Blarney Kalesi: Güzel Konuşma Armağanı Veren Taş ve Bir Kelimenin Doğduğu Yer
İrlanda’nın güneyinde, Cork şehrinin hemen yakınındaki yemyeşil County Cork kırlarında, bir masal kitabından fırlamış gibi duran görkemli bir kule vardır: Blarney Kalesi. Ama bu kaleyi dünyada milyonlarca insan için bir hac mekânına dönüştüren şey, ne mimarisi ne de tarihidir; kalenin en tepesindeki, surlara gömülü sıradan görünümlü bir taştır. Rivayete göre, “Blarney Taşı”nı öpen herkes, ömrü boyunca bir daha asla söz bulmakta zorlanmaz; yani “güzel ve ikna edici konuşma yeteneği” (gift of the gab) ile ödüllendirilir.
Her yıl dünyanın dört bir yanından yüz binlerce ziyaretçi, sırf bu taşı öpmek için kaleye akın eder. Ve bunu yapmak hiç de kolay değil: taşı öpmek için sırtüstü uzanıp, demir parmaklıklara tutunarak, kalenin tepesindeki bir boşluğun üzerinden geriye doğru sarkmanız gerekir. Bu küçük heyecan ve o efsanevi vaat, yüzyıllardır süren canlı bir geleneği yaşatıyor.
Blarney’nin hikâyesi, yalnızca bu taşla da sınırlı değil. Kale, İrlanda’nın en güçlü Gael hanedanlarından birinin, MacCarthy’lerin yuvasıydı; İngiliz tacına karşı bir asır boyunca zekâsıyla direndi ve İngilizce dilindeki bir kelimeyi, “blarney” (yani boş ama tatlı, ikna edici laf) sözcüğünü doğurdu. Üstelik kaleyi çevreleyen, druidlerden kalma gibi görünen gizemli bahçeler, cadı taşları ve zehirli bitkilerle dolu bambaşka bir dünya sunar.
Bu yazıda sizi Blarney’nin hem kulesine hem de efsanesine götüreceğiz: Cork kırlarındaki konumdan MacCarthy hanedanına; o meşhur taşı öpme geleneğinden “blarney” kelimesinin doğuşuna, taşın onlarca köken efsanesinden gizemli Rock Close bahçesine kadar. Sonunda kapısını kendiniz çalmak isterseniz diye pratik bilgileri de bırakacağız.

Cork kırlarındaki masal kulesi
Blarney Kalesi, İrlanda’nın güneyinde, Cork şehrinin yaklaşık sekiz kilometre kuzeybatısındaki Blarney köyünde yer alır. Kale, Martin Nehri’nin kıyısındaki yemyeşil, ağaçlık bir arazinin üzerinde yükselir; bu masalsı doğa, ona adeta bir peri masalı dekoru kazandırır. İrlanda’nın en çok ziyaret edilen mekânlarından biri olan Blarney, hem tarihi hem de doğasıyla gelen herkesi büyüler.

Bugün “kale” dediğimizde aslında görkemli bir kule evinden (tower house) söz ediyoruz. Kalenin büyük bölümü zamanla harabeye dönmüş olsa da, hâlâ ayakta olan o etkileyici on beşinci yüzyıl kulesi, ziyaretçilerin içinde dolaşabildiği, tırmanabildiği canlı bir tarih parçasıdır. Çevresindeki geniş arazi ise yüzlerce dönümlük bahçeler, ormanlık alanlar, göller ve gizemli köşelerle doludur. Bu yüzden Blarney’yi gezmek, yalnızca bir taşı öpmekten çok daha fazlasını sunar; burası, bütün bir gün kaybolabileceğiniz büyülü bir dünyadır.
MacCarthy hanedanının kalesi
Blarney Kalesi’nin bugünkü hâli, 1446 yılında, İrlanda’nın en güçlü Gael reislerinden biri olan Cormac Laidir MacCarthy tarafından, daha önceki iki kalenin kalıntıları üzerine inşa edildi. Munster kralı ve Muskerry lordu olan MacCarthy, İrlanda’nın büyük hanedanlarından birinin başıydı; Blarney ise onların hem askerî hem de yönetim merkeziydi.

Kule, o çağın ortaçağ İrlanda’sında savunmanın ne kadar hayati olduğunu gösteren bir tasarıma sahipti. İçinde büyük bir ziyafet salonu, aile daireleri, mutfaklar, bir şapel ve labirent gibi dar geçitler ile zindanlar bulunuyordu. Girişteki savunma sistemleri arasında, düşmanın üzerine yukarıdan taş dökmek için tasarlanmış bir “ölüm deliği” (murder hole) de vardı. Kulenin tepesine dar döner merdivenlerden tırmanılır; işte o tepede, hem nefes kesici bir Cork manzarası hem de kalenin dünyaca ünlü hazinesi Blarney Taşı sizi bekler.
Blarney Taşı ve güzel konuşma armağanı
Blarney’yi dünya çapında ünlü yapan şey, hiç şüphesiz o meşhur Blarney Taşı’dır (Cloch na Blarnan). Kulenin en tepesindeki mazgallı siperlere yerleştirilmiş bu mavimsi taş bloğu, ilk bakışta son derece sıradan görünür. Ama efsaneye göre, bu taşı öpen herkes “güzel konuşma armağanı”na, yani insanları büyüleyen bir hitabet ve ikna yeteneğine kavuşur.

Bu taşı öpmek, başlı başına küçük bir maceradır. Ziyaretçi, kulenin tepesindeki bir açıklığın yanında sırtüstü uzanır, demir korkuluklara tutunur ve bir görevlinin yardımıyla, aşağıdaki boşluğun üzerinden geriye doğru sarkarak dudaklarını taşa değdirir. Bir zamanlar bu, hayli tehlikeli bir işti; bugün ise güvenlik önlemleriyle çok daha kolay. Yine de yüksekten korkanlar için hâlâ heyecan verici bir deneyim. En az on sekizinci yüzyıldan beri süren bu gelenek, her yıl yüz binlerce insanı kuleye tırmandırıyor; öyle ki taşı öpmek, İrlanda’ya gelenlerin listesindeki en klasik deneyimlerden biri hâline gelmiştir.
Bir kelimenin doğuşu: “blarney”
Blarney’nin İngilizce diline armağan ettiği bir de kelime var: “blarney”. Bu sözcük bugün, “insanı tatlı dille, iltifatlarla kandıran, kulağa hoş gelen ama aslında bir anlam ifade etmeyen laf” anlamında kullanılır. Peki bu kelime nasıl doğdu? Cevap, tam da bu kaleyle ilgili çok ünlü bir hikâyeye dayanır.
On altıncı yüzyılın sonlarında, İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth, İrlandalı reislerin kendisine bağlılık yemini etmesini ve topraklarının kontrolünü tacın temsilcilerine devretmesini istiyordu. Ama Blarney lordu Cormac Teige MacCarthy, bu talebe hiçbir zaman doğrudan “hayır” demeden, her seferinde tatlı sözler, uzun iltifatlar ve akıllıca bahanelerle işi savsaklıyor, bir türlü boyun eğmiyordu. Rivayete göre Kraliçe Elizabeth, bu bitmek bilmeyen tatlı dilli oyalamalardan öylesine bıkmıştı ki, sonunda “Bütün bunlar Blarney; söyledikleriyle hiçbir zaman ne demek istediğini kastetmiyor!” diye çıkışmıştı. İşte o günden sonra “blarney”, tam da bu anlama gelen bir kelime olarak dile yerleşti. Yani bu kale, yalnızca bir taş değil, koca bir sözcük de hediye etti.
Taşın onlarca efsanesi
Peki bu taş nereden geldi ve ona bu büyülü gücü kazandıran nedir? İşte burada iş iyice ilginçleşiyor; çünkü Blarney Taşı’nın kökenine dair birbirinden farklı, birbiriyle çelişen onlarca efsane var.

En popüler efsanelerden biri, taşı İskoçya’ya bağlar. Bu anlatıya göre, İskoç bağımsızlık kahramanı Robert the Bruce, 1314’teki Bannockburn Savaşı’nda kendisine binlerce asker gönderen MacCarthy reisine bir teşekkür olarak, İskoç krallarının üzerinde taç giydiği kutsal “Kader Taşı”nın (Stone of Scone) bir parçasını armağan etmiştir. Bir başka efsane taşı çok daha eskiye, kutsal topraklara götürür ve onun, Hz. Yakup’un rüyasında başını yasladığı taş olduğunu, Haçlı Seferleri sırasında İrlanda’ya getirildiğini söyler. Bazıları ise onu, eski İrlanda krallarının taç giyme taşı olan efsanevi “Lia Fáil” ile ilişkilendirir. En büyüleyici anlatılardan biri de bir tanrıçayla ilgilidir: Munster perilerinin kraliçesi Clíodhna, bir davayı kazanmak için çaresiz kalan Cormac MacCarthy’ye rüyasında görünür ve ona, mahkemeye giderken yolda göreceği ilk taşı öpmesini söyler; Cormac taşı öpünce öyle güzel konuşur ki davayı kazanır ve bu taşı kalesine yerleştirir. Bugün bilimsel incelemeler taşın aslında yöreye ait bir kireçtaşı olduğunu gösterse de, hangi efsaneye inanacağınız tamamen size kalmış; ve zaten Blarney’nin büyüsü de tam olarak bu belirsizlikte gizli.
Cromwell ve göle saklanan hazine
Blarney, yüzyıllar boyunca yalnızca bir efsane mekânı değil, aynı zamanda güçlü bir askerî kaleydi ve İngiliz tacına karşı İrlanda direnişinin önemli merkezlerinden biriydi. Bu da onu, on yedinci yüzyılın kanlı savaşlarında bir hedef hâline getirdi.

1646’da, İrlanda’yı boyunduruk altına alan Oliver Cromwell’in kuvvetleri, komutanları Lord Broghill önderliğinde Blarney Kalesi’ni kuşatıp ele geçirdi. Ama kaleyi almak, hazineyi almak anlamına gelmiyordu. Efsaneye göre, İngilizler kaleye girdiğinde, MacCarthy’lerin bütün altın ve değerli eşyalarının çoktan ortadan kaybolduğunu gördüler; çünkü savunucular, hazinelerini düşmanın eline geçmesin diye yakındaki Blarney Gölü’nün (Blarney Lough) derin sularına gizlemişlerdi. Rivayete göre bu hazine hâlâ o gölün dibinde, keşfedilmeyi bekliyor. Kale sonradan bir süre MacCarthy ailesine geri döndü; ama on yedinci yüzyılın sonundaki savaşlarda, kralcı tarafı destekledikleri için sonunda ellerinden alındı. Yüzyıllar içinde kale birkaç aile arasında el değiştirdi ve bugün de özel mülkiyette; ama MacCarthy’lerin ve o gölün dibindeki hazinenin efsanesi, hâlâ Blarney’nin havasında dolaşıyor.
Cadılar, druidler ve zehirli bahçe
Blarney’yi ziyaret edenlerin çoğu taşı öpmeye gelir, ama pek azı kaleyi çevreleyen bahçelerin ne kadar büyüleyici olduğunu önceden bilir. Bu bahçeler, sıradan süs bahçeleri değildir; adeta bir masal ve mit dünyasıdır. En ünlüsü, “Rock Close” adı verilen, druid çağından kalma gibi görünen gizemli bir bahçedir.

Rock Close, yüzlerce yıllık dev porsuk ağaçları, tuhaf biçimli kaya oluşumları ve efsanelerle dolu köşeleriyle, insanı adeta başka bir çağa taşır. Burada, üzerinden geçenin dileğinin gerçekleşeceğine inanılan “Dilek Basamakları” (Wishing Steps), bir “Cadı Taşı” ve karanlık bir “Cadı Mutfağı” gibi gizemli noktalar vardır. Rivayete göre, geceleri buraya hapsolan bir cadı, kalenin şöminesi için odun toplamak zorundadır; ve yaz gündönümü gecelerinde perilerin bu ağaçların arasında dans ettiğine inanılır.

Bahçelerin bir başka çarpıcı köşesi ise “Zehirli Bahçe”dir (Poison Garden). Kilitli ve uyarı levhalarıyla dolu bu özel bölümde, dünyanın en zehirli ve tehlikeli bitkileri güvenli bir biçimde sergilenir; ziyaretçiler bu ölümcül bitkileri ve tarih boyunca nasıl kullanıldıklarını yakından öğrenebilir. Bunların yanında geniş bir ağaç koleksiyonu (arboretum), egzotik bitkiler ve on dokuzuncu yüzyıldan kalma görkemli bir malikâne olan Blarney House da arazinin parçalarıdır. Kısacası Blarney, yalnızca bir taş ve bir kule değil; bütün bir doğa, efsane ve gizem cennetidir.
Kapısını çaldığınızda
Blarney Kalesi, İrlanda’nın güneyinde, Cork şehrinin yaklaşık sekiz kilometre kuzeybatısındaki Blarney köyünde yer alıyor. Cork, İrlanda’nın ikinci büyük şehri olduğu için ulaşım kolay; Cork şehir merkezinden düzenli otobüslerle ya da arabayla kısa sürede ulaşabilirsiniz. Kalenin geniş bir otoparkı ve ziyaretçi tesisleri var.

Kaleyi ve bahçeleri hakkıyla gezmek için en az yarım gün ayırmanızı öneririz; sadece taşı öpüp çıkmak, bu güzel yerin çok azını görmek olur. Önemli bir uyarı: Blarney son derece popüler olduğu için, özellikle yaz aylarında ve gün ortasında, taşı öpmek için kulenin tepesinde uzun kuyruklar oluşabilir. Bu yüzden ya kale açılır açılmaz sabah erken gitmek ya da öğleden sonra geç saatleri tercih etmek, beklemeyi büyük ölçüde azaltır. Kuleye çıkan merdivenler çok dar, dik ve döner biçimdedir; bu yüzden rahat ayakkabılar giymek ve dar alanlarda sabırlı olmak önemli. Bahçelerde bolca yürüyeceğiniz için yağmura karşı da hazırlıklı olun; İrlanda havası her an değişebilir. Güncel bilet fiyatları ve açılış saatleri için kalenin resmî sitesini kontrol edin; bileti önceden almak kuyruğu kısaltabilir.
Konum: Blarney, County Cork, İrlanda · Koordinatlar: 51.9292° K, 8.5703° B · Blarney Kalesi’ni Google Haritalar’da aç
Aynı yolda görülecek diğer kaleler
Blarney’yi gezdiyseniz, İrlanda’nın kale ve tarih zenginliğini yeni keşfetmeye başladınız demektir. Bu yeşil ada, birbirinden görkemli kaleler ve kadim mekânlarla doludur. Aynı seride keşfedilmeyi bekleyenler arasında; İrlanda’nın en iyi korunmuş ortaçağ kalelerinden biri olan Cahir, bir kaya kütlesinin üzerinde yükselen ve İrlanda krallarının merkezi olan görkemli Rock of Cashel, İrlanda’nın en büyük Norman kalelerinden Trim ve başkentin kalbindeki tarihî Dublin Kalesi yer alıyor. Bu İrlanda kalelerini seri içinde tek tek ele alacağız; yayımlandıkça bağlantılarını buraya ekleyeceğiz.
Blarney, taşa kazınmış bir söz ve efsane hikâyesi. Bir Gael hanedanının kalesi olarak yükseldi, İngiliz tacına tatlı diliyle direndi, bir kelimeyi ve bir geleneği dünyaya armağan etti; çevresine ise cadıların, druidlerin ve perilerin dolaştığı büyülü bir bahçe serdi. Bir gün o kulenin tepesine tırmanıp, geriye doğru sarkarak o meşhur taşı öptüğünüzde, belki gerçekten güzel konuşma armağanına kavuşursunuz, belki kavuşmazsınız; ama emin olun ki, İrlanda’nın en keyifli ve en unutulmaz anlarından birini yaşamış olarak aşağı inersiniz. Ve o günden sonra “blarney” kelimesini her duyduğunuzda, aklınıza Cork kırlarındaki bu masal kulesi gelecek.
