Gözlerden geçmiştim,
Senin gözlerinden okyanusa doğru.
Bir yaz sabahı gibi,
geceden kalan göz yaşlarını kurutan.
Acıyı bir zevk haline getiren düİler gibi.
Gölgesinde bir beyaz gülün, rüzgarıyla muhattap.
Ben manzarayı değil manzara beni betimliyorken.
Adımlarının titreğimi, kalp atışlarım…
Yürüyelim tekrar o zamansız yerde.
Lütfen kurtar beni bu genç güzelden.
Uzaklığın biçimsel çaresizliği çevirince kalıp gibi, görü? alanıma sis basınca, saçlarımı yok eden bir sanal perde gibi, duyularımın yitimine doğan bir güzel kız çocuğuna yazdığım şiirleri okuyorsam cevapsız mektuplar gibi. Beklemek bir yaşlının genç zamanlarına doğru yürümek o zamanlara koca bir hata gibi, bir iz gibi ben kadar. Sen kadar, gençlik kadar bana uzak lanet yıllar, damarlarımda akan acılar, kabaran sen isteğim, kaplayıp tüm vücudumdan taş,an. Ben asırlık bir bina gibiyim bir bisiklet gezisinde karşılaşılan. Sen güneğe dönmüş ba?ak tarlaları gibi altın renkli, parlak bir yıldızın kıskandığı, gökyüzüne tek yakılan, doğanın görüntüsü gibi gözümün tam önümde. Yetişemiyorum yıllarca sana. Gençlişin çaldı seni, olmaz bu aşk acıtır beni. Acıtır aramızda bizsiz geçen yıllar fark atar. Nasıl hissettiriyor satırları
YaŞamım ne garip. Her an doğan aşk, sıradanla?tırmıyor hiçbir şeyi. Satır sonları başka bir paragrafa başlar gibi. Koca bir spiralde yol alır gibi, merkeze yakın, sana yakın. Parçalarım her birine verilmiş bir hediye gibi korunuyor mudur, unutulmuş mudur anlamış Ko? çocuk bana doğru. Atla üzerime koca sarılışında kaybolsam keğke. Unut bizden uzak gözleri, seviyorum ben kadırmam hiç kendimi. Sen devam et yürümeye yaklağ karanlığıma gene. Karanlıktan korkma, bir davettir kendini tanımaya. Tanıyabilen kazanır, gerisi sadece bir rüyadan uyanır aydınlığa.
Sezeryan, biraz daha sezeryan, damardan. Doktor bey sezeryan, anneye sabır, babaya güç. Durdurun beni, hızla sarın ileriye zamanı. Biliyorum istekler boşa, hayal etmek kolay yokuşa. Küçük izlerinde bulmaya, büyük anlamı kavramaya zaman var yeterince. Zaman tükenir, zaman durmaz. Sen karşımdasın ya küçük sevgilim. Biliyorum sık?lana kadar, yenileri arayana kadar, belki de hiç bulamayana kadar. Sona bakmak hep keder, bu yüzden herşey Şu anda biter, tükenir kırıklığı hayallerimizin, yürür müyüz kumsalda ha, birleşir mi eller, görebilir mi kör gözler, doktor bey, sezeryan biraz daha sezeryan bu çocuk do?mamalı Şimdi.
Kimsin sen küçük kız? Cevabı yok mu yoksa hala, ya da yokmuş kadar basit mi kelimeye dökülenlerı Ben de farklı değilim unutma, yürüdüşüm yollar, geçen zaman, akan nehir, bir tek yürümen gerektişini verir. Süregelmedim, sürüklendim ben sana kadar. Sevgi zarar vermez, eksiltir kimi zaman, zaman gibi, ama öğretir mutlu olmak istemeyene, bütünler günü tamamen ve vazgeçilmez birlişe kavuşturur bizi. Sezeryan, doktor bey geciktirin acıları, bir az daha uyumalı yaralar.
Şimdi gitarımdan parçalanan ben miyim, görebilir mi kulaklarınız? Vuruşları anlık bir ritmin, yükselen tonun aşırlığında özgürleğen biz. Sönmüyor ki gürültümüz içimizden yayılan, durdurabilir miyim saçlarımın uzamasın?? Evet yalnız değildik ama birleğik bir şeyi hiç göremedik. Hayalsiz bir istek kaldı içimizde, beraberlişe. Şimdi benden görmediklerime isteğinizi yitirdiniz miş Ölüm ayrılık mIydı, ayrılık ölüm müş Ayrılı?a alıştık biz sokaklarda bulduk birbirimizi, kuralsız güven oluşturmak ne zordu bilseniz. Sezeryan damardan, doktor bey, kaçıyor içe doğru bir hüzün, Doğuyor bu çocuk, daha fazla sezeryan, nefreti koruyan daha çok sevgi bizi başlayan aslında aynı zamanda koparan Şu sezeryan.
Aslında haykırmak istiyorum bir dostun dedişi gibi, ama şifreliyorum çekindişimden. Geciktiriyorum belkide bir Doğuma sezeryan gibi. şifreler, şifreler, parolalar, perdeler…Aslında aynı şeyi gizlerler. Öyleyse gerek var mI haykırmaya, ihtiyacımız mI var senle duyulmaya?
Aycan ARICAN