Diz Eklemi

DİZ EKLEMİ

    Kemiksel ve Ligamentöz Sistem

    Femur kondili ile tibianın medial ve lateral kondilleri, dizin eklem yüzlerini oluşturur. Bir destek kolonu olarak bacağa stabilite sağlamak için, dirseğin tersine üç yerine iki kemik, eklem oluşumuna katılır.

    Diz, iki serbestlik dereceli, menteşe (ginglymus) tipinde bir eklemdir. Fleksiyon, ekstansiyon ve bir miktar da rotasyona izin verir. Rotasyon hareketi, diz sadece fleksiyondayken olur. Diz eklemi, bacak-ayak kaldıracı ile uyluğu birleştirir. Statik güvenliği sağlaması nedeniyle, elden çok daha fazla kısıtlanmış olan bacak-ayak kaldıracının hareket alanını, uyluğun hareketliliği belirler. Uyluk ve bacağın bir destek kolonu olarak işlevsel birliği, ekstansiyondaki dizle sağlanır. Fleksiyon pozisyonundaki dizin rotasyonu, ayağın eklem hareket açıklığının artmasına izin verir.

    Femoral kandiller, logaritmik sarmal bir konumdadır. Önde hafifçe ve arkada belirgin biçimde kavis yaparlar. Bu, temas bölgesinin ekstansiyonda geniş, fleksiyonda dar olduğu anlamına gelir. Femur kondilleri, tibianın eklem yüzleri üzerinde, karmaşık yuvarlanma ve kayma hareketleri yapar. Eklemin hareketi boyunca, destek noktaları ve eksenler yer değiştirir. Bu, diz ekleminin tam fleksiyonuna izin verir. Bu süreç boyunca da ligamentlerin (bağların) değişik gerilim derecelerini kontrol eder.

    Patellofemoral Eklem

    Patella, quodriceps femoris kasının kirişine yerleşmiştir ve femurla birlikte femoropatellar eklemi oluşturur. Vücudun en büyük sesamoid kemiğidir.

    Basis patellae denilen tabanı yukarıda, apex patellae denilen tepesi aşağıdadır. Ön yüzüne facies anterior denir. Bu yüz pürtüklüdür ve deri altında hissedilir. Arka yüz ortada bir crista ile ikiye ayrılmıştır. Bu yüz tam bir eklem yüzü olduğu için facies articularis adı verilir. Crista’nın dışında kalan kısım içe göre daha büyüktür(Şekil 262).

    Patellanın dört önemli işlevi vardır:

    1) Uyluğun kas sistemini yönlendirmesi: Patella, oluk biçimindeki femoral yüzey (facies patellaris) üzerinde kayar, yana hareketi ise oldukça kısıtlanmıştır. Bu durum, diz ekleminin fleksiyon ve ekstansiyonuna olanak sağlar.

    2) Kaldıraç ilişkilerinin en uygun biçimde kullanılması: Patella, diz ekleminin destek noktasından quodricepsin kirişini mümkün olduğu kadar uzak tutar; böylece, diz eklemi bölgesindeki kaldıraç bağlantılarını, harekete uygun kılar. Bu etkinlik, diz ekstansörleri tarafından gerçekleştirilen çekme kuvvetinin kaldıraç kolu uzunluğunu arttırır. Böylece, eklem üzerine patellanın baskısı azalır ve femur ile patellanın eklem yüzeyleri arasındaki sürtünme en aza indirgenir, Hareketin tümü, kandillerin bu konumuyla sağlanır ve ancak ekstansiyonun artmasıyla patella ve femur arasındaki maksimal mesafeye ulaşılır.

    3) Frenleme işlevi: Şekil 3-86’da görüldüğü gibi patella, dizin hareketini yavaşlatan en önemli elemandır. Quadriceps ve fleksör tendonlardan femura enerji transferinin gerçekleşmesiyle patella, öne doğru olan hareketi yavaşlatmada önemli bir rol kazanır. Patellektomiden sonra, hızlı yön değiştirmelere gereksinim duyulan etkinliklere katılmanın, bir sporcu için

    4) Koruyucu İşlev: Patella, diz ekleminin iç bölgesini korur. Femurun eklem yüzeyi gibi, patellanın da arka yüzü, sürtünme direncini azaltmak için, hiyalin kıkırdakla kaplanmıştır. Merdiven çıkma ya da inme esnasında, patellar kirişte (tendonda) oluşan kuvvetler, vücut ağırlığının 3.3 katına, düz zeminde yürüyüş sırasında ortaya çıkan kuvvetlerin ise yedi katına eşittir. Bu durum, sürtünmenin azalmasına bir gereksinim yaratır. Yük ve yük taşıma kapasitesi arasındaki oran bozukluğu, bu eklemde hızla oluşan dejeneratif değişikliklere neden olur. 

    Menisküsler

    Femur ve tibianın eklem yüzlerinin birbirine daha fazla uymasını sağlamak ve keskin temas noktalarını yumuşatmak amacıyla diz eklemi, iki adet artiküler disk içerir. Bunlara lateral ve medial menisküsler denir. Bu menisküsler, bir ligament (bağ) sistemi ve patella ile birlikte, diz eklemini son derece stabil ancak karmaşık bir eklem yaparlar (Şekil 3-87). Menisküsler yalnızca eklem yüzeylerini düzeltmekle kalmaz, aynı zamanda basınçtaki ani artışlardan kaynaklanan mekanik travmalara karşı da, bu yüzeyleri korurlar.

    Menisküsler, tibianın kondillerine sıkıca yapışırlar. Ama anatomik olarak, bu kemiğin kıkırdaklarının bir parçası değillerdir, interkondiler çıkıntıya bağlanırlar. Menisküslerin dış kenarları kalındır ama, fossa centralise doğru giderek incelirler. 

    Eklemin hareketi esnasında menisküsler de hareket eder. Bunun nedeni, kondillere mümkün olan en geniş destek yüzeyini vermektir.

    Menisküslerin İşlevi

    Ağırlığı Taşıma: Şekil 3-88’de gösterildiği gibi, menisküsler yük taşımaya katılır. Medial menisküsün bu işleve göreceli katılımı %50, lateral menisküsün ise %70’dir.

    Şok Absorbsiyonu (Emilimi):

    Menisküsler, kondiller arasındaki bölgeyi doldurdukları için, şok absorbsiyonuna katılırlar. Eklem kıkırdakları şoku absorbe edemediği için, menisküslerin bu işlevleri büyük bir önem kazanır.

Eklemin Stabilizasyonu: Menisküsler, tibial platonun eklem yüzeyini genişlettikleri için, eklemin stabilitesini arttırır. 

Rotasyona Katkı: Diz ekleminin karmaşık hareketleri, özellikle de terminal rotasyonu menisküslerle olanaklı kılınır.

Çapraz Bağlar

    Eklem kondillerini bağlayan iki adet çapraz bağ vardır (Şekil 3 91). Fleksiyon pozisyonunda yan bağlar (kollateral ligamentler)gevşediğinde, tibio başının öne yer değiştirmesi ön çapraz bağ (ACL= Anterior Cruciate Ligoment) tarafından, arkaya yer değiştirmesi ise arka çapraz bağ (PCL== Posterior Cruciate Ligament) tarafından engellenir. Diz eklemindeki her pozisyon değişimi, çapraz bağların bazı bölgelerini gerilme kuvvetleriyle karşı karşıya bırakır.    

Kollateral ligamentler (yan bağlar) diz eklemini ekstansiyon boyunca korurlar (Şekil 3-92). Fleksiyon esnasında gevşektirler; ekstansiyon esnasında ise, maksimal olarak gergin dururlar.  Bu gerginlikleri sayesinde kollateral ligamentker, diz eklemindeki kemiklerin yana kaymasına engel olarak, dizin lateral stabilitesini sağlar. 

    Diz ekleminin belirgin şekilde mekanik streslere (yüklere) maruz kalan tüm bölgeleri, bursalarla desteklenmiştir. Diz ekleminin mekanik işlevinin düzgün biçimde gerçekleşmesini sağlayan diğer bir bileşen de patelladır (Şekil 3-92). Quadriceps femoris kasının terminal tendonuna yerleşen patella, yalnızca bu kirişin düzgün tutulmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda diz ekleminin önemli ekstansör kaslarının kaldıraç kuvvetini de düzenler. Quodriceps tendonunun patelladan sonraki kısmına ligamenfum patellae) denir. (Şekil 3-92). Bu kasın tibial tüberositoda sonlanışı, patellar tendonla gerçekleştirilir.

    Patellanın iç yüzü, dizin eklem yüzlerindeki sürtünmeyi minimuma indiren bir hiyalin kıkırdak tabakasıyla örtülmüştür. Diz eklemi fizyolojik olmayan bir aşırı yüklenmeye maruz kalırsa (ağırlık çalışmalarında, uzun süre fazla yük altındayken yapılan dizin hiperfleksiyon egzersizleri gibi; örneğin halterde squot çalışması), bu kıkırdak tabakanın aşırı zorlanmasıyla, kondropati patella olarak bilinen durum ortaya çıkabilir. Bu patellar kıkırdağın dejeneratif bir hastalığı olup, daha ileride kronik diz eklemi yakınmalarına yol açar.

    Diz Ekleminin Terminal Rotasyonu

    Diz ekleminin bu hareketi, düz uzatılmış olan bacağın stabilitesini sağlamak için ek bir önlemdir. Normal ekstansiyonun sonunda, bacağın ilk beş derecelik dışa rotasyonuyla, yaklaşık 10 derecelik ek bir ekstansiyon sağlanır. Düz uzatılmış (ekstansiyonda) olan bacağın bu terminal “kilitlenmesi”ni, ön çapraz bağ gerçekleştirir. “Kilitlenme” sırasında hiçbir rotasyon hareketi yapılamaz. Dizin tam ekstansiyonu ile ön çapraz bağ; tibianın dışa, uyluğun da içe rotasyon yaptığı bölgede gerginleşir. Ancak terminal ekstansiyon pozisyonundan geriye dönüldüğünde dizin fleksiyonu olanaklıdır.

    Özetle söylemek gerekirse, diz ekleminin kemiksel ve ligamentöz sistemi, bir “destek kolonu” gibi görev yaparak bacağı sağlamlaştırır.

Yalnızca dik duruş ve yürüyüş olağan pozisyonda ise diz hareketinin artışına izin verir. Bu da ancak diz eklemi fleksiyondayken, yani vücudun ağırlığını taşımıyorken olabilir:

    Diz Eklemine Etki Eden Kaslar

    Fleksör kaslar yalnız bacağın ağırlığını taşırken, ekstansörler vücudun tüm ağırlığım taşımak zorundadır. Bu nedenle, alt ekstremitede ekstansör kaslar daha egemendir. 

    Uyluğun Ön Yüz Kasları 

Quadriceps femoris kası

    Diz ekleminin en önemli ekstansörü olan quadriceps femoris, insandaki en büyük ve en kuvvetli kastır. Biartiküler bir kastır. Çünkü iki eklem katetmiştir.

    Başlangıç: Biartiküler bir kas olan rectus femoris, spina iliaca anterior inferior ve ase-fobulumun üst kenarından başlar. 

    Sonlanış: Patellar ligament ile tibial tüberositada sonlanır.

    Siniri: Femoral sinir

    Quadriceps femoris kası dinamik ve statik açıdan önemli bir rol oynar. Statik rolü, ayakta dururken dizin bükülmesini önlemek, dinamik rolü ise tüm koşu ve atlama egzersizlerinde olduğu gibi dizin kuvvetli bir şekilde ekstansiyonunu sağlamaktır. Rectus femoris kası ayrıca kalçaya da fleksiyon yaptırır. 

Tensor fasciae latae 

    Başlangıç: Spinia iliaca anterior süperior

    Sonlanış: Tibianın lateral kondili ve iliotibial tractus

    Siniri:Superior gluteal sinir

    Tensor Fasciae latae kası bağlı olduğu iliotibial tractusa çekme kuvveti uygulayarak femura binen yükün, dolayısıyla dize binen yükün etkisini azaltır.  Sartorius kası insan vücudundaki en uzun kastır 

    Başlangıç: Spina iliaca anterior superior

    Sonlanış: Tibial tüberkülün medial (iç) kenarı, pes anserinus üzerinde sonlanır, Pes anserinus; sartorius, gracilis ve semitendinosus kasları için ortak bir insertio yeridir.

    Siniri: Femoral sinir.

    Çift eklemli bir kas olan sartorius kası; dize fleksiyon ve fleksiyondaki tibiaya da içe rotasyon yaptırır.  Kalça ve dizin ikisine birden fleksiyon yaptıran tek kastır.

    Uyluğun Arka Yüzündeki Kaslar:

    Uyluk arka yüz kasları ischiocrural kaslar olarak bilinir. Birincil görevleri dinamik hareketten sorumlu olmalarıdır.

Biceps femoris kası:

    Başlangıç: Uzun başı tuber ischiadicumdan, kısa başı ise linea asperanın ortasından yarısından başlar.

    Sonlanış: Fibula başı.

    Siniri: Uzun başı tibial sinir ile kısa başı ise peroneal sinir ile innerve olur.

    Bu biartiküler kas, kalçaya ekstansiyon yaptırır.Bacağa fleksiyon ve fleksiyon pozisyondayken dışa rotasyon yaptırır. 

    Semitendinosus kası:

Başlangıç: Tuber ischiadicum

    Sonlanış: Tibial tuberositin (tuberositas tibiae) iç kenarında, pesanserinusu oluşturmak üzere sonlanır.

Siniri: Tibial sinir

    Bu kas, biartikülerdir. Fleksiyondaki bacağı içe rotasyon

yaptırır.

Semimembranosus kası 

Başlangıç: Tuber ischiadicum

Sonlanış: Tibianın mediol kondili (condylus medialis tibiae).

Siniri: Tibial sinir 

İschiocrural kaslar, yürümede önemli bir rol oynar ve ayak tabanının yere düzgün basmasında büyük bir görev üstlenir.

KAYNAKÇA

  • Anatomi, Prof Dr. Fahri DERE
  • İşlevsel Anatomi, J. WEINECK, Çeviri:A.Semra ELMACI
  • Spor Anatomisi, J. WEINECK,

Buradan indirebilirsiniz.

Bir İyilik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir