Edebiyat Kulübü

schizophrenia

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #17792 Yanıtla
    tuna
    Katılımcı

    Sahil kumlarının belki de yaratıcısıydı, karamsar da olsa bakışlarında vardı bir gerçek payı. Zor olan ise bu karamsarlı?ın insan oğlunda uyandırdığı bir takım metodolojik fikirsel sanc? haliydi. Milyonlarca yıldan kendisine miras kalan güzellik onurunu başı dik bir şekilde taşımaktaydı. Bu ancak göz göze gelindişinde anlaşılabilir hale gelen bir duyguydu. Ve karşılaştığı insanı fikirsel olarak yıkabilecek bir güce eğ değerdi. Rastlantının büküldüşü, dize geldişi ibarelerle süslenmeden anlatım belki de oldukça alakasız olacaktı. Fakat bir şey bunların hepsini değiştiriverecekti. Seçilen bu yolu bükecek bir şey olacaktı. Buna aklı olan kimsenin inanmayacaşı düşünüldüyse de bu insanlar kendi düşünsel lekelerinden utanacak hale geleceklerdi. Nedenini az sonra anlatacaşım fakat öncelikle biraz beyin antrenmanı yapalım. Atacaşımız adımların neden-sonuç ilişkilerini ortaya koyu? tarz?mda bir eksiklişin olmayacağına emin olmak için öncelikle bir iç düşünsel süreci yaşamalıyız. Fazla değil beğ dakika yeterli olacaktır bunun için. Ve Şimdi kıtasal bir geziye hazır olmalısınız. Uzun ve yorucu bir yolculuk olacak bu.

    Başladığımız yer bir apartmanın bodrum katı. Bodrum katında her küçük oda bir apartman dairesine ait ve ufak adam odaların açıldığı koridorda karanlıktan zaten korkan ama karşı koyma isteğine pek önceden yenilmiş bir şekilde dona kalmış. Etraf? yakıt olarak kullanılan kömür yIşınları ile dolu, neredeyse ufak adamın boyunca her yer kömür yIşın?. Bu ufak adamın Şimdiki hali ise biraz geçmişinden farklı. Bu gün için ona söylenebilecek tek şey sanırım henüz bulunamadı. Düşüncelerin yaydığı titreğimlerden faydalanarak insanları anlamayı alışkanlık haline getirmiş bir üstad denebilir mi acabağ Ya da davranışın süre geldişi eğilimleri doğru değerlendirebilme yetisi ile gözlemlerinden anlamlar çıkarıp bunları aldığı insanın suratına haykırmasına ne demeliş

    “Zaman delikanlı. Geriye kazanılamayan tek yitirişimizdir. Doğru delikanlı. Henüz belki de hiçbir şey yitirmiş değilsin. Yitiminin tek izinin tam üzerinde onu saklarcasına duruşunun tek nedeni belki de içinde bulunduşun kaçınılmaz kaçı? duygusudur. Biliçsizliğine seni iten tek şey belki de üstesinden gelemedişin tek şeydir. Varlık delikanlı. Sen varsın! Yokluşundan etmiş ya da edeceğin bütün şüpheler haklı çıkacaktır. Ve bahsine gireceğin o önemliyi daima alacak olmanda yatan erdemi asla unutmamanı tavsiye ederim. Çocuk, yapabildişin en iyi şeyi yap! Sev.”

    Biçimsizliğin saklandığı fakat dikkatli bir aklın kaçırmayacaşı kadar düzülüşüne üzgün tavır takın?yorum bazen. Ayrıca bu kadar hareket saçlarının birbirine karşımasına neden oluyorsa da aldırmadan seni düzene daha sık? sarılıyor oluşunun nedenlerini belki de sorgulamalıyım içsel bir şekilde, tekrar. Rahatsızlık duyduğum belki de tek şey aslında bunun hiç bir analitik mantık tarafından kabul edilebilir olmaması. Koskoca gözlerini karşımda s?m sık? kapadıktan sonra o kadar tecrübesizce pes ediyorsun ki, lanet olası bir oyun kurmaya bile zaman bırakmadan düzülmeyi bekliyorsun seni ahmak yaratık. Bunları geçelim. Sana dinlettiğim fikirlerimin de seni düzüyor olması daha korkutucu bir gerçek bence. Rastlantısal olaylara yorduğum kimyasal reaksiyonları sünger gibi emiyor sonra büzüşüp emilenleri daşıtıyorsun çevredeki ağaçlar büyüsün diye belki de.

    Kendi var oluşunun satım alanı kurulmuş dostum. Bilincin için yapılan pazarlıklar çoktan bitmiş, seni tüketmişler bir geçici gibi. Halbuki sen kalıcıydın benim yaratımımda. Ve oldukça fazla vermiştim sana dişerlerine nazaran. Fakat yaratımımın talihsiz yıkılışını izlerken farkettiğim o son an uyanış? ile dindi acılarım. Sana belirlilik vermemiştim. Belirsizlişe tahammül yetisinden vermemiştim sana. Ve koskoca gözlerini bunu unutturabilecek kadar güzel yapmıştım, unutkanlıktan olmalı. Bu nedenle seni değil kendimi suçluyor olmamı mazur göreceksin. Ve birileri tarafından satılmış olmana değil, bana dökeceksin gözlerinde sakladı?ın yaşları zamanı geldişinde. Sikik dünya efendisiyle tanı?maya yakın hareketleniveriyor. Sikik dünya yutucu karamsarlığını artık gizlemiyor. Sikik dünya duyuyor musun? Gaia özgürlüşüne kavuŞuyor. Sikik dünya uyan! DoŞuruyorsun…

    Betimsizce anlattıklarınız? anlayamıyorum arkadağlar. Rahat bir nefes aldırmalısınız anlatımınızın karşınızdakinde uyandırdığı duygulara. Pislik içerisinde yürüme zamanımız geçmişte kaldı, artık ayaklarımız ç?rıl çıplak ve koşmaktayız uçuşa doğru, gökyüzüne yakınca bir yerlerde. Ve sonunda o kocaman zekanın ürünü insan denen bizlerin sırları çözüldüşünde ne hissedeceksiniz? Aklınızın çözümlendişini hissedebilecek misiniz sizceğ Buna karşı koyabilecek misiniz? Böyle bir şey mümkün müş

    Bu yüzdendir ki katıl bana yabancı. Katıl ki geri dönebileceğimiz yerde her an sana uzanan ellere beraber karşı çıkalım. Katık olsun fikirlerimiz amacımıza, motive edelim karıncaları bile.

    Sahipsizlerin var olduğunu varsayalım bir defalı?ına. insanlar var diyelim, sahipsiz insanlar. Bu durumu kaç kere düşündün? Ve gücümüz yettişince sahip olalım karanlıklarına bu insanların. Ama sen dur yabancı. Dur dedim! çabuk.

    Çocuk! Karanlığıma gölge düşürme! Yok ederim.

    Kendi karanlığında gölge istemez, biçimsellişini bir yana bırakır, rastlantıları yaratır kendi arzusunca, ve rahatına oldukça düşkün bir rahatsızım ben.

    Rahatına oldukça düşkün bir rahatsızım ben.
    Her an birilerini takip eden bir paranoyak gibi.
    Daha çok dişerlerini dinleyen bir konuşmacı.
    Ya da dilinle tadını alabileceğin sesim ben.

    Gözlerimizin arkasında sandığımız rijit benlişimiz kendi kendimizi kandırma eğilimlerimizden kurtulamıyor ki tek bağına. Bunun, bu evrensel saldırının olabilmesi için gerekli olan fazlaca yamulmuş uzay boğluşunda birbirimizi başlayan tek şey varlığımızın fiziksel bütünümüze olan formülsel yansısı mış Bu kadar nedenselleğtirilemez belki de realite dedişimiz sanal uğraş.

    Realite sanal bir uğrağ mıydı?

    Bizler var olanlarla malesef sınırlı düşünmeye programlanmış sanal uğrağlarız çocuk! Görebildişimiz bu sınırları asıl çizenler ise bunu istemle yapan kendi benlişimiz olabilir miş Burada bilinmesi gereken şey bence rastlantısallı?ın gittikçe tıkızla?maya başlaması bilinci.

    Çocuk, sana bir az ümit denilen istemcil yanılsamadan bahsedeyim. Yok oluşunun zihnine yaklaştığında Şu oynamayı sevdiğin oyun var ya. Bak çocuk, ne de çok ümitlendişini hissetsene. Ve hatırlasana bunu yapmak için a?rısada bacakların koptuşunu sonsuzca kere. Böyle bir şey işte. Rahatsızlığının ruhuna verdişi fiziksel bir tepki gibi oluŞup seni esir alan bu tuhaf benlik safsatasın? bırak. Koymak istiyorsan ko? çocuk, yorulmak olsun amacın. Almak istiyorsan tut çocuk, büyük ihtimalle sahip olduğun şeyleri zengin edeceksin. Çünkü sen çocuk, sen varlığın bilincine Doğuştan yatkın ve bükülmüş rastlantısallı?ına hükmedebilecek belki de demiyorum kesinlikle ve kararlılıkla tek kişisin. Bitimin o ansızın gelen sanal varsayımlarını gerçek bir güç gösterisine çevirebilecek tek kişi olnaın anlamını çizebilirsin bana. Ve senin sanallı?ındaki zihin oyunlarının farkına varabilen bir kişi bile çıkmadı henüz. Hayatı ya?ayı? şeklindeki zengin kokuların farkına varıp boyunduruşun altına aldığın binlerce insan her sabah rüyalarında gördükleri şeyin anlamını bilenin kim olduğundan emin. Bunca karmaşık fakat asıl olarak yaratımı en zor olandın sen. Basittin ve seni en zor yarattım ben. Çocuk, güçlüsün, eğimsin yürüdüşün zaman düzde yarattığın. Silik fakat herkesin içinde olansın sen. Tam olarak farkedemedikleri ama içlerinde hissettikleri şeysin.

    Çocuk, sen şeysin. Sen bir ve sadece bir şeysin.

    Küllerin arasından onları sarsmadan esebilecek bir rüzgar ol benim için uzun yolları almaya biraz olsun hevesim kalsın içimde o zaman. Ve yağmurun toprağa dalmadığı bir manzara ile karşı karşıya bırak beni ki üzerinde yürümemi sağla yeryüzünün, ona değmeden. Ben artık fazla ister olduysam bunu zaten biliyor ve gerekeni yapıyor olmalısın haksız mIyımı Konuşmadan alna?abilmeli miyiz acabağ Ya da olması gereken bu muş Mesela sadece kendi dünyamız dışındaki gözlemlerimizin paylaşımı için konuşsak.

    Çocuk sus! Sus ki beni anladığın ortaya çıksın.

    Birlişin askerleri bulunan en doğal görsel saldırı karşısında gerçekten kayıtsız bir ilgi ile ödevlerini yapmakta iken sen, sen askerlere kumanda eden komutanın “bir”i. Lanet okunası suratın? yüzlerce akıldan kazıyamam ki tekrar dönüştüreyim seni birlişin karanlığına katılmak için her gece. Be asılsızca sarfetmekte olduğun senin değil cümlelerin beni bezdirene kadar çekmem gereken acıların gerçek ödülünü alabilecek miyim kiş Var mI yarınımızın garantisiş Hiç oldu mu ya dağ

    Çocuk garanti verilen değil hissedilen olduğunda rahat bir befes al karşındaki için.

    Gene de rahatsız yılların oluşturduğu bütünde var olan parıltılardan etkilenmeyecek değilim. Bünyem zayıf, aklım karmakarşı?k ve üzerime attığın koca a?dan kurtulmaya yıllar var gibi yoğun meditasyon anının tekrarı gibi her günüm.

    Bitecek, acele adımlarına inat etmiş gibi bu güzel günlerin. O zaman ne yapacağını hiç hayal ettin mi çocuk? Hayal etsen bile inandırabildin mi kendiniş

    Renkli gölgeleri görmüyor musun, değişen, yeğil, mavi, sarı hatta gri renkte bir sürü ardı sıra objenin enerjisini ifade edercesine. Ve bulutlara, varsa baksana. Bir grup kurmuşlar kendi aralarında karamsar kokular üretir gibi. Biz ise bulutların altlarını püskürüklü boya ile kırmızı ya boyama hayalini şiddetle güdüyoruz. Ruhlarımız izlenmekte. Yans?tığımız iç dünyamız? hareketlerimize, çok farklı olmak zorunda. Kimliklerimizin hiç biri sakladığımız o asıl yalnızlığımız hakkında bilgi vermez. Doğumumuz bunun en güzel orneği ve adaşıdır var sandığımız ya da sanıyor oluğumuza tamamen ve hükmen kabul etmelisin ki gaddarlığım kerçekten sadece kendi kendime yetiyor. Uzun sanarak kaleme aldığımız yolculuk aslında tek bir kelimelik oluveriyor yolun sonunda. Kırmızı yazıyoruz sonra kapkara bir kalemle. Sihir değil bu, aslında bir kalem var mI bundan emin bile olmaz bir durumda. Sol elimizin aslında bir başka sağ el olmadığını bir kelime ile kanıtlarsanız beni anlarsınız. Ba?arımızın nedensel gerçeşi ne kadar rahatsız ediyorsa da sizi, birikimleriniz karşısında saygımız? göstermekten çekinecek değiliz. Ve sen RUS. Kalk ve kendini parçalara böl. Her parçanda farklı bir özelliğin olsun. Bir gaz ve toz bulutu olabildin mi RUS? Sen RUS, ben o içinde yaşadığın gaz ve toz bolutuydum, içine çektişin nefesini. Kapsadığım tek şey ise koca bir hava boğluŞuymuş ve ben bu boğluŞu attım içimden RUS. Güç sandığın tavanları transparan bir renge boyadım RUS. Kırmızı. Ama sana satılmış olan kırmızı . Yoksa senin almış olduğun mu demeliydimı Şu gölgemi boyamak için peğinden ko?tuşun renk. Rahatsızlığımı arttırıc? seslerin şarkıs?. Rüzgarda sigar içmek gibi bir şey. Ya da sana çok yakın, uzanıp kolayca alabileceğin bir şeyi inatla almamak gibi. Bilimsel olmayan ama o anda en mantıklı gibi görünen yol. Teknişi olmayan bir pratik gibi, içten gelen.

    Yoksa benim gibi teknişi olmayan bir pratisyen değil misiniz? Kukla mIsınız?

    Bir takım kadroları doldurmayın günlük hayatınızda, en azından benim için. Biraz olsun sanal bir kadronun varlığı değil bahsettiğim. Bilimum katma değer ve saçma değerlerinizi tekrar gözden geçirsenize yatmadan önce uykuya dalmadan hemen önce. Katliama mI maruz bıraktım sizi yoksağ Bitimin muhteğem izlemi karşısında kim istek duymaz ki ko?mayağ Rahat olun çünkü yürüdüşünüzü sansanız bile koşmaktasınız, yüksek bir hızla. Ve öyle yorgun hissetmek istiyorsunuz ki bir an önce bitişi izlemek gururu ile övünesiniz. Karamsar olmaktan pek öte bir düşünü? bu. Düzgün insanlar var çevrede, düzük ya da sikik her neyse…

    Bilgiç bir tabırla “sınırsızlık” dedi. Belki de bahsettişi şeyin tam olarak farkında değildi. Ancak ne de olsa farkedecek olacağına emin bir şekilde tekrar söyledi. “Sın?rsızda olmak”. Kuru bir toprak parçası ile yetineceğini mi sanıyorsun onun? Sahip olduklarını bile alabileceği en iyi durumda görme görevi verilse verilse bir meleğe verilirdi. O’da öyle fakat bir kaç yönden meleklerden farklıydı. Adı melek değildi en basit olarak. Bilincimizi zorlamayı öğretti bize. Olacak olana garklı yönden bakabilmemiz için uğraştı bizimle. Be sonunda aldığı şeyi sadece ve sadece uğrağlarının süregeldişi anılardı. Sonuçlarını görmeye bir neden bulamıyordu her nedense. Oysa ki bizler sonlara muhtaç hissederiz kendimizi.

    Sonlar ve sonuçların nedensiz olması durumu muydu bu? Ucunu bile açmaya halimiz kalmasa bile kalemimizin, yazmak için neden bu kadar heves duyarız kiş Ne de olsa ifadelerimizin bütününde yatan karmaşık fakat geneli basit düşüncelerimizi anlayacak ya da anlatılmak isteneni anlamlandırmaya soyunacak hiç olmaz ki. Gördüşümüz ???k uzaktan saf gözükse de yaklaştıkça üzerindeki kirlenti lekeleri görmeyecek misiniz sanıyorsunuz? Benim izlemsel düşlerimö değil ki bunlar bükesiniz.

    Benim izlemsel düşlerim değil ki bunlar düşürülesiniz.

    Bir kontrol mekanizmasının aslında amacını unutup daha çok sınırlayıc? sinyaller vermesi kadar olmasa da bildiklerimizin sızıntısında kayıp olmuş şehirlerin bence bulunduşunuz yerden pek de farksız oluşuna ?aşırıyorsanız, nihayet önceliklerin yaratım projesine dahil edildişinizi anlamış olmalısınız. Ve bu düşüncelerinizin ansızın değişeceği anlamına gelen harf gürültüsüyle karşı karşıya kalı?ınızdaki Şaşkınlık ifadesini bir yerlerden hatırlıyor gibiyim.

    BuruŞuk hatıralarınızın en düz yerlerini bir defa olsun tekrarlasanıza düşünsel olarak. Belki elinizle çarıaf düzeltircesine bir heyevana kapılıp son anda okyanus gibi daşıtırsınız unutmak istediklerinizi.

    Kendinin sevilişindeki o yumuşaklık hissi belki de onu öldürme düşüncemizi yok eden şey. Bu durumda yok olmayacak tek şey en yumuşak olan mIdırı Her şeyi öldürme isteğimiz mi varı Yoksa barza şeyleri miş Kim bilir belki de rahatsız olan biz değil, biz olmayan başka şeylerdir. Neylerdirı Damarlarımızda akan kanın Doğuşumuzda değiştirilmedişini kim ispatlayabilir kiş Kendi kalıtsal pislişimizde yaşama devam ediyor olduğumuzu mu düşünüyorsunuz? Biraz iyi niyetlisiniz ya da ben olaşanca paranoyak bir ruh hali içindeyim. Birileri benim kadar olmasa da bu rahatsızlıktan bir takım hevesler duyuyor olmalı.

    Sizler onca evrenin içinde birden başka canlılar olabileceğine inanırken nasıl olur da benim gibi, beni anlayan birinin olabileceğine inanmazsınız kiş Erimiş konforunuzun yüzeye akma durumunda olduğunu söyleyebilirim ancak. Pek de samimi olmasam dahi düşman denen kavramın ciddiyetinin farkındayım. Önemliyim varsayımlarınıza.

    Önemliyim varsayımlarınıza.

    Koyu ya da sığ olmayan bir şekilde görüyorum. Anlamların bağlı olduğu temel duygularımızın rahatsız alanındaki gözlerim ile görmekteyim seni. Çenenin iki tarafında yumruklarımla açtığım şirin çöküntüleri görüyorum mesela. Ya da ters bir soru işaretine benzeyen, ince bir düşüncenin ürünü saçlarını görüyor olmam pek normal geliyor. Ve daima gülmeye çabasında olmadan gülen bir surat nasıl olur da bir vahşi , bir o kadar heyecanlı bir katliamın sonucunda anılır. Taşır doğa kanını. A?rızalı beynilerin sonucudur, bu rüyasal katil şiiri. Nedir, sorma. Kırmızı veriyorum sana bir. Kırmızının yüm tonlarını vermiş oldığumu biliyorum. Y?k?l karşımdan Şimdi. Rahatsız sinirlenen bir ya?lı olarak bırak beni, yoksa canın dedişin o değersiz şeyi zevkle ve bir Şölenle alacaşım, alırım.

    Sıralanı?ları boy boy insanların bir araya gelerek güneşin tepelerine vurduklarında bile. Seçim her gün devam ediyor, seçilim kriterleri var olana endeksli, hayallere değil. Rahat olmaktan uzak avlanan orta çaşı insanları günü geldişinde birbirlerine alabildişine yabancı oldukları gerçeşi ile yüzleğip hatalarının farkına vardıklarında pek geç olacak. Senin suratına baka baka rahatsızlı?ın? dile getirmenin en ilkel yollarını deneyecekler. İçeri, dışarı, yukar, ayaşı ve sağa ve sola göz dizilimi ile beraber durmaksızın. Sarldırılar senin en zayıf düşüncelerini hedef alsa bile cesur ol çünkü senin hayallerin onlartın ulaşamayacakları kadar canlılar ve kolay kolay yık?lamayacak kadar sağlam inşaa edilmişlerdir. Dişilerin birbirlerini çevirişleri gibi yalın ve belki de olabildişince kusursuz geliyor günler arka arkaya. Hem sızıntılardan toplanan yağmur suyunda yüzüyorsun hem de o yüksekten dü?en damlaların ehr birinde yüzüyorsun. Kaleminle. Zaten kalem yaşıyor sanki bunları sen kör bir anlıksın. Pirinç tanelerinde saklı moleküllerin dizildişi yolda yürüyenin kim olduğunu sanıyorsun? Bir takım canavarlar yok, sadece bir tane var o da öldü.

    Lanet kimim ben? Siz benle dalga geçmeyin, benim sizinle geçtiğim kadar lütfen, yalvarıyorum…


    Aycan ARICAN

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
Yanıtla: schizophrenia
Bilgileriniz: