Lori Berd Kalesi: İki Kanyon Arasındaki Ortaçağ Başkenti
Ermenistan’ın kuzeyindeki Lori yaylasında, iki nehrin derin kanyonlarının birleştiği noktada, üçgen bir burnun üzerinde, bir ortaçağ şehrinin kalıntıları duruyor. Burası Lori Berd, yani “Lori Kalesi”. 11. yüzyılda Kiurikyan krallarının başkenti olarak kurulan bu kale-şehir, bir zamanlar surlar, saraylar, kiliseler, hamamlar ve çarşılarla dolu, canlı bir yerdi. Bugün ise surların bir kısmı, kiliselerin kalıntıları ve kanyonun dibindeki ortaçağ köprüsü, bu eski başkentin hikâyesini anlatıyor.
Bir önceki yazıda Haghpat ve Sanahin manastırlarını anlatırken, bu manastırların koruyucusu olan Kiurikyan hanedanından söz etmiştim. Lori Berd, bu hanedanın gücünün merkeziydi. Bu yazıda kalenin tarihini, mimarisini, kanyonlarını ve çevresindeki güzellikleri anlatacağım.
İçindekiler

Genel Bakış
Lori Berd, Lori ilinde, Stepanavan şehrinin yaklaşık 5 kilometre doğusunda bulunuyor. Kale, Dzoraget ve Urut (Miskhana) nehirlerinin oluşturduğu iki derin kanyonun birleştiği noktada, üçgen biçimli bir burnun üzerine kurulmuş. Kanyonların derinliği, bazı noktalarda 50-60 metreyi buluyor; duvarları ise neredeyse dikey bazalt kayalıklardan oluşuyor. Bu doğal konum, kaleyi iki tarafından tamamen korunaklı kılıyor; yalnızca kuzey tarafı, yani düz yaylaya açılan taraf, insan yapımı surlarla kapatılmış.
Kalenin kapladığı alan, yaklaşık 15-20 hektar olarak veriliyor. Bu, onu Ermenistan’ın en büyük ortaçağ kale-şehirlerinden biri yapıyor. Kalenin içinde, saray, kiliseler, hamamlar, konutlar, depolar ve atölyelerin kalıntıları bulunuyor. Kalenin kuzey tarafındaki surlar, kuleleriyle birlikte, bugün de etkileyici bir görünüme sahip.
Lori Berd, yalnızca bir askeri kale değil, aynı zamanda bir şehirdi. Ortaçağda burada binlerce insan yaşıyordu; tüccarlar, zanaatkârlar, din adamları, askerler ve soylular. Kalenin içindeki şehir, Kuzey Ermenistan’ın ticaret yollarının kesişme noktasında, önemli bir ekonomik ve siyasi merkezdi.
Tarihçe
Davit Anhoğin ve kuruluş
Lori Berd, 11. yüzyılın ortalarında, Kiurikyan hanedanının kralı Davit Anhoğin tarafından inşa edildi. “Anhoğin”, Ermenice’de “topraksız” anlamına geliyor; bu lakabın, kralın genç yaşta tahta çıktığında topraklarının büyük kısmını kaybetmiş olmasından ya da hiç toprağı olmayan bir prens olarak hayata başlamasından kaynaklandığı düşünülüyor. Ancak Davit Anhoğin, uzun saltanatı boyunca krallığını güçlendirdi ve topraklarını genişletti. Lori Berd’i başkent olarak seçmesi, onun stratejik vizyonunun bir göstergesi.
Kaynaklarda, Davit Anhoğin’in Lori’yi 1060’larda başkent yaptığı ve kaleyi büyük ölçüde güçlendirdiği belirtiliyor. Bazı araştırmacılar, kalenin yerinde daha önce de bir yerleşim ve savunma yapısı bulunduğunu öne sürüyor. Davit Anhoğin döneminde, Lori Berd, Kiurikyan krallığının siyasi, ekonomik ve kültürel merkezi olarak gelişti.
Neden Lori Berd?
Ermenistan kaleleri serisinin yedinci durağı olan Lori Berd, bir önceki yazıda anlattığım Haghpat ve Sanahin’in tamamlayıcısı. Manastırlar, Kiurikyan krallığının manevi ve kültürel merkezleriyse, Lori Berd onun siyasi ve askeri kalbiydi. Bu iki yeri birlikte ziyaret etmek, ortaçağ Kuzey Ermenistanı’nın bütünlüklü bir resmini görmenizi sağlıyor.
Lori Berd’i diğer Ermeni kalelerinden ayıran özellik, onun bir kale-şehir olması. Amberd, Smbataberd ve Kayan gibi kaleler, öncelikle askeri yapılar ya da soylu ailelerin ikametgâhlarıydı. Lori Berd ise, içinde binlerce insanın yaşadığı, çarşıları, hamamları ve kiliseleriyle tam teşekküllü bir ortaçağ şehriydi. Bu yönüyle, Bakü’deki İçerişehir’e ya da Türkiye’deki Ani’ye benzer bir yapıya sahip; ancak çok daha az ziyaret ediliyor ve çok daha sakin.

Lori adının kökeni
“Lori” adının kökeni konusunda farklı görüşler bulunuyor. Bazı kaynaklar, adın bölgede yaşamış eski bir kabilenin adından geldiğini öne sürüyor. Bazıları ise adın, Ermenice’de bir tür bitki ya da coğrafi özellikle ilişkili olduğunu düşünüyor. Ortaçağda, “Lori” adı hem kaleyi hem de çevresindeki bölgeyi tanımlamak için kullanılıyordu. Bugün de Ermenistan’ın kuzeyindeki bu il, Lori adını taşıyor.
Bir kale-şehir olarak Lori Berd
Ortaçağda kale-şehirler, Kafkasya’nın ve Anadolu’nun karakteristik yerleşim biçimlerinden biriydi. Bu şehirler, doğal olarak korunan bir konuma kurulur ve surlarla çevrilirdi. Şehrin içinde, hem askeri hem de sivil yapılar bir arada bulunurdu. Ani, Kars, Bakü’nün İçerişehir’i, Derbent ve Lori Berd, bu tür kale-şehirlerin örnekleri. Her biri, kendi coğrafyasına ve tarihine göre farklı özellikler taşısa da, ortak bir mantığı paylaşıyor: İnsanların güvenle yaşayabileceği, ticaret yapabileceği ve kültürünü geliştirebileceği korunaklı bir alan yaratmak.
Lori Berd, bu kale-şehirlerin daha küçük ölçekli bir örneği. Ani gibi “bin bir kilise” şehri olmasa da, kendi bölgesinin en önemli merkeziydi. Ziyaretçiler için Lori Berd’in avantajı, onun sakinliği ve doğallığı. Kalenin kalıntıları arasında dolaşırken, başka turistlerle karşılaşmadan, kendi başınıza ortaçağ şehrinin hayalini kurabilirsiniz.
Selçuklu dönemi
11. yüzyılın sonlarında Selçuklu akınları, Kiurikyan krallığını da tehdit etmeye başladı. Davit Anhoğin’in ölümünden sonra, halefleri Selçuklu baskısına karşı direnmekte zorlandı. 1105 civarında, Selçuklu kuvvetleri Lori Berd’i ele geçirdi. Bu fetih, Kiurikyan krallığının fiilen sona ermesine yol açtı. Selçuklular, Lori’yi bir süre yönetti; ancak bölgedeki kontrolleri, Gürcistan Krallığı’nın yükselişiyle birlikte zayıfladı.
1118’de Gürcistan kralı IV. David (Kurucu David), Lori bölgesini Gürcistan’a kattı. Ancak Lori Berd, bir süre daha Selçuklu ya da Selçuklulara bağlı emirlerin kontrolünde kaldı. Kaynaklarda, kalenin farklı dönemlerde Selçuklular ve Gürcüler arasında el değiştirdiği anlatılıyor.
Zakaryan dönemi
12. yüzyılın sonlarında, Gürcistan Kraliçesi Tamar’ın hizmetindeki Zakaryan kardeşler, Lori Berd’i ele geçirdi. Zakaryanlar döneminde, Lori Berd yeniden önemli bir merkez haline geldi. Kalenin surları onarıldı, yeni kiliseler ve yapılar inşa edildi. Bu dönemde Lori, Zakaryan prensliğinin önemli şehirlerinden biri olarak, Haghpat ve Sanahin gibi manastırlarla birlikte, Kuzey Ermenistan’ın kültürel canlanmasının bir parçası oldu.
Moğollar ve sonrası
1238’de Moğol komutanı Çormagan Noyan’ın orduları, Lori Berd’i kuşattı ve ele geçirdi. Kaynaklara göre, Moğollar şehri yağmaladı ve hazinelerine el koydu. Zakaryan prensi Şahinşah, Moğollar yaklaşırken şehirden kaçmıştı. Moğol istilasından sonra, Lori Berd eski önemini yitirdi; ancak bir süre daha bir yerleşim yeri olarak kullanılmaya devam etti.
14. yüzyılın sonlarında Timur’un seferleri, Lori’ye son darbeyi vurdu. Sonraki yüzyıllarda, şehir giderek terk edildi ve küçük bir köye dönüştü. 18. yüzyılda, Lori bölgesi Gürcistan Krallığı’nın kontrolüne geçti; 19. yüzyılın başında ise Rus İmparatorluğu’na katıldı. Kalenin içinde, 20. yüzyıla kadar küçük bir köy yerleşimi varlığını sürdürdü.

Mimari ve Kalıntılar
Surlar
Lori Berd’in en etkileyici kalıntıları, kalenin kuzey tarafındaki surlar. Bu surlar, iki kanyonun arasındaki düz araziyi kapatacak şekilde, doğudan batıya uzanıyor. Surların uzunluğu yaklaşık 200-250 metre. Surlar, büyük bazalt bloklardan, kireç harcıyla örülmüş; kalınlıkları yer yer 3 metreyi buluyor. Surların belirli aralıklarla yarım daire biçimli kulelerle desteklendiği görülüyor. Bu kuleler, surların önünü yandan kontrol etmeyi sağlıyordu.
Surların önünde, savunmayı güçlendirmek için kazılmış bir hendek bulunuyordu. Bu hendeğin izleri, bugün de görülebiliyor. Kalenin ana girişi, surların ortasında, iki kule arasında yer alıyordu. Son yıllarda, surların bazı bölümleri restore edildi.

Ortaçağ Lori’sinde yaşam
Lori Berd’in en parlak döneminde, şehirde nasıl bir hayatın sürdüğünü, kazılardan ve yazılı kaynaklardan yola çıkarak hayal edebiliriz. Şehrin merkezinde, kralın ya da prensin sarayı bulunuyordu. Sarayın çevresinde, soyluların konutları, kiliseler ve kamu yapıları yer alıyordu. Şehrin diğer bölümlerinde ise zanaatkârların atölyeleri, tüccarların dükkânları ve halkın evleri bulunuyordu.
Lori, Kuzey Ermenistan’ı Gürcistan’a ve Karadeniz’e bağlayan ticaret yollarının üzerinde bulunuyordu. Bu konum, şehre canlı bir ticari hayat kazandırdı. Şehrin pazarlarında, yerel tarım ürünleri, hayvancılık ürünleri, el sanatları ve uzak diyarlardan gelen mallar satılıyordu. Kazılarda bulunan Bizans, Selçuklu ve Gürcü sikkeleri, bu ticari bağlantıların kanıtları.
Şehrin su ihtiyacı, kanyonlardaki nehirlerden ve şehrin içindeki kuyulardan karşılanıyordu. Kanyonlara inen gizli geçitler, kuşatma sırasında su temini için hayati önem taşıyordu. Şehrin hamamları, halkın temizlik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılıyordu. Kiliseler ise, dini hayatın merkezleriydi; Lori’de, şehrin büyüklüğüne uygun olarak birden fazla kilise bulunuyordu.
Gürcistan ile ilişkiler
Lori Berd’in tarihi, Gürcistan ile yakından bağlantılı. Kiurikyan krallığı, Gürcistan’ın güney sınırında yer alıyordu ve iki ülke arasında sürekli bir etkileşim vardı. Kiurikyan kralları, zaman zaman Gürcü krallarıyla ittifak kurdu, zaman zaman onlarla rekabet etti. Evlilikler yoluyla iki hanedan arasında akrabalık bağları da kuruldu. 12. yüzyılda Lori’nin Gürcistan Krallığı’na katılması, bu yakın ilişkinin doğal bir sonucuydu.
Gürcistan Krallığı’nın altın çağı, Kral IV. David ve Kraliçe Tamar dönemleri, Lori için de bir canlanma dönemi oldu. Gürcü krallar, bölgedeki Ermeni soylularına geniş özerklik tanıdı ve Ermeni kültürünü destekledi. Zakaryan kardeşlerin Gürcü ordusunda yüksek rütbelere ulaşması, bu iki halk arasındaki işbirliğinin bir örneği. Bu dönemde Lori, Ermeni ve Gürcü kültürlerinin kesiştiği bir merkez oldu.
18. yüzyılda, Lori bölgesi yeniden Gürcistan’ın kontrolüne geçti; Kartli-Kaheti Krallığı’nın bir parçası oldu. 1801’de Gürcistan’ın Rus İmparatorluğu’na katılmasıyla, Lori de Rus yönetimine geçti. 1918’de, Ermenistan ve Gürcistan arasında, Lori bölgesi üzerinde kısa bir savaş yaşandı. Bu savaşın ardından bölge, bir süre “tarafsız bölge” olarak kaldı; ardından Sovyet döneminde Ermenistan’a bağlandı.
Kirakos Gandzaketsi ve tarih kaynakları
Lori Berd’in tarihine dair bilgilerimizin önemli bir kısmı, ortaçağ Ermeni tarihçilerinin eserlerinden geliyor. Bunların en önemlilerinden biri, 13. yüzyılda yaşayan Kirakos Gandzaketsi. Kirakos, Moğol istilasını bizzat yaşamış ve bir süre Moğollar tarafından esir tutulmuştu. Onun “Ermenistan Tarihi” adlı eseri, Moğol istilasının Ermenistan’daki etkilerini, Lori ve diğer şehirlerin düşüşünü ayrıntılı olarak anlatıyor. Kirakos’un eseri, Moğol dönemi Kafkasya tarihi için en değerli kaynaklardan biri.
Bir diğer önemli kaynak, 11. ve 12. yüzyıllarda yaşayan tarihçi Matteos Urhayetsi (Urfalı Mateos). Onun eseri, Selçukluların gelişini ve bölgedeki savaşları anlatıyor. Urfalı Mateos, Türk okuyucuların da ilgisini çekebilecek bir tarihçi; çünkü Urfa’da (Edessa) yaşadı ve Haçlı Seferleri dönemini de kayda geçirdi. Bu kaynaklar, farklı perspektiflerden yazılmış olsalar da, Lori Berd’in tarihini anlamak için vazgeçilmez.
Kalenin içi
Surların arkasında, burnun geniş alanı boyunca, ortaçağ şehrinin kalıntıları uzanıyor. Bu alanda, kazılarla ortaya çıkarılmış saray kalıntıları, hamamlar, konutlar ve kiliseler bulunuyor. Kalenin içinde iki kilise kalıntısı dikkat çekiyor: Bunlardan biri 13. yüzyıla tarihleniyor ve kısmen ayakta. Kiliselerin çevresinde, haçkarlar ve mezar taşları bulunuyor.
Kalenin hamamı, ortaçağ Ermeni hamamlarının ilginç bir örneği. Hamam, kubbeli odalardan oluşuyor ve bir ısıtma sistemine sahip. Hamamın varlığı, Lori Berd’in bir şehir olarak ne kadar gelişmiş bir yaşam standardına sahip olduğunu gösteriyor. Kalenin içinde ayrıca, yer altı geçitlerinin ve su kanallarının kalıntıları bulunuyor. Bu geçitlerin, kuşatma sırasında kanyona inmek ve nehirden su almak için kullanıldığı düşünülüyor.

Arkeolojik kazılar
Lori Berd’de arkeolojik kazılar, 20. yüzyılın ortalarından beri aralıklarla sürüyor. Kazılarda, ortaçağ şehrinin planı, yapıları ve günlük yaşamına dair önemli bilgiler elde edildi. Bulunan eserler arasında seramikler, cam eşyalar, metal aletler, sikkeler ve takılar yer alıyor. Bu buluntular, Lori Berd’in geniş bir ticaret ağına bağlı olduğunu ve zengin bir şehir hayatına sahip olduğunu gösteriyor. Kazılarda ayrıca, kalenin farklı dönemlere ait katmanları ortaya çıkarıldı; bu da şehrin uzun bir süre boyunca kesintisiz olarak iskân edildiğini kanıtlıyor.
Kanyonlar ve Köprü
Dzoraget ve Urut kanyonları
Lori Berd’in doğal savunmasını oluşturan Dzoraget ve Urut kanyonları, bazalt kayalıkların oluşturduğu dramatik manzaralarıyla dikkat çekiyor. Kanyonların duvarları, volkanik lavların soğuması sonucu oluşan sütunlu bazalt yapılara sahip; bu yapılar, Garni’deki “Taşların Senfonisi”ni hatırlatıyor. Kanyonların dibinde, nehirler köpürerek akıyor; kıyılarında söğüt ve kavak ağaçları bulunuyor.

Kanyonların kenarından aşağıya bakmak, Lori Berd ziyaretinin en etkileyici anlarından biri. Kanyonların derinliği ve dikliği, kalenin neden bu noktaya inşa edildiğini çok net bir şekilde anlatıyor. Kanyonların kenarlarında güvenlik korkulukları bulunmuyor; bu nedenle son derece dikkatli olmanız gerekiyor.
Ortaçağ köprüsü
Lori Berd’in en ilginç yapılarından biri, kalenin aşağısında, Urut (Miskhana) Nehri’nin üzerinde bulunan ortaçağ taş köprüsü. Tek kemerli bu köprü, 12. ya da 13. yüzyılda inşa edildiği düşünülüyor ve kaleyi nehrin karşı yakasına bağlıyordu. Köprü, ortaçağ Ermeni köprü mimarisinin güzel bir örneği; bugün de yayalar tarafından kullanılabiliyor. Köprüye ulaşmak için, kalenin içinden kanyona inen bir patikayı takip etmeniz gerekiyor.

Köprünün çevresi, kanyonun dibinde, sakin ve huzurlu bir ortam sunuyor. Nehrin sesi, bazalt kayalıklar ve yeşil bitki örtüsü, buraya inen ziyaretçileri büyülüyor. Köprünün üzerinden kaleye doğru bakarak, Lori Berd’in surlarını ve burnu aşağıdan görmek mümkün.

Bazalt kanyonların jeolojisi
Lori Berd’in çevresindeki kanyonlar, Lori yaylasının volkanik geçmişinin bir ürünü. Milyonlarca yıl önce, bölgedeki volkanlardan akan lav, yaylayı kalın bir bazalt tabakasıyla kapladı. Lav soğurken büzüldü ve karakteristik altıgen sütunlar oluşturdu. Daha sonra Dzoraget ve Urut nehirleri, bu bazalt tabakasını aşındırarak derin kanyonlar oydu. Kanyonların duvarlarında, bu sütunlu yapılar açıkça görülebiliyor.
Bu jeolojik yapı, Lori Berd’in savunması için ideal bir ortam yarattı. Dik bazalt duvarlar, neredeyse tırmanılamaz bir engel oluşturuyordu. İki kanyonun birleştiği noktadaki üçgen burun ise, doğal bir kale gibi işlev görüyordu. Ortaçağ mühendisleri, bu doğal avantajı ustaca kullanarak, yalnızca kuzey tarafını surlarla kapatmakla yetindi.

Kalenin girişi ve kapısı
Lori Berd’in ana kapısı, kuzey surlarının ortasında bulunuyordu. Bu kapı, iki güçlü kule tarafından korunuyordu ve dar bir geçitten oluşuyordu. Kapının önündeki hendek, bir köprüyle geçiliyordu; bu köprünün kaldırılabilir olduğu ve tehlike anında kaldırılarak kapıya erişimin engellendiği düşünülüyor. Bugün kapının kalıntıları ve hendeğin izleri, kalenin savunma sistemini anlamak için ipuçları sunuyor.
Kapıdan geçtikten sonra, şehrin ana caddesi, burnun ucuna doğru uzanıyordu. Bu caddenin iki yanında, şehrin önemli yapıları sıralanıyordu. Kazılar, caddenin taş döşeli olduğunu ve kenarlarında su kanalları bulunduğunu ortaya koydu.
Moğol kuşatması
1238’deki Moğol kuşatması, Lori Berd’in tarihindeki en dramatik olaylardan biri. Moğol komutanı Çormagan Noyan, Kafkasya’yı fethetmek için büyük bir orduyla gelmişti. Moğollar, bölgedeki şehirleri ve kaleleri birer birer ele geçiriyordu. Lori Berd’in hükümdarı, Zakaryan prensi Şahinşah, Moğolların yaklaştığını duyunca, ailesini ve hazinelerinin bir kısmını alarak şehirden kaçtı. Bu kaçış, şehrin savunmasını zayıflattı.
Moğollar Lori Berd’i kuşattığında, şehirde kalan halk ve garnizon bir süre direndi. Ancak Moğol ordusunun gücü ve kuşatma teknikleri karşısında, şehir sonunda düştü. Kaynaklara göre Moğollar, şehri yağmaladı ve halkın bir kısmını öldürdü ya da esir aldı. Ermeni tarihçi Kirakos Gandzaketsi, bu olayları eserlerinde anlatıyor. Moğolların Lori’deki zaferi, Kuzey Ermenistan’ın Moğol hâkimiyetine girmesinde önemli bir adımdı.
Moğol kuşatması, Lori Berd’in doğal savunma avantajlarının bile, büyük ve kararlı bir ordu karşısında yetersiz kalabileceğini gösterdi. Moğollar, kuşatma makineleri, mühendisler ve stratejik sabırla, en güçlü kaleleri bile ele geçirebiliyordu. Lori’nin düşüşü, bu gerçeğin acı bir örneği oldu.
Kalenin kiliseleri
Lori Berd’in içinde, farklı dönemlere ait kiliselerin kalıntıları bulunuyor. Bunlardan en iyi korunmuş olanı, 13. yüzyılda Zakaryan döneminde inşa edilen bir kilise. Bu kilise, tek nefli, sade bir yapıya sahip; ancak duvarlarındaki yazıtlar ve çevresindeki haçkarlar, onun önemli bir dini mekân olduğunu gösteriyor. Kilisenin yakınında, şehrin ileri gelenlerinin gömüldüğü bir mezarlık bulunuyor; mezar taşlarının bazıları, ince işçilikli süslemelere sahip.
Kalenin içinde ayrıca, daha eski bir kilisenin temelleri de bulunuyor. Bu kilisenin, Kiurikyan döneminde, 11. yüzyılda inşa edildiği düşünülüyor. Kiurikyan krallarının sarayının yakınında yer alan bu kilise, muhtemelen kraliyet ailesinin özel kilisesiydi. Bugün yalnızca temelleri görülebilen bu yapı, Lori Berd’in en parlak döneminin sessiz bir tanığı.
Hamamlar
Lori Berd’in hamamları, ortaçağ Ermeni şehir hayatının ilginç bir yönünü yansıtıyor. Kazılarda ortaya çıkarılan hamam kalıntıları, soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden oluşuyor. Hamamın zemininin altında, sıcak havanın dolaştığı kanallar bulunuyor. Su, kanyondaki nehirlerden ya da şehrin kuyularından getiriliyordu. Hamamlar, ortaçağ şehirlerinde yalnızca temizlik için değil, aynı zamanda sosyal buluşma noktaları olarak da önemliydi. Lori’nin hamamları, şehrin gelişmiş kentsel yapısının bir kanıtı.
Kalenin terk edilişi ve son sakinleri
Moğol ve Timur istilalarından sonra, Lori Berd giderek önemini yitirdi; ancak tamamen terk edilmedi. Kalenin içinde, yüzyıllar boyunca küçük bir köy yerleşimi varlığını sürdürdü. Bu köyün sakinleri, kalenin eski yapılarının taşlarını kullanarak evler inşa etti. 18. ve 19. yüzyıllarda, Lori bölgesi Gürcistan ve ardından Rus yönetimi altındayken, kalenin içinde bir köy bulunduğu biliniyor. Bu köy, 20. yüzyılda terk edildi ve sakinleri yakındaki köylere ve Stepanavan’a taşındı.
Bugün Lori Berd’in içinde, bu son köyün de izleri görülebiliyor. Ortaçağ yapılarının kalıntılarıyla daha yeni dönemlere ait ev temelleri, bazen iç içe geçmiş durumda. Bu katmanlar, kalenin bin yıla yakın bir süre boyunca kesintisiz olarak insanlara ev sahipliği yaptığını gösteriyor. Arkeologlar için bu katmanları ayırt etmek, kazıların en zorlu yönlerinden biri.
Kalenin son sakinlerinin torunları, bugün hâlâ çevredeki köylerde yaşıyor. Bazı yaşlı köylüler, büyüklerinden dinledikleri kale hikâyelerini anlatmaktan keyif alıyor. Bu hikâyeler, resmi tarih kitaplarında bulunmayan, yerel hafızanın değerli parçaları.
Köprüye iniş
Lori Berd’in ortaçağ köprüsüne inmek, ziyaretin en macera dolu bölümü. Kalenin içinden kanyona doğru inen patika, bazalt kayalıkların arasından kıvrılarak ilerliyor. Patika yer yer dik ve taşlı; bazı noktalarda kayalara tutunarak inmeniz gerekebiliyor. İniş yaklaşık 15-20 dakika sürüyor; dönüş ise yokuş yukarı olduğu için biraz daha uzun.
Kanyonun dibine ulaştığınızda, bambaşka bir dünyayla karşılaşıyorsunuz. Yukarıdaki yaylanın açık ve rüzgârlı havasının aksine, burada serin, gölgeli ve sessiz bir ortam hâkim. Nehrin sesi, kanyonun duvarlarında yankılanıyor. Köprünün üzerinde durup suya baktığınızda, yüzyıllar önce bu köprüden geçen tüccarları, askerleri ve köylüleri hayal etmek kolay. Köprü, sade ama zarif yapısıyla, ortaçağ ustalarının becerisini yansıtıyor.
Köprünün çevresinde, nehrin kıyısında oturup dinlenmek, piknik yapmak ve kanyonun vahşi güzelliğinin tadını çıkarmak mümkün. Ancak nehrin akıntısı güçlü olabileceğinden, suya girmemenizi öneririm.
Lori Bölgesi
Stepanavan
Lori Berd’e en yakın şehir olan Stepanavan, Lori yaylasının merkezi. Şehir, Dzoraget kanyonunun kenarında kurulmuş; adını, Bolşevik lider Stepan Şaumyan’dan alıyor. Stepanavan, serin iklimi, ormanları ve parklarıyla, yaz aylarında Erivan’ın sıcağından kaçmak isteyenlerin tercih ettiği bir yer. Şehrin yakınındaki Stepanavan Dendroparkı, 1930’larda kurulan bir botanik bahçe; içinde yüzlerce farklı ağaç ve bitki türü bulunuyor.
Hovhannes Tumanyan
Lori bölgesi, Ermeni edebiyatının en sevilen şairi Hovhannes Tumanyan’ın memleketi. Tumanyan, 1869’da Lori’deki Dseğ köyünde doğdu. Şiirleri, masalları ve destanlarıyla, Ermeni edebiyatının klasikleri arasında yer alıyor. Onun en ünlü eserlerinden biri, “Anuş” adlı uzun şiiri; bu şiir, Lori’nin dağlarında geçen trajik bir aşk hikâyesini anlatıyor ve daha sonra opera olarak da sahnelendi. Tumanyan’ın eserlerinde, Lori’nin doğası, köy hayatı ve insanları canlı bir şekilde tasvir ediliyor. Dseğ köyünde, şairin ev-müzesi bulunuyor.
Tumanyan’ın eserlerinde Lori’nin dağları, ormanları, köyleri ve geçmişi sıkça karşımıza çıkıyor. Lori Berd’i ziyaret ederken, şairin bu topraklara duyduğu sevgiyi hatırlamak, deneyime ayrı bir boyut katacaktır.
Lori yaylası
Lori yaylası, Ermenistan’ın en yeşil ve en serin bölgelerinden biri. Yayla, geniş çayırlar, ormanlar ve derin kanyonlarla kaplı. Bölgede hayvancılık ve tarım yaygın; Lori peyniri ve balı, Ermenistan’ın en ünlü ürünleri arasında. Yaylada, Malakanlar (Molokanlar) gibi Rus kökenli dini toplulukların kurduğu köyler de bulunuyor; bu köyler, ahşap evleri ve kendine has kültürleriyle ilgi çekici.
Gezi Rehberi
Nasıl gidilir?
Lori Berd, Erivan’ın yaklaşık 140 kilometre kuzeyinde bulunuyor. Arabayla Erivan’dan Stepanavan’a yaklaşık 2,5-3 saatte ulaşılabiliyor. Stepanavan’dan Lori Berd’e ise taksiyle 10-15 dakikada gidilebiliyor. Toplu taşıma ile Erivan’dan Stepanavan’a minibüsler bulunuyor. Haghpat ve Sanahin’i ziyaret ettikten sonra, Lori Berd’e geçmek de mümkün; iki bölge arasındaki mesafe yaklaşık 50-60 kilometre.
Ziyaret saatleri ve bilet
Lori Berd, açık bir alan olduğu için belirli ziyaret saatleri yok ve giriş ücretsiz. Kalenin içinde ve çevresinde, ziyaretçiler için bilgi panoları bulunuyor. Güvenlik açısından, gündüz saatlerinde ziyaret etmenizi ve kanyon kenarlarında dikkatli olmanızı öneririm.
Bir ziyaret deneyimi
Stepanavan’dan Lori Berd’e giden yol, yaylanın düz ve geniş çayırları arasından ilerliyor. Kaleye yaklaştıkça, önce surların silueti, ardından kanyonların derin yarıkları beliriyor. Kalenin girişinden içeri girdiğinizde, surların gölgesinde, geniş bir alan sizi karşılıyor. Bu alanda dolaşırken, otların arasında yükselen duvar kalıntıları, kilise temelleri ve haçkarlar, ortaçağ şehrinin izlerini taşıyor.
Burnun ucuna doğru yürüdüğünüzde, iki kanyonun birleştiği noktaya ulaşıyorsunuz. Burada, kanyonların derinliğini ve vahşi güzelliğini en iyi şekilde görebiliyorsunuz. Aşağıda, iki nehrin birleştiği noktada, suların köpürerek aktığını görüyorsunuz. Bu nokta, kalenin en dramatik manzarasını sunuyor; ancak kenara fazla yaklaşmamanızı öneririm.
Bir günlük Lori rotası
Lori bölgesini bir günde keşfetmek için şöyle bir rota önerebilirim: Sabah erken Stepanavan’a ulaşın ve önce Lori Berd’i ziyaret edin. Kalenin surlarını ve içindeki kalıntıları gezdikten sonra, kanyona inerek ortaçağ köprüsünü görün. Öğle saatlerinde Stepanavan’a dönün ve Dendropark’ta bir yürüyüş yapın. Öğle yemeğinizi Stepanavan’da yiyin. Öğleden sonra Dseğ köyüne gidip Tumanyan ev-müzesini ziyaret edin; köyün yakınındaki ortaçağ kiliselerini de görebilirsiniz. Akşamüstü, Debed kanyonuna inerek Haghpat ya da Sanahin’de konaklayın ve ertesi gün bu manastırları gezin.
Malakan köyleri
Lori yaylasında dolaşırken, ilginç bir kültürel mozaikle karşılaşabilirsiniz: Malakan (Molokan) köyleri. Malakanlar, 18. yüzyılda Rus Ortodoks Kilisesi’nden ayrılan bir Hristiyan topluluğu. Dini inançları nedeniyle Rus İmparatorluğu’nda zulme uğrayan Malakanlar, 19. yüzyılda Kafkasya’ya sürgün edildi. Lori yaylasında, Fioletovo ve Lermontovo gibi köyler kurdular. Bu köyler, ahşap evleri, mavi boyalı pencere çerçeveleri ve düzenli bahçeleriyle, Ermeni köylerinden belirgin şekilde farklı bir görünüme sahip.
Malakanlar, bugün de geleneksel yaşam tarzlarını sürdürüyor. Sade giyimleri, alkol ve sigara kullanmamaları, toplu ibadetleri ve tarıma dayalı ekonomileriyle, kendine özgü bir topluluk oluşturuyorlar. Ancak son yıllarda, gençlerin göçü nedeniyle nüfusları azalıyor. Malakan köylerini ziyaret etmek, Lori’nin çok kültürlü yapısını tanımak için ilginç bir fırsat. Köylerde, taze süt ürünleri, lahana turşusu ve ev yapımı ekmek satın alabilirsiniz.
Mevsimlere göre Lori Berd
Lori Berd, her mevsimde farklı bir güzelliğe bürünüyor. İlkbaharda, mayıs ayında, kalenin içindeki çayırlar yabani çiçeklerle kaplanıyor; kanyonların yamaçları yeşile bürünüyor. Yaz aylarında, Lori yaylasının serin havası, kale gezisini keyifli kılıyor. Sonbaharda, kanyonlardaki ağaçlar sarı ve kırmızıya bürünüyor; bazalt kayalıklarla birlikte muhteşem bir renk paleti oluşturuyor. Kışın ise kale ve yayla karla kaplanıyor; bu dönemde Lori Berd, sessiz ve masalsı bir görünüm kazanıyor.
Lori’nin kaleleri ve manastırları
Lori bölgesi, Lori Berd’in yanı sıra, pek çok başka kale ve manastıra da ev sahipliği yapıyor. Bunların arasında, Debed kanyonundaki Haghpat, Sanahin ve Akhtala’nın yanı sıra, Lori yaylasındaki Horomayr Manastırı, Odzun Kilisesi ve Kobayr Manastırı sayılabilir. Bölgede ayrıca, farklı dönemlere ait küçük kaleler ve gözetleme kulelerinin kalıntıları da bulunuyor. Bu yapılar, Lori’nin tarih boyunca stratejik bir bölge olduğunu ve sürekli savunma gerektirdiğini gösteriyor.
Lori bölgesini keşfetmek için en az iki-üç gün ayırmanızı öneririm. Bu süre içinde, Lori Berd, Debed kanyonunun manastırları, Malakan köyleri ve bölgenin doğal güzelliklerini rahatça görebilirsiniz. Lori, Ermenistan’ın en az ziyaret edilen ama en ödüllendirici bölgelerinden biri; kalabalıktan uzak, otantik bir deneyim arayan gezginler için ideal.
Lori’den Gürcistan’a
Lori bölgesi, Gürcistan sınırına yakın olduğu için, Ermenistan-Gürcistan gezilerinde önemli bir geçiş noktası. Stepanavan’dan ya da Alaverdi’den, Gürcistan sınırına ve oradan Tiflis’e kolayca ulaşılabiliyor. Bu nedenle, Lori’yi gezinizin başında ya da sonunda, Gürcistan’a geçmeden önce ya da Gürcistan’dan geldikten sonra ziyaret etmek mantıklı bir seçenek. Gürcistan kaleleri serisinde, sınırın öbür yakasındaki tarihi yapıları da ele alacağım.
Sorumlu ziyaret
Lori Berd, büyük ölçüde korumasız bir arkeolojik alan. Kalenin kalıntıları, doğal etkilere ve insan kaynaklı tahribata karşı savunmasız. Ziyaret sırasında, kalıntılara tırmanmamanızı, taşları yerinden oynatmamanızı ve hatıra olarak taş almamanızı rica ederim. Haçkarlar ve mezar taşları, özellikle hassas; bunlara dokunmamaya özen gösterin. Çöplerinizi yanınızda götürün ve kanyonların doğal güzelliğini koruyun. Bu basit kurallar, Lori Berd’in gelecek nesiller için korunmasına katkıda bulunacaktır.
Lori Berd’in çevresindeki çayırlar, yaz aylarında köylülerin hayvanlarını otlattığı alanlar. Kale içinde ya da çevresinde inek ve koyun sürüleriyle karşılaşabilirsiniz; bu, kalenin bugün de yaşayan bir manzaranın parçası olduğunu hatırlatıyor. Hayvanlara ve çobanlara saygılı olun; çobanlar genellikle ziyaretçilere karşı oldukça dostane.
Bu pastoral manzara, kalenin taş duvarlarıyla birleştiğinde, Lori’nin zamansız güzelliğini en iyi şekilde yansıtıyor. Çobanlarla kısa bir sohbet, bölgenin günlük hayatına dair ilginç bilgiler edinmenizi sağlayabilir.
Lori’nin bu sakin ritmi, şehir hayatından uzaklaşmak isteyen herkes için bir ilaç gibi.
Ne kadar zaman ayırmalı?
Lori Berd’in surlarını ve kalenin içindeki kalıntıları gezmek için 1-1,5 saat yeterli. Kanyona inip ortaçağ köprüsünü görmek isterseniz, bir saat daha ekleyin. Stepanavan’daki Dendropark ve Dseğ’deki Tumanyan ev-müzesi için de zaman ayırırsanız, Lori bölgesi için tam bir gün planlayabilirsiniz.
Ne zaman gidilmeli?
Lori yaylası, Ermenistan’ın en serin bölgelerinden biri. Ziyaret için en uygun dönemler, mayıs-haziran ve eylül-ekim. Mayıs ve haziran aylarında, yayla yemyeşil çayırlar ve çiçeklerle kaplı. Yaz aylarında da hava serin ve keyifli. Sonbaharda, ormanlar renkleniyor. Kış aylarında ise yayla karla kaplanıyor ve sıcaklıklar epey düşüyor; bu dönemde kanyona inmek tehlikeli olabilir.
Konaklama ve yemek
Stepanavan’da, otel ve misafirhane seçenekleri bulunuyor. Çevredeki köylerde de aile işletmesi misafirhaneler var. Lori mutfağı, bölgenin zengin süt ürünleri, peynirleri, balı ve dağ otlarıyla öne çıkıyor. Lori peyniri, Ermenistan’ın en ünlü peynirlerinden biri. Misafirhanelerde, taze lavaş, peynir, bal ve ev yapımı reçellerle hazırlanan kahvaltılar, günün güzel bir başlangıcı.
Çocuklarla ziyaret
Lori Berd, çocuklarla ziyaret için ilginç bir yer; ancak kanyonların kenarlarında korkuluk olmadığı için çok dikkatli olmanız gerekiyor. Çocukları sürekli yakınınızda tutun ve kanyon kenarlarına yaklaşmalarına izin vermeyin. Kalenin surları, kuleleri ve kalıntıları, çocukların hayal gücünü harekete geçirecek; bir ortaçağ şehrinin nasıl göründüğünü onlara anlatmak için iyi bir fırsat. Kanyona inen patika, küçük çocuklar için dik ve tehlikeli olabilir; bu bölümü atlamanızı öneririm.
Fotoğraf için ipuçları
Lori Berd’in en etkileyici fotoğrafları, kalenin kuzey surlarının kuleleriyle birlikte göründüğü geniş açılı kareler ve iki kanyonun birleştiği noktadan çekilen manzara kareleri. Ortaçağ köprüsünü, kanyonun dibinden, bazalt duvarlarla birlikte çekmek de çok güzel sonuçlar veriyor. Sabah erken saatlerde, kanyonlarda sis olabiliyor; bu, atmosferik kareler için harika bir fırsat. Sonbaharda, kanyonların renkleri en canlı halinde.
Pratik notlar
- Kanyon kenarlarında korkuluk yok; son derece dikkatli olun, özellikle çocuklarla.
- Kanyona inen patika dik ve kaygan olabilir; sağlam ayakkabılar giyin.
- Kalenin içinde gölge az; yaz aylarında şapka ve su bulundurun.
- Kalenin içindeki kalıntılara tırmanmayın; bazı duvarlar kırılgan.
- Lori’de hava hızla değişebilir; yanınıza yağmurluk alın.
Son bir söz
Lori Berd, bir krallığın başkentinin sessiz kalıntıları. İki kanyonun arasında, doğanın korumasında kurulan bu kale-şehir, bir zamanlar Kuzey Ermenistan’ın en canlı yerlerinden biriydi. Davit Anhoğin’in vizyonu, Selçukluların fethi, Zakaryanların canlanması ve Moğolların yıkımı, bu taşlarda iz bıraktı. Bugün, surlarının gölgesinde, kanyonların kenarında ve ortaçağ köprüsünün üzerinde, bu uzun tarihi hissetmek mümkün. Kuzey Ermenistan’a yolunuz düşerse, Haghpat ve Sanahin’den sonra Lori Berd’e de uğrayın; Kiurikyan krallarının başkentini kendi gözlerinizle görün.
Video
Konum
Koordinatlar: 41.0028° K, 44.4372° D
Google Haritalar’da Lori Berd Kalesi
Aynı Yolda Görülecek Diğer Kaleler
- Kayan Kalesi, Haghpat ve Sanahin – Kiurikyan krallığının manastırları ve onları koruyan kale.
- Amberd Kalesi – Aragats’ın yamacındaki bulutların kalesi.
- Bjni Kalesi – Hrazdan vadisindeki ortaçağ kalesi.
- Dashtadem Kalesi – Aragats’ın batı eteklerindeki kale.
