Aziz Elmo Kalesi ve Valletta Surları: Akdeniz’in Taş Kalesi
Akdeniz’in ortasında, Sicilya ile Kuzey Afrika arasında yer alan küçük ada ülkesi Malta’nın başkenti Valletta, baştan sona surlarla çevrili bir şehirdir. Şehrin denize uzanan burnunun ucunda ise yıldız biçimli bir kale yükselir: Aziz Elmo Kalesi (Fort St. Elmo). Kaynaklara göre 16. yüzyılda inşa edilen bu kale, Valletta’nın doğuşuna tanıklık etmiş ve bugün Malta’nın Ulusal Tarih Müzesi’ne ev sahipliği yapmaktadır. Valletta ise sur içi şehir dokusuyla 1980 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır.
Bu yazıda Aziz Elmo Kalesi’nin ve Valletta surlarının tarihini, kalenin yıldız biçimli mimarisini, şehrin burçlarını ve kapılarını, Büyük Liman’ı, Valletta’nın sokaklarını ve ziyaretle ilgili pratik bilgileri bulacaksınız.
İçindekiler
- Genel Bilgiler
- Konum ve Coğrafya
- Kalenin ve Şehrin Tarihi
- Yıldız Biçimli Mimari
- Ulusal Tarih Müzesi
- Valletta Surları
- Saint James Cavalier
- Şehir Kapısı
- Büyük Liman
- Yukarı Barrakka Bahçeleri
- Valletta’nın Sokakları
- Aziz Yuhanna Ko-Katedrali
- Büyük Üstat Sarayı
- Ziyaret Bilgileri
- Ulaşım
- Hangi Mevsimde Gitmeli
- Yerel Mutfak
- Pratik İpuçları
- Seyahat Bilgisi
- Sıkça Sorulan Sorular
- Video
- Neden Görülmeli
- Aynı Yolda
- Malta Şövalyeleri
- Sacra Infermeria
- Üç Şehir
- Valletta’da Bir Gün
- Mdina: Sessiz Şehir
- Gozo Adası
- Fotoğraf İçin İpuçları
- Çocuklarla Ziyaret
- Malta Dili ve Kültürü
- Festa Geleneği
- Konaklama
- Malta Taşı
- Kıyı Gözetleme Kuleleri
- Aşağı Barrakka Bahçeleri
- Ulusal Kütüphane ve Arşivler
- Manoel Tiyatrosu
- Kafeler ve Sokak Yaşamı
- Akılda Kalan Anlar
- Kısa Tarihçe
- Gezi Planı Önerisi
- Son Söz
Genel Bilgiler
- Konum: Valletta, Malta
- Koordinatlar: 35.9025, 14.5189
- Tür: Yıldız biçimli kale, sur içi başkent
- Kale yapımı: Kaynaklara göre 1552, sonraki yüzyıllarda genişletilmiştir
- UNESCO: Valletta 1980 yılında Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır
- Öne çıkanlar: Aziz Elmo Kalesi ve müzesi, Valletta surları, Saint James Cavalier, Yukarı Barrakka Bahçeleri, Büyük Liman
Konum ve Coğrafya
Valletta, Malta Adası’nın kuzeydoğu kıyısında, Sciberras Yarımadası adı verilen dar ve uzun bir kara parçasının üzerinde yer alır. Kaynaklara göre yarımadanın bir yanında Malta’nın en büyük doğal limanı olan Büyük Liman, diğer yanında ise Marsamxett Limanı uzanır. Aziz Elmo Kalesi, bu yarımadanın tam ucunda, iki limanın girişini birlikte gözetleyen bir noktada durur.
Malta, kaynaklara göre yaklaşık 316 kilometrekarelik yüzölçümüyle Avrupa Birliği’nin en küçük ülkesidir. Ancak bu küçük ada, konumu sayesinde binlerce yıl boyunca Akdeniz’in en önemli deniz yollarından birinin kavşağında yer almıştır. Fenikeliler, Romalılar, Araplar, Normanlar ve şövalyeler, bu adada izlerini bırakmıştır.
Valletta’nın sarımsı bal rengi kireç taşından yapılmış binaları, güneşin altında altın gibi parlar. Kaynaklara göre bu taş, adanın kendi topraklarından çıkarılan ve “globigerina” olarak bilinen yumuşak bir kireç taşıdır. Şehrin surları, kiliseleri, sarayları ve evleri bu taştan yapılmıştır; bu da Valletta’ya kendine özgü sıcak bir renk birliği kazandırır.

Kalenin ve Şehrin Tarihi
Kaynaklara göre Malta, 1530 yılında Kudüs Aziz Yuhanna Şövalyeleri’ne, yani Malta Şövalyeleri olarak da bilinen tarikata verilmiştir. Şövalyeler adaya yerleştiklerinde, limanları korumak için yeni savunma yapılarına ihtiyaç duymuşlardır. Aziz Elmo Kalesi, bu ihtiyaç doğrultusunda 1552 yılında Sciberras Yarımadası’nın ucunda inşa edilmiştir.
Kale, kaynaklara göre 1565 yılında adanın yaşadığı büyük kuşatma sırasında ağır hasar görmüştür. Bu olayların ardından, adanın savunmasını güçlendirmek amacıyla yarımadanın üzerinde surlarla çevrili yeni bir şehir kurulmasına karar verilmiştir. Şehrin temeli 1566 yılında atılmış ve adı, dönemin tarikat lideri Jean de la Valette’nin onuruna Valletta olarak konmuştur.
Valletta, kaynaklara göre Avrupa’da önceden planlanarak inşa edilen ilk şehirlerden biridir. Düz ve birbirini dik açılarla kesen sokakları, ızgara planı ve güçlü surlarıyla dönemin şehircilik anlayışının en iyi örneklerinden biri olarak kabul edilir. Aziz Elmo Kalesi de bu yeni şehrin bir parçası olarak yeniden inşa edilmiş ve sonraki yüzyıllarda defalarca genişletilmiştir.
18. yüzyılın sonunda tarikatın adadaki dönemi sona ermiş, kaynaklara göre ada kısa bir Fransız döneminin ardından 19. yüzyılın başında İngiliz yönetimine geçmiştir. Malta, 1964 yılında bağımsızlığını kazanmıştır. Aziz Elmo Kalesi, bu dönemlerin hepsinde adanın savunma sisteminin önemli bir parçası olmayı sürdürmüştür.

Yıldız Biçimli Mimari
Aziz Elmo Kalesi, kaynaklara göre 16. yüzyılda İtalyan askerî mühendislerin geliştirdiği yıldız kale tasarımının Akdeniz’deki en güzel örneklerinden biridir. Kalenin ilk hâli, dört köşeli bir yıldız biçimindeydi. Bu tasarım, kalenin her cephesinin yan burçlardan korunabilmesini sağlıyordu.
Sonraki yüzyıllarda kale, çevresine eklenen yeni surlar, burçlar ve bir alt kale ile genişletilmiştir. Kaynaklara göre bugün kale kompleksi, iç kısımdaki yıldız biçimli eski kale ile onu çevreleyen daha geniş bir dış sur sisteminden oluşur. Kalenin taş duvarları, yer yer denize doğrudan inen kayalıkların üzerinde yükselir.
Kalenin içinde, kaynaklara göre şövalyeler döneminden kalma iki şapel, eski kışlalar, depolar ve geniş tören meydanları bulunur. 2015 yılında tamamlanan kapsamlı bir restorasyon çalışmasıyla kale yeniden ziyarete açılmış ve yapının özgün özellikleri titizlikle korunmuştur.

Ulusal Tarih Müzesi
Aziz Elmo Kalesi, bugün kaynaklara göre Malta’nın Ulusal Tarih Müzesi’ne ev sahipliği yapar. Müze, adanın tarih öncesi dönemden günümüze uzanan uzun hikâyesini anlatır. Sergilerde, Malta’nın farklı dönemlerine ait eşyalar, belgeler, haritalar, fotoğraflar ve maketler yer alır.
Müzenin en değerli eserlerinden biri, kaynaklara göre 1942 yılında Malta halkına toplu olarak verilen George Haçı nişanıdır. Bu nişan, adanın zor bir dönemde gösterdiği dayanıklılığın simgesi olarak kabul edilir ve bugün Malta bayrağında da yer alır. Müze ziyareti, Malta’nın tarih boyunca farklı kültürlerle kurduğu ilişkileri anlamak için harika bir fırsat sunar.
Kalenin restore edilmiş bölümlerinde yürürken, şövalyeler döneminin geniş tonozlu salonlarını, eski top yerlerini ve denize bakan teras alanlarını görebilirsiniz. Kaynaklara göre müzede çocuklar için etkileşimli bölümler de bulunur.
Valletta Surları
Valletta’nın surları, kaynaklara göre Avrupa’nın en etkileyici sur sistemlerinden biridir. Şehri dört bir yandan çevreleyen bu surlar, yer yer 40 metreye ulaşan yükseklikleri ve derin hendekleriyle dikkat çeker. Surların büyük bölümü, şehrin kurulduğu 16. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiş, sonraki yüzyıllarda ise güçlendirilmiştir.
Surların kara tarafında, yani yarımadanın adaya bağlandığı güney cephesinde, kaynaklara göre şehrin en güçlü savunma hattı yer alır. Bu cephede büyük burçlar, derin bir hendek ve şehrin ana giriş kapısı bulunur. Deniz tarafındaki surlar ise kayalıkların doğal yüksekliğinden yararlanarak inşa edilmiştir.
Bugün surların üzerinde ve çevresinde yürüyüş yapmak, Valletta’yı tanımanın en güzel yollarından biridir. Kaynaklara göre şehrin çevresini surların dibinden dolaşan yürüyüş yolları, hem limanların hem de şehrin muhteşem manzaralarını sunar.

Saint James Cavalier
Valletta’nın kara tarafındaki surlarının hemen arkasında yükselen Saint James Cavalier, kaynaklara göre 16. yüzyılda inşa edilmiş, surların üzerinden yükselen yüksek bir savunma platformudur. “Cavalier” adı verilen bu tür yapılar, surların ötesini görmek ve uzak hedefleri gözetlemek için kullanılırdı.
Bugün Saint James Cavalier, kaynaklara göre bir kültür ve sanat merkezi olarak hizmet vermektedir. Yapının içinde sergi salonları, bir sinema ve bir tiyatro bulunur. Eski bir savunma yapısının bu şekilde çağdaş sanata kapılarını açması, Valletta’nın geçmişle bugünü nasıl buluşturduğunun güzel bir örneğidir.

Şehir Kapısı
Valletta’nın ana girişi, kaynaklara göre şehrin güney surlarında yer alan Şehir Kapısı’dır. Bu kapı, tarih boyunca birkaç kez yeniden inşa edilmiştir. Bugünkü kapı, ünlü İtalyan mimar Renzo Piano’nun tasarladığı ve 2010’lu yıllarda tamamlanan bir proje kapsamında yenilenmiştir.
Piano’nun projesi, kapının yanı sıra yakındaki yeni Parlamento binasını ve eski opera binasının kalıntılarında oluşturulan açık hava tiyatrosunu da kapsar. Kaynaklara göre bu proje, eski surlarla modern mimariyi cesur bir şekilde buluşturmuş ve hem övgü hem de tartışma konusu olmuştur. Kapıdan içeri adım attığınızda, karşınıza şehrin ana caddesi olan Republic Street çıkar.
Büyük Liman
Valletta’nın doğusunda uzanan Büyük Liman, kaynaklara göre Akdeniz’in en büyük ve en derin doğal limanlarından biridir. Limanın karşı kıyısında, “Üç Şehir” olarak bilinen Birgu (Vittoriosa), Senglea (Isla) ve Cospicua yer alır. Bu üç şehir, Valletta’nın kurulmasından önce şövalyelerin ilk yerleştiği yerlerdir ve kendi surları, kaleleri ve dar sokaklarıyla ayrı bir tarihî dokuya sahiptir.
Limanın girişini, bir yanda Aziz Elmo Kalesi, diğer yanda ise Fort Ricasoli korur. Kaynaklara göre Birgu’nun ucunda yer alan Fort St. Angelo da limanın en eski ve en önemli kalelerinden biridir. Limanın suları, yüzyıllardır savaş gemilerine, ticaret gemilerine, balıkçı teknelerine ve bugün de dev yolcu gemilerine ev sahipliği yapar.
Büyük Liman’ı en güzel şekilde görmek için, kaynaklara göre geleneksel Malta teknesi “dgħajsa” ile kısa bir gezinti yapabilirsiniz. Renkli boyanmış bu ahşap tekneler, Valletta ile Üç Şehir arasında yolcu taşır. Teknede suyun üzerinden surlara ve kalelere bakmak, Valletta’nın savunma mimarisinin büyüklüğünü daha iyi anlamanızı sağlar.

Yukarı Barrakka Bahçeleri
Valletta’nın en güzel manzara noktalarından biri, kaynaklara göre şehrin surlarının üzerinde yer alan Yukarı Barrakka Bahçeleri’dir. 16. yüzyılda şövalyelerin dinlenme alanı olarak düzenlenen bu bahçeler, bugün şehrin en sevilen kamusal alanlarından biridir. Kemerli revakları, çiçekli tarhları ve gölgeli bankları, ziyaretçilere huzurlu bir mola sunar.
Bahçelerin terasından Büyük Liman’ın, Üç Şehir’in ve kalelerin muhteşem panoraması görülür. Kaynaklara göre terasın altında yer alan Saluting Battery’de her gün öğle ve akşamüstü belirli saatlerde törensel top atışı yapılır. Bu gelenek, geçmişte limandaki gemilere zamanı bildirmek için yapılan atışların bir devamıdır.
Bahçelerden aşağıdaki liman kıyısına inmek için, kaynaklara göre surların içine yerleştirilmiş modern bir asansör kullanılabilir. Bu asansör, ziyaretçileri birkaç saniyede limanın kıyısına ulaştırır ve oradan teknelerle Üç Şehir’e geçmek mümkündür.

Valletta’nın Sokakları
Valletta’nın ızgara planlı sokakları, kaynaklara göre yarımadanın sırtından iki limana doğru inen dik yokuşlarla doludur. Bazı sokaklar, yaya yürüyüşünü kolaylaştırmak için basamaklı olarak yapılmıştır. Bu basamakların, rivayete göre zırhlı şövalyelerin rahatça inip çıkabilmesi için alçak ve geniş tasarlandığı anlatılır.
Sokaklarda yürürken, Valletta’nın en karakteristik mimari unsurlarından biri olan renkli ahşap balkonları göreceksiniz. Kaynaklara göre “gallarija” adı verilen bu kapalı balkonlar, evlerin cephelerinden sokağa doğru uzanır ve kırmızı, yeşil, mavi gibi canlı renklere boyanır. Bu balkonlar, hem serin bir oturma alanı sağlar hem de sokakların renkli görüntüsünü oluşturur.
Şehrin ana caddesi olan Republic Street, Şehir Kapısı’ndan Aziz Elmo Kalesi’ne kadar uzanır. Bu caddenin üzerinde ve çevresinde mağazalar, kafeler, müzeler, saraylar ve kiliseler bulunur. Kaynaklara göre Valletta’nın küçük boyutu sayesinde şehrin tamamı yürüyerek rahatça gezilebilir.

Aziz Yuhanna Ko-Katedrali
Valletta’nın en önemli yapılarından biri, kaynaklara göre 1570’li yıllarda şövalyeler tarafından inşa edilen Aziz Yuhanna Ko-Katedrali’dir. Dışarıdan sade görünen bu yapı, içeriye adım attığınızda göz kamaştırıcı bir Barok süslemeyle karşılar. Altın varaklı duvarlar, boyalı tavanlar ve renkli mermerden yapılmış yüzlerce mezar taşı, iç mekânı adeta bir sanat galerisine dönüştürür.
Katedralin en ünlü eseri, kaynaklara göre İtalyan ressam Caravaggio’nun “Vaftizci Yahya’nın Başının Kesilmesi” adlı tablosudur. Bu eser, ressamın en büyük tablolarından biri ve imzaladığı bilinen tek tablo olarak kabul edilir. Katedrali ziyaret ederken uygun kıyafetler giymek ve iç mekândaki kurallara uymak gerekir.
Büyük Üstat Sarayı
Valletta’nın merkezinde yer alan Büyük Üstat Sarayı, kaynaklara göre 16. yüzyılda şövalyelerin liderlerinin konutu olarak inşa edilmiştir. Saray, sonraki yüzyıllarda farklı yönetimlerin merkezi olarak kullanılmıştır. Bugün sarayın bazı bölümleri ziyaretçilere açıktır.
Sarayın en ilgi çekici bölümlerinden biri, kaynaklara göre Avrupa’nın en zengin silah ve zırh koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapan Cephanelik’tir. Ayrıca sarayın süslü koridorları, duvar halıları ve tavan resimleri de görülmeye değerdir.
Ziyaret Bilgileri
Aziz Elmo Kalesi ve Ulusal Tarih Müzesi, kaynaklara göre yıl boyunca her gün belirli saatlerde ziyaretçilere açıktır. Giriş ücretlidir; Malta’nın pek çok müzesini kapsayan kombine biletler de bulunur. Kaleyi ve müzeyi rahatça gezmek için en az iki ile üç saat ayırmak önerilir. Güncel açılış saatlerini ve ücretleri ziyaret öncesinde Heritage Malta’nın resmî kaynaklarından kontrol etmek iyi olur.
Kaynaklara göre kalede belirli günlerde “In Guardia” adı verilen tarihî canlandırma gösterileri düzenlenir. Bu gösterilerde, şövalyeler dönemine ait kıyafetler giymiş katılımcılar, eski askerî törenleri ve tatbikatları canlandırır. Gösteri tarihlerini önceden öğrenmek, ziyaretinize renkli bir deneyim katabilir.
Ulaşım
Malta’ya ulaşım, kaynaklara göre adanın tek uluslararası havalimanı olan Malta Uluslararası Havalimanı üzerinden sağlanır. Havalimanı, Valletta’ya yaklaşık 8 kilometre uzaklıktadır ve otobüs ya da taksiyle kolayca ulaşılır. Ayrıca Sicilya’dan feribotla da Malta’ya gelmek mümkündür.
Valletta’nın girişindeki otobüs terminali, adanın neredeyse tüm noktalarına giden otobüslerin kalkış yeridir. Şehrin içi ise yürüyerek gezilir. Aziz Elmo Kalesi, Şehir Kapısı’ndan Republic Street boyunca yaklaşık 15-20 dakikalık bir yürüyüş mesafesindedir. Kaynaklara göre Valletta ile Sliema ve Üç Şehir arasında düzenli feribot seferleri de bulunur.
Hangi Mevsimde Gitmeli
Malta, kaynaklara göre tipik bir Akdeniz iklimine sahiptir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise ılık ve yağışlıdır. Ziyaret için en uygun dönemler, havanın ılık ve kalabalığın daha az olduğu ilkbahar (nisan-haziran) ve sonbahar (eylül-kasım) aylarıdır.
Temmuz ve ağustos aylarında sıcaklıklar 30 derecenin üzerine çıkar ve ada turistlerle dolar. Kış aylarında ise hava genellikle ılıktır ve şehir daha sakin bir atmosfere bürünür. Kaynaklara göre yaz aylarında Malta’nın pek çok kasabasında köy bayramları olarak bilinen renkli “festa” kutlamaları düzenlenir.
Yerel Mutfak
Malta mutfağı, kaynaklara göre Akdeniz’in farklı kültürlerinden etkilenmiş zengin bir mutfaktır. Ada mutfağının en ünlü atıştırmalığı, ricotta peyniri ya da bezelye ile doldurulmuş yufka hamurundan yapılan “pastizzi”dir. Bu sıcak börekler, Valletta’nın pek çok kafesinde ve fırınında bulunur.
Ana yemekler arasında tavşan yahnisi “stuffat tal-fenek”, balık turtası “lampuki pie” ve sebzeli çorba “minestra” öne çıkar. Taze ekmek “ħobż” ile servis edilen domates, zeytinyağı, kapari ve ton balığından oluşan “ħobż biż-żejt” ise Malta’nın en sevilen hafif yemeklerinden biridir. Tatlı olarak hurma dolgulu “imqaret” denenmeye değer.
Pratik İpuçları
- Valletta’nın dik yokuşları ve basamakları için rahat ayakkabılar giyin.
- Yaz aylarında şapka, güneş kremi ve su bulundurun.
- Kombine müze biletleriyle tasarruf edebilirsiniz.
- Saluting Battery’deki top atışı saatlerini önceden öğrenin.
- Aziz Yuhanna Ko-Katedrali için omuzları ve dizleri örten kıyafetler giyin.
- Üç Şehir’e geçmek için geleneksel dgħajsa teknelerini deneyin.

Seyahat Bilgisi
Seyahat planı yapmadan önce Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın güncel seyahat bilgilerini kontrol etmeniz ve giriş koşullarını resmi kaynaklardan teyit etmeniz önerilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Aziz Elmo Kalesi ne zaman yapıldı?
Kaynaklara göre kale 1552 yılında inşa edilmiş, sonraki yüzyıllarda genişletilmiştir.
Valletta ne zaman kuruldu?
Şehrin temeli 1566 yılında atılmıştır ve adını tarikat lideri Jean de la Valette’den alır.
Kalede ne var?
Kale bugün Malta Ulusal Tarih Müzesi’ne ev sahipliği yapar.
Valletta UNESCO listesinde mi?
Evet, Valletta 1980 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır.
Video
Aşağıdaki videoda Aziz Elmo Kalesi’ni görebilirsiniz.
Neden Görülmeli
Aziz Elmo Kalesi ve Valletta surları, Akdeniz’in ortasında küçük bir adanın yüzyıllar boyunca nasıl büyük bir kale şehre dönüştüğünü anlatır. Bal rengi taşları, yıldız biçimli burçları, renkli balkonlu sokakları ve Büyük Liman’ın eşsiz manzarasıyla Valletta, tarih ve güzelliği bir arada sunan nadir şehirlerden biridir.
Yukarı Barrakka Bahçeleri’nden limana bakarken, yüzyıllardır bu sulardan geçen gemilerin hikâyelerini hissedeceksiniz. Sevgiyle kalın.
Aynı Yolda
- İyi Ümit Kalesi – Cape Town’un yıldız biçimli kalesi
- São Miguel Kalesi ve Ilha de Luanda – Angola kıyısının tarihî kalesi
- Fort Jesus – Mombasa’nın mercan taşından deniz kalesi
- Elmina Kalesi – Gana kıyısının beyaz kalesi
Malta Şövalyeleri
Valletta’nın hikâyesi, kaynaklara göre resmî adı “Kudüs, Rodos ve Malta Aziz Yuhanna Egemen Askerî Hospitalier Tarikatı” olan şövalye tarikatıyla iç içe geçmiştir. Tarikat, 11. yüzyılda Kudüs’te hacılara bakım veren bir hastane topluluğu olarak kurulmuştur. Bu yüzden şövalyeler, “Hospitalier” yani hastaneciler olarak da anılır.
Kaynaklara göre tarikat, 1530’dan 1798’e kadar Malta’yı yönetmiştir. Bu dönemde şövalyeler, adaya yalnızca kaleler ve surlar değil, aynı zamanda saraylar, kiliseler, hastaneler ve kütüphaneler de kazandırmıştır. Tarikatın farklı Avrupa ülkelerinden gelen üyeleri, “dil” adı verilen gruplara ayrılmıştı ve her grubun Valletta’da kendine ait bir konağı, yani “auberge”si bulunuyordu.
Bu auberge’lerin bazıları bugün hâlâ ayaktadır ve farklı kamu kurumlarına ev sahipliği yapar. Kaynaklara göre Auberge de Castille, bunların en görkemlisi olarak kabul edilir. Şehrin sokaklarında yürürken, bu zarif binaların cephelerindeki armalar ve süslemeler, şövalyeler döneminin zenginliğini hatırlatır.
Sacra Infermeria
Şövalyelerin hastanecilik geleneğinin en güzel örneklerinden biri, kaynaklara göre 16. yüzyılda inşa edilen Sacra Infermeria, yani Kutsal Hastane’dir. Büyük Liman’a bakan bu yapı, döneminin en gelişmiş hastanelerinden biri olarak kabul edilir. Kaynaklara göre hastanenin ana koğuşu, Avrupa’nın en uzun salonlarından biridir.
Hastanede, dönemine göre oldukça ileri tıbbi uygulamalar yapıldığı ve hastalara gümüş tabaklarda yemek sunulduğu anlatılır. Bugün bu tarihî yapı, Akdeniz Konferans Merkezi olarak kullanılmaktadır. Yapının içinde, şövalyelerin hastanecilik tarihini anlatan bir sergi de bulunur.
Üç Şehir
Büyük Liman’ın karşı kıyısındaki Üç Şehir, kaynaklara göre Valletta’dan önce şövalyelerin ilk merkezi olmuştur. Birgu (Vittoriosa), Senglea (Isla) ve Cospicua’dan oluşan bu bölge, dar sokakları, eski kiliseleri ve sakin atmosferiyle Valletta’nın kalabalığından uzak bir gezi imkânı sunar.
Birgu’nun ucundaki Fort St. Angelo, kaynaklara göre şövalyelerin adaya geldiklerinde merkez olarak kullandıkları kaledir. Bugün restore edilmiş olan kale, ziyaretçilere açıktır. Senglea’nın ucundaki Gardjola Bahçeleri’nden ise Valletta’nın ve Büyük Liman’ın en güzel manzaralarından biri görülür. Kaynaklara göre bahçedeki küçük gözetleme kulesinin üzerinde, uyanıklığı simgeleyen göz ve kulak kabartmaları bulunur.
Valletta’da Bir Gün
Valletta’da güne sabah erkenden, Şehir Kapısı’ndan girip Republic Street boyunca yürüyerek başlayabilirsiniz. Sabahın serin saatlerinde Aziz Yuhanna Ko-Katedrali’ni ziyaret etmek, kalabalıktan önce Caravaggio’nun eserlerini rahatça görmenizi sağlar. Ardından Büyük Üstat Sarayı’nın önünden geçerek Aziz Elmo Kalesi’ne doğru ilerleyebilirsiniz.
Öğle saatlerinde kalenin içindeki Ulusal Tarih Müzesi’ni gezdikten sonra, bir kafede pastizzi ve kahve molası verebilirsiniz. Öğleden sonra, surların çevresinde yürüyüş yaparak Aşağı Barrakka Bahçeleri’ne ulaşabilir, buradan Büyük Liman’ın girişini seyredebilirsiniz.
Akşamüstü Yukarı Barrakka Bahçeleri’ne çıkıp top atışını izleyebilir, ardından asansörle limana inerek bir dgħajsa teknesiyle Üç Şehir’e geçebilirsiniz. Akşam ise Birgu’nun sahilindeki restoranlardan birinde gün batımında Valletta’nın ışıklarını seyrederek günü tamamlayabilirsiniz.
Mdina: Sessiz Şehir
Valletta’dan önce Malta’nın başkenti olan Mdina, kaynaklara göre adanın ortasında, bir tepenin üzerinde yer alan surlarla çevrili küçük bir şehirdir. “Sessiz Şehir” olarak anılan Mdina, dar ve kıvrımlı sokakları, Orta Çağ ve Barok yapıları ve huzurlu atmosferiyle Valletta’dan farklı bir deneyim sunar.
Mdina’nın surlarından adanın büyük bölümü görülür. Kaynaklara göre şehirde çok az sayıda araç bulunur ve yalnızca sakinlerin araçlarına izin verilir. Valletta’dan otobüsle yaklaşık yarım saatlik bir yolculukla ulaşılabilen Mdina, günübirlik bir gezi için idealdir.
Gozo Adası
Malta’nın kuzeybatısında yer alan Gozo Adası, kaynaklara göre ana adadan daha yeşil, daha sakin ve daha kırsal bir karaktere sahiptir. Adanın merkezinde, Victoria şehrinin tepesinde yükselen Citadella, Gozo’nun surlarla çevrili tarihî kalesidir.
Gozo, ayrıca kaynaklara göre dünyanın en eski serbest duran yapılarından biri olarak kabul edilen Ġgantija tapınaklarına ev sahipliği yapar. Bu tarih öncesi tapınaklar, Mısır piramitlerinden bile daha eskidir. Malta’dan feribotla kısa bir yolculukla ulaşılan Gozo, doğa yürüyüşleri ve dalış için de harika bir yerdir.
Fotoğraf İçin İpuçları
Valletta’nın en güzel fotoğrafları, kaynaklara göre Üç Şehir’den ya da Sliema’dan şehre bakarak çekilir. Özellikle gün batımında, Valletta’nın bal rengi surları ve kubbeleri altın sarısı bir ışıkla parlar. Aziz Elmo Kalesi’nin yıldız biçimini görmek için ise havadan çekilmiş fotoğraflara bakmak ya da Sliema kıyısından uzun bir objektifle çekim yapmak gerekir.
Şehrin içinde, renkli ahşap balkonlar, dik basamaklı sokaklar ve sokakların sonunda beliren deniz manzaraları, harika fotoğraf kareleri sunar. Sabahın erken saatlerinde sokaklar daha sakindir ve ışık yumuşaktır.
Çocuklarla Ziyaret
Aziz Elmo Kalesi ve Valletta, çocuklar için de eğlenceli bir gezi sunar. Kalenin geniş surları, eski toplar ve müzedeki etkileşimli bölümler çocukların ilgisini çeker. In Guardia gösterileri ve Saluting Battery’deki top atışı ise küçük gezginler için unutulmaz anlar yaratır.
Kaynaklara göre Malta’nın sığ ve sakin koyları da çocuklu aileler için idealdir. Kale gezisinin ardından bir plajda dinlenmek, günü keyifle tamamlamanın güzel bir yoludur.
Malta Dili ve Kültürü
Malta’nın resmî dilleri, kaynaklara göre Maltaca ve İngilizcedir. Maltaca, Arapça kökenli olup Latin alfabesiyle yazılan tek Sami dilidir. Bu dilde Arapça, İtalyanca, Sicilyaca ve İngilizceden gelen pek çok kelime bulunur. Bu özellik, adanın tarih boyunca farklı kültürlerin kesişim noktasında yer aldığını açıkça gösterir.
Malta kültürü de aynı şekilde çok katmanlıdır. Kaynaklara göre adada güçlü bir Katolik geleneği, İtalyan etkili bir mutfak ve mimari, İngiliz etkili bir günlük yaşam ve Akdeniz’in sıcak misafirperverliği iç içe geçmiştir. Türkçe konuşan ziyaretçiler, Maltaca’daki bazı kelimelerin Türkçedeki Arapça kökenli kelimelere benzediğini fark edip şaşırabilir.
Festa Geleneği
Malta’nın en renkli geleneklerinden biri, kaynaklara göre her kasabanın ve köyün koruyucu azizine adanmış yıllık “festa” kutlamalarıdır. Yaz aylarında neredeyse her hafta sonu adanın bir köşesinde bir festa düzenlenir. Sokaklar bayraklar, ışıklar ve süslemelerle donatılır, bandolar müzik çalar ve gökyüzü havai fişeklerle aydınlanır.
Festa günlerinde kasabanın kilisesinden çıkan aziz heykeli, kalabalık eşliğinde sokaklarda dolaştırılır. Kaynaklara göre Malta’nın havai fişek geleneği oldukça köklüdür ve her kasabanın kendi havai fişek ustaları vardır. Ziyaretiniz bir festaya denk gelirse, bu coşkulu atmosferi yaşamak Malta’yı tanımanın en güzel yollarından biri olacaktır.
Konaklama
Valletta’da konaklama seçenekleri, kaynaklara göre tarihî binaların içinde yer alan butik otellerden küçük pansiyonlara kadar çeşitlilik gösterir. Şehrin içinde kalmak, sabah ve akşam saatlerinde kalabalık olmadan sokakları gezme imkânı sunar.
Daha geniş otel seçenekleri arayanlar ise Valletta’nın karşısındaki Sliema ve St. Julian’s bölgelerini tercih edebilir. Bu bölgelerden Valletta’ya feribotla yaklaşık on dakikada ulaşmak mümkündür. Yaz aylarında konaklama fiyatları yükseldiği için rezervasyonu önceden yapmak önerilir.
Malta Taşı
Valletta’nın ve Aziz Elmo Kalesi’nin karakterini belirleyen en önemli unsurlardan biri, kaynaklara göre “globigerina” adı verilen yumuşak kireç taşıdır. Bu taş, milyonlarca yıl önce denizin dibinde biriken küçük deniz canlılarının kabuklarından oluşmuştur. Ocaktan yeni çıkarıldığında yumuşak olduğu için kolayca kesilip şekillendirilebilir, zamanla havayla temas ettikçe sertleşir.
Bu taşın sıcak bal rengi, Malta’nın güneşi altında farklı saatlerde farklı tonlara bürünür. Sabahları soluk sarı, öğleden sonra altın rengi, gün batımında ise turuncuya dönen taşlar, şehre büyüleyici bir görünüm kazandırır. Kaynaklara göre bu taş, deniz havasının tuzundan ve rüzgârdan etkilendiği için düzenli bakım ister; bu yüzden şehrin pek çok yapısında sürekli restorasyon çalışmaları yapılır.
Malta’nın taş ustaları, yüzyıllardır bu malzemeyle çalışmanın inceliklerini kuşaktan kuşağa aktarmıştır. Valletta’nın sokaklarında yürürken, kapı çevrelerindeki zarif oymalara, balkonların altındaki taş konsollara ve köşelerdeki aziz heykelciklerine dikkat ederseniz, bu ustalığın izlerini her yerde görebilirsiniz.
Kıyı Gözetleme Kuleleri
Malta’nın kıyıları boyunca, kaynaklara göre 17. yüzyılda şövalyeler tarafından inşa edilmiş çok sayıda gözetleme kulesi bulunur. Bu kuleler, birbirlerini görebilecek şekilde konumlandırılmış ve denizden yaklaşan gemileri haber vermek için bir işaret ağı oluşturmuştur. Bir kulede yakılan ateş, kısa sürede kıyı boyunca diğer kulelere ve oradan Valletta’ya ulaşırdı.
Bu kulelerin en tanınmışları, kaynaklara göre “Wignacourt” ve “de Redin” kuleleri olarak bilinir. Bugün bazıları restore edilmiş ve ziyaretçilere açılmıştır. Kıyı yürüyüşleri sırasında bu kulelere rastlamak, Malta’nın savunma sisteminin yalnızca Valletta ile sınırlı olmadığını, adanın bütün kıyılarına yayıldığını gösterir.
Aşağı Barrakka Bahçeleri
Valletta’nın doğu ucunda, Aziz Elmo Kalesi’ne yakın bir noktada yer alan Aşağı Barrakka Bahçeleri, kaynaklara göre Yukarı Barrakka’ya göre daha küçük ve daha sakin bir bahçedir. Bahçenin ortasında, klasik bir tapınak biçiminde yapılmış bir anıt bulunur. Bahçe, Büyük Liman’ın girişini ve karşı kıyıdaki kaleleri izlemek için harika bir noktadır.
Kalabalıktan uzak, gölgeli bir bankta oturup limana giren gemileri seyretmek, Valletta gezisinde verebileceğiniz en huzurlu molalardan biridir. Kaynaklara göre bahçenin yakınında, Büyük Liman’a bakan bir anıt çan kulesi de yer alır.
Ulusal Kütüphane ve Arşivler
Valletta’nın merkezinde, Büyük Üstat Sarayı’nın yakınında yer alan Malta Ulusal Kütüphanesi, kaynaklara göre 18. yüzyılın sonlarında inşa edilmiştir. Kütüphane, şövalyelerin topladığı değerli kitapları, el yazmalarını ve belgeleri barındırır. Tarikatın yüzyıllar boyunca tuttuğu arşivler, Akdeniz tarihi açısından eşsiz bir kaynak olarak kabul edilir.
Kaynaklara göre kütüphanenin okuma salonu, yüksek raflarla kaplı duvarları ve sessiz atmosferiyle Valletta’nın en zarif iç mekânlarından biridir. Kütüphanenin önündeki meydan ise kafeleri ve canlı atmosferiyle şehrin en sevilen buluşma noktalarından biridir.
Manoel Tiyatrosu
Valletta’nın kültürel hayatının önemli bir parçası olan Manoel Tiyatrosu, kaynaklara göre 1731 yılında inşa edilmiştir ve Avrupa’da hâlâ kullanılan en eski tiyatrolardan biri olarak kabul edilir. Altın varaklı locaları, zarif tavanı ve samimi salonu, ziyaretçilere 18. yüzyılın tiyatro atmosferini yaşatır.
Tiyatroda yıl boyunca konserler, operalar, oyunlar ve bale gösterileri sahnelenir. Kaynaklara göre gündüz saatlerinde tiyatronun rehberli turlarına katılmak da mümkündür. Bir akşam burada bir gösteri izlemek, Valletta gezisine kültürel bir zenginlik katar.
Kafeler ve Sokak Yaşamı
Valletta’nın sokak yaşamı, kaynaklara göre özellikle akşamüstü saatlerinde canlanır. Merchant Street ve Strait Street gibi sokaklarda kafeler, şarap barları ve küçük restoranlar bulunur. Özellikle Strait Street, dar ve uzun yapısıyla geçmişte denizcilerin uğrak yeri olmuş, bugün ise şehrin en hareketli akşam mekânlarından birine dönüşmüştür.
Kaynaklara göre Valletta’nın tarihî kafelerinden bazıları, 19. yüzyıldan bu yana hizmet vermektedir. Bu kafelerde bir fincan kahve ve bir dilim Malta tatlısı eşliğinde Republic Street’in kalabalığını izlemek, şehrin ritmini hissetmenin en keyifli yoludur.
Akılda Kalan Anlar
Valletta’yı ziyaret edenlerin çoğu, kaynaklara göre Yukarı Barrakka Bahçeleri’nden Büyük Liman’a ilk kez baktıkları anı unutamadıklarını söyler. Karşı kıyıdaki surlar, sakin sularda süzülen renkli tekneler ve uzakta yükselen kilise kubbeleri, adeta bir tabloyu andırır. Öğle saatinde top atışının sesiyle irkilmek ve ardından gülümsemek de bu anın bir parçasıdır.
Diğerleri ise Aziz Elmo Kalesi’nin surlarında rüzgârın yüzlerine çarptığı anı, gün batımında bal rengi taşların altın gibi parlamasını ya da dar bir sokakta renkli balkonların altından geçerken duydukları kilise çanlarını anlatır. Valletta, küçüklüğüne rağmen ziyaretçilerinin hafızasında büyük bir yer kaplar.
Kaynaklara göre pek çok gezgin, Valletta’dan ayrılırken bir gün mutlaka geri dönmek istediğini söyler; çünkü bu küçük şehir, her ziyarette yeni bir köşesini, yeni bir hikâyesini ve yeni bir manzarasını sunar.
Kısa Tarihçe
- 1530: Kaynaklara göre Malta, Aziz Yuhanna Şövalyeleri’ne verilir.
- 1552: Aziz Elmo Kalesi inşa edilir.
- 1566: Valletta’nın temeli atılır.
- 1570’ler: Aziz Yuhanna Ko-Katedrali inşa edilir.
- 1798: Şövalyelerin adadaki dönemi sona erer.
- 1964: Malta bağımsızlığını kazanır.
- 1980: Valletta UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınır.
- 2015: Aziz Elmo Kalesi kapsamlı bir restorasyonun ardından yeniden ziyarete açılır.
Gezi Planı Önerisi
Valletta ve çevresini tanımak için en az üç gün ayırmak önerilir. İlk gün Valletta’nın içini, Aziz Elmo Kalesi’ni, Ko-Katedral’i ve Barrakka Bahçeleri’ni gezebilirsiniz. İkinci gün Üç Şehir’e geçerek Fort St. Angelo’yu ve Birgu’nun sokaklarını keşfedebilir, öğleden sonra Mdina’ya giderek Sessiz Şehir’de gün batımını izleyebilirsiniz. Üçüncü günü ise Gozo Adası’na ayırabilirsiniz.
Son Söz
Aziz Elmo Kalesi ve Valletta, Akdeniz’in ortasında taşla yazılmış bir tarih kitabı gibidir. Her burç, her kapı ve her sokak, bu küçük adanın büyük hikâyesinden bir sayfa anlatır. Bal rengi surların arasında yürürken, yüzyıllar boyunca bu adaya gelen farklı kültürlerin izlerini bir arada hissedeceksiniz.
Malta’ya yolunuz düşerse, Aziz Elmo Kalesi’nin surlarında durup Büyük Liman’ın girişine bakmayı ve Valletta’nın renkli balkonlu sokaklarında kaybolmayı unutmayın.
