üye ol Üye Girişi Söyle Sözünü Anasayfa Yukari Çik
Bilgi Paylaştıkça Büyür

sıvı ve elektrolit dengesi

SIVI- ELEKTROLİT DENGESİ

Sağlıklı bir vücutta,
vücut sıvılarının hacimleri ve bileşimleri bir çok metabolik aktiviteye rağmen,dikkate değer şekilde dengede tutulur.

Hücresel düzeyde sıvı kaydırmaları ve böbreklerin idrarla vücudun gereksinimlerine göre su, elektrolit ve solüt atımını düzenlemesi sonucu korunan bu denge mekanizmasına sıvı-elektrolit dengesi denir.

SIVI- ELEKTROLİT DENGESİ

Sağlıklı bir vücutta,
vücut sıvılarının hacimleri ve bileşimleri bir çok metabolik aktiviteye rağmen,dikkate değer şekilde dengede tutulur.

Hücresel düzeyde sıvı kaydırmaları ve böbreklerin idrarla vücudun gereksinimlerine göre su, elektrolit ve solüt atımını düzenlemesi sonucu korunan bu denge mekanizmasına sıvı-elektrolit dengesi denir.

SU
Su, canlılarda en çok bulunan moleküler maddedir ve insan vücudunda total vücut ağırlığının yaklaşık %60’ını oluşturur.
(70 Kg’lık erişkin bir insanda yaklaşık 42 lt’dir)
Total vücut ağırlığındaki su oranı yaş, cinsiyet, obezite gibi faktörlerle değişiklik göstermektedir.
Vücutta yağ miktarı arttıkça su oranı azalmaktadır:
Özellikle yaşlılarda, kadınlarda ve obez kişilerde vücuttaki su oranı normalden azdır. (%40)
Yeni doğanlarda ödemli hastalarda ise vücuttaki su oranı normal erişkindekinden fazladır. (%80)

Total vücut suyu (42 lt),
genel anlamda iki büyük kompartmanda bulunmaktadır:

1- İntrasellüler sıvı (Hücre İçi Sıvı ) % 40 =28 lt
2- Extrasellüler sıvı (Hücre Dışı sıvı) % 20 = 14 lt
a) İnterstisyel sıvı (Hücreler arası sıvı) % 15 = 10.5 lt
b) İntravasküler sıvı ( Plazma) % 5 = 3.5 lt
____________________________________________________
Total vücut suyu % 60 = 42 lt

Total vücut ağırlığının % 40’ı ve vücut sıvısının 2/3’ ünü oluşturur.

İntrasellüler sıvının, büyük bir kısmı kas kitlesi içersindedir.

İntrasellüler sıvı,
esas katyonu:Potasyum (K+) ve Magnezyum(Mg++)’dur.
esas anyonu: Proteinler ve Fosfat’ tır.

Diğerleri:
Az miktarda Sodyum (Na++),Bikarbonat (HCO3) ve Klor(Cl¯)’dur.
Kalsiyum (Ca++) ise hemen hemen yok denecek kadar azdı

Extrasellüler sıvı,
1-İntravasküler sıvı(plazma):3,5 lt
2-İnterstisyel sıvı
3-Diğer sıvılar:
(sindirim salgıları, idrar, ter, BOS,intraoküler sıvı vb) oluşur.
Vücut ağırlığının yaklaşık % 20’si kadardır.
Extrasellüler sıvı,
esas katyonu: Sodyum (Na++)
esas anyonu: Klor(Cl¯) ve Bikarbonat (HCO3)’tır.

Diğerleri: Az miktarda Kalsiyum (Ca++), Potasyum (K+) ve Magnezyum (Mg++)’dur.

Extrasellüler sıvının osmotik basıncını büyük oranda Sodyum sağlar.

İntravasküler ve interstisyel alan arasındaki sıvı geçişi kapiller düzeydedir ve Starling yasasına göre düzenlenir:
1-Damar Dışına iten güçler:
Ortalama Kapiller Hidrostatik basıncı (17mm Hg)
Negatif interstisyel Hidrostatik basıncı (5,3 mmHg)
İnterstisyel Onkotik basıncı (6 mmHg)
2-Damar içine çeken güçler:
Plazma onkotik basıncı (28 mmHg)
_____________________________________________________

Net Basınç: 0,3 mmHg
Damar dışına iten güçtür.

Normal bir birey tarafından günde ortalama 2-3 lt su alınır.

(Bu suyun yaklaşık 0.5 lt’si vücuda alınan katı gıdaların kapsadığı su ve oksidasyon sonucu oluşan sudur)

Su, barsaklardan süratle emilir ve hücre zarının geçirgenliği nedeniyle extrasellüler ve intrasellüler kompartmanlara difüzyonla dağılır.

Günlük alınan suyun,
0.1 lt’si Barsaklardan feçesle
0.3 lt’si Solunum sisteminde buharlaşma ile
0.4 lt’si Deriden terlemeyle kaybedilir.
Geri kalan 1,5 lt’si ise Böbreklerden idrarla atılır.

Sıvı değişiminde etkili vücuttaki faktörler:
1-Susuzluk Hissi:
Susuzluk merkezi Supraoptik Nucleustadır (Anterior Hipotalamus)
Susuzluk merkezinin çevresindeki ekstrasellüler sıvının osmolaritesinin artması, bu merkezi uyararak;
Hipofizer antidiüretik sistemi etkiler ve ADH salınımını uyarır.

Uyaran faktörler:
-Osmoreseptör hücreler ile plazma arasındaki osmotik basınç farkı
(Total osmotik basınç artışı ADH için uyarı oluşturmaz!)
-Emosyonel stres
-Kanamalar

Sıvı değişiminde etkili vücuttaki faktörler:
2-ADH (Antidiüretik Hormon) (Hipofiz arka lobu)
Su değişimini etkileyen en önemli hormondur.
ADH idrar hacim ve konsantrasyonunu düzenleyerek total vücut suyunun homeostazının kontrolünü sağlar.
Hipotalamusta Supraoptik ve Paraventriküler Nucleus’taki nöronlarda üretilerek arka hipofiz lobunda birikir ve buradan salgılanır.
Böbreklerden su tutulumunu arttırır.
ADH salgısının baroresöptörlerle kontrolü de söz konusudur:
Atriumlarda bulunan düşük basınç reseptörleri
Arkus aorta ve karotid sinüsteki yüksek basınç reseptörleri,
Uyaran faktörler:
Korku
Ağrı
infeksiyonlar
Hipoksi…vb

Sıvı değişiminde etkili vücuttaki faktörler:
3-Aldosteron
Adrenal kortex’te zona glomeruloza hücrelerinden salınan güçlü bir mineralokortikoiddir
Böbreklerden Na ve su atılmasını azaltır, potasyum atılmasını arttırır.
Uyaran faktörler:
Plazmada K+ artışı
Renin-anjiotensin sistemi
ACTH sekresyonu
Aşırı Aldosteron salınımı→Hipokalemi, kas zayıflığı
Aldosteronun azlığı→Hiperkalemi, kalp kontraksiyon zayıflığı,aritmi

Volüm azalması durumunda vücutta hemodinamik düzeltmeler:

Hemodinamik düzeltmeler,
extrasellüler sıvı volüm azalmasının algılanmasından dakikalar sonra oluşur
- Taşikardi,
- Arteryel vazokonstrüksiyona bağlı artmış periferik direnç
-Venokonstrüksiyona bağlı azalmış venöz kapasite ile karakterizedir.
a)Böbrek dışı baroreseptörler (Atriyum, pulmoner damarlar,aort arkı ve karotis ayrımında..)
SSS aktivasyonu  Katekolamin artışı  arteriolar yanıt ve kalp hızı artar,venöz kapasite azalırRenal hipoperfüzyona yol açar.
SSS aktivasyonu Renal sempatik sinirlerin uyarılmasıProksimal tübülde Na+ emilimi artar.
Böbrek dışı baroresöptörlerHipofiz arka lobunda ADH salınımıSu tutulumu +renal perfüzyon azalışı
b) Böbrek içi baroreseptörler (Nefronun jukstaglomerüler aparatı)
SS uyarıları, afferent arteriolar kan basıcı azalışı, distal tübüler Na+ taşıma oranındaki değişiklikler
Renin Anjiotensin- oluşumu hızlanır.
Anjiotensin- etkileri:
1)Güçlü vazokonstrüktör etkiye sahiptir
2)Aldosteron salgısının en büyük uyarıcısıdır.
3)SSS’de güçlü bir susama hissi uyaranıdır.
c)Damar endotel hücrelerinden salgılanan vazokonstruktörler
-Güçlü vazokonstruktör peptidler: ( Endotelin-  ve Endotelin - )
-Siklooksijenaz yolundan türeyen vazokonstruktörler: (Trombaxan A2 ve Prostaglandin H2 )

Volüm artışı  durumunda vücutta hemodinamik düzeltmeler:
a) E serisi Prostaglandinler: Güçlü vazodilatörlerdir. (özellikle PG E2 )
Böbrek içinde PG E2 yapımı, Anjiotensin- ve medüller osmolalite artışına yanıt olarak aktive edilir. İki önemli etkisi vardır:
1-Natriürezis oluşumunu sağlar.
2-ADH antagonistidir ve böbreklerde su tutulumunu engeller.

b) Atrial Natriüretik Peptid (ANP ) :
Atrium(özellikle sağ atrium) gerilmesine yanıt olarak kalbin atriyal depo granüllerinden salgılanan bir hormondur.
Başlıca etkileri:
1-Natriürezis ve Klorürezisi uyarır.
2-Aldosteronu doğrudan baskılar.
3-Plazma Renin aktivitesini azaltır.
4-Hipofizer ADH salgısının, Anjiotensin-’nin
c) Damar endotel hücrelerinden salgılanan Vazodilatasyon yapan faktörler:
1- Nitrik oksit (NO)
2-Prostasiklin (PG I2) gibi vazodilatörlerdir.

Hücre Dışı ve Hücre içi Sıvılardaki Osmolar maddeler

Plazma (mOsm/lt) interstisyel sıvı(mOsm/lt) İntrasellülersıvı(mOsm/lt)
•Na+ 142 * 139 * 14
•K + 4,2 4 140*
•Ca+² 1,3 1,2 0
•Mg+² 0,8 0,7 20*
•Cl¯ 108 * 108 * 4
•HCO3¯ 24 28,3 10
•HPO4¯ 2 2 11
•SO4¯ 0,5 0,5 1
•Glikoz 5,6 5,6 —-
•Üre 4 4 4
•Protein 1,2 0,2 4
•Kreatin 0,2 0,2 9
•Laktat 1,2 1,2 1,5
•Aminoasitler 2 2 8
•Adenozin Trifosfat —- —- 5
•Fosfokreatin —- —- 45
•Karnosin —- —- 14
•Heksozmonofosfat —- —- 3,7
•Diğerleri 4,8 3,9 10
•Total mosm/lt 301,8 mOsm/lt 300,8 mOsm/lt 301,2 Osm/lt
•Düzeltilmiş osmolar aktivite 282 mOsm/lt 281 mOsm/lt 281 mOsm/lt
Guyton Fizyoloji

Osmolarite: 1 lt sıvıda çözünmüş 1 mol katı partiküle denir. ( 1 Osm/lt )
Osmolalite : 1 kg sıvıda çözünmüş 1 mol katı partiküle denir. ( 1 Osm/kg )
•Vücut sıvıları gibi seyreltik sıvılarda 1 kg ile 1 lt arasındaki fark küçük olduğundan bu iki terim hemen hemen eş anlamlı kullanılır.
•Genelde vücut sıvılarında osmotik aktiviteyi ifade etmek için osmol çok büyük bir birimdir.
Bu nedenle çoğunlukla ( osmol’ün 1/1000 ‘i ) mOsmol birimi kullanılır.

Osmotik Basınç ile Osmolarite arasındaki ilişki:
Bir çözeltinin osmotik basıncı o sıvıdaki osmo-aktif partiküllerin yoğunluğu
ile doğru orantılıdır.
Örnek1: 70.000 molekül ağırlıklı 1 mol albuminin osmotik etkisi,
180 molekül ağırlıklı 1 mol glikozunki ile aynıdır.
Örnek2: 1mol NaCl, Na ve Cl olmak üzere iki osmotik aktif partiküle sahiptir.
Bu nedenle albumin veya glikoz molekülünün 2 katı osmotik etkiye sahiptir.

Vücut Sıvısının Osmolaritesi
-Hücreler arası sıvının ve plazmanın toplam osmolaritesinin,
% 80’i Na+ ve Cl¯ iyonlarına aittir.

-Hücre içi sıvısında ise toplam ozmolaritenin,
hemen hemen yarısı K+ iyonlarına aittir.

-Her üç kompartmanın herbirinin toplam osmolaritesi,
yaklaşık 300 mOsm/lt ‘dir.

-Düzeltilmiş Osmolar Aktivite:
Çözeltideki molekül ve iyonların karşılıklı birbirini çekme veya itmeleri sonucu
erimiş maddelerin osmotik aktivitelerinde artma veya azalma meydana gelir.
Bu nedenle düzeltilmiş osmolar aktivite, total osmolariteden düşüktür.
( yaklaşık 280 mOsm lt )

PLAZMA OSMOLALİTESİ VE HESAPLANMASI:

•Genelde hücre zarları serbestçe suyu geçirdiklerinden extrasellüler sıvının osmolalitesi
1kg su başına yaklaşık 280 mOsmol’dür ve aşağı yukarı intrasellüler sıvınınkine eşittir.
•Bu yüzden plazma ozmolaritesi intrasellüler osmolaritenin hesaplanması İçin
en uygun ve en doğru rehberdir.
•Extrasellüler sıvı osmolalitesi damar içi bölümdeki major solütlere göre serum osmolalitesi
hesaplanarak tahmin edilebilir:
[ BUN ] [ Glukoz ]
Plazma Osmolalitesi: 2 x [ Na ] + [ K ] plazma + −−−−−− + −−−−−−
(mOsm/kg) 2,8 18
BUN: Kanda üre azotu yoğunluğu ( mg/dl ) Na: Kanda Sodyum konsantrasyonu ( mEq/lt )
Glukoz: Kanda Glikoz yoğunluğu ( mg/dl ) K: Kanda Potasyum konsantrasyonu ( mEq/lt )

Efektif(etkin) Plazma Osmolalitesi:
Vücutta üre hücrelere kolayca girdiğinden;
intrasellüler üre yoğunluğu, extrasellüler üre yoğunluğuna eşitlenir.
Bu nedenle Azotemide serum osmolalitesinin artmasına karşın
Efektif (etkin) plazma osmolalitesi değişmez
ve aşağı yukarı serum Na konsantrasyonunun 2 katına eşittir.

[ Glukoz ]
Efektif (etkin) Plazma Osmolalitesi= 2 x [ Na ] + ————–
(mOsm/kg) 18
Hiperglisemi durumunda, plazma glukozunda her 100mg/dl’lik artış,
serum Na konsantrasyonunda 1,6 mEq’lık bir azalışa neden olur.
Azotemi durumunda ise plazma Na’u değişmez.

SIVI DENGESİ BOZUKLUKLARI VE TEDAVİSİ

HİPERVOLEMİ (Aşırı Hidrasyon)
Extrasellüler sıvı volümünün artmasıyla oluşan volüm bozukluğudur.
Hipervolemi Nedenleri:
1-En önemli nedeni böbreklerden Na’un atılamamasıdır.
-Akut Glomerulonefrit
-Primer Aldosteronizm
-Cushing Sendromu
-Uygunsuz ADH Salınımı
2-Normal Starling kuvvetlerindeki değişiklikler
a)Sistemik venöz basıncın yükselmesi:
-Sağ Kalp Yetmezliği
-Konstriktif Perikardit
b)Lokal venöz basıncın yükselmesi:
- Sol Kalp Yetersizliği
- Vena Cava Obstrüksiyonu
c)Azalmış onkotik basınç:
- Nefrotik Sendrom
d)Kombine bozukluklar:
- Siroz (Hipoalbuminemi ve artan portal ven basıncı etkili)

Klinik Belirtiler:
Hafif Hipervolemi
-Efor dispnesi
-Gode bırakan ödem
-Oskültasyonda bazal raller
-Artmış kalp debisi
-Gallop ritmi
-Artmış venöz basınç, venlerde belirginleşme
Şiddetli Hipervolemi
-Taşikardi
-Hipertansiyon
-Kusma, diyare
-Oskültasyonda krepitan raller
-Pulmoner ödem ve belirgin siyanoz
-Pembe köpüklü solunum yolları sekresyonları
-Anazarka tipi ödem
-İstirahat halinde dispne
-Dezoryantasyon,konvülziyon (KİBAS’a bağlı)
-Vücut ağırlığı artışı belirgin

Labratuar:
Serum sodyumu,diğer elektrolitler ve Hematokrit değerleri düşebilir.
Genellikle vücut total sodyumu artar.
Sodyum retansiyonu hipertansiyona neden olur.

Tedavi:
Nedene yönelik tedavi yapılır.
Ek olarak uygun Diüretik ilaç tedavisine başlanır.
Su ve tuz kısıtlaması yapılır.

HİPOVOLEMİ (Dehidratasyon)
Cerrahi hastalarda en sık görülen ve dolaşımdaki etkili sıvı volümünün
azalmasıyla meydana gelen bozukluktur.
Hipovolemide sıvı kaybı sadece su kaybı değildir,
su kaybı ile birlikte extrasellüler sıvıdan elektrolitler de kaybedilmektedir.
Sebepleri:
1) Böbreklerden aşırı sıvı kaybı:
a)ADH aktivitesindeki defektle karakterize hastalıklar:
- Diabetes insipidus
b) Hipoaldosteronizm ile karakterize hastalıklar:
-Addison hastalığı (Aldosteron salgısında yetersizlik)
-Hiporeninemik hipoaldosteronizm sendromu
-İnterstisiyel böbrek hastalıkları
-Aldosteron inhibitörleri
c) Tübüler defektle karakterize durumlar:
-Renal tübüler asidoz
-Bartter sendromu (Henle kulpu çıkan kalın kolda klor emilimi bozukluğu)
-Akut tübüler nekroz (Diüretik dönem)
-Diüretik kullanımı
-Osmotik diürez

2)Böbrek Dışı sıvı kayıpları:
a) Gastrointestinal sistemdeki sıvı kayıpları:
- Kusma
- Diyare
- Fistül Drenajı
- Peritonit
- Barsak Obstrüksiyonları
b) Deriden sıvı kayıpları:
- Aşırı terleme
- Geniş Yanıklar ve Yara yüzeyleri
c) Büyük Kan Kayıpları* (En sık görülen nedendir.)
Klinik Belirtiler:
•Sepsis, GİS hastalıkları,kalp hastalıkları ve böbrek hastalıklarıyla ilgili hikaye
dikkatle değerlendirilmeli, FM’de bunlara ait bulgu varsa ortaya çıkarılmalı
•Yetersiz sıvı alımı (özellikle komadaki ve bilinci kapalı hastalarda) kusma,
diyare veya iyatrojenik kayıplar (nazogastrik emilim, ileostomi veya kolostomi)
diüretik terapisi,diabetes mellitus, böbrek veya adrenal hastalıkları gibi
öyküleri olan hastalarda hipovolemiden şüphe edilir.

•Hastada var olan açıkların karşılanabilmesi için dolaşımdaki etkili sıvı
hacmindeki azalmanın değerlendirilmesi gereklidir.
•Akut kayıplarda kardiovasküler sistem ve sinir sistemi belirtileri erken dönemde
ortaya çıkarken, doku belirtileri 24 saat sonra ortaya çıkar.
•Hipovoleminin klinik belirti ve bulguları bulunduğu evrelere göre değişiklikler
gösterir.Semptomlar bazen belirsiz olabilir yada çok belirgin olabilir.
Hipovolemi evreleri:

HAFİF HİPOVOLEMİ (Extrasellüler sıvının % 10 kaybı) (1,5 litreden az)
-İştahsızlık
-Güçsüzlük
-İdrar miktarının azalışı ve konsantrasyonunun artışı
-Halsizlik
-Apati
-Uyku hali
-Vücut ısısı hafif düşük

ORTA HİPOVOLEMİ (Extrasellüler sıvının %10-20 kaybı) (1,5-2,5 litre)
-Ortostatik hipotansiyon
-Hafif periferik vazokonstrüksiyon
-Belirgin antidiürez
-Taşikardi (yatar pozisyonda)
-Santral venöz basınç düşüklüğü
-Kollabe ven
HİPOVOLEMİK ŞOK (Extrasellüler sıvının %20 den fazla kaybı) (2,5 litreden fazla)
-Morarmış,soğuk ve nemli deri -Belirsiz kalp sesleri
-Deri turgor basıncında belirgin azalma -Atenik kaslar
-Postürden bağımsız Hipotansiyon -Azalmış tendon reflexleri
-Periferik nabız yokluğu -Distal extremitelerde anestezi
-Vücut ısısı belirgin düşük -Bulantı, kusma
-Çökmüş gözler -Susuzluk hissi
-Soğuk ekstremiteler -İdrar debisinde aşırı azalma
-Kilo kaybı -Kuru dil
-Geç cevap verme -Stupor, Koma

•Deri turgorunun azalması, kuru dil gibi fiziksel belirtiler özellikle yaşlı ve
ağzından nefes alanlarda güvenilir belirtiler değildir.
•Düşük venöz basınç saptanması ( boyundaki venlerden hesaplanabilir)
daha güvenilir bir bulgudur.
Labratuar:

-Hematokrit oranı artmıştır.
-İdrar dansitesi >1010’dan fazladır.
-İdrar Osmolaritesi > 450mOsm/kg’dan fazladır.
-BUN/ Kreatinin > 10’dan fazladır.
-Eğer böbrek işlevleri normalse ve kayıplar böbreğe bağlı nedenlere
bağlı değilse,idrarda Na yoğunluğu: < 10-15 mEq/lt’den azdır.(genellikle)
-Eğer kayıplar böbrek hastalığı veya adrenal yetmezliği sonucuysa,
idrarda Na yoğunluğu: > 220 Eq/lt’den fazladır.
-Ayrıca metabolik alkalozun varlığında, idrardaki Na yoğunluğu yüksek olabilir,
böyle bir durumda düşük idrar Cl yoğunluğu(< 10mEq/lt’den az )
Hipovolemi olduğuna işaret eder.

Tedavi:

•Hafif-orta arası hipovolemide, gastrointestinal disfonksiyonu
olmayan bilinci açık hastada arttırılan oral Na ve su alımıyla düzeltilebilir.
•Altta yatan sebebin düzeltilmesi ve diüretik ilaçlar alıyorsa
kullanımının sonlandırılması gibi basit önlemler alınır.
•Kayıp ağırsa ve hipotansiyonla birlikteyse veya oral sıvı uygulaması
mümkün değilse sıvı elektrolit tedavisi İV olarak uygulanır.

SIVI-ELEKTROLİT TEDAVİSİ İLKELERİ
•Sıvı ve elektrolit tedavisi, eksiklerin ve devam eden kayıpların
karşılanmasından ve bakım gereksinimlerinin sağlanmasından oluşur.
•Sıvının yerine konmasında kesin miktar ve hız klinik görünümüne göre
tahmin edilen volüm azlığı şiddetine bağlıdır.
•Böbrek işlevi normal olduğunda veya büyük miktarlarda anormal kayıplar
olduğunda bütün önemli kayıpların hacim ve elektrolit miktarı ölçülmeli
ve kişiye göre vücuda verilecek olan sıvıların ayarlanması gerekir.
•Büyük miktarda sıvı hızla verildiği durumlarda veya böbrek yada kalp
hastalığıteşhis edilen hastalarda, salin çözeltileri verilirken; kan basıncı,
nabız,hematokrit ve santral venöz basınç veya pulmoner kapiller kapak
basıncı gibi hacim parametreleri dikkatle takip edilmelidir!!!.
•Sıvı replasmanı parenteral infüzyonla yapılırsa, infüze edilen sıvının
dağılımını göz önünde bulundurmak önemlidir.
Bu dağılım sıvı bölümleri bariyerlerikarşısında infüze edilen solütlerin
geçirgenliğine bağlıdır.

•Dextroz içeren solüsyonlar tüm vücut bölmelerine dağılır.

•NaCl içeren solüsyonlar yaklaşık üçte ikisi interstisiyuma, kalan üçte biri
damar içi bölüme olmak üzere extrasellüler bölüme dağılır.
•Extrasellüler sıvı hacmindeki eksiklikleri karşılamak amacıyla verilen
çözeltinin tipi, MSS semptomlarının olup olmamasına ve başlangıç
plazma Na yoğunluğuna göre belirlenir.
MSS semptomlarının varlığında, %3 veya %5’lik NaCl verilir.
Ancak ağır hipernatremi olursa tuz replasmanı %0,45 NaCl gibi hipotonik
çözeltilerle yapılmalıdır.
•Sodyumun böbrekte birikimi ile kendini belli eden durumlarda böbreklerden
Na’ın atılım hızına ve extrasellüler sıvı hacim artışındaki orana göre Na alımı
önlenmelidir!!!
Ama ağır böbrek işlev bozukluğu olan hastalarda Na alımı azaltılırken
çok dikkat edilmelidir. Çünkü böbreklerden Na atılımı, Na alımını aşarsa
Üremi meydana gelebilir ve ekstrasellüler sıvı hacmi azalabilir.

•İntravenöz uygulanan kolloid içeren solüsyonlar genellikle tamamen
damar içi bölümde kalır,
ancak assit, nefrotik sendrom, erişkin respiratuar distres sendromu yada
yaygın doku travmasında bu durum olmayabilir.
•Su ihtiyacı, serum Na yoğunluğu ve bakım gereksinimlerinin değerleriyle
belirlenebilir.
Eğer böbrek işlevleri ileri derecede azalmışsa veya su metabolizması
bozulmuşsa, su alımında önemli ayarlamalar yapılmalıdır.
•Asit-baz ve potasyum metobolizması bozukluklarının olduğu durumlarda
ilaveten elektrolitlerde bir modifikasyon yapılmalıdır.

İNTRAVENÖZ SIVILAR


•Kristaloidler küçük moleküllü, kolloidler (protein veya glukoz polimerleri)
büyük moleküllü solüsyonlardır.
•Kolloidlerin büyük bir bölümü damar yatağı içinde kalır.
Kristaloidler ise tüm extrasellüler sıvı bölümüne dağılırlar.
•Kolloidler intravasküler volümün ve kalp debisinin sağlanmasında
daha etkilidir.
İntravasküler sıvı açığı büyükse kolloidlerle daha kısa sürede restore
edilebilirler.

•Kristaloid solüsyonun intravasküler yarı ömrü 20-30 dk, kolloid sıvınınki ise
3-6 saattir.

KRİSTALOİD SOLÜSYONLARI
RL (Ringer Laktat):
•Biraz hipotoniktir.
•1lt’sinde 100 mlt serbest su vardır ve Na’u azdır(130 mEq/lt).
• Büyük sıvı kayıplarının karşılanmasında en uygun fizyolojik solüsyondur.
SF (Serum Fizyolojik):
•%0,9 NaCl çözeltisidir.
•Hipokloremik metabolik asidozda ve eritrosit konsantrelerini sulandırmada
kullanılır.
•Sodyum kısıtlanan hastalarda saf su kayıplarını karşılamak için
%5’lik Dextroz kullanılır.
•Ağır semptomatik hiponatremide ise hipertonik %3 NaCl solüsyonu
uygulanır.

KOLLOİD SOLÜSYONLARI
-Kan proteinleri içeren kolloid solüsyonları,
%5’lik veya %20’lik albümin ve plazma protein (%5) fraksiyonlarıdır.
-Plazma protein fraksiyonları albüminden başka  ve  globulinleri de içerir,
nadiren hipotansif reaksiyon yapabilirler.
Bu reaksiyon allerjiktir ve prekallikrein aktivatörleri ile ilişkilidir.
-Sentetik kolloidler glukoz nişastası veya jelatindir.

Kolloidlerin Endikasyonları:
1)İntravasküler sıvı kaybı (hemorajik şok) olan hastalarda kan temin edilene kadar damar yatağını doldurabilmek için,
2)Yanık gibi büyük protein ve sıvı kaybı olan olgularda kullanılır.

ELEKTROLİT DENGESİ BOZUKLUKLARI VE TEDAVİSİ
SODYUM
Extrasellüler sıvının temel katyonudur.

•Klor ile birlikte sıvı tutulması, potasyum ile birlikte
(Na-K ATPaz pompası) sinir ve kas iletiminde önemli rol oynar.
•Normal koşullarda plazma Na+ konsantrasyonu: 136-145 mEq/lt’dir.

•Erişkin bir birey günde ortalama 3,5 gr (160 mEq) sodyum almaktadır. NaCl ince barsaklardan hızla emilir ve plazmaya geçer.
Sodyum birkaç saat içinde extrasellüler sıvı içersinde dağılır.
•Sodyum vücuttan idrar, feçes ve ter ile atılmaktadır.
İdrarla atılan Na miktarı: 40-60 mEq/lt’dir. Normal çalışan böbrekler alınan aşırı sodyumun tümünü dışarı atabilirler ve vücuda tuz alınmadığında yada böbrek dışı kayıplar arttığında vücut sodyumunu korumak için Na+ atılımını minimal düzeylere indirebilirler.

HİPERNATREMİ
•Hipernatremi, serum Na konsantrasyonunun > 145 mEq/lt’nin üzerinde olmasıdır.
•Genellikle vücut suyu artışı ile birliktedir.
•Total vücut sodyum miktarı artmıştır.
Sebepleri:
1)Saf su kaybı
-Yerine konulamamış insensible kayıplar
-Hipodipsi
-Diabetes insipidus
2)Hipotonik sıvı kaybı
-Kusma, diyare
-Loop diüretikler
-Yanıklar
-Aşırı terleme
-Nazogastrik drenaj
-Enterokutanöz fistül
-Osmotik catharctic ajanlar
-İntrinsik renal hastalık

3) Hipertonik sodyum artışı
-Hipertonik sodyum bikarbonat infüzyonu
-Hipertonik beslenme solüsyonu verilmesi
-Deniz suyu alımı
-Hipertonik NaCl infüzyonu
-Hipertonik diyaliz
-Primer hiperaldosteronizm
-Cushing’s sendromu
-Sodyum klorid’den zengin emetiklerin kullanımı
Klinik:
MSS bulguları ön plandadır. Akut Hipernatremi’de:
-Mental durum değişikliği -Beyin büzüşmesi
-Letarji -Vasküler rüptür
-İrritabilite -Serebral kanama
-Konvülziyonlar (özellikle çocuklarda) -Subaraknoid kanama
-Kas seğirmeleri -Kalıcı nörolojik hasar
-Hiperreflexi ve spastisite -Ölüm riski yüksektir.
-Bulantı
-Susuzluk hissi

Tedavi:
•Etyolojik nedenler ortadan kaldırılmalı ve tedavi edilmelidir.
Tedavide hipotonik sıvılar kullanılır.(%5 Dextroz, %0,45 NaCl)
•Sadece hipovolemi nedeniyle dolaşım yetmezliği olan hipotansif hastalara %0,9 NaCl verilir.Diğer hastalara bu solüsyon verilmemelidir!!!.
•Sıvılar tercihen oral veya nazogastrik tüple verilir.Ancak bu yollar kullanılamıyorsa İV yol kullanılır.

•Saatler içinde meydana gelen akut hipernatremide serum Na düşürme hızı 1mEq/lt saat olmalıdır.

•Hipernatremi günler içinde oluşmuş veya süresi bilinmiyorsa beyin ödeminden kaçınmak için düşürme hızı 0,5 mEq/lt/saat veya 10 mEq/lt/gün olarak belirlenmelidir.

Tedavi hedefi: * Serum sodyum konsantrasyonunu 145 mEq/lt’ ye düşürmektir

HİPONATREMİ
•Hiponatremi, en sık karşılaşılan elektrolit bozukluğudur.
•Hiponatremi, plazma Na+ konsantrasyonunun < 135 mEq/lt’nin altında olmasıdır.
Hiponatremi üç çeşittir:
1)Hipovolemik Hiponatremi: Total vücut sodyumunun total vücut suyundan daha fazla kaybedilmesi durumunda gelişir. Kusma,ishal, pankreas veya safra fistülü, aspirasyon ve drenaj nedeniyle GiS’ten; yanık ve aşırı terlemeyle ciltten; adrenal yetmezlik, aldosteron salgılanmasında azalma, diüretik verilmesi durumunda oluşur.
2)Normovolemik Hiponatremi:
Total vücut sodyumunun normal olmasına karşın total vücut suyunun artması durumunda gelişir.Uygunsuz ADH sendromu, psikojenik polidipsi, hipotroidi, glukokortikoid yetersizliği gibi durumlarda oluşur.

ponatremi:
Total vücut sodyumundaki artışa rağmen total vücut suyunun bundan daha
fazla artması durumunda meydana gelir.
Kalp yetersizliği, Siroz, Nefrotik sendrom, Böbrek yetersizliği (akut,kronik)
durumlarında oluşur.
Klinik:
Hiponatreminin klinik belirtileri temelde santral sinir sistemi ile ilgilidir.
Beyin ödeminin yol açacağı belirtiler, plazma Na+ konsantrasyonunun hızla
düşmesiyle ortaya çıkar.
-İsteksizlik
-Bulantı
-Halsizlik
-Baş dönmesi gibi hafif belirtiler yanında,
Serum Na konsantrasyonu 110 mEq/lt’nin altına düştüğünde:
-Ajitasyon,konfüzyon ve koma gelişebilir.
Nörolojik bozukluklar bazen normale döndürülemez.
Şiddetli hiponatremilerde oligürik renal yetmezlik gelişebilir.
Tedavi gecikirse renal yetmezlik irreversibl olabilir.

Tedavi:


•Tedavinin belirlenmesinde hiponatreminin gelişme süresi ve
semptomların varlığı önemlidir.
•Hastalarda su fazlalığına bağlı hiponatremi varsa, asıl tedavi su alımının
kısıtlanmasıdır.
•Hafif ve orta dereceli hiponatremilerin tedavisinde %0,9 NaCl yeterlidir.
•Ağır durumlardaki hastalarda ve fazla su verilmesinden korkulan
durumlarda %3-5 NaCl çözeltisi kullanılmalıdır.
Akut (< 48 saatten az bir sürede gelişen) semptomatik hiponatremi
•Hızla tedavi edilmezse kalıcı nörolojik hasar riski yüksektir.
•Hipotonik sıvılar veriliyorsa derhal kesilmelidir.
•Serum Na’u, semptomlar ortadan kalkana kadar saatte 1-2 mEq/lt artacak şekilde düzeltilmelidir.
•Serbest su atılımını artırmak için, ek olarak Furosemid de verilebilir.
•Tedavi boyunca sık aralıklarla (2-4 saatte bir) serum Na tayini
yapılmalıdır.

sivi-ve-elektrolit-dengesi (resimli hali)

Yazar Hakkında

Hakkında:
Kimlik kartı

2 Cevaplar - “sıvı ve elektrolit dengesi”

  1. mrb lar hocam bu ödevin kaynaklarını acil öğrenebilir miyim??

    1. kaynak ödevin içinde yok, spor fizyoloji kitaplarından biri olması lazım

Bir Cevap Yaz

kendi isteğimle kurallara uygun yazıyorum. (Lütfen yandaki kutuyu işaretleyin.)

Otomatik robotlara karşı soru.