Coca Kalesi: Kastilya Ovasındaki Tuğladan Mudéjar Mücevheri

İspanya’nın orta kesiminde, Segovia’nın kuzeyindeki sakin ve düz Kastilya ovasında, çam ormanlarının arasından, pembe-kırmızı tuğlalarıyla bir mücevher gibi parlayan olağanüstü bir kale yükselir: Coca Kalesi (Castillo de Coca). İspanya’nın taştan yontulmuş sert kalelerinin aksine, Coca neredeyse tümüyle tuğladan yapılmıştır; bu da ona, bir savaş kalesinden çok, ince işlenmiş dev bir süs eşyası görünümü kazandırır. Pek çok uzmana göre Coca, İspanyol Gotik-Mudéjar askerî mimarisinin en görkemli ve en güzel örneğidir.

Coca’yı bu kadar özel kılan, iki farklı dünyanın burada kusursuzca buluşmasıdır. Bir yandan, Gotik mimarinin sağlam, savunmacı yapısını taşır; diğer yandan, Mağribî (Müslüman) ustaların elinden çıkan, geometrik desenlerle, at nalı kemerlerle ve dantel gibi tuğla işçiliğiyle bezeli bir İslam sanatı şahesidir. İşte “Mudéjar” denen bu üslup, Hristiyan ve İslam geleneklerinin İspanya’da yarattığı o eşsiz sentezin adıdır; ve Coca, bu sentezin taşa (daha doğrusu tuğlaya) dökülmüş en güzel hâlidir.

Bu kale, aynı zamanda bir “saray-kale”dir: hem güçlü bir Kastilya soylu ailesinin (Fonseca’ların) görkemli konağı hem de çağının en ileri savunma yapılarından biri olarak tasarlanmıştır. Üstelik bir tepenin üzerine değil, dümdüz bir ovanın kenarına kurulması ve savunmasını devasa bir hendekle sağlaması, onu mimari açıdan bir yenilik yapar.

Bu yazıda sizi Coca Kalesi’nin hem tuğlalarına hem de hikâyesine götüreceğiz: ovadaki konumundan tuğla mücevherinin sırrına; düz arazideki savunma dehasından Fonseca ailesine, kulelerinden ve tarihinden bugünkü orman okuluna kadar. Sonunda kapısını kendiniz çalmak isterseniz diye pratik bilgileri de bırakacağız.

Coca Kalesi genel görünüm

Kastilya ovasındaki tuğla mücevheri

Coca Kalesi, İspanya’nın Kastilya-León bölgesindeki Segovia iline bağlı, küçük Coca kasabasının kıyısında yer alır; Segovia şehrinin yaklaşık kırk beş-elli kilometre kuzeyindedir. Kale, Voltoya Nehri’nin bir kıvrımına bakan, ovanın kenarındaki hafif yüksek bir arazinin üzerine kurulmuştur. Çevresini saran çam ormanları ve düz tarlalar arasında, uzaktan bakıldığında kalenin kırmızımsı silueti, âdeta bir serap gibi belirir.

Coca Kalesi görünüm

Bu kasabanın kökleri çok eskiye uzanır: Coca, antik çağda “Cauca” adıyla bilinen bir Kelt-İber yerleşimiydi ve Roma İmparatoru I. Theodosius’un doğduğu yer olarak da tarihe geçmiştir. Ama kasabayı bugün dünya çapında ünlü yapan, hiç şüphesiz on beşinci yüzyıldan kalma bu görkemli kaledir. Coca Kalesi, İspanya’daki Mudéjar mimarisinin doruk noktası kabul edilir ve o kadar özgün bir yapıdır ki, ölçekli maketleri Avusturya’daki Minimundus minyatür parkında bile sergilenir. Peki bu kaleyi bu kadar benzersiz yapan nedir? Cevap, onun malzemesinde ve ruhunda gizlidir.

Mudéjar: tuğlaya dökülmüş iki dünya

Coca Kalesi’ni ilk gördüğünüzde sizi en çok şaşırtan şey, malzemesidir. Avrupa’nın çoğu ortaçağ kalesi soğuk, gri taştan yapılmışken, Coca neredeyse tümüyle sıcak, pembe-kırmızı tuğladan inşa edilmiştir. Bu, tesadüf değildir; tuğla, Mudéjar mimarisinin en belirgin özelliğidir.

Coca Kalesi tuğla mimarisi

Mudéjar üslubu, Hristiyan krallıkların yönetimi altında yaşamaya devam eden Müslüman (Mağribî) ustaların, kendi İslam sanat geleneklerini Avrupa’nın Gotik mimarisiyle birleştirmesiyle doğdu; on ikinci ile on altıncı yüzyıllar arasında İspanya’da parladı. Tuğlanın esnekliği, bu ustaların taşta yaratması çok zor olan o ince, karmaşık geometrik desenleri, at nalı ve sivri kemerleri, süslü frizleri ve dantel gibi bezemeleri kolayca yaratmasını sağladı. İşte Coca’da bu ustalık zirveye ulaşır: sert, savunmacı bir kale, tuğlanın bu zarafeti sayesinde, adeta işlemeli bir mücevher kutusuna dönüşür. Kalenin duvarlarına ve kulelerine yakından baktığınızda, her bir tuğlanın nasıl bir sanat eseri yaratmak için özenle yerleştirildiğini görürsünüz; bu, savaşın sertliği ile sanatın inceliğinin buluştuğu ender bir andır.

Tepe yok, hendek var: bir savunma dehası

Coca Kalesi’ni mimari açıdan benzersiz kılan bir başka özellik de, konumudur. Çoğu ortaçağ kalesi, düşmanı görmek ve savunmayı kolaylaştırmak için sarp bir tepenin ya da kayanın üzerine kurulur. Oysa Coca, dümdüz bir ovanın kenarına inşa edilmiştir; etrafında onu koruyacak yüksek bir tepe yoktur.

Coca Kalesi hendeği foso

Peki bir kale, düz arazide kendini nasıl savunur? Coca’nın ustaları bu soruna dâhiyane bir çözüm buldu: kaleyi, çevresini tümüyle saran, geniş ve çok derin bir kuru hendekle (foso) korudular. Bu devasa hendek, düşman ordularının ve kuşatma kulelerinin surlara yaklaşmasını neredeyse imkânsız kılıyordu. Bunun yanı sıra kale, iç içe geçmiş iki eş merkezli sur duvarından oluşur; yani bir saldırgan, ilk duvarı aşsa bile, kendini ikinci ve daha güçlü bir duvarın önünde bulurdu. Köşelerdeki çok cepheli (poligonal) kuleler ve yaklaşık iki buçuk metre kalınlığındaki surlar, bu savunmayı tamamlıyordu. Böylece Coca, bir tepenin doğal avantajına sahip olmadan, tümüyle insan zekâsı ve mühendislikle, çağının en güçlü kalelerinden biri hâline geldi. İşte bu deha, onu yaptıran ailenin gücünün ve zenginliğinin de bir göstergesiydi.

Fonseca ailesi ve bir başpiskoposun kalesi

Coca Kalesi’nin ardındaki güç, on beşinci yüzyılın en nüfuzlu Kastilya ailelerinden biri olan Fonseca ailesiydi. Kalenin yapımını başlatan kişi, hem güçlü bir din adamı hem de bir devlet insanı olan Başpiskopos Alonso de Fonseca’ydı (aynı zamanda Sevilla başpiskoposu).

Coca Kalesi görünüm

1453 yılında, Kastilya Kralı II. Juan (John), Başpiskopos Fonseca’ya bu kaleyi inşa etme iznini verdi. Kalenin yapımı, yaklaşık 1453’ten 1493’e kadar, birkaç kralın (II. Juan, IV. Enrique ve Katolik Krallar) saltanatı boyunca sürdü. Kaleyi, Maestre Farax ve Alí Caro gibi, adlarından da anlaşılacağı üzere Mağribî kökenli usta mimarlar tasarladı; yani bu görkemli Hristiyan kalesi, aslında Müslüman ustaların elinden çıktı. Fonseca ailesi için Coca, yalnızca bir savunma yapısı değil, aynı zamanda ailenin zenginliğini, gücünü ve zevkini bütün Kastilya’ya ilan eden görkemli bir konak ve iktidar merkeziydi. Kalenin hem son derece güçlü savunması hem de son derece lüks ve süslü yapısı, işte bu çifte amaca hizmet ediyordu.

Kuleler, saray ve süslemeler

Coca Kalesi’nin içi, en az dışı kadar etkileyicidir; çünkü burası aynı zamanda lüks bir saraydı. Kalenin en görkemli bölümü, “Baş Eğme Kulesi” (Torre del Homenaje) olarak bilinen ana kuledir; bu güçlü kule, hem kalenin en önemli savunma noktası hem de bir gözetleme kulesi ve zaman zaman bir zindan olarak kullanıldı.

Coca Kalesi kuleleri

Kalenin bir başka önemli kulesi ise “Pedro Mata Kulesi”dir; bugün ziyaretçi güzergâhı, bu iki kuleyi de kapsar (ama uyaralım: bu güzergâh, çok sayıda dik ve düzensiz basamak içerir). Kalenin köşelerini süsleyen çok cepheli kuleler ve mazgallı surlar, ona hem heybetli hem de zarif bir görünüm kazandırır.

Coca Kalesi Mudéjar tuğla detayı

İçeride, bir zamanların lüks saray yaşamının izleri görülür: at nalı ve sivri kemerler, renkli Mudéjar çinileri, süslü tuğla frizler ve geometrik desenler her köşeyi bezer. Fonseca ailesinin buradaki yaşamı, kalenin sert dış görünüşünün ardında ne kadar zengin ve rafine bir dünyanın gizlendiğini gösterir. Coca, bu yönüyle bir “askerî yapı”dan çok, savunmayla süslemeyi kusursuzca birleştiren bir sanat eseridir.

Kavgalar, Napolyon ve yeniden doğuş

Coca Kalesi, ilk yıllarında büyük bir askerî çatışmaya sahne olmadı; güçlü savunması, onu zaten caydırıcı kılıyordu. Ama tarih boyunca bazı fırtınalara da tanıklık etti. On altıncı yüzyılda, Kastilya şehirlerinin krala karşı ayaklandığı Comuneros İsyanı (1521) sırasında kale zarar gördü.

Coca Kalesi girişi

Kalenin en büyük yıkımı ise, on dokuzuncu yüzyılın başında, Napolyon’un ordularının İspanya’yı işgal ettiği dönemde (Yarımada Savaşı) yaşandı; Fransız birlikleri kaleye ciddi hasar verdi. Bu olaylardan sonra kale, on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda giderek ihmal edildi ve bakımsız kaldı; hatta bir dönem kaleye sahip olan Alba Dükleri, iç mekânlardaki bazı değerli süslemeleri söküp götürdü. Ama Coca’nın hikâyesi burada bitmedi. 1931’de “Ulusal Anıt” ilan edilen kale, yirminci yüzyılda devlet eliyle kapsamlı bir restorasyondan geçti ve eski görkemine yeniden kavuştu. Böylece bu tuğla mücevheri, yıkımın eşiğinden dönüp bugüne ulaşabildi.

Bugün Coca’da bir gün: kaledeki orman okulu

Coca Kalesi’nin bugünkü hikâyesi, belki de en ilginç yanıdır. Kale, restore edildikten sonra, 1958’den beri son derece sıra dışı bir işlev üstlendi: bir “Orman Okulu”na (Escuela de Capacitación Forestal) ev sahipliği yapıyor. Yani bu ortaçağ kalesinin duvarları arasında, on yıllardır İspanya’nın dört bir yanından gelen orman mühendisliği ve ormancılık öğrencileri eğitim görüyor.

Coca Kalesi manzara

Bu sıra dışı kullanım, aslında kale için büyük bir şanstır; çünkü bu sayede kale hiçbir zaman boş ve kaderine terk edilmiş bir harabe olmadı, sürekli kullanıldı, bakımı yapıldı ve yaşatıldı. Bugün kale, hâlâ Alba Dükleri’nin mülkiyetinde olmakla birlikte, Tarım Bakanlığı’na tahsis edilmiş durumda. Kalenin tarihî bölümleri (özellikle iki ana kule ve avlular), rehberli turlarla ziyarete açık. Ziyaretçiler, hem bu görkemli Mudéjar mimarisini yakından görebilir hem de yaşayan bir eğitim kurumunu barındıran bu eşsiz kaleyi keşfedebilir. Modern bir okul ile ortaçağ bir kalenin bu buluşması, Coca’yı İspanya’nın en özgün kalelerinden biri yapar.

Kapısını çaldığınızda

Coca Kalesi, İspanya’nın orta kesimindeki Kastilya-León bölgesinde, Segovia iline bağlı Coca kasabasında yer alıyor. En kolay ulaşım arabayladır: Segovia’ya yaklaşık kırk beş dakika, başkent Madrid’e ise yaklaşık bir buçuk saat mesafededir. Kaleyi, Segovia ya da Ávila gibi yakın şehirlerdeki gezilerinizle birleştirebilir ya da Madrid’den yapılan bir “kaleler rotası” gezisinin parçası olarak görebilirsiniz.

Birkaç pratik ipucu: Kale, hâlâ bir orman okulu olarak kullanıldığı için yalnızca belirli saatlerde ve genellikle rehberli turlarla gezilebilir; bu yüzden gitmeden önce mutlaka güncel ziyaret saatlerini kasabanın turizm ofisinden ya da resmî kaynaklardan kontrol edin (öğle arası gibi kapalı olduğu saatler olabilir). Kule çıkışları çok sayıda dik ve düzensiz basamak içerdiği için rahat, sağlam ayakkabılar şart; hareket kısıtı olanlar için üst katlar zorlayıcı olabilir. Kalenin en güzel fotoğrafını çekmek için, çevredeki yollardan ya da kasabadan kaleye yaklaşırken durup, tuğla silüetini çam ağaçlarının ve ovanın arasında yakalayın; özellikle gün batımında tuğlalar kızıla döndüğünde manzara büyüleyicidir. Coca kasabası küçük ama şirindir; kaleyi gezdikten sonra kasabada kısa bir yürüyüş de yapabilirsiniz. Güncel bilet, saat ve tur bilgileri için Coca Belediyesi’nin ya da kalenin resmî kaynaklarını kontrol edin.

Konum: Coca, Segovia, Kastilya-León, İspanya · Koordinatlar: 41.2145° K, 4.5240° B · Coca Kalesi’ni Google Haritalar’da aç

Aynı yolda görülecek diğer kaleler

Coca Kalesi’ni gezdiyseniz, İspanya’nın kale zenginliğini keşfetmeye devam edin. Aynı Segovia ilinde, geminin pruvasını andıran silueti ve Disney ilhamıyla ünlü Segovia Alcázar’ı, Coca ile mükemmel bir ikili gezi oluşturur. Coca’yı bu kadar özel yapan Mudéjar sanatının doruğunu görmek isterseniz, aynı geleneğin en görkemli iki örneğine, yani Granada’daki Elhamra Sarayı‘na ve Sevilla’daki Real Alcázar‘a bakın. Aynı seride keşfedilmeyi bekleyen Mallorca’daki yuvarlak Bellver Kalesi ve Aragon’un Romanesk kalesi Loarre da yakında eklenecek; yayımlandıkça bağlantılarını buraya koyacağız.

Coca Kalesi, tuğlaya dökülmüş bir güç ve zarafet hikâyesi. Bir başpiskoposun servetiyle, düz bir ovanın ortasında yükseldi; taşın sertliği yerine tuğlanın inceliğini seçerek, bir savaş kalesini bir sanat eserine dönüştürdü ve iki farklı medeniyetin, İslam ile Hristiyanlığın en güzel buluşmasını duvarlarına işledi. Bir gün çam ağaçlarının arasından bu pembe-kırmızı silueti ilk gördüğünüzde ya da devasa hendeğin kenarında durup tuğla kuleleri seyrettiğinizde, hem insan zekâsının hem de sanatının nasıl olup da bir savunma yapısını bu kadar güzelleştirebildiğine hayran kalacaksınız. Ve büyük ihtimalle, Coca’nın neden “tuğladan bir mücevher” olarak anıldığını bütün benliğinizle anlayacaksınız.

Bir İyilik

Dünyayı daha iyi yapmayan insan insan değildir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir