Kayıtbay Kalesi: İskenderiye Feneri’nin Yerinde Yükselen Deniz Kalesi
İskenderiye’nin doğu limanının ucunda, Akdeniz’in mavi sularına uzanan dar bir yarımadanın sonunda, sarımsı taşlarıyla güneş altında parlayan zarif bir kale yükselir. Bu kale, antik dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen ünlü İskenderiye Feneri’nin bulunduğu yerde inşa edilmiştir. Burası, Memlük sultanı Kayıtbay’ın adını taşıyan Kayıtbay Kalesi’dir.
Kayıtbay Kalesi, 15. yüzyılın son çeyreğinde inşa edilmiş ve yüzyıllar boyunca İskenderiye’nin deniz savunmasının en önemli halkası olmuştur. Bu yazıda kalenin tarihini, İskenderiye Feneri ile bağını, mimarisini, içindeki camiyi ve çevresindeki deniz manzarasını sakin ve ayrıntılı bir dille ele alıyoruz.

İçindekiler
- Genel Bilgiler
- Doğu Limanının Ucunda
- Kayıtbay Adı
- İskenderiye Şehri
- İskenderiye Feneri
- Fenerin Yıkılışı
- Faros Adası
- Dalgalar ve Kale
- Kalenin Tarihi
- Sultan Kayıtbay
- Kalenin Yapımı
- Sonraki Yüzyıllar
- Osmanlı Döneminde Kale
- Restorasyon Çalışmaları
- Mimari Özellikler
- Dış Surlar
- İç Kale
- Kalenin Avlusu
- Savunma Düzeni
- Taş İşçiliği
- Kalenin Camisi
- Katlar ve Odalar
- Denize Açılan Pencereler
- Çatı ve Manzara
- Fenerin Taşları
- Kale ve Denizcilik Müzesi
- Su Altındaki Miras
- Doğu Limanı
- Korniş Boyunca
- Balıkçılar ve Deniz
- Kıyı Kahvehaneleri
- İskenderiye Mutfağı
- Ptolemaios İskenderiyesi
- Depremler ve Akdeniz
- Akdeniz Ticareti
- Seyyahların Gözünden
- Ailelerle Kale Gezisi
- Işık ve Renk
- Kayıtbay Kalesi’nden Öğrenilecekler
- Kalede Bir Gün
- Gün Batımında Kale
- Antik İskenderiye Kütüphanesi
- Yeni İskenderiye Kütüphanesi
- Pompeius Sütunu ve Katakomplar
- Kozmopolit Bir Liman Şehri
- En Uygun Mevsim
- Pratik İpuçları
- Ulaşım
- Benzer Kalelerle Karşılaştırma
- Mirası Korumak
- Seyahat Bilgisi
- Sıkça Sorulan Sorular
- Video
- Neden Görülmeli?
- Yakındaki Kaleler
Genel Bilgiler
- Adı: Kayıtbay Kalesi (Arapça: Kal’at Kaytbay)
- Konum: İskenderiye, Mısır, doğu limanının kuzey ucu
- Yapım: 15. yüzyılın son çeyreği (1477-1479 civarı)
- Yaptıran: Memlük sultanı el-Eşref Kayıtbay
- Önemi: Antik İskenderiye Feneri’nin bulunduğu yerde inşa edilmiştir
- Malzeme: Kireç taşı; kaynaklara göre fenerin kalıntılarından taşlar da kullanılmıştır
Koordinatlar: 31.2140° K, 29.8856° D
Google Haritalar’da Kayıtbay Kalesi
Doğu Limanının Ucunda
Kayıtbay Kalesi, İskenderiye’nin doğu limanını kuzeyden kapatan yarımadanın uç noktasında yer alır. Bu yarımada, antik dönemde Faros adı verilen bir adaydı ve şehre uzun bir set ile bağlanmıştı. Zamanla bu setin çevresi dolarak ada, karaya bağlı bir yarımadaya dönüşmüştür.
Kalenin konumu, hem doğu limanının girişini hem de açık denizi gözetleyebilecek şekilde seçilmiştir. Kaleden bakıldığında bir yanda İskenderiye’nin yay biçimindeki kıyı şeridi ve şehrin silueti, öte yanda Akdeniz’in uçsuz bucaksız mavisi görülür.
Kayıtbay Adı
Kale, adını 15. yüzyılın ikinci yarısında Mısır’ı yöneten Memlük sultanı el-Eşref Kayıtbay’dan alır. Türkçe kaynaklarda kalenin adı Kayıtbay, Kaytbay ya da Kayitbay biçimlerinde yazılabilir. Uluslararası kaynaklarda ise “Citadel of Qaitbay” olarak anılır.
Kayıtbay adı, Memlük sultanlarının pek çoğu gibi Türk kökenli bir addır. Memlük sultanlarının önemli bir kısmının Kıpçak ve Çerkez kökenli olduğu bilinir; bu da Kayıtbay Kalesi’ni Türk okurlar için ayrıca ilgi çekici kılar.
İskenderiye Şehri
İskenderiye, MÖ 4. yüzyılın sonlarında Büyük İskender tarafından kurulan ve adını ondan alan bir şehirdir. Şehir, kuruluşundan kısa bir süre sonra antik dünyanın en önemli kültür, bilim ve ticaret merkezlerinden biri haline gelmiştir. Ünlü İskenderiye Kütüphanesi ve İskenderiye Feneri, şehrin bu parlak döneminin simgeleridir.
Bugün İskenderiye, Mısır’ın ikinci büyük şehri ve en önemli limanlarından biridir. Akdeniz kıyısında uzanan şehir, kendine özgü kozmopolit havası, uzun sahil yolu ve tarihi yapılarıyla tanınır. Kayıtbay Kalesi, bu tarihi şehrin en tanınmış simgelerinden biridir.
İskenderiye Feneri
Kayıtbay Kalesi’nin hikâyesi, aynı yerde yükselen ünlü bir yapıyla başlar: İskenderiye Feneri. Fener, MÖ 3. yüzyılda Ptolemaios hanedanı döneminde Faros Adası üzerinde inşa edilmiştir. Antik kaynaklara göre fener, yaklaşık yüz metreyi aşan yüksekliğiyle antik dünyanın en yüksek yapılarından biriydi.
Fener, antik dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilmiştir. Tepesinde yakılan ateşin ve kullanılan yansıtıcıların, ışığı çok uzaklara ulaştırdığı anlatılır. Fener, yüzyıllar boyunca İskenderiye limanına yaklaşan gemilere yol göstermiş ve şehrin simgesi olmuştur. Faros adı, bugün pek çok dilde “fener” anlamına gelen kelimelerin kökeni olarak kabul edilir.

Fenerin Yıkılışı
İskenderiye Feneri, yüzyıllar boyunca ayakta kalmış, ancak bölgede meydana gelen depremler nedeniyle zamanla hasar görmüştür. Kaynaklara göre özellikle 10. ve 14. yüzyıllar arasında yaşanan güçlü depremler, fenerin büyük bölümünün yıkılmasına neden olmuştur. 14. yüzyılda fener, büyük ölçüde harabeye dönmüştü.
Ortaçağ seyyahlarından bazıları, fenerin kalıntılarını görmüş ve anlatmıştır. İbn Battuta, 14. yüzyılda İskenderiye’yi ziyaretlerinde fenerin durumunu kaydeden seyyahlar arasındadır. Bu anlatımlar, fenerin son dönemlerine dair değerli bilgiler sunar.
Faros Adası
Kayıtbay Kalesi’nin bulunduğu yarımada, antik dönemde Faros adıyla bilinen bir adaydı. Bu ada, Homeros’un destanlarında bile anılan eski bir yerdir. İskenderiye kurulduğunda, Faros Adası ile kara arasında uzun bir set inşa edilmiş ve bu set, şehrin iki limanını birbirinden ayırmıştır.
Zamanla bu setin çevresinde kum ve toprak birikmiş ve ada, karaya bağlı geniş bir yarımadaya dönüşmüştür. Bugün bu yarımada üzerinde, İskenderiye’nin eski mahallelerinden bazıları ve Kayıtbay Kalesi yer alır. Faros adı ise fener kelimesiyle birlikte pek çok dilde yaşamaya devam eder.
Dalgalar ve Kale
Kayıtbay Kalesi’nin en etkileyici manzaralarından biri, kış aylarında Akdeniz’in dalgalarının kalenin surlarına çarpmasıdır. Fırtınalı günlerde dev dalgalar, kayalıklara ve surlara çarparak beyaz köpükler halinde yükselir. Bu manzara, kalenin yüzyıllar boyunca denizin gücüne nasıl direndiğini gözler önüne serer.
Kalenin Tarihi
İskenderiye Feneri’nin yıkılmasından yaklaşık bir yüzyıl sonra, 15. yüzyılın ikinci yarısında, Memlük sultanı Kayıtbay bu stratejik noktada güçlü bir kale inşa ettirmeye karar vermiştir. Kalenin yapımı 1477 yılı civarında başlamış ve birkaç yıl içinde tamamlanmıştır.
Kalenin inşa edilmesinin temel nedeni, İskenderiye’yi ve Mısır’ın Akdeniz kıyısını denizden gelebilecek tehlikelere karşı korumaktı. Bu dönemde Akdeniz’de deniz ticareti ve deniz güçleri arasındaki rekabet artmıştı ve Mısır’ın en önemli limanı olan İskenderiye’nin güçlü bir savunmaya ihtiyacı vardı.
Sultan Kayıtbay
El-Eşref Kayıtbay, 15. yüzyılın ikinci yarısında yaklaşık otuz yıl boyunca Mısır’ı yöneten Memlük sultanlarından biridir. Kayıtbay dönemi, Memlük mimarisinin en parlak dönemlerinden biri olarak kabul edilir. Sultan, Mısır’da ve diğer bölgelerde çok sayıda cami, medrese, çeşme ve kale inşa ettirmiştir.
Kahire’deki Kayıtbay Külliyesi, bu dönemin en zarif yapılarından biri olarak bilinir. Kayıtbay ayrıca Mekke ve Medine’de de önemli yapılar yaptırmıştır. İskenderiye’deki kale, onun mimari mirasının en tanınmış örneklerinden biridir.
Kalenin Yapımı
Kaynaklara göre Kayıtbay Kalesi’nin yapımında, yıkılmış İskenderiye Feneri’nin kalıntılarından elde edilen taşlar da kullanılmıştır. Bu nedenle kalenin temellerinde ve duvarlarında, antik fenere ait taş blokların bulunduğu düşünülür. Kalenin bazı bölümlerinde, diğer bölümlerden farklı renk ve boyuttaki büyük taş bloklar dikkat çeker.
Kalenin yapımında çalışan ustalar, Memlük askeri mimarisinin en gelişmiş tekniklerini kullanmıştır. Kalın duvarlar, güçlü kuleler ve dikkatle planlanmış savunma düzeni, kalenin yüzyıllar boyunca ayakta kalmasını sağlamıştır.

Sonraki Yüzyıllar
16. yüzyılın başında Mısır’ın Osmanlı yönetimine geçmesiyle birlikte Kayıtbay Kalesi, Osmanlı döneminde de İskenderiye’nin savunmasında kullanılmaya devam etmiştir. Osmanlılar, kaleye bazı eklemeler yapmış ve onu bakımlı tutmuştur.
19. yüzyılda Mehmed Ali Paşa döneminde kale yeniden düzenlenmiş ve modern topçu savunmasına uygun hale getirilmeye çalışılmıştır. 19. yüzyılın sonlarında kale ağır hasar görmüş, 20. yüzyılda ise kapsamlı onarımlardan geçirilmiştir.
Osmanlı Döneminde Kale
16. yüzyılda Mısır’ın Osmanlı yönetimine geçmesinden sonra, Kayıtbay Kalesi Osmanlı döneminde de İskenderiye’nin savunmasında önemli bir rol oynamaya devam etmiştir. Osmanlı döneminde kalede bir garnizon bulunduğu ve kalenin düzenli olarak bakımının yapıldığı belirtilir.
Bu dönemde İskenderiye, Osmanlı’nın Akdeniz’deki önemli limanlarından biri olmuştur. Türk okurlar için kalenin bu dönemi, ortak tarihin ilgi çekici bir parçasıdır. Osmanlı döneminden kalma bazı onarım izleri ve eklemeler, kalenin dokusunda görülebilir.
Restorasyon Çalışmaları
Kayıtbay Kalesi, 20. yüzyılın başında ve sonraki dönemlerde çeşitli restorasyon çalışmalarından geçirilmiştir. Bu çalışmalarda kalenin hasar gören bölümleri onarılmış, surları ve iç yapıları yeniden düzenlenmiştir. Kalenin bir bölümü uzun yıllar denizcilik müzesi olarak da kullanılmıştır.
Son yıllarda da kalenin korunması için çeşitli çalışmalar yürütülmüş, özellikle deniz dalgalarının ve tuzlu havanın etkilerine karşı önlemler alınmıştır. Bugün kale, İskenderiye’nin en çok ziyaret edilen tarihi yapılarından biridir.
Mimari Özellikler
Kayıtbay Kalesi, Memlük askeri mimarisinin en iyi korunmuş örneklerinden biridir. Kale, iki ana bölümden oluşur: dışarıda kaleyi çevreleyen geniş surlar ve ortada yükselen güçlü bir iç kale. Bu düzen, kaleye çok katmanlı bir savunma sistemi kazandırır.
Kalenin taşları, açık sarı ve bej tonlarında kireç taşıdır. Bu taşlar, güneş ışığında sıcak bir renge bürünür ve kaleyi mavi denizin önünde parlak bir şekilde öne çıkarır. Kalenin sade ama heybetli görünümü, işlevselliğin estetikle birleştiği bir mimari anlayışı yansıtır.
Dış Surlar
Kalenin dış surları, iç kaleyi her yönden çevreler ve geniş bir avlu oluşturur. Surlar, belirli aralıklarla yarım daire biçimli kulelerle güçlendirilmiştir. Surların içinde, askerlerin konakladığı odalar, depolar ve savunma mevzileri bulunur.
Deniz tarafındaki surlar, dalgaların etkisine karşı özellikle kalın ve güçlü inşa edilmiştir. Bu surların üzerinden bakıldığında, Akdeniz’in dalgalarının kayalıklara çarptığı etkileyici bir manzara görülür.

İç Kale
Kalenin merkezinde, kare planlı ve çok katlı güçlü bir iç kale yükselir. İç kalenin köşelerinde yuvarlak kuleler bulunur. Bu kuleler, iç kaleye hem savunma gücü hem de zarif bir görünüm kazandırır. İç kale, kalenin en korunaklı bölümüdür ve son savunma noktası olarak tasarlanmıştır.
İç kalenin girişi, sağlam bir kapıyla korunur. Kapıdan içeri girildiğinde, farklı katlara çıkan merdivenler ve koridorlar başlar. İç kalenin duvarları son derece kalındır; bu da onu hem toplara hem de deniz dalgalarına karşı dayanıklı kılar.
Kalenin Avlusu
Dış surlar ile iç kale arasında kalan geniş avlu, kalenin en ferah bölümüdür. Bu avlu, geçmişte askerlerin toplandığı, talim yaptığı ve günlük işlerin yürütüldüğü bir alan olarak kullanılmıştır. Avlunun çevresinde, surların içine yerleştirilmiş odalar ve depolar sıralanır.
Avludan iç kaleye bakıldığında, kare planlı yapının köşelerindeki yuvarlak kuleleri ve kalın duvarları bütün heybetiyle görülür. Avluda dolaşmak, kalenin genel düzenini kavramak için en iyi yoldur.
Savunma Düzeni
Kayıtbay Kalesi’nin savunma düzeni, denizden gelebilecek saldırılara karşı tasarlanmıştır. Kalenin deniz tarafındaki duvarları özellikle kalın tutulmuş, kuleler ise limanın girişini ve açık denizi gözetleyebilecek şekilde konumlandırılmıştır. Duvarlarda açılan mazgallar, savunmacıların korunarak denize ateş açabilmesini sağlıyordu.
Dış surlar ile iç kale arasındaki düzen, çok katmanlı bir savunma oluşturur. Dış surlar aşılsa bile iç kale direnmeye devam edebilirdi. Bu düzen, Memlük döneminin gelişmiş askeri mimari anlayışını yansıtır.
Taş İşçiliği
Kalenin taş işçiliği, Memlük ustalarının becerisini gözler önüne serer. Düzgün kesilmiş kireç taşı bloklar, harçla özenle birbirine bağlanmıştır. Kapı ve pencere çevrelerinde, ince taş işçiliği ve sade süslemeler görülür. Caminin zemin döşemesindeki renkli taş desenler ise bu ustalığın en zarif örneklerindendir.
Kalenin Camisi
İç kalenin içinde, Memlük döneminden kalan küçük ama zarif bir cami bulunur. Bu cami, kalede görev yapan askerlerin ve görevlilerin ibadet ihtiyaçlarını karşılamak için yapılmıştır. Caminin mihrabı ve zemin döşemeleri, Memlük süsleme sanatının güzel örneklerini sunar.
Kaynaklarda, caminin bir zamanlar bir minaresinin de bulunduğu, ancak bu minarenin sonraki dönemlerde yıkıldığı belirtilir. Caminin zemini, renkli taşlardan oluşan geometrik desenlerle süslenmiştir. Bu desenler, Memlük döneminin zarif taş işçiliğini yansıtır.
Katlar ve Odalar
İç kale, birkaç kattan oluşur. Alt katlar genellikle savunma ve depolama amacıyla kullanılmıştır. Orta katlarda odalar, koridorlar ve cami bulunur. Üst katlarda ise kalenin komutanı için ayrılmış bölümler ve gözetleme noktaları yer alır.
Kalenin koridorları, zaman zaman dar ve kıvrımlıdır; bu da kalenin içinde dolaşmayı bir keşif yolculuğuna dönüştürür. Bazı odalarda, kalın duvarların içine açılmış nişler ve küçük pencereler görülür.

Denize Açılan Pencereler
Kayıtbay Kalesi’nin en etkileyici ayrıntılarından biri, kalın duvarlara açılmış ve denize bakan pencerelerdir. Bu pencereler, aslında savunma amacıyla açılmış mazgallardır; ancak bugün ziyaretçilere Akdeniz’in eşsiz manzarasını çerçeveleyen birer tablo gibi görünür.
Pencerelerin önünde durup denize bakmak, kalenin en sevilen deneyimlerinden biridir. Kalın taş duvarların arasından görünen mavi deniz ve gökyüzü, fotoğrafçılar için de son derece çekici bir konudur.
Çatı ve Manzara
İç kalenin çatısı, kalenin en yüksek noktasıdır ve buradan İskenderiye’nin geniş bir manzarası görülür. Çatıdan bakıldığında, doğu limanının yay biçimindeki kıyısı, Korniş boyunca uzanan binalar ve şehrin silueti açıkça seçilir. Öte yanda ise açık deniz, ufka kadar uzanır.
Çatıya erişimin açık olduğu dönemlerde, burası kalenin en çok fotoğraflanan noktalarından biridir. Ziyaretçilere açık olan bölümler zaman içinde değişebileceği için gitmeden önce bilgi almak faydalı olacaktır.
Fenerin Taşları
Kayıtbay Kalesi’nin en ilgi çekici yanlarından biri, antik İskenderiye Feneri ile olan fiziksel bağıdır. Kaynaklara göre kalenin yapımında, fenerin yıkıntılarından elde edilen taş bloklar kullanılmıştır. Kalenin bazı bölümlerinde görülen ve çevresindeki taşlardan farklı olan büyük granit bloklar, fenerden kalma olabilecek parçalar olarak yorumlanır.
Bu nedenle Kayıtbay Kalesi’ni ziyaret etmek, bir anlamda antik dünyanın harikalarından birinin kalıntılarına dokunmak demektir. Ancak hangi taşların gerçekten fenerden geldiğini kesin olarak belirlemek her zaman mümkün değildir.
Kale ve Denizcilik Müzesi
Kayıtbay Kalesi’nin bir bölümü, uzun yıllar boyunca denizcilik müzesi olarak kullanılmıştır. Bu müzede, Mısır’ın denizcilik tarihine ait eserler, gemi maketleri, eski silahlar ve su altı buluntuları sergilenmiştir. Müzenin içeriği ve açık olduğu bölümler zaman içinde değişmiş olabileceği için, ziyaret öncesinde güncel bilgileri kontrol etmek faydalı olacaktır.
Kalenin kendisi ise başlı başına bir müze gibidir. Duvarları, kuleleri, camisi ve denize açılan pencereleriyle kale, ziyaretçilere Memlük dönemi askeri mimarisini yakından tanıma fırsatı sunar.
Su Altındaki Miras
Kayıtbay Kalesi’nin çevresindeki deniz tabanı, antik İskenderiye’nin değerli kalıntılarına ev sahipliği yapar. 20. yüzyılın sonlarında başlayan su altı arkeolojisi çalışmalarında, kalenin çevresindeki sularda çok sayıda heykel, sütun, sfenks ve büyük taş blok bulunmuştur. Bu buluntuların bir kısmının İskenderiye Feneri’ne ve antik dönemin diğer yapılarına ait olduğu düşünülür.
Su altında bulunan eserlerin bir kısmı çıkarılarak müzelere taşınmış, bir kısmı ise yerinde bırakılmıştır. Bu çalışmalar, antik İskenderiye’nin denizin altında kalan bölümlerine dair önemli bilgiler sunmuştur. Kalenin önündeki sular, dünyanın en ilginç su altı arkeoloji alanlarından biri olarak kabul edilir.

Doğu Limanı
Kayıtbay Kalesi’nin koruduğu doğu limanı, antik dönemde İskenderiye’nin en önemli limanlarından biriydi. Bu limanda Ptolemaios sarayları, tapınaklar ve önemli kamu yapıları bulunuyordu. Bazı anlatımlara göre ünlü Kleopatra’nın sarayı da bu limanın kıyısında yer alıyordu.
Bugün doğu limanı, balıkçı teknelerinin ve küçük yatların demirlediği sakin bir koydur. Limanın çevresinde, İskenderiye’nin en güzel sahil manzaraları uzanır. Kaleden bakıldığında, limanın yay biçimindeki kıyısı ve sakin suları etkileyici bir görüntü oluşturur.
Korniş Boyunca
İskenderiye’nin ünlü sahil yolu Korniş, şehrin kıyısı boyunca kilometrelerce uzanır. Kayıtbay Kalesi, bu sahil yolunun bir ucunda yer alır. Korniş boyunca yürümek ya da araçla gezmek, İskenderiye’nin denizle iç içe yaşamını hissetmenin en güzel yoludur.
Korniş boyunca tarihi binalar, kafeler, balık lokantaları ve parklar sıralanır. Akşam saatlerinde Korniş, yürüyüş yapan aileler, sohbet eden gençler ve denizi seyreden insanlarla canlanır. Korniş’ten kaleye doğru yürümek, gezinin keyifli bir başlangıcı olabilir.
Balıkçılar ve Deniz
Kayıtbay Kalesi’nin çevresi, İskenderiye’nin balıkçılık geleneğinin canlı bir şekilde yaşadığı bir bölgedir. Kalenin çevresindeki kıyılarda, sabahın erken saatlerinden itibaren balık tutan insanlar görülür. Limanda demirli renkli balıkçı tekneleri, kalenin manzarasını tamamlayan unsurlar arasındadır.
Kalenin yakınındaki balık pazarı ve lokantalar, taze deniz ürünleri için İskenderiye’nin en sevilen noktaları arasındadır.
Kıyı Kahvehaneleri
Kayıtbay Kalesi’nin çevresinde ve Korniş boyunca, İskenderiye’nin geleneksel kahvehaneleri sıralanır. Bu kahvehanelerde oturup bir fincan kahve ya da çay eşliğinde denizi ve kaleyi seyretmek, şehrin en keyifli deneyimlerinden biridir. Bazı kahvehanelerin geçmişi, şehrin kozmopolit dönemlerine kadar uzanır.
Akşam saatlerinde bu kahvehaneler, sohbet eden insanlar, tavla oynayan yaşlılar ve denizi seyreden çiftlerle dolar. Bu canlı atmosfer, İskenderiye’nin denizle iç içe yaşam kültürünü en güzel şekilde yansıtır. Türk okurlar için tavla tahtalarının sesi ve demli çay bardakları, oldukça tanıdık bir görüntü sunar.
İskenderiye Mutfağı
İskenderiye, deniz ürünleriyle ünlü bir mutfağa sahiptir. Şehrin balık lokantalarında, müşteriler genellikle tezgâhta sergilenen taze balıkları kendileri seçer ve balıklar istenilen şekilde pişirilir. Izgara balık, kızarmış karides ve kalamar, İskenderiye’nin en sevilen lezzetleri arasındadır.
Bunun yanı sıra, İskenderiye’nin sokak lezzetleri de ünlüdür. Bakla ezmesinden yapılan yiyecekler, fava fasulyesi yemekleri ve çeşitli hamur işleri, şehrin gündelik mutfağının vazgeçilmezleridir. Akdeniz’in etkisi, İskenderiye mutfağına Türk okurlara tanıdık gelecek lezzetler katmıştır.
Ptolemaios İskenderiyesi
Büyük İskender’in ölümünden sonra Mısır’ı yöneten Ptolemaios hanedanı döneminde İskenderiye, antik dünyanın en parlak şehirlerinden biri haline gelmiştir. Şehir, düzenli sokakları, görkemli sarayları, tapınakları, tiyatroları ve limanlarıyla ünlüydü. Bu dönemde İskenderiye, Akdeniz dünyasının bilim ve kültür başkenti olarak anılıyordu.
Ptolemaios hükümdarları, bilime ve sanata büyük önem vermiş; kütüphane ve araştırma kurumları kurarak dönemin önde gelen bilim insanlarını şehre çekmiştir. Ünlü matematikçi Öklid, coğrafyacı Eratosthenes ve pek çok bilim insanı, İskenderiye’de çalışmıştır. İskenderiye Feneri de bu parlak dönemin en görkemli yapılarından biriydi.
Depremler ve Akdeniz
Doğu Akdeniz, tarih boyunca güçlü depremlere sahne olmuş bir bölgedir. Bu depremler, İskenderiye’nin pek çok antik yapısının yıkılmasına ve bazı bölgelerin deniz altında kalmasına neden olmuştur. İskenderiye Feneri’nin yıkılması da büyük ölçüde bu depremlerle ilişkilendirilir.
Bazı kaynaklara göre, 4. yüzyılda yaşanan büyük bir deprem ve ardından gelen dev dalgalar, İskenderiye kıyılarında önemli hasara yol açmıştır. Doğu limanının bazı bölümlerinin deniz altında kalması da bu tür doğa olaylarıyla açıklanır. Bu nedenle Kayıtbay Kalesi’nin önündeki sularda bulunan antik kalıntılar, depremlerin şehrin tarihine bıraktığı izlerdir.
Akdeniz Ticareti
İskenderiye, kuruluşundan bu yana Akdeniz ticaretinin en önemli limanlarından biri olmuştur. Antik dönemde Mısır’ın tahılı, papirüsü ve diğer ürünleri bu limandan Roma’ya ve Akdeniz’in diğer şehirlerine taşınırdı. Ortaçağda ise İskenderiye, Doğu’dan gelen baharat ve diğer malların Avrupa’ya ulaştırıldığı önemli bir ticaret merkeziydi.
Kayıtbay Kalesi’nin inşa edildiği 15. yüzyılda, İskenderiye Akdeniz ticaretinde hâlâ önemli bir rol oynuyordu. Kale, bu değerli ticaretin ve şehrin güvenliğinin korunması için inşa edilmişti.
Seyyahların Gözünden
İskenderiye ve Kayıtbay Kalesi, yüzyıllar boyunca pek çok seyyahın ilgisini çekmiştir. Ortaçağ Arap seyyahları, fenerin kalıntılarını ve sonra yerinde yükselen kaleyi anlatmıştır. Osmanlı döneminde Mısır’ı ziyaret eden Evliya Çelebi de İskenderiye’yi ve kalelerini Seyahatname’sinde anlatan seyyahlar arasında yer alır.
19. yüzyılda Avrupalı gezginler ve ressamlar, kalenin denizle buluşan silüetini gravür ve tablolarında sıklıkla resmetmiştir. Bu eserler, kalenin uluslararası alanda tanınmasına katkı sağlamıştır.
Ailelerle Kale Gezisi
Kayıtbay Kalesi, çocuklu aileler için de keyifli bir gezi noktasıdır. Denize açılan pencereler, dar koridorlar, kulelere çıkan merdivenler ve antik fenerin hikâyesi, çocukların ilgisini çeken unsurlar arasındadır. Çocuklara antik dünyanın yedi harikasından birinin burada durduğunu anlatmak, geziyi heyecanlı bir öğrenme deneyimine dönüştürebilir.
Kalenin çevresindeki kıyı ve Korniş boyunca yürüyüş, gezinin keyifli bir parçası olabilir. Surların üzerinde ve merdivenlerde çocukları yakından takip etmek ise güvenlik açısından önemlidir.
Işık ve Renk
Kayıtbay Kalesi’nin sarımsı kireç taşları, günün farklı saatlerinde farklı tonlara bürünür. Sabah ışığında kale yumuşak bir krem rengindedir. Öğle saatlerinde güneş tepedeyken taşlar parlak ve açık renkli görünür. Akşamüstü ise kale sıcak altın ve turuncu tonlarına bürünür ve mavi denizle güçlü bir kontrast oluşturur.
Bulutlu ve fırtınalı günlerde ise kale, gri gökyüzü ve köpüklü dalgalar arasında daha dramatik bir görünüm kazanır. Her hava durumu, kaleyi farklı bir gözle görmeyi mümkün kılar.
Kayıtbay Kalesi’nden Öğrenilecekler
Kayıtbay Kalesi, bir yapının yıkıntılarının yeni bir yapıya nasıl hayat verebileceğinin etkileyici bir örneğidir. Antik fenerin taşları, yüzyıllar sonra yeni bir kalenin duvarlarında yaşamaya devam etmiştir. Bu durum, tarihin katmanlar halinde birbirine nasıl bağlandığını gösterir.
Kale aynı zamanda, deniz kıyısındaki yapıların doğanın gücüne karşı nasıl ayakta kalabildiğini ve bunun için ne kadar özenli bir bakım gerektiğini hatırlatır.
Kalede Bir Gün
15. yüzyılın sonlarında Kayıtbay Kalesi’nde geçen bir günü hayal etmek, kalenin ne kadar canlı bir savunma merkezi olduğunu anlamanın güzel bir yoludur. Sabahın erken saatlerinde nöbetçiler surlarda yer alır ve ufku gözetler. Kalenin içinde askerler talim yapar, depolarda erzak kontrol edilir, camide namaz kılınır.
Gün boyunca limana giren ve çıkan gemiler takip edilir, şüpheli bir hareket olduğunda kalenin komutanına haber verilirdi. Akşam olduğunda kalenin pencerelerinden denize düşen gün batımı ışığı seyredilir. Bu tablo, Memlük dönemi kalelerine dair genel anlatımlardan yola çıkılarak çizilmiş bir canlandırmadır.
Gün Batımında Kale
Kayıtbay Kalesi, gün batımında bambaşka bir güzelliğe bürünür. Güneş Akdeniz’in ufkunda alçalırken, kalenin sarımsı taşları altın ve turuncu tonlarına bürünür. Denizin yüzeyine yansıyan ışık, kalenin siluetiyle birleşerek unutulmaz bir manzara oluşturur.
Korniş’ten kaleye doğru bakıldığında, gün batımının arka planında yükselen kale silueti, İskenderiye’nin en çok fotoğraflanan görüntülerinden biridir.

Antik İskenderiye Kütüphanesi
İskenderiye’nin antik dönemdeki en ünlü kurumlarından biri, büyük İskenderiye Kütüphanesi’dir. Ptolemaios hanedanı döneminde kurulan bu kütüphane, antik dünyanın en büyük bilgi merkezlerinden biri olarak kabul edilir. Kaynaklara göre kütüphanede on binlerce, hatta yüz binlerce papirüs rulosu bulunuyordu.
Kütüphane, dönemin önde gelen bilim insanlarını, filozoflarını ve şairlerini İskenderiye’ye çekmiştir. Matematik, astronomi, coğrafya ve tıp gibi alanlarda önemli çalışmalar burada yapılmıştır. Kütüphanenin nasıl ve ne zaman ortadan kalktığı konusunda farklı görüşler bulunur; bu konu tarihçiler arasında hâlâ tartışılmaktadır.
Yeni İskenderiye Kütüphanesi
Antik kütüphanenin anısına, 21. yüzyılın başında İskenderiye’nin doğu limanı kıyısında modern bir kütüphane açılmıştır. Bu yapı, eğimli ve güneş saatini andıran çatısı, dış duvarlarına oyulmuş farklı alfabelerden harfleri ve geniş okuma salonlarıyla çağdaş mimarinin dikkat çekici örneklerinden biridir.
Modern kütüphane, Kayıtbay Kalesi’nden bakıldığında doğu limanının karşı kıyısında görülebilir. Antik fenerin yerindeki ortaçağ kalesi ile antik kütüphanenin anısına yapılan modern kütüphane, aynı limanın iki yakasında İskenderiye’nin bilgi ve kültür mirasını simgeler.
Pompeius Sütunu ve Katakomplar
İskenderiye’de Kayıtbay Kalesi’nin yanı sıra görülmesi gereken başka antik yapılar da bulunur. Bunların en bilinenlerinden biri, Roma döneminden kalan ve kaynaklarda yaklaşık yirmi metreyi aşan yüksekliği belirtilen tek parça granit bir sütun olan Pompeius Sütunu’dur. Sütun, adını yanlış bir eşleştirmeden almıştır; aslında Roma imparatoru Diocletianus adına dikildiği düşünülür.
Şehirdeki bir diğer önemli antik alan, Kom el-Şukafa Katakompları’dır. Roma döneminde kayaya oyulan bu yeraltı mezarları, Mısır, Yunan ve Roma sanatının ilginç bir karışımını sergiler.
Kozmopolit Bir Liman Şehri
İskenderiye, tarih boyunca farklı kültürlerden insanların bir arada yaşadığı kozmopolit bir şehir olmuştur. Antik dönemde Mısırlılar, Yunanlılar ve Yahudiler şehrin önemli toplulukları arasındaydı. Sonraki dönemlerde de şehir, Akdeniz’in farklı bölgelerinden gelen tüccarlara, denizcilere ve göçmenlere ev sahipliği yapmıştır.
19. ve 20. yüzyıllarda İskenderiye’de Rum, İtalyan, Ermeni, Fransız ve Türk kökenli topluluklar da yaşamıştır. Bu çok kültürlü yapı, şehrin mimarisine, mutfağına ve kültür hayatına zengin bir renk katmıştır. Korniş boyunca sıralanan eski binalar, bu kozmopolit geçmişin izlerini taşır.
En Uygun Mevsim
İskenderiye, Akdeniz iklimine sahip olduğu için Mısır’ın iç bölgelerine göre daha ılıman bir havaya sahiptir. Şehri ziyaret etmek için en uygun dönemler genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarıdır. Yaz aylarında hava sıcak ve nemlidir ama deniz meltemi bir miktar serinlik getirir. Kış aylarında ise zaman zaman yağmurlu ve rüzgârlı günler yaşanabilir; bu dönemde kalenin surlarına çarpan dalgalar etkileyici bir görüntü oluşturur.
Pratik İpuçları
- Ziyaret saatlerini ve giriş koşullarını gitmeden önce resmi kaynaklardan kontrol edin.
- Kalenin içinde merdivenler ve dar koridorlar bulunduğu için rahat ayakkabılar giyin.
- Rüzgârlı günlerde yanınıza ince bir ceket alın; deniz kenarında hava serin olabilir.
- Gün batımı fotoğrafları için Korniş’ten kaleye bakan noktaları tercih edin.
- Ziyaretinizi yakındaki balık lokantalarında bir yemekle tamamlayın.
- Kalenin camisini ziyaret ederken uygun kıyafetler tercih edin.
Ulaşım
Kayıtbay Kalesi, İskenderiye şehir merkezinden kolayca ulaşılabilir bir konumdadır. Taksi ve uygulama tabanlı ulaşım hizmetleri, kaleye ulaşmanın en pratik yollarıdır. Korniş boyunca yürüyerek de kaleye ulaşmak mümkündür. Kahire ile İskenderiye arasında tren ve otobüs seferleri bulunur; seferlerin saatlerini ve süresini önceden kontrol etmek faydalı olacaktır.
Benzer Kalelerle Karşılaştırma
Kayıtbay Kalesi, Akdeniz’in diğer kıyı kaleleriyle karşılaştırıldığında, antik bir harikanın yerinde yükselmesiyle öne çıkar. Türk okurlar için Bodrum Kalesi, benzer bir şekilde antik bir yapının, Halikarnas Mozolesi’nin taşlarının kullanıldığı bir deniz kalesidir. Her iki kale de antik dünyanın yedi harikasından birinin kalıntılarını bünyesinde barındırması açısından ilginç bir benzerlik taşır.
Kahire Kalesi ile karşılaştırıldığında ise Kayıtbay Kalesi, bir yönetim merkezinden çok bir deniz savunma kalesi olarak tasarlanmıştır. Bu fark, iki kalenin mimarisine ve işlevine açıkça yansır.
Mirası Korumak
Kayıtbay Kalesi, deniz kenarındaki konumu nedeniyle dalgaların, tuzlu havanın ve rüzgârın sürekli etkisi altındadır. Bu nedenle kalenin korunması, düzenli bakım ve özel önlemler gerektirir. Son yıllarda kalenin çevresine dalgaların etkisini azaltmak için koruyucu yapılar eklenmiştir.
Ziyaretçiler de bu mirasın korunmasına katkı sağlayabilir. Tarihi duvarlara dokunmamak, yazı yazmamak ve çevreyi temiz tutmak, kalenin gelecek kuşaklara ulaşması için önemli adımlardır.
Seyahat Bilgisi
Seyahat planı yapmadan önce Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın güncel seyahat bilgilerini kontrol etmeniz ve giriş koşullarını resmi kaynaklardan teyit etmeniz önerilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Kayıtbay Kalesi ne zaman yapılmıştır?
Kale, 15. yüzyılın son çeyreğinde, yaklaşık 1477-1479 yılları arasında Memlük sultanı Kayıtbay tarafından yaptırılmıştır.
Kale İskenderiye Feneri’nin yerinde mi?
Evet, kale antik İskenderiye Feneri’nin bulunduğu Faros Adası’nın ucunda inşa edilmiştir. Kaynaklara göre yapımında fenerin kalıntılarından taşlar da kullanılmıştır.
Kalenin içinde neler var?
Kalenin içinde dış surlar, geniş bir avlu, çok katlı bir iç kale, küçük bir cami ve denize bakan pencereler bulunur.
Kale ne kadar sürede gezilir?
Kaleyi acele etmeden gezmek için yaklaşık bir ila iki saat ayırmak yeterli olabilir.
Video
Aşağıdaki videoda Kayıtbay Kalesi’ni yakından görebilirsiniz.

Neden Görülmeli?
Kayıtbay Kalesi, antik dünyanın en ünlü yapılarından birinin yerinde yükselen, Memlük askeri mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Akdeniz’e bakan konumu, denize açılan pencereleri ve İskenderiye’nin binlerce yıllık hikâyesiyle kurduğu bağ, onu Mısır’ın en etkileyici kalelerinden biri yapar.
Antik fenerin ışığının sönmesinin üzerinden yüzyıllar geçmiş olsa da, onun yerinde yükselen bu kale İskenderiye’nin denize bakan bekçisi olmaya devam ediyor. Sevgiyle kalın.
Kayıtbay Kalesi’nin pencerelerinden Akdeniz’e bakarken, binlerce yıllık bir hikâyenin sessizce dalgalarla birlikte anlatıldığını hissedeceksiniz. Antik dünyanın harikalarından birinin yerinde duran bu kale, İskenderiye’nin geçmişini bugüne taşıyan en güzel köprülerden biridir.
İskenderiye’ye yolunuz düşerse, Korniş boyunca yürüyüp bu kaleye ulaşmayı, pencerelerinden denize bakmayı ve gün batımını burada karşılamayı unutmayın; bu an, Mısır gezinizin en güzel hatıralarından biri olacaktır.
Bu deniz kalesinin hikâyesi, Akdeniz’in dalgaları kadar eski ve onlar kadar canlıdır; onu tanımak, İskenderiye’yi tanımaktır.
Bu mirasın korunması, hepimizin ortak dileği ve sorumluluğudur.
Yakındaki Kaleler
- Kahire Kalesi – Selahaddin Eyyubi’nin Mukattam Tepesindeki Kalesi
- Babilon Kalesi – Eski Kahire’nin Roma kalesi
- Kahire’nin Fatımi Surları – Bab Zuveyle, Bab el-Futuh ve Bab en-Nasr
- Şali Kalesi – Siva Vahası’nın tuzlu kerpiç kalesi


2 thoughts on “Kayıtbay Kalesi: İskenderiye Feneri’nin Yerinde Yükselen Deniz Kalesi”