fıykıttırmak…

Türk Dil Kurumu yayınlarında ve sözlüğünde anlamını ya da
karşılığını bulamadım bu sözcüğün ama hikayemiz
fıykıttırmak(!) üzerine bu hafta. Sözlükte yok ama kullanma dilimizde var bu
sözcük. Tıpkı HAŞŞÖLEHAMANA gibi bir şey.
“Ben çobanlık yaptım çay kıyılarında” diye söze girdi.
Babam muhtardı ve ben köyün bütün sürüsünü otlatmaya giderdim
küçükken. Bazen Koca Çay kenarında malları otlatırken canım
sıkılır, çayın kenarında bulduğum kıygan taşlarını yan tutarak çay
yüzeyine paralel şekilde atmak suretiyle fıykıttırır, zaman
geçirirdim. Bizim meslekte canı sıkılır insanın. Ya söğüt dalı
yontacaksın çakınla, ya taş fıykıttıracaksın gönlünce o
zamanlar. Hele bi de taşı tam atabildin mi 5-6 kez suyun yüzeyinde batmadan
kaydırabildin mi, deme gitsin.
Sol elinin tersiyle ağzını silerek devam etti Halit
Amca.”Belçika’da Yunanlılarla kavga ettik.Bize laf etmişler bizde onları
dövdük.Hatta birisi bıçaklandı.Ben Hollanda’ya kaçtım.Boş boş
geziniyorum oralarda. Bir gün yine dolaşırken bir parka oturdum.
Yemyeşil,güzel mi güzel,temiz mi temiz bir park. Orada hem olanları
düşünüyor, hem vakit geçiriyorum. Hayatım bir taraftan gözlerimin
önünden geçiyor. Ulan Halit diyorum Neredeeen nereye. Çocukluğum
aklıma geldi birden. Koca çay kenarında köyün mallarını güttüğüm,
çay da taş fıykıttırdığım günler. Gayr-ı ihtiyari yerden bir
taş alıp önümdeki yapay gölet’e fıykıttırdım. Attığım
taş üç-beş zıplamadan sonra gidip gölde yüzen kuğu’nun başına
isabet etti. Kuğu pat diye öldü. İrkilmemle birlikte Hollanda
polisi bitti yanımda.Aldılar götürdüler beni mahkemeye.
Gördün mü başımıza geleni. Birazcık memleket hasreti yaşayalım
dedik yaramadı valla. Yunanlıları dövdük diye kaçarken sen kalk
kuğu yüzünden yakalan. Hay Allah! Olacak iş mi?
Hakim “Kuğuyu öldürmüşsün” dedi.
“Evet” dedim. “Ben yalan söylemem, oldu bi kerem” dedim.
“Vallahi isteyerek yapmadım memleketi düşünüyordum nasıl oldu bende
anlamadım” dedim. Bu arada tüm kuğulardan, Hollanda halkından,
Mahkeme heyetinden özürler diliyorum ama.
“Neden?” dedi Hakim.”Mr.Halit neden öldürdün Kuğu’yu?”
Hadi işin içinden çık oğlum Halit? Hadi anlat derdini, meramını
anlatabilirsen!
“Bana Tercüman bulun” dedim.
Buldular. Buldular bulmasına da ben Tercüman’a fıykıttırmayı
anlatamıyom ki Hakim anlasın.
Memleket diyom olmuyo, çobanken diyom olmuyo, bu bizim oralarda can
sıkıntısını gidermek için çay yüzeyine paralel taş
atıp,zıplatmaktır, yani fıykıttırmaktır diyom anlatamıyorum bir türlü.
Tercüman anlattıklarımı şaşkın bir yüz ifadesiyle ve bir anlam
veremeden tercüme ediyor etmesine ama Hakim boş boş ve anlamsız
gözlerle tavana bakarak fıykıttırmanın mantığını, kelime
anlamını ve neden fıykıttırmaya ihtiyaç duyulabileceğini hissetmeye
çalışıyor beyin kıvrımlarında belli ki!
Tabi ki Hollandalı Hakimin bunu anlaması için çocukken Koca Çay
kenarında ya çobanlık yapması, ya da küçüklüğünde taş
fıykıttıran arkadaşlarının olması gerekir. Veya fıykıttırmanın bir
insan için ne denli bir ihtiyaç olabileceğinin psiko-sosyal analiz ve
ölçümlerine vakıf olması gerekir.
Velhasıl Hakimin nedenini bir türlü öğrenemediği bu Kuğu
öldürme olayı 30 florin ceza ve Halit amca’nın binlerce kez özür
dilemesi ve tahammüden fıykıttırma(!) yapmadığına inandırması ile
sonuçlanmış.
Allah uzun ömür versin Halit UZUN amcaya. Mehlemönünün en kıdemli
ve en renkli simalarından biridir o. Lafını sakınmaz.
Son günlerde dilinden düşürmediği şey, mesafeleri tutmadığı
halde Beldelerle Köylerin birleşerek Belediyeliklerini koruması.
Hollandalı Hakimin fıykıttırmayı anlamadığı gibi, Halit amcada bu
birleşmelere ve buna seyirci kalan siyasilere bir anlam veremiyor.
“138 köyü vardı Emet’in. Ne hallere düşürdüler bizi. Neden
kimse kılını kıpırdatmıyor” diye söylenip duruyor sabahtan
akşama kadar her önüne gelene.
Benden söylemesi.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir