TÜRKİYE’DE 2000-2005 DÖNEMİ İŞSİZLİK ÜZERİNE TARTIŞMALAR

MAKALENİN İSMİ: TÜRKİYE’DE 2000-2005 DÖNEMİ İŞSİZLİK ÜZERİNE TARTIŞMALAR

MAKALENİN YAZARLARI: Berrin CEYLAN-ATAMAN

MAKALENİN ALANI: Sosyal Bilimler ve Çalışma Ekonomisi

MAKALENİN AMACI: Bu çalışma 2000-2005 döneminde yaşanan ekonomik gelişmelerin neden işgücü piyasasına yansımadığının açıklanması üzerine yapılan tartışmaları ele almayı amaçlamaktadır. İstihdam yaratmayan büyüme tartışmasını çözümlemeler getirmek. 2001 krizi ile oluşan işsizlik oranının 2002’de başlayan ve devam eden hızlı ekonomik büyümeye rağmen işsizliğin azalmamasının nedenlerinin açıklanması amaçlanmıştır.

MAKALENİN ÖNEMİ: Bu çalışmanın önemi ilk olarak ekonomik büyümenin neden istihdam yaratmadığı konusunu araştırmaktır. İkinci olarak büyümenin kaynak incelenerek büyüme-istihdam ilişkisini açıklamaya çalışacak bu bağlamda istihdamın nasıl yaratılacağı konusu üzerinde çalışmaktır.

MAKALENİN KAPSAMI: Bu çalışma Türkiye’nin 2000-2005 dönemi işsizlik konusunu kapsar.

MAKALEDE KULLANILAN MATERYAL VE YÖNTEM: Bu çalışmada materyal ve yöntem kullanılmamıştır. Çeşitli analizler yapılarak tablo değerleri elde edilmiştir. Bu makale Ankara’da 7-9 Aralık 2005 tarihinde gerçekleşen 9. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresinde sunulan tebliğinin gelişmiş şekliyle ‘İktisat İşletme ve Finans’ dergisinde yayınlandığı için ikincil kaynaktır.

BULGULAR: Bu çalışma sonucunda elde edilen bulgular; tarım sektörünün halen istihdamdaki payı %35 gibi yüksek bir orandır bu oran ABD’de %4’tür. Kırsal yerlerde kentsel yerlere göç devam etmektedir. Göç sonucunda ortaya çıkan eğitimsiz ve niteliksiz iş gücü ve/veya kayıt dışılığı besleyerek sorunlar oluşturmaktadır. Çalışma statüleri itibari ile bakıldığında ücretli çalışmanın toplam istihdam içindeki payı gelişmiş ülkelere göre küçüktür. 2004’te ücreti-yevmiyeli-maaşlı çalışanların toplam istihdam içindeki payları yaklaşık %50’i bulurken bu oran AB ülkelerinde %80 civarındadır. Türkiye’de 200-2005 dönemi işgücü piyasası verileri 2001 krizinin ardından işsizlikte önemli bir sıçrama olduğunu ve işsizliğin %10 civarında kronikleştiğini göstermektedir. Katılım öncesi programın 2007 yılına ilişkin tahminlerinde işsizlik %9,3 olarak görülmüştür. Üniversite mezunları arasında işsizlik oranı %25 olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye ekonomisi 2001-2004 arasında ortalama %4,6 oranında büyümüştür. TÜİK verilerine göre 2005’te %5,3 2005’te %3,4 olan GSMH’daki artış resesyon endişesi yaratırken 2005’teki %7,3l’ük büyüme 2005 yılı hedefi olan %5 e rahat ulaşabileceğinin işaretini vermiştir. 2005 de devam eden büyümenin iç talepteki artıştan kaynaklanması işsizlik üzerinde olumlu etki yaratmış ve işsizlik 2005 döneminde %9,5’den %9,4’e düşmüştür. Özel sektör 2004 de toplam yatırım harcamalarının %42,2 imalat sektöründe gerçekleştirilmiştir. DPT verilerine göre 2004 yılı toplam kamu yatırımlarında en yüksek payı %35,5 olarak ulaştırma sektörü almış sonra %13,7 ile eğitim ile %13,3 ile enerji gelmektedir tarım ise %9,1 paya sahiptir. Sanayideki büyüme ticaret sektörünü canlandırmıştır. (%16,3)

Düşük tutulan kurun etkisiyle özel tüketim harcamaları %10 artmıştır. İmalat sanayinde 2005’in ilk yarısında 2001’e göre üretimin %36,36 ve ihracatın %71,81 artış göstermesine karşılık çalışanların sayısı %3,8 çalışan başına verimlilik %31,33 artmıştır, reel kazançlar ise %11,31 gerilemiştir.

Ulaştırma ve haberleşme sektöründe gelişmeler olumludur.2005’de hizmetler sektöründeki %15,3 büyüme hizmet sektörünün büyümeye önemli katkısı olduğunu göstermektedir. 2005(ııı) de tarım sektöründeki büyüme %6,4 ile oldukça yüksek bir orandadır.

SONUÇ: Son dönemde Türkiye’de yaşanan işsizlik üzerine tartışmalar ekonomik büyümenin kaynaklarının çok çeşitli olduğu ve büyümenin işsizliği düşüreceği öngörüsünün her zaman geçerli olmadığı üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu bakımdan Türkiye’nin istikrarlı bir büyüme hızına ulaşması; istihdam yaratılması için üretken yatırımların arttırması; istihdam seviyesini yükseltmeyi hükümet politikalarında bir hedef olarak benimsenmesi; işsizlik ile mücadeleyi öncelikli bir sorun olarak görmesi gerekmektedir.

Türkiye’de uygulanan politikalardan işsizliğin salt ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir sorun olduğu gerçeği dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda işin ‘insan onuruna yakışan bir iş olmasını’ sağlamak politikaların temel hedefi olmalıdır. Bunların yanı sıra, sosyal diyalog mekanizmalarının işletilmesi ve toplumsal uzlaşma sağlanarak politika oluşturulması, işsizlik ile mücadelede başarıyı arttıracak unsurlar olarak görülmelidir.

KAYNAKÇA: Bu çalışmada sekiz Türk, bir yabancı araştırmacı yer almıştır. Dört kamu kuruluşunun verilerinden ve birçok internet erişiminden yararlanılarak hazırlanmıştır.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir