Kalça Eklemi: Kemiksel ve Ligamentöz Sistem

Kalça eklemi, femur başı ve kalça kemiğinin asetabulumundan oluşur. Omuz eklemi yalnızca kaslarla kontrol edilirken, gerçek bir küre ve çukur eklem olan kalça eklemi, kemik, kiriş ve kaslarla kontrol edilir.

    Kemiksel kontrol, femur başının asetabulumun içine derin bir şekilde yerleşmesiyle gerçekleştirilir. Ayrıca kıkırdak yapısında bir lif halkası (labrum acetabulare), asetabulumun kenarlarını yükselterek, kemik ve eklemi sağlamlaştıran yapıların arasındaki eklem yüzeyini genişletir.

    Sarmal biçiminde düzenlenmiş olan çok güçlü bir ligament grubu aracılığıyla ligmentöz kontrol sağlanır. Kalça eklemi ekstansiyona geldiğinde bu ligamentöz sarmal gerginleşir. Bu yüzden, kartal duruşunu kalça fleksiyonda iken yapmak, tam ekstansiyondayken yapmaktan daha kolaydır.

    Ligamentöz sarmalın oluşumuna katılan ligamentler (dört adettir). İliofemoral, pubofemoral, ischiofemoral ‘ve zona orbicularisdir. Bunlardan en önemli olanı, iliofe moral ligamenttir. Vücudun en güçlü ligamenti olup, 300 kg’ ilk bir  gerilme kuvvetine sahiptir, iki adet “V” şeklinde parçası vardır. Vertikal olanı bacağın retroversiyonunu, horizontal olanı ise bacağın addüksiyonunu kısıtlar (Şekil 3-73). Kalça kasları ile etkin bir şekilde desteklenen kalça ligamentlerinin birincil amacı, bacağın hareketlerini kısıtlamaktan çok, pelvis ile gövdenin düzgün pozisyonunu sağlamaktır. İliofemoral ligamentin vertikal halatvari bölümü, kasların da yardımıyla, ayakta dururken gövdenin arkaya devrilmesini önler. Yürüyüş esnasında pelvis, destek bacağından salınan bacağa doğru eğilmek; vücut ise, destek bacağının femur başı üzerinde dengede durmak zorundadır. Bu esnada ligamentin horizontal parçası, gövdenin salınan bacağa doğru eğilmesini önler.

    Femur şaftı, ana yük taşıyıcı eksenden hafifçe eğilir ve femur boynu ile kollodiafizyal (coilodiaphysial) açıyı oluşturur.  Bu açı yeni doğanda 150 derece, yetişkinde ise 120 derecedir. Bu bölgede sonlanan kalça kaslarına, bu açılanma iyi bir kaldıraç gücü sağlar. Kalça displazilerinde kollodiafizyal açı değişir (bu açı 125 derecenin üzerindeyse coxa valga, altındaysa coxa vara durumu söz konusudur); bu da, kalçanın taşımak zorunda olduğu yükü arttırır (Şekil 3-74). Kalça displazilerinde, yük taşıma yüzeyindeki küçülmenin bir sonucu olarak, üzerindeki basınç artar. Bu da, epifizlerin erken kapanmasını (kemikleşmesini) kolaylaştırır. Pauwels’e göre (Groh ve Groh, 1975), coxa valgalı bir kişinin yürüyüşü esnasında kalça üzerindeki yük, normal yüklenmenin 10-20 katı büyüklüğündedir. Yani nomalde 18 kgf/cm2 iken, bu bozuklukta 225 kgf/cm2 olur (kgf= kilopond). Bu durum, büyük olasılıkla 20-30 yıl içinde bir kalça artriti gelişimine yol açar. Doksan derecelik kollodiafizyal açıyla görülen bir coxa vara durumunda, yüklenme normale göre 3-4 kat artmıştır (Stouss, Kaiser’e göre, 1976).

    Kalça, diz ve superior ayak bileği eklemindeki eksen-açı ilişkileri, kabaca gösterilmiştir.

    Eklem bölgesindeki pozisyonel değişiklikler, daima eklemin diğer bileşenlerini de etkiler. Genellikle kalça eklemi, diz eklemine göre daha az sıklıkta yaralanır. Kalçada, dizdekinin yaklaşık yarısı kadar sıklıkta dejeneratif değişikliğin görülmesi; ayak, ayak bileği ve diz ekleminin şok absorbe edici etkinliğinden kaynaklanır. Bunlar, kalça ile zemin arasında

yer olarak, kuvvetlerin büyük bölümünü absorbe ederler (Wright,Groher ve Noack’a göre, 1982). Ancak, aşırı yüklenme sonucunda, kalça ekleminde bile aşınma ve hasar belirtileri görülebilir. Bu durum, özellikle yüksek performanslı yarışma sporcularında görülür.

    Yürüyüşte kalça üzerindeki yük, vücut ağırlığının 2,5-5 katı (Hamacher ve Roesler.1972); ayakta durma esnasında ise yük, vücut ağırlığının yaklaşık 4 katıdır (Fürmaier, 1953/54).

    Kalça Eklemine Etki Eden Kaslar Kalçanın Ön yüzündeki (Ventral) Kaslar

    İtiopsoas kası 

    Bu kas özel bir origin bölgesi olan iki ayrı parçadan oluşmuştur. Bunlar psoas majör ve iliacus kaslarıdır.

    Başlangıç: Psoas majör kası, son torakal ve ilk lomber vertebranın transvers çıkıntılarından başlar. İliacus kası ise; iliac kanattan, spino iliaca anterior inferiordan başlar.

    Sonlanış: Trochanter minör (femurda).

    Siniri: Lomber plexus,

    İşlevi: Salınan bacak tarafında bu kas, antefleksiyon (öne bükülme), dışa rotasvon ve addüksiyon yaptırır. Destek bacağında da, yana ve öne doğru gövdeyi eğer.

    Ayrıca iliopsoas kası, pelvisin stabilize edilmesinde önemli rol oynar. Abdominal ve gluteal kasların tersine, kalçanın diğer fleksörleri ile birlikte çalışarak pelvisi öne eğer. Uyluğu öne doğru çeken tipik bir koşu kasıdır. Bu kasın kuvveti ve dayanıklılığı, atılan adımın uzunluk ve uygunluğunu belirler. Örneğin 400 metre koşu (kısa mesafe). Futbolda, şut atarken eşzamanlı olarak çalışan en önemli kaslardan biridir. Jimnastikte de, bacakların düz vertikal pozisyondan öne getirilmesinin (yataya kaldırılmasının) zorunlu olduğu tüm egzersizlerde önemli rol oynar (paralel bordaki “L” duruşu).

    Tensor fasciae latae kası

    Başlangıç; Spina ilioca anterior superior

    Sonlanış: Tibianın lateral kondili ve iliotibial tractus,

Kaynağın tamamını buradan indirebilirsiniz.

Bir İyilik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir