Mevduat Sigorta Sistemi’nin Çeşitli Ülkelerde ve Türkiye’de Uygulaması
Mali sistem içinde mevcut olan tasarrufların etkin biçimde kullanılarak ekonomik faaliyetin finansmanında rol üstlenen bankalar, işlevleri ve portföyleri itibariyle likidite ve ödeme güçlüğüne düşme riskleriyle karşı karşıya kalabilmektedir. Diğer yandan bankacılık sektöründeki yayılma etkisiyle bir bankada çıkan bir problem diğer bankaları etkileyerek tüm sistem için genel bir problem oluşturabilmektedir. Bu nedenle, birçok ülke, banka mevduatlarına güvence sağlamakta ve nihai borç verme (lender of last resort) ve denetim mekanizmaları çalıştırılarak mevduatın korunmasına yönelik güvenlik çemberi oluşturulmaktadır
Uygulamada mevduatın korunması ile ilgili 6 değişik seçenek bulunmaktadır :
1. Mevduatın korunmasının açıkça reddedilmesi (Yeni Zelanda’da olduğu gibi)
2. İflas etmiş bir bankanın tasfiyesi esnasında o bankanın mevduat sahiplerine kanunla belirlenmiş bir öncelik tanınması,
3. Kapsam hakkında belirsizlik,
4. Gizli garanti,
5. Açık ancak sınırlı garanti,
6. Tam açık garanti.
Birinci ve ikinci seçeneklerin seçimi yasal olmakla birlikte nadiren uygulanmaktadır. Altıncı seçenek ise genellikle ciddi ve sistemik krizlerde kullanılmaktadır. Çalışmada sunulan tablolarda açık ancak sınırlı garantiler açıklanmış ve bunların her zaman belirsiz ve gizli sigortaya tercih edildiği belirtilmiştir.
Avrupa Birliği Direktiflerinin uygulanmaya başladığı yıl olan 1994’den beri MSS’yle ilgili incelemeler çok yaygın bir şekilde yapılmaktadır. Çoğu ülke Mevduat Sigorta Sistemi’ni (MSS) kurarken bir takım hedeflere ulaşmayı amaçlamaktadır. Bu hedeflerin bazıları gerçekçi olmaktan uzaktır. Örneğin, gerçekleşmesi muhtemel bir krizin önlenmesi veya halen sürmekte olan bir krizin çözümlenmesi gibi hedeflere ulaşabilmek için mevduata tam güvencenin verilmesi gerekmektedir ki, bu durum uzun dönemde bankacılık sisteminin sağlamlığı için gereken teşvik unsurlarıyla tam bir zıtlık göstermektedir.
Bu çalışma, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) 68 ülkenin verilerinden hareketle hazırlamış olduğu “Mevduat Sigortası: Gerçek ve En İyi Uygulamalar Araştırması” (Gillian G.H. Garcia, Deposit Insurance: A Survey of Actual and Best Practices, IMF Working Paper, April 1999) konulu çalışmasının bir derlemesi niteliğini taşımakta olup, kriz olmayan dönemlerde uygulanan MSS’yi kapsamaktadır. Çalışmada IMF’nin çalışması esas alınarak 8 tablo sunulmuş ve ülke sayısında sınırlamaya gidilmiştir. İkinci bölümde bu tablolara ve açıklamalarına yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde mevduat sigorta sisteminin Türkiye’deki tarihsel gelişimi ve mevcut düzenlemeler ele alınmıştır.
II. Tablolar ile İlgili Açıklamalar
Son zamanlarda IMF, mevduatın korunması ile ilgili 72 farklı sistemi inceleyen bir araştırma yapmış, kanun ve yönetmeliklerde açıkça ifade edilmiş 68 farklı mevduat sigorta sistemi bulunmuştur.
Amerika’da uygulanmakta olan üç sistemden ikisi 1930’larda başlamasına rağmen, 1960’lara kadar diğer ülkeler MSS’yi uygulamamıştır. Ancak 1960’larda 9, 1970’lerde ise 7 model, 1980’lerde meydana gelen bankacılık krizleri sonucu ise 19 MSS modeli uygulanmaya başlamıştır. 1990’larda bankacılık krizlerinin bütün kıtalara yayılması nedeniyle Nisan 1999’a kadar 31 MSS modeli uygulanmıştır.
Tablo 1‘de açık mevduat sistemi uygulayan ülkeler gösterilmiştir. Dünyanın değişik bölgelerinde aralarında Türkiye’nin de bulunduğu pekçok ülke bu sistemi uygulamaktadır. IMF’nin yapmış olduğu araştırma sonuçlarına göre 72 farklı mevduat sigortasından 68’inin kanun ve yönetmeliklerde açıkça belirtilmiş olup, bu ülkelerden 10 tanesi Afrika’da, 9’u Asya’da, 32’si Avrupa’da 3’ü Orta Doğu ve 14’ü Batı yarımküresi’ndedir.
|
Tablo 1. Açık Mevduat Sigorta Sistemi Uygulayan Ülkeler
|
|||||
|
Afrika |
Asya |
Avrupa |
Ortadoğu |
Batı yarımküresi |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Çad |
Bangladeş |
Almanya |
İsviçre |
Bahreyn |
ABD |
|
Gabon |
Çin’in Tayvan |
Avusturya |
İtalya |
Lübnan |
Arjantin |
|
Kamerun |
Bölgesi |
Belçika |
İzlanda |
Yemen |
Brezilya |
|
Kenya |
Filipinler |
Bulgaristan |
Latviya |
|
Dominik Cum. |
|
Kongo, Ekvatoryal |
Hindistan |
Çek Cum. |
Litvanya |
|
Ekvator |
|
Gine Cum. |
Japonya |
Danimarka |
Lüksemburg |
|
El Salvador |
|
Nijerya |
Kore |
Estonya |
Macaristan |
|
Jamaika |
|
Orta Afrika Cum. |
Marshall Ada. |
Finlandiya |
Makedonya |
|
Kanada |
|
Tanzanya |
Mikronezya |
Fransa |
Norveç |
|
Kolombiya |
|
Uganda |
Sri Lanka |
Gibraltar |
Polonya |
|
Meksika |
|
|
|
Hırvatistan |
Portekiz |
|
Peru |
|
|
|
Hollanda |
Romanya |
|
Şili |
|
|
|
İngiltere |
Slovak Cum. |
|
Trinidad & |
|
|
|
İrlanda |
Türkiye |
|
Tobago |
|
|
|
İspanya |
Ukrayna |
|
Venezuella |
|
|
|
İsveç |
Yunanistan
|
|
|
|
10 |
9 |
32 |
3 |
14 |
|
Tablo 2‘de normal zamanlarda açık bir mevduat sigorta sisteminde en iyi uygulamalar ile bu uygulamalardan sapmalar ve çözülmesi gereken konulara yer verilmiştir. En iyi uygulamalar mali sistemin güvenirliliğini sağlamak için kurumlara teşvik sağlamaktadır.
En iyi uygulamalara ilişkin kriterler tablonun ilk sütununda 15 madde halinde belirtilmiştir. Bir ekonomide mevduat sigorta sistemi uygulanacaksa, bu durum kanun ve yönetmeliklerle açıkça tanımlanmalıdır. Konuyla ilgili bu kanun ve yönetmelikler halkın kendi çıkarlarını koruyabilmeleri için anlaşılabilir olmalıdır. Şeffaflık iyi düzenlenmiş bir sistemde ahlaki risk ve kurumsal problemleri azaltmaktadır. Sorunlu bankaların sağlıklarına kavuşturulmaları açısından da şeffaflık desteklenmektedir. Gözetim otoritelerinin çözüm bulucu çabalarına rağmen sorunlar devam ettiğinde otoriteler sorunlu bankaları ödeme güçlüğü içine düştüklerinde kapatmaya ya da birleşmeye zorlamaktadır. Gözetim otoritelerinin bankalara uygun müdahaleleri yapabilmeleri için bilgi sahibi olmaları gerekmektedir. MSS yapısı, üyeliğin zorunlu olduğu, kapsamın ahlaki riski engelleyecek ölçüde düşük tutulması ve sigorta primlerinin yanlış seçimi[1] önlemek için riske ayarlı olması durumunda daha çok teşvik-uygun sisteme yakındır. Mevduat sahipleri sisteme güven duyma ihtiyacı içinde olduklarından, bu güvenliğin sağlanabilmesi için mevduatların zamanında ödenmesi, ödeme güçlüğünün önlenmesi için de yeterli kaynağın olduğu garantisinin verilmesi gerekmektedir.
MSS hem mevduat sahiplerinin hem de sisteme ilave fon sağlayan vergi mükelleflerinin çıkarlarına hizmet etmelidir. Böylelikle MSS politik müdahaleden bağımsız olarak kamuoyuna karşı sorumlu olmalıdır. Merkez bankasının, gözetim otoritesinin ve MSS’nin rolleri farklı olduğundan özellikle büyük ülkelerde üç ayrı kurum olarak yapılanmaları önerilmektedir. Ancak bu kurumlar arasında bilgi paylaşımı olmalı ve faaliyetler düzenlenmelidir. Bankaların mevduat sahipleri ve vergi mükellefleri ile bir çıkar çatışması yaşamamaları açısından karar alma sürecinde görevlendirilmesi tavsiye edilmemektedir.[2] Ancak bankalar danışma kurulunda yer alabilirler.
İkinci sütunda en iyi uygulamalardan sapmalar listelenmiştir. Bu sapmalar kapalı, isteğe bağlı, yetersiz fonlanan ve/veya belirsiz sistemlerin sürdürülmesi, böyle bir sistemin sorunlu bankalar için tedavi edici çözüm bulamaması, sigorta kapsamının yüksek olması, sigortalı mevduatların ödenmesinde gecikmeler olması, az veya yanlış yönlendirmeye neden olan bilgilendirme, MSS’ye siyasi müdahalenin olması, kurumlar arasında yeterli işbirliğinin sağlanamaması, bankacılık sistemi zayıfken iflasların önlenmesi amacıyla MSS’nin başlaması şeklinde özetlenebilir.
Çözülmesi gereken bir takım konular üçüncü sütunda sıralanmıştır. Bunlar teşviklerin daha iyi olduğu, yasa ve yönetmelik çerçevesinde nasıl ele alınacakları, çözümlerin zorunlu mu yoksa isteğe mi bağlı olacağı, hangi kuruluşların MSS’ye dahil edileceği ve hangi mevduat türlerinin kapsam altına alınacağı, kapsamın uygun seviyesi, primlerin riske göre nasıl belirleneceği, gözetim otoritelerinin ne tür bilgiye ihtiyaç duydukları ve kamuya hangi bilgileri açıklayacakları, MSS’yi faaliyetlerinden sorumlu tutarken siyasi müdahalenin önlenmesi, çıkar çatışmalarının en iyi nasıl çözümleneceği, MSS’nin, merkez bankasının ve gözetim otoritesinin bilgiyi nasıl etkin bir şekilde paylaşacağı ve işbirliği yapacağı, MSS uygulamaya konmadan önce mali olarak zayıf bankacılık sisteminin yeniden nasıl yapılandıracağı ve sermaye artışının nasıl sağlanacağı konularıdır.
Tablo 2. Normal Zamanlarda Açık bir Mevduat Sigorta Sistemi’nde (MSS)
En iyi Uygulamalar ve Bu Uygulamalardan Sapmalar
|
En iyi Uygulama |
En iyi Uygulamadan Sapmalar |
Çözülmesi Gereken Konular |
|
1. Teşvik* sorunlarından kaçınılması |
Organizasyonel sorunlar, ahlaki risk, ve yanlış seçim |
Hangi teşviklerin daha iyi olduğu ve yasa ile yönetmelik çerçevesinde nasıl ele alınacakları |
|
2. Sistemin yasa ve yönetmeliklerde açıkça tanımlanması |
Sistemin kapalı ve belirsiz olması |
Şeffaflık ve açıklığın sağlanması amacıyla yasa ve yönetmeliklerin nasıl değiştirileceği |
|
3. Gözetim otoritesine acil çözümler sağlayabileceği bir sistemin sağlanması |
Denetleyicinin sorunları geç çözmesi veya hiç çözmemesi |
Çözümlerin zorunlu mu yoksa isteğe mi bağlı olacağı |
|
4. Gözetim otoritesinin zor durumdaki mevduat kurumlarına acil olarak el atabilmesi |
Dayanma gücü: tasfiye edilmesi gereken bankaların faaliyetlerine devam etmesi |
Kapatma politikalarının türleri ve önemi. Mevduat Sigorta Kurumu’nun dahil edilip edilmeyeceği |
|
5. Kapsamın düşük tutulması |
Kapsamın yüksek, hatta tam olması |
Hangi tür kuruluşların MSS’ye dahil edilecekleri ve hangi mevduatların kapsama alınacağı, kapsamın uygun seviyesi |
|
6.Üyeliğin zorunlu tutulması |
Üyeliğin isteğe bağlı olması |
Yanlış seçimlerden nasıl kaçınılacağı |
|
7. Mevduatların derhal ödenmesi |
Ödemelerde gecikmeler olması |
Acil ödemelerin nasıl etkileneceği |
|
8. Likiditeyi güçlendirmek amacıyla yeterli fon kaynaklarının sağlanması |
Mevduat Sigorta Sistemi (MSS)’nin yeterli fonlanamaması veya ödeme gücünün olmaması |
MSS’nin fonlanan mı yoksa ex-post bir sistem mi olacağı, birikmiş fon ve primlerin uygun seviyesi, devletten yedek fonlama sağlanıp sağlanmayacağı |
|
9.Riske ayarlı primler |
Düz oranlı primler |
Primlerin riske göre nasıl belirleneceği |
|
10.Faydalı bilginin düzenlenmesi |
Etkin olmayan bilgi |
Denetleyicilerin ne tür bilgiye ihtiyaç duydukları |
|
11. Uygun bilgilendirmenin yapılması |
Az veya yanlış yönlenmeye neden olan bilgilendirme |
Hangi konuda ne zaman bilgilendirme yapılacağı |
|
12. Bağımsız ama sorumlu bir Mevduat Sigorta Kurumunun kurulması |
Siyasi müdahale ve sorumluluktan yoksun olmak |
Mevduat Sigorta Kurumunun ve yönetim kurulunun siyasi müdahaleyi önleyecek şekilde ancak sorumluluk almayı teşvik edecek şekilde nasıl düzenleneceği |
|
13. Bankacıların yönetim kurulunda olmayıp sadece danışma kurulunda görev almaları |
Bankacıların yönetimde olmaları |
Çıkar çatışmalarının en iyi nasıl çözümleneceği |
|
14. Denetim Otoritesi ve Merkez Bankası ile yakın ilişkiler sağlanması |
İlişkilerin zayıf olması |
MSS’nin maliyetlerini artıracak derecede Merkez Bankası politikalarının zayıf olması, bilginin paylaşılması |
|
15. Bankacılık sisteminin sağlamken açık ve sınırlı MSS’nin uygulanması |
Sistemin zayıfken başlaması sonucu iflasların önlenmesi için kapsamın yüksek tutulması |
MSS’nin uygulamaya konması için bankacılık sorunlarının nasıl çözümleneceği |
* Teşvik terimi ile otoritenin mali sistemin sağlamlığını ve güvenirliliğini korumaya yönelik alacakları önlemler ifade edilmektedir.
(Tablo 3)
(Tablo 3.1.)
Tablo 3.1. Dipnotlar
* Sadece bireysel veya hane halkları mevduatlarının güvence altına alınmış olduğuna işaret etmektedir
** Güvence yerel para cinsinden, Ecu veya diğer AB üyelerinin paraları cinsinden mevduatları da kapsama almaktadır
*** Güvence İngiliz sterlini, Ecu veya AB dahil olmak üzere diğer AEA üyelerinin paraları cinsinden mevduatları da kapsama almaktadır
1 Mevduat sigorta sistemi ortak bir merkez bankası olan altı orta Afrika ülkesi tarafından oluşturulmuştur.(Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Kongo Cumhuriyeti, Ekvatoryal Gine, Gabon) Sistemi oluşturan anlaşma Nisan 1999’da onaylanmıştır.
2 Nijerya’da yerel para birimi üzerinden banka yönetici ve personelinin mevduatları dışında kalan tüm mevduatlar ve kredi teminatı amaçlı mevduatlar kapsam altındadır.
3 Bangladeş’de yerel ve yabancı devletlerin, mali kurumların mevduatları ile bankalararası mevduat sigortalanmamaktadır
4 Sri Lanka’da devlet, kamu kurumları, ve diğer bankaların mevduatları kapsam dışı tutulmaktadır.
5 Japonya’da iki mevduat sistemi vardır. Birinci sistem ticari bankaları, kredi kooperatiflerini, işgücü ve kredi örgütlerini kapsamaktadır. Yerel para cinsinden vadeli ve vadesiz mevduatlar sigortalanmaktadır. İkinci sistem ise zirai ve balıkçılık kooperatiflerini kapsamaktadır.
6 Kore’de mevduatlara geçici olarak tam güvence sağlanmıştır.
7 Almanya’da interbank ve banka çalışanlarının mevduatları dışında her mevduat sigorta kapsamı altındadır. Ticari bankalar, tasarruf bankaları, ciro kurumları ve kredi kooperatifleri için ayrı özel modeller oluşturulmuştur. Ağustos 1998’den bu yana ticari bankalar için resmi olarak zorunlu bir model getirilmiştir.
8 Avusturya’da devletin, büyük şirketlerin ve insider’ların mevduatları sigortalanmamakta, ancak hane halklarının mevduatları tam güvence altına alınmaktadır. Hane halklarının olmayan diğer mevduatlar ise yüzde 90 oranında sigortalanmaktadır.
9 Belçika’da hane halkları ile küçük ve orta ölçekli mali olmayan kuruluşların mevduat, banknot, bono ve diğer tasarrufları güvence altına alınmıştır.
10 Finlandiya’da mevcut tam güvence sistemi yerine merkez bankası ve kredi kuruluşlarının mevduatlarını kapsam dışı tutan bir sistem geliştirilmiştir.
11 Fransa’da ticari bankalar, tasarruf bankaları ve kredi kooperatifleri için ayrı sistemler geliştirilmiştir. Merkezi hükümetin, insider’ların, grup şirketlerinin, para aklama eylemine karışmış kişilerin mevduatları ile sigortalanmış kuruluşun rehinli kıymetleri güvence kapsamı dışında tutulmaktadır.
12 Hollanda’da hane halkları ile küçük işletmelerin mevduatları güvence altında iken büyük şirketlerin, diğer bankaların, sigorta şirketlerinin ve insider’ların mevduatları kapsam dışıdır.
13 İngiltere’de mali kurumların mevduatları güvence altına alınmamaktadır.
14 İrlanda’da mevduat sertifikaları, önemli oranda paya sahip ortaklar ve yöneticiler ile para aklama eylemine karıştıkları tespit edilen kişilerin mevduatları güvence altına alınmamıştır.
15 İspanya’da üç tür mevduat sistemi mevcuttur. Birincisi ticari bankalar için, ikincisi ikincisi tasarruf bankaları için ve üçüncüsü ise kredi kooperatifleri için uygulanmaktadır. Mali kuruluşların, kamu organlarının ve insider’ların mevduatları kapsam dışıdır.
16 İtalya’da iki tür mevduat sistemi vardır. Birincisi bankalar için, ikincisi kooperatifler için uygulanmaktadır. Bankalararası mevduat, hükümetlerin ve insider’ların mevduatları ile havale, çek ve senetleri kapsam dışıdır.
17 Portekiz’de vadeli, vadesiz ve tüm yabancı para cinsinden mevduatlar güvence altına alınmasına karşın, mali kurumların, merkezi ve yerel hükümetlerin, ve insider’ların mevduatları güvence dışı tutulmaktadır.
18 Yunanistan’da bankalararası ve yasadışı mevduatlar ile insider’ların ve merkezi hükümetin mevduatları güvence altına alınmamıştır
19 Yemen’de önemli oranda pay sahiplerinin, üst düzey yöneticilerin mevduatları ile yasadışı mevduatlar ve denetçiler ile grup şirketlerinin mevduatları güvence altına alınmamıştır.
20 Lübnan’da üst düzey banka yöneticileri ile denetçilerin mevduatları dışında tüm yerel para cinsinden mevduat güvence altına alınmıştır.
21 ABD’de mevduat sigortası tüm ulusal ve eyalet bankaları için zorunludur. Kıyı bankacılığı yapan kuruluşların mevduatları güvence altına alınmamıştır.
22 Kanada’da mevduat sigortası kapsamına giren mevduatlar tasarruf ve vadesiz mevduatlar, garantili yatırım sertifikaları, kredi şirketleri tarafından çıkarılan teminatsız tahvil ve senetler, havaleler, çekler, senetler ve seyahat çekleridir.
23 Brezilya’da ilgili tarafların mevduatları güvence altına alınmamıştır.
24 Şili’de vadesiz mevduatlar merkez bankası tarafından güvence altına alınmıştır. Hane halklarının tasarrufları ve vadeli mevduatlarının yüzde 90’ı ise devlet tarafından güvence altına almıştır. Güvence oranı her sene enflasyon oranında artırılmaktadır.
25 Peru kar amacı gütmeyen örgütler ile doğal kişilerin, hamile yazılı çek, senet, vb. dışında, tüm mevduatlarını güvence altına almıştır.
Tablo 3‘de yanlış sistem seçimi probleminin önlenmesi amacıyla araştırması yapılan 72 ülkeden 68 tanesinde açık MSS uygulandığı ve bu 68 ülkeden 55 tanesinde üyeliğin zorunlu olduğu görülmektedir. Ancak 14 model isteğe bağlı olup, bunlardan 5’i risk ayarlı prim uygulamamaktadır. Çalışmada 34 ülke ele alınmıştır. Bu ülkelerden 29’unda zorunlu 4’ün de ise isteğe bağlı üyelik sistemi uygulanmaktadır.
Tablo 3.1‘de 3 sistemin mevduatın tamamını kapsadığı, 20 sistemin ise büyük oranda mevduatı kapsadığı görülmektedir. 11 ülke yabancı para mevduatları kapsam dışında tutmakta, 6 ülke ise Avrupa Birliği dışında kalan ülke paralarını kapsamamaktadır. 25 MSS bankalararası mevduatı içermemekte ve sadece 6’sı tasarruf mevduatlarını garanti altına almaktadır. 1995 yılına göre bankalararası mevduatı garanti kapsamı dışında bırakan ülkelerin sayısında yüzde 45’den yüzde 66’ya varan oranda bir artış olmuştur. Aynı şekilde döviz tasarruf mevduatlarını garanti kapsamı dışında bırakan ülke sayısında önemli artış kaydedilmiştir.
(Tablo 4)
Tablo 4. Dipnotlar
* Şili’de tasarruf mevduatları sigorta kapsamında iken, diğer ülkelerde mevduat sahipleri kapsam altındadır.
** Üçüncü sütunda “X ” işareti yükün önceleri bankaların üzerinde olduğunu, “devlet” ibaresi ise ödemeleri devletin yaptığını göstermektedir.
*** Ta = Takipteki Alacaklar
1 Döviz kurları Haziran 1998 tarihi itibariyle hesaplanmıştır.
2 Nijerya’da kapsam resmi döviz kurunda piyasa oranından fazladır.
3 Japonya 31 Mart 2001’e kadar acil önlem olarak tam kapsam sağlayacaktır.
4 Almanya’da özel mevduat sigorta sistemleri tarafından belirlenen primler yüzde 0,004 ile yüzde 0,1 arasında değişmektedir.
5 Almanya’da ticari bankalar için özel kapsam yüzde 90 ve 20.000 ecu ile sınırlandırılmıştır. Tasarruf bankaları ve kredi kooperatifleri için özel modeller kurumların ödeme gücünü güvenceye alarak mevduatları korumaktadır.
6 Belçika’da Fon’un likit aktifleri kritik bir seviyeye indiğinde prim en fazla yüzde 0,04 oranına yükseltilebilir.
7 Hollanda’da ex-post değerlemeler merkez bankasına raporlanan son veriler ışığı altında duruma göre yapılmaktadır. İflas etmiş banka ile değerlemesi yapılan banka portföyleri karşılaştırılmaktadır. Maliyetler bankacılar komitesi ile görüşüldükten sonra oranlanmaktadır.
8 İsveç 19992 banka krizi sırasında tam güvence sağlamış olmasına rağmen, bu uygulamasına 1996 yılında son vermiştir.
9 Yunanistan’da sistemin fonları yetersiz kaldığında, üyelerden önceki yılın prim tutarının yüzde 300’ünü geçmemek kaydıyla gelecek sene primlerine mahsuben fon aktarılmaktadır.
10 Lübnan’da bankalar tarafından ödenen primler ile devlet katkısı aynıdır.
11 Kanada’da risk bazlı değerlemeler sistemi henüz belirginliğe kavuşmamıştır. Emeklilik hesapları ve mevduatlar ayrı olarak kapsam altına alınmış olup, her biri 60.000 Kanada Dolarına kadar sigortalanmaktadır.
12 Arjantin’de referans faiz oranının 200 baz puan üzerinde faizi olan mevduatlar sigortalanmamaktadır.
13 Şili’de Merkez bankasının riskini azaltmak maksadıyla sermaye ve rezervlerinin 2,5 katı oranında vadesiz mevduatı olan bankalar yüzde 100 marjinal rezerv karşılığı kapsamında kısa vadeli merkez bankası veya devlet tahvili almak durumundadırlar. Şili rezerv gereksinimini sağlamanın faiz maliyetini mevduat sigortası uygulamasının üstü kapalı bir maliyeti olarak değerlendirmektedir. Şili merkez bankası vadesiz mevduatlara tam güvence sağlamaktadır. Hane halkları tasarrufları ve vadeli mevduatlar devlet tarafından kişi başı 120 UF’ye kadar (3.675 $) yüzde 90 oranında sigorta edilmektedir.
14 Peru’da prim sigortalanan maksimum tutar üzerinden hesaplanmaktadır ve sadece bireyler ile kar amacı gütmeyen kurumların mevduatlarına uygulanmaktadır. Bankalar toplam mevduatın yüzde 0,65’i oranında prim ödemelerinin dışında, her yüksek risk kategorisi için ek olarak yüzde 0,2 oranında prim ödemektedirler.
15 Türkiye Mayıs 1994’den beri mevduata sınırsız güvence sağlamaktadır.
Tablo 4‘de 1999 yılında uygulanmakta olan açık modellerde fonlama, kapsam ve primler sunulmaktadır. Çalışmada ele alınan 34 ülkeden 28’i düzenli bir mevduat sigorta fonuna sahipken, Avusturya, Fransa, Hollanda, ve Lüksemburg’da sigorta fonu olmayıp, iflas eden bankalardaki mevduat sahiplerinin zararlarını tazmin etmek için sağlam bankalara ex-post vergi koymaktadır. Yine 34 MSS’nin 28’inde düzenli aralıklarla prim alınmaktadır. Çad, Gabon, Kenya, Nijerya, Tanzanya, Uganda, Bangladeş, Sri Lanka, Kore, Yunanistan, Yemen, MSS’leri tüm mevduat türlerinden, Japonya, Almanya,Avusturya, Danimarka, Finlandiya, İngiltere, İspanya, İsveç, Lüksemburg, Portekiz, Kanada, Arjantin, Brezilya, Peru ise sigortalanmış mevduatlardan prim almaktadır. Diğer yandan Belçika sigortalanmış yükümlüklerden, İtalya büyüklük ve riske göre düzenlenip korunan fonlardan, Lübnan’da kredi hesaplarından, ABD’de yerel mevduatlardan, Türkiye’de sigortalanmış tasarruf mevduat üzerinden prim alınırken, Hollanda’da prim esası duruma göre ayarlanmakta (bkz. Tablo 4), Şili’de prim esası uygulanmamaktadır. Bir fonun sağlıklı bir şekilde yürümesini sağlayacak prim tutarı bankacılık sisteminin mevcut ve gelecekteki durumuna göre belirlenmektedir. Tablo 4’ün dördüncü sütunda prim tutarlarının yüzde 0-2 aralığında değiştiği gözlemlenmektedir.[3] Son sütunda da yer aldığı gibi mevduat başına sigorta kapsamı tabloda yer alan bütün ülkelerde uygulanmaktadır.
Kapsamın derecesi ne olursa olsun iflas etmiş bankalardaki küçük mevduat sahipleri sigortalanmış fonlarını mümkün olduğunca hızlı bir şekilde almak istemektedirler. Aslında ödemelerde gecikmelerin olması kapsamın değerini düşürmektedir. Bu nedenle MSS sigortalanan mevduatların tazminini kesinlikle 30 gün içinde sağlamalıdır. Aksi durumda MSS’nin kredibilitesi düşecek, bu durum ise diğer mevduat sahiplerinin zayıf bankalardan paralarını çekmelerine ve bireysel ödeme sistemlerinin bozulmasına neden olacaktır. Tasarruf dengeleri ve işlemleri olmayan mevduat sahipleri harcamalarını kısma yoluna gittiğinde ekonomide bir durgunluğa sebep olabilmektedir. Ancak IMF’nin yaptığı araştırmada geri ödeme uygulamaları araştırılmamıştır. Fakat bir kısım MSS kanunlarında hızlı geri ödeme unsuru yer almaktadır.
|
Tablo 5. Mevduat Sigorta Kapsamının Kişibaşı Gelire Olan Oranı
|
|
||||||
|
|
Kapsam (ABD doları) |
Kişibaşı Gelir (ABD doları) |
Kapsam /Kişi Başına Gelir (%) |
||||
|
Afrika1 |
|
|
|
|
|||
|
|
|
|
|
|
|||
|
Çad |
3,557 |
245 |
1452 (en yüksek) |
|
|||
|
Gabon |
5,336 |
4,024 |
133 (en düşük) |
|
|||
|
|
|
|
|
|
|||
|
Asya |
|
|
|
|
|||
|
|
|
|
|
|
|||
|
Bangladeş |
2,123 |
348 |
610 (en yüksek) |
|
|||
|
Sri Lanka |
1,470 |
825 |
178 (en düşük) |
|
|||
|
|
|
|
|
|
|||
|
Avrupa Birliği Ülkeleri |
|
|
|
||||
|
|
|
|
|
|
|||
|
Almanya |
21,918 |
26,161 |
84 |
|
|||
|
Avusturya |
24,075 |
26,246 |
92 |
|
|||
|
Belçika |
16,439 |
24,947 |
66 |
|
|||
|
Danimarka |
21,918 |
33,307 |
66 |
|
|||
|
Finlandiya |
29,435 |
24,404 |
121 |
|
|||
|
Fransa |
65,387 |
24,700 |
265 |
|
|||
|
Hollanda |
21,918 |
24,143 |
91 |
|
|||
|
İngiltere |
33,333 |
23,598 |
141 |
|
|||
|
İrlanda |
16,439 |
21,788 |
75 |
|
|||
|
İspanya |
16,439 |
14,241 |
115 |
|
|||
|
İsveç |
31,412 |
25,743 |
122 |
|
|||
|
İtalya |
125,000 |
20,633 |
606 |
|
|||
|
Lüksemburg |
16,439 |
39,233 |
42 |
|
|||
|
Portekiz |
16,439 |
11,565 |
142 |
|
|||
|
Yunanistan |
21,918 |
11,501 |
191 |
|
|||
|
|
|
|
|
|
|||
|
Ortadoğu |
|
|
|
|
|||
|
|
|
|
|
|
|||
|
Yemen |
52,630 |
5,986 |
879 (en yüksek) |
|
|||
|
Lübnan |
3,300 |
5,145 |
64 (en düşük) |
|
|||
|
|
|
|
|
|
|||
|
Batı Yarıküresi |
|
|
|
||||
|
|
|
|
|
|
|||
|
ABD |
100,000 |
31,433 |
318 |
|
|||
|
Kanada |
40,770 |
19,700 |
207 |
|
|||
|
Arjantin |
30,000 |
9,649 |
311 |
|
|||
|
Brezilya |
17,000 |
4,566 |
372 |
|
|||
|
Şili |
3,600 |
5,253 |
69 |
|
|||
|
Peru |
21,160 |
2,485 |
852 |
|
|||
|
|
|||||||
|
1 IMF çalışmasında Afrika, Asya ve Ortadoğu ülkeleri başlığı altında yeralan ülkelerden sadece en yüksek ve en düşük oranı olan ülkeler analize dahil edilmiştir.
|
|||||||
|
|
|
(Kişibaşı Gelir ile Kapsam/Kişibaşı Gelir) |
|
||||
|
|
Ortalama |
Korelasyon Katsayısı |
|
|
|||
|
Dünya1,2 |
3.0 |
-0.29 |
|
|
|||
|
Afrika |
6.2 |
-0.44 |
|
|
|||
|
Asya |
4.0 |
-0.24 |
|
|
|||
|
Avrupa |
1.6 |
0.12 |
|
|
|||
|
Avrupa Birliği |
1.5 |
-0.30 |
|
|
|||
|
Ortadoğu |
3.4 |
-0.26 |
|
|
|||
|
Batı Yarıküre |
3.2 |
-0.15
|
|
|
|||
|
1IMF çalışmasında yeralan seçilmiş ülkelerin ortalaması. |
|
|
|||||
|
2Ekvador, Japonya, Kore, Meksika, Türkiye’de mevduata sınırsız güvence uygulanmaktadır. |
|
||||||
Tablo 5 seçilmiş ülkelerde mevduat sigorta kapsamının kişi başına gelire olan oranını göstermektedir. Bu oran Afrika’da en yüksek ve Avrupa’da en düşüktür. Kolombiya, Ekvator, Endonezya, Japonya, Kuveyt, Malezya, Meksika, Tayland ve Türkiye’de mevduata tam güvence sağlanmaktadır[4]. Dünya çapında kişi başına gelir ve MSS kapsam oranı arasında istatistiki olarak önemli derecede ters yönlü bir ilişki söz konusudur. Gelir düzeyi düşük ülkeler ortalama olarak kişi başına gelire oranla daha yüksek sigorta kapsamı sağlamaktadır. Avrupa dışında bu ilişki bütün bölgelerde geçerlidir. Bu sonuç ahlaki risk (moral hazard) probleminin[5] bütün ülkelerde olduğunu ancak gelişmekte olan ülkelerde daha yüksek olduğunu göstermektedir.
Tablo 6’da 28 ülkede etkin kapsam, resmi ilişkiler, yasal öncelikler ve fon hedefleri sunulmuştur. Kapsam limiti belirlenirken ana hedef daha fazla mevduat sahibini sistemin risklerinden korumaktır. Güvence altına alınan mevduat hesaplarının sayı olarak yüzdesinin yüksek, değer olarak ise daha az olması hedeflenmektedir. Nitekim, tablonun ikinci ve üçüncü sütunundan görüleceği üzere ülkelerin sigorta kapsamına aldıkları mevduatların tüm mevduatlar içindeki payı genelde yüzde 90 ve üzerinde iken, mevduat kapsamının değeri olarak sadece yüzde 40’lık bir oran gözlenmektedir.
Kapsam limiti gelir artışı ve enflasyondaki artışlar da hesaba katılarak zaman içerisinde artırılabilmektedir. Endeksleme yönteminin kamuoyunda güven sağlanması amacıyla başlangıçta Fon’un kaynaklarının çok üzerinde yüksek bir limit konmasını engellemek gibi bir avantajı olmasına karşın, kamuoyunun sürekli takibini gerektirmesi gibi bir dezavantajı da mevcuttur.
Tablo 6.1‘de her ülkedeki Mevduat Sigortası Kurumu, Bankacılık Gözetim Otoritesi Merkez Bankası , ve Maliye Bakanlığı arasındaki resmi ilişkiler belirtilerek Mevduat Sigorta Fonu’nun yasal statüsü incelenmiştir. Fonun devletten bağımsız olup olmadığının yasada belirtilip belirtilmediği veya yasada belirtilmiş olsa bile uygulamada nasıl olduğu analiz edilmiştir. Ele alınan ülkelerden Kenya’da, Tanzanya’da, İngiltere’de, ABD’de Fon ayrı bağımsız yasal bir organ statüsünde iken Nijerya, Sri Lanka, Çin’in Tayvan Bölgesi, Belçika, Danimarka Finlandiya, Fransa, İsveç,İtalya, Arjantin’de ise devlete bağlı olarak faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir. Türkiye’de MSK, merkez bankası tarafından yönetilmekte, Hazine tarafından denetlenmektedir. Ayrıca Tablo 6.1’in ikinci sütununda Fon ile banka denetim otoritesi ve merkez bankası arasındaki bilgi paylaşımının yapısı analiz edilmiştir. Ülkelerin çoğunda bilgi paylaşımı söz konusu olmakla birlikte, paylaşımın etkinliği konusu belirsiz kalmıştır. Örneğin Fransa’da bilgi paylaşımı olmakla birlikte zorluklarla karşılaşıldığı tespit edilmiştir. Basle Komite’nin denetim standartlarını ve bilgi paylaşımını artırmak amacıyla geliştirmiş olduğu uygulamaların taraflar arası işbirliğini artırması beklenmektedir.
(Tablo 6)
(Tablo 6.1.)
Tablonun son sütununda ise bir bankanın iflası durumunda Mevduat Sigorta Fonu’nun bankanın aktifleri üzerinde mevduat sahipleri adına öncelik hakkı olup olmadığı incelenmiştir. Böyle bir uygulamanın Fon’un iflas etmiş olan bankanın aktiflerinden daha fazla yararlanıp kendi kaynaklarının azalmasını önlemesi gibi bir avantajı olmasına karşın, alacaklı mevduat sahiplerine likidite sağlanması amacıyla bir an önce banka aktiflerinin belki de yok pahasına elden çıkarılması gibi bir dezavantajı da mevcuttur. Tablodan görüleceği üzere incelenen ülkelerin çoğu Fon’a öncelik yetkisi tanımamaktadır.
Tablo 7’de açık modelde özel/kamu kesimi fonlaması ve bunlara ilişkin yöntem sunulmaktadır. IMF’nin ele aldığı 68 MSS’den 66’sı özel fona sahiptir. Bu sistemlerden 53’ü devletten yardım almakta veya almayı beklemektedir. Bazı modeller sistemin kuruluş aşamasında veya sistemik bir krizle karşı karşıya kalındığında resmi kaynaklardan mali destek almaktadır. Diğer yandan bazı modeller ise sadece sistemi tehdit eden bir kriz sözkonusu olduğunda kamu desteği sağlamayı amaçlamaktadır. Bankaların devletten aldıkları da dahil olmak üzere tüm borçlarını geri ödemeleri sistemin istikrarı açısından gereklidir. En iyi uygulamalar devletin yedek fonlama (back-up funding) uygulaması gerektiğini savunmakla birlikte MSS’lerin yönetimi ile ilgili bir takım tartışmalar mevcuttur. IMF’nin yaptığı araştırmada 13 model özel olarak, 34 model devlet tarafından ve 23 model ise ortak şekilde yönetilmektedir. Diğer yandan Arjantin ve Brezilya örneklerinde olduğu gibi özel yönetilen modellere resmi otoriteler etki edebilmektedir.
IMF çalışmasından seçmiş olduğumuz 34 modelden Tanzanya, Almanya, Avusturya, Finlandiya, Fransa, İngiltere, İtalya, Lüksemburg, Lübnan, Arjantin, Brezilya, özel, Kenya, Nijerya, Uganda, Bangladeş, Sri Lanka,Kore, Hollanda, İrlanda, İsveç, Portekiz, Yemen, ABD, Kanada, Şili, Türkiye kamu tarafından, Çad, Gabon, Japonya, Almanya, Belçika, Danimarka, İspanya, Yunanistan, Peru ise ortak yönetilmektedir. Özel yönetilen bu 11 modelden 4’ü (Tanzanya, Finlandiya, İtalya, Lübnan) ortak yönetilen 8 modelden 5’i (Japonya, Belçika, Danimarka, İspanya, Peru) kamudan mali fonlama sağlamaktadır. Bazı durumlarda fonlama konusunda kanunda kesin bir açıklık yokken, diğerlerinde devletin mali yardımı açıkça belirtilmiştir.
(Tablo 7)
Tablo 7 Dipnotlar
1 “Fonlama” sigorta fonuna sürekli katkı yapma sorumluluğunu veya iflas etmiş bir bankada hesabı bulunan mevduat sahiplerinin zararlarını tazmin etmek için ödemede bulunmayı taahhüt etme anlamına gelmektedir. Devletin başlangıç fonlamasını yapması, borç verme ve zararları tazmin etme yükümlülüklerini de kapsamaktadır.
2 Kamu terimi merkez bankasını kapsamaktadır.
3 Japonya’da Şubat 1998’de değiştirilen Mevduat Sigorta Yasası’na göre Mevduat Sigorta Kurumu’nda açılmış olan bir hesaba 17 trilyon yen aktarılmıştır.
4 İngiltere Mevduat Koruma Kurulu Bankalar Kanunu’na göre oluşturulmuş yasal bir organdır.
5 Model İtalya’da özel olarak işletilmesine rağmen tüm kararlar merkez bankası tarafından onaylanmak zorunda olduğu için Mevduat Sigorta Sistemi sınırlı yetkiye sahiptir.
Tablo 8’de kıtalar itibariyle mevduat sigorta sisteminin özellikleri sunulurken, 1995’de yapılan araştırma ile karşılaştırma yapılmakta ve önemli değişiklerin olduğu gözlemlenmektedir. Bu değişikler şöyledir:
– 1995 yılında 47 olan açık MSS sayısı 1999 yılında 68’e yükselmiştir. İsteğe bağlı MSS’den zorunlu MSS’ye bir geçiş vardır. Şu anda MSS’lerin yüzde 81’i bu yolla yanlış seçim problemini önlemeyi amaçlamaktadır. 1994’de yayınlanmış Mevduat Sigorta Modelleri Hakkında Avrupa Birliği Direktiflerine paralel olarak sadece Avrupa’da değil, Orta Doğu ve Amerika kıtasında da bu değişim gözlemlenmiştir. Afrika’da 1999 yılında başlayan yeni modeller isteğe bağlı olsa da yanlış seçim sorununu riske uyarlanmış primlerle çözmeye çalışmaktadır. Yine tablodan gözlemlendiği gibi MSS’lerin Fon’a sahip olma özelliği artmaktadır.
– Daha çok ülke MSS primlerini riske uyarlamaktadır. 1995 yılında sadece 2 ülke (Amerikaların Asya’daki hamilerinin dışında) primlerini riske ayarlamışken, 1999 yılında Afrika, Avrupa ve Amerika Kıtası riske uyarlanmış primler uygulamaya başlamışlardır. Ayrıca Batı Yarıküresi de primlerini riske uyarlamayı planlamaktadır. Bu en iyi uygulamalara doğru önemli bir değişimi göstermektedir.
– Bir çok MSS üye kurumlar tarafından fonlanmaktayken, Tablo 1’de de tavsiye edildiği gibi artan oranda MSS devlet tarafından fonlanma imkanına sahiptir. 1999 yılında MSS’lerin yüzde 75’inden fazlası gerekli olduğunda devletten fon sağlamıştır veya sağlamayı planlamaktadır. MSS’lerin kamu tarafından yönetildiği ülkelerin sayısı artmış, oran yüzde 45’den yüzde 50’ye çıkmıştır. Bu değişimin devlet kontrolüyle birlikte devlet fonlaması şeklinde olması beklenmektedir.
(Tablo 8)
III. Türkiye’de Mevduat Sigortası Uygulaması
Türkiye’de mevduat sigorta sistemine ilişkin mevzuatın gelişimine baktığımızda mevduatın güvence altına alınmasına ilişkin ilk düzenlemeler bugünkü anlamıyla eşdeğer olmasa dahi 1930’lu yıllara kadar geri gitmektedir.
Ancak bugün yürürlükte olan sistemin ilk uygulaması olan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu 1983 yılında yürürlüğe giren Bankalar Hakkında 70 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kurulmuştur. Bazı değişikliklerle günümüze kadar devam eden sistemde mevduat kabul eden tüm bankalara tasarruf mevduatlarını sigorta ettirme ve belli bir oranda prim ödeme zorunluluğu getirilmiştir.
1985 yılında yürürlüğe giren 3182 sayılı Bankalar Kanunu ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tamamı ile iflasa sürüklenmiş bankaların tasfiyesi halinde küçük tasarrufçuların korunmasını amaçlayan bir yapıya kavuşturulmuştur. Fon’un kuruluş amacı ‘tasarruf mevduatını sigorta ettirmek’ olarak ifade edilirken Fon’un Merkez Bankası tarafından idare ve temsil olunacağı hükme bağlanmıştır. Bir bankada bir gerçek kişiye ait azami 3 milyon liralık tasarruf mevduatının sigortaya tabi olduğu güvence altına alınmıştır.
Mayıs 1986’da çıkarılan 3291 sayılı Kanun ile 3182 sayılı Bankalar Kanun’nda yapılan değişiklikle sigortaya tabi olacak tasarruf mevduatı miktarının Kanun’da belirlenmesi yerine bu hususta yetki Bakanlar Kurulu’na devredilmiştir.
Bakanlar Kurulu’nun 1986 yılında aldığı yeni bir Karar’la yeni bir düzenlemeye gidilmiş ve Türkiye’de faaliyette bulunan bankaların sadece yurtiçindeki şubelerinde gerçek kişiler tarafından açılmış olan tasarruf mevduatının ana paraları tasarruf sigortasına tabi kılınmıştır. Sistemde güvencenin sadece anaparaya getirilmiş olması bir bakıma sadece vadesiz tasarruf mevduat hesabının güvence kapsamına alınması anlamına gelmektedir. Bir bankada bir kişiye ait tasarruf mevduatının 6 milyon liralık kısmı sigorta kapsamına alınırken bu miktarın ilk 3 milyon lirasının yüzde 100’ü bakiyesinin ise yüzde 60’ına güvence getirilmiştir.
Ekonomik gelişmelerle birlikte hem artan enflasyonun güvence kapsamına alınan mevduat tutarlarının reel olarak küçülmesine neden olması hem de Türk lirasının konvertible bir para birimi olması ile sistemde döviz tevdiat hesaplarının giderek daha büyük bir önem kazanması ile 1992 yılında yayımlanan 92/2707 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Türkiye’de yerleşik gerçek kişilere ait tasarruf mevduatı niteliğindeki döviz tevdiat hesaplarının anaparaları da sigorta kapsamına alınmıştır. Diğer yandan Türkiye’de faaliyette bulunan bankaların serbest bölgelerdeki şubeleri ile münhasıran kıyı bankacılığı faaliyeti göstermek üzere kurulan bankalar ve bu bölgelerdeki yabancı banka şubelerinde bulunan mevduatın mevduat sigortasına tabi olmayacağı hükmü getirilmiştir. Sigorta kapsamına alınacak miktarlar artırılarak Türk lirası cinsinden tasarruf mevduatı ile tasarruf mevduatı niteliğini taşıyan döviz tevdiat hesaplarının 50 milyon liralık bölümü için yüzde 100, 25 milyon liralık bölümü için ise yüzde 60 oranında sigorta güvencesi sağlanmıştır. Ayrıca bankaların Fon’a yatırmakla yükümlü oldukları primlerin üç aylık hesap özetleri esas alınarak hesaplanacağı hükme bağlanarak bankaların ödemesi gereken prim miktarı üç ayda bir toplam Türk lirası tasarruf mevduatı ve tasarruf mevduatı niteliğindeki döviz tevdiat hesapları üzerinden on binde 15’e yükseltilmiştir.
Ülkemizde 1993 yılı sonarında para piyasalarında yaşanan olumsuz gelişmeler 1994 yılının ilk üç ayında ekonominin tüm sektörlerini kapsayan bir krize dönüşmüş ve bu durumdan en çok mali sistem etkilenmiştir. Krizde açık pozisyonda olan ve yüksek kur riski taşıyan bankalar kurlardaki ani artış nedeniyle önemli boyutta kambiyo zararlarına maruz kalmışlar ve ciddi bir likidite krizi yaşamışlardır.
Mali piyasalarda güven ve istikrarın yeniden sağlanmasına ilişkin alınan tedbirlere paralel olarak, Bankalar Kanunu’nun mali bünyesinin zayıflığı tespit edilen bankalar için alınacak önlemler ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun yetkileri, sigortanın kapsamı, miktarı ve sigortanın sonuçlarına ilişkin 64-68 inci maddelerinde 538 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile önemli değişiklikler yapılmıştır. Tasarruf mevduatını sigorta Fon’un kuruluş amacına bankacılıkta güven ve istikrarı korumak ve bankaların mali bünyelerini güçlendirmek ve gerektiğinde yeniden yapılandırmak amaçları da eklenmiştir.
Bakanlar Kurulu’nca çıkarılan 94/5565 sayılı Karar ile tasarruf mevduatı kapsamında olan limit 150 milyon Türk lirasına çıkarılmış ve ülkemizde ilk olarak bankaların risk seviyelerine göre değişen oranlarda prim ödemeleri prensibi de yürürlüğe girmiştir. Buna göre prim oranları, sermaye yeterliliği rasyosu yüzde 8 ve üzerinde olanlar için on binde 15, sermaye yeterlilik rasyosu yüzde 7.99 ile yüzde 4 arasında olanlar için on binde 16 olarak ve sermaye yeterlilik rasyosu yüzde 3.99’un altında olanlar için on binde 17 olarak belirlenmiştir. Ayrıca, daha önce Türkiye’de faaliyette bulunan bankaların serbest bölgelerdeki şubeleri ile bu bölgelerdeki yabancı banka şubelerinde bulunan mevduat sigorta kapsamı dışındayken bu Karar ile kapsama dahil edilmiştir.
Ekonominin hızla daraldığı bir ortamda bankaları sermaye yeterliliklerini yüksek tutmaya teşvik etmeye ve sisteme duyulan güveni pekiştirmeye yönelik alınan bu kararlar bankacılık sektöründe yaşanan sıkıntıları çözmeye yeterli olmamıştır. Nitekim mali yapıları hızla bozulan üç banka sistem dışına çıkarılmıştır. Ekonomide giderek artan belirsizliğinde etkisiyle sektöre duyulan güven büyük ölçüde yitirildiğinden yaşanan panik ile sistemden büyük mevduat çıkışlarının önlenmesi amacıyla 5 Mayıs 1994 tarihinde Bakanlar Kurulu’nun aldığı bir karar ile Türk lirası tasarruf mevduatı ile tasarruf mevduatı niteliğindeki döviz tevdiat hesaplarının tamamı devlet güvencesine alınmıştır. Değişken prim oranı uygulamasına devam edilerek prim oranları artırılmıştır. Buna göre prim oranı sermaye yeterlilik rasyosu yüzde 8 ve yukarısında olan bankalar için on binde 25 sermaye yeterlilik rasyosu 8 in altında olan bankalar için on binde 26 olarak belirlenmiştir. Ancak Fon’un yetkilerinde yapısal bir değişikliğe gidilmemiştir.
Haziran 1999’da yürürlüğe giren “4389 sayılı Bankalar Kanunu” ile 538 sayılı Kararname ile değişik 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nda önemli değişiklikler yapılmıştır.
Yeni Kanun’la getirilen en önemli değişikliklerden birisi mali bünyenin güçlendirilmesine ilişkin eski Kanun’un 64. maddesi kapsamında yer alan ve denetimler sonucu alınacak tedbirlere ilişkin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’na tanınan yetkilerde olmuştur.
Likiditenin güçlendirilmesi amacıyla iştirak veya gayrimenkullerin satın alınması veya karşılığında avans verilmesi ya da mevduat yapılması veya alacakların devralınması suretiyle Kurul, Fon’dan bankaya likidite sağlanmasını istemeye ve likidite dengesinin tesisi için vadeleri uzatılmak kaydıyla bankanın borçlarının Fon tarafından garanti edilmesini temine yetkili kılınmıştır.
Ayrıca banka denetlemeleri sonrasında alınacak tedbirler arasında Kurul’a bankanın mevduat sigortası primlerini yükseltme yetkisi de verilmiştir.
Yeni Kanun’da Fon’un idare ve temsili Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na verilmiştir. Sigortaya tabi olacak tasarruf mevduatının kapsamı, tutarı, sigorta priminin tarifesi ile tahsil zamanı, şekli ve diğer hususlar Kurulun önerisi üzerine yine Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenecektir. Kanuna göre mevduat kabul eden bütün bankalar, kabul ettikleri tasarruf mevduatını bu kapsam ve şartlar dahilinde sigorta ettirmek zorundadır.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun kaynağını oluşturan mali bünyeye ilişkin yeni bir hüküm getirilmiştir. Önceden Fon mevcudunun ihtiyacı karşılamadığı hallerde Bakanlığın talebi üzerine T.C. Merkez Bankası Fon’a avans verirken yeni Kanun’da ihtiyaç halinde bankaların ileride doğabilecek prim yükümlülüklerine mahsuben bir önceki yılda ödedikleri prim toplamı kadar bankalardan avans alınabilmesi hükme bağlanmıştır. Ancak olağanüstü hallerde bankalardan alınan avansın da yeterli olmaması durumunda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun talebi üzerine Merkez Bankası’nca Fon’a avans verilmesi öngörülmüştür.
Kanun’da Fon, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırılması sonucu yönetim ve denetimi kendisine intikal eden bankada mevduat sahipleri ile diğer alacaklıların haklarını korumaya yönelik tedbirleri almaya yetkili kılınmıştır. Yönetim ve denetimi kendisine intikal eden bankadaki sigortalı mevduatı doğrudan veya ilan edeceği başka bir banka aracılığı ile ödeyerek, mevduat sahipleri yerine bankanın doğrudan doğruya iflasını isteme görev ve yetkisi münhasıran Fona aittir. İflas Kararı alınması halinde Fon iflas masasına alacaklı sıfatıyla iştirak edecektir. Bir bankanın iflası halinde tasarruf mevduatı sahipleri, Fonun alacaklarından sonra gelmek üzere tasarruf mevduatlarının sigortaya tabi olmayan kısmı için de birinci sırada imtiyazlı sayılmaktadırlar.
Yeni Kanun’da Kurulca hazırlanacak Fon yönetmeliği dahilinde Fon mevcudunun kullanım şekli ve esaslarının belirlenmesi öngörülmüştür. Ancak halen yürürlükte olan 1983 tarihinde yayımlanan ve en son 5 Mayıs 1994 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile değiştirilen Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Yönetmeliği’nde Fon’a ilişkin esaslar belirlenmiştir.
Özet ve Sonuç
Mali sistem ve ekonomi için büyük önem taşıyan bankalar fonksiyonları ve portföyleri itibariyle zaman zaman likidite riski ve ödeme güçlüğü sorunlarıyla karşılaşabildiğinden bir çok ülke bu sorunlara karşı mali güvenlik çemberi uygulamayı seçebilmektedir. Özellikle son yıllarda bir çok ülkede iflas eden bankalardaki küçük mevduat sahiplerinin korunmasına yönelik mevduat sigorta sistemi sözkonusu güvenlik çemberinin bir parçasıdır. MSS iyi organize edildiği zaman bankaların iyi yönetilmesi için bir teşvik unsuru olabilmekteyken, kötü organize edildiğinde ise bankacılık sisteminin güvenirliliğini zedeleyebilmektedir.
Zayıf yapılı bir MSS sistemde yer alan bankaları yüksek prim ödemeleri için zorlayarak varlığını sürdürebilmekte ve ödeme güçlüğü çekmeyebilmektedir. Ancak bu yüksek primler hem bankacılık hem de ekonomi için olumsuz sonuçlar yaratabilmektedir. Gözetim otoriteleri ise bu duruma alternatif olarak teşvikle ilgili sorunlarla baş edebilmek için ilave düzenlemeler getirmekte ve uygulanmasını sağlamaktadır. Ancak bu sefer de bankaların maliyetleri ve düzenleme yükleri artmaktadır. Kısaca, bankacılık sektörü için iyi teşvik ve daha iyi düzenleme ile yüksek maliyet arasında bir ödünleşme mevcuttur.
Yapılan araştırmalardan da gözlendiği üzere MSS sisteminde yöneticilere, mevduat sahiplerine, düzenleyicilere, ve politikacılara teşvik sağlama konusunda sorunlar bulunmaktadır. İyi organize edilmiş bir MSS bütün bu gruplar için gerekli teşvikleri sunmaktadır. Örneğin, sermayesi yetersiz kurumların kapanması için baskı yaparak, üye olmayı zorunlu yaparak ve risk-ayarlı primler koyarak iyi işleten bir iç yönetimi teşvik etmektedir. Ayrıca bilgili alacaklılara mevduata düşük kapsam sağlayarak ve bireysel bankaların durumu hakkında bilgilendirme yaparak piyasa disiplinini kullanmaları için teşvik etmektedir. MSS ve denetim otoritesi politik olarak bağımsız olmalıdır. En iyi uygulamalarda ilerlemeler kaydedilirken, istenilen hedeflere ulaşmak için daha fazla çalışmanın yapılması gerekmektedir.
Türkiye ekonomisi içinde ayrı bir öneme sahip olan bankacılık sektörü ise hem dünyadaki gelişmelerden en çok etkilenen ve hem de mali sistem içindeki yeri itibariyle tüm sektörlerin gelişimini ve tümüyle ekonomik yapıyı en çok etkileyen bir sektördür. Dünya ekonomisinde ve uluslararası mali piyasalardaki yeni gelişmelere paralel olarak Türkiye’de bankaların mali durumlarının güçlendirilmesi ve uluslararası normlarda bağımsız denetim ve gözetim sisteminin kurulması yönünde önemli adımlar atmıştır.
Sektörün sorunlarına yönelik reform arayışları sürerken bankacılık sektöründe güven ve istikrarın sağlanmasında çok önemli bir işlevi olan Mevduat Sigorta Sistemine ilişkin uygulamanın da yeniden yapılandırılması ihtiyacı açıktır.
Türkiye’de olduğu gibi mevduat sigorta sistemlerinin diğer ülkelerdeki gelişimine bakıldığında, ilk zamanlarında sistemdeki olumsuzluklar karşısında küçük tasarrufçuların mevduatına güvence getirmek ve sistemden ani mevduat çıkışlarını önlemek amacıyla getirilmiş ancak zamanla kurumsal bir yapıya kavuşmuştur.
Türkiye’de mevduat sigorta sistemiyle ilgili bugünkü tartışmalar ise sistemin kurumsal yapısından çok sigortanın kapsamına ve bankaların ödemekle yükümlü oldukları primlere ve sınırsız güvenceden sınırlı güvenceye geçiş dönemine ilişkin geliştirilen önerilerde yoğunlaşmaktadır.
Bankacılık sektörü mevduata sınırsız devlet güvencesi getirilmesinin uzun süreli ve kalıcı bir çözüm olmayacağı konusunda birleşmektedir. Bankaların gerçek risk durumunu ve mali güçlerini yansıtacak şekilde sigorta kapsamının ve prim oranlarının yeniden belirlenerek sistemin günün koşullarına uygun bir yapıya kavuşturulmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak sektörde asıl korumanın ve güven unsurunu sağlamanın yolu etkin bir denetim ve gözetim sisteminin işleyişidir. Bu bağlamda sektörde alınacak tedbirlerle birlikte mevduat sigorta sistemin esnek bir yapıya kavuşturulması arzulanmaktadır.
(Ek Tablolar)
Dipnotlar
*Türkiye Bankalar Birliği, Bankacılık ve Araştırma Grubu.
[1]Yanlış seçim problemi MSS’nin kesinlikle isteğe bağlı olarak sigorta sağlaması ve primin bankanın garantisi altındaki fon riskine göre ayarlanmaması sonucunda oluşur. Bu durum çok güçlü bankaların MSS’nin dışında kalması veya MSS’ye üye olması durumunda ise sistemden çekilmeleri sonucunu getirebilmektedir. Güçlü bankaların sistemden çekilmeleri durumunda ise diğer bankaların ödedikleri primler artmaktadır Bu artış güçlü bankaların sistemde sadece zayıf bankalar kalana kadar çekilmelerine yol açabilmekte, böyle bir sistem de ciddi ödeme sorunları ortaya çıkabilmektedir.
[2] Bununla birlikte Arjantin ve Peru’da bankalar MSS’nin bazı kurullarında görev almaktadır.
[3] Prim tutarları ABD’deki en güçlü bankalar için yüzde 0 olarak belirlenmiştir. En düşük pim tutarı yüzde 0.005’le Bangledeş’tedir. Türkiye’deki prim tutarı ise yüzde 1’dir.
[4] Bu ülkeler mevduata tam güvenceyi bankacılık sistemi güvenli bir şekilde çalışmaya başladıktan sonra sınırlı garanti uygulanması koşuluyla mali kriz içindeyken uygulamaya başlamışlardır. İsveç ve Finlandiya’da İskandinav bankacılık krizi sonrasında uygulanmaya başlanan tam güvence yerini sınırlı güvenceye bırakmıştır. Endonezya, Japonya ve Tayland Asya krizi sona erdiğinde mevduata uygulanan tam güvenceyi değiştirmeyi planlamaktadır. Kolombiya ve Ekvator 2001 yılında ve Meksika 2005 yılında kapsamı sınırlamayı planlamaktadır.
[5] Ahlaki risk problemi mevduat sahiplerinin banka seçiminde dikkatsiz olmaları ve daha sonradan fonlarını daha güvenli bankalara yönlendirmelerini engellemeleri sonucu oluşmaktadır. Ayrıca sigorta kapsamındaki banka sahipleri ve yöneticileri herhangi bir riske karşı tuttukları sermaye miktarını ve likid rezervleri azaltmaları , ilave riskler alarak aktif kalitelerini düşürmeleri de bu problemin bir başka yönünü yansıtmaktadır.
Kaynaklar
GARCİA, Gillian G.H., (1999), Deposit Insurance: A Survey of Actual and Best Practices, IMF Working Paper.
ÖZDEMİR M.E., (1996), Dünyada ve Türkiye’de Mevduat Sigorta Sistemi, Karşılaşılan Sorunlar ve Alternatif Yaklaşımlar, T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Yayını.
MESUTOĞLU B., (1997), Dünyada Mevduat Sigortası Uygulamaları ve Türkiye İçin Öneriler, Devlet Planlama Teşkilatı Yayını.
TBB, (1996), Mevduat Sigorta Sistemi, Konferans Notları, Türkiye Bankalar Birliği Yayını.
TBB, (1999), Bankalar Kanunu No. 4389, Türkiye Bankalar Birliği Yayını.
Mevduat Sigorta Fonu Yönetmeliği ve ilgili Bakanlar Kurulu Kararlarının yayımlandığı Resmi Gazeteler.
Buradan İndirebilirsiniz.
