Petra Haçlı Kaleleri: El-Vu’eyra ve El-Habis

Ürdün’ün güneyinde, kızıl kumtaşı kayalara oyulmuş anıtsal mezarları ve tapınaklarıyla dünyanın en ünlü antik şehirlerinden biri olan Petra, çoğu ziyaretçi için Nebatilerle özdeşleşir. Ancak Petra’nın daha az bilinen bir dönemi de vardır: 12. yüzyılda Haçlılar, bu antik şehrin çevresinde ve içinde küçük ama stratejik kaleler inşa etmişlerdir. Bu kalelerin en önemlisi, Petra’nın girişine yakın bir kayalık üzerinde bulunan el-Vu’eyra Kalesi’dir. Haçlılar bu kaleye, Petra’nın bulunduğu vadinin adından esinlenerek “Li Vaux Moïse”, yani “Musa Vadisi” adını vermişlerdir. Antik şehrin içinde, el-Habis tepesinin üzerinde ise daha küçük bir Haçlı gözetleme kalesi yer alır.

Bu yazıda Petra’daki Haçlı kalelerinin tarihini, Ürdün Ötesi senyörlüğündeki yerlerini, mimarilerini ve Petra ziyaretinizde bu daha az bilinen yapıları nasıl görebileceğinizi ayrıntılı biçimde ele alıyoruz. Ayrıca Petra’nın Nebati, Roma ve Bizans dönemlerine kısa bir bakışla bu kalelerin hangi tarihsel bağlamda inşa edildiğini anlatıyoruz.

Petra Haçlı Kalesi
Petra Haçlı Kalesi

Genel Bilgiler

  • Adı: Petra Haçlı Kaleleri: El-Vu’eyra (Li Vaux Moïse) ve El-Habis
  • Konumu: Petra ve Vadi Musa, Maan Valiliği, güney Ürdün
  • İnşa tarihi: 12. yüzyılın başları (yaklaşık 1116)
  • İnşa ettiren: Kudüs Krallığı, büyük olasılıkla I. Baudouin döneminde
  • Haçlı dönemi: Yaklaşık 1116-1189
  • Yapı türü: Kayalık üzerine kurulmuş küçük kaleler
  • UNESCO: Petra, 1985’ten beri Dünya Mirası

Koordinatlar: 30.3383° K, 35.4589° D
Google Haritalar’da El-Vueyra Kalesi, Petra

Petra: Kızıl Kaya Şehri

Petra, Ürdün’ün güneyinde, Şera dağlarının kızıl kumtaşı kayalıkları arasında gizlenmiş antik bir şehirdir. Şehre, Siq adı verilen, yaklaşık 1,2 kilometre uzunluğunda, yer yer yalnızca birkaç metre genişliğinde dar bir kanyondan girilir. Siq’in sonunda aniden beliren Hazine Binası (El-Hazne), Petra’nın en ünlü görüntüsüdür. Şehrin içinde yüzlerce kaya mezarı, tapınaklar, bir tiyatro, sütunlu bir cadde ve dağın tepesindeki Manastır (Ed-Deyr) bulunur.

1985’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan Petra, 2007’de “Dünyanın Yeni Yedi Harikası”ndan biri olarak da seçilmiştir. Her yıl yüz binlerce ziyaretçiyi ağırlayan Petra, Ürdün’ün en önemli turistik merkezidir. Ancak ziyaretçilerin büyük çoğunluğu, şehrin Haçlı dönemine ait kalelerinden habersiz olarak Petra’dan ayrılır.

Petra'daki Haçlı kalesi kalıntıları
Petra’daki Haçlı kalesi kalıntıları

Nebatiler

Petra’nın görkemli yapılarını inşa eden Nebatiler, MÖ 4. yüzyıldan itibaren bölgede güç kazanan Arap kökenli bir halktı. Başlangıçta göçebe olan Nebatiler, Arabistan’dan gelen tütsü ve baharat kervanlarını kontrol ederek büyük bir zenginlik elde ettiler. Petra, bu ticaret ağının merkezi ve Nebati Krallığı’nın başkenti oldu.

Nebatiler, su yönetiminde son derece ustaydı. Kurak bir bölgede kurdukları şehirde, yağmur sularını toplayan kanallar, barajlar ve sarnıçlar inşa ettiler. Kayaya oyulmuş anıtsal mezarları, Nebati sanatının Helenistik, Mısır ve Mezopotamya etkilerini birleştiren özgün bir sentez olduğunu gösterir. Nebati Krallığı, MS 106’da Roma İmparatorluğu tarafından ilhak edildi.

Roma ve Bizans Dönemleri

Roma döneminde Petra, Arabia eyaletinin önemli şehirlerinden biri olarak varlığını sürdürdü. Şehre sütunlu cadde, hamamlar ve diğer Roma yapıları eklendi. Ancak ticaret yollarının değişmesi, özellikle deniz ticaretinin önem kazanması, Petra’nın ekonomik gücünü zamanla azalttı.

Bizans döneminde Petra, bir piskoposluk merkezi oldu. Şehirde kiliseler inşa edildi; bunların en önemlisi, zengin taban mozaikleriyle tanınan Petra Kilisesi’dir. Bu kilisede bulunan Bizans dönemine ait papirüs belgeler, şehrin bu dönemdeki yaşamına dair önemli bilgiler sunar. 363 ve 551 yıllarında yaşanan büyük depremler, şehre ağır zararlar verdi.

Unutulmuş Yüzyıllar

7. yüzyıldan itibaren Petra, giderek terk edildi ve dış dünyadan neredeyse tamamen unutuldu. Bölgede yaşayan bedevi kabileleri, şehrin kayalara oyulmuş mezarlarını ve mağaralarını barınak olarak kullanmaya devam etti; ancak şehir, büyük bir merkez olma özelliğini yitirdi. Bu dönemde Petra’nın tarihi büyük ölçüde sessizdir; yazılı kaynaklarda şehre dair bilgiler oldukça sınırlıdır.

Bu uzun sessizlik, 12. yüzyılda Haçlıların bölgeye gelmesiyle kısa bir süreliğine bozuldu. Haçlılar, Petra’nın stratejik konumunu fark ederek burada kaleler inşa ettiler. Böylece Petra, yüzyıllar sonra yeniden bir askeri ve siyasi merkezin parçası oldu.

Haçlıların Gelişi

Birinci Haçlı Seferi’nin ardından kurulan Kudüs Krallığı, Ürdün Nehri’nin doğusundaki topraklarda da etkili olmaya çalıştı. 1100 yılında Kudüs Kralı I. Baudouin, bir keşif seferiyle Ölü Deniz’in güneyinden geçerek Petra bölgesine ulaştı. Kaynaklarda, Baudouin’in bu seferde Vadi Musa’daki Hz. Musa’ya atfedilen pınarı ve çevresindeki manastırı gördüğü aktarılır.

1115’te Şobek Kalesi’nin (Montreal) inşasıyla birlikte Haçlılar, bölgede kalıcı bir varlık oluşturmaya başladı. Petra’daki kaleler de büyük olasılıkla bu dönemde, yaklaşık 1116 civarında inşa edildi. Bu kaleler, Ürdün Ötesi senyörlüğünün en güney ucundaki tahkimatlardı ve Şobek ile Akabe arasındaki yolun güvenliğini sağlıyordu.

Vadi Musa ve Hz. Musa Geleneği

Petra’nın bulunduğu vadinin adı olan Vadi Musa, “Musa Vadisi” anlamına gelir. Yerel geleneğe göre Hz. Musa, İsrailoğullarını Mısır’dan çıkarıp vaat edilmiş topraklara götürürken bu bölgeden geçmiş ve asasıyla kayaya vurarak su çıkarmıştır. Vadi Musa kasabasındaki Ayn Musa (Musa Pınarı), bu geleneğin yaşatıldığı yerdir; pınarın üzerinde küçük bir yapı bulunur.

Ayrıca Petra’nın yakınındaki Hor Dağı’nın (Cebel Harun) tepesinde, Hz. Musa’nın kardeşi Hz. Harun’a atfedilen bir türbe yer alır. Bu kutsal gelenekler, Haçlıların bölgeye özel bir ilgi duymasının nedenlerinden biriydi. Haçlıların kaleye “Li Vaux Moïse” adını vermesi de bu geleneğe dayanır.

Petra Hazine Binası (El-Hazne)
Petra Hazine Binası (El-Hazne)

Eyle ve Firavun Adası

Petra’daki Haçlı kaleleri, Akabe Körfezi’ne kadar uzanan bir hattın parçasıydı. 1116’da I. Baudouin, Akabe Körfezi kıyısındaki Eyle’ye (bugünkü Akabe) ulaştı ve burada bir kale kurdu. Ayrıca körfezin batısındaki küçük Firavun Adası’nda (Ceziret Firavun) da bir tahkimat oluşturuldu. Bu tahkimatlar, Haçlıların Kızıldeniz’e erişimini ve Mısır ile Arabistan arasındaki yolları kontrol etmesini sağlıyordu.

1170’te Selahaddin Eyyubi, parçalara ayrılarak develerle taşınan gemilerle Akabe’ye ulaştı ve Firavun Adası’ndaki kaleyi ele geçirdi. Bu cesur hamle, Haçlıların Kızıldeniz’deki varlığını sona erdirdi ve güneydeki Haçlı hattını zayıflattı. Firavun Adası’ndaki kale, bugün Mısır’ın Sina Yarımadası’na bağlı olarak “Selahaddin Kalesi” adıyla ziyaret edilebilir. Petra’daki kaleler, bu gelişmeden sonra Haçlı hattının en güney ucunda kalmıştı.

El-Vu’eyra Kalesi

El-Vu’eyra Kalesi, Petra’nın ana girişinin yaklaşık bir kilometre kuzeydoğusunda, Vadi Musa kasabasından Petra’ya inen yolun hemen kenarında yer alır. Kale, çevresinden derin vadilerle ayrılmış, kızıl kumtaşından oluşan sarp bir kayalığın üzerine kurulmuştur. Bu doğal konum, kaleye neredeyse her yönden doğal bir koruma sağlar. Kaleye ulaşmanın tek yolu, derin bir yarığın üzerinden geçen dar bir köprüdür.

Kalenin adı olan “Vu’eyra”, Arapçada “küçük zorlu yer” ya da “sarp yer” gibi anlamlarla ilişkilendirilir. Haçlılar ise kaleyi “Li Vaux Moïse” (Musa Vadisi) ya da “Vallis Moysis” olarak anmıştır. Kale, Petra’ya giden yolları, Vadi Musa’daki su kaynağını ve çevredeki tarım alanlarını kontrol etmek için ideal bir konumdaydı.

Vu’eyra, Haçlıların Ürdün’ün güneyindeki kale zincirinin önemli bir halkasıydı. Kuzeyde Şobek ile, güneyde ise Akabe Körfezi’ndeki Eyle kalesi ile bağlantılıydı. Bu zincir, Mısır ile Suriye arasındaki kara yolunu ve Arabistan’a giden kervan yollarını kontrol etmeyi amaçlıyordu.

Vu’eyra’nın Mimarisi

El-Vu’eyra Kalesi, kayalığın doğal şeklini izleyen düzensiz bir plana sahiptir. Kalenin surları, kayalığın kenarları boyunca uzanır ve doğal kaya yüzeyleriyle birleşir. Kalenin girişi, kayaya oyulmuş bir geçitten ve derin yarığın üzerindeki köprüden oluşur. Köprünün bir bölümü, ihtiyaç halinde kaldırılabilecek şekilde tasarlanmış olabilir; bu, kaleyi tamamen dış dünyadan yalıtmayı sağlıyordu.

Kalenin içinde, kayaya oyulmuş odalar, sarnıçlar, bir kilisenin ya da şapelin kalıntıları ve kulelerin temelleri bulunur. Nebatilerin kayaya oyma geleneğini sürdüren Haçlılar, kalenin bazı bölümlerini doğrudan kumtaşına oydu. Kalenin duvarlarında, Nebati ve Roma dönemlerine ait taşların yeniden kullanıldığı da görülür.

Kalenin kuzey ve doğu taraflarında, derin vadilere bakan doğal uçurumlar bulunur. Bu tarafların savunması, büyük ölçüde doğaya bırakılmıştır. Güney ve batı taraflarında ise surlar ve kuleler daha belirgindir. Kalenin en yüksek noktasından, Vadi Musa’ya, Petra’nın çevresindeki dağlara ve Şera sıradağlarına doğru geniş bir manzara izlenir.

Petra Manastırı (Ed-Deyr)
Petra Manastırı (Ed-Deyr)

El-Habis Kalesi

Petra’nın içinde, antik şehrin batı ucunda, Kasr el-Bint tapınağının arkasında yükselen el-Habis tepesinin zirvesinde, Haçlılara ait küçük bir kale bulunur. El-Habis Kalesi, Vu’eyra’dan çok daha küçüktür ve büyük olasılıkla bir gözetleme noktası olarak kullanılmıştır. Kalenin konumu, Petra’nın merkezi vadisine ve şehre giden yollara hâkimdir.

El-Habis tepesine, Nebatilerin kayaya oyduğu merdivenlerden ve patikalardan çıkılır. Tırmanış, birkaç dakikalık dik bir yürüyüş gerektirir. Tepenin yamaçlarında, Nebati dönemine ait mezarlar ve kayaya oyulmuş yapılar bulunur. Haçlılar, bu antik yapıların bir kısmını kendi tahkimatlarına dahil etmiştir.

El-Habis’in Mimarisi

El-Habis Kalesi, tepenin zirvesindeki dar alanı çevreleyen bir sur, birkaç küçük oda ve bir gözetleme kulesinden oluşur. Kalenin duvarları, kumtaşı bloklardan örülmüştür ve yer yer doğal kaya ile birleşir. Kalenin girişi, kayaya oyulmuş bir kapıdan sağlanır. Kalenin içinde, yağmur suyunu toplamak için kullanılan küçük bir sarnıç da bulunur.

Kalenin zirvesinden, Petra’nın sütunlu caddesi, Kasr el-Bint tapınağı, Büyük Tapınak, kraliyet mezarları ve çevredeki dağlar panoramik olarak izlenir. Bu manzara, kalenin neden bu noktaya inşa edildiğini açıkça gösterir. Ayrıca bu manzara, Petra’yı farklı bir açıdan görmek isteyen ziyaretçiler için büyük bir ödüldür.

Petra Siq kanyonu
Petra Siq kanyonu

Kalede Gündelik Hayat

Petra’daki Haçlı kalelerinde yaşam, merkezden uzak bir sınır karakolunun zorluklarını taşıyordu. Kalelerin garnizonları, birkaç şövalye, piyade askerleri, okçular ve yerel yardımcılardan oluşuyordu. Erzak, Vadi Musa’daki tarım alanlarından ve Şobek’ten sağlanıyordu. Vadi Musa’nın pınarları ve verimli toprakları, bölgede buğday, arpa, zeytin ve üzüm yetiştirilmesine olanak tanıyordu.

Kalelerin garnizonları, bölgedeki bedevi kabileleriyle sürekli bir ilişki içindeydi. Bu ilişki, bazen ticaret ve işbirliği, bazen de çatışma şeklinde gelişiyordu. Kaynaklarda, Haçlıların bedevi kabilelerine belirli ödemeler yaparak onların desteğini sağlamaya çalıştığı da aktarılır. Yerel Hristiyan topluluklarıyla da yakın ilişkiler kurulmuştu; Vadi Musa’daki manastır, bu ilişkilerin merkezlerinden biriydi.

Nebati Mirası ile Haçlı Kaleleri

Petra’daki Haçlı kalelerinin en ilginç yanlarından biri, Nebati mirasıyla kurdukları ilişkidir. Haçlılar, kalelerini inşa ederken Nebatilerin kayaya oyduğu yapıları, merdivenleri, sarnıçları ve kanalları kullandılar. El-Habis’e çıkan patikalar, büyük ölçüde Nebati döneminden kalmadır. Vu’eyra’daki bazı odalar ve sarnıçlar da Nebati yapılarının uyarlanmasıyla oluşturulmuştur.

Bu durum, Petra’nın binlerce yıllık tarihinde farklı dönemlerin birbirinin üzerine nasıl inşa edildiğini gösteren güzel bir örnektir. Nebatilerin kayaya oyduğu şehir, Romalılar, Bizanslılar, Haçlılar ve bedeviler tarafından farklı amaçlarla kullanılmış, her dönem kendi izini bırakmıştır.

Kalelerin İşlevi

Petra’daki Haçlı kaleleri, büyük askeri merkezlerden çok, bölgeyi gözetlemek ve yolları kontrol etmek amacıyla inşa edilmiş küçük tahkimatlardı. Bu kalelerin temel işlevleri şunlardı: Petra ve Vadi Musa’dan geçen yolları kontrol etmek, bölgedeki su kaynaklarını ve tarım alanlarını korumak, bedevi kabileleri üzerinde otorite kurmak ve vergi toplamak, Şobek ile Akabe arasındaki iletişimi sağlamak.

Ayrıca kaleler, bölgede yaşayan yerel Hristiyan toplulukları ve Hz. Harun türbesini ziyaret eden hacıları korumak gibi dini bir işlev de üstlenmiş olabilir. Haçlı kaynaklarında, Vadi Musa’da Rum Ortodoks rahiplerin yaşadığı bir manastırın bulunduğu ve Haçlıların bu toplulukla ilişkiler kurduğu aktarılır.

Kalelerin garnizonları büyük olasılıkla küçüktü. Bölgenin Kudüs’e uzaklığı ve zorlu coğrafyası, büyük kuvvetlerin burada sürekli tutulmasını güçleştiriyordu. Bu nedenle kaleler, daha çok doğal savunma avantajlarına ve küçük ama etkili garnizonlara dayanıyordu.

Selahaddin ve Kalelerin Sonu

Petra’daki Haçlı kaleleri, kuruluşlarından itibaren zaman zaman Müslüman kuvvetlerinin saldırılarına maruz kaldı. 1144 civarında bölgedeki Türk kuvvetlerinin Vu’eyra’yı kısa bir süreliğine ele geçirdiği, ancak Haçlıların kaleyi geri aldığı aktarılır. 1158’de Kudüs Kralı III. Baudouin’in kaleyi yeniden kuşatarak geri aldığı da kaynaklarda geçer.

1187’de Hıttin Savaşı’nın ardından Selahaddin Eyyubi, Haçlıların Ürdün’ün doğusundaki kalelerini birer birer kuşattı. Kerak 1188’de, Şobek 1189’da teslim oldu. Petra’daki kalelerin de bu dönemde, büyük olasılıkla 1188-1189 yıllarında Eyyubilerin eline geçtiği düşünülür. Kalelerin teslimi, Haçlıların Ürdün’ün güneyindeki varlığının tamamen sona ermesi anlamına geliyordu.

Hz. Harun Türbesi

Petra’nın güneybatısında yükselen Hor Dağı (Cebel Harun), bölgenin en yüksek zirvelerinden biridir. Dağın tepesinde, Hz. Musa’nın kardeşi Hz. Harun’a atfedilen beyaz kubbeli küçük bir türbe bulunur. Yahudi, Hristiyan ve Müslüman gelenekleri, Hz. Harun’un bu dağda vefat ettiğini kabul eder. Bu nedenle türbe, yüzyıllar boyunca farklı inançlardan hacıların ziyaret ettiği kutsal bir mekân olmuştur.

Bugünkü türbe yapısı, 14. yüzyılda Memlük döneminde inşa edilmiştir. Dağın yamacında ise Bizans dönemine ait bir manastırın kalıntıları bulunur. Haçlı döneminde bu manastırın Rum Ortodoks keşişler tarafından kullanıldığı ve Haçlıların bölgeye olan ilgisinin bu kutsal mekânla da ilişkili olduğu düşünülür. Hor Dağı’na tırmanış, Petra’dan başlayan uzun ve zorlu bir yürüyüş gerektirir; ancak zirvedeki manzara ve huzurlu atmosfer, bu yürüyüşü değerli kılar.

Baybars’ın Petra Yolculuğu

Memlük Sultanı Baybars, 1276’da Mısır’dan Kerak’a giderken Petra’dan geçti. Baybars’ın yolculuğuna dair kayıtlar, Haçlı dönemi sonrasında Petra hakkındaki ender yazılı kaynaklardan biridir. Bu kayıtlarda, sultanın Petra’nın kayalara oyulmuş yapılarını gördüğü ve Hz. Harun türbesini ziyaret ettiği aktarılır. Bu kayıtlar, Petra’nın Memlük döneminde tamamen unutulmadığını, bölgeden geçen yöneticilerin dikkatini çektiğini gösterir.

Haçlılardan Sonra

Haçlıların çekilmesinden sonra Petra’daki kaleler büyük ölçüde terk edildi. Eyyubi ve Memlük dönemlerinde bölge, Şobek ve Kerak’tan yönetildi; Petra’daki kalelerin bu dönemde sınırlı bir şekilde kullanıldığı düşünülür. Memlük Sultanı Baybars’ın 1276’da Hz. Harun türbesini ziyaret etmek için Petra’dan geçtiği ve bu yolculuğun kayıtlarında bölgeden söz edildiği bilinmektedir.

Sonraki yüzyıllarda Petra ve kaleleri, yalnızca bölgedeki bedevi kabilelerinin bildiği, dış dünyaya kapalı bir yer haline geldi. Bedeviler, kalelerin kalıntılarını ve antik şehrin mezarlarını barınak ve depo olarak kullandılar. Bu dönem, 19. yüzyılın başlarına kadar sürdü.

Burckhardt ve Yeniden Keşif

1812 yılında İsviçreli gezgin Johann Ludwig Burckhardt, Petra’yı Batı dünyası için yeniden keşfetti. Burckhardt, Şeyh İbrahim adıyla Arap kıyafetleri içinde seyahat ediyordu. Petra’nın varlığını yerel halktan duyan Burckhardt, Hz. Harun türbesine kurban adamak istediğini söyleyerek bedevi rehberlerini ikna etti ve Petra’ya girdi. Şüphe uyandırmamak için yalnızca kısa bir süre kalabildi; ancak gördüklerini kaydederek Avrupa’ya Petra’nın varlığını duyurdu.

Burckhardt’ın keşfinden sonra Petra, Avrupalı gezginlerin, ressamların ve araştırmacıların ilgi odağı oldu. İskoç ressam David Roberts, 1839’da Petra’yı ziyaret ederek ünlü litograflarını hazırladı. 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında yapılan araştırmalar, Petra’daki Haçlı kalelerini de belgeledi.

Petra Kraliyet Mezarları
Petra Kraliyet Mezarları

Bedul Bedevileri

Petra’nın tarihinde önemli bir yere sahip olan topluluklardan biri, Bedul bedevileridir. Bedul kabilesi, yüzyıllar boyunca Petra’nın kayalara oyulmuş mağaralarında ve mezarlarında yaşadı. 1985’te Petra’nın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmasının ardından, Bedul kabilesi antik şehirden çıkarılarak yakındaki Umm Sayhun köyüne yerleştirildi. Bugün Bedul üyelerinin bir kısmı, Petra’da rehberlik, satıcılık ve hayvan kiralama gibi işlerle geçimlerini sağlamaktadır.

Bedul kabilesinin kökeni hakkında farklı anlatılar bulunur. Bazı yerel anlatılara göre kabile, Nebatilerin torunlarıdır; ancak bu görüş tarihsel olarak kanıtlanmamıştır. Bedul kültürü, Petra’nın son birkaç yüzyıllık tarihinin canlı bir parçasıdır. Ziyaretçiler, Bedul rehberleriyle Petra’nın daha az bilinen patikalarını keşfedebilir ve kabilenin yaşam tarzı hakkında bilgi edinebilir.

Ürdün’deki Haçlı Mirası

Petra’daki kaleler, Ürdün’deki Haçlı mirasının en güney halkasını oluşturur. Kerak, Şobek ve Petra kaleleri, birlikte değerlendirildiğinde Haçlıların Ürdün’ün doğusunda yaklaşık 75 yıl süren varlığının bütünlüklü bir resmini sunar. Bu kalelerin her biri, farklı bir coğrafyada, farklı bir ihtiyaca yanıt vermek üzere inşa edilmiştir: Kerak yönetim merkezi, Şobek güney yolları kontrol eden güçlü bir kale, Petra kaleleri ise vadiyi ve su kaynaklarını gözetleyen küçük tahkimatlardır.

Bu kaleleri Kral Yolu boyunca sırayla ziyaret etmek, Haçlıların bölgedeki stratejisini anlamak için en iyi yoldur. Amman’dan başlayıp Kerak, Şobek ve Petra’ya uzanan bu yolculuk, Ürdün’ün hem antik hem de ortaçağ mirasını keşfetmek isteyenler için eşsiz bir rotadır.

Arkeolojik Araştırmalar

Petra’daki Haçlı kaleleri, uzun süre antik Nebati mirasının gölgesinde kaldı ve sınırlı ilgi gördü. Ancak 20. yüzyılın sonlarından itibaren, özellikle İtalyan Floransa Üniversitesi’nin yürüttüğü projeler kapsamında, Vu’eyra ve el-Habis kalelerinde sistematik araştırmalar yapıldı. Bu araştırmalar, kalelerin planlarını, inşa evrelerini ve kullanım dönemlerini belgeledi.

Araştırmalar, Haçlıların Petra’da yalnızca kaleler inşa etmekle kalmayıp bölgedeki tarımsal faaliyetleri ve yerleşimleri de yeniden düzenlediğini ortaya koydu. Vu’eyra’da bulunan seramikler, sikkeler ve diğer buluntular, kalenin günlük yaşamına dair bilgiler sunar. Bu çalışmalar, Petra’nın Haçlı dönemini daha iyi anlamamızı sağlamıştır.

Yeni Keşifler

Petra, yaklaşık iki yüz yıldır araştırılmasına rağmen hâlâ yeni keşiflere sahne olmaktadır. Antik şehrin yalnızca küçük bir bölümünün kazıldığı tahmin edilir. Son yıllarda yapılan uydu ve hava fotoğrafı çalışmaları, şehrin çevresinde daha önce bilinmeyen büyük yapıların varlığını ortaya koymuştur. Hazine Binası’nın önünde yapılan kazılarda ise yapının altında mezar odaları bulunmuştur.

Haçlı kaleleri de bu araştırmaların bir parçasıdır. Vu’eyra ve el-Habis’te yapılan çalışmalar, kalelerin inşa evrelerine ve kullanım dönemlerine dair yeni bilgiler sunmuştur. Gelecekte yapılacak araştırmaların, Petra’nın ortaçağ tarihine dair bilgilerimizi daha da zenginleştirmesi beklenmektedir.

Çocuklarla Petra

Petra, çocuklar için de heyecan verici bir macera alanıdır. Dar Siq kanyonu, kayalara oyulmuş dev yapılar ve tırmanılacak patikalar, çocukların keşif duygusunu harekete geçirir. Ancak uzun yürüyüşler küçük çocuklar için yorucu olabilir; bu nedenle programı çocukların enerjisine göre planlamak, sık mola vermek ve yeterli su ile atıştırmalık bulundurmak önemlidir. Haçlı kalelerine yapılacak tırmanışlarda çocukları yakından takip etmek gerekir; özellikle el-Habis’in zirvesinde korkuluk bulunmayan kenarlar vardır.

Çocukların ilgisini canlı tutmak için Petra’nın hikâyelerini, Nebatileri ve Haçlı şövalyelerini anlatan kısa hikâyeler hazırlamak, geziyi onlar için daha anlamlı hale getirir. Petra’nın girişindeki ziyaretçi merkezinde bulunan maketler ve görseller de çocukların şehri daha iyi kavramasına yardımcı olur.

Böylece Petra, çocuklar için de unutulmaz bir aile macerasına dönüşebilir ve tarih sevgisinin ilk tohumlarını ekebilir.

Aile gezinizi planlarken bu önerileri göz önünde bulundurmanızı tavsiye ediyoruz; böylece herkes için keyifli bir gün geçirebilirsiniz.

Petra’da Haçlı Kalelerini Görmek

Petra’yı ziyaret edenlerin çoğu, Siq’ten geçip Hazine Binası’nı, sütunlu caddeyi ve Manastır’ı görür; ancak Haçlı kalelerini atlar. Bu kaleleri görmek için birkaç küçük ek plan yapmak yeterlidir. El-Vu’eyra Kalesi, Petra’nın ana girişinin yakınında, Vadi Musa’dan Petra’ya giden yolun kenarında bulunur. Kale, Petra ziyaretinden önce ya da sonra kısa bir sapma ile görülebilir. Kalenin girişi ve köprüsü yoldan kolayca fark edilir; ancak kalenin içine girmek için dik ve kayalık bir patikadan yürümek gerekir.

El-Habis Kalesi ise Petra’nın içinde, sütunlu caddenin sonundaki Kasr el-Bint tapınağının arkasında yer alır. Kasr el-Bint’in yakınından başlayan patikayı takip ederek yaklaşık 10-15 dakikalık bir tırmanışla tepenin zirvesine ulaşılır. Bu tırmanış, Manastır’a giden uzun merdivenlerden önce kısa bir mola olarak planlanabilir. Zirvedeki manzara, tırmanışın zahmetine fazlasıyla değer.

Petra’nın Başlıca Yapıları

Petra’ya gelen ve Haçlı kalelerini de görmek isteyen ziyaretçiler, elbette antik şehrin ünlü yapılarını da gezecektir. Siq’in sonunda beliren Hazine Binası (El-Hazne), büyük olasılıkla bir Nebati kralının anıt mezarıdır; adını, yerel halkın yapının tepesindeki vazoda bir hazinenin saklandığına inanmasından alır. Hazine’den sonra Fasadlar Caddesi, kayaya oyulmuş bir tiyatro ve şehrin merkezine açılan geniş vadi gelir.

Vadinin doğu yamacında, Petra’nın en görkemli mezar cepheleri olan Kraliyet Mezarları yer alır: Urn Mezarı, İpek Mezarı, Korint Mezarı ve Saray Mezarı. Vadinin ortasından geçen sütunlu cadde, Büyük Tapınak ve Kasr el-Bint tapınağına uzanır. El-Habis Kalesi’ne çıkan patika da bu bölgeden başlar. Kasr el-Bint’ten itibaren yaklaşık 800 basamaklı bir merdivenle ulaşılan Manastır (Ed-Deyr), Petra’nın en büyük ve en etkileyici yapılarından biridir.

Petra’nın yüksek noktalarından biri olan Büyük Kurban Yeri, şehre ve çevre dağlara geniş bir manzara sunar. Bu noktalara yapılacak yürüyüşler, Petra’yı farklı açılardan görmek ve kalabalıktan uzaklaşmak için idealdir.

İki Günlük Petra Programı

Petra’yı ve Haçlı kalelerini rahatça görmek için iki günlük bir program önerilir. Birinci gün, sabah erken saatlerde Siq’ten geçerek Hazine Binası’nı, Fasadlar Caddesi’ni, tiyatroyu ve Kraliyet Mezarları’nı gezebilirsiniz. Öğleden sonra sütunlu caddeyi takip ederek Kasr el-Bint’e ulaşıp el-Habis Kalesi’ne tırmanabilir, ardından Manastır’a çıkabilirsiniz.

İkinci gün, Petra’nın daha az ziyaret edilen bölümlerine, örneğin Büyük Kurban Yeri’ne ya da Hor Dağı’na yürüyüş yapabilirsiniz. Petra ziyaretini tamamladıktan sonra, Vadi Musa’ya dönüş yolunda el-Vu’eyra Kalesi’ni ziyaret edebilir, ardından Küçük Petra’ya geçebilirsiniz. Bu program, Petra’nın hem Nebati hem de Haçlı mirasını bütünlüklü bir şekilde görmenizi sağlar.

Nebati Su Mühendisliği

Petra’nın varlığını mümkün kılan en önemli unsur, Nebatilerin geliştirdiği ileri su yönetim sistemiydi. Kurak bir bölgede, yılda yalnızca birkaç gün yağan yağmuru en verimli şekilde kullanmak için Nebatiler, kayalara oyulmuş kanallar, barajlar, sarnıçlar ve su depoları inşa ettiler. Siq boyunca uzanan kanallar, Ayn Musa’dan gelen suyu şehrin merkezine taşıyordu. Ayrıca şehrin içinde çeşmeler ve havuzlarla süslenmiş bahçeler bulunuyordu.

Nebatiler, aynı zamanda ani sellere karşı da önlemler almıştı. Siq’in girişine inşa edilen baraj, yağmur sonrası oluşan selleri başka bir vadiye yönlendirerek şehri koruyordu. Bu baraj, 20. yüzyılda yeniden inşa edilerek bugün de aynı amaçla kullanılmaktadır. Haçlılar da Vu’eyra Kalesi’nde, Nebati geleneğinden etkilenen sarnıçlar ve su toplama sistemleri kullanmıştır.

Küçük Petra (Beyda)

Petra’nın yaklaşık 10 kilometre kuzeyinde, “Küçük Petra” olarak bilinen Beyda bulunur. Nebatilerin kervan konaklama yeri olarak kullandığı düşünülen bu alan, kayaya oyulmuş yapıları, dar bir kanyonu ve iç mekânında Nebati dönemine ait duvar resimlerinin bulunduğu bir salonla dikkat çeker. Küçük Petra, ana Petra’ya göre çok daha sakindir ve ücretsiz olarak ziyaret edilebilir. Şobek ile Petra arasında yolculuk ederken burada mola vermek, keyifli bir ek durak olur.

Fotoğraf İpuçları

El-Vu’eyra Kalesi’nin en iyi fotoğrafları, kalenin köprüsünü ve çevresindeki derin yarığı gösteren açılardan çekilir. Sabah saatlerinde kızıl kayalar yumuşak bir ışıkla aydınlanır. El-Habis’in zirvesinden, Petra’nın merkezi vadisinin panoramik fotoğrafları için öğleden sonraki saatler idealdir. Petra genelinde, gün batımına yakın saatlerde kayaların renkleri en canlı halini alır.

Pratik Öneriler

Petra gezisi uzun yürüyüşler gerektirdiği için rahat yürüyüş ayakkabıları, şapka, güneş kremi ve bol su şarttır. Haçlı kalelerine çıkan patikalar dik ve kayalık olduğu için kaymayan ayakkabılar tercih edilmelidir. Petra’nın içinde eşek ve at kiralama hizmetleri bulunur; ancak hayvan refahı konusunda dikkatli olunması ve aşırı yüklenmiş ya da kötü durumdaki hayvanların kullanılmaması önerilir. Sabah erken saatlerde ziyarete başlamak, hem sıcaktan hem de kalabalıktan kaçınmanızı sağlar.

Gece Petra

Petra’yı farklı bir atmosferde görmek isteyenler için haftanın belirli akşamlarında düzenlenen “Gece Petra” etkinliği ilgi çekici bir seçenektir. Bu etkinlikte, Siq boyunca ve Hazine Binası’nın önünde yüzlerce mum yakılır. Ziyaretçiler, mum ışığında Siq’ten geçerek Hazine Binası’na ulaşır ve burada geleneksel bedevi müziği eşliğinde kısa bir program izler. Yıldızlarla dolu gökyüzü altında mum ışığıyla aydınlanan Hazine Binası, unutulmaz bir manzara sunar.

Gece Petra etkinliği için ayrı bir bilet gerekir ve etkinlik genellikle pazartesi, çarşamba ve perşembe akşamları düzenlenir. Ancak programın değişebileceği göz önünde bulundurularak güncel bilgilerin önceden kontrol edilmesi önerilir. Gece etkinliğinde Haçlı kaleleri ziyaret edilemez; bu nedenle kaleleri gündüz programınıza eklemeyi unutmayın.

Vadi Musa Kasabası

Petra’nın girişinde yer alan Vadi Musa kasabası, ziyaretçilerin konakladığı, yemek yediği ve alışveriş yaptığı merkezdir. Kasabada her bütçeye uygun otel, pansiyon ve lokanta bulunur. Kasabanın tepelerinden Petra’nın çevresindeki dağlara bakan manzara oldukça etkileyicidir. Ayn Musa (Musa Pınarı), kasabanın girişinde yer alır ve ziyaret edilebilir. El-Vu’eyra Kalesi, kasabadan Petra’ya inen yolun üzerinde olduğu için kasabada konaklayanlar kaleyi kolayca ziyaret edebilir.

Ziyaret Bilgileri

Petra, her gün sabahtan akşama kadar ziyarete açıktır. Giriş ücreti, Ürdün’deki diğer alanlara göre yüksektir; bir, iki ve üç günlük bilet seçenekleri bulunur. Jordan Pass kartı, Petra giriş ücretini de kapsar ve özellikle birden fazla gün kalacaklar için ekonomik bir seçenektir. Haftanın belirli günlerinde düzenlenen “Gece Petra” etkinliğinde, Siq ve Hazine Binası mum ışığıyla aydınlatılır.

Petra çok geniş bir alandır ve ana yapıları görmek için bile en az bir tam gün gerekir. Haçlı kalelerini de görmek isteyenler için iki günlük bir program önerilir. Rahat yürüyüş ayakkabıları, şapka, güneş kremi ve bol su şarttır. Petra’nın içinde küçük kafeler ve hediyelik eşya satan tezgâhlar bulunur; ancak fiyatlar yüksektir.

Ulaşım

Petra, Amman’ın yaklaşık 230 kilometre güneyinde yer alır. Amman’dan Çöl Otoyolu üzerinden araçla yaklaşık üç saatte, Kral Yolu üzerinden ise daha uzun ama daha manzaralı bir yolculukla ulaşılır. Amman’dan Petra’ya düzenli JETT otobüsleri ve minibüsler bulunur. Akabe’den Petra’ya da yaklaşık iki saatlik bir yolculukla ulaşılabilir. Petra’nın girişindeki Vadi Musa kasabasında çok sayıda otel ve pansiyon bulunur.

Ne Zaman Gidilmeli?

Petra’yı ziyaret etmek için en uygun dönemler ilkbahar (mart-mayıs) ve sonbahar (eylül-kasım) aylarıdır. Yaz aylarında gündüz sıcaklıkları çok yüksektir ve uzun yürüyüşler yorucu olabilir; bu dönemde sabah çok erken saatlerde gezmek önerilir. Kış aylarında hava serin ve zaman zaman yağışlıdır; nadir de olsa sel riski nedeniyle Siq’in kapatıldığı günler olabilir.

Seyahat Bilgisi

Petra, Ürdün’ün en çok ziyaret edilen ve güvenlik önlemlerinin en yoğun olduğu turistik alanlarından biridir. Normal koşullarda rahatlıkla gezilebilir. Ancak dik patikalarda ve kayalıklarda dikkatli olmak, işaretlenmiş yolların dışına çıkmamak ve özellikle kış aylarında sel uyarılarını takip etmek önemlidir. Seyahatten önce Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın güncel seyahat uyarılarını kontrol etmeniz önerilir.

Sık Sorulan Sorular

Petra’da Haçlı kalesi olduğu doğru mu?

Evet. Petra’nın girişine yakın el-Vu’eyra Kalesi ve antik şehrin içindeki el-Habis tepesinde Haçlılara ait iki küçük kale bulunur.

Bu kaleler ne zaman inşa edildi?

Kalelerin büyük olasılıkla 12. yüzyılın başlarında, yaklaşık 1116 civarında Kudüs Krallığı tarafından inşa edildiği düşünülür.

El-Habis Kalesi’ne çıkmak zor mu?

Kasr el-Bint’in yakınından başlayan patika dik olsa da kısa bir tırmanıştır; yaklaşık 10-15 dakikada zirveye ulaşılabilir.

Haçlı kalelerini görmek için ayrı bilet gerekir mi?

El-Habis, Petra’nın içinde olduğu için Petra bileti yeterlidir. El-Vu’eyra ise Petra’nın girişine yakın, ana alanın dışında bulunur; ziyaret koşulları için yerel olarak bilgi almanız önerilir.

Video: Petra

Petra’nın tarihini ve antik yapılarını daha yakından tanımak isteyenler için aşağıdaki Türkçe belgeseli izleyebilirsiniz.

Neden Görmeli?

Petra’daki Haçlı kaleleri, dünyanın en ünlü antik şehirlerinden birinin çoğu zaman gözden kaçan bir dönemini temsil eder. Nebatilerin kayaya oyduğu şehrin üzerinde yükselen bu küçük kaleler, ortaçağda bu uzak vadinin de büyük güçlerin mücadelesine sahne olduğunu gösterir. El-Habis’in zirvesinden Petra’yı izlemek, kalabalıklardan uzak, sessiz ve etkileyici bir deneyim sunar. Petra’yı farklı bir gözle görmek isteyenler için Haçlı kaleleri, keşfedilmeyi bekleyen gizli hazinelerdir.

Petra Hazine Binası
Petra Hazine Binası

Yakındaki Kaleler

Petra Manastırı ve çevre dağlar
Petra Manastırı ve çevre dağlar
Petra Siq girişi
Petra Siq girişi

Bir İyilik

Dünyayı daha iyi yapmayan insan insan değildir.

One thought on “Petra Haçlı Kaleleri: El-Vu’eyra ve El-Habis”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir