Samsun Turizm Aktiviteleri
Samsun’da turizmin vazgeçilmez üçlüsü denizin, kumun, güneşin yanısıra artık birçok insanda tutku halini almış alternatif turizm aktivitelerinin gerçekleştrildiği alanları içiçe bulabilirsiniz.
Yakakent’ten Terme’ye kadar uzanan sahil bandı üzerinde çok güzel kuma sahip geniş doğal plajlar denize girmek için idealdir. Yakakent Çamgölü mevkiinde çam ormanlarıyla kaplı yemyeşil tepeler, masmavi sulara iner. Eşsiz güzellikteki sahili ile denizle içiçe bir yaşamın sürdürüldüğü şirin bir kıyı kasabası olan Yakakent’de gün batımı ise gerçekten görülmeye değer güzelliktedir. Terme ilçesi bir de tarihin ilginç ve çekici savaşçı kadınlarının yaşadığı yer olarak bilinir.
Sahil bandı üzerinde Alaçam, Bafra ve 19 Mayıs ilçelerimizin topraklarının bir bölümünü kaplayan Kızılırmak Deltası sulak alanı, flora ve faunasıyla ülkemizin eko-turizm alanında en ilginç köşelerinden biridir.
Deltada, 19 Mayıs ilçesi, yörükler mevkiinde ilkbaharda tabanı tamamen suyla kaplanan yaprakdöker ağaçlardan oluşmuş Galeriç ormanı yaban hayatı açısından oldukça ilgi çekicidir.
Samsun, termal turizm açısından da oldukça önemli merkezlere sahiptir. Havza ve Ladik kaplıcaları ikibin yıldan beri bilinen sağlık merkezleridir. Havza 25 Mayıs Termal Tesisleri turizm bakanlığınca “Termel Turizm Merkezi” olarak ilan edilmiştir. Ladik’deki Hamamayağı kaplıcası ise ülkemizdeki birinci derecede önemli ve öncelikli kaplıca merkezlerindendir. Radyoaktif özellik gösteren Ladik kaplıca suları, organizma üzerinde uyarıcı etki yapar. Bu nedenle bu suya “GENÇLİK SUYU” adı verilir. Havza ve Ladik’deki kaplıca sularının başta romatizmal hastalıklar olmak üzere, kadın hastalıkları, sinirsel hastalıklar, eklem hastalıkları ve kireçlenme gibi hastalıkların tedavisinde olumlu etki yaptıkları tıbbi olarak da kanıtlanmıştır.
Samsun’un yaylaları da diğer karadeniz yaylaları gibi; yeşili, temiz havayı ve sessizliği özleyenlere kucak açmaya hazırdır. Samsun’dan yaylalara ulaşmak oldukça kolaydır. yaylaların yolları aracınızla bile kolaylıkla gidebileceğiniz durumdadır.
Ladik-Akdağ yaylaları, Vezirköprü-Kunduz dağı yaylaları her mevsim farklı güzellikleri barındırırlar. Kunduz yaylalarının orman dokusuyla içiçe oluşları ve ormanların Altınkaya Baraj Gölüyle birleşmesi bölgeye bambaşka bir güzellik kazandırmaktadır. Burası yayla turizminin yanısıra doğa yürüyüşleri, su sporları, balık avcılığı, motor gezileri, çim kayağı, yamaç paraşütü ve kampçılık için son derece elverişli alanlara sahiptir. Bölgedeki Orman İşletme tesisi ise yaz kış gelenlerin dinlenme ve konaklama ihtiyacını karşılamaktadır. Ancak tesislerde önceden rezervasyon yaptırmak gereklidir.
1997 Yılından itibaren Ladik-Akdağ yaylalarında Yayla şenlikleri de düzenlenmeye başlanmıştır.
Samsun doğal güzelliklerinin yanısıra tarihi alanlarıyla da dikkat çekicidir. Paleolitik dönemde yerleşim yeri olarak kullanılmış, Tekkeköy mağara-kale yerleşimleri; M.Ö. 5000 yıllarından bu yana sürekli yerleşim yeri olarak kullanılagelmiş, Bafra ikiztepe ve bugün bile sularını, galerilerini, merdivenlerini, görebileceğimiz 3000 yıl öncesinden gelen Kızılırmak Vadisindeki Asarkale; Paflagonlara ait kaya mezarları, Amazonların yaptığı ileri sürülen Garpu kalesi görülmeye değerdir.
Samsun’da Anadolu ahşap mimarisinin en güzel örneklerini de görebilirsiniz. Çarşamba’daki Göğçeli Cami bunlardan en ilginç olanıdır. Yapımında hiç çivi kullanılmamış olan yapı, kesin yapım tarihi bilinmemekle birlikte yaklaşık 800 yıldır sapasağlam ayakta kalmıştır.
Mağara Turizmi
Tekkeköy Mağaraları
İlimiz Tekkeköy sınırları içerisinde yer almaktadır. Samsun’a 14km. , Tekkeköy merkeze 1 km. uzaklıkta olup Paleolitik ve Kalkolitik dönem yerleşim yeridir. Bölgede ilk yaşam izlerinin görüldüğü bu mağaralar doğal olarak oluşmuş küçük mağaraların genişletilerek oyulması ile ortaya çıkmıştır.
1941 yılında Prof. Dr. Kılıç KÖKTEN başkanlığında Tahsin ÖZGÜÇ ve Nimet ÖZGÜÇ ‘ten oluşan bir heyet tarafından yapılan kazılar bir ay sürmüş , sonuçta Paleolitik Çağ, Mezolitik Çağ , Tunç Çağına ait buluntular ortaya çıkarılmıştır. Çınarcık ve Fındıcak vadilerinin kesiştiği yerde bulunan ve her iki vadiye de hakim olan Delikli Kaya’nın geç dönem bir Frig Kalesi olduğu bilim adamlarınca incelenmesi neticesinde tespit edilmiştir. Bu mağaralarda yaşayan Paleolitik Çağ insanı madeni tanımamış, bütün aletlerini taş, ağaç ve kemikten yapmıştır. Geçimlerini avcılık ve toplayıcılıkla sağlamışlar, taştan yontmak sureti ile yaptıkları el baltaları, mızrak uçları, kesiciler, kazıyıcılar gibi çeşitli aletleri kullanmışlardır.
Bafra Deniz Feneri
Bafra Deniz Feneri İlçemiz deniz kıyısında bulunduğu, önemli bu- ticaret merkezi olduğu için yüzyıllar boyu gemicilerin de Dikkatini çekmiştir. Alışveriş için sık sık Bafra kıyılarına demirlemişlerdir. Meydana gelebilecek deniz Kazalarını önlemek amacıyla Osmanlılar zamanında, ilçenin kuzeybatısındaki Fener Köyü sınırları İçinde Kızılırmak’la denizin birleştiği yere yakın ahşap bir deniz feneri yapılmıştır. Bilahare Fransızlar Demirden yüksek bir fener inşa etmişlerdir. Söz konusu fener bugünkü fenerin 750 m. ilersinde Bulunuyordu. O tarihlerde bütün Türk sahillerindeki fenerle denetimi antlaşmalar gereği Fransızların Kontrolü altındaydı. Elde edilen bilgilere göre Bafra Fransızların kontrolü altındaydı. Feneri’nin ilk bekçileri Alaçam’lı Conbuluk namı ile anılan Mehmet ve Bafralı Hasan Efendiydi. Fakat bu şahıslar 1921 yıllarında Rumların Türk vatandaşına karşı giriştikleri baskı, işkence Ve katliam sonucu feneri terk etmek zorunda kaldılar. Deniz dalgalarının sürekli olarak karayı Aşındırması ve içeriye doğru girmesi, fenerin varlığını tehlikeye soktu. Sonuçta; bugünkü fener yapılarak, işlevini hala sürdürmektedir. Fener memurluğunu şu anda Selahattin ve Ferşat Özkan isimli iki kişi yürütmektedir. Bafra Deniz Feneri 1937 yılında Fransızlar tarafından zamanın T.C Hükümetine devredilmiştir.
Özellikleri :
Denizden 50m. İçeride, 7 direk üzerinde yapılmıştır. Her direk 5m uzunlukta olup, 3,5 m.dir. İçinde giriş kapısından kule üzerine kadar 99 merdiven mevcuttur. Işık 20 saniyede bir devir yapar. 5 sn. bir sarı Işık çakar. Makineyi, 35m. Sırma çelik tel, ucundaki 25 kg. ağırlıkta pikin zemberek vazifesi görmesiyle çalıştırıyor.
Galeriç Ormanı ( Subasar Orman )
Deltada bulunan Galeriç ormanı, Ülkemizdeki nadir subasar ormanlardan birisidir. Biyolojik çeşitlilik bakımından oldukça zengin olan ormanda 35 ötücü kuş türü kuluçkaya yatmaktadır.
Bu bölgenin yaban hayat açısından en ilginç alanlan ise ilkbaharda tabanı tamamen suyla kaplanan yaprak döker ormanlarıdır. Bu ormanlar günümüzde parçalanmış olmakla birlikte Yörükler Beldesi kuzeyinde kalan Galeriç ormanı henüz bütünlüğünü korumaktadır.Kızılırmak Deltası barındırdığı kuş varlığı açısından çok büyük öneme sahiptir. Bu anlamda deltanın varlığı ülkemize uluslararası platformda prestij sağlayacağı gibi, doğa turizmi,çevre eğitimi, bilimsel araştırma vb. gibi konularda çok büyük bir potansiyeli oluşturmaktadır.
Yörükler Beldesi
İlçeye 5 Km uzaklıkta olan Yörükler Beldesi, uzun ve bakir sahilleri, ender görülen Galeriç subasar ormanları, dünya kuş yolları üzerinde bulunan Balık gölleri mevkisi ile görükleme değer alanları olan bir yerleşimdir.
Bölgede en son verilere göre 350 ye yakın kuş türü bulunmaktadır.
Bölgede kuş gözlemciliği, olta balıkçılığı, orman yürüyüşleri yapılabileceği gibi mesire ve plajları ile de eşsiz ve bakir alanlardır.
Bitki Örtüsü
Tipik Karadeniz bitki örtüsü olmakla birlikte Bafra Ovası’nın genel özelliği olarak düzlük alanlar çok fazladır. Orman ağacı olarak; Dişbudak, gürgen ve yabani meyve ağaçları yoğunluktadır.İklim
Tipik Karadeniz iklimi mevcuttur.Tesisler
Bölgede ve ilçede otel ve pansiyon bulunmamakla birlikte, belediyelerin misafirhaneleri mevcuttur.Ulaşım
İlçeye 5 Km. olan beldeye 08-20 saatleri arasında sürekli dolmuş ve günün her saatinde taksi hizmeti bulunmaktadır.Yapılması Gerekenler
Bölgeye ziyaret için ilave bir hazırlık yapılmasına gerek yoktur. Kişilerin yanına bölgeyi gösteren harita almaları tavsiye edilir.
ddd
