Cumalıkızık – Mudanya

Uludağ’ ın kuzey eteklerinde kurulmuş beş kızık köyünden biri olan Cumalıkızık, Osmanlı sivil mimarisinin en önemli ve en güzel örnekleri olan evlerini, bugün bile içlerinde yaşayanlarla birlikte bizlere sunuyor.Köyün tarihi 700 yıl öncesine kadar uzanmakta. Bir rivayete göre Orhan Gazi Bursa’yı fethetmeden önce orduya destek için köyü kurduğu, diğer bir rivayete göre ise kendisinden yerleşmek için yurt isteyen Karakeçililer’ e Ertuğrul Gazi’nin Uludağ eteklerinde 7 köy yeri sağlayıp, aşiretin 7 güzel kızını da Kızıkların 7 oğluyla evlendirerek 7 kızık köyünün kurulduğu söylenir.

Kızık köylüsünün toplanıp Cuma namazı kıldığı köy zamanla Cumakızık ve sonrasında da Cumalıkızık olarak anılmaya başlanmış.

Köyler birbirine yakın olduğu için, bir sigara içimi kadar sürede birinden çıkıp diğerine ulaşılıyormuş. Köylerin birbirine yakın olması gibi, evler de adeta içiçe inşa edilmiş. Şimdi tamamı sit alanı olan 350 haneli Cumalıkızık Köyü’nün evleri Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örnekleri olarak kabul ediliyor.

Cumalıkızık Köyü bir yamaca kurulmuş ve sokakları, ancak yaya ve at arabalarının geçebileceği genişlikte. Kaldırımsız olan sokakların tamamı taş döşeli. Evler genellikle üç katlı ve yüksek avlu duvarları ile çevrili. Birbirine yakın ve akraba olan aileler iç içe olan ve birbirine dar geçitlerle bağlanmış evlerde yaşıyor. Eskiden, bir saldırı anında bu geçitleri kullanarak evden eve geçen köy sakinleri böylece canını kurtarıyormuş. Evlerin çift kanatlı yüksek kapıları demir dövme kapı tokmakları ve kulpları hala geçmişteki işlevlerini sürdürüyor.

Bitişik cumbalı evleri,sımsıcak insanları,arnavut kaldırımlı sokakları ve ahududu bahçeleri ile Uludağ’ın eteklerinde öylesine farklı öylesine bambaşka bir köy… Sanki bir film platosu gibi.

Cumbalı evlerin pencereleri, genelde ikinci katta ve kafesli yapılmış. Bu şekilde sokaktan evlerin içinin görünmesi bir ölçüde engellenmiş. Kafes arkasından bakanlar ise sokağı rahatça görebiliyor. Evlerin yapımında güneşte kurutulmuş tuğla, ağaç ve kerpiç kullanılmış. Çamur sıvalı duvarlar, mavi, mor, koyu sarı, açık yeşil gibi renklere boyanırken, ahşap kısımlar kendi rengine bırakılmış. Depreme çok dayanıklı olan evlerin sakinleri “Uyandığınızda herhangi bir ağırlık, halsizlik hissetmez, yattığınız gibi kalkarsınız” diyor.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir