Sisin Oluşumu
Ortaçağ’da sisin, “güneşin ışığını kıskanan masal kahramanı dev bir denizcinin eseri” olduğuna inanılıyordu. Bugün bilim, bu doğa olayının üstündeki perdeyi büyük ölçüde araladı. Ama meteoroloji uzmanları, onun kaprisli olduğunu ve her zaman sürprizler yapabileceğini eklemeden edemiyorlar…
DENİZ İLE TOPRAĞIN ÇOCUĞU…
Fiziki anlamda sis, su buharı yüklü bir atmosferde, ısının düşmesiyle ortaya çıkıyor. Bu durumda, su buharı saydam doğasını yitiriyor ve çapı milimetrenin binde biri olan su damlacıkları halinde yoğunlaşıyor. Bu su damlacıkları öylesine küçük ki, sanki yerçekimine meydan okuyorlar ve saatte birkaç santimetrelik bir hızla yere düşmeye başlıyorlar. Sonuçta, toprak hemen üstünde dalgalanan bulutlar meydana geliyor.
Sis, ılıman iklime sahip ülkelerin sahillerinde çok sık rastlanan bir doğa olayı… Çoğu zaman denizin üstündeki nemli havanın, iç bölgelerdeki daha soğuk hava kitlesiyle karşılaşması yeterli oluyor. Soğuk, su buharını kolaylıkla yoğunlaştırıyor; oluşan sis, oldukça yoğun ve kalıcı bir tabaka oluşturabiliyor ve bazen binlerce kilometrekareye yayılabiliyor.
Sis, iç denizlere oranla okyanus kıyısındaki ülkelerde daha sık görülüyor. Deniz kıyısında ise, soğuk hava kitlesiyle su buharı yüklü hava kitlesinin ilk karşılaşması çıplak gözle bile izlenebiliyor. Suyun üstünden çıkan dumanlar, insana “denizin için için yandığı” duygusunu veriyor. Okyanus kıyısındaki bazı ülkelerde sis kalıcı bir nitelik kazanıp aylar boyu varlığını sürdürebiliyor. Tropikal kıyalarda da aynı olgu çoğu zaman görülüyor. Tropikal kıyılarda sahilde su buharı yüklü sıcak hava, açıklardaki soğuk sularla karşılaştığı zaman sis olayı meydana geliyor. İşte, açık denizde denizcileri en çok korkutan doğal olaylardan biri de bu…
Öte yandan, sis sadece ılıman iklim ve tropikal bölgeler kuşağına özgü bir doğa olayı değil… Sıcaklık farklılığından dolayı kurak iklimlerde de sis olayına ender de olsa rastlanabiliyor. Üstelik bu iklim kuşağında sis bir anlamda yaşamın da motoru… Bu bölgelerde, gerek bitki gerekse hayvan topluluğu için sis, yegane su kaynağı olma işlevine sahip…
TOPRAK, SICAKLIĞINI
GÖKYÜZÜNE BIRAKINCA
BİR BULUT DOĞUYOR.
Işıma sisi sabaha karşı gölcüklerin, akarsuların, bataklıkların ormanlıkların, meraların ve durağan suların bulunduğu bölgelerde görülen bir doğa olayı.., Buralarda her zaman belli bir miktarda nem oranı bulunuyor. Gün boyunca toprakta biriken sıcaklık normal koşullarda yavaş yavaş kızılötesi ışınlar biçiminde boşluğa dağılıyor. Ne var ki, toprağın sıcaklığının ani bir biçimde azalması durumunda, bu sıcaklık dağılmıyor ve varolan su buharım yoğunlaştırmaya, bir sis bulutu gibi toprağın üstünü kavramaya başlıyor. Rüzgarın tamamen yok olduğu koşullarda “ışıma sisi” genellikle bitkilerin düzeyinde gözleniyor. Bu durumda da, atmosferdeki su buharı bitkilerin çimlerin üstünde “kırağı” biçiminde yoğunlaşıyor.
Ancak sis, hafif bir esinti durumunda bile, toprak üstündeki daha soğuk hava tabakalarıyla, daha yukarıdaki sıcak hava tabakalarının harmanlanması sonucu da meydana geliyor. Bu nedenle özellikte sabahın erken saatlerinde toprağın üstünü kaplayan ve bazen kalınlığı 1.000 metreye kadar çıkan bir sis tabakasıyla karşılaşıyoruz. Bu sis kitleleri sadece ve sadece toprağın üzerinde oluşuyor. Deniz sathında böyle bîr sis tipine rastlanmıyor. Ancak, toprak sathında oluşan “ışıma sisi”, zaman içinde büyüyerek ve yayılarak denize kadar ulaşabiliyor. “Işıma sisi”, çoğu zaman güneşin doğması ve sıcaklığın yükselmesiyle birlikte ortadan kalkıyor. Ama, soğuk mevsimde bütün bir gün boyunca varlığını sürdüren “ışıma sisleri”ne de rastlanıyor.
NEMLİ RÜZGAR, ZİRVELERE
TIRMANIRKEN GERİSİNDE SİS EKİYOR.
Dağlık bölgelerde “yamaç sisi” adı verilen bir başka doğal olay yaşanıyor. Bu sisin kökenindeki neden, vadiden gelen nemli hava kitlesinin rüzgar nedeniyle tepelere doğru yükselmesi… Atmosfer basıncı yükseklikle birlikte azaldığı için, yükselen nemli havanın hacmi artıyor. Sıcaklık ve basınç, fizik kurallarına uygun olarak aynı yönde gelişim gösteriyorlar. Havanın hacminin artması, yani başka bir deyişle genişlemesi, beraberinde sıcaklığın düşmesini de getiriyor. Sonuçta, soğuğun etkisiyle, atmosferde saydam bir biçimde bulunan su buharı, opak bir sis bulutuna dönüşüyor. “Genleşme sisi” adı da verilen bu sis tipi, genel olarak tehlikeli bir nitelik taşımıyor. Üstelik çok hafif olduğu İçin küçük bir rüzgarın etkisiyle bile kolaylıkla dağılıyor. Ancak, su buharı vüklü havayı yukarı taşıyan rüzgar başta çok şiddetli olursa, sis çok büyük bir hızla dağların eteklerini sarabiliyor. Bu durumda rölyeflere sağlam bir biçimde yapışıyor ve bir süre sonra gerçek bir sis denizi halini alıyor. Bu da özellikle dağlarda yaşayan avcı kuşların görüş açısını günlerce yok ettiği için, bölgedeki hayvan dengesini sarsabiliyor. Çok yüksek dağlarda ise, bulut ile sis arasındaki fark hemen hemen ortadan kalkıyor. Üstelik, birinin varlığı havadaki nemlilik oranını artırdığı için, diğerinin oluşmasını kolaylaştırıyor.
—————————————————————————
Hazırlayanlar : merakediyorum grubu üyeleri merakediyorum@googlegroups.com
Kaynak : Focus Mayıs 1997 sayısından alınmıştır. Resim ve başlıklar yazıya eklenmiştir.
