Mardin
Mardin ili, Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan bir ildir.
Mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Güneydoğunun şiirsel kentlerinden biridir. Mardin farklı dini inanışlar paralelinde, sanatsal açıdan da tarihi değeri olan camiler, türbeler, kiliseler, manastır ve benzeri dini eserler barındırmaktadır. Mardin, İpek Yolu güzergahında olup, ilde beş han ve bir kervansaray mevcuttur.
Mardin “Merdo” dan gelme Süryanice kökenli bir kelimedir. “Kale” anlamına gelmektedir. Burası bölgedeki birçok diğer şehir ve yerleşim gibi Süryaniler’in yoğun olarak yaşayageldiği bir mekan idi. Mardin ve Tur Abdin bölgesinde çok az da olsa Süryaniler yaşamaktadır. Bölgede meşhur birkaç Süryani Manastırı ve Kilisesi vardır: Deyrulzafaran, Mor Gabriel, Selhe’taki Mor Yakub ve Hah’daki Meryemana Kilisesi gibi. Mardin ili (özellikle il merkezi) son yıllarda yoğun bir şekilde betonlaşmanın etkisi altında kalmış, şehir merkezinin bulunduğu tepenin hemen biraz altındaki alan yeni şehir olarak imara açılmıştır. Yeni binalar yapılmış (yapılıyor) olmasına karşın bu betonlaşma tarihi taş binaları da es geçmemiş, maalesef taş binaların üstüne yarım yamalak beton katlar çıkılmasına kadar varmıştır. Düşük bir nüfusa sahip olmasına karşın bu denli yapılaşmasının başlıca nedeni ekonomidir. Eski büyük evlerde bugünkü ekonomik koşullarda ve yeni neslin farklılaşan istekleriyle birlikte yaşamak zordur ve daha birçok sosyo- ekonomik nedeni de vardır bu durumun, ancak tüm bu nedenler şehre verilen zararı yine de haklı çıkarmamaktadır. En başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere resmi ve sivil kuruluşlar bu konuya kısa sürede eğilmezlerse, dünya çapında bir açık hava müzesi olabilecek değerdeki Mardin ili gidip görmeye değer tüm özelliklerini kısa zamanda yitirecektir. Bu nedenle Mardin’in muazzam tarihi güzelliğini korumak ve Mardin’i doğru tanıtmak için valilik ve belediyenin katkıları ile Turizm Enformasyon Bürosu açılmıştır. Mardin’de çeşitli aşiret grupları bulunmaktadır. Bunların belli başlı aşiret grupları olarak Ömerka, İzol, Harp (Sarıdağ), Beyt Rammo, Seydo, Datki vb. aşiret grupları Mardin’de etkilidir.İçlerinden En Köklü Olarak Beyt Rammo ve datki aşireti bilinir.
Mardin, mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Güneydoğunun şiirsel kentlerinden biridir. Mardin’de, farklı dini inanışlar paralelinde, sanatsal açıdan da tarihi değeri olan camiler, türbeler, kiliseler, manastır ve benzeri dini eserler barındırmaktadır. Mardin, İpek Yolu güzergahında olup, 5 han ve kervansaray mevcuttur.
İLÇELER:
Mardin ilinin ilçeleri; Dargeçit, Derik, Kızıltepe, Mazıdağı, Midyat, Nusaybin, Ömerli, Savur ve Yeşilli ‘dir.
Kızıltepe: Kızıltepe Mardin’in güneybatısında yer alır. Artuklu ihtişamını yansıtan Ulu camii, Taşköprü, Tarassut Kulesi Şahkullubey Kümbeti, Harzem Harabeleri günümüze kadar ayakta kalan tarihi hazinelerdir.
Mazıdağı: Sümerler devrinden beri mesken olduğu tahmin edilir. 50 metrelik bir tepenin üstünde bulunan Dermetinan Kalesi, Sultan Şeyhmus, Pir Hattap Türbeleri önemli ziyaret yerleridir. Zambırhan ve Asrihan iki mağaraları Taş Devrinden kalmadır.
Midyat: Mardin’in bu çok önemli ilçesi gümüş işçiliğiyle ünlüdür. El sanatları açısından önemli bir yöre olan ilçe turistik açıdan oldukça çekicidir. İlçenin 18 km. doğusunda bulunan Deyrulumur Manastırı M.S.397 yılında inşa edilmiştir.
Nusaybin: Dünyaya ışık tutacak Medeniyetler tarihine yeni bir sayfa açacak Gınnavas Höyüğü buradadır. Morin Şehir Kalıntısı, Morin Kalesi, Dimitros Kalesi, Mor Ambaham Manastırı, Yeni Kale, Şirvan Kalesi, Mor Yakup Kilisesi ve kilisenin 5-6 metre derinlikte bulunan zemin katta Mor Yakup Mezarı, Mor Evgin Manastırı, Mor Yuhanna Kilisesi, Üzüm suyu kanalı, Selman-i Pak, Şeyh Ali Tepesi, Pir Kemal Türbesi, Arap Kışla, Bağdat Köprüsü, Tak-ı Zaferin önemli tarihi yerlerdir. Zeynel Abidin Camisi, Hz. Muhammed’ in 13. torunlarından olan Zeynel Abidin ve onun kız kardeşi Zeynep’in türbelerinin bulunduğu ilçenin en önemli camisidir.
Ömerli: Asurlar, Persler, Romalılar, Bizanslılar ve Türk İslam Devletlerinin hakimiyetlerinin bıraktığı antik değerler, Ömerliyi zengin kültür merkezi kılmaktadır. Fafah Kalesi, Beşikkaya Harabeleri, Göllü Harabeleri ve merkezde bulunan Kilise Harabeleri görülmeye değerdir.
Yeşilli: Mardin merkezinin kuzeydoğusunda yer alan Yeşilli, doğanın cömertçe oluşturduğu yemyeşil bir vadinin içinde mesire yerleriyle ün salmıştır. Romalılar devrinde yapılmış su kanalları, çeşmeler, bentler ve değirmenler görülmeye değerdir.
Coğrafya
Mardin 889i Km.2 yüzölçümü ile 36 55 – 38 51 Kuzey Enlemleri ve 39 56 – 42 54 Doğu Boylamları arasında yer alır. Diyarbakır,Şanlıurfa Batman, Siirt, Şırnak, ve Suriye İle Sınır Komşusudur Mardin 11 topraklarının % 4.8 ini kaplayan dağlar doğu-batı istikametinde uzanır ve ovadan ortalama 600 metre yükseklikte çok geniş bir kütle oluşturur. Yükselti bazı kesimlerde 1000 metre üzerine çıkar. Dağlar genellikle çıplaktır. Büyük bölümü kalkerli olduğundan çatlaklar ve yarıklar oluşmuştur. Yüzey suları çatlaklardan dibe çekilmekte ve ovalara yakın platolarda yüzeye çıkmaktadır. Killi ve kireçli yapılı topraklarda Mardin, Mazıdağı, Derik, Midyat, Savur ve Nusaybin’in yükseklerinde meşe ağaçlarına rastlanır. Dağların kalkerli kesimleri Hızla aşınarak platolara dönüşmüştür. Bu platolar yer yer yüzeye çıkan lavlarla kaplıdır.
Mardin’de Gümüş Çayı. Çağçağ suyu ve Savur Çayı yanı sıra Seyhan Deresi ve Yeşilli Gülzar Deresi bulunmaktadır. Dicle ve Fırat nehirlerinin kolları il topraklarında koridor oluşturmuştur. Dicle Vadisi ile Kızıltepe, Mardin ve Nusaybin Ovaları mevcuttur.
İklim olarak Akdeniz iklimi ile karasal iklimin ortak özelliklerine sahiptir. Yazları çok sıcak ve kurak, kışları ise yağışlı ve soğuktur.
İklim
Mardin ilinin iklimi üzerinde kuzeydeki yüksek dağlar etkili olmaktadır. Bölgede kış döneminde oluşan yüksek basınç alanı, kış aylarının soğuk geçmesine yol açar. Bir yandan güneydeki çöl ikliminin etkisi altında bulunması, bir yandan kuzeydeki yüksek dağların serin hava kütlelerinin bölgeye girişini engellemesi nedeniyle ilin genelinde yazlar çok sıcak geçerken karasal iklimin tipik özelliği görülür. Ancak Derik, Nusaybin ve Savur ilçelerinde pamuk, fındık ve zeytin gibi ürünlerin yetişmesi mikroklima özelliğinin yörede hüküm sürerken Akdeniz iklimi ile karasal iklimin ortak özelliklerine sahiptir.
Ulaşım
Mardin iline karayolu, demiryolu ve havayolu ile ulaşım sağlanmaktadır.
Tarihçe
Fırat ve Dicle nehirleri arasında Mezopotamya bölgesinde, tarih boyunca pek çok medeniyet yerleşmiştir. Bir dağın tepesinde kurulmuş olan Mardin, Yukarı Mezopotamya’nın en eski şehirlerinden biridir.
M.Ö.4500′ den başlayarak klasik anlamda yerleşim, gören Mardin, Subari, Sümer, Akad, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Bizans, Araplar, Selçuklu, Artuklu, Osmanlı Dönemi’ne ilişkin bir çok yapıyı bünyesinde harmanlayabilmiş önemli bir açık hava müzesidir.
Mardin’in ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmiyorsa da kuruluşu Eski Yakın Doğu tarihine göre Subariler zamanına kadar dayanmaktadır. Alman Arkeologu Baron Marvan Oppenheim’in 1911-1929 yılları arasında yaptığı kazılardan elde edilen sonuçlara göre: Subariler’in Mezopotamya’da (MÖ.4500-3500) yaşadıklarını bu tespite sebep olarak da Sümer ve Babil katları arasında buldukları kiremitleri göstermiştir. Sümer Kralı Lugarzergiz MÖ.2850 yılında Akdeniz’e kadar uzandığı seferinde Mardin’i hükmü altına almıştır. Şehircilik, sulama ve tarım alanında ileri bir seviyeye ulaşan Sümerler, geniş fetihler sonucu güçlerini kaybedince 30 yıl sonra Mardin’i Akadlar’a bırakmışlardır(MÖ.282O). Akadlar, MÖ.2500 yıllarında Sümerler’le anlaşarak Akad-Sümer Devletini kurmuşlardır. Mardin, MÖ.2230Tu yıllarda Elam şehri oldu. Amuri ailesinin altıncı ferdi olan Hammurabi, Sümer topraklarını Babil’in idaresi altına alınca bu kez de Babil Devleti’ni kurmuş, ardından Yukarı Mezopotamya’ya saldırınca Mardin’i de istila ederek topraklarına katmıştır.(MÖ.2200-1925) MÖ.1925 yıllarında Mardin’i işgal eden Hititler, bir yıl sonra şehri terk etmişlerdir. İran dolaylarından gelen Ari Irkından Midiller, Mardin ve çevresini ele geçirmiştir. 500 yıl hüküm süren Midiller bilinmeyen bir sebepten Mısırhlar’a vergiye bağlanmışlar ve bir Midil Prensesini de Mısır Firavunu ile evlendirmişlerdir. MÖ. 1367 yılında Midiller arasında iç savaş çıkınca bu fırsatı bilen Asur Kralı Asurobalit, Mardin ve çevresini topraklarına katmıştır. MÖ. 1190’da Anadolu’dan gelen bazı Ari ırk kavimleri Mardin’i almışlardır. 60 yıl sonra I. Tıplatpalasır; Sincar, Nusaybin ve Mardin’den geçerek 20 bin Maşiki kuvvetinin koruduğu Kemecin’e saldırıp onları yendikten sonra Mardin ve çevresini tekrar ele geçirmiştir.MÖ.1060’da LAsurnasırbal zamanında Hititler birleşerek Gılgamış yakınlarında Asurlular’ı yenmişlerdir. Asurlular’m tekrardan kuvvetlenmeleri üzerine, Mardin Asur hakimiyetine girmiştir. MÖ.800 yılma kadar Asurlular’m elinde kalan Mardin, daha sonra Urartu Krallığı egemenliğine geçmiştir. Urartu Kralı Mimes zamanında Mardin 50 yıl Urartu idaresinde kalmıştır. MÖ.612 yılma kadar Sityaniler, M.Ö.618 yılında ise İran’dan gelen Midiler buraları ele geçirmiştir. MÖ.335 yıllarında Büyük İskender Mısır’ı aldıktan sonra Mezopotamya’ya gelerek İran’a gitmek için Mardin’den geçer. Buraları da istila eden İskender’in MÖ.323 yılının 28 Mayıs’mda Babil’de ölümünden sonra komutanları arasında devlet pay edilir ve Mardin doğu bölümünde kaldığı için Nikanır denilen General Slevkos’un payına düşer(MÖ.311) MÖ.131’de Mardin ve çevresi Urfa Krallığı(Abgarlar) topraklarına katıldı. MS.249’da Roma hükümdarı Filibos saltanatının 5.yılında bir isyan başlatıp IX.Abgar’ı memleketten kovmuştur. Şehrin Valiliğine de Hapsioğlu Uralyonos tayin edilmiştir. Bu arada Mardin’de Urfa’ya bağlı olduğu için Roma egemenliğine girmiştir. MS.250 yılında Dakiyos, Pers ülkesini zaptedmiştir. Bu sırada tahribat gören Nusaybin’i de onarmıştır. Mardin’de Bizanslar 640 yılında Hz.Omer’in kumandanlarından İlyas Bin Ganem’in işgaline kadar varlıklarını devam ettirmişlerdir. Mardin ve çevresi, 692’de Emeviler’in, 824’te Halife Memnun zamanında Abbasiler’in hakimiyetine girmiştir. Bu dönemde İslamiyet hızla yayılmıştır. 885-978 yılları arasında buralarda hüküm süren Hamdaniler’in kaleyi kesin olarak zaptedişleri 895 yılma rastlar.
Doğal olan kalenin bazı yerlerine surlar yaptırarak bazı yerlerini de onararak günümüze kadar dimdik kalmasını sağladılar. 990 yılında ancak Musul’da tutunabilen Hamdaniler’in topraklarını birer birer ele geçiren Mervaniler, Mardin’i de zapt ederler.Mardin ve çevresinde çarşılar, camiler yaparak onarımlarla İpek yolu üzerinde bulunan bu önemli şehri ticari açıdan canlandırırlar. Mervaniler Devleti, Nusaybin’de 1089’da Selçuklular’a yenilerek onların hakimiyeti altına girer. Artuklular’dan İl Gazi Bey Mardin’i 1105’te ele geçirerek devletin başkenti yapar. Bu devletin 304 yıllık egemenliği sürecinde çok sayıda tarihi camii, medrese, hamam ve kervansaray yapılmış, birçok cami, medrese ve manastır onarılmıştır.Timur, Artuklular döneminde 1393’te Mardin Kalesini kuşatıp işgal etmeye çalışsa da başarılı olamaz.16.yüzyılın başında Akkoyunlular’ı egemenliğine alan Şah İsmail güçlü bir Şii devleti kurmayı başarır. Bu dönemde Anadolu’ya girip Şiiliği kabul etmeyenleri zalimce öldürmekten geri kalmaz. Bu durumu gören Mardin hakimi, şehri zulme ve yağmalamaya karşı, halkı korumak için kalenin anahtarını kan dökmeden Şah İsmail’e teslim eder.Mardin kesin olarak Osmanlıların eline geçmesi Mısır seferini düzenleyen Yavuz Sultan Selim zamanındadır. (1517) 1923 yılında Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte Mardin İl Statüsüne kavuşmuştur.
Gezilecek Yerler
Dünya Miras Listesinde yer alan, Mezopotamya’yı seyreden tarihi kent;Mardin…
Mardin kitaplara sığmayacak kadar derin kültüre sahip bir ilimiz, konunun MÖ.8000 yıllarına dayanan tarihi yönü bir tarafa Urfa-Viranşehir yoluyla gelip de Kızıltepe kavşağından dönerek yükselmeye başlayınca karşınıza bir tablo gibi çıkan çarpıcı özellikteki kent, kiremitsiz evleri, basamaklı, daracık gizemli sokaklarla birbirlerinin havasını, ışığını kesmeyecek şekilde sırt sırta binerek kaleye doğru tırmanıyor.
Özellikle akşam güneşinde ışığı arkanıza alıp da, eski Mardin kentinin karşısına geçip adeta bakıştığınızda, kent sizi, siz kenti seyrediyorsunuz! Cephesi size dönük tamamını bir defada görebildiğiniz ender yerleşimlerden biri olan kent aslında uçsuz bucaksız uzanan Mezopotamya’yı seyrediyor, biz araya giriyoruz!. Fakat bu seyir ne bir saate, ne bir güne, ne de daha fazlasına sığacak gibi değil. Günün değişik zamanlarında, mevsimsel ışık efektlerinin sihiri ile her saat başka görünen Mardin de akşam güneşinin kızarttığı gökyüzü ve evlere yansıyan sarartısı içinde ilk dikkati çeken görkemli kale eteğinde omuz omuza vermiş motiflerle süslü kesme taş evlerin dayanışması arasında sivrilen minareler, kiliseler, farklı mimari yapı tarzı oluyor.
Apartman dokusu hakimiyetindeki illerden gelenler için bu görüntü ilk kez Mardin’i görenlerde değişik duygular yaratıyor. Araç giremeyen, çöp toplama dahil taşımacılığın at, eşek, katırlar ile yapıldığı basamaklı sokaklarda yürürken, kemerler altından geçilen dehlizler ilk kez gelen ziyaretçileri hayretler içinde bırakabiliyor! Kapı üstü süsleri, kapı tokmakları, pencereler gibi detaylara dalarsanız kent gezisi içinden kolay kolay çıkabilmeniz hiç mümkün olmuyor ! Yine de Mardin’e gitmeden önce bu ili tanıtan kitaplar okumalı, açıkçası tarihini, coğrafyasını, kültürünü çalışıp gitme ihtiyacı duyuluyor.
Mardin doğal konumu bakımından olduğu kadar ticari ve kültürel ilişkilerin kavşak noktasında bulunması nedeniyle Karadeniz’den Kafkasya’ya, Basra Körfezinden Doğu Akdeniz’e uzanan yolların bağlantı noktası olmuş .Güneyde alabildiğince uzanan Mezopotamya Ovası ve Diyarbakır düzlüğü arasındaki tek geçit olan Mardin Eşiği üzerinde bulunması Mardin’i tarih boyunca vazgeçilmez kılmış. Deniz seviyesinden 1100 m yükseklikteki çevreye hakim konumuyla ele geçirilmesi son derece zor olan kentin doğası Midyat, Hasankeyf, Cizre gibi merkezlerdeki dinsel anıtlarıyla da merak uyandıran gözle görünür bir çekim gücü yaratıyor.
Kentteki Kültürel Miras
Han, külliye, medrese, cami, kilise, manastır, kent müzesi ve tarihi çarşısı ile bir çok gezilip görülecek yere sahip olan Mardin de yöreye has “Telkari sanatı” ünlenmiş bir sanat dalı olarak ilgi çekiyor. Eritilen altın, gümüş gibi madenlerin tel halinde çekilip işlenmesi ile ortaya çıkarılan kullanım eşyaları, bölgeden alınabilecek hediyelik eşyaların başında geliyor. Ayrıca araç giremeyen bir çok sokakta taşımacılığın binek hayvanları ile yapılıyor olması semercilik, nalbantçılık gibi mesleklerin de hala devam edebiliyor olmasına imkan vermiş. Günümüzde semerler yöreyi ziyaret edenler tarafından da dekoratif amaçla kullanılmak üzere satın alınıyor.
Mardin gezisinden artan zamanda mutlaka gezilmesi gereken Hasankeyf, Midyat Cizre gibi tarihi değerlere sahip eşi benzeri olmayan özelliklere sahip yerler, gezi severlerin büyük beğenisini kazanıyor. Tarihi platformlar aynı zamanda filmciler, foto safari meraklıları içinde bulunmaz imkanlar sunuyor. Turistlere alışık olan yöre halkı ise hoşgörülü ve yardımsever olup arzu edenlere rehberlik hizmeti veriyorlar.
Mardin Evleri
Anadolu Türk mimarisinin en özgün örnekleri olarak kabul edilen, bulunduğu topografya ve iklim koşulları ile uyum sağlayan Mardin evleri, Mezopotamya Ovası’nın ucunda yer alması nedeniyle İslam kültür ve mimarisiyle Anadolu Türk kültür ve mimarisi arasında köprü olmuştur. Dik bir yamaç üzerinde düz damlı taş binalar kemer, revak ve taş süslemeleriyle dikkat çekerken, taş oyma sanatı ince detaylarına rastlanıyor. Bazı binaların dış cephelerinde bulunan kitabeler, hat sanatının göze çarpan özellikleri olarak dikkat çekiyor. Çeşitli yapılar birbirlerine daracık sokaklar, merdivenler ya da yöre halkının dilinde “Abbara” denilen üstü tonozlu geçitlerle bağlanırlar. Tüm mimari doku açık renkli kalker taşlarıyla oluşmuş olup beyaz, sarı ve kırmızı tonlarda, ki bu taşlar yer yer dönüşümlü kullanılarak renkli görünümler ortaya çıkması sağlanmış. Çok kalın duvarları olan taş evler yazın çok serin kışında sıcak ortamlar yaratma özelliğine sahip. Tahta üzerine demir kaplamalı sokak kapılarında büyük anahtarlı kilitler halkalı ve stilize horoz figürü taşıyan demir dövme kapı tokmakları geçmişten günümüze gelen asırlık eserlerdir. Tokmaklar Evi, Koçhisarlar Evi, Kurtuluşlar Evi, Zeki Eldem Evi, Abdülkadir Paşa / Koçlar Evi, Vakıf Evi gibi birbirinden ilginç yapılar türünün örnekleri olarak büyük beğeni kazanıyor.
Mardin’de gezilecek yerler
Melikşah Ulu Camii(Cami-i Kebir- Merkez Ulucami Mahallesindedir)
Melik Mahmud Camii(Babu’s sor-Merkez Savurkapı Mahallesindedir)
Abdullatif Camii(Latifiye-Merkez İkinci Cadde Cumhuriyet Çarşısı)
Zeynelabidin Camii (Nusaybin Merkezinde)
Koçhisar Camii (Dunaysır-Kızıltepe Merkezinde)
Kasımiye Medresesi (Merkez)
Zinciriye Medresesi (Merkez)
Şehidiye Medresesi ve Camii (Merkez Şehidiye Mahallesindedir)
Sıtti Radiviyye (Hatuniyye Medresesi) (Merkez)
Selsel Camii(Merkez Teker Mahallesindedir)
Necmettin Gazi Camii(Merkez Necmettin Mahallesindedir)
Kasım Tuğmaner Camii(Erkulu-Merkez 1. Cadde üzerindedir)
Reyhaniye Camii(Şeyh Mahmut-Merkez Hasan Ayyar Çarşısındadır)
Nasrettin Şehit ve Medresesi (Şehidiye-Merkez Şehidiye Mahallesindedir)
Hamidiye Camii(Merkez 1 .Cadde Üçyol altındadır)
Süleymanpaşa Camii(Molla Halil Merkez Şehidiye Mahallesindedir)
Secaattin ve Mehmet Camii(Zerrer-Merkez Yeniyol üzerindedir)
Hamza-i Kebir Camii(Merkez Savur Kapı Mahallesindedir)
Şeyh Abdulaziz Camii(Merkez Cumhuriyet Çarşısının batısındadır)
Melik Eminettin El Emin Camii(Merkez Eminettin Mahallesindedir)
Sıtti Radviyye Camii(Merkez Gül Mahallesindedir)
Şeyh Salih Camii(Sadullah Şar-Merkez Yeniyol üzerindedir)
Mahmut Türki Camii(Halife-Merkez Diyarbakır Mahallesindedir)
Zeyd Camii(Merkez Yenikapı Mahallesindedir)
Sarı Camii(Necmettin veya Maristan)
Şeyh Çabuk Camii(Merkez Çabuk Mahallesindedir)
Nizamettin Begaz Camii(Merkez Diyarbakır Kapı Mahallesindedir)
Kale Camii(Mardin Kalesi içindedir)
Dinari Camii(Pamuk Merkez Kuyumcular Çarşısında)
Ulu Camii(Midyat Merkezinde)
Altunboğa Medresesi(Medrese)
Hüsamiye Medresesi(Merkez)
Savurkapı Medresesi(Merkez)
Melik Mansur Medresesi(Merkez)
Tarihçesi
Geçmişin ünlü İpek Yolu bağlantısı olan kent hakkında bir çok efsane bulunmaktadır. Pers krallarından birisinin hasta olan “Mardin” adlı oğlu, dört mevsimi de birbirinden güzel olan bu kentte sağlığına kavuştuğu için onun adıyla anıldığı söylenir. Bir başkası Süryanice kutsal şehir anlamına gelen bu ismin bir Süryani rahip tarafından kente verildiği ifade edilir. Bir başka söylentiye göre ise kentin adı Sasani komutanlarından Mardius’tan gelmektedir. Ünlü tarihçi Hammer, tarihi kaynaklardan aynen aktardığını öne sürerek bu adın İran hükümdarı Ardeşir’in bölgeye yerleştirdiği savaşçı kavim Mardlar’dan geldiğini söylemektedir. Roma, Bizans, Arap, Hamdaniler, Şeyhoğulları, Mervaniler, Büyük Selçuklular ve onların ardından Artukoğulları uzunca bir süre yöreye egemen olmuşlar. Daha onraları Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Safeviler Mardin’i siyasi sınırları içerisine katmışlardır. 1517 yılında Yavuz Sultan Selim komutanlarından Bıyıklı Mehmet Paşa tarafından Osmanlı toprakları içine alınmıştır.
Dipnot: Dünya mirası kentin tarihi panoramasının korunması gerekçesiyle mimari dokuya uyum sağlamayan ve sonradan inşa edilen yapıların elenip, taş evlere benzer şekilde yaniden yapılması bu mirasın değerini arttıracaktır.
