Edebiyat Kulübü
Kısa hikayeler, yazılar, cümleler, kehanetler, yazı yazmak isteyenler.
gök sanatı – 8
- Bu konu 0 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son 18 yıl 4 ay önce
tuna tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
tunaKatılımcıİlk Olma Sanatı
Aşk, sana dair. Ve çiçek kokusu, bir yırtılmış kadın çorabı, siyah. Yazılar, karelerde, çizgilerde ve Bir yıldız çoşunda, bir Yıldız. Özlem, sıcak sarımsak hissi, tek bir çizgi ortamızda tek bir boğum, sonra kan lekesi bir tek aklımdan silemeyeceğim. Cennet, hep en üst katta. gizli bölmesinde şeytanın önce öpüldüşü sonra kovulduğu cennet. Daha ileride anılar tarlası, doğduşunda ölenin mezarı, ki orada esen rüzgar ısıtıyor insanları. Gece, yürümek karanlığa, yanındaki yıldızla, korkularını bir kenara bırakıp, her köşe başında. Soğukta, kocaman bir zaman, incecik koluna, tutunan ben ilk defa. Renkler, çimenın karanlığında, 3 hokkabaz, sesler tanıdık, birbirine yaslanmış yorgunlar, biri kısa, biri uzun boyca. Korku, uzaklarda bir yerlerde, oturmamız gerekirken yattığımız yerde, uyumak terledikten sonra, uyumak değil asla kopmamak aslında. Kırmızı, kusursuzdu güzellişinde, koca zaman, gene ???k mavi, bitmesin isteği rüyaya duyulan, geriye dönüş geç kalan, bir yaşamdı aslında bırakılan. Kırmızı, itiraftı direğe yazdığım, az kalsın yakalanacaktım, nuhun gemisinde dönerken ağladım. Melodi, parayla satın alınmış, kalabalık, az ilerisi bir ağaç altı, gölgelemiş ufacık duvarı, yeniler için tek uğrak yeri, adağınla buluŞup, koca çengelinle tanığıp, jilet izlerine kanamak, deriyi siyaha boyamak, ay gök yüzünde gene yıldızlar, dans edebilen ölüm. Huzur, son saniyede başıran insanların, beyazların arasında bırakılan ayak izleri, boşa benzetmeyin asker değil, yeni bir başlangıcın izleyicisi 2 parça beden, bir yaşayan. Güneşim, Şimdi, koca bir göz, gök yüzünde, yalnızca uzaktan sevebileceğim. Dökülen damlalarıyla deniz, o denizde Şimdi boğulan ben, uyuyan kolum yastıkta ruhum sende ama aklım uykuda. Genede mavi koca zaman, eteğiyle üşüyen kız, delik ceplerden giren soğuk hala mI soğuk, seçilen sayı, kimi zaman bir gün, kimi zaman birisi için ya da oksijen kokusu suyun, anlatmak istedişi her şey senin için, anlamaya çalıştırın değil, zaten bildişin için.
Hani ‘varlık’ yokken önemli oluverir ya birden bire, ansızın. Hani BEN, sendeki ben var ya, bendeki SEN gibi, ne SEN gibi, ne BEN gibi…
Hata Sanatı
Of tanrım, uyandır beni artık benim olamayacak kadar çirkin bu rüyadan. İçimdeki bu his, bu kahkaha arkasında gizlenen sakın?k yabancı, ne zaman kimin Doğurduşunu bilmek istiyorum. Damarlarımda akan acıtmasın artık. Evim, al beni içine ve tam dört duvar ör kap? istemez.
Sanatım sana ve bu çiçekler senden daha… Gözlerin kapalı da olsa, orada bir güneğ yakar ya tenini, akIşına sadece sıcaklığından bile hissedebildişin, kaldı ki göz kapaklarından süzülerek aklına çoktan dalmıştır varlığı. Bir gerçeşin çıplaklığı gibi hatırımda kalan fakat doğa kadar muhteğem ve kusursuz, insan oğlunun melekten doğan yavrusu. Sarı ay, koca ay, inmiş yer yüzüne. Kalemsiz yazılarımı okuyabilmende, Ve koca bir ayı reddedişimde yatan anlamdasın sen. Sen, bana ruhunu başırıp ağlayan. Eksiklişinin kanıtın? varoluğumda bulduğum. Düşülesi bir noktada, düşerken ölünesi bir uçurumda, Bu denli kaçınılmaz aşkım sana.
Başkalarından saklanmak için kendi yataş,ın? seçmesi insanın. Yorgansız yatamamak, yastıksız eksik rüyalar. Az sonra doğacak güneğe duyduğum özlem yorgun gözlerimle. Ölümün son nefesi kadar değerli, Doğumu kadar unutulmaz bir çocuğun.
Sonra kırılan geçmişin ayaklarımı kesmesi yürürken üzerinde, O koca ateğte değil gökyüzünde ne aradığımın sorgusu. Açmadı?ın gözlerin kapalıyken bile görebiliyorsa yağ Ya varsa Şu ruh dedikleri rahatsızlık? Zehirden diil hareketlerimin dinginlişi gözünüze takılan, aksine rengini görebildişim rüzgarın masajına takılmış?m, iki kadeh içmeden Şuracıkta onu hatırlamış?m çok muş B?rakılmışlığımdan kopardığım duygularımın yeniden Doğuşu gibi gözlerimde. Süzdüşüm gözyaşlarından birıey çıkmamasıdır ?aşı bakışlarım boğlu?a. Koyuluğumu yansıtırken yitirdişim soŞurucu özelliğimi özlüyorum. Rüzgar, sallanan yapraklar, parlayan yıldızlar ve uyuyan çiçekler, içinde çözüldüşümüz sonsuz okyanusun bir parçası Şimdi.
Gene anlam veremeyip, sinirlenip haykırdığım birden içinde yüzdüşüm göl olur, ben derinlerde bir yerlerde unutulmak istenen gibi yardım beklerim göklere uzanığımla…farkına varınca çöküş başlar birden senden başkası yok yukarıda ve sende yoksun belli ki boş ellerim…
Konuşmamızın yabancılığı a?lıyor sanki, Sonucun hüzünlü olsa gerek kader dedikleri.
Sen, rastlantısallığımdaki tek süreklilişim, ölümümden sonra tek hissedenim, belki de hiç ulaşamadığım ama içimden “benim” dedişim o yıldız kadar yükselen ruhumdaki tek anlamlı iz olsaydın. Daralıyor kesilen ayaklarımın yürüdüşü yollar, yağmur aynı yara üstüne, ateğ yüreğimin aynı yerine… Ruhuna açlığım guruldatıyor kalbimi, akışkan zamanın kıvamı bozulmuş sensiz bu şehir kendi kendini tekrar eder olmuş. Endişenin hasat zamanı mI bu içsel gürültünün ifade ettişi yankılar. Gerçeşimiz çökmüş sende bıraktığım, hayallerimiz kalmış bu güne onlara da ben yabancıyım.
Sıcak akan damlalar, beğinci duvara dü?en gölgeler uyku öncesi, bu gün kapama gelen kara kedinin beklentisi, sevgi dedişin toprak kadar, su kadar gerekli kimi zaman, kimi zaman kandırılı?ından geriye tek kalan insana. Yaka ruhumdaki lekeni güneşin şahitlişinde ve kopyala ismimi bir deftere dişerleri gibi. Kaç isim varsa borçluyum o kadar, yüreğinden değil güzel yüzünden yans?yormuş duygular. Muhteğemlik haberdar değil ne kendisinden ne benden. Deniz kokunda kaybettim kontrolümü ben. Tanrı katında susturuldum, yaz güneşinde, soğuk k?? gecesi ararken sıcağında terlemeye. Oysa belki de bana soŞuyordu nefesin, sessizliğinle işliyordun cinayeti, mutluluşunda görmeliydim bana olmayan yeri. Ki genede silinmez sahiplişinde geçen satırların izleri bende. Hala endişe mi suratındaki ifade, sakınmakta mI kısık gözlerin geneğ
Öldürdüşüm bu kaçınc? yalnızlık, kaçınc? silişim sayfaya sİçrayan kederi.
Sonra kalem sustu, müzik daşıldı, tepelerden alan rüzgarla geldi yırttığım geçmişten parçalarda hatrımda kalan. Aç yapraklarını, değer mi sonsuza ağlamaya bu sezgisel tahmin oyunu. Toplarım teker teker boşa değil bu güne kadar akıttı?ın, mutluluşun göz yaşları geride bıraktı?ın. Yaratılışın tetikçisi hayal kırıklığına mI uğradı ki bu atamadı?ın adım büyümüş kocaman bir engel önündeğ Sabaha kalan suratının parıltıs?, açtığım gözlerimin geceden hasretle aradığı. Geçiyor, geçiyor. Gidiyor, gidiyor sessiz fısıltının kulaklarıma verdişi doygunluk hissi, batırılmamış hançerin acıs? diniyor düşüncelerimde. YaŞamanın hayali bile bir anı dünden kalan. Ve evet benim o yabancı, Şu anın tam ortasında ba?dağ kurmuş oturan.
-
YazarYazılar
