Kamp Yapılabilecek Yerler
Kamp kurmanın bir diğer keyifli yanı, iyi anlaştığımız arkadaşlarımızla eğlenceli zaman geçirebilmektir. Akşamları ateşin başında birlikte yemek yapmak ve şarkılar söylemek, sabahları hep birlikte kahvemizi içip denizde oyunlar oynamaktan daha güzel ne olabilir ki? (Aşık olmak 🙂
Çadırımızı temin ettikten sonra yapmamız gereken en önemli iş iyi bir yer bulmaktır. Genellikle doğayla başbaşa, sessiz sakin yerler tercih edilir.
Turistik bir yerde, şehir merkezinde çadır kurarsanız hem oranın yerli halkı, hem turistler, hem de jandarma tarafından sık sık ziyaret edilirsiniz. Bu nedenle gözden uzak yerler tercih edilmeli. Bu da çok güvenli olmayacağı için en güzeli çadır alanı kiralayan bir yerde konaklamak.
Muğla Gökova‘da, Orman Dinlenme Tesisleri kamp kurmak için son derece ideal bir mekân. Burada çadırınıza elektrik çekebiliyorsunuz, böylece telefonlarınızı şarj edebiliyor, mini buzdolabınızı çalıştırabiliyor veya televizyon izleyebiliyorsunuz (Yapanlar var). Bu kamp yerinin en güzel tarafı, orman, deniz ve nehir üçlüsünün hepsiyle iç içe olabilmeniz. Bu arada giderken yanınıza olta ve sinek-böcek savar spreylerinizi de almanızı tavsiye ederiz.
Kırklareli’ne bağlı bir sahil kasabası olan Kıyıköy de kamp yapmak için oldukça ideal. Burada çadırlarımızı ormanlık alana değil de kumsala kuruyoruz (Harika değil mi?). Balık tutmak isteyenler için nehir imkânı burada da var. İstanbul’a iki saatlik bir mesafede oluşu işin diğer bir güzel yanı. Fakat bu nedenle hafta sonları çok kalabalık oluyor.
İstanbul’da olanlar için çok daha yakın bir yer var: Vosvos Kamping. Sarıyer Marmaracık Koyu’nda yer alan bu kamp alanı (H2000’in yapıldığı alan), yine hafta sonları için çok uygun.
Sarıyer’den bineceğiniz Rumeli Feneri otobüsüyle yaklaşık yarım saat gittikten sonra son durakta iniyorsunuz. Buradan sonraki 3 km’lik yolu yürümek zorundasınız. Maalesef dolmuş yok ama oraya giden bir araca otostop çekerseniz durma olasılığı çok yüksek.
İzmirliler için 75 km uzaklıkta Gümüldür’deki Orman İçi Dinlenme Tesisi‘nde kamp kurmak da iyi bir seçenek. Ama asıl tavsiyemiz Çeşme ya da Kuşadası’ndaki kamping alanları. En azından İzmir’den biraz daha uzaklaşmış olursunuz. Çünkü yaşadığınız yerden ne kadar uzakta çadır kurarsanız, o kadar çok eğlenirsiniz ve tabii ki o kadar çok kamp kurmuş sayılırsınız (Yoksa evin az ilerisindeki parkta da kamp kurulabilir değil mi?)
Antalyalılar içinse alternatifler oldukça çok. Ama tavsiyemiz Kemer’deki Göynük Kamping. Çadır alanında elektrik, su ve gaz mevcut ve bunlar çadır alanı için verdiğiniz ücrete dahil, ekstra bir ücret alınmıyor. Üstelik orman ve denizle iç içesiniz yine.
Antalya’nın bir de Kaş Kamping’i var ki öyle böyle değil. İlk gittiğinizde “Aman burası mıymış?” diyebileceğiniz ama birkaç gün kaldıktan sonra geri dönmemek için dua etmeye başlayacağınız bir yer. Çadırınızda kalabileceğiniz gibi son derece şirin bungalovlarda da kalabiliyorsunuz, üstelik son derece ekonomik. En güzel yanı sabah kalkar kalkmaz kendinizi denize atabilmeniz ve akşamları ortak kullanımlı mutfakta kamping müdavimleriyle yemekler hazırlayıp eşsiz muhabbetlere girebilmeniz. Orada tatilini geçirenlere “Kaş nasıldı?” diye sorduğunuzda, cevap genellikle “Bilmem, pek bakmadım” oluyor.
Bu kadar ön bilgiden sonra sıra çadırımızı sırtlanıp yola koyulmaya geldi. Yola çıkmadan önce çantanızı iyice kontrol etmeyi unutmayın. Önemsiz gibi görünse de çadır kurduktan sonra yokluğunu çok fazla hissedeceğimiz şeyler mutlaka olacaktır; ip, el feneri veya İsviçre çakısı gibi. Hatta gitmeyi düşündüğünüz tarihe kadar aklınıza gelenleri bir kenara not edin, yolculuk günü çok işinize yarayacak. Her şey tamamsa, size iyi eğlenceler dilemekten başka bir şey kalmıyor bize.
Kampçılıkla ilgilenenler şuradan detaylı ve faydalı bilgiler edinebilirler.
kaynak: http://www.istegenc.com.tr/content/yasam/article.asp?lngarticleid=1076
