Güncel Anadolu Siyasi Değerlendirmesi

91 yıl önceki 30 Ağustos’ta Anadolu’dan emperyalistlerin tetikçilerini
temizlemiştik. 91 yıl sonra aynı emperyalist güçlere “tetikçilik”
yapıyoruz!..

10 ay önce Akçakale’de, Suriye Ulusal Koalisyonu (SUKO) lideri Ahmet Muaz
El Hatip ile Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) atkısı takıp, birlik mesajı veren
Başbakan Erdoğan, devletler hukukunu hiçe sayarak, Suriyeli muhaliflere
kesintisiz olarak desteğini sürdürüyor… Kendine muhalif olanlar için
Güney Doğu’dan İstanbul’a 6 jandarma komando taburu getirmiş!.. Olası
Sonbahar eylemlerine karşı “seçilmiş” AKP iktidarını bu şekilde
koruyacak!.. PKK için Güney Doğu’da konuşlanan askerler, bundan böyle
Erdoğan karşıtı gençleri kovalayacak!.. Anlaşılan “süreç” ile PKK tehlike
olmaktan çıkartılmış!..

PKK’ya boyun eğen AKP hükümeti, utanmadan Suriye’deki seçilmiş hükümeti
düşürmek için savaş hazırlıkları yapıyor. Hani demokrasinin namususandıktı…
Türk halkına benimsetilmek istenen bu kriter, Suriye halkı için neden kabul
görmüyor?.. İki yüzlülüğün böylesi dünyada görülmemiştir!.. Başbakan, her
ağzını açtığında Esat rejiminin Suriye’de Müslüman kardeşlerimizi
öldürdüğünden yakınıyor… Erdoğan’a göre, Esat’ı devirmek için silah kullanmak
gerekiyor. Aslında Erdoğan bu şekilde kendi iktidarını kurtaracağını sanıyor.
Esat’a karşı silahlı mücadele ederken ölenler için göz yaşlarını döküyor
ama, kendi yönetimine karşı barışçıl gösteri yaparken öldürülenler için
kılını bile kıpırdatmıyor. Erdoğan “demokrasinin namusu sandıktır” diyerek,
kendisine karşı çıkılmasını eleştiriyor ama, aynı sandıktan çıkan Esat’a
karşı silahlı mücadele yapılması gerektiğini savunabiliyor!.. Ne yaman
çelişki değil mi? Esat’ın muhaliflerine her türlü desteği veren Erdoğan,
kendi muhalifleri için en sert tedbirleri alabiliyor!.. “İki kişiden biri”nin
desteğini tam olarak kaybetmeyen AKP’nin demokratlığı bu kadardır işte!..

Filistin’deki HAMAS (1) ve Lübnan’daki Hizbullah, yakın tarihe kadar
Erdoğan’ın müttefiki ve dostuydular… Şimdi Suriye tarafında kaldılar…
Anımsarsınız yakın geçmişte, uluslararası baskılara rağmen, Erdoğan terör
örgütleri listesinde yer alan HAMAS’ı, terör örgütü olarak görmediğini
söyleyip, liderini Türkiye’ye davet ederek resmi törenle kabul etmişti…
Bir ay bile olmadı, AKP sözcüsü Bekir Bozdağ, Esat’ı desteklediği için
Hizbullah’ı, “Hizbulşeytan” olarak ilan etmişti… Erdoğan’ı, Suriye
politikaları yüzünden Ortadoğu’daki en yakın müttefikleri bile terk etti!..
“Mavi Marmara” ve “One Minute” olayları ile İsrail karşıtlığı yaparak prim
toplayan Recep Tayyip, en sonunda İsrail’in saflarında Müslümanlara karşı
savaşmayı da kabul etmek zorunda kaldı!.. Erdoğan’ı bu durumdan Türk
halkından başkası kurtaramaz artık. Bunun da tek yolu var; AKP’yi bir an
önce iktidardan düşürmektir. Erdoğan, sonunda TSK’yı İsrail’e asker
yapacak!.. Görüldüğü gibi dış güçlerin desteği ile iktidara getirilen
AKP’nin marifetleriyle, Türk Ordusu da ele geçirilmiş ve adım adım
İsrail’in tetikçisi durumuna getirilmiştir! Emperyalistlerin desteği ile
iktidara gelmenin, elbette ki bir bedeli olacaktı ve o bedel şimdi
Müslümanların kanları ile ödettirilecek!..

İslamcı yazarlardan eski Adalet Bakanı İsmail Müftüoğlu,biraz da Türkiye’yi
kollayarak,içinden geçmekte olduğumuz durumu şu şekilde özetlemiş:” Türkiye
zaten uzun zamandan beri Suriye’ye vurma hazırlığı içindedir. Suudi
Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, bu küresel çetelere lojistik
destek vermektedir. Bunlar menfaatleri gerektirdiğinde demokrat,
menfaatleri olmadığı zamanda insan kasabı olarak ortaya çıkarlar. Irak’ta,
Libya’da, Afganistan’da olduğu gibi”…

Erdoğan’ın savaş isteğini kısmen yerine getirmeye karar veren ABD Başkanı
Obama, 21 Ağustos’ta Şam yakınlarındaki Guto bölgesinde kimyasal silah
kullanıldığından emin olmadığı halde, emin gibi konuşuyor. Kongrenin
onayını aldıktan sonra Suriye’ye saldıracakmış! Bakalım Erdoğan’ı
tatmin edebilecekler
mi?.. Erdoğan’ın isteğini tam olarak yerine getirmek hiç işlerine gelmez. O
zaman Erdoğan kontrolden çıkar ve karar veren lider durumuna getirilmiş
olur ve söz dinlemez!..

BM uzmanları Suriye’de iken, Esat’ın kimyasal silah kullanacağını düşünmek,
kafadan çatlak damgasını yemek için yeterlidir. Esat yönetiminin kimyasal
silah kullanıldığı iddiası, ABD tarafından Ürdün’de eğitilerek Suriye’ye
sokulan 300 militana karşı başlatılan operasyonu durdurabilmek için
uydurulmuş bir yalandır. Suriyeli yetkililerin bu savunmasına değer vermek
gerekir. Fransız gazetesi Le Figaro’nun 21 Ağustos’ta yayınladığı
haberinde, Amerikalıların komuta ettiği iki birliğin Suriye’ye sızarak,
Şam’a ilerlediği yazılmış. Kimyasal silah kullanıldığı haberi doğru ise,
bunu o 300 militanın yapmadığı ne malum?! Davutoğlu’nun “şüphe” duymadığı
husus, baştan aşağıya şüphelidir. Unutmamak gerekir ki, Muhalifler bazı
yerlerde Suriye Ordusu’na ait tankları bile ele geçirmişlerdi! Belli ki,
Emperyalistlerin Esat’ı yalnızlaştırmak için tek geçerli yolları kalmış, o
da “kimyasal silah kullanıldığı” yalanına sarılmak… Ne var ki, giderek
kendileri yalnızlaşıyor. Kim ne derse desin, Suriye’de “kimyasal silah”
kullanıldıysa eğer, CIA’nın marifetidir…

Rusya Devlet Başkanı Putin, ABD yönetimini kastederek, Suriye hükümetinin
kimyasal silah kullandığını iddia edenlere “ahmak” demiş… Dışişleri
Bakanı Davutoğlu, “Bizim açımızdan bu konuda atım vasıtaları ve atım
mekanlarıyla bölgeler arasındaki açılar, izler açısından bakıldığında şüphe
bırakmayacak şekilde rejimin sorumluluğu” diyor… Bizim tarafın şüphesi
yok anlayacağınız… Putin’in sözlerinden paylarına ne düşer, onu da ben
söylemeyim, siz tahmin edin!..

Av.CemilCan

DİPNOT:

1. HAMAS, Mısır’daki Müslüman Kardeşler örgütünün Filistin’deki kanadı
olarak kurulmuştu.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir