Dilek Yarımadası Gezilecek Yerler

Kuşadası Dilek Yarımadası Milli Parkı

Güzelçamlı ile çevresinde memnun kalacağınız mekanlar bulabilirsiniz. Zeytin yağlı yemeklerin dışında deniz ürünleri olan Ahtapot, midye, çipura, mercan vb vb ürünlerini bulabilirsiniz. Park kapısı girişinde Çınar balık restoran’ı bulabilirsiniz.

Gezilecek Yerler: Bir çok turistin ziyaret ettiği parkın girişinde sol yanda 40 m uzaklıkta Zeus mağarası bulunuyor. Yarımadanın en önemli kanyonu trekking yapılan Oluk Kanyonu’dur. Parkın en göz alıcı yerleri bitki örtüsünün kıyıya uzandığı yerlerdir. Bölgede önemli yerlerden olan İçmeler plajı girişe 1 km uzaklıkta, Aydınlık plajı 5km, Kavaklı Burnu Plajı girişten 8 km ileride bulunuyor. Kuşadas ile Söke’den saydığım yerlere minbüslerle ulaşmak mümkün.

Dilek Yarımadası Milli Parkı ülkemizin en önemli değerlerinden biri. Milli Parkın yemyeşil yamaçları, hayranlık uyandıran dağları, gizemli kanyonları ve tertemiz koyları var. Doğal ortam, bitki zenginliği fotoğraf tutkunları için sonsuz imkan sunuyor. Aydın il sınırları içinde kalan Dilek Yarımadası Milli Parkı soyu tükenmiş kabul edilen Anadolu parsı ya da leoparının bir zamanlar yaşadığı yer olarak biliniyor. Öte yandan yaşam mücadelesi veren Akdeniz fokları ve deniz kaplumbağaları da yarımadanın ziyaretçilerinden sayılıyor. Kuşadası Söke ilçe sınırları içerisinde yer alan Milli Park 11.000 hektarlık bir alanı kapsıyor. Bunun 5 hektarlık bölümü ziyarete açık, günü birlik kullanım alanı olarak değerlendiriliyor. Tertemiz denize sahip koyları, sakin ve huzurlu bir tatil arayanların, fotoğraf meraklılarının tercih ettiği, yozlaşmamış haliyle ziyaretçileri ağırlıyor.

İsmi üzerinde Milli Park. 07:00-20:00 arası açık. Giriş ücretli. Piknik ateşi yakmak yasak, tüple gelirseniz el konur. Şimdi Milli Parkın anıt ağaçlar arasından temiz denizi eşsiz güzellikteki koylarına uzanıyoruz. İçmeler koyu 1.km’de çocuklar için ideal sığ bir koy. Aydınlık Koyu 5. km’de, Dilek Milli Park Kanyonu ise 6. km.’de yer alıyor. Dikkaya Vadisi suları, dereleri trekking amaçlı kullanılıyor. 3 km yürüyerek yamaca tırmanıyorsunuz. Vadi ibreli, yapraklı ağaç türleri, aromatik bitkiler, çilek, defne, kocayemiş, keçiboynuzu cinsi ağaçlarla kaplı. Milli Parktaki gezimize devam edersek, Kavaklı Burnu 7. km’de, Karasu Koyu ise 11. km ‘de bulunuyor. Kasım Ayında bile deniz mevsimi yaşanan Milli Park’ta yıl boyu ziyaret imkanı bulunuyor. Araçlarıyla beğendikleri koya park ederek, gün boyu denizin ve pikniğin tadını çıkaranlar, parkın girişinde bulunan “Zeus Mağarası”nda gezmeyi unutmuyorlar. İlginç ve doğal bir mekan olan Zeus Mağarası, sık çalı ve ağaçlarla çevrili toprak bir yolla ulaşırken, mağaranın giriş derinliği 10 metreyi buluyor. Mağara içindeki minik göl ise yöre çocuklarının havuz niyetine kullandığı minik bir gölü andırıyor. Geçtiğimiz yıllarda, bir yangın geçirip, yeni yollar açılmasına neden olan Dilek Yarımadası Milli Parkının şimdi de arka yüzünde yer alan Karine’ye gidiyoruz.

İlginç bir coğrafyaya sahip Karine’de deniz dibinden kaynayan yer altı kaynak sularının denize karışmasıyla Ege’nin kraliçesi yani çipuraların yumurta bırakmaya geldiği bölge olarak tanınıyor. Balıkçıların sazlıklarda yapılan ve Hawai’yi andıran kulübeleri sıçrayan çam kozalakları ile yanmış olmasına rağmen palmiyeler sade görünüşlü tembel kayıklarıyla tablo görünümünü koruyor. Karine’ye Pirene yoluyla Söke’den gelirken Prienne yolu ile Doğanbey ile ulaşılıyor. Karine’de yaklaşık 400 metre denize açılıyorsunuz. Deniz hala sığ ve mavinin bütün tonlarını görebiliyor, parlak kumlar üzerinde yorgunluk atabiliyorsunuz. Zakkumlarla çevrili bölgede, sahilden kiralayacakları bir tekneyle Karakol Burnu’nu dönenler Üç Gözlü Güvercin Mağarası’yla karşılaşıyorlar. Mağaranın bir özelliği de her iki yanındaki gözlerinin koylara açılması ve buradan sahile vuran dalgaların çıkardığı akustik nedeniyle içerde oluşan uğultunun bir canavarın nefes alışını andırıyor olması. Yine aynı yörede vahşi at sürüleri, yaban domuzları ve karacalara rastlanma imkanı bulunması. Karayip ve Hawai adalarını anımsatacak güzellikteki bu bölgedeki mağara içine tekneyle girebiliyor ve rahatlıkla manevra yapabiliyorsunuz. İçinde “tahtalı” denilen güvercinlerin yaşadığı tavanı oldukça yüksek mağaranın kayığınızı çekebilecek bir de kumsalı var.

Çevrede gezilecek yerler
Prienne, Milet ve Didim buram buram tarih kokan antik kentler. Karine’ye en yakın antik kent olan Prienne, zamanın en güzel sahil kentlerinden biriymiş. Ne var ki zamanla Büyük Menderes Nehri’nin getirdiği alüvyonların getirdikleri ile içeride kalmış. Buna rağmen basamaklarla çıkılan kalıntılar ve tapınak günümüzde tüm görkemiyle görülebiliyor. Milet ise, iyi durumdaki tiyatrosu, hipodromu ve sular altındaki hamamları ile Ege’de görmeye değer antik kentlerin başında yer alıyor. Üçgenin diğer ucunda yer alan Didim ise Anadolu’nun en eski falcılık merkezi olarak ün yaparken Apollon Tapınağı ver Medusaları en ünlü kalıntılar arasında bulunuyor. Karine yakınlarında görülmesi gereken bir yer daha var. Eski bir Rum köyü olan Doğanbey. Bu köydeki evlerin bir çoğu, edebiyat ve sanat dünyasının ünlü isimleri tarafından restore edilerek yeniden hayata döndürülmüş. Ege’ye boğazlarla bağlı sıcak ve soğuk su yataklarının bulunduğu Karine’de balık yumurtasının bulunacağı ısıya ve bol miktarda planktona sahip olduğundan zengin bir balık yatağı oluşmuş. Kefal, levrek, lüfer ve lida tuz oranı düşük sığ sularda yumurta bırakmaya gelince balık çiftlikleri için yavru balık toplayanların da kazanç kaynağı olmuş. Buralardan toplanıp özel havuzlarda besiye çekilen lida ve çipuralar yıl boyunca balık tezgahlarındaki yerlerini alıyorlar.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir