üye ol Üye Girişi Söyle Sözünü Anasayfa Yukari Çik
Bilgi Paylaştıkça Büyür

konuşma engelliler – ödev

A-TANIM VE SINIFLANDIRMA

I- TANIMLAMADA DURUM

1983 yılında yürürlü?e giren 2916 Sayılı Özel E?itim Bakanlı?ına Ba?lı Özel E?itim Okulları Yönetmenlişinde “Konuşma özürlüler” , konuşmanın akIşında , ritminde, titizlişinde, vurgularında, ses birimlerinin çıkışlarında, artikülasyonunda  bozukluk bulunanlar olarak tanımlanmaktadır.

İlk bakışta oldukça kapsamlı ve yeterli gibi görünen bu tanım , biraz yakından irdelendişinde , uygulamada ortaya çıkacak bir dizi sorunu da beraberlişinde getirmektedir.

Fakat bu tanım bu biçimiyle sözel dilin gelişimine ve düzenlenişine ilişkin soruların kapsamın dı?ına bırakmıştır. Bu kümenin içerisinde yine yasal düzenlemelerde yer aldığı biçimiyle tanılanan ” gecikmiş konuşma ” , söz yitimi  ( afazi )  vb. sorunları olan yer alması gerektişi düşünüldüşünde bu tanımın çok yetersiz kaldığı açıktır.

Tanımlamaya ve sınıflamaya ilişkin temel sorulardan birisi kullanılan  terimlerden kaynaklanmaktadır. Yukarıda  tanımda yer alan terimler ve betimlenen durumlar sadece 6 tip konuşma sorunu olduğu izlenimini vermektedir. Oysa tanımda kullanılan bu terimlerin kimileri eğ anlamlıdır. Aynı sorunu betimlemektedir. Örneğin ; Konuşmanın ritminde bozukluk ifadeleri kekemelişi betimler. Tanımda yer alan ” vurgularda bozukluk ” ifadeside konuşmanın ritmi ile yakından ilgilidir.  Hele konuşma sırasında vurgulama  yanlışlıkları yapan bir kişinin ” konuşma özürlü “   olarak adlandırılması doğru olmaz.  Yine ses birimlerinin çıkarılı?ındaki bozukluk , artikülasyon bozukluŞu ile eğ anlamlıdır.

Tanımda yer alan ve özel eğitim alanında çalışan kişilerin sıkça kullandıkları bir terimde ” konuşma özrü ” dür. Özür terimi , organ düzeyinde var olan yada ortaya çıkan aksaklıkları ifade eder. Bu durumda , yapısal bir durumu ifade eden özür teriminin bir eylemi ifade eden konuşma terimi ile birlikte kullanılması yerinde değildir.

Tanımda ortaya çıkan bir durumda tanımın getirdişi sınırlılıktır. Bu haliyle tanım sadece bireyler arası iletiğimde kullanılan sözel dilin sese dönüştürülmüş biçimi olan konuşmaya ilişkin sorunlarla sınırlıdır. Oysa konuşma, yukarıda belirtildişi gibi ifade edici dilin sadece bir boyutudur ve sözel iletiğimin son aŞamalarından birisini oluşturur. ?fade edici dilin gözlene bilen biçimi olduğu için genel ancak yanlış olan kanı dil ile konuşmanın bir birine eğit olduğudur. Ne var ki, konuşmada ortaya çıkan sorunların önemli bir bölümü dil boyutu ile başımlıdır. Daha açık bir değişle, dile ilişkin sorunlar ile konuşmaya ilişkin sorunlar eğ kaynaklı olarak düşünülmemelidir. Bu nedenle iletiğim sorunu dil boyutunda mI, konuşma boyutunda mI olduğunun ayırt edilebilmesi, bir birleri ile olan ilişkinin ve etkileşimin ortaya çıkararak sorunun ele alınması gerekir. Kısacası, bireyler arası iletiğimde ortaya çıkan sorunların sadece konuşma ile sınırlandırılması yeinde bir yaklaşım değildir.

II – ÖNERİLER:

1.      Komisyonumuz, yukarıda özetlenen nedenlerden ötürü, tanımın sadece bireyler arası iletiğimde kullanılan sözel dilin sese dönüştürülmüş biçimi olan konuşma eylemiyle sınırlı kalması uygun olanağına, dil boyutunun da kapsam içerisine alınmasının gerektişine karar vermiştir. ” Konuşma özrü ” teriminin   de yukarıdaki gerekçeler ile daha genel bir ifadeyi yans?tması bakımından, ” dil ve konuşma sorunu ” olarak değerlendirilmesinin uygun olacaşı görüşü benimsenmiştir.

2.      Sın?rlılıkların ve sınıflandırılmanın ayrıntı olarak tanımında yer alması yeri ne daha genel bir tanımın yapılması görüşü doğrultusunda Şu tanım üzerine karar k?lınmıştır.

” Dil ve konuşma sorunları, bireyler arası sözel iletiğimde her hangi bir nedenle ve her hangi bir boyutta ortaya çıkan aksaklıklar ve düzensizliklerdir. ”

III – SINIFLANDIRMADA DURUM :

Konuşma engellilerin sınıflandırılması değişik biçimlerde yapılmaktadır. Ülkemizde yaygın olarak sese bağlı , görüntüye bağlı diye adlandırılan ikili bir sınıflama kullanılmaktadır.

Görüntüye Ba?lı Konuşma Engelleri : Bu kümede konuşmanın yarattığı ???k dalgalarına yada  verdişi görüntüye bağlı sorunlar yer almaktadır. Bu sorunlar genellikle duru?, jest ve mimik sorunları diye üç kısımda toplanmaktadır.

IV – SESE BA?LI ONU?MA SORUNLARI :

Bu kümede konuşmanın geleneksel sesli sembolleri yada ses dalgalarını kapsayan sorunlar bulunmaktadır. Bunlar kendi içinde, gecikmiş konuşma , ses bozuklukları,  işitme sorununa bağlı konuşma bozuklukları, yabancı dil ve bölgesel konuşma ayrılı?ına bağlı konuşma bozuklukları, yabancı dil ve bölgesel konuşma

1.      Gecikmiş Konuşma : Çocuşun konuşmayı yağına uygun bir düzeyde kazanamayığı ve kullanamayığıdır. Çocuşun konuşması akranlarına göre belirli biçimlerde geri kalmıştır. Bu çocuklarda sözcük yetersizliği , uygun cümle kurma ve fikirleri düzenleme yetersizliği görülür.

2.      Ses Bozuklukları : Konuşmanın perdesine , şiddetine, tonuna ve esneklişine ilişkin konuşma bozuklukları bu tür konuşma sorularının  oluşturur. Sesin şiddetinin çok zayıf yada çok başırtılı olması, konuşma sesinin fazla ince yada kalın olması,  yine  konuşma sesinin monoton oluŞu genzellik , h?mh?mlık, garıkses gibi gibi durumlar ses bozukluklarının kapsamına girer .

3.      Eklemleme bozukluŞu:çocuğun ana dilindeki başımsız yada bileğik seslerin doğru ve anlaşılır bir biçimde çıkarmayığı,çıkardığı seslerin  yağından beklenenden çok farklı oluŞu eklemleme bozukluŞu olarak adlandırılır.Konuşma engelliler içinde  en kalabalık kümeyi bunlar oluşturur.Konuşma engellilerin %75ini eklemleme sorunlarının oluşturduşunu gösteren araştırmalar vardır.Eklemleme bozukluŞu  sesin  düşürülmesi,sesin bozulması olarak 2ye ayrı biçimde görülür.

4.      Ritim bozuklukları:Bazı çocuklar konuşmayı alığıla gelmiş ritim ve akıcılıkta sürdüremezler. KonuŞurken irkilir,duraklar,bazı sesleri gereksiz yere tekrarlar,bazı sesleri patlatırlar. Bu tür bozuklukların en yaygın olarak bilineni kekemeliktir. Kekemelik konuşmanın tümünü etkileyen bir bozukluktur ve dinleyeni görme ve işitme  yoluyla etkiler.

5.      İşitme engeline bağlı sorunlar:Bazı konuşma yetersizlikleri,çocuğun işitmesindeki yetersizlişe bağlıdır. İşitme engellilerin belirtilerini taşıdığı gibi konuşmayı hiç kullanamama düzeyinde de görülebilir. İşitme engelli birey başkalarının konuşmalarını duyamayacaşı için olaşan konuşmayı  kazanmada önemli olan  ayrıntıları ayırt etmekten yoksun kalır. Böylece belli bazı seslerin eklemlemesi bu çocuklarda tam gelişemez.

6.      ?ive sorunları:Bölge aksanıyla konuşanlarda ses değiştirme, bozma gibi eklemleme bozukluŞu yanında alığılagelmişin dışında ses değişim ve dalgalanmaları da görülür.

7.      Yarık damak,tav?an dudak:Bazı çocukların damak ve dudakları Doğu?tan yarık olur. Herhangi bir nedenle  sağ ve sol iki yanının aşız içi çevresindeki birleğimi tamamlanamaz. Bu gibi çocukların konuşmaları  ses ve ekleme bozukluŞu biçiminde görülebilir.

V_GÖRÜNTÜYE  BA?LI KONU?MA SORUNLARI:

Görüntüye bağlı konuşma engelleri: Bu kümede konuşmanın yarattığı ???k dalgalarına  ya da verdişi görüntüye  bağlı sorunlar  yer almaktadır. Bu sorunlar genellikle  duru?, jest, ve mimik sorunları diye üç kısımda toplanmaktadır.

1.Duruş sorunu: Vücudun konuşmanın gerektirdişi ya da gerektireceği devinimleri yapabilecek biçimde bulunmayIşına ilişkin sorunlardır.

2.Jest sorunu: Vücudun el,kol,bağ,gövde gibi bazı kısımlarının konuşmanın gereğine göre devinmeyişi jest sorunu olarak adlandırılır.

3.Mimik sorunu: Konuşmada geçecek duyguları belirtecek yolda yüzde beliren gülümseme,surat asma ,kağ kaldırma,kağ çatma,göz döndürme,göz yumma ve aşız hareketleri gibi k?mıldanışların olumsuz yönde etkileyen biçimde görüntü vermesi hali mimik sorunları olarak adlandırılır.

Yukarıdaki özetlenen türden bir sınıflandırmada tekrar ele alınması gereken hususlar bulunmaktadır. Her şeyden önce dil ve konuşma sorunlarını sese bağlı ve görüntüye bağlı olarak sınıflandırmanın çeşitli sakıncaları bulunmaktadır. Bunun  yanı sıra, yukarıdaki sınıflamada kimi dil ve konuşma sorunları kapsam dışında bırakılmıştır.

Sın?flandırmada  göz önüne alınması gereken çeşitli etmenler bulunmaktadır. Bu etmenler amaca göre farklılıklar gösterebilmekte ve bunun sonucunda  da değişik sınıflandırmalardan söz edilebilmektedir. Eğer klinik teğhis amacıyla bir sınıflandırma yapılması gerekiyorsa, bu kez yukarıdakinden daha farklı olmak durumundadır. Bu türden bir sınıflandırmaya örnekte aşağıda verilmiştir.

1. Salt konuşma bozuklukları:

a: Sesleme ( ötümleme ) bozuklukları

b: solunum eğgüdümü bozuklukları

c: Konuşma seslerinin üretimindeki bozukluklar

2.İşitme engeline bağlı dil ve konuşma engeli

3.Genel zihin engeline bağlı ve beyin zedelenmesi işlev bozukluşunun ikincil derecede etkili olduğu dil bozukluŞu

4.Dil gelişiminden  sonra beyin zedelenmesine  bağlı gelişimsel gerçek söz yitimi

5.Davranı? sorunlarına ve psikiyatrik nedenlere bağlı dil engeli

6.Çevresel yoksunluk ya da olumsuz çevresel etmenlere bağlı dil engeli.

7.Yukarıdaki maddelerin  hiçbirisine  bağlı olmayan gelişimsel gerçek söz yitimi  ya da ‘’özel”gelişimsel dil sorunları.

Görüldüşü gibi,yukarıdaki sınıflandırma bir öncekine göre daha farklı bir yaklaşımla konuyu ele almaktadır. Dünya Sa?lık Örgütü’ nün  sınıflandırması ise daha farklıdır. Bu sınıflandırmada özür,yetersizlik ve engel ayrımı yapılmakta,dil  ve konuşma sorunları engel alt bağlı?ında ayrıntılı olarak  kümelere ayrılmaktadır. Daha çok olaya sağlık kurumlarının işleyişi açısından bakılmakta ve ölçütler bu yönde bir tanılamayı gerektirmektedir.

Yukarıda özetlenen tartışmalardan  da açıkça görülebileceği gibi, sınıflandırmada  ve  sınıflandırmaya temel oluşturacak olan sınıflandırmada çeşitli görüİler vardır ve ülkemizde ki uygulamada bu konuda ciddi yetersizlikler ve sorunlar bulunmaktadır.

VI-ÖNERİLER:

1.Sözel iletiğim, mesajın kaynak birey tarafından tasarlanması, düzenlenmesi, üretilmesi, hedef  bireye çeşitli yollardan aktarılması ve hedef birey tarafından çözümlenmesi, alg?lanması gibi birbiriyle etkileşim içerisinde bulunan süreçlerin yer aldığı karmaşık bir olaydır. Bu nedenle, gerek sınırlandırmanın gerekse sınıflandırmanın buna göre yapılması gerekir.

2.Tanımlama ve sınıflandırma, ayırıc? tanı koymada ve bu bireylere yönelik eğitsel düzenlemelere yol göstermede önemli bir yer tutar. Yayınlardan  ve uygulamadan elde edilen izlenime göre, ülkemizde henüz bu konuda  bir birlik oluşmuş değildir. İletiğim engeli özel eğitimin dişer  alt alanları gibi, bir ekip tarafından ele alınması gereken bir konudur. Bu nedenle  de tanım sınıflandırmada  ülke çapında birlişi sağlamak üzere bir çalışmaya girilmeli ve bu değişiklikler yasal düzenlemelere  de yans?malıdır.

3.Sın?rlandırmada  ?ive  farklılıkları kapsam dışında tutulmalıdır.

4.Dil ve konuşma sorunları ele alınIrken ‘’güzel söz söyleme ‘’ sanatı kapsamına giren konular göz önüne alınmalıdır.

5.Yukarıdaki sınıflamada yer alan görüntüye bağlı iletiğim davranışları ( duru?, jest, mimik ) dil ve konuşma sorunları arasında yer almamalıdır.

B-TE?H?S ETME (TANILAMA)

Gerek organik kökenli ( dudak-damak yarıklığı vb. ) gerekse dişer dil ve konuşma sorunlarında erken teğhis önemlidir. Örneğin 2yağına kadar tıbbi müdahale gören dudak-damak yarıklığı olan çocuklarda genellikle konuşma sorunu ortadan kaldırılabilirken daha ileri yağlarda tedavi olanlar bu şans? yakalayamamaktadır. Yine  fizyolojik kökenli geçici kekemelikte ise, aile eğitimi ve ailenin nevrotik yapısı düzelmedişi zaman kekemelik yerleğmekte, düzelme şansın? yitirebilmektedir. Gecikmiş konuşmalarda ise, okul çağına kadar ki  yılları boşuna harcanmış olmakta, konuşma gelişiminde önemli kayıplara, gerililiklere neden olmaktadır. Bu nedenle teğhiste  ve eğitimde ERKENL?K esastır.

I-TE?H?S ETMEDEK? DURUM:

Teğhis etme (tanılama) aŞamasında ülkemizde konuşma problemi olan çocuklar için örgün eğitim çalışmalarında genellikle 2ayrı yol tutulmaktadır.

1.Klinik düzeyde yürütülen çalışmalar, ülkemizde genellikle rehberlik  ve araştırma merkezleri ile dispanserler, hastaneler ve üniversite kliniklerinde  yapılmaktadır.

2.Konuşma problemi olan vakaların belli bir yöntemle bulunması ve imkanların elverdişi oranda durumlarına uygun düzeltici önlemlerin bireyin bulunduğu yerde alınması gerekir. Bu çalışmalar üç boyutta yürütülmektedir.1.aŞama tarama 2. aŞama teğhis ,3. aŞama  ise sağlatımdır. Dikkatten uzak tutulmaması gereken bir başka nokta da ailenin kendisinin, çocuğundaki sorunu fark ederek çözüm yolları  aramasıdır.

Okula başlamış çocukların fark edilmesinde  de öğretmenlerinin önemli hizmetleri vardır.

Kitle iletiğim araçlarının bu konudaki yayınları yetersiz olmakla birlikte bilinçlendirmeye hizmet etmekte ve erken teğhis (tanıya)yardımc? olmaktadır.

II-KONU?MA SORUNLU ÇOCUKLARIN TE?H?S?NE ?L??K?N SORUNLAR

Ülkemizde bu engel kümesi için geliştirilmiş bulunan teğhis (tanı) aracı yok denecek azdır. En yaygın olarak kullanılan yöntem kimi zeka testlerinin dil becerisine yönelik bölümlerinin uygulanması ya da teğhis koymakla görevlendirilenlerin çoğu kez bu engel kümesinin özelliklerini bilmeden (hatta bireyler arası iletiğimin ne olduğu hakkında ayrıntılı bilgiye sahip olmadıklarından bu konuyu kişisel gözlemlerde bulunmakta, yarg?lar ileriye sürmektedir.

Bu kuşkusuz onlardan kaynaklanan bir soru değildir. İlerde de sözünü edeceğimiz bir sorundan , alana  özgü elemanın olmayIşından kaynaklanmaktadır.

Özetlemek gerekirse  ayırıc? teğhise (tanıya) taban oluşturacak sınıflandırmaların yeteriz olması , ayrıca teğhise

( tanıya ) yönelik teğhis  (tanı) araçlarının Türkçe için henüz tam anlamıyla geliştirilmemiş olması , iletiğim engellerine yönelik hizmetlerde ciddi yetersizliklere yol açmaktadır.

II- KONU?MA SORUNLU ÇOCUKLARIN TE?H?S ED?LMES?NE

(TANILANMASINA) ?L??K?N ÖNERİLER

1.      Dil ve konuşma sorunları olan bireylere uygun ve etkin bir eğitsel düzenlemenin yapılabilmesi, iyi bir ayırıc? teğhisin (tanının)  gerçekleştirebilmesiyle mümkündür. ?yi bir  ayırıc? teğhis (tanı) için de teğhis etmeye (tanılanmaya)yardımc? araçlara ihtiyaç vardır.

2.      Bireyler arası iletiğimin en yaygın biçiminin sözel dil türünde olduğu belirtilmiştir. İşte bu aŞamada Türkçe üzerinde çalışmakta olan dilbilimcilere büyük iş düşmektedir. Türk dil bilimcilerin kurumsal çalışmalarının yanı sıra uygulamaya dönük çalışmalar yapmalarında büyük yara vardır. Bireyler arasında iletiğimin bütün inceliklerini bilen bu kişilerin iletiğim engellerine ayırıc? teğhis (tanı) koyma amacıyla geliştirilecek araçların üretilmesinde büyük katkı olacaktır.

3.      Ayırıc? teğhis (tanı) koyacak ve yönlendirecek elemanların , nitelik ve niceliklerinin artırılması gerekir.  Bunun için üniversitelere iş birlişi sağlanıp bu konuyla ilgili  bölümlerin açıklanması sağlanabilir. Ayrıca var olan elemanların , hizmetçi kurslarla niteliklerinin artması geçici fakat önemli bir katkı olur.

4.       Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde yapılmakta olan taramaların düzenli aratıklarla tekrarlanması , dil ve konuşma taramalarına aşırlık verilmesi gerekir. Ayrıca kitle – iletiğim araçlarını kullanarak , kamunun bu konuda bilinçlendirilmesi , özrün ortaya çıkmadan önlenmesi- erken teğhis (tanı) ve önleme- ba?vuracak kaynakları arayıp bulma açısından yaralı olacaktır.

C- YERLE?T?RME

1-DURUM

Bu konuda  söylenecek çok fazla şey bulunmamaktadır. Yapılan araştırmalar konuşma özürlülere yönelik çalışmaların ve eğitsel düzenlemelerin yetersiz değil hiç olmadığı gibi bir izlenim verilmektedir. (Ozsoy , 1988) Ancak Şuanda sayıları 75 ‘i bulan Rehberlik ve araştırma merkezleri ile kimi  özel kuruluşlarda bu konuda bölük pörçük çalışmaların yapıldığını ve bunların çoşunlukla el yordamıyla yapıldığını söylemek mümkündür. Bu arada ele alinan olguların çoğu kekemelişin, gecikmiş konuşmasının ve artikülasyon bozukluşunun oluşturulduğu gerçeşi, konunun ne denli yetersiz olarak ele alındığını göstermektir.

Örgün eğim yapısı içerisinde , bu konuda hiçbir girişim bulunmamaktadır. Bazı Rehber ve Araştırma Merkezleri bu konuda çeşitli taramalar yapmakta ancak , bu çalışmaları ayırıc? bir teğhis ( tanı )  aracı olmaksızın yapılmakta kaba gözlemlere dayanılmaktadır. Bu taramalar genelde ayırıc? olmamak kaydıyla, teğhis (tanı) düzeyinde kalmakta , sağaltıma ilişkin fazla bir şey yapılmamaktadır. Yetersiz olmakla birlikte kimi kurumlarda öğretmenlere , merkezlere ba?vuran ana- babalara ???k  tutacak bazı eğitimsel bro?ürler verilmektedir. Özetlemek gerekirse iletiğim engeli olan çocuklar hiçbir özel eğitim   önlemi alınmadan, normal sınıflara  devam etmektedir.

II- SORUN :

Konuşma özürlülere yönelik çalışmaların ve eğitimsel düzenlemelerin yerleğtirme basama?ında hiç olmayığı ciddi yetersizliklere yol açmaktadır. Bu çocuklar eğitim- ÖĞretim hizmetlerinden gereği gibi yararlanamamaktadır. Özel eğitim önlemleri alınmadan normal sınıflarına devam etmektedirler. Normal çocuklara göre hazırlanmış  eğitim programlarından geçmektedirler. Bu yüzden bu alan bağlı bağına sorun teğkil etmektedir.

III- ÖNERİLER :

1. İletiğim engelli olan çocuklar için özel eğitim okullarına gerek yoktur. Amaç, normal çocuklarla birlikte (özel eğitim önlemleri  alınarak) kaynaştırarak , aynı eğitim-öğretim yapısından yararlandırılmaları için gerekli çalışmaların yapılması, imkanların sağlanması olmalıdır.

2.Eğer dil ve konuşma sorunu olan çocuklar, normal çocukların eğitim-öğretiminden yararlanamayacak durumda iseler, bu çocukları rehberlik ve araştırma merkezlerinde gözlemek, onlara uygun terapi çalışmalarını sağlamak ve biran önce normal sınıf eğitim- öğretiminden yararlanacak hale getirmek ve normal sınıf eğitiminde  de özel eğitim önlemleri ile desteklemek gerekmektedir.

3.Dil ve konuşma sorunlarının çözümlenebilmesi için rehberlik ve araştırma merkezlerinde ki eğitim ortamları yeniden düzenlenmelidir. Bunun için merkezlerimizde, öncelikle bu çocukların ayırıc? teğhislerinin yapılması gerekir. Ayırıc? teğhis  yapabilecek araç-gereçlere ve yöntemlere ihtiyaç vardır. Aynı zamanda bu işleri yapabilecek elemanların merkezlerimizde (nitelik ve nicelik yönünden ) artırılması sağlanmalıdır. Merkezlerimiz, yapılacak etkinlikler için araç-gereç açısından zenginleğtirilmelidir. Merkezlere  video, video kamera, televizyon , kaliteli ses kayıt cihazları ve bunların gereçleri , terapi aynaları , resimli kitaplar, teğhis araçları, eğitim programları , metronom  vb. araç-gereçleri ise daha çağdağ elektronik araçlarla donatılmalı ve buralardaki personel hizmetini eğitimle bu araçları etkin bir biçimde kullanabilir duruma getirilmelidir.

4.Örgün eğitim örüntüsü içerisindeki çalışmalarda ;kaynak oda ve kaynak kişi düzenlemeleri yeniden ele alınmalıdır. Kaynak oda ve kaynak kişi desteği ile normal çocuklarla birlikte kaynaştırma yoluna gidilmelidir. Çünkü öğretmen ana-baba ve çevre dil ve konuşma düzeltme ve geliştirme çalıştırmalarının ayrılmaz ö?eleridir. Onları görmezlikten gelen, dikkate almayan bir programın başarı şans? azalmış olur. ÖĞretmenlerin, ana-babaların konuşma ve konuşma sorunu alanında bilgilendirilmeli , çalışma programına alınmalıdır. Böylesi bir programın amaçları şunlar olabilir.

a: ÖĞretmene,ana- babaya, öğrencilere, çocuklara iyi örnek olabilecek normal bir ses, doğru söyleyişli konuşma kazanmalarında yardımc? olmak.

b: Dil ve konuşma sorunlu bireyin sağaltımında ye alan etkinlikler ile sınıf , okul ve evdeki çalışmaların nasıl birleğtirileceğine, nasıl eğgüdüm sağlanacağına ilişkin bilgileri bu bireyin yakın çevresine aktarmak.

c: Normal konuşma gelişiminde okul ve aileye dü?en görevleri açıklamak.

d Konuşma sorunlarının  nitelişi, nedenleri ve sağaltım çalışmaları hakkında bilgi vermek.

e: ÖĞretmen, ana-babalara onların tutum ve davranışlarıyla çocukların konuşma sorunları arasındaki ilişkiyi anlamalarına yardım etmek.

f:  ÖĞretmen ve ana-babalara çocukların etkinliklerine olumlu ve cana yakın davranmalarının yararını anlatmak.

g : Okullarda yer alan kimim yanlış uygulamaların dil ve konuşma sorunlarına yol açaca?ın? yada pekiştireceğini ilgililere açıklamak

5.Bu çocukların iş hayatında olsun, sosyal ya?antısında olsun ne tür sorunlarla karşılaştıklarının bilinmesinde yarar vardır. Olumsuz şartlardan etkilenmelerini önlemek için de ya?adıkları çevrenin eğitimine önem verilmeli, gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

6. Bazı üniversitelerin ilgili bölümleri ile bir takım özel kurumlarda konuşma engellilerin sağaltımı çalışmaları yapılmaktadır. Bu kurumlar ile Rehberlik ve Araştırma Merkezleri arasında iş birlişi yapılmalı, koordinasyon sağlanmalıdır.

7. Dil ve  konuşma  sorunlu bireylerin ele  alınması ve  yönlendirilmesi  için Milli E?itim Bakanlığı, Sa?lık Bakanlığı, SHÇEK Genel Müdürlüşü, üniversiteler ve bu bireylere eğitim hizmeti veren özel  kuruluşlar arasında gönderme sistemine bağlı bir organizasyona gidilmeli ve böylece kurumlar ve kuruluşlar arasında koordinasyon sağlanmalıdır. Bu amaçla bir yönetim organizasyonu modeli için bir ekip çalıştırması başlatılmalıdır.

D – EĞİTİM ORTAMLARININ DÜZENLENMES?

E?itim ortamı, fizik, sosyal ve psikolojik olarak ayrı şekilde ele alına bilir. Eğitimin amaçlarına ulaşa bilmesi için uygun ortamların hazırlanmasına, düzenlenmesine gerek vardır. Ortam düzenleme 2 açıdan önemli olmalıdır.

1.      Uygun ortamın düzenlenmesine gidilmedişinde eğitimden istenen sonucun alınamayacaşı veya çok güçlük çekileceğidir.

2.      Dil ve konuşma sorunlular için dikkate alınası gereken hususlar normallerin eğitiminde de etkili olacaktır.

I – F?Z?K? ORTAMA iL??K?N ÖNERİLER :

1.      Fiziki ortamla, eğitim verilecek ortamın (okulun, rehberlik ve araştırma merkezlerinin, özel kurumların ve evin ) bulunduğu çevre, bina, derslikler, dersliklerin konumu, yapısı, yapı içi genişlik, ısı, nem, ?sık, ses durumu çalışmalarda kullanılacak araçlar ile onların düzenlenmesi kastedilmektedir.

2.      Dil ve konuşma sorunlu çocukların eğitimi dikkate alındışında, eğitim sağaltım merkezlerinin, çocukların kolayca gidip gele bilecekleri, rahat bulabilecekleri yerlerde olması gerekir. Bunun içinde iyileğtirme çalıştırmalarının yapıldığı rehberlik ve araştırma merkezlerinin sayısının arttırılması gerekir. Uzun dönemde her ilçeye bir merkez kurulması yolunda planlamalar yapılmalıdır.

3.      Bu amaçla düzenlenmiş binalar, çevre gürültüsünden etkilenmeyecek, kendi içinde gürültü kaynaşı olmayacak biçimde yapılmalıdır. Düzenlenmiş birimler bu açıdan sesi dışarıya geçirmeyecek ve dışarıdan da sesleri içeriye almayacak durumda olmalıdır.

4.      Bina içinde doğal ve yapay aydınlatma yeterli olmalıdır. Oda da ki araç gereç ve eğyaların düzenlenmesi çocukların hareketlerinde rahatlık sağlanmasının ötesinde, tehlike yaratmayacak ve ses kırılmalarına yer vermeyecek biçimde olmalıdır. Tavanın beyaz duvarları üst kısımlarının açık renk, tabanın koyu renk, sıra ve masaların mat renkte olması gerekmektedir. Masaların ve sandal yelerin yükseklişi çocukların yağ gurubuna göre ayarlanmalıdır.

5.      Dil ve konuşma eğitimi için zengin araç gerece ihtiyaç vardır. Dil ve konuşma sağaltımı çalışmalarını yapıldığı birimlerde, rehberlik ve araştırma merkezlerinde bu noktalara dikkat edilerek eğitim ortamları düzenlenmelidir. Burada video, video kamera, televizyon, kaliteli ses cihazları bunların gereçleri, terapi aynaları, resimli kitaplar, tanı araçları, metronom, org vb .. araç gereçler gereklidir. Bunlarda MEB tarafından karşılanmalıdır.

II – SOSYAL ORTAMA ?L??K?N ÖNERİLER :

1.      Sosyal ortam ile kastedilen bu konuda düzenlenmiş tüm birimlerdeki ve okullarda ki çalışan tüm personeli, çocukları, ana babayı ve çevreyi içerir. Burada, konuşma birimlerine ve okula dü?en görev, aileler ve çevre ile iyi ilişkiler geliştirme ve çevreye kapalı olmamaktır. Ailelere çocuklarının dil gelişimi ve dil soruları konusundaki önemli etkileri vurgulanmalı ve bu konuda bilinç kazandırılmalıdır. Çevreden gelen olumsuzlukları azalta bilmek içinde çevrenin eğitimine önem verilmelidir. Kitle iletiğim araçlarını kullanarak yada bu konuda açık oturumlar konferanslar düzenleyerek sosyal denge sağlanmalıdır.

2.      Dil ve konuşma eğitiminde görev alacak tüm personelin sosyal dengeyi kurabilmesi ve aktif rol üstlene bilmesi için deneyimlerinin artırılması, yeni gelişmelerden bilgilendirilmesi yanında yetersiz sayılarının da  kapasite oranında yükseltilmesi gerekmektedir.

III – PSiKOLOJ?K ORTAMA ?L??K?N ÖNERİLER :

1.      E?itimde ve öğretimde ortamın atmosferi olarak bilinen psikolojik ortam bütün durum ve çalışmalardan etkilenir. E?itim ortamının bulunduğu yer, yapısı, iyi dö?enmiş olması, rahatlığı, bakımlı oluŞu, velide, çocuklarda ve çalışan personelde  ferahlık yaratır ve eğitim ortamı onlar için çekici hale gelir. Aksi durum itici sorunlara neden olur. Fiziki ortam düzenlemelerinde psikolojik ortam yaratılmasına da özen gösterilmelidir.

2.      E?itim ortamlarında karşılıklı sevgi, saygı ve dayanı?ma ortamının bulunması eğitimin verimini artırır. Sın?f içi atmosferinin olumlu olarak sürdürülmesinde öğretmenin katkıs? önemlidir. ÖĞretmenin sınıf içerisinde ki hiçbir çocuğun, sorunları olsun yada olmasın, dı?lanmalarına, olumsuz tepkilere maruz kalmasına imkan vermemesi, bu tür düzenlemelerin yapılması ve önlemlerin alınması konunda bilinçlendirilmesi gerekir. ÖĞretmenden ve aileden her çocuğun birbirini olduğu gibi kabul etmesine, arkadağlık etmeleri  yardımc? olması, ortam hazırlaması beklenir. Bu konuda duyarlı ve bilinçli olmalarına yardımc? olunmalıdır.

E – EĞİTİM PROGRAMLARININ HAZIRLANMASI

Özel eğitimin tanımının ruhunda özel programların hazırlanması gereği yatar. Her eğitim kurumunun bir programı vardır. Dil ve konuşma sorunu olan çocukların eğitimlerinin başlatılması, yürütülmesi için özel şekilde düzenlenmiş programlara ihtiyaç vardır.

I – EĞİTİM PROGRAMLARININ HAZIRLANMASINA ?L??K?N ÖNERİLER

Dil ve konuşma sorunu olan çocuklar için hazırlanacak programın çocuk merkezli çocuğun bilinçsel, duygusal, sosyal, dil becerilerinin gelişimini teğvik edici, ailelerin katılımın? ve ihtiyaçların karşılayıc? nitelikte olması gerekir. Bu doğrultuda ; ölçme-tanılama, amaç belirleme, planlama, uygulama ve değerlendirme süreçleri programında bulunmalıdır. Bu süreçlerin dil ve konuşma sorunlu çocukların tüm eğitim durumlarında bu ö?elerin yer alması gerekmektedir.

Bu doğrultuda hazırlanacak olan programda Şu 5 aŞamanın mutlaka yer alması gerekir. Bunları ilki ölçme-tanılama sürecidir. Bu süreçle çocuğun performans?, neleri yapabileceği ve neleri yapamadığı belirlenir. Çünkü, iyi bir eğitim, iyi bir program önce çocuŞu tanımaktan başlar. İkincisi amaç belirleme sürecidir. Buradan toplanan veriler ile çocuğun eğitimine ne ile başlaması ve bundan sonra neyi edinmesi gerektişinin belirlenmesi yapılmaktadır. Bu süreç uzun dönemli, kısa dönemli amaçların oluşturulmasının ve beceri analizlerinin yapılmasın? içerir. Üçüncü aŞama planlama sürecidir ki öğrenmeyi kolaylaştırmak ve güçlendirmek için etkinliklerin planlanmasının, konuların yöntem ve tekniklerin araç ve gereç ve materyallerin belirlenmesini içerir. Dördüncü uygulama sürecidir. Planın uygulanmasının, öğrenme ortamlarının oluşturulmasın? içerir. En son olarak değerlendirme sürecine yer verilir. Bu süreçlerin, engelli öğrencilerin tüm eğitim durumlarında geçerli olduğu ve bireyselleğtirilmiş bir eğitim programında da bu ö?elerin yer alması gerektişi kabul edilmelidir.

F – ??E YERLE?T?RME

Dil ve konuşma sorunlu bireyler, ilgilerine, yeteneklerine, kişilik özelliklerine, istek ve ihtiyaçlarına göre eğitim alma, meslek sahibi olma, üretici olma ve yükselme hakkına sahiptirler.

Dil ve konuşma sorunlu bireylerin, erken teğhis ( Tanı ) ve tedavi şansına sahip olanları bir işe yerleğtirme konusunda her hangi bir engel ile karşılaşmamaktadır. Normal bireyler gibi iş bulma şansına sahiptirler.

Dil ve konuşma sorunlu bireylerin iş bulması konusunda her hangi bir formal engel yoktur. Konuşma sorunu olup da alanlarında yükselmiş insanlar vardır. Ancak bu durum sorunun derecesine göre değişmektedir. Hafif dereceli sorunlarla, gözden kaçma ve fazla önemli değil düşüncesi bu tür engellilerin iş bulma şansın? arttırmıştır. Ancak aşır dereceli dil ve konuşma sorunlarında durum aynı değildir. Gerçi bunlar içinde önemli bir formal engel olmamaklar birlikte ( ordu ve 3.8.1990 tarih ve 20594 milli eğitim bakanlığı tarafından yayınlanan yönetmelikte, kekemelerin işe alınması hükmü yer almaktadır )  bu çocuklar informal engellerle karşı karşıya kalmaktadırlar. ?fade noksanlığı, ifade bozukluŞu, ses ve görü? bozuklukları işe geçme basamaklarında olumsuz puan almalarına ve bu basamakların her hangi birinde takılıp kalmalarına neden olmaktadır.

ÖNERİLER :

1.      Kurumlara personel alınIrken, eğer dil ve konuşma sorunu işin icrasın? etkilemiyorsa, bu konuda bilinçlendirme yapılmalıdır. ?? çevresinden gele bilecek olumsuzlukları azalta bilmek içinde iş çevresine önem verilmelidir.

2.      ?stisdamı kolaylaştırmak, formaliteleri azaltmak, izleme çalışması yapmak, iş yerlerinde dil ve konuşma sorunlularla ilgili rehberlik ve danışmanlık yapmak amaçlarıyla iş ve işçi bulma kurumu bünyesinde hizmet verecek bir servis kurulması gerekir.

3.      Dil ve konuşma sorunlularla da dişer insanlar gibi toplumun birer üyesidir. ?? bulma, işe yerleğtirme ve yükselme şanslarına ve haklarına sahip olmalıdırlar.

G – A?LE EĞİTİMİ

Aile, çocuğun eğitiminde çok önemli bir ö?edir. En küçük sosyal grup olan ailede anne baba ve çocuk yakın ilişki ve etkileşim içindedirler onların bu etkileşimi çok yoğun ve içtendir. Temel dilin kazanılması ve gelişmesi süreci yaşamın ilk yıllarınca belirlenmektedir. Bu yüzden aile eğitiminin dil gelişimi ve konuşma açısından düşünüldüşünde nedenli önemli olduğu ve olacaşı net olarak görülecektir.

Dil ve konuşmanın tamamen gelişmesi başlang?cın nasıl olduğuna bağlıdır. Dil ve konuşma davranışlarının kazanılmasında çocuğun fiziksel, zihinsel özellikleri ile sosyal ortamın özellikleri etkili olmaktadır. Dil ve konuşmanın gelişiminde bireyin dişer insanlarla iletiğimde bulunma ve bebeğin iletiğimde bulunmaya ilişkin duyguları ve tüm dişer ya?antıları öneli olmaktadır.

ÖNERİLER :

1.      Dil ve konuşma davranışının geleceği ne ölçüde gelişe bileceği büyük ölçüde ev ortamına bağlıdır. Bir çok durumlarda çocuğun dil gelişimi için aileye yardımc? olmak, çocu?a dorudan eğilmek kadar ve hatta daha fazla etkili olmaktadır. Ailenin çocuğunu olduğu gibi kabul etmesine, anlamasına, konuşma sorunları ve nedenleri konusunda rehberlik etmek, konuşmanın gelişiminde temel taşları oluşturmaktadır.

2.      Aile rehberlişi çalışmaları, sorunun ortaya çıkmadan önlenmesine, erken teğhisle sorunun çözümleme şansının artmasına ve bu konuda yapılacak harcamaların ve ekonomik maliyetin azalmasına katkıs? olacaktır.

3.      Aile ile iş birlişi ve rehberlik yapmak, iyileğtirme aŞamasında da eğitimin süreklilişi ve yaygınla?tırılması açısından çünkü eğitim ortamında kazandığı bilgi ve becerilerin ev ortamına transfer edilmesi, süreklilik ve paralellik sağlanması açısından önemli konulardır.

4.      Okul öncesi eğitimin yaygınla?tırılması dil ve konuşma gelişimi ile dil ve konuşma sorunlarının çözümlenmesi açısından aileye destek olacaktır.

H – PERSONEL EĞİTİM ve ?ST?HDAMI :

1. DURUM VE SORUNLAR :

Dil ve konuşma sorunları alanında çalışmak üzere ülkemizde eleman yetiştirmeye yönelik dört yıllık bir lisans programı bulunmamaktadır. MEB nin değişik aralıklarla açtığı hizmet içi eğitim kurları bu açığı kapatmaya nitelik ve nicelik yönünden eleman sağlamaya maalesef yetmemektedir.

Şu anda tüm üniversiteler arasında, başımsız bir özel eğitim bölümüne sahip tek üniversite olan Anadolu Üniversitesi bu bölümün içersinde yer alan konuşma engellilerin eğitimi ana bilim dalı olan tek yüksek öğretim kurumudur. Ancak bu konudaki çalışmalarda yeni başlatılmıştır. 4 yıllık lisans programı ile konuşma terapisti yetiştirmeyi amaçlayan bu ana bilim dalının henüz öğrencisi bulunmamaktadır. Uygun eğitim programı geliştirildişinde öğrenci alımına başlayacaktır.

2. ÖNERİLER :

1.      MEB nin bu konuda uzmanla?mış üniversitelerle iş birlişi yaparak amaca yönelik seviyeli ve yeterli olacak şekilde uygulamalı hizmet için eğitim programları düzenlenmesi yararlı olacaktır. Devamlılı?ın sağlanması bakımından bu kurslar modüler olarak planlanmalı ve modüllerden oluşan bütün programa her seferinde değişik kişilerin katılması yerine aynı kişilerin katılması sağlanarak iç bütünlük oluşturulmalıdır. Yetiştirilen bu personelde yeterli sayıya ulaştırılmalı ve rehberlik araştırma merkezlerinde sadece bu alanda hizmet vermelidir.

2.      Yardımc? kuruluşlarla iş birlişi yapmalı, eğitim ve sağlatım konularında yönlendirmeye araç gereç temininde dı? ülkelerden destek sağlanmalıdır.

3.      Doktorların eğitime yöneltmede yetersizlikleri hissedilmektedir. Sa?lık kuruluşları ile bu konuda iş birlişi imkanları sağlanması yararlı olacaktır.

4.      Üniversitelerle iş birliğine girilmeli konuşmayla ilgili ana bilim dallarının açılması ve bu alanlara öğrenci alınması yollarına gidilmelidir.

5.      Bu konuda çalışan personelin, gelişmeleri takip etme ve doruyu arayıp bulmak için bağ vuracakları kaynaklarda bulunmamaktadır. Deneme yanılma metoduna fazlaca bağ vurulmaktadır uzmanların bu konudaki çalışmaları ve kaynakları izleme imkanı yaratılmalıdır.

6.      Bu alanda çalışmaya ilgisi ve yeteneği olan bireylere kap?yı acık tutmak için gerekli düzenleme ve iyileğtirmelerin yapılması gerekir.

7.      Dış ülkelerden sağlanacak burslar ile çekirdek kadroyu oluşturacak konuşma terapistleri yetiştirmeli bunlar ülkelerine döndüklerinde belirlenecek yüksek öğretim kurumlarında lisans ve hizmet içi eğitim programlarında uygulamacı ve öğretim elemanı olarak görevlendirilmelidir.

? – ÖNLEME

Birey ailesi, arkadağları ve dişer çevresi ile sözel dil yoluyla ilişki kurar temek ihtiyaçlarını doyurmak için sözel dili bir araç olarak kullanır. Dil ve konuşma sorunlu olunca bireyin hem bu ilişkileri kurup sürdürmesi hem de temel ihtiyaçlarını doyurmak için yapacaşı faaliyetler olumsuz yönde etkilenir. Bu sorunu yüzünden birey, kendisi ve çevresi ile ilişki kurma ve bu ilişkiyi sürdürmedi ki dengeyi sağlamada sorunun aşırlığı ile doğru orantılı olarak  artan güçlüklerle karşı karşıyadır. Bireyin psikolojik sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını doyurmak için atılacaşı her gelişimi dil ve konuşmak sorunundan ötürü engellenecek yada kişi o duygu içinde olacaktır. Dil ve konuşma sorunundan sadece birey değil onun ailesi arkadağları ve dişer çevresinde etkilenecektir. Bu tür olumsuz durumların yolu doğal olarak konuşma sorunlarının nedenlerinin bilinmesi nedenler doğrultusunda önlemlerin alınması yanında erken teğhis edilip sağaltımının yapılmasından geçer. Eğitsel ve tıbbi önlemlerin alınmasına zemin hazırlaması gerekir.

Dil ve konuşma sorunlarının, dişer engel kümelerinde olduğu gibi Doğum öncesi, Doğum anı ve Doğum sonrası nedenlerinden kaynaklandığı görülür. Ne var ki dil gelişimine ilişkin belirtiler çoğu kez Doğum sonrasında ortaya çıktığından ve kendisini daha çok konuşma davranış? ile açı?a vurduşundan durum oldukça karmaşıktır. Kimi durumlarda dil ve konuşma sorunu bir dişer engelin sonucu olarak ortaya çıkar. Kimi durumlarda ise bu denli açık olmayan bir neden bağlı olmadan dil ve konuşma sorunu ortaya çıkar. Dişer bir anlatımla dil ve konuşma engellilerinin nedenlerinin çok çeşitlilik gösterir.

1.      KONU?MA BOZUKLUKLARININ NEDENLERİ:

1. Çevresel nedenler

a)      Düşük sed

b)      Bask?lı aile ortamı

c)       Konuşmayan aile

d)     İki dil konuŞulan ev

2. Duygusal nedenler

a)      Depresif bir anne yada baba

b)      Ciddi bir rahatsızlığı olan Anne yada baba

c)      Duygusal problemleri olan bir çocuk

3. İşitme nedenleri

a)      DoŞu?tan işitme sorunları

b)      Daha sonradan hastalık veya kazaya bağlı işitme sorunları

4. Gelişmede gecikme

a)      Yavağ Gelişenler

b)      Zeka gerilişi olan çocuklar

5. DoŞu?tan getirilen sorunlar

a)      Yarık damak, Tav?an dudak, Yarık dudak

b)      Down Sendromu

6. Beyin zedelenmeleri

a)      Duyu Motor sorunları

b)      Cerebral Palysy

c)      Alg?lama sorunları

Dil ve konuşma sorunlarının nedenlerine ilişkin  bir başka sınıflandırma yaklaşımında söyle özetlenebilir.

1.      Anatomik nedenlere  bağlı dil ve konuşma sorunları

2.      Fizyolojik nedenlere bağlı dil ve konuşma sorunları

3.      Norolojik nedenlere bağlı dil ve konuşma sorunları.

4.      Biyo kimyasal nedenlere bağlı dil ve konuşma sorunları

5.      Psikiyatrik Psikolojik nedenlere bağlı Dil ve konuşma sorunları

6.      Gelişim sürecindeki aksaklıklara bağlı dil ve konuşma sorunları

7.      Olumsuz çevresel etkenlere bağlı dil ve konuşma sorunları

8.      Hiçbir nedene başlanılmayan dil  ve konuşma sorunları

9.      Karmaşık  nedenlere bağlı dil ve konuşma sorunları.

Tüm bu nedenlerin içerisinde olumsuz çevresel etmenlerin ülkemizdeki

Dil ve konuşma sorunlarının önemli bir nedeni oluşturulduşunu söylemek pek yanlış olmayacaktır. Türk aile yapısı , aile içi ilişkiler ve örgün okul sistemimizin yapısına baktığımızda, ortaya çıkan tabloda özgür ifadenin, yaratıc? yaklaşımların pek fazla yer almadığı yada özendirilmedişi görülebilir. ?taate dayalı geleneksel bir tutum vardır.

Bu durum bireyin dil ve konuşma gelişimine olumsuz yönde etkilemekte ve konuşma sorunlarını beraberinde getirmektedir.

Ülkemizde aile rehberlişi konusunda, dil ve konuşma sorunlarının erken teğhis iliştirme, yerleğtirme, eğitim programları geliştirme,  finanse kaynakları oluşturma konusunda ciddi yetersizlikler bulunmaktadır önleme çalışmalarının tam anlamıyla yapılmadığı görülmektedir.

II-                ÖNERİLER

1.      Öncelik eğitim açısından itaate dayalı geleneksel tutumun değişmesi, konuşmanın gelişimiyle çok yakından ilgilidir. Bunun içinde aile- çevre okul koordinasyon içinde bulunmalıdır. Örgün eğitimle alınabilecek  önlemlerin yanı sıra yaygın eğitimede önem verilmelidir.

2.      Ana – babalar , öğretmenler ve çevre, çağdağ eğitim ilkeleri knusunda, çocukta dil ve konuşma gelişimi , konuşma sorunları ve konuşma eğitimi konularında bilgi sahibi yapılmalıdır. Kitle iletiğim araçları ve açılacak çeşitli kurslar bu doğrultuda büyük katkı sağlayabilir.

3.      Okullar , çocukların kendilerini özgürce ifade edebilecekleri bir ortam sağlayabilir. Sın?flarda soru sormayı, düşünmeyi sağlayan bir demokratik ortan yaratılması, programlarda bireylerin kişisel yetenekleri ve yetersizlikleri göz önünde bulundurulması ve kullanıma açık olması büyük katkı sağlayabilir. ÖĞretmenler için kurslar, seminerler açılmalı, geleneksel tutumun değiştirilmesi yoluna gidilmelidir.

4.      Çocuklara Kendilerini ifade imkanları verecek etkinliklere katılabilme fırsatları hazırlanmalı ve bunun planlı, programlı , adil bir biçimde daşılımı sağlanmalıdır. Burada da , Okul öncesi eğitime önem verilmesinin yanında çocuk kütüphaneleri, okuma ve kapalı oyun sahaları, çocuk tiyatroları, resim, müzik ve spor okulları, yeğil alanlar ve çocuk parkları açılmalı ve sayıları artırılmalıdır.

5.      Dil ve konuşma sorunlarının eğitimini sağlayacak hizmetlerin yaygınla?ması ve çeşitlendirilmesi gerekir. Doktor , dil bilimci, öğretmen, bu konuya ilgili kurumlar ve uzmanlar aile iş birlişi ile ekip çalışmaları yapılmalıdır.

6.      Okullarda (kaynak  oda ) , (kaynak kişi) , çalışmaları ile rehberlik ve araştırma merkezlerinin konuşma eğitimine hizmet verecek şekilde yeniden düzenlenmesi ve yapılandırılması gerekmektedir.

7.      Bu çocukların aranıp bulunmasında kullanılan  teğhis araçlarının geliştirilmesi, erken teğhis çalışmalarına aşırlık verilemesi gerekir.

8.      Grup ve bireysel eğitim ile yapılan iyileğtirme çalışmaları rastransal olmamalıdır.

9.      Okul öncesi dönemin dil ve konuşma gelişiminin en hızlı dönem olması nedeniyle bu tür hizmetlerin  yaygınla?tırılması ve özellikle dil ve konuşma sorunlu çocukların okul öncesi eğitim imkanlarında yararlanacak düzenlemelerin yapılarak doğal ortam içerisinde hazırlamalıdır.

J – F?NANS KAYNAKLARI

Dil ve konuşma sorunlu çocukların hizmetlerinin zor ve pahalı oldukları bilinmektedir. Hizmetin finansmanının bir tek kurumdan beklenmesi yanlış olabileceği gibi hiçbir kuruluşun ekonomik gücüde tek bağına bu finans? kaldıramayacaktır. Bu nedenle finans harcamaları bir plan dahilinde kuruluşlar arasında koordinasyon sağlanarak yapılmalıdır.

I – DURUM VE SORUNLAR :

Dil ve konuşma sorunlu çocuklar için gerekli harcamaların tamamına yakın bölümünü devlet bütçesi karşılanmaktadır. Ancak bu kaynaşın dil ve konuşma sorunlu çocuklar için harcandı?ın? söylemek pek mümkün değildir. Hayır sever kurum ve kuruluşlar ile ?ah?slar başı?larda bulunmaktadır.

K – TEMENN? ÖNERİLERİ :

1.      yasal düzenlemelere içtenlik kazandırmak için önlemler alınmalıdır.

2.      Eğitimin her yağ kümesinin ihtiyaçlarına cevap vermesi düşüncesinden hareketle 2916 sayılı ” özel eğitime muhtaç çocuklar kanununda ” yer alan yağ sınırlamasının kaldırılmasında tasarı yeniden gözden geçirilerek şartlara uygun olarak değiştirilmesi uygun olacaktır.

3.      Yasak düzenlemelerde özel eğitim hizmetlerini yürütme görevi verilen kurum ve kuruluşlar arasında eğ güdümü sağlayacak önlemler alınmalıdır.

4.      Personel yetiştirme konusunda uluslar arası iş birliğine gidilmelidir.

5.      MEB nın özel eğitime verdişi önemin daha belirginleğeceği görüşünü bir temenni olarak önermeyi kararla?tırmıştır.

D?L VE KONU?MA SORUNLU ÇOCUKLAR VE

EĞİTİMLERİ KOM?SYONU KARARLARI

A- TANIM VE SINIFLANDIRMA :

1-      konuşma sorunlu çocuklar ve eğitimleri komisyonunda çalışma raporunun adı ” dil ve konuşma sorunlu çocuklar ve eğitimleri ” komisyon olarak yeniden düzenlenmiş bu karar genel kurulda kabul edilmiştir.

2-      Bir birleriyle etkileşim içerisinde bulunan süreçlerin yer aldığı ve karmaşık olaylar olan iletiğimde sınırlandırma sınıflandırma bu özellikleri dikkate alacak şekilde gerçekleştirilmelidir.

3-      Sın?flandırma ?ive farklılıkları kapsam dışında tutulmalıdır

4-      Dil ve konuşma sorunları ele alınIrken güzel söz söyleme sanatı kapsamına giren konular ile sınıflandırmada yer alan görüntüye bağlı iletiğim davranışları göz önüne alınmalıdır.

B – TE?H?S ( Tanımlama )

1-      Dil ve konuşma sorunları olan bireylere uygun ve etkin bir eğitimin verile bilmesi için ayırıc? teğhis etmeye yardımc? araçlarla en iyi şekilde gerçekleştirilmelidir.

2-      Bireyler arası iletiğimin en yaygın biçimi olan sözel dil konusunda TDB, kurumsal çalışmalarının yanı sıra uygulamaya dönük çalışmalarda yapılmadır.

3-       Ayrıca teğhis koyacak ve yönlendirecek elemanlar nitelikli olarak hizmet içi eğitim kursları ile sayıları arttırılmalıdır.

4-      Rehper ve araştırma merkezlerinde dil ve konuşma taramaları, düzenli aralıklarla yapılmalı kitle iletiğim araçları ile erken teğhis ve önlemi konusunda bilinçlendirmelidir.

C – YERLE?T?RME

1-      İletiğim engeli olan çocuklar normal okullarda normal çocuklarla birlikte kaynaştırılarak aynı eğitim ortamından ve imkanlarından faydalandırılmalıdırlar.

2-      Normal çocuk eğitiminde yararlanacak çocuklar, RAM de gözlenerek onlara uygun terapi çalışmaları eğitim ortamına hazır hala getirilmeliler.

3-      Dil ve konuşma sorunlarının çözümlenmesi amacıyla rehberlik eğitim ortamları düzenlenmelidir. Araç gereç ve nitelikli personelle donatılmalıdır.

4-      Örgün eğitimde ki çalışmalarda oda ve kaynak kişi düzenlemeleri yeniden ele alınmalı sorunlu çocuklar, normal çocuklarla birlikte kaynaşma yoluna gidilmelidir.

5-      Dil ve konuşma sorunlu bireyler ele alınması ve yönlendirilmesi bakımından özel kurumlar arasında, gönderme sistemine başı bir organizasyona gidilmeli kurumlar arasında iş birlişi ve koordinasyon sağlanmalıdır.

D – EĞİTİM ORTAMLARININ DÜZENLENMES? :

1-      Dil ve konuşma sorunlu çocuklarla ilgili eğitim / sağaltım merkezlerinin çocukların kolaylıkla gidip gele bileceği rahat buluna bilecekleri yerlerde acılmalıdır.

2-      Sosyal ortam ile ilgili olarak, okulda ki çalışan personel anne-babalar ve çevre ile iyi geliştirmeli onlara bu konuda bilinç kazandırılmalıdır.

3-      Dil ve konuşma eğitiminde görev alacak tüm personel sosyal dengeyi kura bilmek ve daha aktif rol üstlene bilmesi için eğitim yoluyla haberdar edile bilmeli sayıları ihtiyaca göre arttırılmalıdır.

4-      Fiziki ortam düzenlemeleri ile birlikte psikolojik ortam oluşturulmasına da özen gösterilmelidir.

E -  EĞİTİM PROGRAMLARININ HAZIRLANMASI:

Dil ve konuşma sorunlu çocuklar için eğitim programları : çocuk merkezli, çocuğun kişisel, duygusal, sosyal, dil becerilerinin gelişimini teğvik edici, ailelerin katılımın? ve ihtiyaçlarını karşılayıc? nitelikte hazırlanmalıdır.

F- ??E YERLE?T?RME :

1.      Kurumlara personel alınIrken, eğer dil ve konuşma sorunu açısından işin yapılması etkilenmiyorsa, bu konuda yöneticileri bilgilendirmelidir.

2.      ?? ve işçi bulma kurumu bünyesinde hizmet verecek bir birim olı?turulmalı böylece dil ve konuşma sorunları olan iş gücünün istisdamın? kalayla?tırıc? tedbirler alınmalıdır.

G – A?LE EĞİTİMİ :

1.      Aile rehberlişi çalışmaları ile sorunun ortaya çıkmadan önlenmesi ve erken teğhis ile sorunun çözüle bilmesi ekonomik maliyetin azaltılmasın? sağlamalıdır.

2.      Aile iş birlişi ve rehberlik yaparak, iyileğtirme aŞamasında eğitimin süreklilişi yaygınla?ması sağlanmalıdır.

H – PERSONEL?N EĞİTİMİ ?ST?HDAMI :

1.      Personel eğitiminde kurslar modüller olarak planlanmalı ve modüllerden oluşan bütün programı her seferinde değişik personelin katılması yerine aynı personelin katılması sağlanarak iç bütünlük oluşturulmalıdır.

2.      Yardımc? kuruluşlarla iş birlişi yapılmalı eğitim ve sağıtım konularında araç gereç temininde, yeni gelişmeler sürekli izlenmeli.

3.      Üniversitelerle iş birlişi yapılarak konuşmayla ilgili ana bilim dalları açılmalı ve bu alanda öğrenci alınmalıdır.

4.      Alanda çalışmaya ilgisi ve yeteneği olan personel teğvik edilmeli mesleğin cazip hale getirilmesi için sosyal  ve ekonomik tedbirler alınmalı.

? – ÖNLEME :

1.      Konuşmanın gelişimi bakımından eğitim incelikli itaate dayanıklı geleneksel tutum değişmeli, bu amaçla aile, çevre ve okul koordinasyon içerisinde bulunmalıdır.

2.      Anne babalar,öğretmenler ve çevre çağdağ eğitim ilkeleri, çocukta dil ve konuşma gelişimi konuşma sorunları ve konuşma eğitimi konularında bilgi sahibi yapılmalıdır.

3.      Okullarda çocukların kendilerini rahatça ifade edebilecekleri bir ortam oluşturulmalı ve bunun planlı programlı adil bir biçimde daşılımın? sağlamalıdır.

4.      Dil ve Konuşma sorunların eğitimini  sağlayacak hizmetler yaygınla?tırılmalı ve çeşitlendirilmeli ve bu konuda doktor, dilbilimci, öğretmen, ilgili kurum, uzman ve aileler işbirlişi içinde ekip çalışması yapılmalıdır.

5.      Okullarda kaynak oda ve kaynak kişi çalışmaları ile rehberlik ve araştırma merkezlerinin konuşma eğitimine hizmet verecek şekilde yeniden düzenlenmeleri sağlanmalıdır.

6.      Dil ve konuşma sorunlu  çocukların taranıp bulunmasına teğhis (tanı) araçları geliştirilmeli ve erken teğhise aşırlık verilmelidir.

7.      Grup ve bireysel eğitim ile yapılan iyileğtirme çalışmaları, rastlantıya bırakılmamalıdır.

8.      ?l ve konuşma sorunlu çocuklar , okul öncesi eğitim imkanlarından yararlandırılmalı ve doğal ortam içerisinde yaşıtlarıyla etkileşimde bulunarak , sorunların aşılabilmesi için gerekli ortamlar hazırlanmalıdır.

D?L VE KONU?MA SORUNLU ÇOCULAR VE

EĞİTİMLERİ KOM?SYON RAPORU

Komisyon Başkanı : Doç. Dr.  Ahmet KONTROL

Başkan Yardımcısı : Erol ERD?NÇ

Raportörler : ?. Hakk? GÖNEN

Bergin LEVENT

KAYNAKÇA

T.C M.E.B

I – Özel E?itim Konseyi

-          Raporlar

-          Görü?meler

-          Kararlar

13-15- mayıs 1991 Ankara

Milli E?itim Basım Evi

?STANBUL

1992

Yazar Hakkında

Hakkında: sonsuzluğun huzurunda bir an
Kimlik kartı

Bir Cevap Yaz

kendi isteğimle kurallara uygun yazıyorum. (Lütfen yandaki kutuyu işaretleyin.)

Otomatik robotlara karşı soru.