Selena Gomez Hakkındaki Bilinmeyen Gerçekler ve Sırlar
Selena Gomez, çocukluğundan beri esmer bir kız olmayı sevimiyordu. Çocukluğunda bütün arkadaşları sarışın ve renkli gözlü iken mavi gözlere sahip olmayı çok istediğini söylüyor. Tabii babası Meksikalı, annesi İtalyan olunca renkli göz biraz zor.
Selena Gomez, hayır işleri ile haşır neşir olmayı seviyor. Hem de nasıl seviyor! Şimdiye kadarki en genç Unicef iyi niyet elçisi. Güvenli otomobil kullanmaktan Kongolu kadınlara uygulanan şiddete, evsiz köpeklerden yardıma ihtiyacı olan okullara kadar ilgilenmediği konu yok.
İmzası, yıldızlı bir “S” idi. “Ramona and Beezus”ta babasını oynayan John Corbett bu imzayı görüp “Bu ne böyle” dediğinden beri imza olarak adının tümünü kullanıyor.
Beş köpeği var, Justin ile evlat edindiğini sayarsak altı. Ancak ‘Love You Like a Love Song’un videosunda atları pembeye boyamış ve PETA’dan tepki almıştı.
Justin, ünlü olur olmaz Selena ile tanıştırması için menajerinin kafasını ütülemeye başladı. Menajeri de annesi olunca tanışmaları çok uzun sürmedi.
Hiç okulun popüler çocuklarından olmadı. Okul hayatı boyunca hep en arka sırada oturmuş çünkü ön sıralar popüler çocuklarınmış.
Solo albüm çıkarmayı düşünmüyor. Selena Gomez & The Scene’in adına da çok itiraz etmiş çünkü grupta kendi adı geçsin istemiyormuş.
Şarkı söylemeyi seviyor ama kalbinde asıl yatan aslan oyunculuk. Oyunculuk mikrobunu oyuncu olan annesinden, provalar sırasında kapmış. Yavaş yavaş Disney filmlerinden uzaklaşıp daha ciddi rollerde görünmek istiyor. 2013’te onu bağımsız suç filmi “Spring Breakers”da James Franco, Emma Roberts ve Vanessa Hudgens ile izleyeceğiz. Bu rolü kapmak için tam iki saat boyunca yönetmeni ikna etmeye çalıştığını söylüyor.
Favori yiyecekleri mantarlı ve acı biberli pizza, şükran günü hindisinin harcı ve çikolata. Bir de turşulu ciklet icat edilsin istiyor.
