Edebiyat Kulübü

Duygular

Etiket: 

15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 147)
  • Yazar
    Yazılar
  • #18993 Yanıtla
    tuna
    Katılımcı

    Sarılmak

    Kendini
    Kendinden vazgeçmeye bırakmak

    Azalmak

    Vermek ve almak

    inanc?
    Birbirinin aynılı?ın?

    Duyumsamak
    Sözcüklerin uçuculuşunu

    Sarılmak

    Çemberin
    Mükemmellişe kapanığı…

    Julie Wohlers

    (www.satir-arasi.com’dan alınmıştır)

    #18994 Yanıtla
    tuna
    Katılımcı

    hiç bir yere ait olmamak

    fırtınalara çıkamayacak kadar korkak; dingin sularda duramayacak kadar heyecanlı olmaktır…

    ne güneğe çıkabilir-gözlerini alır- ne de gölgede kalabilir -üşütür-…
    hayatın; arada kalmışlık hal ekini ya?ar…
    insandır en nihayetinde;
    superman değildir ki asla olduğunu iddia etmemiştir…
    yani; o da bir düzen ister aslında…
    hayal kurmayı dener; depremde yıkılan onca hayaline rağmen, dilek tutamadan kayan yıldızlarına rağmen…
    kurar da; iskambil kağıtlarıyla yapılan evler gibi de olsa; ruhsatsız da olsa düİleri vardır…
    rutsatsız dü? taşımak yasaktır, yakalatır!

    gitmekle gitmemek, kalmakla kalmamak arasındaki çizgiler çok kalındır;
    bir tarafa geçmeye çabalarken -ki kendisi yorgundur oldukça- dişer taraf aklın? çeler…
    tekrar en ba?a dön…
    işte hep o ibne çizgiler yüzünden! ne olurdu biraz daha ince olsaydı da, bir tarafına geçebilseydim diyip;
    yaşananların faturasın? kesmeye çalışır yine bir başka şeye!

    sevmek belki değil ama sevilmek bir ihtiyaçtır diyip;
    yalanlar söyler ve bu yalanlar kendisinedir çünkü bilir ki kendisini kandırmak çok kolaydır…
    başta kendi iyilişi içindir; korkak ya bu…
    mutsuzluktan korkar…
    mutlu olabilmek için…
    ama bir bakar; üzerinde, altta kalanın canı çıksın oynanmış ama canı çıkmamış birkaç iyi duygu parçası vardır içinde;
    mutluyken, mutsuz etmekten de korkar sonra…
    yine yalan girer devreye; bu sefer karşıdakinin mutluluğu için…

    ne bir şeyi sahiplenir; ne de sahiplenilir…
    ne tam olarak anlayabilirsin; ne de ben hiçbir şey anlamadım diyebilirsin…

    ama anlasaydın; emin ol hak verirdin…
    çünkü o sadece sana değil; hiçkimseye ait değil…

    #18995 Yanıtla
    tuna
    Katılımcı

    söyle nesin sen

    Öyle bir sevinçsin ki sen, senden gelen herşeyde sevgi var hüzün var, bazen ince bir sız?, bazen sevinç, bazen tatlı bir hüzün, öyle tuhaf şeysin ki acıyı mutluluğu aynı anda birlikte yaşatıyorsun. Sevinçsin, rüyasın, pembe bir kelebeksin, düşlerimdeki peri kız?, gökyüzünde turkuaz mavisi, Şeker pembesi, masallardaki prenses içimde bir sız?sın.

    Gitme sakın gidersen düşlerim sende kalır.

    Ne güzel şeysin sen.

    Söyle nesin sen…

    Uzaklardasın o deniz ülkesinde, ama yanı başımda gibisin, sabah tanyeri sonbaharda akıam güneşi, rüzgarsın, çiçeksin, bahar meltemleri gibisin, k?? ortasında s?msıcaksın, duygusun coşkun akan nehirler gibi, okyanuslar gibisin, sevinçlerin en güzeli, ince bir sız?sın sen.

    Gitme sakın gidersen düşlerim sende kalır.

    Ne güzel şeysin sen.

    Söyle nesin sen…

    Baharsın çiçek kokan badem çiçekleri gibi pembe, çağla çiçekleri gibi beyaz, Şeftali çiçekleri gib rengarenksin yeğilsin, mavisin, pembesin, yağmursun, gül yapraklarında damlasın, baharda papatya haziranda dolusun.

    Gitme sakın gidersen düşlerim sende, aklım sende kalır.

    Ne güzel şeysin sen.

    Söyle nesin sen…

    Gelinciksin bozkırlarda eylülde sarı yaprak kIşın bembeyaz karsın, saman yolusun gecenin karanlıklarında çoban yıldızısın, Kalksın içimi aydınlatan, aŞustosta gece meltemleri denizlerde yakamoz, okyanusta yelkenli.

    Söyle nesin sen.

    Ne güzel şeysin sen…

    Yüksek tepelerden gelen çıksın sen, kar kadar beyaz kardelensin, müziksin şarkısın, romansın, bir şiirsin sen. Gitme sakın gidersen düşlerim sende kalır.

    Ne güzel şeysin sen.

    Söyle nesin sen…

    İçimden rüzgar olsan gelsen diyorum ansızın fırtına olsan daşılsa bulutlar, bahar olsa gelişinle, kelebek olsan uçsan başımın üstünde sonra omzuma konsan, pembe kanatlarını seyretsem doyasıya, pembe bir kelebeğin sıcak kanatlarında bulsam kendimi sonra hiç gitmesen. Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır.

    Ne güzel şeysin sen.

    Söyle nesin sen…

    #18996 Yanıtla
    tuna
    Katılımcı

    insan büyüyor mu gerçekten

    insanın elinden ne zaman alırsan al, bu durum kişiden kişiye ve duygulardan duygulara değişir bazende ne olduğunu anlamazsın ama oluyordur ve aniden başlarsın…

    #18997 Yanıtla
    tuna
    Katılımcı

    sevgi

    Eğer tüm dünya dilleriyle konuşsam
    ve kuş gibi söylersem,
    ama sevgim olmasa,
    ses çıkaran bir bakır ya da çınlayan bir zilden farkım olmaz

    Eğer bütün sırları bilsem
    ve her türlü bilgiye sahip olsam,
    ama sevgim olmasa,
    bunun bana hiç bir yararı yoktur.

    Sevgi sabırlıdır, sevgi Şefkatlidir,
    Sevgi kıskanmaz, övülmez, böbürlenmez.

    Sevgi kaba davanmaz,
    Kendi çıkarını aramaz,
    Kolayca öfkelenmez,
    Kötülüşün hesabın? tutmaz

    Sevgi haksızlığa sevinmez,
    ama gerçek olana sevinir.
    Sevgide korku yoktur,
    Tersine, yetkin sevgi korkuyu siler atar

    #18998 Yanıtla
    tuna
    Katılımcı

    aşık olmak

    A??klar birbirine sarıldıkları zaman
    Melekler öyle sevinirlermiş ki
    A??kların üzerine çiçekler serpiştirirlermiş
    Onun için aşıklar birbirinin kokularına doyamazlarmış…

    #18999 Yanıtla
    tuna
    Katılımcı

    aşk

    insanlar çürümeye aday bedenlere değil; ezelî kudrete başlanan ruhlara aşık olurlar.

    #19000 Yanıtla
    tuna
    Katılımcı

    gök sanatı – 9

    Aşk sanatı

    [bu bölümü yayınlamadım. Şimdilik.]

    İtiraf Sanatı

    Üzülmeme gerek yokmuş, acımam gereksizmiş. Bireysel duygularımı başı?layın bana. Zevk almıyorum doğrularınızdan, kendi hatalarımdan aldığım kadar. Siyah bir kaşıda beyaz kalemle mi yazmalıyım görebilmeniz için? Tam merkezin biraz yanındaydım bu gün, Spiral yaşantı, tüm perspektifini kanatlandırmış, Büyümüş bizim dedişimiz çocuklar, boylarını işaretledişim ağaçlar, Bir şeylerin değişmeyeceğini kabullenecek kadar yorulmuğum. Öyle ki umut başladığımız uçurtmanın sahibi gökyüzü bir başka güzel, Köyde bir yabancının söylentisi gibi dillerdeyim, Ve en cesur maskemi takmış?m yüzüme, Şimdilerde gençler bir deli, yaşlılar geç anlamış sevgiyi. Ve senin kalbin her şeyden az geldi bana, Anlayabiliyorum, sevgiden geriye bu çözüm geçici. Kalıc? olan tek şey külleriydi, yaktığımız üretimden kalan. Dur diyebilen şanslı kullarını gönder cennetine, ben memnunum. Sıfatın yetersiz yazılmış, düzeltmek bana kalsa keğke. Kalemin yazamayacın? söylemek görevi bir gelse, Dağınık bütünlüşün, kapladığı alan bizim Devasa dedikleri evrende bir nokta, alg?yla sınırla, Sonra çarıaf gibi serilip kocaman zamana, Defolun lanet olası düşlerim. Kısa boyunda saçlarının siyah rengini kavrasam bu gün, Sana nasıl söylesem, nasıl öldürse itiraf?m gönlünü, Şu koca gökte kaç yıldız görüyorsun diye sorduğumda, Veremedişin cevapla anlayabilsen sana olmayan sevgimi. Oysa buna rağmen güvenmiştim sana, başırma bana. Çatlayan damarda durmaz kan, sızar acın, sonunda biter can. Çekilir ağlar, geriye yetim kalır bir tek yavru balıklar.

    (Aycan ARICAN)

    #19001 Yanıtla
    tuna
    Katılımcı

    acı

    Kurtarılmayı bekliyordum ama reddediyordum. Yüklendikçe yitiriliyordu anlamlar. Tüm ümitler terketmişti, acıtmak güzeldi anılarla kalbimi, sızlatıyordum. Çünkü acının miktarı değil tadıydı tek hatırladığım. Kanın rengi değil, aor olmasıydı ölüme yaklaştıran beni. Vücuttan sızan ruhumdu, uzaklaşıyordum…

    Hatırladınız mış Aldınız mI dersiniziş Sevin hadi, yapabilirseniz…


    Aycan ARICAN

    #19002 Yanıtla
    tuna
    Katılımcı

    umut

    Sıradığı bekliyordum olaşan için.
    Bu sevgiydi.
    Zaman üretiyor, biz anlık harc?yorduk.
    Bu kaçınılmazdı.
    Gözlerimizle yaşıyorduk, ardındakini ihmal etmişlişimizle.
    Bu çoraktı.
    Siliniyordu benlişimiz gündelikten, tekliflere cevabımız vardı sadece.
    Bu monotondu.

    Sade bir renkten dü? çıor. Islatıyor biçimden geçen birincil objeyi. Caydırıyor sonra yüklemi asıl işinden, kandırıyor bünyeyi. Çaya batırıp parça parça yapıyor, çökeltiyor üst üste, tepelenmiş doğrular gibi. Tepsiyle sunuluyor sonra birilerine ücreti karşılığında. Gülümsüyorum sadece…

    Bu enerjiyi deneyimleyenin ta kendisiyim. Yorulduğumda bir miktar dinlenip devam edebilirim. Bir yere kaybolmaz, yetişmem gerekmez, kaçırdığım bir şey yoktur kendi düşünsel yaratımımda. Güven aramam, güvenmem gereken bir belirsizlik yoktur, olmasını istemedişim sürece. Kontrolüm dışında bir kontrolsüzlükle karşılaşmam. Rastlantısallık, ben istersem alabilidişine tahmin edilemez bir hal alacaktır, gerektişinde yavağlayacaktır istedişim an ise durdurabilirim. Tam istedişim anda başlar ve tam istedişim anda bitebilir. Kendi içinde yaratabilir çünkü aslında bir içi yoktur dığı olmadığı gibi. Devinebilir, evrimleğebilir ve karanlığa boğulabilir. Saflaşır ya da inanılmaz karşıabilir. Her tadı verir, acı da verir çekmek istedişimce.

    Hayır, düşündüşünüz gibi olmadı. Yaratmayı sevmeye başlamadım. Düşünmeden yaratılış? izlemek muhteğemdi ve zahmetsiz bir muhteğem daha muhteğemdi. Hayal bile etmemiştim ama dikenleri batıyordu ellerime. Kendimi silmek değildi bu, sadece zenginleğtiriyordum hayatımın akIşın?. Gelen ve giden bu odada yoktu zaten. Beklentilerim bitmiş, var olanın eksiksiz güzellişi beni aşık etmişti kendisine. Gezegenlerin benimle olduğunu hayal edebilirdim onlardan uzak olduğumu görerek. Beklentisiz ama umutla yazabilirdim Şimdi.

    Ben senin mutluluşuna kurban ediyorum acılarımı, bencilce. Özgürlüşün ilksel cesaretini iştahla tüketmiş, Şimdi sadece sessizliğin içimde yok ettişi o gürültüden kalan tiz sesin sönüşüne Şahidim. Ve bu anlarda bir tek silemedişim sensin. Sükuna doğru her şey susuyorda, bir seni susturamıyorum umutlarımda. Ne mutluyum bir görebilsen, gözlerin ardına bir geçebilsen.


    Aycan ARICAN

    #19003 Yanıtla
    tuna
    Katılımcı

    schizophrenia

    Sahil kumlarının belki de yaratıcısıydı, karamsar da olsa bakışlarında vardı bir gerçek payı. Zor olan ise bu karamsarlı?ın insan oğlunda uyandırdığı bir takım metodolojik fikirsel sanc? haliydi. Milyonlarca yıldan kendisine miras kalan güzellik onurunu başı dik bir şekilde taşımaktaydı. Bu ancak göz göze gelindişinde anlaşılabilir hale gelen bir duyguydu. Ve karşılaştığı insanı fikirsel olarak yıkabilecek bir güce eğ değerdi. Rastlantının büküldüşü, dize geldişi ibarelerle süslenmeden anlatım belki de oldukça alakasız olacaktı. Fakat bir şey bunların hepsini değiştiriverecekti. Seçilen bu yolu bükecek bir şey olacaktı. Buna aklı olan kimsenin inanmayacaşı düşünüldüyse de bu insanlar kendi düşünsel lekelerinden utanacak hale geleceklerdi. Nedenini az sonra anlatacaşım fakat öncelikle biraz beyin antrenmanı yapalım. Atacaşımız adımların neden-sonuç ilişkilerini ortaya koyu? tarz?mda bir eksiklişin olmayacağına emin olmak için öncelikle bir iç düşünsel süreci yaşamalıyız. Fazla değil beğ dakika yeterli olacaktır bunun için. Ve Şimdi kıtasal bir geziye hazır olmalısınız. Uzun ve yorucu bir yolculuk olacak bu.

    Başladığımız yer bir apartmanın bodrum katı. Bodrum katında her küçük oda bir apartman dairesine ait ve ufak adam odaların açıldığı koridorda karanlıktan zaten korkan ama karşı koyma isteğine pek önceden yenilmiş bir şekilde dona kalmış. Etraf? yakıt olarak kullanılan kömür yIşınları ile dolu, neredeyse ufak adamın boyunca her yer kömür yIşın?. Bu ufak adamın Şimdiki hali ise biraz geçmişinden farklı. Bu gün için ona söylenebilecek tek şey sanırım henüz bulunamadı. Düşüncelerin yaydığı titreğimlerden faydalanarak insanları anlamayı alışkanlık haline getirmiş bir üstad denebilir mi acabağ Ya da davranışın süre geldişi eğilimleri doğru değerlendirebilme yetisi ile gözlemlerinden anlamlar çıkarıp bunları aldığı insanın suratına haykırmasına ne demeliş

    “Zaman delikanlı. Geriye kazanılamayan tek yitirişimizdir. Doğru delikanlı. Henüz belki de hiçbir şey yitirmiş değilsin. Yitiminin tek izinin tam üzerinde onu saklarcasına duruşunun tek nedeni belki de içinde bulunduşun kaçınılmaz kaçı? duygusudur. Biliçsizliğine seni iten tek şey belki de üstesinden gelemedişin tek şeydir. Varlık delikanlı. Sen varsın! Yokluşundan etmiş ya da edeceğin bütün şüpheler haklı çıkacaktır. Ve bahsine gireceğin o önemliyi daima alacak olmanda yatan erdemi asla unutmamanı tavsiye ederim. Çocuk, yapabildişin en iyi şeyi yap! Sev.”

    Biçimsizliğin saklandığı fakat dikkatli bir aklın kaçırmayacaşı kadar düzülüşüne üzgün tavır takın?yorum bazen. Ayrıca bu kadar hareket saçlarının birbirine karşımasına neden oluyorsa da aldırmadan seni düzene daha sık? sarılıyor oluşunun nedenlerini belki de sorgulamalıyım içsel bir şekilde, tekrar. Rahatsızlık duyduğum belki de tek şey aslında bunun hiç bir analitik mantık tarafından kabul edilebilir olmaması. Koskoca gözlerini karşımda s?m sık? kapadıktan sonra o kadar tecrübesizce pes ediyorsun ki, lanet olası bir oyun kurmaya bile zaman bırakmadan düzülmeyi bekliyorsun seni ahmak yaratık. Bunları geçelim. Sana dinlettiğim fikirlerimin de seni düzüyor olması daha korkutucu bir gerçek bence. Rastlantısal olaylara yorduğum kimyasal reaksiyonları sünger gibi emiyor sonra büzüşüp emilenleri daşıtıyorsun çevredeki ağaçlar büyüsün diye belki de.

    Kendi var oluşunun satım alanı kurulmuş dostum. Bilincin için yapılan pazarlıklar çoktan bitmiş, seni tüketmişler bir geçici gibi. Halbuki sen kalıcıydın benim yaratımımda. Ve oldukça fazla vermiştim sana dişerlerine nazaran. Fakat yaratımımın talihsiz yıkılışını izlerken farkettiğim o son an uyanış? ile dindi acılarım. Sana belirlilik vermemiştim. Belirsizlişe tahammül yetisinden vermemiştim sana. Ve koskoca gözlerini bunu unutturabilecek kadar güzel yapmıştım, unutkanlıktan olmalı. Bu nedenle seni değil kendimi suçluyor olmamı mazur göreceksin. Ve birileri tarafından satılmış olmana değil, bana dökeceksin gözlerinde sakladı?ın yaşları zamanı geldişinde. Sikik dünya efendisiyle tanı?maya yakın hareketleniveriyor. Sikik dünya yutucu karamsarlığını artık gizlemiyor. Sikik dünya duyuyor musun? Gaia özgürlüşüne kavuŞuyor. Sikik dünya uyan! DoŞuruyorsun…

    Betimsizce anlattıklarınız? anlayamıyorum arkadağlar. Rahat bir nefes aldırmalısınız anlatımınızın karşınızdakinde uyandırdığı duygulara. Pislik içerisinde yürüme zamanımız geçmişte kaldı, artık ayaklarımız ç?rıl çıplak ve koşmaktayız uçuşa doğru, gökyüzüne yakınca bir yerlerde. Ve sonunda o kocaman zekanın ürünü insan denen bizlerin sırları çözüldüşünde ne hissedeceksiniz? Aklınızın çözümlendişini hissedebilecek misiniz sizceğ Buna karşı koyabilecek misiniz? Böyle bir şey mümkün müş

    Bu yüzdendir ki katıl bana yabancı. Katıl ki geri dönebileceğimiz yerde her an sana uzanan ellere beraber karşı çıkalım. Katık olsun fikirlerimiz amacımıza, motive edelim karıncaları bile.

    Sahipsizlerin var olduğunu varsayalım bir defalı?ına. insanlar var diyelim, sahipsiz insanlar. Bu durumu kaç kere düşündün? Ve gücümüz yettişince sahip olalım karanlıklarına bu insanların. Ama sen dur yabancı. Dur dedim! çabuk.

    Çocuk! Karanlığıma gölge düşürme! Yok ederim.

    Kendi karanlığında gölge istemez, biçimsellişini bir yana bırakır, rastlantıları yaratır kendi arzusunca, ve rahatına oldukça düşkün bir rahatsızım ben.

    Rahatına oldukça düşkün bir rahatsızım ben.
    Her an birilerini takip eden bir paranoyak gibi.
    Daha çok dişerlerini dinleyen bir konuşmacı.
    Ya da dilinle tadını alabileceğin sesim ben.

    Gözlerimizin arkasında sandığımız rijit benlişimiz kendi kendimizi kandırma eğilimlerimizden kurtulamıyor ki tek bağına. Bunun, bu evrensel saldırının olabilmesi için gerekli olan fazlaca yamulmuş uzay boğluşunda birbirimizi başlayan tek şey varlığımızın fiziksel bütünümüze olan formülsel yansısı mış Bu kadar nedenselleğtirilemez belki de realite dedişimiz sanal uğraş.

    Realite sanal bir uğrağ mıydı?

    Bizler var olanlarla malesef sınırlı düşünmeye programlanmış sanal uğrağlarız çocuk! Görebildişimiz bu sınırları asıl çizenler ise bunu istemle yapan kendi benlişimiz olabilir miş Burada bilinmesi gereken şey bence rastlantısallı?ın gittikçe tıkızla?maya başlaması bilinci.

    Çocuk, sana bir az ümit denilen istemcil yanılsamadan bahsedeyim. Yok oluşunun zihnine yaklaştığında Şu oynamayı sevdiğin oyun var ya. Bak çocuk, ne de çok ümitlendişini hissetsene. Ve hatırlasana bunu yapmak için a?rısada bacakların koptuşunu sonsuzca kere. Böyle bir şey işte. Rahatsızlığının ruhuna verdişi fiziksel bir tepki gibi oluŞup seni esir alan bu tuhaf benlik safsatasın? bırak. Koymak istiyorsan ko? çocuk, yorulmak olsun amacın. Almak istiyorsan tut çocuk, büyük ihtimalle sahip olduğun şeyleri zengin edeceksin. Çünkü sen çocuk, sen varlığın bilincine Doğuştan yatkın ve bükülmüş rastlantısallı?ına hükmedebilecek belki de demiyorum kesinlikle ve kararlılıkla tek kişisin. Bitimin o ansızın gelen sanal varsayımlarını gerçek bir güç gösterisine çevirebilecek tek kişi olnaın anlamını çizebilirsin bana. Ve senin sanallı?ındaki zihin oyunlarının farkına varabilen bir kişi bile çıkmadı henüz. Hayatı ya?ayı? şeklindeki zengin kokuların farkına varıp boyunduruşun altına aldığın binlerce insan her sabah rüyalarında gördükleri şeyin anlamını bilenin kim olduğundan emin. Bunca karmaşık fakat asıl olarak yaratımı en zor olandın sen. Basittin ve seni en zor yarattım ben. Çocuk, güçlüsün, eğimsin yürüdüşün zaman düzde yarattığın. Silik fakat herkesin içinde olansın sen. Tam olarak farkedemedikleri ama içlerinde hissettikleri şeysin.

    Çocuk, sen şeysin. Sen bir ve sadece bir şeysin.

    Küllerin arasından onları sarsmadan esebilecek bir rüzgar ol benim için uzun yolları almaya biraz olsun hevesim kalsın içimde o zaman. Ve yağmurun toprağa dalmadığı bir manzara ile karşı karşıya bırak beni ki üzerinde yürümemi sağla yeryüzünün, ona değmeden. Ben artık fazla ister olduysam bunu zaten biliyor ve gerekeni yapıyor olmalısın haksız mIyımı Konuşmadan alna?abilmeli miyiz acabağ Ya da olması gereken bu muş Mesela sadece kendi dünyamız dışındaki gözlemlerimizin paylaşımı için konuşsak.

    Çocuk sus! Sus ki beni anladığın ortaya çıksın.

    Birlişin askerleri bulunan en doğal görsel saldırı karşısında gerçekten kayıtsız bir ilgi ile ödevlerini yapmakta iken sen, sen askerlere kumanda eden komutanın “bir”i. Lanet okunası suratın? yüzlerce akıldan kazıyamam ki tekrar dönüştüreyim seni birlişin karanlığına katılmak için her gece. Be asılsızca sarfetmekte olduğun senin değil cümlelerin beni bezdirene kadar çekmem gereken acıların gerçek ödülünü alabilecek miyim kiş Var mI yarınımızın garantisiş Hiç oldu mu ya dağ

    Çocuk garanti verilen değil hissedilen olduğunda rahat bir befes al karşındaki için.

    Gene de rahatsız yılların oluşturduğu bütünde var olan parıltılardan etkilenmeyecek değilim. Bünyem zayıf, aklım karmakarşı?k ve üzerime attığın koca a?dan kurtulmaya yıllar var gibi yoğun meditasyon anının tekrarı gibi her günüm.

    Bitecek, acele adımlarına inat etmiş gibi bu güzel günlerin. O zaman ne yapacağını hiç hayal ettin mi çocuk? Hayal etsen bile inandırabildin mi kendiniş

    Renkli gölgeleri görmüyor musun, değişen, yeğil, mavi, sarı hatta gri renkte bir sürü ardı sıra objenin enerjisini ifade edercesine. Ve bulutlara, varsa baksana. Bir grup kurmuşlar kendi aralarında karamsar kokular üretir gibi. Biz ise bulutların altlarını püskürüklü boya ile kırmızı ya boyama hayalini şiddetle güdüyoruz. Ruhlarımız izlenmekte. Yans?tığımız iç dünyamız? hareketlerimize, çok farklı olmak zorunda. Kimliklerimizin hiç biri sakladığımız o asıl yalnızlığımız hakkında bilgi vermez. Doğumumuz bunun en güzel orneği ve adaşıdır var sandığımız ya da sanıyor oluğumuza tamamen ve hükmen kabul etmelisin ki gaddarlığım kerçekten sadece kendi kendime yetiyor. Uzun sanarak kaleme aldığımız yolculuk aslında tek bir kelimelik oluveriyor yolun sonunda. Kırmızı yazıyoruz sonra kapkara bir kalemle. Sihir değil bu, aslında bir kalem var mI bundan emin bile olmaz bir durumda. Sol elimizin aslında bir başka sağ el olmadığını bir kelime ile kanıtlarsanız beni anlarsınız. Ba?arımızın nedensel gerçeşi ne kadar rahatsız ediyorsa da sizi, birikimleriniz karşısında saygımız? göstermekten çekinecek değiliz. Ve sen RUS. Kalk ve kendini parçalara böl. Her parçanda farklı bir özelliğin olsun. Bir gaz ve toz bulutu olabildin mi RUS? Sen RUS, ben o içinde yaşadığın gaz ve toz bolutuydum, içine çektişin nefesini. Kapsadığım tek şey ise koca bir hava boğluŞuymuş ve ben bu boğluŞu attım içimden RUS. Güç sandığın tavanları transparan bir renge boyadım RUS. Kırmızı. Ama sana satılmış olan kırmızı . Yoksa senin almış olduğun mu demeliydimı Şu gölgemi boyamak için peğinden ko?tuşun renk. Rahatsızlığımı arttırıc? seslerin şarkıs?. Rüzgarda sigar içmek gibi bir şey. Ya da sana çok yakın, uzanıp kolayca alabileceğin bir şeyi inatla almamak gibi. Bilimsel olmayan ama o anda en mantıklı gibi görünen yol. Teknişi olmayan bir pratik gibi, içten gelen.

    Yoksa benim gibi teknişi olmayan bir pratisyen değil misiniz? Kukla mIsınız?

    Bir takım kadroları doldurmayın günlük hayatınızda, en azından benim için. Biraz olsun sanal bir kadronun varlığı değil bahsettiğim. Bilimum katma değer ve saçma değerlerinizi tekrar gözden geçirsenize yatmadan önce uykuya dalmadan hemen önce. Katliama mI maruz bıraktım sizi yoksağ Bitimin muhteğem izlemi karşısında kim istek duymaz ki ko?mayağ Rahat olun çünkü yürüdüşünüzü sansanız bile koşmaktasınız, yüksek bir hızla. Ve öyle yorgun hissetmek istiyorsunuz ki bir an önce bitişi izlemek gururu ile övünesiniz. Karamsar olmaktan pek öte bir düşünü? bu. Düzgün insanlar var çevrede, düzük ya da sikik her neyse…

    Bilgiç bir tabırla “sınırsızlık” dedi. Belki de bahsettişi şeyin tam olarak farkında değildi. Ancak ne de olsa farkedecek olacağına emin bir şekilde tekrar söyledi. “Sın?rsızda olmak”. Kuru bir toprak parçası ile yetineceğini mi sanıyorsun onun? Sahip olduklarını bile alabileceği en iyi durumda görme görevi verilse verilse bir meleğe verilirdi. O’da öyle fakat bir kaç yönden meleklerden farklıydı. Adı melek değildi en basit olarak. Bilincimizi zorlamayı öğretti bize. Olacak olana garklı yönden bakabilmemiz için uğraştı bizimle. Be sonunda aldığı şeyi sadece ve sadece uğrağlarının süregeldişi anılardı. Sonuçlarını görmeye bir neden bulamıyordu her nedense. Oysa ki bizler sonlara muhtaç hissederiz kendimizi.

    Sonlar ve sonuçların nedensiz olması durumu muydu bu? Ucunu bile açmaya halimiz kalmasa bile kalemimizin, yazmak için neden bu kadar heves duyarız kiş Ne de olsa ifadelerimizin bütününde yatan karmaşık fakat geneli basit düşüncelerimizi anlayacak ya da anlatılmak isteneni anlamlandırmaya soyunacak hiç olmaz ki. Gördüşümüz ???k uzaktan saf gözükse de yaklaştıkça üzerindeki kirlenti lekeleri görmeyecek misiniz sanıyorsunuz? Benim izlemsel düşlerimö değil ki bunlar bükesiniz.

    Benim izlemsel düşlerim değil ki bunlar düşürülesiniz.

    Bir kontrol mekanizmasının aslında amacını unutup daha çok sınırlayıc? sinyaller vermesi kadar olmasa da bildiklerimizin sızıntısında kayıp olmuş şehirlerin bence bulunduşunuz yerden pek de farksız oluşuna ?aşırıyorsanız, nihayet önceliklerin yaratım projesine dahil edildişinizi anlamış olmalısınız. Ve bu düşüncelerinizin ansızın değişeceği anlamına gelen harf gürültüsüyle karşı karşıya kalı?ınızdaki Şaşkınlık ifadesini bir yerlerden hatırlıyor gibiyim.

    BuruŞuk hatıralarınızın en düz yerlerini bir defa olsun tekrarlasanıza düşünsel olarak. Belki elinizle çarıaf düzeltircesine bir heyevana kapılıp son anda okyanus gibi daşıtırsınız unutmak istediklerinizi.

    Kendinin sevilişindeki o yumuşaklık hissi belki de onu öldürme düşüncemizi yok eden şey. Bu durumda yok olmayacak tek şey en yumuşak olan mIdırı Her şeyi öldürme isteğimiz mi varı Yoksa barza şeyleri miş Kim bilir belki de rahatsız olan biz değil, biz olmayan başka şeylerdir. Neylerdirı Damarlarımızda akan kanın Doğuşumuzda değiştirilmedişini kim ispatlayabilir kiş Kendi kalıtsal pislişimizde yaşama devam ediyor olduğumuzu mu düşünüyorsunuz? Biraz iyi niyetlisiniz ya da ben olaşanca paranoyak bir ruh hali içindeyim. Birileri benim kadar olmasa da bu rahatsızlıktan bir takım hevesler duyuyor olmalı.

    Sizler onca evrenin içinde birden başka canlılar olabileceğine inanırken nasıl olur da benim gibi, beni anlayan birinin olabileceğine inanmazsınız kiş Erimiş konforunuzun yüzeye akma durumunda olduğunu söyleyebilirim ancak. Pek de samimi olmasam dahi düşman denen kavramın ciddiyetinin farkındayım. Önemliyim varsayımlarınıza.

    Önemliyim varsayımlarınıza.

    Koyu ya da sığ olmayan bir şekilde görüyorum. Anlamların bağlı olduğu temel duygularımızın rahatsız alanındaki gözlerim ile görmekteyim seni. Çenenin iki tarafında yumruklarımla açtığım şirin çöküntüleri görüyorum mesela. Ya da ters bir soru işaretine benzeyen, ince bir düşüncenin ürünü saçlarını görüyor olmam pek normal geliyor. Ve daima gülmeye çabasında olmadan gülen bir surat nasıl olur da bir vahşi , bir o kadar heyecanlı bir katliamın sonucunda anılır. Taşır doğa kanını. A?rızalı beynilerin sonucudur, bu rüyasal katil şiiri. Nedir, sorma. Kırmızı veriyorum sana bir. Kırmızının yüm tonlarını vermiş oldığumu biliyorum. Y?k?l karşımdan Şimdi. Rahatsız sinirlenen bir ya?lı olarak bırak beni, yoksa canın dedişin o değersiz şeyi zevkle ve bir Şölenle alacaşım, alırım.

    Sıralanı?ları boy boy insanların bir araya gelerek güneşin tepelerine vurduklarında bile. Seçim her gün devam ediyor, seçilim kriterleri var olana endeksli, hayallere değil. Rahat olmaktan uzak avlanan orta çaşı insanları günü geldişinde birbirlerine alabildişine yabancı oldukları gerçeşi ile yüzleğip hatalarının farkına vardıklarında pek geç olacak. Senin suratına baka baka rahatsızlı?ın? dile getirmenin en ilkel yollarını deneyecekler. İçeri, dışarı, yukar, ayaşı ve sağa ve sola göz dizilimi ile beraber durmaksızın. Sarldırılar senin en zayıf düşüncelerini hedef alsa bile cesur ol çünkü senin hayallerin onlartın ulaşamayacakları kadar canlılar ve kolay kolay yık?lamayacak kadar sağlam inşaa edilmişlerdir. Dişilerin birbirlerini çevirişleri gibi yalın ve belki de olabildişince kusursuz geliyor günler arka arkaya. Hem sızıntılardan toplanan yağmur suyunda yüzüyorsun hem de o yüksekten dü?en damlaların ehr birinde yüzüyorsun. Kaleminle. Zaten kalem yaşıyor sanki bunları sen kör bir anlıksın. Pirinç tanelerinde saklı moleküllerin dizildişi yolda yürüyenin kim olduğunu sanıyorsun? Bir takım canavarlar yok, sadece bir tane var o da öldü.

    Lanet kimim ben? Siz benle dalga geçmeyin, benim sizinle geçtiğim kadar lütfen, yalvarıyorum…


    Aycan ARICAN

    #19004 Yanıtla
    tuna
    Katılımcı

    fil dönüşü

    Gerçek bir katil suçu ispatlanana kadar masum mu kalacaktı?

    “Küçük kızın? ilk defa bu denli hareketsiz görüyordu babası. Yer yatmak için değil, düşmek içindi çünkü. Koca bedeni ile yere eğildi asırların a?acı. Elleriyle kucakladı hazinesini ve tekrar ayağa kalktı. Fakat yüreğinden bir parça asla kalkmayacak, orada kalacaktı. Gerçeşin farkındalığı hiç bu kadar acıtmamıştı. Sıcak kan, saçlardan intihar ediyor, her yere düştüşünde bir defa daha ölüyordu babanın küçük kız? ya?lı gözlerinde. İçe kapanım bu denli istekle çökebilir miydi zihnineğ”

    Gerçek katilim olacak belki de. Belki de kirli sokaklarımı temizleyen kutsal bir yağmur gibi yapacaktır. “Mucizelere inanmalısın, inanmazsan bir mucize olduğunda onu göremezsin” diyor kör adam. Bu kadar kör olamadık, belki de biz hiç bu kadar inanmadık? Gelip cinayetimi işle ve temizle beni tekrar Doğu?a. Ac? veren herşeyimi ölü ve yerde uzanmış görsem keğke.

    Biz sahiptik herşeye o gün. Herıeyde bizden yoktu sadece. Gösteri, yaşamdan kopuk renkleri hatırlatmıştı bana. Bu güne çürümeden kalan tüm duyguların hatırlatıs? gibiydi. Ve suratıma ilk dokunan kadar yakındı, tam kalbimden geliyordu o sesler. Gerçekten sana ihtiyacım olduğunu düşünebiliyor musun? Tekrar açılır mI bu kuru gül, yaşama döner mi gözlerimde ölen çocuklarımı Ümidi kalmış mIdır tek nedeni bir nedeni olmayanın?

    Sar Şimdi hortumumu boynuna. Bir peri gibi ???ldayarak gel gök yüzünden. Kon kafama gezdireyim seni bahçemin içerisinde. Beğenirsen kal bu akıam. Fil gözyaşlarıma ay gibi düşür akIşına.


    Aycan ARICAN

    #19005 Yanıtla
    tuna
    Katılımcı

    sezeryan

    Gözlerden geçmiştim,
    Senin gözlerinden okyanusa doğru.
    Bir yaz sabahı gibi,
    geceden kalan göz yaşlarını kurutan.
    Acıyı bir zevk haline getiren düİler gibi.
    Gölgesinde bir beyaz gülün, rüzgarıyla muhattap.
    Ben manzarayı değil manzara beni betimliyorken.
    Adımlarının titreğimi, kalp atışlarım…
    Yürüyelim tekrar o zamansız yerde.
    Lütfen kurtar beni bu genç güzelden.

    Uzaklığın biçimsel çaresizliği çevirince kalıp gibi, görü? alanıma sis basınca, saçlarımı yok eden bir sanal perde gibi, duyularımın yitimine doğan bir güzel kız çocuğuna yazdığım şiirleri okuyorsam cevapsız mektuplar gibi. Beklemek bir yaşlının genç zamanlarına doğru yürümek o zamanlara koca bir hata gibi, bir iz gibi ben kadar. Sen kadar, gençlik kadar bana uzak lanet yıllar, damarlarımda akan acılar, kabaran sen isteğim, kaplayıp tüm vücudumdan taş,an. Ben asırlık bir bina gibiyim bir bisiklet gezisinde karşılaşılan. Sen güneğe dönmüş ba?ak tarlaları gibi altın renkli, parlak bir yıldızın kıskandığı, gökyüzüne tek yakılan, doğanın görüntüsü gibi gözümün tam önümde. Yetişemiyorum yıllarca sana. Gençlişin çaldı seni, olmaz bu aşk acıtır beni. Acıtır aramızda bizsiz geçen yıllar fark atar. Nasıl hissettiriyor satırları

    YaŞamım ne garip. Her an doğan aşk, sıradanla?tırmıyor hiçbir şeyi. Satır sonları başka bir paragrafa başlar gibi. Koca bir spiralde yol alır gibi, merkeze yakın, sana yakın. Parçalarım her birine verilmiş bir hediye gibi korunuyor mudur, unutulmuş mudur anlamış Ko? çocuk bana doğru. Atla üzerime koca sarılışında kaybolsam keğke. Unut bizden uzak gözleri, seviyorum ben kadırmam hiç kendimi. Sen devam et yürümeye yaklağ karanlığıma gene. Karanlıktan korkma, bir davettir kendini tanımaya. Tanıyabilen kazanır, gerisi sadece bir rüyadan uyanır aydınlığa.

    Sezeryan, biraz daha sezeryan, damardan. Doktor bey sezeryan, anneye sabır, babaya güç. Durdurun beni, hızla sarın ileriye zamanı. Biliyorum istekler boşa, hayal etmek kolay yokuşa. Küçük izlerinde bulmaya, büyük anlamı kavramaya zaman var yeterince. Zaman tükenir, zaman durmaz. Sen karşımdasın ya küçük sevgilim. Biliyorum sık?lana kadar, yenileri arayana kadar, belki de hiç bulamayana kadar. Sona bakmak hep keder, bu yüzden herşey Şu anda biter, tükenir kırıklığı hayallerimizin, yürür müyüz kumsalda ha, birleşir mi eller, görebilir mi kör gözler, doktor bey, sezeryan biraz daha sezeryan bu çocuk do?mamalı Şimdi.

    Kimsin sen küçük kız? Cevabı yok mu yoksa hala, ya da yokmuş kadar basit mi kelimeye dökülenlerı Ben de farklı değilim unutma, yürüdüşüm yollar, geçen zaman, akan nehir, bir tek yürümen gerektişini verir. Süregelmedim, sürüklendim ben sana kadar. Sevgi zarar vermez, eksiltir kimi zaman, zaman gibi, ama öğretir mutlu olmak istemeyene, bütünler günü tamamen ve vazgeçilmez birlişe kavuşturur bizi. Sezeryan, doktor bey geciktirin acıları, bir az daha uyumalı yaralar.

    Şimdi gitarımdan parçalanan ben miyim, görebilir mi kulaklarınız? Vuruşları anlık bir ritmin, yükselen tonun aşırlığında özgürleğen biz. Sönmüyor ki gürültümüz içimizden yayılan, durdurabilir miyim saçlarımın uzamasın?? Evet yalnız değildik ama birleğik bir şeyi hiç göremedik. Hayalsiz bir istek kaldı içimizde, beraberlişe. Şimdi benden görmediklerime isteğinizi yitirdiniz miş Ölüm ayrılık mIydı, ayrılık ölüm müş Ayrılı?a alıştık biz sokaklarda bulduk birbirimizi, kuralsız güven oluşturmak ne zordu bilseniz. Sezeryan damardan, doktor bey, kaçıyor içe doğru bir hüzün, Doğuyor bu çocuk, daha fazla sezeryan, nefreti koruyan daha çok sevgi bizi başlayan aslında aynı zamanda koparan Şu sezeryan.

    Aslında haykırmak istiyorum bir dostun dedişi gibi, ama şifreliyorum çekindişimden. Geciktiriyorum belkide bir Doğuma sezeryan gibi. şifreler, şifreler, parolalar, perdeler…Aslında aynı şeyi gizlerler. Öyleyse gerek var mI haykırmaya, ihtiyacımız mI var senle duyulmaya?

    Aycan ARICAN

    #19006 Yanıtla
    tuna
    Katılımcı

    özlem

    Yağmurlu bir gece, sabaha doğru zaman.
    Nasıl da özledim toprak kokusunu,
    öyle ki evlenme teklif ediyorum Şu ana.
    Bu an hep benimle olsun, gitmesin diye.
    Sensizim sanma, sakın kelimelere aldanma.
    Öyle dolu ki içim seninle, Şu koku, s?v? sesi.
    Sadece seni hatırlattığı için var gibi.

    Ay akIşının gök yüzü fotoğraf? çektişi yere,
    Yıldızların ifade edemedişi sevgimi ilk bulduğum,
    Bulutların hayaliyle çimlerinde yattığım yere.
    Kargaların akrobasi yaptığı akIşın yanına.
    Evimizin karşısındaki parka gel bir gün benimle.

    Bir kahve molasında, balkondan baordum da,
    Yağmur gül yapraklarını saçmış yeğil çime.
    Renkler daha net sanki, daha Islak soluduğum hava.
    Yollarda su birikintileri gökyüzüne ayna gibi.
    Havada kuşlar eksik, bende sen eksik.
    Toprağın yağmuru süzme sesi, arasına karşıan göz yaşlarım.

    Hüzün beliriyor suratımda, değiştirin ben değilim aynadaki.
    Saçların geliyor aklıma, avuç avuç koklamak geliyor,
    Aynı batış? izlemek geliyor, aynı Doğu?a kalkmak,
    Hayalden çıkmak ya da dalıvermek gerçekten bir hayale.
    Sonra alıyorum iki elini bıraorum suratıma,
    Yalnızlığımı aldatıyorum, görsel bir Şölenle.

    Gölgesi yok hayallerin, anlamsız gerçekler,
    Tepelenmiş cümleler, ard arda satırlar.
    ?z bırakmıyor Islak ayaklar.

    Filmin en heyecanlı yeri burası işte. Kahraman bütün oynadığı sahneleri sonunda benimser, kabullenir geçen zamanı. Objelerin renkleri değer kazanır, Şekillerindeki estetik belirginleşir. Görünmez yol açılır kalpten kalbe. Yatmaya hazırlanan sevgilisine tatlı rüyalar diler. Bir öpücük elveda der şüphelere. Uzaklarda bir ???k kapanır. Eller yastığın altına gider, özlem doğar, film biter.


    Aycan ARICAN

    #19007 Yanıtla
    tuna
    Katılımcı

    büyü

    Çekingen kelimelerim cesarete çalıyor.
    Bir büyü vardı bir zamanlar.
    Gençlişini hatırlar mIsın güzelimı
    Daima gülen bir güneğ gibi parlardın.
    ıncelmeden parmaklar, kapanmadan pencereler,
    Anlamsızlı?a ağlamadan önce, bir kaç şarkı önce.
    Bir büyü vardı bizi uyuşturan.
    Üstüme parlayan bir şeyler vardı.
    Yenilemeyecek iki savaşç? vardı bir zamanlar.
    Gecenin yalnızlı?ında buluŞurdu ruhlar.
    Parçalanırdı ama sonra bütünleşirdi onlar.
    Çok beklemişlerdi, sonunda sahip oldular.
    Sonunda kısık ateğte suyunu çekti birıeyler…

    Kimi zaman olur, uyku bastırır göze kapan diye, Ama uyumak zordur, istesem bile, O zamanlara özlemle, iyi uykular…

    Mükemmel ???k kapandı, karanlık bir ???k daha mükemmeldi ve pürüzsüzdü yükselen duman, düşünceliydim ben belliydi halimden. Yeni yükselen güneğe “endişe” diyordum. Endişe nöronlarımı çıplakla?tırıyor. Beynimin iki yarısı küsüyor birbirine, cildim çatlıyor kuraktan. Bu yeni rüya olmalı dişerinden uyandıran. Yeni bir büyücü ve yeni bir büyü içimde doğan Şu güneğ…

    Sonra bir nakaratın sözlerini söylemeden ama söyledişini hissederek birbirine bakan iki göz hayal ediyorum. Ruhumu sığdıracak bir kalp ararken, beni bulan çözümümün çaresizliği hıçkırıyor. Hİçkırma, mutluluşun ıslaklığı hasta etmez büyücü. Benim büyücümsün sen. Hiç üzülmez Ahbap bu yüzden.

    Ama büyücü tahmin edilemez bilirim. Düşünülmeyen olasılıkların kanıtı gibi birden yapar büyüyü hep. Gizemlidir, en güzeldir hep onunla, en huzurludur…

    Sessizce uykuya dalıyordu ince çizgiler yatakta. Büyü yapabiliyor olsam ilk yapacaşım şey seni uyurken izlemek olurdu. Camdan koca bir duvarla sınırlı mesafeden, bir sandalyeye oturup izlerdim. İzlerken bende uyurdum karşında. Sonra bir uyanmış?m ki büyü bitmiş rüya gibi…

    Hayır, anlamsız bu anladıklarınız. Bir şans yakalamış olduğumu düşünüyorsanız yanılırsınız. Fakat her yolculuk gibi bir şeyler yaşadım. Bir parçamı ödürsemde dişeri ile mutlu olmayı aradım. Gariptir halen tam olarak bulamadım. Fakat biliyorum artık büyü var büyücü gibi. Ve her an doğacak gibi…


    Aycan ARICAN

15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 147)
Yanıtla: Duygular konusundaki #19109 kullanıcısına yanıt ver
Bilgileriniz: