Vampir Var Mı? Vampirler Hakkında Bilmedikleriniz

19. Joseph Sheridan Le Fany’nin 1872 senesi kısa gotik romanı, dişi bir vampir olan Carmilla’yı anlatır ve Bram Stoker’ın Dracula’sını büyük ölçüde etkilemiş olduğu düşünüldüğü gibi dişi ve lezbiyen vampirlerin prototipini oluşturduğu da söylenir. Hikâyede Carmilla’nın vampir olduğu anlaşılır ve kanla dolu tabutu içinde göğsüne kazık saplanır, kafası kesilir ve yakılır.

20. Bram Stoker’ın Dracula’sı (1897) vampir mitolojisinde önemli bir etki olarak yerini korumaktadır ve asla baskıdan kalkmamıştır. Kimi akademisyenler bunun açık bir Hristiyan alegorisi olduğunu söylerken kimileri Victoria dönemindeki bastırılmış psiko-seksüel endişeleri yansıttığını söyler.

21. Pek çok efsaneye göre biri vampir olduğundan şüphe edilen biri tarafından ısırılırsa yakılmış bir vampirin küllerini içmelidir. Vampir saldırılarından korunmak içnse ekmeği vampir kanına bulayarak onu yemelidir.

22. Eşiklerin tarihî anlamda önemli bir sembolik değeri vardır ve bir vampir davet edilmediği sürece eşiklerden geçemez. Eşiklerle vampirler arasındaki ilgi, suç ortaklığı ve izinle alakalı bir olgu gibi görünmektedir. Kötülere bir defa izin verildiği takdirde kötülük tekrar tekrar o eşikten içeri girebilir.

23. Hristiyanlık öncesi vampirleri geri püskürtme yöntemleri arasında sarımsak, akdiken dalları, üvez ağacı (daha sonraları haç yapmak için kullanıldı), tohum dökme, ateş, mezar kazıcının küreğiyle baş kesme, tuz (korunma ve saflıkla bağlantılandırılırdı), demir, çan, horoz ötmesi, nane şekeri, akan su ve vampir olduğundan şüphelenilen birini dört yol ağzına gömme de vardı. Cesetlerin yüzü toprağın iç kısmına gelecek şekilde gömme gibi bir durum da vardı. Bu sayede vampirlerin çıkmak için yanlış yöne doğru kazı yapacakları ve toprağın içinde kaybolacaklarına inanılıyordu.

24. Hristiyanlığın yayılmasının ardından bu yöntemler arasına kutsal su, haç, aşai rabbani ayini ekmeği de katıldı. Bu metodlar çoğunlukla vampir için ölümcül olmuyordu ve etkinlikleri kullanan kişinin inancına göre değişiyordu.

25. Geleneksel bir vampir püskürtücü olan sarımsak, 2,000 seneden fazla bir süredir bir korunma yöntemi olarak kullanılmaktadır. Antik Mısırlılar sarımsağın tanrının bir hediyesi olduğuna, Roma askerleri kendilerine cesaret verdiğine, denizciler geminin batmasını engellediğine ve Alman madenciler onlar yeraltındayken kötü ruhlardan uzak tuttuğuna inanırlardı. Pek çok kültürde gelinler korunmak içn gelinliklerinin altında sarımsak taşırlardı ve sarımsak dişleri insanları çeşitli hastalıklardan korumak için kullanılıyordu. Günümüz bilim adamları da sarımsaktaki yağın, alisinin, oldukça etkili bir antibiyotik olduğunu söylüyor.

26. Güneş ışığının vampirleri öldürebileceği düşüncesi, 1950’lerde Filipinler’deki batıl inançlı gerillaları korkutmak için Amerikan hükümeti tarafından başlatılmış olabilecek modern bir uydurma gibidir. Güneş ışığını bir vampir bir başka vampiri öldürmek için kullanabileceği gibi (Ann Rice’ın popüler romanı Vampirle Görüşme’de olduğu gibi) Lord Ruthven ve Varney de güneş ışığında yürüyebilen vampirler olduğunu gösteriyor.

27. Vampirlerin tabutta uyuması gerektiği efsanesi, büyük olasılıkla cesetlerin mezarlarında ya da tabutlarında aniden doğrulup oturduklarını anlatan mezar kazıcılar ve cenaze levazımcılarından çıkmıştır. Bu ürkütücü fenomen çürüme evresinden kaynaklanıyor olabilir.

28. Kimi efsanelere göre vampirler, eski eşleriyle cinsel birliktelik yaşayabilirler ve bunun sonucunda da hamilelik durumu ortaya çıkabilir. Aslında bu inanç, bekar kalması beklenilen bir dulun nasıl hamile kaldığını da açıklayabilecek türdendir. Ortaya çıkan çocuğa Bulgarca gloglave (glog) ya da Türkçe vampir adı verilir. Ancak afaroz edilmek yerine çocuk vampirleri öldürme yeteneğine sahip olan bir kahraman olarak görülür.

29. Stephanie Meyers’ın yazdığı Alacakaranlık kitap serisi (Alacakaranlık, Yeni Ay, Tutulma, Şafak Vakti), filme gidenler arttıkça daha popüler bir hâl aldı. Meyers, vampir mitolojisi konusunda bir araştırma yapmadığını itiraf ediyor. Aslında onun vampirleri pek çok açıdan gelenekleri bozuyor. Örneğin sarımsak, kutsal şeyler ya da güneş ışığı onlara zarar vermiyor. Bazı eleştirmenler, gençlerdeki cinsel gerilimi ve dışlanmışlık duygusunu yakalayabildiği için kitabı övüyor.

30. Hollywood vampirleri ve edebiyattaki vampirler, folklorik vampirlerden ayrılık gösteriyor. Örneğin Hollywood vampirleri genelde solgun, aristokrat, çok yaşlı, kendi topraklarına ihtiyaç duyan, doğa üstü denilebilecek derecede güzel ve vampir olabilmek için ısırılması gereken karakterler olarak gösteriliyor. Buna karşılık olarak folklorik vampirler (Bram Stoker’dan önce) genellikle sıradan ve yakın zamanda ölmüş kimselerdir. İlk olarak biçimsiz kan torbaları olarak görünürler, kendi topraklarına ihtiyaç duymazlar ve sıklıkla göğüslerine kazık saplanarak ya da saplanmadan ölüdürülürler.

31. Folklorik vampirler yalnızca ısırıkla vampir olmazlar. Bir zamanlar kurt adamlarsa, büyücülük yaptılarsa, aforoz edilmişlerse, intihar etmişlerse, yasaklı çiftlerin gayri meşru çocuklarılarsa ya da vaftiz edilmeden ölmüşlerse de vampir olabilirler. Bunun yanı sıra kurtların öldürdüğü bir koyunun etinden yiyen, yedinci çocuk olarak doğan, bir vampirin beğendiği hamile bir kadının çocuğu olan, gömülmemiş bir cesedin üzerinden geçmiş bir rahibe olan, dişli doğan ya da gömülmeden cesetleri üzerinden bir kedi atlayan herkes vampire dönüşebilir.

32. Vampir folklöründe vampirler öncelikle kemikleri olmayan yumuşak ve belirsiz bir biçim olarak görünürler. “Kırmızı parlak gözleri ve kan emmek için yüzünde burnu yerine bulunan keskin uzvuyla ‘bir kan çuvalıydı’. 40 gün yaşayabilse kemikleri ve bir bedeni olur, daha tehlikeli, öldürülmesi zor bir hâl alırdı.”

33. Bir vampiri tanımlamak için kan içme özelliği yeterli olmasa da akıl almaz bir şey olduğu kesindir. Kimi kültürlerde kurbanın kanını içmek içene kurbanın kuvvetini verebilir, bir hayvanın özelliğini almasını sağlayabilir ve hatta bir kadını daha doğrugan hâle getirebilir. Aynı zamanda kırmızı renk de pek çok vampir ritüelinde bulunmaktadır.

34. Bazı vampir öykülerinde vampirler evlenebilir; kasaplık, berberlik ya da terzilik gibi vampirlere uygun işler bulabilecekleri bir başka kente taşınabilirler. Kasap olabilmeleri durumu, kasapların ‘kurbancı’ soyundan geldiği analojisine dayanıyor olabilir.

35. Balkanlarda belli bölgeler balkabağı ya da karpuz gibi meyvelerin on günden fazla dışarıda kalması ya da yeni yılda tüketilmemesi durumlarında vampire dönüşebileceklerine inanır. Vampir balkabakları ya da karpuzlardan dişleri olmadığı için genelde korkulmazdı. Meyvelerin üzerinde görülen kan da buna istinaden vampire dönüşebileceğine dair bir işaret olarak algılanır.

36. Denizkızları da vampire dönüşebilir ancak onlar kurbanlarının kanını değil nefeslerini emer.

37. 20. yüzyılın sonuna kadarki zaman diliminde vampirler hakkında 300’den fazla film yapıldı ve bunun yüzden fazlasında Dracula vardı. 1,000’den fazla vampir romanı çıkartıldı ve bunların çoğunun basımı son 25 sene içerisinde gerçekleşti.

38. Son yıllarda çocuk edebiyatının en popüler vampiri, vejetaryen bir vampir olarak mutlu biçimde hayatını sürdüren sevimli tavşan Bunnicula’dır.

39. Bazı tarihçiler Prens Charles’ın doğrudan Dracula’nın oğlu olan Kazıklı Voyvoda’nın soyundan geldiğini söylemektedir.

40. Vampir mitolojisinde yakın zamandan en iyi bilinen gelişme Buffy the Vampire Slayer ve ‘yan-ürünü’ Angel’la olmuştur. Buffy, vampirizmi genç bir vampir avcısının oldukça gerçekçi, yirminci yüzyıl dünyasından anlatarak modernize ettiği için ilginç gelir. Buffy rolündeki Sarah Michelle Gellar, arkadaşlarıyla vampirlerin peşinden koşar. Dikkat çekmesinin bir diğer sebebi de, akademik çevrelerde ‘Buff Araştırmaları’ diye bir şeyin oluşmasına sebep olmasıdır.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir