economicus” motifiyle siyasal karar alma sürecinde rol alan aktörlerin “çıkarlarını” maksimize etmeye çalışmaları; yani

- seçmenlerin “fayda maksimizasyonu”,

- siyasal partilerin “oy maksimizasyonu”,

- bürokrasinin “bütçe maksimizasyonu”,

- çıkar ve baskı gruplarının “rant maksimizasyonu”,

peşinde koşmaları “Maximand” ilkesi olarak adlandırılmaktadır.

Politik Mübadele (Catallaxy) İlkesi: Kamu tercihi teorisinde, siyasal karar alma mekanizmasının esasen politik süreçte rol alan kimseler arasındaki bir “politik mübadele” olduğu görüşü hakimdir. Piyasa ekonomisinde karar alma sürecinde alıcılar ve satıcılar arasındaki “piyasa mübadelesi” ne benzer bir şekilde kamu ekonomisinde toplumsal istek oluşumunda bir “politik mübadele” söz konusudur. J.M. Buchanan politikanın da esasen bir mübadele olduğu görüşünü şu şekilde açıklamaktadır:

“Gerek piyasalarda ve gerekse politikada bireylerin ekonomik çıkarlarını pozitif değerdeki “malların” seçimi oluşturur. Fakat, piyasalar esasen “mübadele” kurumlarıdır; bireyler, piyasaya bir malı diğer bir mal ile mübadele etmek amacıyla girerler. Politika da, bireyler arasındaki karmaşık bir mübadele yapısıdır ve bu yapı içerisinde etkin bir şekilde sağlayamadıkları bazı özel amaçlarını kollektif olarak sağlamaya çalışırlar. Bireysel çıkarların mevcut olmaması halinde, başkaca bir çıkar da söz konusu değildir. Piyasada bireyler elmalarla portakalları mübadele ederler; politikada ise bireyler tüm kollektif ihtiyaçlarını tatmine yarayacak mal ve hizmetler – mahalli yangın koruma hizmetinden yargı hizmetine kadar – ile bunların maliyetlerine yapacakları katkı payları arasında bir mübadelede bulunurlar.” (Buchanan, 1987; 307-308).

Buchanan’ın “bireysel çıkarın mevcut olmaması halinde başkaca bir çıkar da söz konusu değildir” düşüncesi, politik mübadelenin “homo economicus” varsayımı ile birlikte işlediği varsayımını vurgulamaktadır. Kamu tercihi literatüründe politikanın da bir “mübadele” olduğu görüşü “Catallaxy” (1) olarak adlandırılmaktadır.

İnceleme Alanları: Pozitif ve Normatif Kamu Tercihi Teorileri

Kamu tercihi, literatürde Pozitif Kamu Tercihi ve Normatif Kamu Tercihi olarak ikili bir sınıflama dahilinde incelenmektedir.

Pozitif Kamu Tercihi Teorisi, gerçek yaşamdaki politik kuralların yapısını ve politik karar almada rol alan kimselerin (seçmen, politikacı, bürokrat ve özel çıkar grupları) davranış motivasyonlarının ekonomik analizini yapmaktadır. Bu çerçevede oylama kuralları ve mekanizması (basit çoğunluk, oy birliği, nokta oylaması, logrolling vb.), bürokrasinin yapısı ve işleyişi, çıkar grupları vb. konular pozitif kamu tercihi teorisinin kapsamı dahilindedir.

Normatif Kamu Tercihi Teorisi ise, pozitif kamu tercihi teorisine temel teşkil edecek “olması gereken” hususları incelemektedir. Örneğin, normatif kamu tercihi teorisi, gerçek yaşamda uygulanandan farklı olarak toplum tercihlerini en iyi yansıtacak oylama kurallarını araştırır.

Kamu tercihi teorisinin iktisat bilimine en önemli katkılarından birisi “Piyasa Ekonomisinin Başarısızlığı Teorisi” (The Theory of Market Failure) ne karşılık olmak üzere “Kamu Ekonomisinin Başarısızlığı Teorisi” (The Theory of Government Failure) ni geliştirmiş olmasıdır.

Yazar Hakkında

Hakkında: editor
Kimlik kartı

Bir Cevap Yaz

kendi isteğimle kurallara uygun yazıyorum. (Lütfen yandaki kutuyu işaretleyin.)

Otomatik robotlara karşı soru.