GUANGZHOU 2007 EKIM 广州市
İlk durak Guangzhou oldu. Hong Kong’a da çok yakın olan bu şehir oldukça gelişmiş. Diğer şehirler de çok moderndi ama bu şehir bana daha temiz, daha düzenli geldi. Belki de her yıl en az 2 defa fuarlara merkezlik yaptığındandır. Kim bilir belki her gün başka fuar vardır bu şehirde. Otele yerleştik ve doğruca sokakları keşfe başladık. Her şeyden önce otelden şehir nasılmış bir bakalım.
GECE-GUNDUZ GUANGZHOU
Otelimiz fuara çok yakin değildi. Aslında bu da çok özel bir şans oldu benim için. Daha çok halkın günlük yaşamını görebileceğimiz bir semtte, mahallî mağazalardan turistlere söylenen o fahiş fiyatlardan uzak alışveriş yapma fırsatım oldu. İlginç meyveler tattık. Fotoğraflardan da göreceğiniz gibi ismini cismini duymadığım şeyler bunlar. Meyveci çocuğun soyduğu meyvenin ismini “Çin greyfurdu” koydum. İçi daha kuru ve daha tatlı greyfurt.
Yolculuk hazırlıkları başlamadan araştırmalarım başladı. Neler yenir, nereler gezilir, nasıl alışveriş yapılır hepsini kısaca öğrendim. Aklımdaki birçok önyargı da silinip gitti. Her Türk gibi (ya da bana benzeyen her vatandaşımız gibi) ilk önce yemek stokumuzu yaptım yolculuktan önce. Daha önce de bir el memleketinde yaşamanın verdiği tecrübe ile ağız tadımı bozmamak için peynir ve ekmeğimi en korumalı bir biçimde bavuluma yerleştirdim. Ne olur ne olmaz diye hazır kekler, çikolatalar ve hatta baklava bile vardı. Bir de çaya bizim gibi düşkün olmadıklarını düşündüğümden çay makinemizi de almıştım. Her gittiğim ülkede kendi toprağımdan bir lezzet arayan biri olarak söylemeliyim ki yeşil çayin bu kadar çok içildiği bir ülkede mis gibi Rize çayımı içmek de başka keyifli oluyormuş.
CANTON CANTON!
Fuardan biraz söz etmek gerekirse, milyonlarca kişi ziyaret ediyor Canton fuarını. Küçük bir dünya olmuş adeta. Bence burayı görmeyen kalmamış. Fotoğraflar size biraz fikir verir. Ha unutmadan sadece bizimle ilgili bölümü 4 günde bitirdik. Artık tüm fuarı ne kadar sürede bitirebiliriz hiç bilmiyorum.
Fuara gitmekten o kadar yorulmuştum ki, Guangzhoudaki gezemediğim nice saklı cennet bile birara umrumda olmamıştı. Bu yoğun tempoda nihayet birara buldum ve uzun zamandır bizi davet eden Mr. Zhou`nun teklifini kabul ettik ve yemege çıktık. Çinlilerde de Türklere benzer bir keyif anlayışı var. Her tepeye bir restoran, her su kenarına bir çay bahçesi kondurmaya öyle alışmışız ki, uzun zaman yasadığım New Jersey ve Newyork`da bu tip yerlerin yokluğunu çekmişliğim vardır. Upuzun bir nehir kıyısında sadece bir kafe olması tuhaf değil mi? Neyse rotamızı tam ters yöne Guangzhou’ya çevirelim. Çinliler de tıpkı bizim gibi hem göz hem de karın doyurma anlayışı var, tabi aradaki tek fark bizim porsiyonlarımızın büyüklüğü. Çaliştığımız fabrika müdürü Mr. Zhou bizi nehir manzaralı güzel bir restorana götürdü. Sonradan öğrendiğim kadarıyla Bin Jiang Palace o bölgede lüks bir restoran olarak biliniyormuş. Feng shui tasarımı ile döşenmiş bu restoranda dağınık masa usulunun yanında birde özel oda sistemi uygulanıyor tıpkı Hidiv Kasrında olduğu gibi. Bizde gecemizi nehir manzaralı özel bir odada sohbet ederek ve Çin yemeği yiyerek süsledik. Her kültürü çok seven ben malesef yemek konusunda o kadar özgür olamıyorum. Değişik tadlar denemek benim için deveye hendek atlatmaktan daha zor. Mr. Zhu bizim icin midye, “Donşin” adlı güzel tadlı bir balık ( bu balığın bir özelliği de denizle nehrin birlestiği yerde yaşarmış ve çok değerli bir balıkmış), karides, haşlanmış marul ve birçok deniz mahsülü ısmarladı. Deniz ürünlerine çok düşkün biri değilim ama hayatımda yediğim en güzel balıktı diyebilirim. Birde şu yengeçleri nasıl bağlamişlar, şu çekik gözlüler bir alem!
Çin`de bir CUMA
Fuardan sonra Cuma namazına gitmeye karar verdık. Camiler çogu zaman tanıdıkları görme ve yeni insanlarla tanişma fırsatı veriyor insana. Huaisheng Camii eski fuara çok yakın ve her milletten insanin cuma günleri vazgeçilmez mekanı.
“Ilim Cinde de olsa gidiniz”
Bu hadis-i şerife ta yuzyıllar öncesinden çok güzel yanıtlar gelmiş, sahabe efendilerimiz hem tebliğ hem de ilim için Çin`e gelmişler. Bunlardan biri Peygamberimizin mübarek amcasi Ebi Vakkas. Fuara çok yakın olan kabrini ziyaret ettik. Allah O`ndan razı olsun! Guanzghou`ya yolu düşenlere şiddetle tavsiye olunur. Hem Çin mimarisi ile bir camii görmüş hem de yüzyıllar öncesindeki tebliğ şuurunu anlamiş olursunuz.
Uzunca bir avludan yürünüp cami kısmına varılıyor. Sonrasında camii avlusu ve tekrar bir avlu çıkıyor karşımıza. Yani çok korunaklı biryerde bulunuyor sahabe efendimizin kabri.
EN ILGINCLER
Çamaşırları mandallamıyorlar, elbise askısı ile asıyorlar,
Reklamın her türlüsü mübah,
Aslında alıştık ama bisiklet sürmek hayatın bir parçası,
Ve yurdum insanını aratmayan örtu-kılıf anlayışı.
