Proshaberd (Boloraberd) Kalesi: Vayots Dzor’da Proşyanların Dağ Kalesi

Ermenistan’ın güneyinde, Vayots Dzor bölgesinde, Yeghegis vadisinin yukarısında yükselen keskin bir sırtın üzerinde, uzaktan bakıldığında kayalarla neredeyse bir bütün gibi görünen bir kale var. Ona ulaşmak için dik bir patikayı tırmanmak, nefes nefese kalmak ve zaman zaman durup soluklanmak gerekiyor. Ama zirveye vardığınızda, önünüze açılan manzara bütün yorgunluğu unutturuyor: derin vadiler, çıplak dağlar, uzakta küçük köyler ve sessizlik. Burası Proshaberd, nam-ı diğer Boloraberd.

Proshaberd, 13. yüzyılda Ermenistan’ın güçlü soylu ailelerinden Proşyanların kalesiydi. Bugün yarı yıkık duvarları, kuleleri ve sarp konumuyla, Ermenistan’ın en etkileyici dağ kalelerinden biri sayılıyor. Bu yazıda kalenin tarihini, Proşyan ailesinin hikâyesini, kalenin mimarisini, eteğindeki terk edilmiş köyü ve Vayots Dzor’un diğer değerlerini anlatacağım. Kalenin tarihine dair bazı bilgilerin sınırlı olduğunu ve kaynaklarda farklı tarihlerin verildiğini baştan belirtmek isterim.

Proshaberd Kalesi genel görünüm
Proshaberd Kalesi genel görünüm

Genel Bakış

Proshaberd Kalesi, Vayots Dzor ilinde, Vernaşen ve Gladzor köylerinin kuzeyinde, Yeghegis Nehri’nin bir kolunun oluşturduğu vadinin üzerinde bulunuyor. Kale, deniz seviyesinden yaklaşık 2000 metreyi aşan bir yükseklikte, dar ve kayalık bir sırtın üzerine kurulmuş. Bu konum, kaleye doğal bir savunma sağlıyor; sırtın yamaçları pek çok yerde neredeyse dikey.

Kalenin iki adı var. “Proshaberd”, “Proş’un kalesi” anlamına geliyor ve kaleyi yaptıran ailenin kurucusu Prens Proş’a atıfta bulunuyor. “Boloraberd” ise kabaca “yuvarlak kale” ya da “çevreleyen kale” anlamına geliyor; bu adın kalenin biçiminden ya da konumundan geldiği düşünülüyor. Kalenin eteğindeki eski köy de Boloraberd adını taşıyor.

Kale, Ermenistan’ın en çok ziyaret edilen yerlerinden biri değil; ulaşımı zor, yürüyüş gerektiren ve turistik altyapısı neredeyse hiç olmayan bir yer. Ancak bu zorluk, onu gerçek bir keşif hissi arayanlar için çekici kılıyor. Yürüyüşçüler, fotoğrafçılar ve ortaçağ tarihine ilgi duyanlar, Proshaberd’i Vayots Dzor’un en özel duraklarından biri olarak görüyor.

Tarihçe

Proşyanlar: kalenin sahipleri

Proshaberd’in hikâyesi, Proşyan ailesinin hikâyesiyle iç içe. Proşyanlar, 13. ve 14. yüzyıllarda Vayots Dzor ve çevresinde güçlü olan Ermeni soylu ailesi. Aile, Hağbakyan soyundan geliyor ve adını, 13. yüzyılın ortalarında yaşayan Prens Proş’tan alıyor. Proşyanlar, Zakaryan ailesinin vasalları olarak başladıkları siyasi hayatlarında, zamanla kendi topraklarında oldukça güçlü bir konum elde ettiler.

Prens Proş, kaynaklarda hem bir savaşçı hem de bir hami olarak anılıyor. Moğol döneminde, Moğollarla iş birliği yaparak topraklarını korumayı başardığı, hatta Moğol seferlerine katıldığı aktarılıyor. Bu, dönemin pek çok Ermeni soylusu için yaygın bir strateji: Moğol üstünlüğünü tanıyıp vergi ve askerî destek karşılığında yerel özerkliği korumak. Proşyanlar, bu dönemde hem siyasi hem de ekonomik olarak güçlendiler.

Proşyan ailesinin en kalıcı mirası, yaptırdıkları dini yapılar. Geghard Manastırı’nın kayaya oyulmuş bazı bölümleri, Proşyanlar tarafından genişletildi; manastırın bazı kayadan oyma salonları onların döneminden kalma. Bu nedenle Geghard, kimi kaynaklarda Proşyanların aile manastırı olarak da anılıyor. Aile, Vayots Dzor’da da pek çok kilise ve manastırın yapımına ya da onarımına katkıda bulundu.

Proshaberd Kalesi surları
Proshaberd Kalesi surları

Kalenin inşası

Proshaberd’in, 13. yüzyılın ikinci yarısında, Proşyan ailesi tarafından inşa edildiği ya da büyük ölçüde yeniden yapıldığı kabul ediliyor. Bazı kaynaklar, yerin daha önce de bir savunma noktası olarak kullanılmış olabileceğini belirtiyor; ancak bugün görülen yapının büyük bölümü, Proşyanlar dönemine tarihlendiriliyor.

Kale, Proşyanların bölgedeki güç merkezlerinden biri olarak işlev gördü. Yeghegis vadisi ve çevresi, aile için hem ekonomik hem de stratejik açıdan önemliydi. Vadiden geçen yollar, Sevan Gölü’nü güneydeki Siunik bölgesine ve oradan İran’a bağlayan ticaret güzergâhlarının bir parçasıydı. Bu yolları kontrol etmek, bölgenin zenginliğine erişmek anlamına geliyordu. Proshaberd, bu yolları yukarıdan gözetleyen bir nöbet yeri gibiydi.

Gladzor Üniversitesi ve kültürel parlaklık

13. ve 14. yüzyıllarda Vayots Dzor, Ermeni kültürünün önemli merkezlerinden biri haline geldi. Bu parlaklığın en önemli simgesi, Gladzor Üniversitesi olarak bilinen eğitim kurumu. 1280’li yıllarda kurulduğu kabul edilen bu kurum, ortaçağ Ermenistan’ının en önemli yüksek öğrenim merkezlerinden biriydi. Burada ilahiyat, felsefe, gramer, müzik, minyatür sanatı ve el yazması kopyalama gibi alanlarda eğitim verildiği aktarılıyor.

Gladzor Üniversitesi’nin kesin yeri hâlâ tartışmalı; farklı araştırmacılar, Yeghegis vadisindeki farklı manastırları olası yerler olarak öne sürüyor. Bugün Vernaşen köyünde, bu üniversitenin anısına kurulmuş küçük bir müze bulunuyor. Proşyanlar ve Orbelyanlar gibi bölgenin soylu aileleri, bu tür kültürel kurumların koruyucuları olarak biliniyor. Proshaberd’in güvenliği, bir bakıma bu kültürel hayatın da güvencesiydi.

Spitakavor Manastırı ile bağ

Proshaberd’in yakınında, kaleye giden patikanın üzerinde ya da yakınında, Spitakavor Manastırı yer alıyor. Adı “beyazımsı” anlamına gelen bu manastır, 14. yüzyılın başına tarihlendiriliyor ve Proşyan ailesiyle ilişkilendiriliyor. Manastırın kilisesi, açık renkli taşı ve zarif oranlarıyla dikkat çekiyor. Spitakavor’un çevresinde, Proşyan ailesinin üyelerine ait olduğu düşünülen mezarlar ve haçkarlar bulunuyor.

Ermeni ulusal hareketinin önemli isimlerinden General Garegin Njdeh’in, 1955’te Sovyet hapishanesinde ölümünden yaklaşık otuz yıl sonra, 1980’li yıllarda naaşının bir kısmının gizlice Spitakavor’a getirilip gömüldüğü anlatılıyor; bugün manastırın yakınında onun anısına bir mezar ve anıt bulunuyor. Bu nedenle Spitakavor, Ermeniler için ayrı bir sembolik anlam taşıyor. Proshaberd’i ziyaret edenler, genellikle Spitakavor’u da aynı yürüyüşe dahil ediyor.

Proshaberd Kalesi ve vadi
Proshaberd Kalesi ve vadi

Moğollardan sonra

14. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, bölgede Moğol İlhanlı Devleti’nin zayıflaması ve ardından gelen karışık dönem, Ermeni soylu ailelerinin gücünü aşındırdı. Timur’un seferleri, 14. yüzyılın sonlarında Ermeni yaylasını derinden sarstı. Proşyan ailesinin bu dönemde nasıl bir yazgı yaşadığına dair bilgiler giderek azalıyor. Kalenin de bu dönemden sonra önemini yitirdiği, zamanla terk edildiği düşünülüyor.

Sonraki yüzyıllarda, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safevi ve Osmanlı dönemlerinde bölge farklı yönetimlerin elinde kaldı. Proshaberd, bu dönemlerde zaman zaman bir sığınak olarak kullanılmış olabilir; ancak bir güç merkezi olarak eski önemini bir daha kazanamadı. Kalenin eteğindeki Boloraberd köyü ise, 20. yüzyıla kadar varlığını sürdürdü.

Sovyet dönemi ve bugün

Sovyet döneminde Proshaberd, tarihî anıt olarak kayıt altına alındı; ancak ulaşımı zor olduğu için kapsamlı bir restorasyon görmedi. Bugün kale, yarı yıkık hâlde, doğanın içinde sessizce duruyor. Son yıllarda yürüyüş turizminin gelişmesiyle birlikte, Proshaberd’e ilgi artmaya başladı. Bölgede kurulan yürüyüş rotaları, kaleyi Spitakavor ve çevredeki diğer tarihî yapılarla birleştiriyor.

Kalenin Mimarisi

Sırtın üzerinde bir kale

Proshaberd, dar ve uzun bir sırtın üzerine kurulmuş. Bu konum, kalenin planını doğrudan belirlemiş: duvarlar, sırtın kenarlarını takip ederek uzanıyor ve doğal kayalıkları savunmanın bir parçası haline getiriyor. Pek çok yerde, duvarlar doğrudan kayanın üzerine oturtulmuş; kayanın bittiği yerde duvar başlıyor, duvarın bittiği yerde yeniden kaya yükseliyor. Bu iç içelik, kaleyi uzaktan bakıldığında dağın bir parçası gibi gösteriyor.

Kalenin en erişilebilir tarafı, sırtın daha yumuşak eğimli olduğu bölüm. Burada duvarlar daha kalın ve yüksek, kuleler daha sık yerleştirilmiş. Diğer taraflarda ise, uçurum benzeri yamaçlar zaten yeterli bir koruma sağladığı için, duvarlar daha ince ve alçak tutulmuş.

Proshaberd Kalesi kuleleri
Proshaberd Kalesi kuleleri

Kuleler ve duvarlar

Proshaberd’in duvarları, yerel taşlardan, kireç harcıyla örülmüş. Duvarlar boyunca yuvarlak ve yarım daire biçimli kuleler bulunuyor. Bu kulelerin bazıları hâlâ oldukça yüksek; bazıları ise yıkılmış ve yalnızca temelleri kalmış. Kulelerde, atış delikleri ve gözetleme noktalarının izleri görülebiliyor.

Kalenin içinde, konut ve depo olarak kullanıldığı düşünülen yapıların kalıntıları, bir şapel ve sarnıçlar bulunuyor. Dağın tepesinde, su kaynaklarından uzak bir kalede suyun depolanması hayati önemdeydi. Yağmur ve kar suyunun toplandığı sarnıçlar, kuşatma sırasında kalenin hayatta kalmasını sağlıyordu. Ayrıca, kaleden vadideki bir su kaynağına inen gizli bir geçidin bulunduğuna dair yerel anlatılar da var.

Kalenin şapeli

Proshaberd’in içinde, küçük bir şapelin kalıntıları bulunuyor. Ortaçağ Ermeni kalelerinde, kale içinde bir kilise ya da şapel bulunması yaygın bir uygulamaydı. Kale halkı ve askerler, kuşatma sırasında bile dini ritüellerini sürdürebiliyordu. Şapelin duvarlarının bir kısmı ayakta; çevresinde haç kabartmalı taşlar görülebiliyor.

Manzara: kalenin asıl hazinesi

Proshaberd’i ziyaret edenlerin neredeyse hepsi, kaleden çok manzaradan söz ediyor. Kalenin en yüksek noktasından, bir yanda Yeghegis vadisi, öte yanda Vayots Dzor’un çıplak, kızıl ve kahverengi tonlardaki dağları görülüyor. Açık günlerde, uzaklarda daha yüksek zirveleri seçmek mümkün. Kalenin duvarlarının arasından vadiye bakarken, ortaçağ nöbetçilerinin de aynı manzarayı izlediğini, aşağıdaki yollardan gelen kervanları ya da orduları gözetlediğini hayal etmek zor değil.

Proshaberd Kalesi kalıntıları
Proshaberd Kalesi kalıntıları

Boloraberd Köyü

Terk edilmiş bir köy

Proshaberd’in eteğinde, kaleye giden yolun üzerinde, Boloraberd adlı terk edilmiş bir köy bulunuyor. Taş evlerin yıkık duvarları, çatısı çökmüş ahırlar, otların bürüdüğü sokaklar; köy, adeta zamanın durduğu bir yer gibi. Köyün ne zaman ve neden terk edildiğine dair farklı anlatımlar var. Sovyet döneminde, dağ köylerinin nüfusunun kentlere ve ova köylerine göç etmesi, pek çok yerleşimin boşalmasına yol açtı. Boloraberd’in de bu genel sürecin bir parçası olarak terk edildiği düşünülüyor.

Terk edilmiş bir köyde dolaşmak, insana tuhaf bir duygu veriyor. Bir zamanlar bu evlerde çocuklar oynamış, ekmek pişirilmiş, düğünler yapılmış; şimdi ise sadece rüzgârın sesi duyuluyor. Boloraberd’in sessizliği, yukarıdaki kalenin sessizliğiyle birleşerek, ziyaretçilere geçmişle iç içe bir deneyim sunuyor.

Tukh Manuk Kilisesi

Boloraberd köyünde, Tukh Manuk adını taşıyan küçük bir kilise bulunuyor. Tukh Manuk, Ermeni halk inancında önemli bir yere sahip, kesin kimliği tartışmalı bir aziz figürü; pek çok Ermeni köyünde bu ada adanmış küçük şapeller ve türbeler bulunuyor. Halk arasında, Tukh Manuk’un hastalıkları iyileştirdiğine ve dilekleri yerine getirdiğine inanılıyor. Bu tür yerler, resmi kilise yapılarından çok, halk dindarlığının mekânları olarak öne çıkıyor.

Boloraberd’deki Tukh Manuk Kilisesi, sade yapısı ve köyün terk edilmiş evleri arasındaki konumuyla, ziyaretçilere dokunaklı bir manzara sunuyor. Kilisenin çevresinde eski mezar taşları ve haçkarlar bulunuyor. Köyden ayrılan eski sakinlerin ya da onların torunlarının, zaman zaman buraya gelerek dua ettikleri, mum yaktıkları anlatılıyor.

Boloraberd'deki Tukh Manuk Kilisesi
Boloraberd’deki Tukh Manuk Kilisesi

Vayots Dzor ve Çevresi

Vayots Dzor: “Acıların Vadisi”

Vayots Dzor’un adı, Ermenice’de genellikle “acıların vadisi” ya da “feryatların vadisi” olarak çevriliyor. Bu adın kökeni hakkında farklı anlatılar var. Bazıları, bölgenin geçmişte yaşadığı büyük bir depremle, bazıları ise yaşanan savaş ve istilalarla ilişkilendiriyor. Adı hüzünlü olsa da, Vayots Dzor bugün Ermenistan’ın en güzel ve huzurlu bölgelerinden biri. Kızıl ve kahverengi kayalık dağları, derin kanyonları, bağları ve ortaçağ manastırlarıyla, gezginlere zengin bir deneyim sunuyor.

Vayots Dzor, aynı zamanda Ermenistan’ın şarap bölgelerinden biri. Areni köyü, adını verdiği yerel üzüm çeşidiyle tanınıyor. Areni yakınındaki bir mağarada, araştırmacıların dünyanın en eski şarap yapım tesislerinden biri olarak değerlendirdiği, binlerce yıllık bir şarap üretim alanı bulundu. Bu mağarada ayrıca, çok eski bir deri ayakkabı da bulunmuş ve uluslararası ilgi çekmişti. Bugün Areni’de her yıl bir şarap festivali düzenleniyor.

Gladzor yakınında Proshaberd
Gladzor yakınında Proshaberd

Noravank Manastırı

Vayots Dzor’un en ünlü yapısı kuşkusuz Noravank Manastırı. Kızıl kayalıkların çevrelediği dar bir kanyonun içinde yer alan manastır, 13. ve 14. yüzyıllarda Orbelyan ailesinin himayesinde gelişti. Manastırın en dikkat çekici yapısı, iki katlı Surp Astvatsatsin Kilisesi; dış cephesindeki dar merdivenleriyle ünlü. Ayrıca usta Momik’in yaptığı haçkarlar ve kabartmalar, Ermeni taş sanatının en güzel örnekleri arasında sayılıyor. Noravank, Proshaberd’den yaklaşık bir saatlik araç yolculuğu uzaklıkta.

Yeghegis vadisi

Proshaberd’in bulunduğu Yeghegis vadisi, Vayots Dzor’un en zengin tarihî bölgelerinden biri. Vadinin içinde, Smbataberd Kalesi, Tsaghats Kar Manastırı, Yeghegis köyündeki ortaçağ kiliseleri ve özellikle ilgi çeken bir ortaçağ Yahudi mezarlığı bulunuyor. Yeghegis köyü yakınındaki bu mezarlık, İbranice ve Aramice yazıtlı mezar taşlarıyla, ortaçağda bölgede bir Yahudi topluluğunun yaşadığını gösteriyor. Bu, Ermenistan’ın çok kültürlü geçmişinin ilginç bir kanıtı.

Smbataberd, Yeghegis vadisinin diğer büyük kalesi. Vadinin karşı tarafında, uzun bir sırt boyunca uzanan surlarıyla Proshaberd’in adeta ikizi gibi. İki kaleyi aynı gezide görmek, bölgenin ortaçağdaki savunma sistemini anlamak açısından çok öğretici. Smbataberd, Proşyanlardan önceki dönemlere uzanan bir geçmişe sahip ve Orbelyan ailesiyle ilişkilendiriliyor.

Selim Kervansarayı

Yeghegis vadisinin kuzeyinde, Sevan Gölü’ne giden yol üzerinde, Selim Geçidi’nde, 14. yüzyılın başından kalma bir kervansaray bulunuyor. Selim Kervansarayı ya da Orbelyan Kervansarayı olarak bilinen bu yapı, Orbelyan ailesinden Prens Chesar tarafından yaptırıldı. Kervansarayın girişindeki kitabe, Ermenice ve Farsça olarak yazılmış. Yapı, ortaçağda Sevan’ı güneye bağlayan ticaret yolunun önemini ve bu yol üzerindeki güvenlik ihtiyacını gösteriyor. Proshaberd’in de bu ticaret yolunun güvenliği açısından bir rol oynadığı düşünülebilir.

Proshaberd Kalesi ve sırt
Proshaberd Kalesi ve sırt

Jermuk

Vayots Dzor’un güneydoğusunda, Arpa Nehri vadisinde, Ermenistan’ın en ünlü kaplıca kasabası Jermuk bulunuyor. Jermuk, maden suyu ve sıcak su kaynaklarıyla tanınıyor; Sovyet döneminde önemli bir sağlık turizmi merkezi olarak gelişmişti. Kasabanın yakınında, yüksek bir kayalıktan dökülen Jermuk Şelalesi görülmeye değer. Proshaberd gezisini birkaç günlük bir Vayots Dzor rotasının parçası olarak planlayanlar, Jermuk’ta konaklayarak hem dinlenebilir hem de çevreyi keşfedebilir.

Gezi Rehberi

Nasıl gidilir?

Proshaberd’e ulaşmak, Ermenistan’daki pek çok kaleye göre daha fazla çaba gerektiriyor. Erivan’dan güneye, Yeghegnadzor yönüne giden ana yoldan, Yeghegnadzor’a varmadan önce ya da sonra kuzeye, Vernaşen ve Gladzor köylerine doğru ayrılmak gerekiyor. Erivan’dan Vernaşen’e yolculuk, araçla yaklaşık iki saat sürüyor.

Vernaşen’den sonra, kaleye doğru giden yol, toprak ve bozuk bir yola dönüşüyor. Bu yolun bir kısmı arazi aracıyla geçilebiliyor; ancak kaleye son yaklaşım, mutlaka yürüyüş gerektiriyor. Toplam yürüyüş süresi, başlangıç noktasına bağlı olarak bir ile üç saat arasında değişebiliyor. Spitakavor Manastırı’nı da rotaya ekleyenler, tam günlük bir yürüyüş planlamalı.

Yolun durumu mevsime göre değişebildiği için, yola çıkmadan önce yerel bilgi almak çok önemli. Vernaşen ve çevresindeki köylerde, arazi aracıyla kaleye yakın bir noktaya kadar götürecek sürücüler bulmak mümkün olabilir. Ayrıca, bölgede yürüyüş turları düzenleyen yerel rehberler de var.

Ne zaman gidilir?

Proshaberd’i ziyaret etmek için en uygun dönem, haziran ile ekim arası. Kale yüksek bir rakımda bulunduğu için, kış ve ilkbahar başında yollar karla kapanabilir ve yürüyüş tehlikeli hale gelebilir. Yaz aylarında, gün ortasında güneş oldukça yakıcı olabiliyor; sabah erken saatte yola çıkmak, hem sıcaktan korunmak hem de güzel ışıkta fotoğraf çekmek için ideal. Eylül ve ekim, renklerin ve havanın en güzel olduğu aylar.

Yürüyüş için hazırlık

  • Sağlam, bileği destekleyen yürüyüş ayakkabıları giyin; patika yer yer dik, taşlı ve kaygan.
  • Yanınıza bol su alın; yol boyunca güvenilir su kaynağı bulmak zor olabilir.
  • Şapka, güneş gözlüğü ve güneş kremi unutmayın; yüksek rakımda güneş etkili.
  • Hava çabuk değişebilir; yanınıza bir rüzgârlık ya da ince bir mont alın.
  • Telefon sinyali bazı bölümlerde zayıf olabilir; çevrimdışı harita indirmek faydalı.
  • Mümkünse yalnız gitmeyin; en azından birine rotanızı ve dönüş saatinizi bildirin.
  • Kalenin duvarlarına tırmanmayın; bazı bölümler sağlam değil.

Güvenlik notu

Proshaberd, doğanın içinde, ıssız bir noktada bulunuyor. Kalenin bazı kenarlarında uçurumlar var ve korkuluk bulunmuyor. Özellikle rüzgârlı havalarda, kenarlara yaklaşırken çok dikkatli olmak gerekiyor. Çocuklarla gidecekseniz, onları yakından takip etmeniz ve yürüyüşün uzunluğunu göz önünde bulundurmanız önemli. Yaz aylarında bölgede yılanlarla karşılaşma ihtimali de bulunuyor; patikadan ayrılırken ve kayaların arasına elinizi sokarken dikkatli olun.

Fotoğraf için

Proshaberd, fotoğrafçılar için gerçek bir hazine. Kalenin duvarlarının dağın kayalıklarıyla birleştiği noktalar, vadilere açılan manzaralar ve terk edilmiş Boloraberd köyünün melankolik görüntüleri, eşsiz kareler sunuyor. Sabahın erken saatlerinde, vadilerden yükselen sis kalenin çevresini sardığında, manzara neredeyse masalsı bir hal alıyor. Akşamüstü ise, Vayots Dzor’un kızıl dağları batan güneşin ışığıyla alev alev yanıyor.

Terk edilmiş Boloraberd köyü
Terk edilmiş Boloraberd köyü

Proşyanlar ve Orbelyanlar: Vayots Dzor’un İki Ailesi

Vayots Dzor’un ortaçağ tarihini anlamak için, bölgenin iki büyük soylu ailesine, Proşyanlara ve Orbelyanlara bakmak gerekiyor. Orbelyanlar, Siunik ve Vayots Dzor’da, Proşyanlar ise Vayots Dzor’un kuzeyinde, Kotayk ve Ararat ovasının bazı kesimlerinde güçlüydü. İki aile, zaman zaman komşu, zaman zaman rakip, zaman zaman da müttefik oldu.

Her iki aile de, Zakaryanlar döneminde yükselmiş, Moğol döneminde ise Moğollarla iş birliği yaparak güçlerini korumuştu. Orbelyanlar, Noravank, Tatev ve diğer pek çok manastırın koruyucusu olarak tanınırken; Proşyanlar, Geghard, Spitakavor ve diğer yapılarla anılıyor. Her iki ailenin de, sadece askerî güçle değil, kültürel ve dini yapılara yaptıkları katkılarla tarihe geçtiği söylenebilir.

Bu iki ailenin mirası, bugün Vayots Dzor’u ziyaret edenlerin gördüğü pek çok yapıda yaşıyor. Bir gün Noravank’ta Orbelyanların, ertesi gün Proshaberd ve Spitakavor’da Proşyanların izlerini takip etmek, bölgenin tarihine iki farklı açıdan bakmayı sağlıyor.

Geghard ile bağlantı

Proshaberd’i ziyaret edenlerin, Erivan’a yakın Geghard Manastırı’nı da görmesi, Proşyan ailesinin hikâyesini tamamlamak açısından anlamlı. Geghard, kayaya oyulmuş kiliseleri ve salonlarıyla UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor. Manastırın kayadan oyma bölümlerinin bazıları, Proşyanlar tarafından yaptırıldı. Bu salonların birinde, ailenin armasını taşıyan bir kabartma bulunuyor: bir zincirle bağlanmış iki aslan ve aralarında bir kartal. Bu arma, Proşyan ailesinin gücünün ve prestijinin bir simgesi olarak yorumlanıyor.

Geghard’ın kayalara oyulmuş karanlık ve serin salonlarında dolaşırken, aynı ailenin yüzlerce kilometre güneyde, bir dağın tepesinde kale inşa ettiğini düşünmek, ortaçağ Ermeni soylularının etki alanlarının ne kadar geniş olduğunu gösteriyor.

Ortaçağda bir dağ kalesinde yaşam

Proshaberd gibi bir dağ kalesinde yaşamak, kolay olmasa gerek. Kış aylarında kar ve soğuk, yaz aylarında ise kuraklık ve sıcak, kalenin sakinlerini zorluyordu. Yiyecek, su ve yakacak, aşağıdaki vadilerden taşınmak zorundaydı. Bu nedenle kale, sürekli bir yerleşim yerinden çok, gerektiğinde kullanılan bir savunma ve yönetim merkezi olarak işlev görmüş olabilir.

Kalede, prensin ailesi, askerler, hizmetkârlar ve muhtemelen bir rahip yaşıyordu. Barış zamanlarında kale, belki de daha az kalabalıktı; ama bir tehlike yaklaştığında, çevredeki köylerin halkı ve hayvanları kaleye sığınıyordu. Kalenin sarnıçları, depoları ve geniş avluları, bu tür durumlar için tasarlanmıştı. Bugün yıkık duvarların arasında yürürken, bu hareketli hayatın izlerini hayal etmek, ziyaretin en güzel yanlarından biri.

Haçkarlar: Taşa İşlenmiş İnanç

Proshaberd’e giden yolda, Spitakavor’da ve Boloraberd köyünde, Ermeni kültürünün en özgün sanat eserlerinden olan haçkarlarla karşılaşacaksınız. Haçkar, kelime anlamıyla “haç taşı” demek. Genellikle dikdörtgen bir taş levhanın üzerine, ortasında büyük bir haç bulunan, çevresi ince geometrik ve bitkisel motiflerle süslenmiş kabartmalardan oluşuyor. Haçkarlar, mezar taşı, anıt, bağış kaydı ya da bir olayın hatırası olarak dikiliyordu.

Vayots Dzor, Ermenistan’ın en güzel haçkarlarının bulunduğu bölgelerden biri. 13. ve 14. yüzyıllar, haçkar sanatının en olgun dönemi olarak kabul ediliyor. Bu dönemde, Momik gibi usta taş oymacıları, dantel inceliğinde haçkarlar yarattı. Ermeni haçkar sanatı, 2010 yılında UNESCO’nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası listesine alındı.

Bir haçkarın önünde durup ayrıntılarına bakmak, ortaçağ ustalarının sabrını ve becerisini hissetmenin en iyi yollarından biri. Her haçkar, benzer bir şemaya sahip olsa da, hiçbiri diğerinin aynısı değil. Motiflerin çeşitliliği, ustaların hayal gücünün ve ustalığının sınırsızlığını gösteriyor.

Yürüyüş Rotası Olarak Proshaberd

Son yıllarda Ermenistan’da yürüyüş turizmi hızla gelişiyor. Ülkeyi kuzeyden güneye kat eden uzun mesafeli yürüyüş rotaları oluşturuluyor; bu rotaların bazı bölümleri Vayots Dzor’dan geçiyor. Proshaberd ve Spitakavor, bu tür rotaların en güzel duraklarından biri olarak öne çıkıyor. İşaretli patikalar, yürüyüşçülerin kaleye daha kolay ulaşmasını sağlıyor; ancak işaretlerin her yerde düzenli olmadığını, bazı bölümlerin hâlâ yön bulma becerisi gerektirdiğini unutmamak lazım.

Tipik bir yürüyüş, Vernaşen köyünden başlıyor. Köyden kuzeye doğru tırmanan patika, önce açık otlaklardan ve çalılıklardan geçiyor, ardından daha dik ve kayalık bir bölüme ulaşıyor. Spitakavor Manastırı, yolun üzerinde ya da kısa bir sapma ile ulaşılabilecek bir noktada. Manastırdan sonra, kaleye doğru son tırmanış başlıyor. Bu son bölüm, rotanın en zorlu kısmı; ama zirvedeki manzara her adımı fazlasıyla ödüllendiriyor.

Yürüyüş sırasında, bölgenin doğal zenginliklerini de gözlemlemek mümkün. Vayots Dzor’un dağlarında yaban keçileri, yırtıcı kuşlar ve çeşitli sürüngenler yaşıyor. İlkbahar ve yaz başında, yamaçlar rengârenk kır çiçekleriyle kaplanıyor. Kekik, nane ve diğer aromatik bitkilerin kokusu, yürüyüşe ayrı bir keyif katıyor.

Moğol Çağında Ermeni Soyluları

Proshaberd’in inşa edildiği dönem, Ermeni tarihinin en karmaşık dönemlerinden biri. 1230’lu yıllarda Moğol orduları Güney Kafkasya’ya ulaştığında, bölgedeki Ermeni ve Gürcü soyluları zor bir seçimle karşı karşıya kaldı: direnmek ya da boyun eğmek. Pek çoğu, Moğol üstünlüğünü tanıyarak topraklarını ve ayrıcalıklarını korumayı tercih etti. Bu tercih, bazı açılardan bölgeye görece bir istikrar getirdi; ama aynı zamanda ağır vergiler ve Moğol seferlerine asker gönderme zorunluluğu anlamına geliyordu.

Prens Proş da bu yolu seçen soylulardan biriydi. Kaynaklarda, Moğolların Bağdat seferine katıldığı ve bu seferden dönerken yanında değerli eşyalar ve el yazmaları getirdiği aktarılıyor. Bu tür anlatıların ayrıntıları tartışmalı olsa da, Proşyanların Moğol döneminde sadece varlıklarını sürdürmekle kalmayıp, güçlerini ve zenginliklerini artırdıkları açık. Bu zenginlik, Proshaberd gibi kalelere, Geghard’ın kayadan oyma salonlarına ve Spitakavor gibi manastırlara dönüştü.

Moğol dönemi, Ermeni kültürü için çelişkili bir dönem oldu. Bir yanda istila, yıkım ve vergi yükü; öte yanda soyluların himayesinde gelişen manastırlar, okullar ve sanat atölyeleri. Gladzor Üniversitesi, Noravank’ın haçkarları, Spitakavor’un zarif kilisesi ve Proshaberd’in surları, bu çelişkili dönemin ürünleri. Bu yapılara bakarken, onları inşa eden insanların ne kadar zor koşullarda yaşadığını ve yine de güzellik yaratmaya devam ettiğini hatırlamak önemli.

Kalenin Bugünkü Durumu ve Korunması

Proshaberd, bugün yarı yıkık hâlde. Yüzyıllar boyunca depremler, yağmur, kar ve donma-çözülme döngüsü, duvarları yavaş yavaş aşındırdı. Bazı kuleler ve duvar bölümleri çöktü; bazıları ise hâlâ şaşırtıcı ölçüde sağlam. Kalenin ıssız bir dağ başında bulunması, onu bir yandan insan tahribatından korudu, öte yandan bakım ve restorasyon çalışmalarını zorlaştırdı.

Son yıllarda, Ermenistan’da tarihî mirasın korunmasına yönelik ilginin artmasıyla birlikte, Proshaberd gibi uzak kalelerin de belgelenmesi gündeme geldi. Kalenin üç boyutlu modelleri oluşturuldu, drone çekimleriyle belgelendi. Bu çalışmalar, kalenin bugünkü durumunun kayıt altına alınması açısından değerli. Ancak kapsamlı bir restorasyonun ne zaman yapılacağı belirsiz.

Ziyaretçilerin de bu mirasın korunmasına katkıda bulunabileceği basit yollar var: duvarlara tırmanmamak, taşları yerinden oynatmamak, çöp bırakmamak ve yazı yazmamak. Proshaberd’in gelecek kuşaklara ulaşması, bugün onu ziyaret edenlerin göstereceği özene de bağlı.

Vayots Dzor İçin Birkaç Günlük Rota Önerisi

Proshaberd’i görmek için Vayots Dzor’a gidenler, bölgede birkaç gün geçirmeyi düşünebilir. İlk gün, Erivan’dan güneye inerken Hor Virap Manastırı’na uğrayıp Ararat Dağı manzarasını izlemek, ardından Areni’de şarap mahzenlerini ve mağarayı gezmek, akşamüstü Noravank’ı görmek mümkün. İkinci gün, Vernaşen’den başlayarak Spitakavor ve Proshaberd’e yürümek, akşam Yeghegnadzor’da dinlenmek. Üçüncü gün, Yeghegis vadisine geçerek Smbataberd’i, Tsaghats Kar Manastırı’nı ve Yahudi mezarlığını görmek; ardından Selim Geçidi üzerinden Sevan Gölü’ne çıkarak kervansarayı ziyaret etmek.

Bu rota, Vayots Dzor’un tarihini, doğasını ve kültürünü dengeli bir şekilde tanımayı sağlıyor. Yolların ve hava koşullarının durumuna göre rotayı esnek tutmak, her durakta acele etmeden zaman geçirmek, bu bölgeyi gerçekten hissetmenin en iyi yolu.

Kaleye Tırmanırken Düşünceler

Proshaberd’e giden patikada yürürken, insan ister istemez düşüncelere dalıyor. Her adımda biraz daha yükselen yol, arkada kalan köyler, gittikçe genişleyen manzara ve giderek inceleşen hava, yürüyüşü bir tür iç yolculuğa dönüştürüyor. Ortaçağda bu yolu yük taşıyan katırlarla, kalenin erzakını ve suyunu taşıyan köylülerle, nöbet değiştirmeye giden askerlerle hayal etmek, patikanın her kıvrımına başka bir anlam katıyor.

Bazı yürüyüşçüler, bu yolun en güzel anının kaleye vardıkları an değil, kaleyi ilk kez uzaktan gördükleri an olduğunu söylüyor. Kayalıkların arasından yavaş yavaş beliren duvarlar, önce bir kaya çıkıntısı gibi görünüyor; sonra kuleler seçilmeye başlıyor ve insanın eliyle yapılmış bir yapının dağın içinden nasıl yükseldiği fark ediliyor. Bu an, Proshaberd’i görmenin en unutulmaz yanlarından biri.

Zirveye vardıktan sonra acele etmeden oturmak, nefes almak, rüzgârı dinlemek ve manzaranın tadını çıkarmak, yürüyüşün en değerli ödülü. Yanınızda getirdiğiniz basit bir öğle yemeği, kalenin duvarlarının gölgesinde, belki de hayatınızın en güzel sofralarından biri olacak. Dönüş yolunda ise, bacaklarınızdaki yorgunluğa rağmen, içinizde bir tür hafiflik hissedeceksiniz.

Kimler İçin Uygun?

Proshaberd, düzenli yürüyüş yapan, orta düzeyde fiziksel kondisyona sahip gezginler için uygun bir hedef. Yürüyüş teknik bir tırmanış gerektirmiyor; ama dik yokuşlar ve taşlı zeminler nedeniyle dikkat ve dayanıklılık istiyor. Yürüme güçlüğü çekenler, dizlerinden ya da bileklerinden rahatsız olanlar ve çok küçük çocuklarla seyahat edenler için uygun olmayabilir. Bu durumda, Vayots Dzor’un daha kolay ulaşılan noktaları, örneğin Noravank ya da Areni, daha iyi bir tercih olabilir. Kaleyi uzaktan görmek ve fotoğraflamak isteyenler için, Vernaşen çevresinden ya da yol üzerindeki bazı noktalardan da güzel manzaralar yakalamak mümkün.

Mevsimlere Göre Proshaberd

Haziran başında, yamaçlar hâlâ yeşil ve çiçeklerle dolu; dağların gölgeli kesimlerinde son kar lekeleri görülebiliyor. Temmuz ve ağustosta otlar sararıyor, toprak kuruyor ve Vayots Dzor’un karakteristik kızıl-kahverengi tonları öne çıkıyor. Bu aylarda öğle sıcağı yürüyüşü zorlaştırabildiği için sabah erken başlamak şart. Eylül, belki de en dengeli ay: hava serin, gökyüzü berrak, ışık yumuşak. Ekimde ise çalılar ve ağaçlar sarı ve kızıla dönüyor, gölgeli yamaçlarda sabah kırağısı görülebiliyor; günler kısaldığı için dönüş saatini iyi hesaplamak gerekiyor.

Kış aylarında kaleye çıkmak, ancak deneyimli dağ yürüyüşçüleri için ve uygun ekipmanla düşünülebilecek bir seçenek. Karla kaplı patikalar, buzlu kayalar ve kısa günler, yürüyüşü ciddi biçimde zorlaştırıyor. Yine de internette paylaşılan bazı kış görüntüleri, karla örtülü Proshaberd’in ne kadar etkileyici olabileceğini gösteriyor. Bu dönemde gitmek isteyenlerin, mutlaka yerel bir rehberle birlikte hareket etmesi öneriliyor.

Hangi mevsimde giderseniz gidin, Proshaberd size kendine özgü bir yüzünü gösterecek; önemli olan, hazırlıklı olmak ve dağa saygı duymak.

Konaklama ve Yemek

Proshaberd’in yakınında konaklama seçenekleri sınırlı; ancak Vernaşen, Gladzor ve Yeghegnadzor’da misafirhaneler ve küçük oteller bulunuyor. Yeghegnadzor, bölgenin merkezi olarak daha fazla seçenek sunuyor. Areni ve çevresinde de, şarap turizmine yönelik misafirhaneler ve şarap evleri var. Jermuk’ta ise daha büyük oteller ve sanatoryumlar bulunuyor.

Vayots Dzor mutfağı, Ermeni mutfağının genel özelliklerini taşıyor; ancak bölgenin kendine özgü lezzetleri de var. Taze otlar, peynirler, tandırda pişen lavaş, ızgara etler ve bölgenin ünlü şarapları, sofraların vazgeçilmezleri. Yerel misafirhanelerde, ev yapımı reçeller, kurutulmuş meyveler ve bal gibi ürünleri tatma ve satın alma fırsatı bulabilirsiniz. Areni’nin kırmızı şarapları, özellikle denemeye değer.

Son Bir Söz

Proshaberd, kolayca ulaşılan, otoparkı ve bilet gişesi olan bir kale değil. Ona ulaşmak için çaba harcamak, yürümek, tırmanmak ve doğanın içinde yolunuzu bulmak gerekiyor. Ama belki de onu bu kadar özel kılan şey tam olarak bu. Kalenin zirvesine vardığınızda, sadece yıkık duvarları değil, aynı zamanda yorgunluğun ardından gelen huzuru, sessizliğin büyüklüğünü ve geçmişle kurulan derin bir bağı da buluyorsunuz.

Proşyan prenslerinin bu sırtın üzerine kale kurarken neyi korumak istediklerini, aşağıdaki vadilere bakarken ne hissettiklerini bilemeyiz. Ama bugün aynı manzaraya bakan bir gezgin olarak, yüzyıllar öncesinin insanlarıyla aynı rüzgârı yüzünüzde hissetmek, bu yolculuğun en değerli hediyesi olabilir.

Video

Konum

Koordinatlar: 39.8014° K, 45.3653° D
Google Haritalar’da Proshaberd Kalesi

Aynı Yolda Görülecek Diğer Kaleler

Bir İyilik

Dünyayı daha iyi yapmayan insan insan değildir.

One thought on “Proshaberd (Boloraberd) Kalesi: Vayots Dzor’da Proşyanların Dağ Kalesi”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir