Edebiyat Kulübü
Kısa hikayeler, yazılar, cümleler, kehanetler, yazı yazmak isteyenler.
gök sanatı – 7
- Bu konu 0 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son 18 yıl 1 ay önce
tuna tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
tunaKatılımcıAn? Sanatı
Dekor, gözlerindeki dekor. Basitlişimiz oldukça zarifti seninle, bir süregelişten farklı olarak. Ve o zamanlar ifade dolu susuyordun, dinledişimin farkında mIydın? O kadar gerçekti ki, sahici olmasına gerek yoktu. Şimdi uyu?muş beynimden haykırıyo anıların… Dekor, buruŞukluşundaki dekor. Temellerine indişinde “ben Şuyum” yerine “benim” sonra “bizim” dedirten.
Thoth’u bulmalı ve sormalıyım, “Ölüm, acı ve yokoluş üzerine bir zafer mI bu?”
Saçların ahenkle dans etmesin ben varken. Tek dostum sükun, dile gelmiş, dayanımımı zorlarken, zamanın sana hediyesini yeterince vermedim miş, bir gülümseme, bir koca sarılı? kimi zaman burnuma gelen koku…Hatırladıkça kaçınılmaz üzüntünün daha sonra bilge bir mutluluğa dönüşeceğini daha önceden kavramış olsaydım küsmezdim bu kadar…koca bir buruna gidip açtım kocaman kollarımı sağa ve sola. Doldurmadı ki senin kadar rüzgar ya da manzara. Özgürlüşün yükü aşır gelebilir mi bu kadarı
Anne ben hepsini gördüm artık kendi hayatımı yaşamaktan nefret ediyorum. Bana anlattığın şeylerin hepsini unut, inatçı bir çocuğum, senin meleğin olduğum gibi. Şimdi kendi cennetimi bulmalıyım, arkamda bıraktıklarımla beraber. Fakat acı kalıcı, kazancak güç kalmadı.
Anne, oğlun neredeğ Ne zaman başladı bu?
Sevdişim. Bana yağmurun renginden bahset. Göremediklerimi anlatma hissedemediklerimi ya?at bana. Kolayca unutulmuş olanları hatırlat bana, hafızamıza zaten kazılı olanları değil. Yağmur tanrısı ol, yağ üzerime ve ?slat beni. Bir şarkı ol, bir ezgi ol, kulaklarımı değil ruhumu ?aşırt. Sonra damla ol gözlerimde, ak suratımdan haykır düştüşün yerde. Sensiz bir yere gönderme beni, yanlızlığımı elimden al bir zorba gibi. Karanlık gökyüzünde hayali bir fener ol bana, kör yürüyüşüme göz ol. Halsizliğimin gizli enerjisi ol, uçmama kanat ol, uçabileceğim gökyüzü ol. Aldığım nefeste ol her zaman boğulmamı engelle.
Sonra karamsarlığıma yeniliyor geçmişim, bir ten oluyor dokunamadığım manzara, geçiveriyor zamanın önüne kovalıyorum. Kalıc? oluyor kokun burnumda, çılgına döndürüyor. Sonra tekrar tekrar soruyorum, ne kadar sarı diye, ince çizgilerle çiziyor teker teker saç tellerini gözümün önünde hayal gücüm. seyre dalıyorum saatlerce hayale dalıyorum. sonra uyanış, O’ydu diyorum, sonsuza kadar sevdiğim ve bir heyecan sarıyor benlişimi. Çıkıyorum karşı tepeye başırıyorum, çaşırıyorum yoksun. nerde diye soruyorum ama alamıyorum cevapları. sonra tekrar başırıyorum nerde beni benden fazla düşünenim nerde. gene aynı uçurum gene aynı yanlızlık. kapatıyorum sana adadığım gözlerimi geliveriyor ister istemez yüzündeki izler önüme. sayıyorum teker teker güneşin Işınları gibi suratına yayılan hatları, ama zorlanıyorum. Sonra anlıyorum ki gülmüyor hayalimdeki sen. o anda anlıyorum ki hayaller için değil senin için bu çaba, bu Issız koşu. Birden aklıma geliyor açıyorum eski yazıları, okuyorum okudukça anlıyorum, ağladıkça anlıyorum sen değilsin gözlerimden dü?en. Sonra yazılarda verdişin sözlerin yittişini görüp susuyorum içimden. Hatırlamaya çalıştıkça yitiyorlar gene birkaç damla, bir nefessizlik, o koku hatıra geldikçe beliren bir gece anıs? aklımda.
Sınırlar kaldırıldı, artık potansiyel bir gezgin havası soluyorum…
Daha sonraları bir motor buldum. İlk gördüğümde oldukça hevesle birinin beni gezdireceğinden emin bir şekilde “bende bineceğim” dedim. Anahtar elime verilmişti. Motor bana ben ona bir yabancı gibi baorduk. Dedi ki “Korkma evlat”. Tebessüm ettim ve “haklısın” diye cevapladım.
– Karamsarlı?ının nedeni nedir evlatı
–> şey, ben ilk defa seninle gezeceğim.
– Deneyim nedir bilir misin?
–> Biraz, sanırım…
– Sorun bu değil! Karamsarlı?ının nedeni nedirı
–> Bu sorunun cevabın? almak için neden bu aceleğ
– Ukalalı?ın? yere bırak ve onsuz bana cevap ver evlat.
–> Cevabı bilmiyorum!
– Cevap vermek için bilmeye ihtiyacın var mI evlatı
–> Sanırım haklısın, yok.Bu buluşma beni öylesine etkilemişti ki onunla gezerken çevremi daha iyi hissetmeye başlamıştım. Caddeler, sokaklar, köyler, kırlar ve Issız sapaklarda aradığım şeyin ne olduğunu bilmeme gerek yoktu. Evden uzaklarda bir yerde bulduğum çeşmenin önünde durup su içmek için motordan indim. Kana kana içtiğim soğuk suyun ardından doğruldum ve Islak ellerimle yüzümü nemlendirip çevreye baordum ki:
– Birin gücü!
–> Efendimı
– Birlişin merkezinde, birin gücü dedim.
–> Birlişin merkezi miş Daha önce duymamıştım.
– Daha önce duymadı?ın bir yer evet. Duymadı?ın ama hissettişin…
–> Bana kelime oyunları yapıyorsun.
– Hayır, sadece ifademin karşımdaki tarafından doğru alg?lanmasın? istiyorum.
–> Birin gücü nedirı
– Küçükken Kİbrıs’a tatil için gitmiştiniz, ailenle, hatırlıyor musun?
–> Evet ama bunu nereden biliyosun sen?
– Oldukça rüzgarlı bir gündü ve sen ablanla otelin kapısının önündeydin.
– Rüzgar öyle şiddetli esiyordu ki, ufak ellerinle gözlerine kaçan tozları temizlemeye çalışıyordun. Ovu?turuyordun ıslanan gözlerini.
–> Evet hatırlıyorum. Hatta gözlük taordum, o gün çıkarmıştım.
– Daha sonra montunun önünü açıp rüzgara ters yönde kendini geriye bıraordun, rüzgar senin körpe bedenini rahatlıkla taşıyabiliyordu.
–> Evet oldukça güzeldi.
– A??k oldun muş
–> Olduğumu söyleyebilirim.
– Karıındaki ile bir olduğunu hissetmiş olmalısın.
–> Evet, oldukça.
– Var diyebileceğin her şeye, rüzgara, sevgiline, düşmanına, zamanın ilerleyişi algısına kısaca her şeye aşık olmaktır birin gücü.
–> Bu mümkün müş
–> Yani insanın her şey için aşk duygusunu hissedebilmesi…
–> Düşüncesi bile zorluyor.
– Her yaratım zordur, kolay olan yaratmayı istemektir.
–> Birin gücüne ulaşmak için ne yapmalıyımı
– Anlamlandırmaya daha fazla önem ver ilk olarak…Gözlerimi kapadığımda hissettiğim artık koyu bir ego değildi. Başka birıeyler de vardı o karanlıkta.
–> Bu karanlık. Ne zaman aydınlanacakı
– Zamanı unut. Kelimeleri de unut. O sana akacaktır. insanlar yoktan var edemedikleri sabitlişine saplanmış. Yen bunu. Var olan ve yok olanı unut, bireysellişine değil bütünsellişine doğru git, o sana akacaktır…
–> Geçici olmak zorunda mış
– Kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçakgönüllülüşün olduğunu söyleyebilirim. Dişerlerinin görmesi değil anlaması gerek, bu durumda ise zaten geçici değildir.
–> Ermiş biri gibi miş
– Algının üstüne çıkıp mükemmel basitlişe ermiş biri gibi.
–> Dönelim artık.Hızla giderken gözlüşüme çarparak can vermiş bir sinek için acı duymak nedir bilir misiniz? Sonra içe doğru çöken, yüzeye damlayan su damlasının sesinden etkiyle bir sağa sonra sola bakıp çömeliyor ve kapanıyordum ama peğimden tüm bilincimi ve onun Doğurduklarını da sürüklüyordum. Benim kadar deli birini bulabilecek miydimı Ya yalancıları Onlar gene gelecekler, gene kandırılacak mIyımı Sabırlıyım ama acelem varı anlatmak için bir cümle, bir kelime bulabilsem. Zamana mI takılıyorum. Öyleyse Şu an eksik olan nedirı
Susmalıyım biraz…
(gök sanatı yazı dizisindeki tüm yazılar Aycan ARICAN’a aittir.)
-
YazarYazılar
