Şibam: Hadramut Vadisi’nde Çölün Kerpiç Gökdelenleri
Güney Arabistan’ın geniş Hadramut Vadisi’nde, çölün ortasında yükselen yüzlerce kerpiç kuleden oluşan bir şehir düşünün. Bazı kuleler on katı aşan yüksekliğe ulaşır, birbirine öylesine yakın durur ki uzaktan bakıldığında tek bir dev kale gibi görünür. Burası, “çölün Manhattan’ı” olarak anılan ve dünyanın dikey planlanmış en eski şehirlerinden biri kabul edilen Şibam’dır.
Surlarla çevrili Şibam eski şehri, 1982 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır. Bu yazıda Şibam’ın tarihini, kerpiç gökdelenlerini, surlarını, sarayını ve Hadramut Vadisi’ndeki eşsiz yaşamını sakin ve ayrıntılı bir dille ele alıyoruz.

İçindekiler
- Genel Bilgiler
- Hadramut Vadisi’nde
- Şibam Adı
- Çölün Manhattan’ı
- Şibam’ın Tarihi
- Antik Hadramut
- Tütsü Yolu
- Seller ve Yeniden Doğuş
- UNESCO Dünya Mirası
- Şehir Surları
- Şehir Kapısı
- Şibam Sarayı
- Ulu Cami
- Karşı Tepeden Manzara
- Bir Kent Planlaması Örneği
- Çocukların Şibam’ı
- Kerpiç Gökdelenler
- Neden Bu Kadar Yüksek?
- Kerpiç Ustalığı
- Ustaların Bilgisi
- Bir Kule Ev Nasıl Yapılır?
- Beyaz Kireç Kaplamalar
- Katların Düzeni
- Evler Arası Köprüler
- Sokaklar ve Meydanlar
- Çöl İklimine Uyum
- Bitmeyen Bakım
- Su ve Şehir
- Vadinin Yaşamı
- Hurma Bahçeleri
- Sidr Balı
- Ahşap Kapılar ve Pencereler
- Aile Yaşamı
- Çarşı ve Ticaret
- Işık ve Gölge
- Gezginlerin Anlatımları
- Şibam’ın Geceleri
- Hadramut Kültürü
- Hadramut Mutfağı
- Dünyada Kerpiç Mimarisi
- Şibam’da Bir Gün
- Seyun ve Terim
- Vadide Mevsimler
- Şibam’dan Öğrenilecekler
- Sana ile Karşılaştırma
- Restorasyon ve Ödüller
- Mirası Korumak
- Seyahat Bilgisi
- Sıkça Sorulan Sorular
- Video
- Neden Önemli?
- Yakındaki Kaleler
Genel Bilgiler
- Adı: Şibam (Şibam Hadramut)
- Konum: Hadramut Vadisi, Yemen
- UNESCO: 1982 yılından beri Dünya Mirası Listesi’nde
- Kule ev sayısı: Kaynaklara göre yaklaşık beş yüz
- Yükseklik: Kule evler beş ile on bir kat arasında
- Malzeme: Kerpiç, ahşap ve kireç kaplama
- Lakap: Çölün Manhattan’ı
Koordinatlar: 15.9266° K, 48.6266° D
Google Haritalar’da Şibam
Hadramut Vadisi’nde
Şibam, Yemen’in doğusunda, Arap Yarımadası’nın güneyindeki geniş Hadramut Vadisi’nde yer alır. Vadi, iki yanında yükselen düz tepeli kayalık platolar arasında uzanan, yüzlerce kilometre uzunluğunda geniş bir kuru vadidir. Vadinin tabanı, yağmur mevsiminde akan sel suları sayesinde verimli tarım alanlarına sahiptir.
Şibam, vadinin ortasında, vadi tabanından hafifçe yükselen bir tepecik üzerine kurulmuştur. Bu konum, şehri sel sularından korumak için seçilmiştir. Şehrin çevresinde hurma bahçeleri ve tarlalar uzanır; arkada ise vadinin kayalık duvarları yükselir. Bu manzara, kerpiç kulelerin yeşil bahçeler ve kızıl kayalıklar arasında yükseldiği eşsiz bir görüntü oluşturur.
Şibam Adı
Şibam adının kökeni hakkında kesin bilgi bulunmamakla birlikte, adın antik Güney Arabistan dönemine kadar uzandığı düşünülür. Yemen’de aynı adı taşıyan başka yerleşimler de bulunur; Kevkeban’ın altındaki Şibam bunlardan biridir. Bu nedenle Hadramut’taki şehir, ayırt edilmesi için genellikle Şibam Hadramut olarak anılır.
Çölün Manhattan’ı
Şibam, 20. yüzyılda Batılı gezginler tarafından “çölün Manhattan’ı” lakabıyla anılmaya başlanmıştır. Bu lakap, şehrin birbirine yakın yükselen çok katlı kerpiç kulelerinin, New York’un gökdelenleriyle dolu siluetini hatırlatmasından kaynaklanır. Bazı kaynaklarda bu benzetmenin ünlü bir İngiliz gezgin yazara ait olduğu belirtilir; ancak lakabın ilk kullanımı konusunda farklı anlatımlar bulunur.
Lakap, Şibam’ın en dikkat çekici özelliğini çok iyi özetler: Burada insanlar, yüzyıllar önce, modern gökdelenlerden çok önce, yüksek ve dikey bir şehir inşa etmeyi başarmıştır. Üstelik bunu yalnızca topraktan yapılmış kerpiçle gerçekleştirmişlerdir.
Şibam’ın Tarihi
Şibam’ın tarihi, kaynakların çoğuna göre en az iki bin yıl öncesine uzanır. Şehir, antik dönemde Hadramut Krallığı’nın önemli merkezlerinden biri olmuştur. Bazı kaynaklara göre Şibam, krallığın eski başkenti Şebve’nin terk edilmesinin ardından bölgenin başlıca merkezi haline gelmiştir.
Bugün gördüğümüz kule evlerin büyük bölümü ise 16. yüzyıl ve sonrasına aittir. Şehir, tarihi boyunca birkaç kez sel felaketleriyle karşılaşmış ve her seferinde aynı yerde, aynı geleneksel tekniklerle yeniden inşa edilmiştir. Bu nedenle Şibam’ın dokusu, yüzyıllar boyunca sürekli yenilenen ama özünü koruyan bir yapıya sahiptir.

Antik Hadramut
Hadramut, antik Güney Arabistan’ın en önemli krallıklarından birinin adıdır. Bu krallık, Sebe, Main ve Katban gibi komşu krallıklarla birlikte, Güney Arabistan’ın altın çağını yaşadığı dönemde önemli bir rol oynamıştır. Hadramut’un zenginliği, büyük ölçüde günlük ve mür gibi değerli tütsülerin üretimi ve ticaretine dayanıyordu.
Hadramut Krallığı’nın başkenti uzun süre Şebve olmuştur. Kaynaklara göre Şebve’nin önemini yitirmesinin ardından, bölgenin nüfusu ve ticari faaliyetleri Şibam’a kaymış ve şehir bölgenin yeni merkezi haline gelmiştir. Bu geçişin kesin tarihi ve koşulları konusunda farklı görüşler bulunur.
Tütsü Yolu
Antik dönemde Güney Arabistan’dan Akdeniz dünyasına uzanan tütsü yolu, dünyanın en önemli ticaret yollarından biriydi. Bu yolda develerle taşınan günlük ve mür, tapınaklarda, törenlerde ve tıpta kullanılan son derece değerli ürünlerdi. Hadramut, bu tütsülerin en önemli üretim bölgelerinden biriydi.
Şibam, bu ticaret yolları üzerinde önemli bir durak olarak gelişmiştir. Kervanlar şehirde mola verir, mallar alınıp satılır, vergiler toplanırdı. Bu ticari hareketlilik, Şibam’ın zenginleşmesinde ve büyümesinde büyük rol oynamıştır.
Seller ve Yeniden Doğuş
Hadramut Vadisi’nde yağmur mevsiminde zaman zaman şiddetli seller yaşanır. Şibam, tarihi boyunca bu sellerden birkaç kez ağır şekilde etkilenmiştir. Kaynaklarda özellikle 16. yüzyılın ilk yarısında yaşanan büyük bir selden söz edilir; bu selin ardından şehrin büyük bölümünün yeniden inşa edildiği belirtilir.
Şibam halkı, her felaketin ardından şehirlerini aynı yerde, aynı geleneksel tekniklerle yeniden inşa etmiştir. Bu direnç, şehrin bugünkü dokusunun temelini oluşturur. Şehrin hafif bir tepecik üzerine kurulması ve çevresindeki koruyucu setler de sel riskini azaltmaya yönelik önlemlerdir.
UNESCO Dünya Mirası
Şibam eski şehri, 1982 yılında “Surlarla Çevrili Eski Şibam Şehri” adıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır. UNESCO, şehri dikey yapılaşma ilkesine dayanan geleneksel kent planlamasının en eski ve en iyi örneklerinden biri olarak tanımlamıştır.
UNESCO kaynaklarında, Şibam’ın kerpiç kule evlerinin, insanın zorlu çevre koşullarına uyum sağlayarak geliştirdiği yerleşim biçiminin olağanüstü bir örneği olduğu vurgulanır. Şehrin bütünlüklü dokusu, surları ve kule evleri, birlikte eşsiz bir kentsel manzara oluşturur.

Şehir Surları
Şibam eski şehri, kerpiçten yapılmış surlarla çevrilidir. Surlar, şehrin dikdörtgene yakın planını çevreler ve kule evlerin dış duvarlarıyla birleşerek güçlü bir savunma hattı oluşturur. Uzaktan bakıldığında, surlar ve kule evler tek bir dev kale gibi görünür.
Surların varlığı, şehrin hem savunma hem de sel koruması açısından önemlidir. Kule evlerin sur içinde birbirine yakın inşa edilmesi, sınırlı alanın en verimli şekilde kullanılmasını sağlar ve şehrin dikey büyümesinin temel nedenlerinden birini oluşturur.
Şehir Kapısı
Şibam’a giriş, surların güney tarafında yer alan ana kapıdan sağlanır. Bu kapı, şehrin dış dünyayla bağlantı noktasıdır. Kapıdan içeri girildiğinde, ziyaretçiyi geniş bir meydan karşılar. Bu meydanın çevresinde şehrin önemli yapıları yer alır.
Kapının önünden bakıldığında, kule evlerin yan yana dizildiği surların görünümü, Şibam’ın en çok fotoğraflanan manzaralarından biridir.
Şibam Sarayı
Şibam’ın ana meydanında, şehrin yönetim merkezi olarak kullanılmış tarihi bir saray ya da kale yapısı bulunur. Bu yapı, şehrin en büyük binalarından biridir ve kalın kerpiç duvarlarıyla dikkat çeker. Sarayın tarihi ve geçirdiği dönüşümler hakkında farklı bilgiler bulunduğu için, tarihlendirmeleri ihtiyatla değerlendirmek gerekir.
Saray, şehrin girişine yakın konumuyla, gelen giden herkesi denetleyebilecek bir noktada yer alır. Yapının bazı bölümlerinin restore edildiği ve kültürel amaçlarla kullanıldığı belirtilir.
Ulu Cami
Şibam’ın en eski yapılarından biri, şehrin ulu camisidir. Geleneksel anlatımlara göre bu caminin temelleri, 9. yüzyıla kadar uzanır ve Abbasi dönemiyle ilişkilendirilir. Cami, yüzyıllar boyunca pek çok kez onarılmış ve yenilenmiştir.
Caminin beyaz badanalı minaresi ve sade mimarisi, kerpiç kulelerin arasında dikkat çekici bir görünüm oluşturur. Cami, şehrin dini ve sosyal yaşamının merkezi olmaya devam eder.
Karşı Tepeden Manzara
Şibam’ı en etkileyici şekilde görmek için, vadinin karşı tarafındaki kayalık yamaçlardan şehre bakmak gerekir. Buradan bakıldığında, surlarla çevrili şehrin tamamı ve yan yana yükselen yüzlerce kerpiç kule tek bir kadrajda görünür. Şehrin arkasında vadinin diğer yamacı, önünde ise hurma bahçeleri uzanır.
Bu manzara, Şibam’ın neden “çölün Manhattan’ı” olarak anıldığını en iyi açıklayan görüntüdür. Özellikle gün batımına yakın saatlerde, güneşin son ışıkları kuleleri altın rengine boyar ve vadinin kayalık duvarları kızıl tonlara bürünür.
Bir Kent Planlaması Örneği
Şibam, dikey kent planlamasının en eski örneklerinden biri olarak kabul edilir. Şehir, rastgele büyümek yerine belirli bir düzen içinde gelişmiştir. Surların içindeki sınırlı alan, sokakların ve meydanların yerleşimi, evlerin yükseklikleri ve birbirleriyle ilişkileri, bilinçli bir planlama anlayışını yansıtır.
Modern şehir planlamacıları, Şibam’ı yoğun kentsel yerleşim, iklime uygun tasarım ve sürdürülebilirlik açısından incelenmeye değer bir örnek olarak görür. Yüzyıllar önce inşa edilen bu şehir, bugün de kent planlamasına dair değerli dersler sunar.
Çocukların Şibam’ı
Şibam’ın dar sokakları ve küçük meydanları, şehrin çocukları için büyük bir oyun alanıdır. Çocuklar, kule evlerin arasında koşar, geleneksel oyunlar oynar ve büyüklerinin işlerine yardım eder. Kerpiç tuğlaların yapımı ve evlerin bakımı sırasında çocuklar da çoğu zaman bu işlere katılır ve geleneksel bilgiyi erken yaşta öğrenir.
Kerpiç Gökdelenler
Şibam’ın en dikkat çekici özelliği, kuşkusuz kerpiçten yapılmış çok katlı kule evleridir. Kaynaklara göre şehirde yaklaşık beş yüz kule ev bulunur. Bu evlerin yüksekliği genellikle beş ile on bir kat arasında değişir ve bazıları yaklaşık otuz metre yüksekliğe ulaşır. Tamamen topraktan yapılmış yapıların bu yüksekliğe ulaşması, mimarlık tarihinin en etkileyici başarılarından biri olarak kabul edilir.
Kule evler, birbirine çok yakın inşa edilmiştir. Aralarındaki dar sokaklar, gün boyunca gölgede kalır. Uzaktan bakıldığında, kulelerin oluşturduğu sıkı doku, şehri adeta tek bir dev yapı gibi gösterir. Bu görüntü, Şibam’ı dünyanın en çarpıcı kentsel manzaralarından biri haline getirir.

Neden Bu Kadar Yüksek?
Şibam’ın evlerinin bu kadar yüksek inşa edilmesinin birkaç nedeni olduğu düşünülür. Birincisi, sınırlı alandır: Surlarla çevrili ve sel riskine karşı tepecik üzerine kurulan şehirde, yatay genişleme imkânı sınırlıydı. Bu nedenle şehir, yukarıya doğru büyümüştür.
İkincisi, savunmadır: Yüksek ve birbirine yakın evler, şehre dışarıdan erişimi zorlaştırır ve gözetleme imkânı sağlar. Üçüncüsü ise iklimdir: Birbirine gölge yapan yüksek evler ve dar sokaklar, çölün yakıcı sıcağına karşı serin bir ortam yaratır. Ayrıca geniş ailelerin aynı yapıda, farklı katlarda birlikte yaşama geleneği de dikey yapılaşmayı desteklemiştir.
Kerpiç Ustalığı
Şibam’ın kule evleri, kerpiç adı verilen, toprağın su ve samanla karıştırılıp kalıplara dökülmesi ve güneşte kurutulmasıyla elde edilen tuğlalardan yapılır. Kerpiç, insanlığın en eski yapı malzemelerinden biridir ve Hadramut Vadisi’nde binlerce yıldır kullanılmaktadır.
Şibam’ın ustaları, kerpiçle bu kadar yüksek yapılar inşa etmenin inceliklerini kuşaktan kuşağa aktarmıştır. Toprağın seçimi, karışımın oranı, tuğlaların kurutulması ve duvarların örülmesi, her biri ayrı bir uzmanlık gerektiren aşamalardır. Türk okurlar için kerpiç, Anadolu köylerinden tanıdık bir malzemedir; ancak Şibam’da bu malzemenin on katı aşan yüksekliklere ulaştığını görmek gerçekten şaşırtıcıdır.
Ustaların Bilgisi
Şibam’ın kerpiç ustaları, şehrin en değerli hazinelerinden biridir. Bu ustalar, toprağın hangi özelliklere sahip olması gerektiğini, karışıma ne kadar saman ve su ekleneceğini, tuğlaların ne kadar süre kurutulacağını ve duvarların nasıl örüleceğini yıllar süren deneyimle öğrenir. Bu bilgi, yazılı kaynaklardan değil, usta çırak ilişkisi içinde, kuşaktan kuşağa aktarılarak yaşar.
Bir ustanın, bir kule evin duvarına bakarak hangi bölümün onarılması gerektiğini, nemin nereden sızdığını ya da yapının hangi noktasında sorun olduğunu anlayabildiği anlatılır. Bu derin bilgi, Şibam’ın yüzyıllardır ayakta kalmasını sağlayan görünmez temeldir.
Restorasyon çalışmalarında yaşlı ustaların genç kuşaklara bu bilgiyi aktarması, mirasın korunmasının en önemli adımlarından biri olarak görülür.
Bir Kule Ev Nasıl Yapılır?
Şibam’da bir kule evin yapımı, sağlam bir taş temelle başlar. Bu temel, evi zeminden yükselen nem ve sel sularından korur. Temelin üzerine kerpiç duvarlar örülür. Alt katlarda duvarlar çok kalındır; yukarı çıktıkça incelir. Bu, yapının ağırlığını dengeli bir şekilde dağıtır ve üst katların hafif kalmasını sağlar.
Tavanlarda ahşap kirişler kullanılır. Bu kirişler genellikle vadide yetişen ağaçlardan, özellikle sidr ağacından elde edilir. Kirişlerin üzerine dallar, hasır ve çamur katmanları serilir. Evin duvarları hafifçe içe eğimli inşa edilir; bu da yapının dengesini artırır.

Beyaz Kireç Kaplamalar
Şibam’ın kule evlerinin üst katları ve çatı kenarları, çoğu zaman beyaz kireçle kaplanır. Bu beyaz kaplama, hem süsleme hem de koruma işlevi görür. Kireç, yağmur sularının kerpiç duvarlara zarar vermesini önler ve güneş ışığını yansıtarak evlerin daha serin kalmasına yardımcı olur.
Uzaktan bakıldığında, kahverengi kerpiç kulelerin tepesindeki beyaz kaplamalar, şehrin siluetine zarif bir dokunuş katar. Bu görünüm, Şibam’ın en tanıdık görüntülerinden biridir.
Katların Düzeni
Şibam’ın kule evlerinde her kat, farklı bir işleve sahiptir. Zemin kat ve ilk katlar genellikle depo olarak kullanılır; burada tahıl, hurma ve diğer erzaklar saklanır. Bazı evlerde alt katlar hayvanlar için de kullanılır. Orta katlarda ailenin yaşam alanları, mutfaklar ve yatak odaları bulunur.
Üst katlarda ise misafir odaları ve dinlenme alanları yer alır. En üst katlar ve teraslar, sıcak yaz gecelerinde serin havada uyumak için kullanılır. Bu dikey düzen, geniş ailelerin aynı evde bir arada yaşamasını kolaylaştırır.
Evler Arası Köprüler
Şibam’ın bazı kule evleri, üst katlardan birbirine köprülerle bağlanır. Bu köprüler, aynı aileye ait evler arasında sokağa inmeden geçiş sağlar. Bazı anlatımlara göre bu köprüler, geçmişte savunma açısından da önemli bir rol oynamıştır.
Evler arasındaki köprüler, Şibam’ın dikey yaşamının ilginç bir ayrıntısıdır. Sokaktan yukarı bakıldığında, kulelerin arasında asılı duran bu geçitler, şehrin üç boyutlu dokusunu gözler önüne serer.
Sokaklar ve Meydanlar
Şibam’ın sokakları, yüksek kule evlerin arasında uzanan dar ve gölgeli geçitlerdir. Bu sokaklar, gün boyunca güneş ışığını sınırlı ölçüde alır ve çölün sıcağında serin bir yürüyüş imkânı sunar. Sokakların bazıları küçük meydanlara açılır; bu meydanlar, şehir halkının bir araya geldiği sosyal alanlardır.
Sokaklarda yürürken, yukarı bakıldığında kule evlerin yüksekliği daha da etkileyici görünür. Evlerin ahşap kapıları, oymalı pencereleri ve duvarlardaki dokular, her köşede farklı bir ayrıntıyı keşfetmeyi mümkün kılar.

Çöl İklimine Uyum
Hadramut Vadisi, sıcak ve kurak bir iklime sahiptir. Yaz aylarında sıcaklıklar oldukça yüksek değerlere ulaşabilir. Şibam’ın mimarisi, bu zorlu iklime uyum sağlamak için geliştirilmiş akıllı çözümlerle doludur. Kalın kerpiç duvarlar, ısıyı yavaş ileterek iç mekânların gündüz serin, gece ise ılık kalmasını sağlar.
Birbirine yakın inşa edilen yüksek evler, birbirlerine gölge yapar ve sokakların serin kalmasına yardımcı olur. Küçük pencereler, güneşin doğrudan içeri girmesini sınırlar. Üst katlardaki açıklıklar ise sıcak havanın dışarı çıkmasını ve serin havanın içeri girmesini kolaylaştırır. Bu çözümler, modern klimaların olmadığı dönemlerde insanların sıcakla başa çıkmasını sağlamıştır.
Bitmeyen Bakım
Kerpiç yapılar, düzenli bakım gerektirir. Yağmur suları, rüzgâr ve zaman, kerpiç duvarları yavaş yavaş aşındırır. Bu nedenle Şibam’ın kule evleri, belirli aralıklarla sıvanır ve onarılır. Bu bakım işi, şehrin yaşamının sürekli bir parçasıdır.
Evlerin çatıları ve dış duvarları, özellikle yağmur mevsiminden önce ve sonra kontrol edilir. Gerektiğinde yeni kerpiç tuğlalar hazırlanır ve yıpranmış bölümler yenilenir. Bu sürekli bakım geleneği, Şibam’ın yüzyıllardır ayakta kalmasının temel nedenidir.
Su ve Şehir
Şibam’da su, hem yaşam kaynağı hem de en büyük tehlikedir. Bir yandan vadinin tarımı ve şehrin ihtiyaçları yağmur ve sel sularına bağlıdır; öte yandan şiddetli seller, kerpiç şehri tehdit eder. Şibam halkı, yüzyıllar boyunca bu ikilemle yaşamayı öğrenmiştir.
Şehrin çevresindeki setler ve kanallar, sel sularını şehirden uzaklaştırıp tarlalara yönlendirmek için inşa edilmiştir. Şehir içinde ise kuyular, içme suyu ihtiyacını karşılar. Bu dengeli su yönetimi, Şibam’ın hem verimli hem de güvenli bir yerleşim olarak varlığını sürdürmesini sağlamıştır.
Vadinin Yaşamı
Hadramut Vadisi, kurak bir bölgede yer almasına rağmen, sel sularının getirdiği verimli topraklar sayesinde tarım için elverişli alanlara sahiptir. Vadinin tabanında hurma bahçeleri, tahıl tarlaları ve sebze bahçeleri uzanır. Bu verimli alanlar, Şibam ve vadideki diğer şehirlerin yaşam kaynağıdır.
Vadide su yönetimi, büyük bir ustalık gerektirir. Yağmur mevsiminde akan sel suları, setler ve kanallar aracılığıyla tarlalara yönlendirilir. Kuyulardan çekilen yeraltı suları da tarımda kullanılır. Bu geleneksel su yönetimi sistemi, kurak bir ortamda sürdürülebilir bir tarımı mümkün kılar.
Hurma Bahçeleri
Şibam’ın çevresindeki hurma bahçeleri, şehrin en güzel manzaralarından birini oluşturur. Yeşil hurma ağaçlarının arasından yükselen kerpiç kuleler, çölün ortasında beliren bir vaha görüntüsü sunar. Hurma, vadi halkının en önemli besin kaynaklarından biridir.
Hurma ağacı, Hadramut’ta yalnızca meyvesi için değil, gövdesi, yaprakları ve lifleri için de değerlidir. Gövdeler yapı malzemesi olarak, yapraklar hasır ve sepet yapımında, lifler ise ip yapımında kullanılır.
Sidr Balı
Hadramut Vadisi, dünyanın en değerli ballarından biri olarak kabul edilen sidr balıyla ünlüdür. Bu bal, vadide yetişen sidr ağaçlarının çiçeklerinden elde edilir. Yoğun kıvamı, koyu rengi ve kendine özgü aroması, sidr balını dünyanın en pahalı balları arasına sokar.
Hadramut’ta arıcılık, binlerce yıllık bir geleneğe dayanır. Arıcılar, kovanlarını sidr ağaçlarının çiçek açtığı dönemlerde vadinin farklı bölgelerine taşır. Sidr balı, hem gündelik beslenmede hem de geleneksel tıpta önemli bir yer tutar.
Ahşap Kapılar ve Pencereler
Şibam’ın kule evlerinin en zarif ayrıntılarından biri, oymalı ahşap kapıları ve pencereleridir. Kapılar genellikle sidr ağacı gibi dayanıklı ağaçlardan yapılır ve üzerleri geometrik ve bitkisel motiflerle süslenir. Bazı kapılarda, kapının yapıldığı tarihi ya da ev sahibinin adını içeren yazılar bulunduğu anlatılır.
Pencereler, ahşap kafeslerle kapatılır. Bu kafesler, havanın içeri girmesine izin verirken dışarıdan içeriyi görmeyi engeller. Ahşap kapılar ve pencereler, kerpiç duvarların sade yüzeyinde zarif birer süsleme olarak öne çıkar.
Aile Yaşamı
Şibam’ın kule evleri, geniş aile yaşamına göre tasarlanmıştır. Bir evde genellikle birkaç kuşak birlikte yaşar. Aile büyüdükçe, yeni katlar eklenebilir ya da yakındaki evler satın alınarak köprülerle birbirine bağlanabilir. Bu esneklik, ailelerin kuşaklar boyunca bir arada yaşamasını mümkün kılar.
Evlerin içinde, aile bölümleri ile misafir bölümleri birbirinden ayrılmıştır. Misafirler genellikle orta katlardaki özel odalarda ağırlanır. Bu düzen, Hadramut kültüründe mahremiyete ve misafirperverliğe verilen önemi yansıtır.
Çarşı ve Ticaret
Şibam, tarih boyunca Hadramut Vadisi’nin önemli ticaret merkezlerinden biri olmuştur. Şehrin meydanı ve çevresindeki dükkânlar, vadinin ürünlerinin alınıp satıldığı canlı bir pazar alanıdır. Hurma, bal, tahıl, baharat, kumaş ve el sanatı ürünleri, çarşının başlıca ürünleri arasındadır.
Hadramut tüccarları, tarih boyunca Güneydoğu Asya ve Doğu Afrika’ya kadar uzanan ticaret ağlarıyla tanınmıştır. Bu ticaret bağlantıları, Hadramut’un kültürüne ve mimarisine farklı etkiler getirmiştir.
Işık ve Gölge
Şibam’ın kerpiç kuleleri, günün farklı saatlerinde farklı renklere bürünür. Sabah ışığında kuleler soluk ve yumuşak tonlardadır. Öğle saatlerinde güneş tepedeyken dar sokaklar derin gölgelere gömülür. Akşamüstü ise kuleler sıcak altın ve turuncu tonlarına bürünür.
Gün batımında, vadinin karşı tarafındaki kayalık tepeden bakıldığında, Şibam’ın silueti altın renginde parıldar. Bu manzara, şehrin en çok fotoğraflanan görüntülerinden biridir ve pek çok gezgin tarafından unutulmaz bir an olarak anlatılır.
Gezginlerin Anlatımları
Şibam, yüzyıllar boyunca bölgeyi ziyaret eden gezginlerin ilgisini çekmiştir. Ortaçağ Arap coğrafyacıları Hadramut’un şehirlerini anlatırken Şibam’a özel bir yer ayırmıştır. 20. yüzyılda bölgeyi ziyaret eden Avrupalı gezginler ise şehrin kerpiç gökdelenlerini hayranlıkla anlatmış ve Şibam’ı dünyaya tanıtmıştır.
Bu anlatımlarda en çok vurgulanan unsurlar, şehrin yüksekliği, sıkı dokusu, çölün ortasındaki konumu ve halkının misafirperverliğidir. Pek çok gezgin, Şibam’ı ilk gördükleri anı bir serap görmek gibi tarif etmiştir.
Şibam’ın Geceleri
Gece olduğunda Şibam, gündüzden çok farklı bir atmosfere bürünür. Kule evlerin pencerelerinden süzülen ışıklar, karanlık vadide küçük yıldızlar gibi parıldar. Çölün berrak gökyüzü, yıldızları ve Samanyolu’nu açıkça görmeyi mümkün kılar.
Sıcak yaz gecelerinde aileler, kule evlerin üst katlarındaki teraslarda toplanır, serin havanın tadını çıkarır ve sohbet eder. Gece sessizliğinde, şehrin sokaklarından gelen sesler ve uzaktan duyulan ezan, Şibam’ın huzurlu ruhunu yansıtır.
Hadramut Kültürü
Hadramut, Yemen’in kendine özgü kültürel kimliğe sahip bölgelerinden biridir. Bölgenin halkı, yüzyıllar boyunca ticaret, ilim ve göç yoluyla geniş bir coğrafyayla bağlantı kurmuştur. Hadramutlu tüccarlar ve âlimler, Hint Okyanusu kıyılarında, Güneydoğu Asya’da ve Doğu Afrika’da önemli topluluklar oluşturmuştur.
Bu geniş bağlantılar, Hadramut’un kültürüne farklı etkiler getirmiştir. Bölgenin mutfağında, giyiminde ve müziğinde bu etkileşimin izlerini görmek mümkündür. Aynı zamanda Hadramut, İslam ilimlerinin önemli merkezlerinden biri olarak da tanınır ve özellikle Terim şehri, yüzyıllardır ilim geleneğinin merkezi olmuştur.
Hadramut Mutfağı
Hadramut mutfağı, Yemen mutfağının zengin bir kolunu oluşturur. Bölgenin en bilinen yemeklerinden biri, toprak fırınlarda ya da çukurlarda uzun süre pişirilen ve mendi ya da hanid gibi adlarla anılan et ve pirinç yemekleridir. Bu yemekler, özel günlerde ve misafirlere ikram edilir.
Hurma ve sidr balı, Hadramut sofralarının vazgeçilmezleridir. Taze ekmek, bal ve tereyağı ile başlayan kahvaltılar, bölgenin geleneksel lezzetleri arasındadır. Hint Okyanusu ticaretinin etkisiyle bazı baharatlar ve pişirme teknikleri de Hadramut mutfağına girmiştir.
Dünyada Kerpiç Mimarisi
Kerpiç, dünyanın pek çok bölgesinde binlerce yıldır kullanılan bir yapı malzemesidir. Mezopotamya’nın antik şehirlerinden Anadolu köylerine, Kuzey Afrika’nın kasbalarından Amerika’nın yerli yerleşimlerine kadar geniş bir coğrafyada kerpiç yapılara rastlanır. Ancak Şibam, kerpiçle ulaşılan yükseklik ve şehrin bütünlüklü dikey dokusu açısından dünyada eşsiz bir örnek olarak kabul edilir.
Günümüzde kerpiç, sürdürülebilir mimari arayışında yeniden ilgi görmektedir. Yerel olarak bulunabilen, enerji tüketimi düşük ve iklime uygun bir malzeme olan kerpiç, Şibam gibi örnekler sayesinde modern mimarlara da ilham vermeye devam etmektedir.
Şibam’da Bir Gün
Şibam’da geleneksel bir günü hayal etmek, şehrin ruhunu anlamanın güzel bir yoludur. Sabahın erken saatlerinde, güneş vadinin kayalık duvarlarının ardından yükselirken, kule evlerin pencereleri aydınlanır. Erkekler hurma bahçelerine ve tarlalara gider, kadınlar ev işlerine başlar, çocuklar dar sokaklarda oynar.
Öğle saatlerinde sıcak artar ve şehir sessizleşir. İnsanlar kalın duvarların ardındaki serin odalara çekilir. Akşamüstü serinlikle birlikte şehir yeniden canlanır; meydanlarda insanlar toplanır, sohbetler başlar. Gece olduğunda ise üst katlardaki teraslarda serin havanın tadı çıkarılır.
Bu tablo, Hadramut’taki geleneksel yaşama dair genel anlatımlardan yola çıkılarak çizilmiş bir canlandırmadır ve günümüzdeki yaşamın her yönüyle aynı olduğu anlamına gelmez.
Seyun ve Terim
Hadramut Vadisi’nde Şibam’ın yanı sıra Seyun ve Terim gibi tarihi şehirler de bulunur. Seyun, vadinin en büyük şehirlerinden biridir ve beyaz kerpiç sarayıyla tanınır. Terim ise camileri, medreseleri ve zarif kerpiç saraylarıyla bilinen bir ilim ve kültür şehridir. Bu üç şehir, birlikte Hadramut’un kerpiç mimarisinin farklı yüzlerini sergiler.
Şibam, bu şehirler arasında dikey yapılaşmasıyla öne çıkarken, Seyun ve Terim daha çok saray ve cami mimarisiyle dikkat çeker. Vadide bu şehirleri birlikte tanımak, Hadramut’un zengin kültürel mirasını bütünlüklü olarak anlamayı sağlar.

Vadide Mevsimler
Hadramut Vadisi’nde mevsimler, yaşamın ritmini belirler. Kış ayları ılıman ve kuru geçer; bu dönem, vadide en rahat yaşanan zamandır. İlkbaharda hurma ağaçları çiçek açar. Yaz aylarında sıcaklık yükselir ve yağmur mevsimi başlar; bu dönemde zaman zaman sel suları vadiye akar ve tarlaları besler. Sonbahar ise hurma hasadının zamanıdır.
Hurma hasadı, vadinin en önemli olaylarından biridir. Aileler, hurma ağaçlarından meyveleri toplar, bir kısmını taze olarak tüketir, bir kısmını ise kurutarak saklar. Bu hasat dönemi, vadide hareketli ve neşeli bir atmosfer yaratır.
Şibam’dan Öğrenilecekler
Şibam, günümüz dünyasına önemli dersler sunar. Yerel malzemelerle, iklime uygun ve uzun ömürlü yapılar inşa etmenin mümkün olduğunu gösterir. Sınırlı alanın dikey yapılaşmayla verimli kullanılması, yoğun kentlerin planlanmasında ilham verici bir örnektir. Sürekli bakım geleneği ise, yapıların uzun ömürlü olmasının en önemli koşulunun düzenli özen olduğunu hatırlatır.
Belki de en önemlisi, Şibam halkının her felaketin ardından şehirlerini sabırla yeniden inşa etme kararlılığıdır. Bu kararlılık, şehrin yüzyıllardır ayakta kalmasının asıl sırrıdır ve insanın yaşadığı yere duyduğu bağlılığın en güçlü ifadelerinden biridir.
Sana ile Karşılaştırma
Şibam ve Sana, Yemen’in çok katlı ev geleneğinin iki farklı yorumunu sunar. Sana’nın kule evleri taş, tuğla ve kerpiçten yapılmış, beyaz alçı süslemeler ve renkli kameriye pencereleriyle zenginleştirilmiştir. Şibam’ın evleri ise neredeyse tamamen kerpiçten yapılmıştır ve daha sade bir görünüme sahiptir.
Sana dağlık bir platoda, serin bir iklimde yer alırken, Şibam sıcak bir çöl vadisinde bulunur. Bu farklı koşullar, iki şehrin mimarisini farklı yönlerde şekillendirmiştir. Ancak her iki şehir de dikey yapılaşma, geniş aile yaşamı ve yüzyıllardır süren ustalık geleneğinin ortak mirasını paylaşır.
Restorasyon ve Ödüller
Şibam’da son on yıllarda kapsamlı restorasyon çalışmaları yürütülmüştür. Bu çalışmalarda geleneksel kerpiç teknikleri kullanılmış, yerel ustalar istihdam edilmiş ve şehrin altyapısı iyileştirilmiştir. Şibam’ın koruma ve yenileme çalışmaları, 2007 yılında mimarlık alanında uluslararası bir ödülle onurlandırılmıştır.
Bu çalışmalar, geleneksel mimari mirasın yalnızca korunmakla kalmayıp yaşayan bir şehrin parçası olarak sürdürülebileceğini gösteren önemli bir örnek olarak kabul edilir.
Mirası Korumak
Şibam gibi kerpiç şehirlerin korunması, sürekli bir çaba gerektirir. Seller, yağmurlar ve zaman, kerpiç yapıları sürekli tehdit eder. Ayrıca geleneksel ustalık bilgisinin yeni kuşaklara aktarılması da büyük önem taşır. Şibam’ın geleceği, bu bilginin yaşatılmasına ve düzenli bakımın sürdürülmesine bağlıdır.
Şibam, yalnızca Yemen’in değil, insanlığın ortak mirasının en değerli parçalarından biridir. Bu mirasın gelecek kuşaklara ulaşması, hem yerel halkın hem de uluslararası toplumun ortak sorumluluğudur.
Seyahat Bilgisi
Seyahat planı yapmadan önce Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın güncel seyahat bilgilerini kontrol etmeniz ve giriş koşullarını resmi kaynaklardan teyit etmeniz önerilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Şibam neden “çölün Manhattan’ı” olarak anılır?
Şehrin birbirine yakın yükselen çok katlı kerpiç kuleleri, New York’un gökdelenlerle dolu siluetini hatırlattığı için bu lakapla anılır.
Şibam ne zaman UNESCO listesine alındı?
Şibam eski şehri, 1982 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır.
Kule evler kaç katlıdır?
Kule evler genellikle beş ile on bir kat arasındadır ve bazıları yaklaşık otuz metre yüksekliğe ulaşır.
Kule evler neden yapılmıştır?
Sınırlı alan, savunma ihtiyaçları, iklim koşulları ve geniş aile yaşamı, dikey yapılaşmanın başlıca nedenleri arasında gösterilir.
Video
Aşağıdaki videoda Şibam’ı yakından görebilirsiniz.

Neden Önemli?
Şibam, insanlığın en etkileyici kentsel başarılarından biridir. Yüzyıllar önce, yalnızca topraktan yapılmış kerpiçle on katı aşan yapılar inşa eden Şibam halkı, dikey şehir planlamasının en eski örneklerinden birini yaratmıştır. Şehir, insanın zorlu çöl koşullarına nasıl uyum sağladığını ve sınırlı kaynaklarla nasıl kalıcı bir yaşam kurduğunu gösterir.
Kerpiç gökdelenleri, surları, hurma bahçeleri ve sidr balıyla Şibam, Hadramut Vadisi’nin eşsiz kültürünün simgesidir. Bu şehri tanımak, insan yaratıcılığının ve dayanıklılığının ne kadar güçlü olabileceğini anlamak demektir.
Çölün ortasında topraktan yükselen bu şehir, insan emeğinin ve sabrının en güzel anıtlarından biri olarak, onu tanıyan herkesin hafızasında eşsiz bir yer tutar.
Şibam’ın kerpiç kuleleri, yüzyıllardır aynı sabırla vadiyi izlemeye devam ediyor; bu eşsiz şehrin gelecek kuşaklara da aynı vakarla ulaşması, onu tanıyan herkesin ortak dileğidir.
Şibam, topraktan yükselen bir rüya gibidir; sade, sabırlı ve zamana meydan okuyan. Sevgiyle kalın.
Bu çöl şehrinin hikâyesi, anlatıldıkça yaşamaya devam edecektir.
Yakındaki Kaleler
- Seyun Sarayı – Hadramut’un beyaz kerpiç sarayı
- Sana Eski Şehri – Kule evler, surlar ve efsanevi Gumdan Sarayı
- Tula – Surlarla çevrili taş kasaba
- Dar el-Hacer – Kayanın üzerindeki saray


2 thoughts on “Şibam: Hadramut Vadisi’nde Çölün Kerpiç Gökdelenleri”