üye ol Üye Girişi Söyle Sözünü Anasayfa Yukari Çik
Bilgi Paylaştıkça Büyür

sporda saldırganlık ve nedenleri – ödev

indir (resimli hali)

SALDIRGANLIK

Tanımı;

Saldırganlık; insanın bir başka insana ya da bir nesneye zarar vermek ya da incitmek amacıyla bir eylemde bulunması, istenilmeyen bir tutum takınması ya da isteklerini karşısındakine zorla benimsetmesidir(Ba?aran, s. 141).

Saldırganlık; kişide, saldırı davranış? göstermeye yönelik olan ve nispeten süreklilik özelliği taşıyan bir eğilimdir. (İkizler, Karagözoğlu,s.79).

Psikoloji literatüründe, saldırganlı?ın “bir kişi veya nesnenin zarar görmesi” şeklinde anlaşılması, konusunda büyük ölçüde bir birliktelik mevcuttur. Gabler (1976) sporda engellenme ve zarar verme ayrımın? yapar. (Ba?man,s.170)

Sporun, genelde, ülkeleri ve insanları yakınla?tırıc?, barı?a katkı sağlayan özelliğinden söz edilir, istisnasız tüm spor tarihi kitapları eski

Yunanda, olimpiyatlar sırasında savaşların kesildiğinden bahseder. Bununla birlikte aşağıdaki tabloya bakıldışında yıllara göre takımların yaptıkları karşılaşmalarda ölen ve yaralanan sayısının az?msanmayacak düzeyde olduğu görülmektedir.

Tablo1: Spordaki şiddet eylemlerine ilişkin örnekler

Son yıllarda ise ülkemizde stada gelen seyircilerin üzerinde yakalanan kama, bıçak, döner bıçaşı, demir sopa vb. kesici ve yaralayıc? aletlerin sayısında büyük bir artı? gözlenmektedir, Tv. de sporla ilgili gösterilen pek çok film şiddet sahneleri içermektedir. Örneğin Andrei Harpborn’un Philadeiphia Hikayesi ve R. Markowitz’ in ölümcül Mevsim isimli filmleri bunlara yalnızca iki örnektir. Bu başlamda sorulabilecek, sportif ortamda görülen bu tür saldırgan davranışların veya şiddet olaylarının nedeni nedirı Sporda saldırgan davranışlar nasıl açıklanabilirı Benzer sorulara yanıt vermeden önce saldırganlığı tanımlamak yerinde olacaktır.

ıngilizce’ deki “aggression” kelimesinin karşılığı olarak kullanılan “Saldırganlık”, Buss’ a göre “saldırının” karşılığıdır ve bir eyleme işaret etmektedir. Saldırganlık karşılığı olarak “aggressiveness” kelimesini kullanan ve bir kişilik özelliğine (treyte) işaret ettişini vurgulayan Buss, saldırgan eylemlerle birlikte bulunan öfkeyi de (anger) bir duygu olarak ele almaktadır (Akt. Cook, 1984, 146).

Saldırganlığı, tartışmaya yer vermeyecek şekilde tanımlamak güçtür. Bu nedenle saldırganlı?ın pek çok tanımı yapılmıştır. Baron ve Richardson’ a göre (1994,7) saldırganlık, canlı bir varlı?a zarar verme veya incitme amacıyla yöneltilen, canlının da böyle bir işlemden kaçındığı davranış şeklidir. Davranı?ın mutlaka fiziksel olması zorunlu değildir. Sözel veya psikolojik olarak ta zarar verme amacı güden her davranış saldırganlık olarak nitelendirilir. Dolayıs?yla spor sahalarında işittiğimiz koro veya solo küfürler saldırganlıktan başka bir şey değildir.

Periman ve Cozby’ e göre (1983, 258) saldırganlık, başkalarına zarar verme kastı taşıyan davranış iken, Gergen ve Gergen’ e göre (1986, 225) saldırganlık, dişer kişi veya kişilere acı, ölüm gibi olumsuzluklar veren davranıştır(Tiryaki, s.147-148)

Saldırganlı?ın Yönü ve Türleri

Saldırının yöneldişi kişi, ilişki içerisinde bulunulan insanlar olabileceği gibi (dışa yönelik saldırganlık), doğrudan sporcunun kendisi de olabilir.

Dışa Yönelik Saldırı

Sporda, dışa yönelik saldırının hedefi rakip oyuncular, hakem veya takım arkadağlarından birisi veya bunların birkaçı birlikte olabilir. Saldırıya yol açan öfke, hiddet ve kızgınlık duygularının kaynakları arasında, seyircilerin de aşırlıklı bir yeri vardır. Bu yüzden, seyircilere yönelik saldırganlığı da unutmamak gerekir.  Ayrıca, beden eğitimi öğretmeniyle öğrenciler de, saldırganlık gösterebilir veya saldırıya hedef olabilir.

Dışa yönelik saldırı, amaç ve hedefi arasındaki uyumluluk açısından ikiye ayrılır. Saldırganlı?ın amacıyla yöneldişi hedef aynı ise, “tepkisel saldırganlıktan” söz edilir. Sporcu, doğrudan rakibine zarar verme niyetiyle harekete geçer. Rakibi tarafından yapılan bir faul veya beklenmedik bir yenilgi, onu bu davranışa itebilir.

Spor müsabakaları sırasında daha önemli olan ve çok daha sık rastlanan saldırganlık şekli ise, “araçlı saldırganlıkla”. Buradaki temel amaç, çok iyi bir derece, elde etmek, rakibini geçmek veya yenmek, ülkesini en iyi şekilde temsil etmek, madalya kazanmak veya rekor kırmak şeklindedir. Bu üst hedefe ulaşmak için saldırganlık, bir araç olarak kullaanılır. Müsabakalarda ve zirv sporunda bu tür saldırganlık olaylarına çok sık rastlarız. “Serbest zaman sporu” ile “herkes için spor” faaliyetlerinde ise bu durum, çok ender olarak karşımıza çıkar. Bir yenilginin ardından kaybedilecek ödül veya primin maddi ve manevi değeri ne kadar yüksekse, saldırganlık da o derece çok görülür. devamı –>

Tepkisel saldırganlık da, iki gruba ayrılır. Birinci grupta, sporcuyu tahrik (provoke) eden kişiye yönelik doğrudan bir saldırganlık söz konusudur.  Yani,  saldırgan bir davranış gösterilmesine sebep olan kişiyle, saldırıya hedef olan aynıdır, ikinci grupta ise saldın, tahrik eden kişi veya kişilerin dışındakilere yönelik olarak gerçekleşir. Burada sporcu, h?rsın? bir başkasından çıkarır. Hakemin verdişi kararların hatalı olduğunu düşünen bir sporcunun, öfkeyle rakibini yaralaması veya seyirciye kızan antrenörün h?rsla sporcusunun üzerine yürümesi gibi.

Kendine Yönelik Saldırı

Kendine yönelik saldırganlı?ın en uç noktası,, intihar eylemidir. Spor faaliyetleri sırasında da, sporcuların kendilerine zarar verme amacını taşıyan birtakım davranışlar sergiledişini görmek mümkündür. Kritik bir penaltıyı kaçıran bir futbolcunun, h?rslanarak kale direğine tekme atması sonucunda yaralanması gibi.” Ayrıca, kazanılacağına kesin gözüyle bakılan bir müsabakanın, çok bariz ve beklenmeyen halalar yapılarak kaybedilmesi veya çok başarılı bir kalecinin peğ peğe hatalı goller yemesi gibi durumların temelinde, başka faktörlerin yanında sporcunun kendisine yönelik saldırganlığı ve kendisini bu şekilde cezalandırma isteği de yatabilir. Kendine yönelik saldırganlık, sporda ender olarak görülür.

Saldırganlı?ın tanımına göre, eğyalara yönelik zarar verici davranışları, saldırı eyleminin içerisinde, değerlendirmek mümkün değildir. Fakat, maçı kaybeden bir tenisçinin, raketini öfkeyle yere vurarak kırması da, saldırganlık davranışın? andırır.

Saldırganlıkla ?lgili Kuramlar

İçgüdü Kuramı

Kuramın önde gelen isimleri S.Freud ve K.Lorenz’ dir. Freud, 1920 yılından sonra yazdığı “Haz ilkesinin ötesinde” (Beyond the pleusure principle) isimli eserinde ikili içgüdü kuramı (dual instinct theory) kapsamında, saldırganlıkla ilgili görüİlerini aktarmaktadır. Freud’a göre insanoğlunda iki temel içgüdü söz konusudur. Bunlardan ilki yaşam içgüdüsü olan eros, ikincisi de ölüm içgüdüsü olan Thanatos’ dur. Nasıl ki artan seksüel enerji seksüel aktiviteyle azalıyorsa, ölüm içgüdüsüyle birlikte bulunan yık?c? enerji de saldırgan davranışlarla azalmaktadır. Bu duruma Freud Katarsis adını vermiştir. Freud’a göre içgüdünün temel fonksiyonu, gereksinmelerin yarattığı gerginlişi azaltmaktır, insanda ölüm içgüdüsünün neden olduğu yık?cılık, saldırgan eylemlerle azalmakta, saldırgan eylemde bulunduktan sonraki zaman aralı?ında ise yık?cılık yeniden oluşmaktadır. Bu nedenle insan saldırganlığı, Freud’a göre kaçınılmazdır (Freud, 1930, 198; Mummendy, 1988, 266),

Etolog K. Lorenz’e göre saldırganlık Doğu?tan getirilmektedir. Ama Lorenz’ in Freud’dan ayrıldığı nokta, saldırganlı?ın türlere hizmet eden bir fonksiyonunun bulunduşunu söylemesidir. Lorenz’ e göre, saldırganlık, hayatta kalma ve türlerin korunması şansın? artırır. Saldırganlık sayesinde türün en sağlıklı ve en güçlü liderleri seçilir, gelecek jenerasyona çok daha fazla kaynak bırakılır, türün ya?adığı sosyal ünitede hiyerarıi belirlenir, en iyiler basama?ın en üstünde yer alır. Lorenz’ e göre saldırganlık kabul edebilir ya da kabul edilemez şekilde değerlendirilebilir. Dolayıs?yla savaş, insanın, saldırganlı?ın? göstermeği için kabul edilemez bir eylemken, spor kabul edilebilir olarak görülmektedir (Lorenz, 1966) . Günümüzde de yaygın inanç, insanların sportif eylemlere katılarak ya da izleyerek saldırgan dürtülerinden değarj olma (katarsis) olanaşı bulduğu yönündedir ki bunun doğru olmadığı daha sonra anlatılacaktır.

Biyolojik Kuram

Biyolojik kuram, insan saldırganlı?ına organizmadaki bazı yapıların neden olup olmadığını araştırmaktadır. Acaba bazı hormonların saldırganlıkta rolü var mIdırı Beynin bazı bölgeleri saldırganlıktan sorumlu mudurı

Kromozomların saldırganlıkla ilgisi var mIdırı Conner’e göre hayvan deneylerinde, seks hormonlarından testosteron verilmesi saldırganlığı artırmaktadır (Akt. Gergen ve Gergen, 1986, 226). Fetus erkek olduğunda testosteron vücutta oluşmaya başlamakta, dolayıs?yla beynin oluğumunda da görev almaktadır. Bu nedenle erkeklerin kadınlardan daha saldırgan olduğu söylenmektedir. Almanya, İsviçre ve Danimarka’da cinsel şiddet suçundan mahkum olanlara, işdiş edilmeyi kabul etmeleri durumunda erken salıverilecekleri söylenmiştir. Bu öneriyi kabul eden gönüllü suçluların izlenmesi sonucunda bunların cinsellikle ilgili düşünce ve eylemlerinde bir azalmanın yanı sıra, cinsel saldırılarında da bir azalmanın olduğu belirlenmiştir (Berkowitz,1993, 392-400). Saldırganlık ve kromozomlar ilişkisi incelendişinde erkeklerdeki fazladan bir Y kromozomunun saldırgan davranışlara neden olduğu yönünde bulgular elde edilmiştir. Bununla birlikte Y kromozomu ile ilgili farklı bulguların olduğu da unutulmamalıdır. Yine beyinde hipotalamus, mesansafalon ve aroigdala’nın uyarılmasının öfke ve saldırgan davranışlara neden olduğuna ilişkin araştırmalar bulunmaktadır.

Engellenme-Saldırganlık Kuramı

Engellenme-saldırganlık kuramı -ki engellenme-saldırganlık hipotezi (frustration-aggression hypothesis) olarak isimlendirilir. 1939 yılında Yale grubu olarak isimlendirilen Dollard, Doob, Miller, Mowrer ve Sears tarafından geliştirilmiştir. Bu psikologlara göre engellenme (frustration) amaç veya hedefe ulaşmanın bloke edilmesi, durdurulmasıdır. Sporda, örneğin voleybolda smaçörün smaç girişimi blokla, futbolda santraforun gol girişimi savunma oyuncularıyla, boksta rakibin atmaya çalıştığı yumruklar vücut hareketiyle ya da alinan uygun guardia engellenmeye çalışılır. Kurama göre bu engellenmeler arttıkça saldırgan dürtüler de artar ve artan bu saldırgan dürtü açık saldırgan davranışa neden olur. Örneğin futbolda savunma oyuncusunu geçemeyen santrafor, savunma oyuncusuna bilerek tekme ve dirsek atabilir ya da dünya aşır siklet boks Şampiyonası unvan maçında olduğu gibi M.Tyson’ın, rakibi E-Hoolyfield’ın kulaşın? ?sırarak parçalaması gibi açık saldırgan bir davranış görülebilir. Yani kurama göre engellenme, daima herhangi bir şekilde saldırganlı?a yol açar ve saldırganlık daima bir engellenmenin sonucudur.

Yale grubunun bu görüşü daha sonra Miller ve arkadağları tarafından eleğtirilmiştir. şunlara göre engellenme, her zaman saldırgan davranışa neden olmamaktadır. Eğer engelleyen güçlü bir kişiyse, bu kişiye karşı saldırgan davranışta bulunulmayabilir, başka bir davranışta bulunabilir veya saldırganlık bastırabilir. Bu görü? Berkowitz tarafından engellenme saldırganlık kuramının yemden ele alınmasına neden olmuş ve Berkowitz’ in kuramı aşağıda ani atılmıştır.

?pucu-Uyarılmışlık Kuramı

Berkovvitz’ e göre engellenme, öfke (anger) olarak isimlendirilen duygusal uyarılmışlı?ın  artmasına neden olur. Ama öfkeli olma hemen saldırganlı?a neden olmaz. Çünkü engellenen kişi eğer hemen saldırgan davranışta bulunacak olursa cezalandırılaca?ın? düşünebilir ve çevresel koşullar uygun olana kadar saldırgan davranışta bulunmaz. Ortam uygun olduğunda saldırgan davranış? gösterir (Berkowitz, 1993, 43-44). A?aşıda Berkowitz’ in görüşünün şekille ifadesi verilmiştir.

şekil 39. Engellenme-saldırganlık kuramının yeniden ele alın???

Spor ortamında Berkowitz’in yaklaşımına uygun örnekler çoktur. Örneğin basketbolda topsuz alanda yapılan fauller, futbolda hakemin görü? alanı dışında atılan dirsekler, tekmeler, küfürleğmeler gibi.

Sosyal öğrenme Kuramı

Saldırganlı?ın sosyal öğrenme kuramı (social learning theory), Albert Bandura tarafından geliştirilmiştir. Bandura’ ya göre (1973) saldırganlık Doğu?tan gelen veya içgüdüsel bir özellik olmayıp, edimsel koşullama ve gözlemsel öğrenmeyle öğrenilen bir özelliktir. Bilindişi gibi edimsel koşullamada istenilen davranımlar pekiştirilmekte, istenmeyen davranımlar pekiştirilmemektedir. Pekiştirilen davranımların ortaya çıkma (görülme) sıklığı artarken, pekiştirilmeyen davranımların ortaya çıkma sıklığı azalmaktadır. Terry ve Jackson’a (1985) göre spordaki pekiştirmeler üç grupta toplanmaktadır. Bunlardan ilki koçlar, sporcunun takım arkadağları ve ailelerden oluşan referans grupları, ikincisi sporun yapısı ve kuralları uygulamadan sorumlu kişiler ve hakemler, üçüncüsü de taraftarlar, medya, mahkemeler ve genelde toplumdur.

Spor ortamında sık görülen Şu iki örneğe bakalım. Bir futbol maçında takımlardan birisi 1-0 öndedir ve maçın da son dakikaları oynanmaktadır. Yenik durumdaki takımın forvet oyuncusu aldığı bir pasla rakip kaleye yönelir. Önünde yalnızca kaleci kalmıştır ve ceza na girmek üzeredir. Tam bu sırada ayaklarına arkadan müthiş bir darbe yer ve acılar içinde yere düşer. Savunma oyuncusu tek çare olarak forvet oyuncusuna bilerek çelme takmayı görmüştür. Oyun durur. Hakem, serbest atışa karar verir, atış kullanılır, başarısız olur ve takım maçı 1-0 kazanarak Şampiyon olur veya ligde kalır. Benzer şekilde bir hentbol maçında, maçın bitmesine 20 saniye kala rakip pivot sİçrayarak atış kullanacakken, savunma oyuncusu pivotun atış kolunu tuttuŞu gibi yere indirir. Hakem savunma oyuncusuna 2 dakika oyundan atılma cezası verir. Kalan sürede rakip gol atamaz ve oyundan atılan oyuncunun takımı maçı kazanır. Her iki örnekte de bilerek faul yapan oyunculara soyunma odasında ne olduğunu düşünelim. Büyük olasılıkla başta koçlar olmak üzere takım arkadağları bu sporcuların sırtın? ok?ayacak, tebrik edeceklerdir. Bir başka değişle bu davranış? onaylayacaklar yani pekiştireceklerdir. Bazı koçlar kamuoyu önünde açıklamamalarına karşın, kapalı kapılar ardında rakibin özellikle belli sporcularına karşı sert oynanmasın? istedişi bir gerçektir. Bu durum başta A.B.D. olmak üzere birçok ülkede değifre edilebildişi zaman koçların lisanslarının iptal edilmesi gibi büyük yaptırımlar getirebilmekte, bilerek yapılan fauller sonucu ciddi sakatlıklar geçiren sporcular, büyük miktarlarda tazminat alabilmektedirler. Örneğin 1979 yılında Houston Rocket basketbol takımından Rudy Tomjanovvich, kemişini kırdığı Kermit Washingfcon’a 3,3 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum edilmiştir. 1997 Aralık ayında, NBA lig komisyonu, koç P.J.Carlesimo’ ya saldırıda bulunan Latrell Sprewell’ e, bir yıl NBA’ den men cezası vermiş, ayrıca Sprevvell’ in convers ayakkabı firmasıyla 32 milyon dolara yaptığı reklam anla?ması da iptal edilmiştir.

Rakip forvete karşı sert oynayan bir savunma oyuncusunun amacı, kendisi için tehdit edici durumu (sporcuyu) kontrol altına almak olabilir. Ama bu amaçla yapılan davranışlar bir anlamda saldırganlı?ın taktik amaçlı kullanılmasıdır ki bu taktik Şurup gittişi sürece sporda saldırganlık hep pekişecek demektir.

Russell ve Russell’a göre (1984) sportif ortamda verilen cezalar (sarı kart, kırmızı kart, serbest vuru?ların sayısı vb.) saldırganlı?ın ölçülmesinde kullanılabilir.

Sporda normal olarak kabul edilen bu davranışların, günlük yaşamda kabul edilmesi imkansızdır. Eğer siz, bir tek yolcu arayan bir minibüse binmek için önünüzde koşan birisine çelme takip, düşürdükten sonra, onun yerine minibüse binmeye kalkarsanız ba?ınız yasalarla ciddi şekilde derde girer. Halbuki benzer davranımın spordaki yaptırımı nedirı Hemen hemen hiç. İşte günlük yaşamda onaylanmayan, kabul edilmeyen saldırgan davranışların sporda kabul edilmesi, onaylanmasına psikologlar “oyunun mantığı” ya da “parantez içine alınmış ahlaklılık” demektedirler. Feigley’ e göre spordaki saldırganlar, kendi davranışlarına pek çok ahlaki neden bulmaktadırlar (Feigley, 1983).

Oyunun mantığı bizi, yukarıda anlatılan sporla ilgili, ikinci grup pekiştirmelere, yani sporun yapısı ve kuralları uygulamadan sorumlu kişilere ve hakemlere götürecektir. Bölüme giriş yapılırken gerçek yaşamdan alınmış bir filmden söz edilmekteydi. Film 20 Ekim 1991 Pazar günü saat lO.30′da TRT l’ de oynadı ve Ölümcül Mevsim (Deadliest Season) adını taşımaktaydı. Filmde Jerry Miller isimli bir buz hokeycisi, hokey sopasıyla rakibinin karnına vurur ve rakibi iç kanamadan ölür. Miller, cinayet suçundan yarg?lanır ve suçlu bulunur. Ama Miller’ in rakibine vurması için kendince haklı nedenleri vardır. Mahkemede kulüp yöneticisinin şöyle bir sözünü aktarır “onlara-seyircilere-istediklerini ver. Onlar sert oyun istiyorlar” dedi der ve Miller şöyle devam eder “sert oynamaya başladım… Rakibime saldırırını, alt ederim ve bir daha da bana ilişmezler… En yüksek ceza puanına sahip olduğum için kulüp tarafından ödüllendirildim”. Bu örnekten de görüldüşü gibi spordaki kurallar saldırganlığı Önlemek için yeterli olmamaktadır. Özellikle hakemlerin “oyunu devam ettirmek” için sertliklere göz yumması daha büyük saldırgan davranışlara davetiye çıkartmaktan başka hiçbir işe varamamaktadır. Terry ve Jackson’ a göre (1985) bu durum sosyal değişim kuramı (Social exchange theory) ile açıklanabilir. Bu kuram, her bireyin herhangi bir etkileşimdeki avantajları ve dezavantajları hesaplayabildikleri varsayımına dayanır. Kişi, doğal olarak olabildişince kapanmak, olabildişince az kaybetmek isteyecektir. Dişer bir ifade ile sporcu, kuralları çiınemekle karşılaşacaşı potansiyel yararlara karşı, kuralları çiınemekle karşılaşacaşı potansiyel cezaları hesaplayacaktır. Eğer potansiyel yarar, potansiyel cezadan aşır basacak olursa, saldırgan davranış pekişecektir. Yani gole giden rakibine bilerek tekme atan oyuncunun cezası oyundan atılmak ve bir maç ceza almak olursa, dişer taraftan da takımı ruhuna bağlı bir galibiyetten ötürü futbolcularına prim veriyorsa bu davranış pekiştirilmiş demektir.

Sosyal öğrenme kuramındaki üçüncü grup pekiştirmeler medya, taraftar ve genelde toplumdur. Medya ve saldırganlıkla ilgili literatürde pek

Benzer şekilde şiddet içeren video oyunlarını oynayan çocukların daha saldırgan davranışlar gösterdişi belirtilmektedir (Graybill ve Ark. 1985). Burada yine Bandura’ nın kuramına göre model alma ve taklitçi davranış saldırganlı?ın nedenini açıklamaktadır. TV de yaptığı sporun en iyisini veya iyilerim izleyen sporcu, onun davranışlarını taklit edebilir. Bu davranışlar saldırgan davranışlar da olabilir. O nedenle Rasim Adasal’ ın deyişiyle “yeryüzü tanrıları” arasında gösterilen sporcular, kendilerini izleyen genç sporcuların olduğunu unutmamalı, onlara iyi birer model olmalıdırlar. Aksi takdirde TV basında futbol maçın? izleyen bir genç, tuttuŞu takımın savunma oyuncusu, rakibin en tehlikeli forvet oyuncusunu sakatlayarak oyun dığı bıraktı?ın? görür ve tuttuŞu takım da maçı kazanırsa, sonuçta kazanmak için rakibin en iyi oyuncusunu sakatlamak gerektişi ile ilgili bir düşünce geliştirmesine neden olabilir.

Özetle, sosyal öğrenme kuramında kişiyi saldırgan olmaya iten güçlerin içsel olmaktan çok dıİsal olduğu görüşü hakimdir. Çevre ile kişi arasında iki yönlü bir etkileşim vardır. Hem çevre faktörleri davranış? şekillendirip etkiler, hem de çevre bireyin davranışlarıyla etkilenir. A?aşıda sportif yarı?malar sırasında seyircinin etkisini anlatırken konu daha iyi anlaşılabilecektir.

Seyirci şiddeti ve Spor

Genellikle koçlar, taraftarlarının hem kendi nda hem de rakip sahada oynayacaşı maçlara gelmelerini isterler; özellikle de kendi nda oynayacaşı maçlara. Yine bazı koçlar, seyirciyi futbolda 12., voleybolda 7., basketbolda 6. sporcu olarak görür. Bununla birlikte tribünlerde başlayan bazı olayların sahaya yans?dığı da bir gerçektir. Bunun tersi de doğrudur. Yani sahadaki olaylar tribünlerdeki olayların başlatıcısı olabilmektedir.

Seyirci sayısı ile saldırganlık arasındaki ilişkiyi gösteren çok az çalışma bulunmakla birlikte, seyirci sayısının sahadaki oyuncuların işlevlerini ne derecede etkiledişi ile ilgili çalışmalar daha çoktur. Örneğin “Russell (1993) bir çalışmasında seyirci büyüklüğünün, misafir takımın saldırganlığıyla negatif ilişkili olduğunu gösterirken, önceki çalışmasında (Russell ve Drewry, 1976} seyirci büyüklüğü ile sporcu saldırganlığı arasında pozitif olarak artan curvilinear bir ilişki olduğunu belirlemiştir. Burada seyircinin büyüklüğünden çok seyircinin tutumu önemli olmaktadır. Eğer seyirci sürekli olarak tezahürat yapıp destekleyen seyirci ise, bu ev sahibi takımın, örneğin futbolda top çalma, kafa toplarında hakimiyet, uzun pasları kontrol edebilme gibi fonksiyonlarını kolaylaştırırken, rakip takımınkini güçleğtirmektedir. Psikolojideki karşılığı ile fonksiyonel atılgan davranışlar (functional assertive behavior) ev sahibi için artarken, rakip için azalmaktadır (disfunctional assertive behavior). Ayrıca tezahüratın fazla olması, yüksek desibelli ses anlamına da gelir ki, bunun da saldırgan davranımları kolaylaştırdığı belirtilmektedir(Wann, 1997, 271).

Hemen hemen bütün spor psikolojisi ve spora yer veren sosyal psikoloji kitapları, maç izlemeye gelen seyircilerin saldırgan davranımlarının;maçtan sonra azalmadığı, aksine arttı?ından söz etmektedir. Bir başka ifade ile spor, saldırgan dürtülerin boşalımına olanak vermemektedir. Yani: sporla katarsis sağlanmamaktadır. Bu görü? elbette saldırgan ipuçları taşıyan futbol, hentbol, güreğ, boks, amerikan futbolu, buz hokeyi gibi sporlar için doğrudur. Zaten saldırgan ipuçları taşımayan yüzme, cimnastik, artistik buz pateni gibi sporların izlenmesi sırasında şiddetle ilgili olaylara rastlanmamaktadır.

Küçük bir ayrıntıymış gibi görünmekle birlikte takımların giydikleri forma renkleri izleyenler tarafından saldırgan bir ipucu olarak alg?lanabilmektedir. Buna ilişkin yapılan çalışmalarda, siyah renk forma taşıyan takımlara hakemlerin daha fazla ceza verdikleri, forma renklerini değiştirdiklerinde ise bu takımların almış olduğu cezaların azaldığı görülmüştür (Smith ve Mackie, 1995, 542; Wann. 1997, 266). Yine seyircilerin de siyah forma giyen takımlara karşı daha olumsuz davranımlar gösterdişi belirtilmektedir.

Gergen ve Gergen (1986, 248-249), seyirci şiddetini açıklarken batı kültüründe haksızlı?ın cezalandırılmasının bir norm olduğunu, bu norma dayalı olarak ta seyircilerin şiddete ba?vurduklarını ifade etmektedir. Yazarlar 1964 yılındaki Peru-Arjantin maçındaki olayları örnek göstererek, Peru’nun maçı berabere bitirmek için oyunu yavağlatmaları Arjantin’li; seyircilerin bir haksızlık olarak gördüklerini ve bunun için de sahaya indiklerini belirtmektedir. Yine seyircilerin sosyo-ekonomik ve kültürel özelliklerini incelediklerinde, olay çıkaran seyircilerin daha genç ya?ta oldukları ve toplumun daha alt gelir düzeyinden gelen gençler olduğunu söylemektedirler. Seyirci saldırganlı?ın? artıran nedenlerden bir dişeri de, saha içerisindeki sporcuların birbirleriyle itişip-kakı?maları, aşız dala?ında bulunmalarıdır. Bu tür davranımlar tribünlerdeki saldırganlığı tetikleyen önemli faktörlerden birisidir. Eğer bazı seyirciler alkollü iseler durum daha da vahimleğmektedir. Claude Steele, alkolle birlikte gelen sarhoğluşun, bir tür miyoplu?a neden olduğunu söylemektedir (Akt. Berkowitz, 1993,404). Bu miyopluk kişinin alması ve bütünlemesi gereken bilgiyi sınırlamakta, kişinin var olan bilgiden özet bir anlam çıkarma yeteneğini azaltmaktadır. Anlam çıkaramayan alkollü seyirciler de olayı şiddete dönüştürmektedirler.

Sporda Saldırgan Davranı?lar Ne Zaman Ortaya Ç?kmaktadırı

Spor ortamında sporcuların sergiledişi saldırgan davranışların nedenleri çeşitli olmakla birlikte bunlar 5 temel başlık altında toplanabilir :

1. Sporcu veya takımı kaybediyorsa

2. Hakem veya hakemlerin kötü bir müsabaka yönettikleriyle ilgili

bir alg?ları varsa

3. ?aşırmışlarsa

4. Herhangi bir fiziksel temas ya da sakatlanma sonucu fiziksel olarak acı çekiyorlarsa

5.Sporcu kapasitesinin altında oynuyorsa daha saldırgan olmaktadır (Weinbergve Gould, 1995, 476).

Bunun dışında yarı?maya ilişkin çeşitli koşullar saldırganlı?ın az veya çok olmasına neden olabilmektedir. Bunlar:

1. Is?: Isının daha fazla olduğu saatlerde yapılan karşılaşmalarda

saldırgan davranışlar artmaktadır.

2. Oyundaki skor: iki takım arasındaki skor farkı fazla olduğunda

saldırganlık ta en üst noktada olmaktadır. Skor, birbirine yakın olduğunda saldırganlık ta en alt düzeyde kalmaktadır.

3. Kendi nda veya rakip sahada oynama: Rakip sahada oynayan takımlar, ev sahibi takımlara göre daha saldırgan oyun sergilemektedirler.

4. Karı?la?manın sonucu: Karı?la?ma sonunda, kaybeden takımlar kazanan takımlara göre daha fazla saldırgan davranışlar sergilemektedirler.

5. Ligdeki puan durumu: Ligde, puan açısından daha alt sırada yer alan takımlar, daha üst sıradaki takımlarla oynarken saldırgan davranımlara daha eğilimli olmaktadırlar,

6. Karı?la?manın evreleri: Karı?la?manın ilk yansında görülen saldırgan davranışlar daha az iken, karşılaşmanın ikinci yarısında saldırgan davranışlar artmaktadır. Kaybeden takım, oyunun ortalarında daha saldırgan iken, kazanan takım, oyunun sonlarında daha saldırgan davranışlar göstermektedir (Cox,1998.287).

Sporda Saldırganlı?ın Azaltılması

Sporda saldırganlığı azaltmak için şunlar önerilmektedir :

1. Koçlar, genç sporcuları saldırgan olmayan modelleri göstererek eğitmelidirler.

2. Sporcularını saldırgan davranışlara yönelten veya onları bu davranışlarından dolayı ödüllendiren koçların lisansları iptal edilmelidir.

3. Kuralların dı?ına çıkarak saldırgan davranışta bulunan sporcular cezalandırılmalıdır. Ma?dura, ceza yasalarının uygulanmasına olanak tanıyan haklar verilmelidir.

4. Basın veya Tv’ nin neden olduğu kopya saldırganlıkları azaltmak

için, bu tür olaylar ekranlarda veya gazetelerde tekrar tekrar gündeme getirmemeli, şiddetin olumsuz yönü, eğitim amaçlı olarak kullanmalıdır.

5. Kulüp yöneticileri ve koçlar, karşılaşma öncesi karşı tarafa olumsuz mesajlar gönderen davranışlardan kaçınmalı, ezeli rekabet içerisinde olduğu söylenen takımlar arasında ilişki artırılmalı ve desteklenmelidir.

6. Stat veya salonlar etrafında alkollü içeceklerin satış? sınırlandırılmalı, alkollü seyirciler stat veya salonlara alınmamalıdır.

7. Stat veya salonlarda saldırgan davranışlarda bulunanlar hemen ortamdan uzaklaştırılmalıdır.

8. Takımların veya sporcuların haksız olduğuna inandıkları kararlara itiraz edebilecekleri özel kurallar getirilmelidir.

9. Stadyuma geliş ve gidişlerde trafişin rahatlatılması, stada giriş ve yerini bulmada kolaylıklar, saldırgan davranışların azaltılmasında önemli olabilmektedir.

10. Sportif karşılaşmaların, ailece izlenebilmesine olanak tanıyacak kolaylıklar sağlanmalıdır

11. Fair-play gibi normlar bir jenerasyondan dişerine sosyalizasyon yoluyla aktarılmalıdır (Cox, 1998, 288 ; Wann, 1997, 274, Gergenve Gergen, 1986, 249,Bakker ve Ark. 1990,122).

Yukarıda dile getirilen önerilerden sonra, Uluslararası Spor Psikolojisi Birlişi (ISSP), spor psikologlarının, spordaki şiddet ve saldırgan davranışlarla ilgili yaptıkları araştırmalardan sonra, aşağıdaki dokuz öneriyi sunmaktadır.

1. Yönetim, ceza ile ilgili yaptırımları yeniden düzenlemelidir. Böylece, kural ihlali sonucu verilecek cezalar, potansiyel pekiştirmeyi sağlamak yerine, daha büyük ceza yaptırımlarını sağlayacak değerde olacaktır.

2. Yönetim, takımlara uygun koçluk yapılmasın? sağlamalıdır, özellikle de gençler düzeyinde. Gençlerin sportif eğitimi sırasında fair-play üzerinde önemle durulmalıdır.

3. Yönetim, sportif karşılaşmalar sırasında alkollü içeceklerin kullanımın? yasaklamalıdır.

4. Yönetim, spor tesislerinin, izleyicilerin yeme ve rahatça girip çıkabilme gereksinmelerini karşıladışından emin olmalıdır.

5. Medya, sporda ortaya çıkabilecek saldırgan olaylara dikkat çekmek yerine, bu olayları uygun bir şekilde yalıtmalıdır.

6. Medya, spordaki şiddet ve dü?manlık içeren saldırganlığı azaltmak için, sporcuların, koçların, yöneticilerin, hakemlerin ve seyircilerin katılımın? sağlayarak bir kampanya yürütmelidir.

7. Koçlar, yöneticiler, sporcular, medya mensupları ve spordaki otorite figürü olan kişiler, saldırganlı?ın niçin ortaya çıktığı, zararları, nasıl kontrol edilebileceği konularını anlayabilmeleri için, saldırganlık ve şiddette ilgili workshoplara katılmalıdırlar.

8. Koçlar, yöneticiler, hakemler ve medya: toplum tarafından beğenilen ve istenilen davranışları gösteren sporcuları teğvik edip desteklemeli, dü?manca davrananları ela cezalandırmalıdır.

9. Sporcular, saldırganlıkla ilgili davranımları azaltmaya yardımc? olarak programlara alınmalıdırlar. Kuralların katılığı, daha sert cezalar ve pekiştirme örüntülerinin değiştirilmesi spordaki saldırganlı?ın ketlenmesinin yalnızca bir bölümüdür. Sonuçta, sporcu kendi davranışının sorumluluşunu üstlenmelidir (Alvies,1999).

KAYNAKLAR

BAUMAN, Sigurdi “Uygulamalı Spor Psikolojisi”, Alfa Yayım Daşıtım, İstanbul, 1994, s.170.

BA?ARAN, Ethem, “E?itim Psikolojisi”, Tıpkı Basım, Ankara, 1998, s. 141

?K?ZLER, Can, KARAGÖZO?LU Cengiz, “Sporda Ba?arının Psikolojisi”, Alfa Basım Yayım Daşıtım, İstanbul, 1997, s.79,81, 82,83.

T?RYAK?, ?efik, “Spor Psikolojisi” Eylül Basımevi, Ankar, 12000, s. 147,162.

Yazar Hakkında

Hakkında: sonsuzluğun huzurunda bir an
Kimlik kartı

Bir Cevap Yaz

kendi isteğimle kurallara uygun yazıyorum. (Lütfen yandaki kutuyu işaretleyin.)

Otomatik robotlara karşı soru.