Edebiyat Kulübü
Kısa hikayeler, yazılar, cümleler, kehanetler, yazı yazmak isteyenler.
gök sanatı – 5
- Bu konu 0 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son 18 yıl 4 ay önce
tuna tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
tunaKatılımcıKandırma Sanatı
Karı?lı?ında aldığımız milyonlarca pencereye sahip bir rijit zorunluluk mu yaniş Sadece rüyalarımda görebildişime ulaşabilsem Şikayet eder durur muydumı Yoksa hala hissettiğim acıyı mI payla?malıydım onunağ Yoksa bir daha göremeyeceğimi düşünerek sonsuza fokusladığım gözlerimi ona doğru çevirip elimden geleni mi yapardım. Sanırım hiçbiri olmayacak. Gün kendini içerişi ile birlikte getiriyor.
O kadar güzel bacakları vardı ki, aklım birden onun gibi bir tırtıl olmak istiyordu. Sevdişi tek şey dı? görünüşünden anladığım oburluŞuydu. Ve ben yuvarlak ve yumuşak hatları severdim, onun barındırdığı gibi olanları değil. Sadece insana mahsus, kırıc? olan ve kendini arattıran cinsten. Bir orta çağ gezgini olmaktan mutluluk duyardım fikirsel olarak. Hatta seni tekrar keğfetmek fikri hep sonucuna varılır bir olgu olmuştu. Bir tırtıl olup kafana düşmek istiyorum. Koca kafan, Şimdi kocaman bir kafan var diye haykırarak, ama senin bir tırtıl olan beni duyamayacağına emin olarak.
Kendimi tanıttım bu gün bir tırtıla, ve hislerimi açıkladım ona. Gariptir benimle ilgilenişi. Dinledi, durup, bırakıp oburluşunu beni dinlemeye çalıştı, anlayamayacağını belki de biliyordum fakat gösterdişi gayret bir çok insanda görülmemiş büyüklükteydi. Ve bir defa daha lanet olsun. Ayaşı sakat bir koşucusun sen hayat. Bozsun, en azından benim kadar.
Herıey tekrar geliyor bana doğru, gene hissediyorum çekmek zorunda olduğum acıları, lanet havadan, lanet elektrikli havadan. Bir gün çevremdeki tüm elektronları fırlatacak bir patlayı?la haykıracaşım üzerlerine, yetim bırakacaşım atomları, bir katil gibi, alışkanlık kazanmış bir katil gibi. Sonunda sanatımdandır ki, hayat, ruhuna susayacak kadar aç olacak. Aç ve susuz bir kara parçasının ne kadar sabırsız olduğunu siz bilmezsiniz. Ve evet düşüyorum gene, kim bilir nereye ve ne kadarı
Tutku sanatı
İştah, aç olmak lazım bazen, barza şeylere aç olmalı. Öyle ki gözü kör olmalı insanın o iştahla. Ve hayatı pahasına ko?ması gereken birıey olmalı bu kimi zaman o derece önemli, heyecanı depolayan ve harekete geçiren bir hırsla koşuyor olmak o şeyin peğinde. Tüm enerjiyi vücudumda depolanan her şeyi o şey için tüketmeyi göze almış olmak istedişim son anı tekrar hatırlamamın anısına.
Bakım yapmalıyım varlığıma, göz kapaklarımı daha çok kırpmalıyım. Berrak bir şekilde görmeliyim bu anı. Issızlı?ına kadar çözümlemeli belki de benimsemeliyim bu kalabalığı. Suratları ayırt etmeyi, isimleri hatırda tutmayı, Doğumuma lanet edeceğim günü atlamamayı ve onlar gibi hayata bir rol kazandırmayı denemeliyim en azından. Birinin istedişi oyunu ben, benimkini de o oynamalı kısa bir süre de olsa. Sanatsal olmak zorunda olmamalı her şey, sıradanlığın Şafakta Doğuşunu farketmeliyim ansızın, birdenbire kaldırmalıyım kafamı gökyüzüne ve orda kocaman bir karanlık yerine sonsuza uzanan bir evren hayal etmeliyim, derinlerinde kendimden birıeyler bulabileceğim, bana ait olduğunu sadece hayalimde değil, gördüğümde hissetmeliyim belki de. Z?rh?mın aşırlığından kurtulup, monoton kişilişimden açılan esrarengiz kapının ardında olmalıyım bir gün bile sürse bu. Başka bir şehirde değil, yıllardır olduğum kucakta olsam bile yeni bir özelliğini keğfetmeliyim istemsizce, kendilişinden. Sonra susup, ama ölüme dek, susup, gördüklerimle belki de yorgun bir bilgenin erdemli yaşantısındaki gibi… akan bir suyun çaresizliğini kavramış… sessizliğin o koca çığlığı altında ezilmekten bir tiyatrocu edası ile kaçan… aslında oldukça hasta bir doktor olmalıydım. Belkide bu Şarabıı içmeden önce yapmalıydım bunları, ya da bu gün seni bırakmadan önce. Başırı?ının kulaklarımdan beynime taşıdığı anılarla boğulup, uyduğum birbuçukyılın sonrasında kaldırdığım gözlerimin bulamadığı üzüntüyü özledişimi haykırmadan önce yapmalıydım belki de. Oldukça güzel gördüm bu gün dünyadan bir parçayı. Sonra suya yazdım bunları teker teker, kaybolmasınlar diye.
Gürültü artıyor, ruhsal uyanışa doğru. Koruyuşun yetmiyo. Beklemlerinin virütik bulaş?mı neredeyse yalnız bıraktı seni. Başıl bir yaşamı sabit bir anıyla yaşamak gibi. Herıeye yürüyebileceğin bir yüreği az önce parmaklarının arasında sıkarak parçalamak gibi bu. Bu güne içten kapanan bir kaos. KAOS, ve onun kutsal çocukları. Savrulmadan önce haber verin bana, rüzgara. SIşıntınızın bırakılmış duygularında yaşam bulan bir çiçek var. Ve ölümden dömesi gereken tek şeyi bırakıp, yüzüstü, gidemezsiniz. Silinebilen bir iz bırakırdım size hep. Aslında çektiğim her nefesin içinde geçmişten bir iz olduğunu sanmayın, an(Şimdi) ile oldukça dolu cişerlerim. Hatalarınızın varlığına ettişiniz duaların karamsar kalabalığı oldukça bozuk bir hal sergilese de size son bir hak vermiş olmam… Bilinçten değil, bilinçsizlikten yaktığım bereketi önümde gene buluyor olduğum Şaşkınlığı…
Kaldırıp kafanı, o gördüşün şeyi gene sorguladın değil miş Haylaz seni, her şey aslında o kadar basit ki kafanda, net. Merakın ve varoluşsal şansın karşısında kırmızı karanfiller hayal ediyorum senin için, yüzen. Emin değilsin. Hala olamıyorsun, olsan da olamıyorsun işte. Yapmalı mIyımı Ve aslında hepsi senin, oldukça sahipsin farketmesende. Şimdi gizledişin her oyunu rahatlıkla oynayabilirsin, çünkü senden başkasının değil. Ve ben yaratıcısıyım bunun, işte burada. En derinde olanım, herkeze göre en erişilmez olan yerdeyim, izliyorum. Zekanı kullanmanı, çevreni iyi değerlendirip çözüşünü izliorum ve Şükrediyorum aslında. O kadar iyi niyetliydin ki, ellerimi bile paylaşabilirdim seninle, senin gibi. Tüm hayatımı yönlendirecek, en ince ayrıntısına kadar yorumlayacaksın ve bu sayede yaptığın müzişi dinleyerek aşık olmalıyım ben. Tek ve yalnız değil iki yalnız gibi. Bir aŞustos gecesi aniden evlenmek gibi, gizlice. Ve sezgilerin. Onların başarısın? yaşayarak öğrenmemi sağlamalısın. Her zaferde heyecanlandığımı hissettirmelisin. Ve her zaman bir B planı olmalıdır C planı olduğu gibi. Bunları yapamaycak kadar karamsarsan, ruhumu içine gömerim, onunla yaşamak zorunda kalırsın. Ve gerçekten zordur göründüşü kadar.
Son işaretti bizlere verdişi ve göremedişimiz. Sahipsizliği onu çözümden daha çok, sarho? bir teoriye çeviriyordu. Daha zalim ve daha acımasız olduğumu hatırlayınca mI acımalıyım içten bir şekildeğ Her halimden olmadığımı görseler bile nedendir inatçı bir ya?lı gibi ko?tukları şeyin sarhoğluşuna kapılmaları? B?rak beni artık rüya. Dayanılmaz bir yalnızlığın var. Paylaşamıyorum seni. Senin için açtığım kapılardan, karanlığıma gir ve orda kal artık.
-
YazarYazılar
