Karabük’te Kültür
Dil : (lehçeler, ağız – şive, sözcük hazinesi: gün, hafta, ay adları)
Yöremizin kendine has şivesi, çok zengin sözcük ve deyimleri bulunmaktadır.
Bunlardan bazı örnekler;
Safranbolu Yöresi:
Ani, ani : Şaşkınlık belirten ünlem
Maniye : Domates
Arey: : Hayret, şaşkınlık
Nemelam : Neme lazım
Abudungazı : Kendine sahip olmayan
Nanca : Ne kadar
Ameden : Aniden
Sırtarmak : Karşı Gelmek
Beşaret : Sevimsiz
Şırfıntı : Edepsiz
Bihamla : Hemen
Vov vov : Hayali Yaratık
Çezinmek : Oyalanmak
Yılçaruk : Yılışık
Eşgare : Göz göre göre, alenen
Yunma : Yıkanma
Husa Çekmek : Merak Etmek
Zaaretmez : önemsiz, zarar etmez
Eflani günü : Pazartesi günü
Yenice Yöresi:
Gutnu : Çizgili Pazen
Gebedek : Şişko
Örüsger : Rüzgar
Kuskuç : Saç Tokası
Kapela : Gömlek
Ovacık Yöresi :
Heleba : Şuna bak
Eccük : Az
Kümpür : Patates
Yokaekmek : Yufka
Eskipazar Yöresi:
Coruk : Hindi
Bıldır : Geçen Yıl
Buruş : Erik Kurusu
Bocuk : Su testisi
Güdek : Çoban
Halk Oyunları
Karabük ilinde halk oyunları çerçevesinde, yine en zengin folklora sahip iki ilçesi Safranbolu ve Yenice’dir. Safranbolu’da halk oyunları ve müzik folklor çerçevesinde değerlendirebileceğimiz en önemli öğe Seymenler ve buna bağlı teşkilatlardır.
Seymenlik, efelik, yiğitlik, doğruluk, mertlik, güzellik, yardımlaşma gibi ahlak ve ruh asaletini, yürek bütünlüğünü yaşatan bir topluluktur. Memleketin en usta ve müzik oyunlarını bir araya topladıkları için müzik folklorünün en güzel, en hareketli ve canlı örneklerini bu topluluklarda görmek mümkündür.
Seymenler, en parlak gösterilerini düğünün, Perşembe günü kız evinin önünde yaparlardı. Bunu “kız evini yasta koymamak” gibi bir anlayışa bağlamak mümkündür. Zira Perşembe günü oğlan evinden gelen dünürcüler alayı, kızı alıp götürecekler, “ kız evini kızsız, tuz kabını tuzsuz bırakıp gidecek ”lerdir. Seymen topluluğu hakkında şunları söyleyebiliriz. Halk müziği ve halk oyunları hakkında davullu, zurnalı mehter derneklerinin düzenli olarak bir araya gelmesi ile oluşmuş topluluktur. Seymen kuruluşu, son derece karakteristik bir özellik gösterir. Bir gösteri alayı şeklinde yürüyüş haline göre, Seymen topluluğunun kuruluşu şöyledir.
En önde Çubukçubaşı vardır. Buna değnekçibaşı da denir. İkinci sırada mehterler vardır. Bunlar davul-zurna takımıdır. Üçüncü sırada, maniciler yani türkücü ve tekerlemeciler bulunur. Dördüncü sırada Seymenbaşı vardır. Beşinci sırada sayıları 20-100 kişi arasında değişen Seymenler, Altıncı sırada ise kadın kılığına girmiş sayıları 1/-20 arasında bulunan etekliler yer almaktadır.
Safranbolu’da bazılarının türküler bölümünde yer aldığı, Aç Kapıyı, Beyleraman, Bozaklı Oyun, Sepetçioğlu(Safranbolu Varyantı), Genç Osman, Amani, Gınalı Keklik(Safranbolu Varyantı), Mızmız(Kadın) , Entarisi Ala Benziyor(Kadın), Yeşil İpek Bükene( Kadın), Kaşık Oyunu(Kadın), Irgalama, Selamlama(Davul-Köçek), Sallama(Davul-Köçek), Meydan Oyunu(Davul-Köçek), Köçek Oyunu(Davul-Köçek), Köroğlu, Kol Bastı, Alçak Cevüz Dalları, Çifte Telli önemli halk oyunlarıdır.
Düğün havaları arasında da , Kabemin Dalları Bölük Bölüktür. Eşim Dostum Yüklesinler Yükümü, Yük Dibine Yerin Ettim, Entarisi Ala Benziyor, Kızıl Belden Gelir Bekmez Helosa, Güvey Dama Çıkmaz Hey, Ben Yarime Galealtında gavuştum, Gale Kapısından Girdim İçeri, Dünürşüler Bölük Bölük Hey, Düriyemin Güğümleri Kalaylı, Garalı Yazmam Benek Benek, Yeşil İpek Bükene, Oğlanda Kolunu Sallama Ana Hamam Vaadınmı oyunları sayabiliriz.
Karabük İlinin araştırmalardan anlaşılacağı üzere halk oyunları açısından zengin bir ilçesi de Yenice’dir. Yenice Halk Oyunları, Köy Göçtü Oyunu, Arap Oyunu, Güvercin Takla ve Kaşık Oyunları biçiminde adlandırılmaktadır. Bunlardan Arap oyunu üç kişi tarafından oynanır. Esas oyuncu iki kişidir. Üçüncü kişi söylediği türkülerle oyunun biçim ve tarzını belirler. Oyunculardan ikisi ceketlerini ters şekilde giyer, başlarına birer fes geçirerek yüzlerini siyaha boyarlar. Üçüncü kişi oyunu, söylediği şu türkü ile başlatır.
Çalkala Arabım çalkala
Gıç gıça gelde ırgala
Arap da dereye apışmış
Kıçına da yavrusu yapışmış
Halk Bilgisi
Halk hekimliğine ilişkin yöremizde uygulama biçimlerine “kocakarı ilacı” adı verilmektedir. Oldukça geniş olan yöredeki halk hekimliğine ait inanılan ve uygulanan tedavi yöntemlerinden bazıları şunlardır.
Ayva Yaprağı : Ayva yaprağı kaynatılıp, şeker katılarak içilirse öksürüğe ve soğuk algınlığına iyi gelir.
Çam Filizi: Çam filizlerinin ucundaki düğme gibi yumru kısımlar su ile kaynatılıp, şeker katılarak ılık olarak içilirse grip, soğuk algınlığı ve öksürüğe iyi gelir.
Çamsakızı: Çam filizinin kabuğu soyulup içinin suyu alınır. Bu su bal ile karıştırılıp, göğüs hastalıklarına karşı hastalara yedirilir.
Isırgan Otu: Kaşıntılara karşı kaynatılıp şekerle içilir.
Ihlamur: Çiçeği kaynatılıp şeker katılarak soğuk algınlıklarına karşı içilir.
Karabiber: Mide ağrılarına karşı kaynatılıp, şeker katılarak içilir.
Karanfil: Kaynatılıp şeker katılarak öksürük olanlara içilir.
Kekik otu: Kurusu kaynatılıp şeker katılarak içilirse böbrek ağrılarına ve böbrek taşlarına iyi gelir.
Nane yaprağı: Kuru nane kaynatılıp şeker katılarak mide ağrılarına ve vücuttaki öbür ağrılara karşı içilir.
Patates: Başı ağrıyanların alınlarına patates kesilip, üzerine kahve dökülerek sarılır.
Yoğurt Suyu: Yoğurdun üzerinde biriken, biraz maviye çalan suyu böbrek taşlarını düşürmek için içilir.
Zencefil: Zencefil kaynatılıp içilirse soğuk algınlıklarına iyi gelir.
Karnı ağrıyan kişilerin, karınlarına demir, taş gibi soğuk maddeler konur.
Yaraya, bereye soğan veya et sarılır.
Yanan yerlere salça ve elma suyu sürülür.
Kırılan yerlere salça ve elma suyu sürülür.
Kırılan yerler kara sakız ve yumurta ile sarılır. Bu işi yetişmiş ve uzman kişiler yapar.
Soğuk algınlığına karşı hastaya karabiberli çay içirtilir ve terletilir.
Nefes darlığına karşı “eşek nanesi” kaynatılarak içirilir.
Ayak burkulması veya incinmesi neticesinde, şişe üzerinde basılarak hareket ettirilir.
Karnı ağrıyan çocuk ince elenmiş toprağa yatırılır.
Kememe veya konuşmada zorluk çeken çocuklara, bülbülün içtiği suyun artığı içirtilir.
Eve sivrisinek gelmesin diye söğüt dalı odanın tavanına asılır.
