Edebiyat Kulübü

seni sana beğendirmek zor…

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #17811 Yanıtla
    tuna
    Katılımcı

    .1.

    Havada kar kokusu vardı. Önce sarı bir rüzgar esti. Bilinçlenmiş bir serseri gibi sakinleğiverdi tüm dinamizmi şehrin. Sonra gözler birer birer kapandı görülmezlişe. Hayal gücünün bütün hediyeleri ardı ardına belirginleğmeye başlamış, kuruyan beklentilerin dallarında çiçekler açıyordu. Sade bir kahve aldım öncelişi kendime vererek. Yarısın? yere döktüm. Dökülen kahve önce kan gibi kırmızı kırmızı yayıldı, daha sonra tekrar birleğerek bir balerinin pabuçlarına dönüştü. Birkaç figür sergiledikten sonra tekrar koyulaşarak eski bir şarı söylemeye başladı. Saşımda yükselen gölgelerden geçip uzun bir yolculuşun sonuna oturup ba?dağ kurdum. Konsantrasyonumu toparlamak için derin bir nefes aldım ve sahile vuran dalgalara bıraktım kendimi. Çelişkileri teker teker çürüten tezler geldi aklıma birer birer. Ve yavaş yavaş boğuluyordum. Mutluydum, boğulmak sorun değildi. Ta cişerlerime kadar boğulmuştum artık. Yaşıyor muydum bu noktadan sonrağ İplere asılı çamaşırların hiçbiri bana ait değildi. Hiçbir mektupta yazmıyordu ismim. Aslında pek de kötü değil bu belirsiz karmaşıklık. Oldukça tek düze. Geri çekildi, çimenlikten çıplak ayaklarıyla geri çekildi sevinç sesleri. Birkaç nefes daha aldım ve değerinin farkında olmadan geri verdim. Ardından kapıların kapanı? sesleri çöktü kulaklarıma. “?tiliyorum” diyordu beynim ama seslendiremiyordu vücudum. Ardından sessiz odama doğan gürültülü kol saatim ezmeye başladı konsantrasyonumu. O konuştukça eksikti sanki birıeyler. Kırdım onu ve daha sonra doğan pişmanlığımla savaşımda kazandığım zafer aslında fırtınadan önceki sessiz adımlardı benim için. 23 yanında olduğumu söylemişsem de aslında birkaç dakika önce doğdum ben. Önce yokoluğumu gerçekleştirmek zorunda kaldığımı anlamıştım. Bu insanın sınırıydı. Kendini yok etmek. En zor sınırlar aşılabiliyordu. Hedefi bitim bir sİçrayı?a hazırlanmıştım, bir kaç defa bittiğimi sanarak. Sonra rüzgar kadar hissedilen ama gözlerimin inatla denemesine rağmen farkedemeyeceği kadar yoğun bir kuvvetle öpüldüm. Sarıldım ışıktan körleğen her güneğe. Ve doğdum ben. 3’e kadar sayacak ve yapacaktım fakat sayıyorum hala, asla duramayacaşımı bildişim için başladım. Derken yıldızlara ateğ açtım bensiz bakışlarını çaldılar diye her birini azarladım ve topladım teker teker kendime sakladım. Gördün mü beniş

    ::2::

    Derken çizgiler büküldüler ve keskin olmayan yuvarlak eğrileri oluşturdular. Artan değerler ileri götürmüyordu hiçbir şeyi. Bir çeşit dağ yükseklişine tırmanarak manzaraya susmaya geldim ben. Ona verebileceğim tek şey belki de buydu. Ancak asla bu tür bir tükseklişe tırmanamayacaşımı biliyor, gene de yukarı atıyordum adımlarımı bir bir. Buna nehrin akığı diyordum. Sonu belirgin bir yolculuşun oynadığı akıl oyunu. Dürüst bir oyun. Bir tür aydınlık gibi. Fakat ben karanlıktım ve daha da kararmaya meyilliydim aslında. Oldukça cesur öldürebilirdim değer yüklenebilecekleri. Ustaca ve gururuna yakığır yöntemlerle. Yumuşak bir zeminde kaşıdı yırtmadan kitaplar yazabilirdim. Mükemmellişini gizleyebilirdim zarif oyunlarımın. Memnuniyetimi belli etmemeye alı?tırıldım. Bu alı?kanlığımdan kurtulabilmeyi de öğrendim. Tekil bir koşunun çaresizliğinde zaferle dalga geçen köpeğimin adını da ben koymuştum. Adın? koyduğum bir çok şey vardı ancak onlar için en iyisi bunu unutmam olacaktı. Ellerimi yukarılara kaldırıp rahatsız bir şekilde gerindim. Şimdi daha rahatım. Kötü kokuyor gene de bir şeylerin kokusu kötü geliyor bana sanki yanmaması gereken şeyler yakılmış haksızca.

    :::3:::

    Kimse aldırmıyor ama ben farkındayım. Her hareketimi kaydeden bir gölge gibiler. Var olduğum her yerdeler. Birden çok, tıpkı bir örgüt gibi bir çok surat ve bir çok k?lıkta fark edebiliyor insan. Bazen bu anlam Doğuran teknolojiden başı dönüyor insanın.Tüm bu kaynakları olaşanca etkili bir şekilde kullanmasın? öğrenmek için oldukça fazla eğitim almış olmalılar. Şu an içtiğim sıvıda sadece kahve olmadığını bilerek onu içmeye devam edebiliyorum delirmeden, panik yapmadan. Ama gizli planımı asla öğrenemeyecekler. Bir planım olduğunu biliyorlar ancak buna hazır olmadıklarının farkında değiller. Aradıkları şey kafamda çizdişim plan değil. Yanlızca bir meyvayı çürütmeye çalışıyorlar. Önce susuz bıraor, sonra da ???kları engelliyorlar. Bu şekilde beni engelleyemeyeceklerinden bihaber. Geçmişten birinin verdişi telkinleri hatırlıyorum Şimdi. Ne de boş laflarmış aslında. Belki de o da bu oyunun bir parçasıydı. Kim bilirı

    ::::4::::

    Bütünleğik bir kabus çözülmek üzere. Çıldırtan anların itirafları dökülüyor insanların kontrolsüz çenelerinden. Sonra tuğlaları birleğtirmek kalıyor geriye. Ortaya kocaman keskin bir cevap çıor. Tuğlaların kendisi bir şey ifade etmezken bu koca duvar insanın aklına koca bir sükun gömüp susuveriyor. Anlam, akıla doğduşunda birden tüm değeini yitirir ya. Tıpkı onun gibi bir sessizlik esiyor suratına doğru insanın. Pasif bir etki değil, aksine sanki zenginleğtirici garip bir etkisi var. Devamında karşıan, aslında zaten karşı?k olan parçalanmışlık ip uçları veriyor. Daha doğrusu insan bu ip uçlarını buluyor tam o anda. Gerçek, yamulmak için, bükülmek için çabalıyor sanki. Ve sonunda hep o yeniyor bu oyunu, tıpkı eskiden olduğu gibi. Biçimler s?v?la?maya yüz tuttuşunda fikirler de akıp gidiyor, uzaklaşıyor. Pratik bir çözüm asla kurtaramıyor dü?en hevesleri. Düştükçe uzaklaşıyor kavramlar. Belki de ben uçuyorumdur, kim bilir ya da ne farkederı

    :::::5:::::

    Dün bir yabancı vardı. Acemice hazırlanmış çelişik soruları hiç düşünmeden bana doğru attı. Sonra bir değişim…kişilik havuzunda boğulan biri daha. Ve ardından oynanan profesyönel senaryonun çocukları ağlamaya başladı. Her sıfat yetersiz bir duru?tu benim duruğuma. Savaşın masum katili gibi çaresiz öldürmüştü ellerim. Yorgun fanilere verilmiş karamsar bir gülümseme, minnettarlığın kapanı? perdesi gibi alk??lar olmadan yaşanmıştı. “Olu?”, yanlızca anında ve detayda güzel olan…cümlelerle katlettiğimiz detay anlar, genelleğtirdikçe çirkinleğen. Pis bir koku Doğuran betimlemelerin ayrık algılara sönük yansısı. Kendi düşünsel dünyamın kökleri alg?larımı çamurla kopyalamaya çalışmak, hele de sonuçta ifadesiz bir sessizlikle karşılaşacaşımın işaretlerini daha en baştan görüyorsam, bu, ölümlü bir uğraşının zaten gömük halinden başka birıey değil. Ben yapraklar görüyorum etrafta üzerleri kabartılı damarlarla bezenmiş. Sivri çevrelerinde iınelerin batmaya hazır keskin duruŞu ve yağmur gibi yapan toz kaplı çarıafları. Onlar ormanı gösteriyor parmaklarıyla. Halbuki orman sizin kafanızda çoktan öldü.

    ::::::6::::::

    İçi boş devinimler yenildi artık. Ufka çeyrek kaldı, o bile yenik düştü uzaklara. Aranan herşey daha da saklandı ve boşluklar alabildişine büzü?erek yoğunlaştı. Çimenlerden yansıyan damlalar gözlerimi yakmaya başladı. Çizgiler kesildi, noktalar ayrıntı ve kırmızı koyulaşarak süzüldü beyazdan. Pembe bir gökyüzünden geçtim ve düşmeye başladım, damlalarım geride kalıyordu. Zihnim buluşmayı canlandırırken toprak kokusunu anımsadı burnumu görenler. Kavu?turulamaz bütünden yitirdim bulutlarımı fakat her hangi birinde kalabilir gözlerim bu akıam. Önce ellerimle sıktım sıvıları. Daha sonra demirle dövdüm ve güçlendirdim. Gözlerimle ovarak cilaladım parlayığıyla yolumu bulayım diye yetmeyen ay ışığında. Soyundum gri gözlüklerimi ve yeni gözlükler denedim. En çok kırmızı bakan gözlükten gördüğümü hissettim bir ara. Sonra hiç göremedişime tanık oldu gözlerim, yoruldu sonra. Daha yavaş kirlenmeye başladı odanın havası. Bulutlar alçak bulutlar oturdu karşımda ve birden resim gibi düştü gölgeleri duvara. Bitti sonra geriye tanıdık renkler kaldı. Saydamlık içi görebilmek değil içini gösterebilmek demiştim. Onlar uzaklaştıkça ben yaklaştım ve o da yaklaştı uzaktan. Demir tatlar terketti boşaz?mı, mişdeme indiler. Gözlerimde kal diye yalvardım bakışlarıma, dinlemedi beni. Hafifledişim hissi kandırmayı, ben de kandırılmayı bekliyordum. Biraz daha beklemeyi düşündüm sonra yavaİça uzaklara uzandım hatırlamak için bakışlarımı…

    Aycan İrican

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
Yanıtla: seni sana beğendirmek zor…
Bilgileriniz: