NANJİNG-NİNGBO 2007 南京市
Pek karışık bir şehir Shanghai`dan araba ile Çin`in ilk başkenti olan Nanjing`e geçtik. Aksi gibi hava yağmurluydu ve yemyeşil bu şehri fazla gözlemleyemedim. Bundan sonraki fabrika gezimiz ve onurumuza verilen yemekle beraber şehre gitmek için ancak akşam zamanımız oldu. Neyseki sevgili Mr. Xie bize gezi sözü verdi ve ertesi gün buluşmak üzere ayrıldık. Ertesi gün bu ilk başkenti geziye başladik.
Çin imparatorluğunun Ming ailesinin ilk başkenti Nanjing`de kuruldu. Bu hanedanlığın ilk imparatoru Zhu Yuangzhang`in oğulları sonra başkenti Beijing yani Pekin`e taşıdı.İlk durağımız Zhu Yuangzhang ve diğer aile üyelerinin ilk yaşadığı ev ve mezarları oldu. Yesillik içindeki bu hanedan mezarlarına giderken karşımıza “Kutsal Yol” ingilizce ismiyle “Sacred Avenue Section” çıkıyor. O zamanki hükümdarlar, yerin üstündeki hakimiyet ve zenginliğin ölümden sonra yerin altında da sürdürmek istemişler.Bu nedenle şanlarına yakışır yapılar ve mezarlar yaparlarmış. Min handenalığının bu kutsal yolu da zigzag yerleştirilmiş 24 hayvan ve 8 insan heykeli bulunuyor. Heykelleri bulunan hayvanlarin imparatorluğu koruduklarına inanılıyor ve sıralanışında bile bir hiyerarşi var. Sağlı sollu 6 taş hayvan heykelleri kaplan, Efsane hayvan Xie, deve, fil, baska bir mistik hayvan Qi Lin ve attan oluşuyor. Bu hayvanların hepsi Çin imparatorluk kültüründe üstün bir önem arzediyor. Sonra da imparatorun en onemli 4 üstdüzey askerinin ve 4 üstdüzey devlet memurunun heykeli yapılmış.
Ming hanedanının yattığı Xiaolin Tombs`u gördükten sonra yakın yüzyılda Çin tarihini şekillendiren Dr. Sun Yat-Sen’in boş mezarına gittik. Sun Yat-Sen doktorluğu bırakıp siyasete atılmış ve Milliyetçi partiyi kurmuş. Feodal düzeni yıkmiş ve sonradan Taiwan`in kurulmasında büyük rol almiştır. Ögrencileri mezarından cesedini alıp, Taiwan`a kaçırdıkları için mezarı boş. O tepeye kadar bir solukta çıkıp şehir manzarası izlediğime şuan inanamıyoum. Gençlik iste:)
Nanjing eyaletindeki değişik din ve kültürlerden bahsetmek istiyorum. Cengiz Han`ın torunlarından olan Zheng He (Hacı Mahmud Şems) Ming hanedanının Yunan bölgesini ele geçimesi ile henüz 11 yaşındayken Ming hanedanlığının hizmetine girmiş. Yunan bölgesinde azınlık olarak yaşayan muslümanlar Zheng He ile beraber rahatlamışlar ve Nanjing komunist rejim gelene kadar Çindeki İslam merkezi olarak yerini korumuş. İmparatorlukta güçlü bir yere gelen denizci Zhang He önemli keşif gezilerine ve birçok başarıya imza atmiş. Bu nedenle biz de Nanjingdeki ilk cami olan Nanjing Jingjue Camisini ziyaret ettik. Mr. ve Mrs. Xie de bizi götürmekle kalmadı, merakla camiyi gezdiler bizimle. Çin mimarisi ve Arap harfleri, gerçek bir kültür mozaiği!
NINGBO 宁波市
Nanjing gezimiz bitti ve havaalanına geldik. O anda nereden bilebilirdim ki bu hayatımda yaptiğim en komik, en eğlenceli uçak yolculuğuydu. Zaten Çin`e gelirken 20kg valiz limiti ile kafam allak bullak olmustu. Alısmısım kişi başı 60kgdan valizlere hala sığmamaya, bu 20 kg işkencesi beni derinden sarsmıstı. Wenzhou`dan Guangzhou`ya giderken 45 dolar ceza ödemiştim, birde daha alisveriş yapmamışken. Zekice bir davranişta bulunarak sonraki uçuşlarımızda bavuldaki fazla eşyaları el bavullarına almak fikrini uygulamaya koydum. Bedeli hosteslerle uzun bir pazarlık ve tüm yolcuların beni daha uçağa binmeden tanımaları olmustu. Bozulan sinirlerim de cabası. Tam bu engeli de atlattık derken hosteslerin garip bakısları ile uyandım. Kesin yine ceza verecekler diye düşünürken, biri gelip el valizimin (normal raf boyutunda)uçak için çok küçük olduğunu söyleyince yine para tuzaği diye düşündüm. Teşekkur edip biranönce uçaga binmek için koştum. Uçağa girdiğim anda ne demek istediklerini anlamıştım. 55 kişilik bu uçaktaki raflara benim bavulum değil mübalağasız bir notebook bilgisayar bile ancak sığabilirdi. Allahtan uçakta birkaç yolcu gelmemişti de el valizlerimi onların koltuklarına koydum. Tabi uçakta çoğunluğu iş adamlarından oluşan yolcuların tuhaf bakışlarından hiç bahsetmiyorum. Haksız sayılmazlardı, herkesin minik bir el bavulu -zaten onu da bagaja vermişler- ile yolculuk ettiği bir uçağa herkesden fazla eşya ile gelmiştim. Onlarca minik el bavulu arasında benim 25kglik dev bavullarım her haliyle benim olduğunu haykiriyordu. 6 bavulu bir sedan arabaya sığdırıp, ayaklarımızın bastığı yerler de dahil koltuklar bile dolu olduğu halde Ningbo`ya hoşbulduk dedik. Malesef maceralarımız bununla bitmedi, otelde bizi bambaşka süprizler bekliyordu. Rezervasyon yaptığımız odanın başka birine verilmesiyle, çok daha minik bir odaya düşmüştük. Bu durumu değiştirmenin asla mümkün olmadığını söyleyen rezervasyon müdürüne hiç olmazsa bize odayı bedava vermesini söyledim. Tabi onu buna ikna etmek kolay değildi. %50 indirim almam icin tam 90 dakika tartişmam gerekti. Gecenin sonuna doğru ben yolculuk ve tartışmanın verdiği stresle yorgun savasçıya dönüştügümde onun mimiklerinde bile değişiklik yoktu. O zaman bu insanların özel olarak eğitildigini düşünmeye başladım.
Ertesi gün uçağa binmeden minik bir şehir turu, nehir kıyısından bir pazar günü
