Türkiye Halk KurtuluÅŸ Ordusu – THKO
YorumlarYazar BilgisiBenzer Yazılar
1968-9 yılı gençlik hareketi içinden gelen kadroları ile THKO’nun oluÅŸumunda, Ankara’da Roemer’in arabasının yakılmasına karışan devrimci ODTÜ öğrencilerinin kaçaklık ve hapishane süreçleri içinde mücadelenin yasadışı cephesi ile tanışmaları önemli bir unsur olmuÅŸtur. TİP ve Mihri Belli önderliÄŸindeki Milli Demokratik Devrim (MDD) pratiÄŸinin iflası, kitlelerdeki devrimci potansiyeli kullanma amacı ile gençlik arasında özgün hareketlenmelere yol açmaktaydı. Bu gruptaki Yusuf Arslan, Sinan Sönmez ve Hüseyin İnan THKO’nun kurucuları arasındaydı. 1969 yılındaki Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) kurultayında, aynı eyleme katılan diÄŸer üç gençlik lideri UlaÅŸ Bardakçı, İrfan Uçar ve Münir Aktolga, devrimci proleter partisi oluÅŸumunu birincil hedef olarak saptayıp, ayrı bir grup oluÅŸturarak Türkiye Halk KurtuluÅŸ Parti-Cephesi (THKP-C)’nin zeminini oluÅŸturma sürecine girdiler. Hüseyin İnan ve arkadaÅŸları ise, Küba deneyimi ışığında “ordunun partiden deÄŸil, partinin ordudan doÄŸacağı” belirlemesiyle, silahlı mücadele örgütleme hazırlıklarına baÅŸladılar. Bu hedef doÄŸrultusunda Filistin’de eÄŸitim gören Hüseyin İnan, Tuncer Sümer, Teoman Ermete, İbrahim Seven, Atila Keskin, Ercan Enç, ve Müfit ÖzdeÅŸ 1970 baharında geri dönüş yolunda, Diyarbakır’da yakalanarak tutuklanırken, dışarıda kalan Mustafa Yalçıner, Ahmet ErdoÄŸan, Yusuf Arslan ve Gülay ÖzdeÅŸ ODTÜ içinde eleman kazanmayı sürdürdüler.
THKO’NUN KURULUS BILDIRISI (1971)
Türkiye Halk Kurtulus Ordusu’nun Sesidir:
1. Türkiye Halk Kurtulus Ordusu halkımızın bagımsızlıgının silahlı mücadele ile kazanılacagına ve bu yolun tek yol olduguna inanır.
2. Türkiye Halk Kurtulus Ordusu bütün yurtseverleri bu kutsal mücadele saflarına çagırır ve hainlere karsı giristigi kavgada son savasçısına kadar devam edecegini bildirir.
3. Amacımız Amerika’yı ve tüm yabancı düsmanları temizleyerek, hainleri yok etmek ve düsmandan temizlenmis tam bagımsız Türkiye’yi kurmaktır.
4. Türkiye Halk Kurtulus Ordusu ezilen halkımızın öncü gücüdür, halkımızın kurtulusu dısında hiçbir harekete girismez.
5. Halkımıza sunu duyuruyoruz. Düsmanın zenginligine, sayısına, imkanlarına ve dehsetine aldanmayınız. Düsmana boyun egmeyiniz, haklarımızı zorla alacagız, çünkü onlar her seyi bizden zorla alıyorlar.
Bütün Yurtseverler: serefsiz yasamaktansa serefle ölmek, yalvarmak yerine zora basvurmak, baskasına degil kendine ve kendin gibi olanlara güvenmek, nerede ve nasıl olursa olsun hainlere boyun egmemek parolamızdır.
Devrimciler: Barısçıl sartlar içinde mücadele metodlarını bırakınız. Halk kitlelerini kurtulusa götürecek olacak olan siddet politikasını temel alan silahlı mücadeleye THK Ordusu’nun saflarında katılınız. Ulusal kurtulus savasının haklı bayragını emperyalizmin saldırgan politikasına karsı hep beraber dalgalandıralım.
Isçiler, Köylüler: Hainler sürüsünün jandarması ve polisi her gün yeni katliamlar hazırlamaya devam ediyor. Dogu’da Komando saldırılarında, 16 Haziran’da, Bossa’da ve daha birçok yerlerde, kursunlanan ve iskence edilen kardeslerimizin intikamını henüz alamadık. Alınterimize el koyan hainler sürüsüne karsı isyan bayragını hep birlikte açalım.
Ögretmenler, Küçük Memurlar: Bir kuru ekmek parasını zorla veren, hesabına gelmeyince diyar diyar sürgün çocugu yapan ve sizleri elinin altında bir usak gibi kullanmak isteyen bu satılmıslardan aman dilemeyiniz. Ezilenlerin tek kurtulus yolu ezenlere karsı giristikleri kutsal isyandır.
Daha simdiden polisinden, Devlet Baskanına kadar hiç birisi evinde rahat uyuyamaz, çogu ise evine rahat gidemez olmustur. Onlar yarın ne olacağını çok iyi biliyorlar ve bugün bir avuç savasçısı olan Türkiye Halk Kurtulus Ordusu’nun, yarın binler ve milyonlar oldugu zaman ne yapacaklarını düsünüyorlar. Tekrar ediyoruz: Düsmanın sayısına, zenginligine, dehsetine ve imkanlarına aldırmayınız. Onun elindeki silah ve imkanlarına aldırmayınız. Onun elindeki silah ve imkanları aldıgımız zaman, bizi durduracak hiç bir güç kalmayacaktır. Kendimize ve kendimiz gibilere olan güvensizligi yok edelim. sunu iyi bilelim ki, halkın, yani bizlerin gücü karsısında hiç bir kuvvet dayanmaya muktedir degildir. Bu serefli kavgada, kutsal görevimizi alalım. Yarının Türkiye’si bize cennet, düsmana zindan olacaktır. Türkiye Halk Kurtulus Ordusu, bu mücadeleye en son neferine kadar ve kanının son damlasına kadar devam edecegini bildirir
1970 yazında Bursa cezaevinden çıkan Deniz GezmiÅŸ, aynı sıralarda serbest bırakılan Hüseyin İnan ve arkadaÅŸları ile iliÅŸkiye geçerek, ODTÜ’de faaliyetlerini organize etmeye baÅŸladılar. Bu süreçte, Müfit ÖzdeÅŸ ve Ercan Enç gruptan koparak Proleter Devrimci Aydınlık (PDA)’a katılırken; İbrahim Seven de SBKP yanlısı bir tutum takınarak, Sosyalist dergisi etrafında toplanan Kıvılcımlı yanlılarına katıldı.
1971 kışında, Malatya AkçadaÄŸ’da devrimci köylü hareketleri oluÅŸumu içinde bulunan Teslim Töre, Hacı Tonak, Mustafa Yalçıner, Metin Güngörmüş, Kadir Manga, Alpaslan ÖzdoÄŸan ile iliÅŸkiye geçen grup, yapılan iÅŸbölümü sonucu bu kadro önderliÄŸi altında kır gerillası oluÅŸumu sürecini baÅŸlatırken; Ankara’daki diÄŸer kadrolar ise silahlı mücadele için ÅŸehir gerillası yapılanmasını örgütlediler.
THKO 1971 kışında İş Bankası Emek ÅŸubesini soyarak harekete geçti; kısa sürede birçok eylem gerçekleÅŸtiren THKO, nihayet 4 Mart 1971′de 4 amerikan askerini kaçırarak THKO bildirisiyle kuruluÅŸunu ilan etti. ODTÜ yurtlarının çatışmalar sonucu kapatılmasının ardından, ÅŸehir kadroları kırsal üst noktalarına gitmek üzere ayrıldılar. Ancak Deniz GezmiÅŸ ve Yusuf Arslan 16 Mart’ta Sivas’ta; Hüseyin İnan ve Mehmet NakiboÄŸlu ise 21 Mart’ta Kayseri’de yakalandılar. Böylece, THKO kıra geçmeyi baÅŸaran Sinan Cemgil komutasında kırsal faaliyetlerini, ve İstanbul’da kalan Cihan Alptekin komutasında ÅŸehir faaliyetlerini yeniden organize etmek zorunda kaldı. 31 Mayıs günü Malatya Kürecik ABD radar üssünü basmak üzere yola çıkan gruptan, çıkan çatışmada, Sinan Cemgil, Alpaslan ÖzdoÄŸan ve Kadir Manga vurularak öldürüldü (Nurhak Katliamı), diÄŸerlerinin büyük kısmı ise yakalandı.
THKO’nun İstanbul kolu ise mali kaynak saÄŸlama amacı ile eylemlerini sürdürdü. Bu gruptan, Ömer Ayna Unkapanı soygununda yakalanırken, İbrahim ÖztaÅŸ İzmir’de polis tarafından öldürüldü. PeÅŸisıra, Cihan Alptekin, Tayfun Cinemre, Osman Bahadır, Oktay Kaynak, Zerruk VakıfahmedoÄŸlu yakalanınca, THKO’nun eylem ve faaliyetleri dışarıda kalan Nahit Tören ve Fevzi Bal aracılığı ile sürdürüldü. Kasım ayı içinde Cihan Alptekin ve Ömer Ayna’nın ve ardından Kartal Askeri Cezaevi’nden THKP-C liderleri Mahir Çayan, UlaÅŸ Bardakçı ve Ziya Yılmaz’ın kaçması iliÅŸkileri yeniden hareketlendirdi.
THKP-C ile beraber alınan ortak eylem kararı doÄŸrultusunda Ünye’deki ABD radar üssünü basan Mahir Çayan ve Cihan Alptekin 30 Mart 1972′de Kızıldere’de, Sinan Cemgil Nurhak’ta öldürülürken; Deniz GezmiÅŸ, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan 6 Mayıs 1972′de idam edildiler. Böylece, kurucu ve lider kadrosunu oluÅŸturan kiÅŸilerin çoÄŸunu kaybeden THKO, bir süre daha Teslim Töre’nin Filistin’e geçerek, daÄŸdaki unsurlarını biraraya getirmesi ile varlığını sürdürdü.
1974 genel affını takiben serbest kalan kadrolar, THKO-Geçici Merkez Komitesi’ni kurarak, örgütlenme, ideolojik-teorik görüş üretme faaliyetlerini çıkarılan YoldaÅŸ dergisi çevresinde sürdürdü. Bu süreçte ortaya çıkan ideolojik farklılaÅŸma sonucu, farklı iki dünya görüşünü savunan taraflar, 1976 yılı baÅŸlarında yapılan toplantıda karşılıklı ÅŸiddet kullanmama temelinde bir protokol ile resmi bölünmeyi gerçekleÅŸtirdiler. Böylece, Mustafa Yalçıner, Metin Güngörmüş ve Yavuz Yıldırımtürk, THKO’nun yapısını eleÅŸtirerek Maocu görüşler doÄŸrultusunda, Halkın KurtuluÅŸu – Türkiye Devrimci Komünist Partisi (TDKP)’ne giden süreci baÅŸlattılar. Teslim Töre ve çevresi ise THKO eleÅŸtirisi sonucu, Mao’nun düşüncesine karşı SBKP’nin görüşleri doÄŸrultusunda Mücadelede Birlik – Türkiye Komünist Emek Partisi (TKEP) sürecini baÅŸlattılar.
Örgütün ideolojik yapısına ilişkin temel önermeler şöyle sıralanabilir;
Pratik formülasyonunda kendine özgü bir çizgi izlemekle birlikte, MDD görüşlerine uygun olarak anti-emperyalist mücadeleyi birinci hedef olarak saptayan grup, pratik uygulamasında da hedeflerini bu doÄŸrultuda seçiyordu. Silahlı mücadele anlayışı, pratikten anlaşıldığı üzere; büyük kentlerde “taktik” amaçlı propaganda ve maddi güç kazanma hedeflenirken, “stratejik” yığınak kırsal alanda olacaktı. Yani devrimin kırlardan oluÅŸacağı inancı vardı. ÇKP-SBKP bölünmesinde Küba ve Vietnam KP’nin tutumuna benzer ÅŸekilde, eÅŸit uzaklıkta durma politikası izleniyordu.
THKO
THKO, Türkiye’nin, özellikle Türkiye Solunun siyasal geliÅŸimini etkilemiÅŸ, kendisi de uluslararası etkenlerin yanında, Türkiye’nin ve Türkiye Solunun toplumsal siyasal geliÅŸiminin ürünü olan bir olgudur. Her olgu gibi, tarihseldir. Ortaya çıkışı, geliÅŸmesi ve bir sonu vardır.
THKO oluÅŸumunun baÅŸlangıç yılı 68′dir. Ankara ve İstanbul’da, gençlik hareketi ve onun örgütü olan Dev-Genç içinde kendilerini diÄŸerlerinden ayıran ve birbirleriyle belirli iliÅŸkilere sahıp iki grubun ortaya çıkması, THKO’nun oluÅŸum sürecinin baÅŸlangıcı olmuÅŸtur. Ankara’da Hüseyin İnan, İstanbul’da Deniz GezmiÅŸ etrafında toplanan, eylemler içinde sınanarak titizlikle seçilmiÅŸ devrimci militan gençler, gençlik eylemlerinin en önünde yeralanlar arasındaydılar ve özellikle ÅŸeriatçı-faÅŸist ve resmi güçlerle çatışmanın ve gençliÄŸin silahlı savunmasının içindeydiler. Gençlik eylemleri ve savunmacı eylem çizgisinin yetersizliÄŸi, önlerine iktidar sorununu koymaya yönelen THKO’yu önceleyen bu gruplar açısından görüldükçe, gençlik hareketinin sınırlarını aÅŸan bir devrimci hareket ve onun örgütünü yaratma sorunu gündeme girmeye baÅŸladı. Türkiye’de işçi ve emekçilerin, halkın iktidarı ve kurtuluÅŸunu hedefleyen, böyle bir amaca uygun ideolojik siyasal yaklaşım ve tutumlara, devrimci bir programa sahip, devrimci taktik ve yöntemler uygulayıp kullanan bir örgüt yoktu ve gençlik mücadelesi içinden gelen militanlar devrimci mücadelenin bu ihtiyacını karşılamaya yöneldiler. Uluslararası etkenleriyle de birlikte Türkiye’nin o günkü koÅŸulları, THKO’nun kuruluÅŸuna götürdü. 69 içinde gençlik hareketinin ihtiyaçlarının ötesinde silahlı eylemler gerçekleÅŸtirmeye baÅŸlayan devrimci militanların, önemli bir kısmı silah ve savaÅŸ eÄŸitimi için, aynı yıl Filistin’e gidip döndü ve 70, Ankara ve İstanbul gruplarının birleÅŸmesiyle THKO’nun kurulduÄŸu yıl oldu. THKO’nun örgütleyicisi ve siyasal ideolojik yönlendiricisi Hüseyin İnan, popüler önderi ve İnan ile birlikte sürükleyicisi Deniz GezmiÅŸ’ti. Kurucu militanlar arasında Yusuf Aslan, Sinan Cemgil, Cihan Alptekin, Alpaslan ÖzdoÄŸan ve bir dizi gençlik önderi bulunuyordu.
NEDEN THKO?
60′ların ikinci yarısı, emekçi kitlelerin hareketinin önemli boyutlar kazandığı yıllardı. Bu dönem, Cumhuriyet tarihinde emekçi kitlelerin en geniÅŸ demokratik mevzileri ellerine geçirdikleri dönem de oldu. Üst sınıflar arasındaki çeliÅŸme ve çatışmanın da geliÅŸmesini kolaylaÅŸtırdığı kitle hareketi bir dizi demokratik hakkı koparıp aldı ve fiilen kullanılır kıldı. Bir yandan kitle eyleminin, baÅŸta öğrenci gençliÄŸin Amerikan emperyalizmine ve faÅŸizme karşı mücadelesi olmak üzere işçilerin sendikal hareketinin, grevlerin ve köylülerin toprak iÅŸgali eylemlerinin yaygınlaÅŸması, diÄŸer yandan ilerici, demokratik, sosyalist fikirlerin kitleler arasında geniÅŸ ölçüde yayılması dönemin özelliÄŸiydi. Kitle eylemleri radikalleÅŸirken Marksist klasikler birbiri peÅŸi sıra Türkçeye çevrildi ve geniÅŸ bir okur kitlesi buldu. Bu koÅŸullarda TİP parlamentoya 15 milletvekili sokmuÅŸtu. BaÅŸlangıçta TİP tüm sol hareketi kucaklıyordu. THKO kurucularının hemen tümü de TİP üyesiydi. Ancak TİP geliÅŸen kitle hareketinin bir etkeni deÄŸil engeli durumundaydı ve hareket radikalleÅŸtikçe bu durum dayanılmaz hal aldı.
Kruşçev revizyonizminin etkisi altında olan ve bu etkiyi Türkiye’ye taşıyan TİP, aynı zamanda Åžefik Hüsnü’nün burjuvaziyi aklayan ve ona bel baÄŸlayan sınıf iÅŸbirlikçisi, sınıf barışını ve yasalcılığı esas alan oportünizminden besleniyordu. TİP iflah olmaz bir parlamentarizm savunucusuydu. Barış içinde parlamentoda çoÄŸunluk saÄŸlayarak “iktidar” olmayı öngörüyor ve bu planı bozabilecek her türden “aşırılık”a karşı çıkıyordu. Hruşçov’un “barışçıl geçiÅŸ” tezini hayata uygulayan ve Åžefik Hüsnü’nün 46′daki Demokrat Parti destekçisi parlamentarizminin takipçiliÄŸini yapan TİP hızla radikalleÅŸen kitle hareketi karşısında pasifizmin teorisini yaparak hareketi geriye çekmeye uÄŸraÅŸtı. Birçok grev, öğrenci boykot ve iÅŸgalleri, anti-emperyalist eylemler TİP’e raÄŸmen, onu da karşısına alarak gerçekleÅŸebildi. Unutulmaz örnektir: İstanbul’da Deniz’in önderlik ettiÄŸi 6. Filo’yu protesto gösterilerinde TİP fiilen Amerikalıların safında yeraldı, göstericiler TİP’lilerin barikatlarını aÅŸmak durumunda kaldılar. RadikalleÅŸerek yükselen kitle hareketi sol hareketi de etkileyip radikalleÅŸtirirken, parlamentarizm, yasalcılık ve pasifizmiyle TİP’i tecride. götürdü. BaÅŸta gençlik önderleri olmak üzere devrimci militanlar, onunla iktidara yürünemeyeceÄŸini pratik içinde görerek TİP’ten koptular.
TİP karşısında yükselen, kendi içinde baÅŸtan beri farklı eÄŸilimleri barındıran MDD hareketi oldu. ÖnderliÄŸini Mihri Belli’nin yaptığı MDD hareketi, TİP reformculuÄŸu karşısında “devrim” savunuculuÄŸu yapıyordu; ama, Hruşçov’un etkisi altında bu “devrim”in “kapitalist olmayan yol”dan gerçekleÅŸeceÄŸini ileri sürüyor, Nasır örneÄŸinin propagandasını yapıyordu. MDD tezine göre, TİP’in öngördüğü anayasal reformlar parlamenter yolla deÄŸil “küçük burjuva radikaller” ya da “asker-sivil aydın zümre” adını verdiÄŸi reformcu solcu cunta aracılığıyla olanaklıydı. Åžefik Hüsnü’nün Kemalizm yüceltisi MDD’nin çıkış noktasıydı. MDD’nin bir dönem TİP karşısında güç toplamasının etkeni, onun yükselen kitle hareketi ve devrimci eylemleri TİP’ten farklı olarak “anarÅŸizm-goÅŸizm” ÅŸeklinde nitelememesi, geliÅŸmeden yana bir tutum almasıydı. Mihri Belli ve MDD hareketi, özellikle gençlik hareketini ve küçük grup eylemlerini, bel baÄŸlanan ordu-gençlik ittifakına dayalı solcu askeri darbenin koÅŸullarını olgunlaÅŸtıracağı ve bir cunta yönetiminde kendilerini güçlü kılacağı düşüncesiyle desteklediler.
MDD hareketi parçalı bir bütündü, bir yandan gençliÄŸin radikalizmini saptırıp emiyor diÄŸer yandan Kemalizm savunuculuÄŸu ve cuntacılıkta ortaya çıkan reformculuÄŸuyla burjuvaziye bel baÄŸlıyor, sınıf iÅŸbirliÄŸini öngörüyordu. Parçalanmadan edemezdi: önce DoÄŸu Perinçek’in PDA’sı ayrıldı. Bu grup Mihri Belli’nin görüşlerini biraz daha incelterek savunmayı sürdürdü, ama radikalizmden uzaktı ve ondan güç almıyordu, pasifizmiyle kısa sürede tecrit oldu. Bunu kırabilmek amacıyla o dönem, devrimci demokrat niteliÄŸiyle devrimciler arasında önemli bir prestije sahip Mao’yu kullanmaya, onun özellikle saÄŸcı görüşlerini savunmaya yöneldi, Maoculuk’ta karar kıldı, yine de tecridi kıramadı.
Bölünmenin diÄŸer yanı Aydınlık Sosyalist Dergi’nin başında bulunan Mahir Çayan’dı, radikalizmden güç alıyordu. Çayan, MDD’nin birçok tezini savunmayı sürdürdü ancak, yükselmekte olan devrimci radikal bir eÄŸilimi temsil ediyordu. Mihri Belli, bölünmede, kendi görüşlerine daha yakın olmasına raÄŸmen PDA tecrit olunca, Çayan’ın tarafını tuttu. OluÅŸum halindeki THKO tüm grupların dışındaydı.
15-16 Haziran işçi direniÅŸi ve onun karşısında ordunun tutumu, cunta ve cuntacılara baÄŸlanan umutların geçersizliÄŸini pratik olarak gösterince, radikal gençlik önderleri THKO ve THKP-C’yi oluÅŸturmak üzere gençlik kitlesi ve hareketini peÅŸlerinden sürükleyerek Mihri Belli’yi kendi başına bıraktılar. Bu sıralar İ. Kaypakkaya da PDA içinde, sonradan TKP/ML-TİKKO’nun kurulmasına varacak bir muhalefet geliÅŸtirmeye baÅŸladı.
THKO’nun (ve THKP-C ile TİKKO’nun da) oluÅŸumuna yolaçan koÅŸullar, nesnel yönüyle, yükselen ve radikalleÅŸen kitle hareketi ve onun doÄŸurduÄŸu ihtiyaçlardı. Düzenin kendini savunması yanında, yükselen işçi ve özellikle gençlik hareketi karşısında burjuvazi ve siyasal aygıtlarının beslediÄŸi ÅŸeriatçı-faÅŸist güçlerin silahlı saldırıları, devrimci militanların karşısına önce korunma ve savunma, giderek de iktidar mücadelesi için silahlanma sorunu koydu. Ve öznel yönüyle TİP ve MDD’ciliÄŸin, parlamentarizm ve cuntacılığın pratikteki iflası ve radikalleÅŸen kitle hareketinin ihtiyaçları, devrimci fikir ve yaklaşımları dayattı. Devrim ve halkın kurtuluÅŸu peÅŸinde olan militanlar, arayış içine girdiler. Türkiye’de savunulup geliÅŸtirilecek devrimci bir miras bulunamadı. Militanlar sosyalist ve devrimci bir miras bulabilmeleri halinde ona sıkıca sarılacaklardı. Ama yoktu.
Öte yandan uluslararası gelişmeler de THKO ve benzer diğer örgütlerin oluşmasını önemli ölçüde etkiledi.
68 dünya kapitalizminin kriz içinde çalkalandığı bir yıldı,ve yalnız geri ülkelerde deÄŸil, Avrupa’da da kitle hareketleri geliÅŸkindi; baÅŸta Vietnam olmak üzere Güney DoÄŸu Asya, Latin Amerika, Fransa, hatta İngiltere, Almanya devrimci kitle eylemleri, ayaklanma ve savaÅŸlarla çalkalanıyordu. Ama kapitalist restorasyona baÄŸlı olarak Sovyetler BirliÄŸi yeni bir karşı devrim mihrağı oluÅŸturmuÅŸtu. Hruşçov ve sonra Brejnev modern revizyonizmi her yerde devrimci geliÅŸmeyi saptırmaya, yatıştırmaya ve bastırmaya soyunmuÅŸtu. Modern revizyonizm bir çok ülkede Marksist partileri yozlaÅŸtırmış devrimci mücadelenin dışına ve karşısına düşmelerine yol açmıştı. Bu partiler geliÅŸen, mücadeleye önderlik edip devrimci örnekler sunacak durumdan uzaklaÅŸmışlardı. Revizyonizmin yolaçtığı tahribat büyüktü, revizyonist yol tutan önderlikler dışında kalan devrimci militanların kafaları karmakarışık edilmiÅŸti. Yaygın bir sınıf barışı propagandası, “barışçıl yarış”, “barışçıl geçiÅŸ”, “kapitalist olmayan yol” gibi tezlerle yürütüldü; proletaryanın devrimci iktidarının ve onun ayrılmaz parçası olan bürokratik militarist aygıtın parçalanıp kırılması fikrinin reddedilmesi aracılığıyla yürütülüyordu. Proletaryanın öncü rolü, proletarya iktidarı ve genel olarak devrim fikri reddedilip barışçıllık, yasallık, demokratizm, uzlaÅŸmacılık propagandaları yaygınlaÅŸtırılınca, samimi devrimci militanlar tüm dünyada, bu arada Türkiye’de revizyonizmden uzaklaÅŸtılar ve ona karşı tutumlar geliÅŸtirdiler. Modern revizyonizmin yoz ve sapkın tezleri; ne sınıf mücadelesinin ihtiyaçlarına ne de geliÅŸen kitle hareketlerinin gereksindiÄŸi yönelim ve bürünme durumunda olduÄŸu yeni biçimlere uygun düşüyordu. Pratik, modern revizyonist tezlerin geçersizliÄŸini, Türkiye’de olduÄŸu gibi gösteriyordu; ancak salt pratiÄŸin onun saptırıcı ve yozlaÅŸtırıcı etkinliÄŸinin üstesinden gelmesi beklenemezdi. Marksist teori ve ideolojik tutumla modern revizyonizmle hesaplaÅŸma, mücadelenin, revizyonist yozlaÅŸtırmanın üstesinden gelinerek doÄŸru bir yolda geliÅŸmesini saÄŸlayabilirdi. Ancak revizyonizmin tahribatı büyüktü ve bu imkan bulunamadı. Marksizm, tek tek ülkelerde görece güçlü etki merkezleri yaratamamıştı, bir çok ülkede küçük de olsa Marksist bir grup bile yoktu, Türkiye’de olduÄŸu gibi.
Bu koÅŸullarda geliÅŸen kitle mücadelesinin ihtiyaçlarından hareket eden, revizyonizmin, barışçıl, yasalcı, uzlaÅŸmacı ve sınıf iÅŸbirliÄŸini esas alan reformcu önerilerinin çıkmazını pratikte görmüş ve devrimin gerekliliÄŸine inanmış, emekçi halkların yaÄŸma, baskı ve zulümden kurtuluÅŸunu dava edinmiÅŸ samimi devrimciler, revizyonizmin uzlaÅŸmacı reformcu önerilerini reddedip onların partilerinin dışına çıktılar ya da bu partilerin dışında örgütlendiler. Türkiye’de THKO’nun ÅŸahsında olduÄŸu gibi tüm ülkelerde bu tür yeni örgütlenmelere damgasını vuran, revizyonizmin reformcu yol önerileri karşısında ÅŸiddete dayanan devrim fikrini ve devrimci ÅŸiddeti savunmaları, revizyonizmden bu alanda ayrılmalarıydı. Ayrışma, son derece dar ve sınırlı bir alanda gerçekleÅŸti, devrimin yolu konusunda bir farklılaÅŸma olarak kavrandı. Revizyonizmle, onun teorik temellerine yönelik bir hesaplaÅŸma içine girilemedi; hemen tüm ülkelerde, bu arada Türkiye’de revizyonizm teorik temellerinde aşılamadı, yeni gruplar birçok revizyonist tezi ve genel olarak onun teorik temelini kendilerine temel edindiler. THKO ve dünyadaki benzerleri devrimi savundular, kararlı bir devrimci eylem içine girdiler; ama “solcu” bir yönelimle küçük burjuva ihtilalciliÄŸini geliÅŸtirdiler. Bu akım, baÅŸlıca Latin Amerika ülkelerinde yayıldı. Bu ülkelerde anarÅŸist ye Troçkist “solcu” teori ve pratiÄŸin tarihsel kökleri oldukça güçlüydü. THKO da baÅŸlıca Latin Amerıka’dan, özellikle Che Guevara’dan etkilendi.
Sosyal ve ekonomik yapı deÄŸerlendirmesi, Kemalizm, proletarya önderliÄŸi ve partinin rolü ve önemi gibi temel konularda revizyonizmden kopamayan, Kemalizmi küçük burjuva devrimciliÄŸi olarak deÄŸerlendirip sınıfın örgütlenmesine ve temel alınmasına yönelmeyen, önemli olanın silahlı eylem olduÄŸu düşüncesiyle baÅŸlangıçta orduyla partinin ayrışmasını ve bir parti örgütlenmesini gerekli görmeyen THKO, emperyalizme ve faÅŸizme karşı geliÅŸtirdiÄŸi mücadeleyle ülkede, siyasal mücadelenin geliÅŸimine damgasını vurdu, üst sınıflarla alt sınıflar arasında bir daha kapanmayacak bir uzlaÅŸmazlık uçurumu açtı. Devrimci ÅŸiddetin ve ÅŸiddete dayanan devrim fikrinin savunulması, silahlı mücadelenin her koÅŸulda temel olduÄŸu görüşü, THKO’nun ayırıcı özelliÄŸiydi. Yasalarla kendini sınırlamayan, burjuva partilere ve revizyonizme, mevcut düzene karşı çıkan, orduyla ilgili hiçbir hayale sahip olmayan THKO kır gerillasını temel almıştı. Önceleri hiç düşünülmeyen ÅŸehir gerillasının yan bir faaliyet olarak sürdürülmesine maddi olanak temini amaçlı ÅŸehirlerde gerçekleÅŸtiren eylemler büyük yankılar getirince karar verildi.
THKO sert ve uzlaÅŸmaz bir mücadele yürüttü; ancak, daha kuruluÅŸ döneminde militanları aracılığıyla önderlik etmekte olduÄŸu kitle mücadelesinden ideolojik siyasal yönelimiyle kopan, örneÄŸin son Kongresinde kesinlikle yönetimine geleceÄŸi ve yönlendirebileceÄŸi Dev-Genç’i, silahlı eylem gerekliliÄŸi nedeniyle terkeden, –temel bir amacı kitleleri kazanmak da olsa– küçük grubun silahlı mücadelesini temel alan THKO’nun yenilmesi, olaÄŸanüstü elveriÅŸli koÅŸullar dışında kaçınılmazdı. Nitekim öyle oldu. 70′de kitle eylemi durulma ve gerileme eÄŸilimine girdi, sözü edilen elveriÅŸli koÅŸulların oluÅŸması olanaksızlaÅŸtı ve THKO yenildi. Önderleri ve çoÄŸu militanı yok edildi, tutuklandı, örgüt eylemsizleÅŸtirildi.
74.75′lerde kalan ileri kadroları THKO’nun merkezi yapısını yeniden kurdular ve THKO’nun özeleÅŸtirisi sürecini baÅŸlattılar. THKO’nun eleÅŸtirisinde biraz aşırı gidildi ve geçmiÅŸ eylem çizgisinin eleÅŸtirisi bir miktar saÄŸ tutumlara vardırıldı; ancak bu süreç temelde revizyonizmle köklü bir hesaplaÅŸma süreci oldu ve ondan tam kopuÅŸa götürdü. Revizyonizm tüm teorik temelleriyle Marksist eleÅŸtiriden geçirildi. Bu, aynı zamanda THKO’nun küçük burjuva devrimci bir örgütten Marksist bir örgüte dönüşümü süreci oldu, sonunda THKO adını da deÄŸiÅŸtirdi, TDKP-İÖ adını aldı. Bu geliÅŸme, proletaryanın partisine, TDKP’ye kadar devam etti.
Kaynak: “THKO”, Mustafa Yalçıner”, Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi, s. 2178-2179.
kaynak:
muratuz.blogspot.com










