Edebiyat Kulübü

sessiz vurgu

  • Bu konu 0 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son 18 yıl önce tuna tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #17808 Yanıtla
    tuna
    Katılımcı

    Bembeyaz oldu her yanım, tüm renklerim tükendi ve sabaha doğru düştü çiş damlaların soğuk dokunuşları üzerime. Güneğ günlerdir uğramadı tenime ama yakıcı hissi silinmedi gözlerimden, kırp?ldı göz kapaklarım ağaçların arasından gülümseyen haline. Sonra dürtülen çocuklar uyanış rolleri sergiledi, kokular yayıldı taze bir sabahın uyanış kokuları dokundu burnuma. Buharla?tı her yanıma yapan çiş anılar inkarc? tavırlarla derken kap? açıldı, önce esintisi geldi hareketin, sonra içeri süzülen her neyse emdi yorgunluktan kalan son halleri. Bir çatıya bıraktılar beni, yükseklerden inişlere hasret gibi kocamanlı?ın en tepesinde insan çamurları manzaram ve daha yakın yıldızlarla aram. Ben düşündüm ve söyleyecek bir şey bulamadığımı da düşündüm. Olmaktaydı mükemmelin kaçınılmaz? gökteki bu mekana yakılan seçimlerin sonucuna hamile, görüntünün asıl sahibine, yani bana borçlu hisseder ve dans etmeye başlar. Banyoda söyler şarkıları ama şirinlişin üst sınırlarından bihaberdir ve yayılan sihirli dalgaların varışına kör bir söyleyiştir bu. Islanan o değil, temizlenen bir ruhaniyetin somut gösterisine gerek yoktu asla. Ve dokununca yok olurdu uçan baloncuklar yere dü?en minik damlalarla yapışkan olurdu parmaklar.

    Sonra bir hata yaptım, ama gene bendim o. Çığlığın yırtan tavırlarında yoktu gözüm. Ben Pişen damarların kime atıyor olduğunda kaldım. Ve kala kaldım orda, dizlerime kadar toprak, daha yakın kokuya yaşaran gözlerim var ki sanki o anda kurudular ve kırıldı göze giren ???klar. Ben bir dokundum, ardından kırıldı yıldızlar ve üzerime yapmaya başladı uzaklar. KoŞuyordum meşeye, çama ya da bir mağaraya. Derken cesareti aradım, gelirken bende eksik olanlarla gel dedim. Açıldı sirenlerden çıkan hayret duygularım, büyüdü ve genişledi merakımın kız çocukları ince parmaklarıyla gösterdiler eksikleri teker teker. Sonra yerden topladım her parçayı ve annemin ördüşü o kazanın söküşüyle buluşturdum. Asırdan ziyade yoğundu. Maddesel değil ruhsal bir çekimin dayanılmaz iç kuvvetlerindeydi ma?duriyetim. Çok dışarı, ko? kırlara rüzgarlar çarptı suratımdan dü?en bin parça binlerce farklı parça teker teker uzaklara kavuştu. Ve dokundukça ölüyordu çocuklarım birer birer, içimde do?mayan kızıma bir hasret kalırdı hep.

    Tek yapman gereken ayaklarını çarpmak diyor tuna. Hissetmiyorum diyorum, yürünecek bir yol görünmüyor ve aklım almıyor bu huzur, bu zihinsel boşluk mistik bir dinleti miş Kulaçla o zaman saydamlıkta gizli Şu garip dolguyu dedi tuna. Batıyorum ben, derinler güzel, yüksekler güzel ve dinlemek güzel doğamayan s?v? haykırışları. Güneğ doğacak az sonra ve ben batıracaşım indikçe tabana. Derken bir el daha sol omzuma uzanan. Ve bütün büyü bozulur sonra bir dokunu? hissi kalır omzumda ve yaşlılar uzun bir nefes verir yalnızlığa, telkinlerim hep onlara ve belki de sahip olduklarına ya da öyle sandıklarına. Ve dokundukça ölüyordu yalnızlığım, onu geceden kalma ay gibi gök yüzünde bırakırdım yeni bir sabahta.

    Sivrildi duman ve dalgalandı göz hizasında bir yerlerde sonra söndü yükseklerde soğukta verilen bir soluk gibi geçiciymişcesine. Saatimi sağ bileğime takarım ben, ama soldadır kalbim herkes gibi. Derinlikler var algıların duygusal çabalarında ve anlamda hep bir inanç olmalı aslında tanrıdan öte bir kesinlikte. K?rılabilmeli zamanla yıpranabilmeli ama yitirilmemeli. Ben başı?lamayı da kattım dünyama ve belki de ilk seni başı?ladım. Ama Şimdi unuttum. Hep unuturum, ama dileyen bir parçasın? bulabilir unutulanların. Derken dokundukça ölür merhametimin zorlu çabalarıyla yüzleğen taraflarım, dalındaki zeytin gibi acıdır sonra düşer ve kararır.

    Sepette rastgele sallanan ve devrilen dalgalar var. Oysa devrilen birkaç yansıma, iyileğmemiş bir ruhun karamsar çabalarını sergilemeye zorlamamalıydı seni. Topla ya da süpür aslında döktüşün değerlerini çünkü çabalarının değerini yitirdişi ana gözlerini adamak istiyorum. ınce çizgiler istiyorum ya?lı ellerinde, bu defa kırmızı dan geçen yollarda koca yalnızlığından yürüdüşünü değil, içi boş kavramlara adadı?ın mutluluğu görmek istiyorum suratında açan pahalı çiçeklerle. Baharını, o avc? kalabalığın kutladığını, ucuz kartlardaki cümlelerin sarfedildişini ve en tepede aslında asla varılmamış bir noktadan atlarken düşündüşün anlık birıey olmak istiyorum. Nice muhteğemleri gördüşünü sanma çabalarında attığın her zoraki adıma bir damla ter olmak istiyorum. Kırılan parçalarım ayaklarına battığında duyduşun acının aslında neyin kırıldığını hatırlatmasın? istiyorum. Sarı renge kırmızı ymışcasına tepki verdişinde çektişin dikkatlere gülmek istiyorum. Ve sayı saymanı istiyorum. Birden başlayarak sonsuza kadar, sanki bitecekmişcesine her defasında bulduşunu sanarak bitişi. Hatta bunu izlemek istiyorum, bitmeyeceğine emin bakışlarla. Asla uzanamadı?ın raflar olduğunu öğrenmek istiyorum ve de öylesine merhamet kazandığını görmek istiyorum ki, asla affedemeyeceğinin sadece kendin olduğu bir çoklukta ya da yoğunlukta aslında sadece kendini affettişini anlamanı. Ölsen de silemeyeceğin bir lekeyi silebileceğimi ama silmedişimi görmeni istiyorum ve bunun için yalvarırken kaybedilen her onur için aşıtlar söylemek istiyorum. Evet, o aşıtları renkli vitray camlar gibi ömrümün son odasına pencere yapmak istiyorum. Bir gün varlığıyla gurur duyacaşım bir çocuğun olmasını ve anlatımımı ruhuyla duyuyor olduğunu gördüşünde içine koyaca?ın cümlelerin kitabını okumak istiyorum. Ve o kitabın basımevi olmak istiyorum.

    Vurgular köreldi ve vasat bir görünüm ortaya çıktı harekete geçen tozların ardındaki yazılardan…

    Aşk rengi giyinmişsin bu gün. Ama göremiyorsun…

    Aycan ARICAN

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
Yanıtla: sessiz vurgu
Bilgileriniz: