Nagoya Kalesi: Altın Balıklı Kale
Japonya’nın üçüncü büyük şehir bölgesi olan Nagoya’nın kalbinde, çatısının en tepesinde güneşte parıldayan iki altın balık figürüyle görkemli bir kale yükselir. Bu altın balıklar, yüzyıllardır Nagoya’nın simgesi olarak kabul edilir ve şehrin kimliğiyle özdeşleşmiştir. Burası, Japonya’nın üç büyük kalesinden biri olan Nagoya Kalesi’dir.
Nagoya Kalesi, 17. yüzyılın başında Tokugawa Ieyasu’nun emriyle inşa edilmiş ve Owari Tokugawa ailesinin merkezi olmuştur. Kalenin ana kulesi 20. yüzyılda yeniden inşa edilmiş; Honmaru Sarayı ise 2018 yılında geleneksel yöntemlerle özgün hâline uygun olarak yeniden kurulmuştur. Bu yazıda Nagoya Kalesi’nin tarihini, altın balıklarını, sarayını, taş duvarlarını ve ziyaret bilgilerini sakin ve ayrıntılı bir dille ele alıyoruz.

İçindekiler
- Genel Bilgiler
- Konum
- İsmin Anlamı
- Nagoya Kalesi’nin Tarihi
- Büyük İnşaat
- Kiyomasa Taşı
- Owari Tokugawa Ailesi
- Kiyosu’dan Nagoya’ya Taşınma
- Meiji Dönemi
- İlk Ulusal Hazine Kale
- Kayıp ve Yeniden Doğuş
- 1959 Yeniden İnşası
- Ahşap Kule Projesi
- Altın Balıklar
- Honmaru Sarayı
- Hinoki Ağacı ve Ustalar
- Omote Shoin ve Kabul Salonları
- Jorakuden Salonu
- Kurtarılan Duvar Resimleri
- Özgün Köşe Kuleleri
- Taş Duvarlar
- Kapılar
- Hendekler
- Ninomaru Bahçesi
- Kiraz Çiçekleri ve Mevsimler
- Üç Birleştirici ve Aichi
- Altın Balık Hatıraları
- Kinshachi Yokocho
- Nagoya Mutfağı
- Nagoya Şehri
- Tokugawaen Bahçesi
- Etkinlikler ve Festivaller
- Akşam Saatlerinde Kale
- Kalede Bir Gün Hayal Etmek
- Fotoğraf Noktaları
- Ziyaret Rehberi
- Gezi İpuçları
- Ulaşım
- Diğer Japon Kaleleriyle Karşılaştırma
- Koruma Çalışmaları
- Seyahat Bilgisi
- Seyahat Bilgisi
- Sıkça Sorulan Sorular
- Video
- Neden Görülmeli
- Aynı Yolda
Genel Bilgiler
- Adı: Nagoya Kalesi (Japonca: Nagoya-jō)
- Diğer adı: Kinshachi-jō (Altın Balık Kalesi)
- Konum: Naka, Nagoya, Aichi, Japonya
- İnşa: 1610’dan itibaren (Tokugawa Ieyasu)
- Ana kule: 1959’da yeniden inşa edildi
- Honmaru Sarayı: 2018’de yeniden inşası tamamlandı
- Türü: Düzlük kalesi (hirajiro)
- Statüsü: Özel Tarihi Alan
Koordinatlar: 35.1856° K, 136.8992° D
Google Haritalar’da Nagoya Kalesi
Konum
Nagoya Kalesi, Japonya’nın orta kesiminde, Aichi bölgesinin merkezi olan Nagoya şehrinde yer alır. Nagoya, Tokyo ile Osaka arasında bulunan ve Japonya’nın önemli sanayi ve ticaret merkezlerinden biri olan büyük bir şehirdir. Kale, şehrin kuzey kesiminde, Nagoya ovasının kuzeyindeki hafif yükselti üzerinde kurulmuştur.
Bugün kale, geniş bir park alanının içinde, şehrin modern binaları arasında yer alır. Şehir merkezinden metroyla kolayca ulaşılabilen kale, Nagoya’yı ziyaret edenlerin ilk durakları arasındadır. Kalenin geniş alanı, yeşil bahçeleri ve tarihî yapılarıyla şehrin kalabalığından uzak sakin bir köşe sunar.
İsmin Anlamı
Nagoya Kalesi’nin Japonca adı Nagoya-jō’dur. Kale, halk arasında Kinshachi-jō, yani Altın Balık Kalesi olarak da anılır. Bu ad, kalenin ana kulesinin çatısında yer alan altın kaplı balık figürlerinden gelir. Bu figürler, Japonca’da kinshachi olarak bilinir ve Nagoya’nın en tanınmış simgesidir.
Kale, ayrıca Kinjo, yani Altın Kale olarak da anılabilir. Nagoya şehrinde pek çok kurum, okul ve işletmenin adında bu “altın” ifadesinin kullanıldığı görülür. Bu durum, kalenin ve altın balıkların şehrin kimliğinde ne kadar önemli bir yer tuttuğunu gösterir.
Nagoya Kalesi’nin Tarihi
Nagoya Kalesi’nin bulunduğu yerde, 16. yüzyılda daha küçük bir kalenin bulunduğu bilinmektedir. Bu eski kale, Oda ailesiyle ilişkilendirilir ve Oda Nobunaga’nın gençlik yıllarında burada bulunduğu aktarılır. Ancak bu eski kale, 16. yüzyılın ikinci yarısında terk edilmiştir.
1610 yılında Tokugawa Ieyasu, bu yerde büyük bir kale inşa edilmesine karar vermiştir. Ieyasu’nun amacı, oğlu Tokugawa Yoshinao için güçlü bir merkez oluşturmak ve Edo ile Kyoto arasındaki önemli yol üzerinde sağlam bir kale kurmaktı. Bu karar, Nagoya şehrinin doğuşunun da başlangıcı olmuştur.

Büyük İnşaat
Nagoya Kalesi’nin inşası, döneminin en büyük inşaat projelerinden biri olarak kabul edilir. Ieyasu, kalenin yapımı için Japonya’nın farklı bölgelerinden yirmi civarında yöneticiyi görevlendirmiştir. Her yönetici, kalenin belirli bir bölümünün, özellikle de taş duvarların yapımından sorumlu tutulmuştur. Bu yöneticiler arasında Kumamoto Kalesi’ni inşa ettiren ünlü kale ustası Kato Kiyomasa da bulunuyordu.
Kaynaklara göre taş duvarların yapımı 1610 yılında başlamış ve kısa sürede tamamlanmıştır. Ana kule 1612 yılında, Honmaru Sarayı ise 1615 yılında tamamlanmıştır. Taş duvarların taşları üzerinde, onları getiren yöneticilerin işaretlerinin bulunduğu aktarılır. Kalede binlerce bu tür işaretli taşın bulunduğu ve bunların bugün de görülebildiği belirtilir.
Kiyomasa Taşı
Nagoya Kalesi’nin ana kulesinin yakınında, Kiyomasa Taşı olarak bilinen dev bir taş bulunur. Anlatılana göre bu taş, Kato Kiyomasa tarafından getirilmiştir. Hikâyeye göre Kiyomasa, bu büyük taşı taşırken üzerine çıkmış, işçilerin moralini yükseltmek için şarkı söylemiş ve taşın çekilmesine bizzat öncülük etmiştir.
Ancak tarihçiler, bu taşın bulunduğu bölümün aslında başka bir yöneticinin sorumluluğunda inşa edildiğini belirtir. Bu nedenle taşın Kiyomasa ile ilişkisi, büyük ölçüde efsaneye dayanıyor olabilir. Yine de Kiyomasa Taşı, Nagoya Kalesi’nin en sevilen hikâyelerinden biri olmaya devam etmektedir. Taşın önünde fotoğraf çekmek, ziyaretçilerin vazgeçilmez etkinlikleri arasındadır.
Owari Tokugawa Ailesi
Nagoya Kalesi, Edo dönemi boyunca Owari Tokugawa ailesinin merkezi olmuştur. Bu aile, Tokugawa ailesinin üç ana kolundan biri olarak kabul edilir ve şogunluk yönetiminde önemli bir yere sahipti. Ailenin ilk yöneticisi, Tokugawa Ieyasu’nun dokuzuncu oğlu Tokugawa Yoshinao’dur.
Owari Tokugawa ailesi, yaklaşık iki buçuk yüzyıl boyunca Nagoya’yı yönetmiştir. Bu dönemde Nagoya, kale şehri olarak gelişmiş ve Japonya’nın en büyük şehirlerinden biri hâline gelmiştir. Ailenin sanat ve kültüre verdiği önem sayesinde Nagoya’da zengin bir kültürel miras oluşmuştur. Ailenin topladığı sanat eserleri, bugün şehirdeki Tokugawa Sanat Müzesi’nde sergilenir.
Kiyosu’dan Nagoya’ya Taşınma
Nagoya Kalesi’nin inşası, ilginç bir şehir taşınmasıyla birlikte gerçekleşmiştir. Bölgenin eski merkezi olan Kiyosu şehrinin halkı, tapınakları, dükkânları ve hatta bazı binaları, yeni kalenin çevresine taşınmıştır. Bu büyük taşınma, Kiyosu Goshi olarak anılır. Aktarılanlara göre on binlerce kişi ve yüzlerce yapı, birkaç yıl içinde Nagoya’ya taşınmıştır.
Bu taşınmayla birlikte Nagoya, kısa sürede kalabalık ve canlı bir kale şehri hâline gelmiştir. Kalenin çevresinde samuray mahalleleri, tüccar çarşıları ve tapınak bölgeleri planlı bir şekilde düzenlenmiştir. Bugünkü Nagoya’nın şehir merkezinin düzeninin temellerinin bu dönemde atıldığı kabul edilir.

Meiji Dönemi
19. yüzyılın sonlarında Meiji dönemi başladığında, Nagoya Kalesi de Japonya’daki pek çok kale gibi geleceği belirsiz bir döneme girmiştir. Kale alanı bir süre askerî amaçlarla kullanılmış ve bazı yapılar sökülmüştür. Altın balıkların da bir dönem çatıdan indirilerek çeşitli sergilerde gösterildiği, hatta yurt dışındaki bir dünya fuarına gönderildiği aktarılır.
Ancak kalenin ana kulesi ve sarayı, değerleri anlaşıldığı için korunmuştur. 1893 yılında kale, imparatorluk ailesinin mülküne geçmiş ve Nagoya İmparatorluk Köşkü olarak anılmıştır. 1930 yılında ise kale Nagoya şehrine devredilmiş ve halka açılmıştır.
İlk Ulusal Hazine Kale
Nagoya Kalesi’nin tarihinde önemli bir dönüm noktası, 1930 yılında Japonya’nın ilk Ulusal Hazine kalesi olarak tescil edilmesidir. Bu tarihte ana kule, Honmaru Sarayı ve diğer pek çok yapı, eski Ulusal Hazine yasası kapsamında koruma altına alınmıştır. Bu tescil, Nagoya Kalesi’nin Japon kale mimarisi açısından ne kadar değerli görüldüğünü göstermektedir.
Tescilin ardından kalede ayrıntılı ölçüm ve belgeleme çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmalar sırasında yapıların her bölümü ölçülmüş, çizilmiş ve fotoğraflanmıştır. Hazırlanan çizimlerin ve fotoğrafların sayısının yüzlerce olduğu aktarılır. O dönemde bu çalışmaların yapılması, ileride yaşanacak kayıplar düşünüldüğünde son derece değerli bir miras bırakmıştır.
Bu belgeler, yıllar sonra hem 1959’daki ana kule yeniden inşasında hem de 2009-2018 yılları arasındaki Honmaru Sarayı yeniden inşasında temel kaynak olarak kullanılmıştır. Bu açıdan 1930’lu yıllarda yapılan belgeleme çalışmaları, tarihî mirasın korunmasında ayrıntılı kayıt tutmanın ne kadar önemli olduğunu gösteren güzel bir örnektir.
Kayıp ve Yeniden Doğuş
Nagoya Kalesi’nin ana kulesi ve Honmaru Sarayı, yaklaşık üç yüz yıl boyunca ayakta kalmıştır. Meiji döneminde kale sökülmekten kurtulmuş ve 1930 yılında Japonya’nın ilk Ulusal Hazine kalesi olarak tescil edilmiştir. Ancak 20. yüzyılın ortalarında yaşanan zor dönemde, 1945 yılında ana kule ve saray büyük bir yangında yok olmuştur.
Bu kayıp, Nagoya halkı için büyük bir üzüntü kaynağı olmuştur. Ancak kalenin bazı köşe kuleleri, kapıları ve taş duvarları ayakta kalmıştır. Ayrıca saraydaki sürgülü kapı ve duvar resimlerinin önemli bir bölümü, önceden güvenli bir yere taşındığı için kurtulmuştur. Bu resimler, daha sonra sarayın yeniden inşasında büyük bir rol oynayacaktır.
1959 Yeniden İnşası
Ana kulenin kaybından sonra Nagoya halkı, şehrin simgesini yeniden ayağa kaldırmak için büyük bir çaba göstermiştir. Halkın bağışlarıyla toplanan kaynaklarla ana kule, 1959 yılında betonarme olarak yeniden inşa edilmiştir. Yeni kulenin dış görünüşü, eski fotoğraflara ve 1930’lu yıllarda yapılan ayrıntılı ölçümlere dayanılarak özgün hâline uygun şekilde tasarlanmıştır.
Yeniden inşa edilen kulenin çatısına da yeni altın balık figürleri yerleştirilmiştir. Kulenin içi ise kalenin ve Owari Tokugawa ailesinin tarihini anlatan bir müze olarak düzenlenmiştir. Kule, uzun yıllar boyunca Nagoya’nın en çok ziyaret edilen yerlerinden biri olmuştur.
1959 yılında yapılan bu kule, kendi döneminin mühendislik anlayışını ve Nagoya halkının kalesine olan bağlılığını yansıtan önemli bir yapı olarak da değerlendirilir. Kule, uzun yıllar boyunca milyonlarca ziyaretçiyi ağırlamıştır.
Ahşap Kule Projesi
21. yüzyılın başında Nagoya’da, ana kulenin geleneksel yöntemlerle ahşap olarak yeniden inşa edilmesi fikri gündeme gelmiştir. Bu projenin amacı, betonarme kulenin yerine, özgün kuleye mümkün olduğunca sadık ahşap bir kule inşa etmektir. Bunun için 1930’lu yıllarda yapılan ayrıntılı ölçüm çizimlerinin ve fotoğrafların kullanılabileceği belirtilir.
Betonarme kule, deprem güvenliği nedeniyle 2018 yılından itibaren ziyaretçilere kapatılmıştır. Ahşap kule projesinin planlama ve onay süreçlerinin uzun sürdüğü ve projenin takvimi konusunda belirsizliklerin bulunduğu aktarılır. Bu nedenle ziyaretinizden önce ana kulenin güncel durumunu kontrol etmeniz önerilir. Kulenin içine girilemese de dışarıdan görünümü ve altın balıkları, kale alanının her yerinden izlenebilir.

Altın Balıklar
Nagoya Kalesi’nin en ünlü simgesi, ana kulenin çatısının iki ucunda yer alan altın balık figürleridir. Bu figürler, başı kaplana, gövdesi balığa benzeyen efsanevi bir yaratık olan şaçihoko’yu temsil eder. Japon kültüründe bu yaratığın suyu çağırarak yapıları yangından koruduğuna inanılırdı. Diğer pek çok kalede de bu figürler bulunsa da, Nagoya’nın figürleri altınla kaplı olmalarıyla öne çıkar.
Özgün altın balıkların, inşa edildikleri dönemde büyük miktarda altın kullanılarak yapıldığı aktarılır. Bu altın, Owari Tokugawa ailesinin zenginliğinin ve gücünün bir simgesiydi. Edo döneminde mali sıkıntılar yaşandığında, altın balıkların altınının birkaç kez eritilerek yeniden düzenlendiği ve her seferinde altının saflığının azaltıldığı anlatılır.
Bugünkü altın balıklar, 1959 yeniden inşasında yapılmıştır. Kuzeydeki figürün erkek, güneydeki figürün dişi olduğu kabul edilir. Altın balıklar zaman zaman çatıdan indirilerek şehirde sergilenmiş ve halkın yakından görmesi sağlanmıştır. Bu sergiler, Nagoya’da büyük ilgi görmüştür.
Honmaru Sarayı
Nagoya Kalesi’nin en etkileyici yapısı, bugün yeniden inşa edilmiş hâliyle ziyaretçilere açık olan Honmaru Sarayı’dır. Özgün saray, 1615 yılında tamamlanmış ve Japon saray mimarisinin en görkemli örneklerinden biri olarak kabul edilmiştir. Saray, Kyoto’daki Nijo Kalesi’nin Ninomaru Sarayı ile birlikte, Japonya’nın en güzel iki saray yapısından biri olarak anılmıştır.
Sarayın yeniden inşasına 2009 yılında başlanmış ve çalışmalar 2018 yılında tamamlanmıştır. Yeniden inşada, 1930’lu yıllarda yapılan ayrıntılı ölçüm çizimleri, yüzlerce eski fotoğraf ve kurtarılan duvar resimleri esas alınmıştır. Saray, Japon selvisi olarak bilinen hinoki ağacından, geleneksel yöntemlerle ve büyük bir özenle inşa edilmiştir.
Sarayın içindeki sürgülü kapılar ve duvarlar, Kano Okulu’nun ressamlarının eserlerinin titizlikle yapılmış kopyalarıyla süslenmiştir. Altın varaklı zemin üzerine kaplanlar, çam ağaçları, kuşlar ve çiçekler işlenmiştir. Tavanlar ise renkli kafes desenleriyle kaplıdır. Sarayın her odası, farklı bir güzellik ve anlam taşır.
Hinoki Ağacı ve Ustalar
Honmaru Sarayı’nın yeniden inşasında kullanılan ana malzeme, Japon selvisi olarak bilinen hinoki ağacıdır. Hinoki, Japonya’da tapınakların, sarayların ve önemli yapıların inşasında yüzyıllardır tercih edilen değerli bir ağaçtır. Hafif kokusu, açık rengi, düzgün dokusu ve neme karşı dayanıklılığıyla tanınır.
Sarayın yeniden inşası için gereken büyük ve kaliteli hinoki ağaçlarının, Japonya’nın farklı bölgelerindeki ormanlardan özenle seçildiği aktarılır. Ağaçların kesilmesi, kurutulması ve işlenmesi uzun bir süre almıştır. Geleneksel marangozlar, ahşap parçaları çivi kullanmadan, birbirine geçmeli birleşimlerle bağlamıştır.
Sarayın içinde yürürken, taze hinoki ağacının hafif kokusunu hissetmek mümkündür. Bu koku, sarayın yeni yapılmış olmasının en güzel işaretlerinden biridir. Zamanla ahşabın rengi koyulaşacak ve saray, yüzyıllar önceki özgün sarayın kazandığı yıllanmış görünüme doğru yavaş yavaş değişecektir.
Omote Shoin ve Kabul Salonları
Honmaru Sarayı’nın ana kabul salonu, Omote Shoin adı verilen bölümdür. Bu salon, Owari Tokugawa ailesinin yöneticisinin resmî misafirlerini kabul ettiği yerdir. Salonun duvarları, altın varak zemin üzerine yapılmış dev çam ağacı resimleriyle süslüdür. Çam ağacı, Japon kültüründe uzun ömür ve dayanıklılığın simgesidir.
Sarayın girişine yakın bölümlerde ise misafirlerin beklediği odalar bulunur. Bu odalardan birinin duvarlarında, bambu ormanı içinde dolaşan kaplanların resimleri yer alır. Bu resimler, misafirlere kale sahibinin gücünü hatırlatmak amacıyla seçilmiştir. Sarayın iç bölümlerine doğru ilerledikçe resimlerin konuları daha sakin ve zarif hâle gelir.
Jorakuden Salonu
Honmaru Sarayı’nın en görkemli bölümü, Jorakuden adı verilen salondur. Bu salon, 1634 yılında şogun Tokugawa Iemitsu’nun Kyoto’ya yapacağı yolculuk sırasında konaklaması için özel olarak eklenmiştir. Salon, sarayın en süslü ve en zengin bölümü olarak kabul edilir.
Jorakuden’in duvarları ve tavanları, son derece ayrıntılı resimlerle, altın süslemelerle ve ince ahşap oymalarla kaplıdır. Salonun en iç bölümündeki şogunun oturma yeri, özellikle görkemli bir şekilde süslenmiştir. Bu salonu görmek, Edo döneminin saray ihtişamını hayal etmek için eşsiz bir fırsat sunar.

Kurtarılan Duvar Resimleri
Honmaru Sarayı’nın yeniden inşasını mümkün kılan en önemli etkenlerden biri, özgün duvar ve kapı resimlerinin önemli bir bölümünün kurtarılmış olmasıdır. Aktarılanlara göre yangından önce bu resimlerin bir kısmı sökülerek güvenli bir yere taşınmıştır. Kurtarılan resimlerin bin kadar parçadan oluştuğu ve bunların önemli bir kısmının Önemli Kültür Varlığı olarak tescil edildiği belirtilir.
Özgün resimler, kale alanındaki özel bir depoda korunur ve belirli dönemlerde sergilenir. Sarayın içindeki resimler ise bu özgün eserlerin, geleneksel boyalar ve teknikler kullanılarak yapılmış titiz kopyalarıdır. Kopyaların yapımında, eserlerin yüzyıllar içinde kazandığı renk tonlarının değil, ilk yapıldıkları dönemdeki parlak renklerinin canlandırılmasına özen gösterildiği aktarılır.
Özgün Köşe Kuleleri
Nagoya Kalesi’nde ana kule ve saray yok olmuş olsa da, bazı özgün yapılar 17. yüzyıldan bu yana ayakta durmaktadır. Bunların en önemlileri, kalenin köşelerinde yer alan üç gözetleme kulesidir. Güneybatı, güneydoğu ve kuzeybatı köşelerindeki bu kuleler, Önemli Kültür Varlığı olarak tescil edilmiştir.
Kuzeybatı köşesindeki kulenin, Kiyosu Kalesi’nden taşınan malzemelerle inşa edildiği ve bu nedenle Kiyosu Kulesi olarak da anıldığı aktarılır. Bu kuleler, yüzyıllık ahşap yapılarıyla Nagoya Kalesi’nin özgün dokusunu yaşatan en önemli unsurlardır. Bazı kulelerin belirli dönemlerde ziyaretçilere açıldığı belirtilir.
Taş Duvarlar
Nagoya Kalesi’nin taş duvarları, Japonya’nın en görkemli taş duvarları arasında yer alır. Ana kulenin oturduğu taş temelin yaklaşık yirmi metre yüksekliğinde olduğu aktarılır. Duvarların köşeleri, uzun taşların sırayla yatay ve dikey yerleştirildiği özel bir teknikle örülmüştür. Bu teknik, köşelerin son derece sağlam olmasını sağlar.
Taş duvarların üzerinde, onları inşa eden yöneticilerin ve ustaların işaretleri bulunur. Bu işaretler, daireler, üçgenler, aile armaları ve çeşitli sembollerden oluşur. Kale alanında yürürken bu işaretleri aramak, ziyaretçiler için eğlenceli bir etkinlik olabilir. Bazı işaretlerin yakınında, hangi yöneticiye ait olduğunu açıklayan bilgi panoları bulunur.
Kapılar
Nagoya Kalesi’nin özgün kapılarından bazıları bugün de ayaktadır. Bunlar arasında Honmaru’nun eski kapılarından biri ve Ninomaru’nun kapıları yer alır. Bu kapılar, kalın ahşap kanatları ve demir süslemeleriyle kalenin eski görkemini yansıtır. Bazı kapıların Önemli Kültür Varlığı olarak tescil edildiği aktarılır.
Kalenin ana girişlerinden geçerken, kapıların arkasında girişi kontrol etmek amacıyla tasarlanmış kare biçimli küçük avluları görmek mümkündür. Bu avlular, kaleye giren birinin doğrudan ilerlemesini engelleyerek yönünü değiştirmesini zorunlu kılardı. Bu düzen, Japon kalelerinin ortak savunma özelliklerinden biridir.
Hendekler
Nagoya Kalesi, geniş hendeklerle çevrilidir. İç hendeklerin bir kısmı kuru, bir kısmı ise suyla doludur. Kuru hendeklerin bazı bölümlerinde, bugün geyiklerin yaşadığı aktarılır. Bu geyiklerin, 17. yüzyıldan beri hendeklerde beslenen geyiklerin soyundan geldiğine dair anlatılar bulunur; ancak bu konuda kesin bilgi yoktur.
Hendeklerin kenarlarında yükselen taş duvarlar ve ağaçlar, özellikle ilkbaharda kiraz çiçekleri açtığında son derece güzel bir manzara oluşturur. Dış hendeğin bir bölümü ise eskiden bir demiryolu hattı olarak kullanılmıştır ve bu ilginç tarihî ayrıntı bugün de bazı bilgi panolarında anlatılır.

Ninomaru Bahçesi
Nagoya Kalesi’nin doğu tarafında, Ninomaru adı verilen ikinci avluda, geleneksel bir Japon bahçesi bulunur. Bu bahçe, Owari Tokugawa ailesinin konutunun bulunduğu alanda yer alır. Bahçede göletler, taş fenerler, kayalar ve özenle budanmış ağaçlar bulunur.
Ninomaru Bahçesi’nde ayrıca geleneksel bir çay evi yer alır. Bu çay evinde ziyaretçilere matcha ve geleneksel tatlılar ikram edilir. Bahçe, kale gezisi sırasında sakin bir mola vermek için ideal bir yerdir. Bahçenin bir bölümünde, eski konutun yerini gösteren izler de görülebilir.
Ninomaru Bahçesi’nin bazı bölümlerinde, eski bahçenin kayalarının ve taş düzenlemelerinin özgün hâliyle korunduğu aktarılır. Bu kalıntılar, Owari Tokugawa ailesi döneminde bahçenin ne kadar görkemli olduğunu hayal etmeye yardımcı olur. Bahçede yürürken bu eski taşların arasında dolaşmak, kalenin geçmişine dokunmak gibidir.
Kiraz Çiçekleri ve Mevsimler
Nagoya Kalesi, ilkbaharda yaklaşık bin civarında kiraz ağacıyla süslenir ve Japonya’nın en tanınmış kiraz çiçeği izleme noktaları arasında yer alır. Kiraz çiçekleri genellikle mart ayının sonu ile nisan ayının başı arasında açar. Bu dönemde düzenlenen festivalde, akşam saatlerinde ağaçlar ve ana kule aydınlatılır.
Yaz aylarında Nagoya oldukça sıcak ve nemli geçer; ancak kale alanındaki ağaçlık bölgeler serin bir sığınak sunar. Sonbaharda Ninomaru Bahçesi’ndeki ağaçlar renk değiştirir ve kale alanı sakin bir güzelliğe bürünür. Kış aylarında ise açık havalarda ana kulenin altın balıkları güneşte parıldar.
Üç Birleştirici ve Aichi
Nagoya’nın bulunduğu Aichi bölgesi, Japon tarihinde özel bir yere sahiptir. Japonya’nın birleşmesinde en önemli rolü oynayan üç isim olan Oda Nobunaga, Toyotomi Hideyoshi ve Tokugawa Ieyasu’nun üçü de bu bölgede doğmuştur. Bu nedenle Aichi, Japon tarihinin “üç birleştiricisinin” memleketi olarak anılır.
Bu üç isim hakkında Japonya’da yaygın olarak anlatılan bir deyiş vardır. Deyişe göre ötmeyen bir kuşla karşılaştıklarında Nobunaga kuşu cezalandırır, Hideyoshi kuşu ötmeye ikna etmeye çalışır, Ieyasu ise kuşun ötmesini sabırla bekler. Bu deyiş, üç farklı kişiliği ve yönetim anlayışını özetler. Nagoya Kalesi, sabrıyla bilinen Ieyasu’nun emriyle inşa edilmiştir ve onun kurduğu uzun barış döneminin simgelerinden biridir.
Altın Balık Hatıraları
Nagoya’yı ziyaret edenler, şehrin her köşesinde altın balık figürlerine rastlar. Hediyelik eşya dükkânlarında altın balık biçimli anahtarlıklar, tatlılar, kurabiyeler, oyuncaklar ve süs eşyaları satılır. Kale alanındaki bazı noktalarda, altın balıkların gerçek boyutlu kopyalarının yanında fotoğraf çekilebildiği aktarılır.
Altın balık, Nagoya halkı için bir şans ve bereket simgesi olarak da görülür. Pek çok kişi, Nagoya’dan dönerken yanında küçük bir altın balık hatırası götürür. Bu küçük hatıralar, kalenin ve şehrin sıcak hatırasını yanınızda taşımanın güzel bir yoludur.
Kinshachi Yokocho
Nagoya Kalesi’nin girişlerinin yakınında, Kinshachi Yokocho adı verilen bir yeme-içme alanı bulunur. Bu alan, Edo dönemi kale şehri atmosferini yansıtacak şekilde tasarlanmış yapılardan oluşur. Burada Nagoya’nın ünlü yerel lezzetlerini sunan restoranlar ve hediyelik eşya dükkânları yer alır.
Kale ziyaretinden önce ya da sonra Kinshachi Yokocho’da yemek yemek, Nagoya mutfağını tanımak için güzel bir fırsat sunar. Alanın, kalenin doğu ve güney girişlerinin yakınında iki ayrı bölümden oluştuğu aktarılır.
Nagoya Mutfağı
Nagoya, kendine özgü mutfağıyla Japonya’da ayrı bir yere sahiptir. Nagoya mutfağının en belirgin özelliği, koyu ve zengin tatlara sahip hatcho miso adı verilen soya fasulyesi ezmesinin yaygın kullanımıdır. Miso katsu, yani miso soslu kızarmış domuz pirzolası, Nagoya’nın en ünlü yemeklerinden biridir.
Nagoya’nın diğer ünlü lezzetleri arasında hitsumabushi adı verilen ve pirinç üzerinde ızgara yılan balığından oluşan yemek, tebasaki adı verilen baharatlı kızarmış tavuk kanatları ve kalın ve yassı erişte olan kishimen yer alır. Hitsumabushi’nin üç farklı şekilde yenmesi gelenekseldir: önce olduğu gibi, sonra baharatlarla, son olarak da üzerine çay ya da et suyu dökülerek. Bu lezzetleri denemek, Nagoya gezisinin en keyifli bölümlerinden biridir.
Nagoya Şehri
Nagoya, kalesinin yanı sıra pek çok ilgi çekici yere sahip büyük bir şehirdir. Şehrin en önemli dini yapılarından biri, Japonya’nın en kutsal tapınaklarından biri olarak kabul edilen Atsuta Tapınağı’dır. Bu tapınakta, Japon imparatorluk hazinelerinden biri olarak bilinen kutsal kılıcın korunduğuna inanılır.
Şehirde ayrıca Owari Tokugawa ailesinin sanat koleksiyonlarının sergilendiği Tokugawa Sanat Müzesi, Toyota’nın tarihini anlatan sanayi ve teknoloji müzesi ve bilim müzesi gibi çeşitli müzeler bulunur. Osu bölgesi ise eski bir tapınak çevresinde gelişmiş, dükkânlar ve yiyecek tezgâhlarıyla dolu hareketli bir çarşı bölgesidir.
Tokugawaen Bahçesi
Nagoya Kalesi’nin doğusunda, Owari Tokugawa ailesinin eski bir konutunun bulunduğu yerde, Tokugawaen adı verilen güzel bir Japon bahçesi yer alır. Bu bahçe, ortasındaki büyük gölet, şelaleler, taş köprüler ve mevsimlik çiçekleriyle dikkat çeker. Bahçenin, Japon geleneksel bahçe sanatının farklı unsurlarını bir araya getiren bir tasarıma sahip olduğu aktarılır.
Bahçenin yanında yer alan Tokugawa Sanat Müzesi, Owari Tokugawa ailesine ait zırhlar, kılıçlar, Nō kostümleri, çay seremonisi eşyaları ve resimlerden oluşan zengin bir koleksiyona sahiptir. Müzenin en ünlü eserleri arasında, eski bir Japon edebî eserini konu alan değerli resimli el yazmalarının bulunduğu belirtilir. Bu eserler yalnızca belirli dönemlerde sergilenir.
Etkinlikler ve Festivaller
Nagoya’nın en büyük etkinliklerinden biri, her yıl ekim ayında düzenlenen Nagoya Festivali’dir. Bu festivalin en dikkat çekici bölümü, Oda Nobunaga, Toyotomi Hideyoshi ve Tokugawa Ieyasu’yu canlandıran kişilerin yer aldığı büyük geçit törenidir. Bu üç tarihî figürün de Nagoya’nın bulunduğu bölgeyle ilişkili olması, festivale ayrı bir anlam katar.
Nagoya Kalesi’nde ise yıl boyunca çeşitli etkinlikler düzenlenir. Kiraz mevsimindeki aydınlatmalar, yaz aylarındaki akşam festivalleri ve sonbahardaki kültür etkinlikleri bunların başında gelir. Kalede zaman zaman, geleneksel kıyafetli görevlilerin ziyaretçileri karşıladığı ve tarihî canlandırmalar yaptığı aktarılır.
Akşam Saatlerinde Kale
Nagoya Kalesi, belirli dönemlerde akşam saatlerinde aydınlatılır. Aydınlatılmış ana kule ve parlayan altın balıklar, karanlık gökyüzünde büyüleyici bir manzara oluşturur. Yaz aylarında düzenlenen akşam etkinliklerinde, kale alanında fenerler ve ışık gösterileri yapıldığı belirtilir.
Akşam saatlerinde kalenin çevresinde yürümek, gündüzün kalabalığından uzak, sakin bir deneyim sunar. Hendeklerin kenarından aydınlatılmış kuleleri izlemek ve ardından şehrin restoranlarında Nagoya lezzetlerini tatmak, günü güzel bir şekilde tamamlar.
Kalede Bir Gün Hayal Etmek
Edo döneminde Nagoya Kalesi’nde bir gün nasıl geçerdi? Sabahın erken saatlerinde kalenin kapıları açılır, görevliler ve samuraylar avlulara dağılırdı. Ninomaru’daki konutta Owari Tokugawa ailesinin yöneticisi, bölgenin işlerini yürütürdü. Honmaru Sarayı ise çoğunlukla önemli misafirlerin ağırlanması ve resmî törenler için kullanılırdı.
Şogunun Kyoto’ya yolculuğu sırasında Nagoya’da konakladığı günlerde ise kale büyük bir hazırlık içine girerdi. Jorakuden salonu özenle hazırlanır, en iyi yemekler ve sanat gösterileri düzenlenirdi. Ana kulenin çatısındaki altın balıklar ise güneşin ışığında parlayarak şehrin her yerinden görülürdü.
Fotoğraf Noktaları
Nagoya Kalesi’ni fotoğraflamak için en sevilen noktalardan biri, ana kulenin batı tarafındaki hendeğin kenarıdır. Buradan ana kule, taş temeli ve suya yansıyan görüntüsüyle birlikte görülebilir. Honmaru Sarayı’nın önündeki avludan ise saray ile arkasında yükselen ana kule aynı karede yakalanabilir.
Kiraz mevsiminde, hendek kenarındaki ağaçların arasından görünen kule son derece güzel bir manzara sunar. Açık havalarda altın balıkların güneşte parıldaması için öğle saatleri, yumuşak ışık için ise sabahın erken saatleri ve akşamüstü uygun zamanlardır.
Ziyaret Rehberi
Nagoya Kalesi yıl boyunca ziyaretçilere açıktır. Kalenin genellikle sabah saatlerinden akşamüstüne kadar açık olduğu, yılın sonundaki birkaç gün ise kapalı olabileceği aktarılır. Ana kulenin 2018 yılından bu yana iç ziyaretlere kapalı olduğunu, ancak Honmaru Sarayı’nın ziyaret edilebildiğini belirtmek gerekir. Güncel bilgileri resmi kaynaklardan kontrol etmeniz önerilir.
Honmaru Sarayı’na girerken ayakkabılar çıkarılır. Sarayın içinde fotoğraf çekmenin, flaş kullanılmaması koşuluyla genellikle serbest olduğu aktarılır. Kale alanını ve sarayı gezmek için en az iki ila üç saat ayırmanız tavsiye edilir.
Gezi İpuçları
- Honmaru Sarayı’nı mutlaka gezin; kalenin en etkileyici yapısıdır.
- Ana kulenin güncel durumunu önceden kontrol edin.
- Taş duvarlardaki işaretleri aramak için biraz zaman ayırın.
- Kiyomasa Taşı’nın önünde durup hikâyesini hatırlayın.
- Yemek molanızı Kinshachi Yokocho’da Nagoya lezzetleriyle verin.
- Kiraz mevsiminde akşam aydınlatmalarını kaçırmayın.
Ulaşım
Nagoya’ya Tokyo’dan Shinkansen ile yaklaşık bir buçuk saatte, Osaka’dan ise yaklaşık elli dakikada ulaşılabildiği aktarılır. Nagoya İstasyonu’ndan kaleye metroyla kolayca gidilebilir. Kaleye en yakın metro istasyonu Shiyakusho İstasyonu’dur ve buradan kalenin doğu girişine yürüyerek birkaç dakikada ulaşılabilir.
Şehir içinde dolaşan turist otobüsleri de kaleye uğrar. Nagoya’nın uluslararası havalimanı, şehre trenle yaklaşık otuz dakika mesafededir.
Diğer Japon Kaleleriyle Karşılaştırma
Nagoya Kalesi, Osaka Kalesi ve Kumamoto Kalesi ile birlikte Japonya’nın üç büyük kalesi arasında sayılır. Bu üç kalenin de ana kuleleri 20. yüzyılda yeniden inşa edilmiştir; ancak taş duvarları ve bazı yapıları özgündür. Nagoya’yı diğerlerinden ayıran en önemli özellik, geleneksel yöntemlerle yeniden kurulan Honmaru Sarayı’dır.
Honmaru Sarayı, Nijo Kalesi‘nin Ninomaru Sarayı ile karşılaştırılabilecek bir görkeme sahiptir. Nijo’da özgün bir saray görülürken, Nagoya’da özgün hâline sadık kalınarak yeniden kurulan bir saray deneyimlenir. Her iki sarayı birlikte görmek, Japon saray mimarisini anlamak için eşsiz bir fırsat sunar.

Koruma Çalışmaları
Nagoya Kalesi’nde uzun yıllardır kapsamlı koruma ve yeniden inşa çalışmaları yürütülmektedir. Honmaru Sarayı’nın yeniden inşası, geleneksel ustalığın yaşatılması açısından da büyük önem taşımıştır. Bu çalışmada pek çok geleneksel marangoz, ressam ve zanaatkâr görev almış ve bilgi birikimlerini yeni kuşaklara aktarmıştır.
Kalenin taş duvarlarının ve özgün kulelerinin korunması için de düzenli çalışmalar yapılmaktadır. Ana kulenin geleceği konusundaki tartışmalar ise, tarihî mirasın nasıl korunması gerektiği konusunda önemli soruları gündeme getirmektedir.

Seyahat Bilgisi
Seyahat Bilgisi
Seyahat planı yapmadan önce Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın güncel seyahat bilgilerini kontrol etmeniz ve giriş koşullarını resmi kaynaklardan teyit etmeniz önerilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Nagoya Kalesi’ni kim yaptırmıştır?
Kale, 1610 yılından itibaren Tokugawa Ieyasu’nun emriyle inşa edilmiştir.
Altın balıklar nedir?
Ana kulenin çatısında yer alan, yangından koruduğuna inanılan efsanevi bir yaratığı temsil eden altın kaplı figürlerdir.
Ana kuleye girilebilir mi?
Betonarme ana kule 2018’den bu yana deprem güvenliği nedeniyle iç ziyaretlere kapalıdır. Güncel durumu kontrol etmeniz önerilir.
Honmaru Sarayı özgün müdür?
Özgün saray 1945’te yok olmuş, 2009-2018 yılları arasında geleneksel yöntemlerle yeniden inşa edilmiştir.
Video
Aşağıdaki videoda Nagoya Kalesi’ni görebilirsiniz.
Neden Görülmeli
Nagoya Kalesi, altın balıklarıyla parıldayan ana kulesi, Japonya’nın en görkemli taş duvarları ve geleneksel ustalıkla yeniden kurulan muhteşem Honmaru Sarayı ile ziyaretçilere Edo döneminin ihtişamını yaşatır. Kalenin kayıp ve yeniden doğuş hikâyesi ise bir şehrin mirasına duyduğu derin bağlılığın güzel bir örneğidir.
Honmaru Sarayı’nın altın varaklı salonlarında dolaşırken, yüzyıllar öncesinin ustalığının bugünün ustalarının elinde nasıl yeniden can bulduğunu görebilirsiniz. Sevgiyle kalın.
Tokyo ile Osaka arasındaki yolculuğunuzda Nagoya’da mola vermenizi ve kaleye en az yarım gün ayırmanızı öneririz.
Aynı Yolda
- Inuyama Kalesi – Kiso Nehri üzerindeki eski kale
- Osaka Kalesi – Toyotomi Hideyoşi’nin görkemli kalesi
- Kumamoto Kalesi – Kyushu’nun kavisli taş duvarlı kalesi
- Nijo Kalesi – Kyoto’da şogunların sarayı


One thought on “Nagoya Kalesi: Altın Balıklı Kale”